Depremde 115 Kişiye Mezar Olan Penta Park'ta Ailesini Kaybeden Kişi Adalet Bakanı'na Seslendi
Kahramanmaraş'ta meydana gelen depremde toplam 115 kişiye mezar olan Penta Park davasında müteahhit Özcan Çakmak tahliye edildi.
Penta Park Sitesi'nde eşini ve çocuklarını kaybeden F5Haber Genel Yayın Yönetmeni Sait Bilgin, müteahhidin tahliye edilmesinin ardından Adalet Bakanı'na seslenerek açık mektup yayınladı.
6 Şubat depremlerinde 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi'nin müteahhidi Özcan Çakmak tahliye edildi.
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde bulunan Penta Park Sitesi'nin 1 ve 3. bloklarının 6 Şubat depremlerinde yıkılması sonucu 115 kişi hayatını kaybetmişti. Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tutuklu sanık Mesut Başkır'ın tutukluluğunun devamına, tutuklu sanık Özcan Çakmak'ın ise tahliyesine karar verildi.
Tahliye kararının ardından Penta Park'ta yakınlarını kaybedenlerden tepkiler yükseldi. Eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 tanıdığını kaybeden Sait Bilgin, X hesabından Adalet Bakanı'na seslendi.
"Eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum."
Bilgin'in paylaşımının devamındaki ifadeler ise şu şekilde:
'Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır.
Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur.'
"Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu."
'Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu.
Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır.
Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.'
"Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. "
'Sayın Bakanım...
Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda.
Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu.
Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir.
Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır.
Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir.
Saygılarımla arz ederim.'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın