Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bir Distopya: Önlem Alınmadığı Takdirde Olası İstanbul Depremi Sonrası Hem Bölgede Hem de Tüm Türkiye'de Yaşanacak Felaketler

-
Abone ol

Önlemlerin bir an evvel alınması ve bu senaryoların gerçekleşmemesi dileğiyle...

Van'ın Bahçesaray ilçesinde geçtiğimiz akşam saatlerinde minibüsün üzerine çığ düşmüş, çığ altındaki 2 kişiyi arayan ekiplerin üzerine de çığ düşmesi sonucu toplam 36 kişi yaşamını yitirmişti.

Can kaybının artmasından endişe edilirken, kafalarda hep aynı sorular soruluyor: Kurtarma ekibi çığ konusunda bilinçli değil mi, nasıl oluyor da yeni bir çığın düşeceği tahmin edilemiyor, tek kurtarma yöntemi bu mu? Elbette bu işin uzmanı değiliz ama kurtarma ekibinden çok fazla vatandaşımızı kaybetmemizin acısıyla bu soruların sorulması gerekiyor.

Dün akşam saatlerinde Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bir uçak inişten sonra pistten çıkmış, savrulmanın etkisiyle üçe ayrılan uçaktaki üç vatandaşımız yaşamını yitirmişti.

Kaza bu, tabii ki olur ancak sosyal medyadan takip ettiyseniz görmüşsünüzdür; yaralı, kafa travması bulunan, kan içindeki insanlar ambulanslarla değil, otobüslerle taşındı. Çalışmalar halen sürerken, kaza sonrası bölgeye intikal eden polis ekibinin de kaza yapması olayları gerçekten de bir kaosa dönüştürdü. Aslında basit olarak adlandırılabilecek bir kaza sonrası bu kadar önlemsiz yaklaşmamız normal mi yoksa biz mi fazla abartıyoruz?

24 Ocak'ta Elazığ ve çevre illerde meydana gelen depremde 41 vatandaşımız yaşamını yitirmiş, deprem sonrası Kızılay başkanının paylaşımı tepkilere neden olmuştu.

Alınan deprem vergilerine ne olduğu, bağışların yerine ulaşıp ulaşmadığı hepimizin aklında soru işaretlerine neden oldu. Sonuçta biz deprem bölgesine ulaşması için bir yardımda bulunuyoruz, hem de devletin resmi organına... Bunun ardını kovalamak zorunda kalacaksak neden güvendiğimiz kaynaklar üzerinden yapmayalım ki?

Arama-kurtarma konusundaki sıkıntılar, felaketler sonrası yaşanan olumsuzluklar ve aslında olması gereken şeylerin gerçekleşmemesi olası İstanbul depreminin ardından yaşanabilecekleri ortaya koyuyor sanki...

Uzman görüşlerine göre Türkiye'nin en büyük kenti olan ve jeopolitik açıdan çok önemli bir yere sahip İstanbul'da büyük bir deprem meydana gelecek. Ne zaman olacağını bilemesek de, tüm bu felaketler sonrası gerçekleşenler nedeniyle neler olabileceğini az çok tahmin edebiliriz. 

Bugün sizlere bir distopya sunacağız; olası İstanbul depremi sonrası başımıza gelebilecekleri, yaşanabilecekleri anlatacağız. Umarız bizim söylediğimiz gibi olmaz!

1. Deprem sırasında binlerce bina hasar görecek, yıkılacak, bir kağıt kule gibi üst üste dizilecek ve neredeyse taş taş üzerinde kalmayacak.

1999 yılında meydana gelen Marmara depremini ve bölgede riskli olan alanlardaki binaların durumunu hatırlarsınız; mesela Avcılar'ı... İşte onun tüm İstanbul'a, hatta etkilenen tüm çevre illere yayıldığını düşünün. Evet, taş taş üstünde kalmayacak. Ve tüm bunlara rağmen şu an inşaat sektöründen köşeyi dönen tek bir iş insanı bile ceza almayacak; tıpkı Veli Göçer'de olduğu gibi...

Bu konuda Jeolog Prof. Dr. Cenk Yaltırak'ın söylediklerini buradan okuyabilirsiniz.

2. Yüz binlerce insanın bir kısmı deprem olur olmaz, bir kısmı arama-kurtarma çalışmalarının yetersizliğinden, bir kısmı ise hastaneye yetiştirilirken yaşamını yitirecek.

En az bir depremde enkaz görmüş herkesin duyduğu, duymaktan sinirinin bozulduğu o cümle günlerce kulaklarımızda çınlayacak: "Sesimi duyan var mı?" Enkaz altından cesetler çıkarılacak ancak binlerce insana o enkazlar mezar olacak, çünkü çıkarılmaları için çaba sarf edilemeyecek.

Dolgu alanları üzerine dikilen binalar düşünebiliyor musunuz? Hepsini deniz yutacak... Bu konuda Jeofizik uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu'nun söylediklerini buradan okuyabilirsiniz.

3. Bir şekilde enkazdan sağ çıkmayı başardıysak bile patlamalar ya da yangınlar sırasında bir kısmımız daha öleceğiz.

Marmara depremini hatırlayanlar ekranlarda gördükleri bu görüntüyü asla unutmadılar: Tüpraş yangını tam beş gün sürdü! 

Çok büyük bir çaresizliğin içinde enkazın altından çıkarılmışken patlamalar ve yangınlarla karşılaşacağız ve bir kısmımızı ölüm tam olarak burada bulacak. Sağ kaldığımıza sevinemeyecek hale geleceğiz. Aynı zamanda patlayan su boruları ve içme suyuna karışan kanalizasyon nedeniyle zamanla tek tek birbirimizi kaybedeceğiz.

4. Depremle birlikte telekomünikasyon sistemi tamamen çökecek, kimseye ulaşamayacağımız gibi sevdiklerimizden de asla haber alamayacağız.

Tamamen kaosun hakim olduğu ortama bir de iletişimsizlik eklenecek. İstanbul'da sağ kalanlar hiçbir şekilde iletişim araçlarını kullanamayacağı gibi, İstanbul dışındakiler de sevdiklerine ulaşamayıp sosyal medyadaki ve yaygın medya araçlarındaki görüntülere bakıp paniğe kapılacak. Meydana gelecek infialle birlikte muhtemelen izdiham oluşacak ve insanlar tek bir iletişim kurabilmek için birbirlerinin ölümünü izleyecek.

Elektrik zaten yok, temiz su ise hayal olacak...

Bu konuda Japon deprem uzmanı Prof. Dr. Masanori Hamada'nın söylediklerine buradan ulaşabilirsiniz.

5. Sağ kalıp yaşamlarını sürdürmeye çalışanlar yağma için en yakınlarında neresi varsa oraya gidecek ve canları pahasına karınlarını doyurmak, barınmak ve sevdiklerini kurtarabilmek için talana başlayacak.

Bu şu an için hepimize ahlak dışı görünse de, o gün geldiğinde bunun aslında ne kadar insan refleksi olduğunu anlayacağız. Hayatta kalmak istiyoruz ve birbirimizi öldürmek pahasına her yeri yağmalıyoruz. Düşük bütçeli Amerikan filmi senaryosu gibi gelse de, bu gerçekleşecek ve öyle tüp, yağ kuyruklarına da benzemeyecek.

6. Salgın hastalıklar baş gösterecek, adını yüzyıllar öncesinden unuttuğumuz hastalıkların sebep olduğu belirtiler nedeniyle hastaneye ulaşmaya çalışacağız ancak enkaz haline gelmeyen tüm hastaneler dolu olacak.

Ceset kokuları, devam eden kaos, hayat kurma çabasının yanı sıra bir de salgınlarla mücadele etmek zorunda kalacağız. Muhtemelen en büyük sınavı bu noktada vereceğiz çünkü kalıp yardım etmek ya da kaçıp kurtulmak ikilemiyle başa çıkacağız. Tabii ki şehri karantinaya alacaklar ancak imkanı olan herkes, yani parası olanlar çoktan şehirden ayrılacağı için olan yine bize olacak.

Bu konuda Dr. Tutku Taşkınoğlu'nun söylediklerine buradan ulaşabilirsiniz.

7. Deprem sonrası enkaz ve arama-kurtarma çalışmalarının yanı sıra bölgeye gıda yardımı için harekete geçilecek ancak o yardımlara biz asla ulaşamayacağız.

Eşit dağıtılmayan yardımlar nedeniyle yine insanlar canları pahasına uğraşacak, belki de cinayetlere neden olacak bu yardımların yeterli olmaması... 

Kavgalar, silahlı çatışmalar, birbirlerine giren insanlar... Bunu anlatabilmek çok zor olsa da, insanlar sağ çıktıkları depremin ardından yaşayabilmek için tabii ki her şeyi yapacak.

8. Evsiz, aç binlerce hayvan sokaklarda olacak; öncelikli yardımdan faydalanamayacakları için cesetleri yemeye başlayacaklar ya da kısa sürede ölecekler.

İnsanlar olarak sağ kaldıysak bir şekilde hayatımıza devam etmeyi başarabileceğiz ancak hayvanlar bizim kadar şanslı olmayacaklar.

9. Acil toplanma alanlarının imara açıldığı ve yerlerine alışveriş merkezleri dikildiği iddia edilmişti: Bu güçlü iddialarla birlikte çadır kent kurulacak alan bulunamayacak, şehir en yakın yerleşim birimlerine tahliye edilmeye çalışılacak.

Yıkılmış, harap olmuş bir şehirde elbette yaşamını sürdürmeyi kimse istemez ama zaten şehirden ayrılmaya mecbur kalacağız. Oluşan izdihamı hesaplamamıza gerek var mı?

10. Ekonomi dibe vuracak, sanayi çökecek, üretime uzun süre ara verilecek, büyük ölçekli işsizlik kapımızı çalacak.

Senaryo ne olursa olsun yapısal, sosyolojik ve ekolojik sorunlar ekonomiyi bitirecek. Detaylı araştırma için burayı inceleyebilirsiniz.

11. Sağ kalan sorumluların çok büyük bir kısmı ülkeyi terk edecek, insanları kaderlerine teslim edecek ve belki de bir işgalin başlangıcına imza atacak.

Buradan bakıldığında saçma gibi görünse de, siyasilerin çok büyük bir kısmı sorumluluklarından kaçınarak ülkeyi terk etmeyi tercih edecek. Muhalefeti, iktidarı, haklısı, haksızı fark etmez; kaderimize terk edileceğiz.

12. Ve tüm Türkiye uzun yıllar asla bitmeyecek bir yasla başa çıkmaya çalışacak...

Çünkü sağ kalan her birimiz en az bir yakınını/tanıdığını/akrabasını depremde ya da deprem sonrası oluşan kaosta kaybedecek.

Bitirirken...

2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Japon OYO firması ve Kandilli Rasathanesi iş birliğinde hazırlanan "İstanbul'un Olası Deprem Kayıpları" çalışmasına göre olası İstanbul depreminin doğuracağı sonuçlar şöyle:

  • 2 bin 500 ila 10 bin adet çok ağır hasarlı bina, 13 bin ila 34 bin adet ağır hasarlı bina, 85 bin ila 150 bin adet orta hasarlı bina, 250 bin ila 350 bin adet hafif hasarlı bina 

  • 10 bin ila 30 bin arası can kaybı, 20 bin ila 60 bin arası hastanede tedavi, 50 bin ila 140 bin arası hafif yaralı

  • 530 bin adet acil barınma ihtiyacı olan hane 

  • 400 adet yanıcı patlayıcı ihtiva eden binada hasar 

  • 450 noktada içme suyu hattı hasarı, bin 500 noktada atık su hattı hasarı, 650 noktada doğalgaz alt yapı şebekesi hasarı, 17 bin adet doğalgaz kutusu hasarı 

  • 26 milyar lira yapısal hasar kaynaklı mali kayıp,  80 - 100 milyar lira toplam mali kayıp

Ve bunlar 11 yıl öncesinin rakamları... Bugünü düşünebiliyor musunuz?

Önlemlerin doğru bir şekilde alındığı ve halkın bilinçlendirildiği ortamda tabii ki bunların hiçbiri başımıza gelmeyecek. Başta da söylediğimiz gibi, tek dileğimiz bu senaryoların alınan önlemler neticesinde asla gerçekleşmemesi...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
coldhearted

İnsanoğlu tedbirini almadan her şeyi Allahtan bekler hale geldi. Başına gelen her kötülüğü ondan biliyor ama ne hikmetse tebdir, önlem almayı denemiyor. Allah, kafatasınızın içinde ki et parçasını durduk yere koymuş olamaz değil mi? Aman kime neyi anlatıyorsun ki 'fıtrat' gibi güçlü bir kalıp yerleşmişken zihinlere.

kingofthemountain1132

Yalnız taş üstünde taş kalacak yani o kadar da değil.

chvnbr

O zaman iyi. Korkacak birşey yok. O taşları da kuran kursuna bağışlarsak cennette evimiz hazır. Oleeeeyyy...

birinci-tekil-birey

Asla yaşanmasını istemeyiz fakat yaşanmaması için ne yazık ki yapılanlar çok yetersiz. Elbet idarecilere zenginlere bir şey olmaz. Olan yine halkımıza ve bizlere olacaktır :(

countess-rain

Hakan Arslan yorumu görünce geçin arkadaşlar, prim vermeyelim de Murat ve diğerleri gibi defolup gitsin.

ferrmason

Hakan Arslan denen insan müsveddesi zaten tam bir provokatör.

tolga-aydin12

daha bugün haberi çıktı; TBMM Yardımlaşma Sandığı'nı 11.000.000 TL dolandırmışlar. Şimdi hep beraber Deprem Vergileri, toplanan yardımlar bilmem neler nereye gitti diyoruz? Nereye gittiği belli, memleketin İçişleri Bakanı televizyona çıktı da depremzedeler için kıyafet, katalitik soba, tüp, gıda gönderin dedi. Kızılay ne için kuruldu peki? Şimdi bu yağma düzeninde verdiğim kanın bile satıldığından şüphelendiğim Kızılay isimli kurum; bu yardımları hak sahiplerine ulaştıracak mı, yoksa satıp parasını indiragandi mi yapacak, ben ne bileyim?

Görüş Bildir