Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

1950'lerden Günümüze Hala Popülerliğini Yitirmemiş 15 Buluş

 > -

1. Kara Kutu (1953)

1953 yılında icat edilen kara kutu, uçuş verilerini ve yaşanan olayları kaydetmek için kullanılan çok değerli bir buluştur. Ve yaşanan kazalarda neyin ters gittiğini anlamak adına çok yararlıdır.

2. Renkli Televizyon (1953)

Çalışmalarına 1940'larda başlanılan renkli televizyon ancak 1953 yılında  ilk piyasaya sürülmüştü. ABD'de yapılan en devrimci buluşlardan biri olan renkli televizyonun büyük kitleler tarafından kullanılması ise 1960'ları buluyor.

3. Hazır Yemek (1953)

ABD'de ilk hazır yemek TV Brand Frozen dinner (TV markalı dondurulmuş yemek) adıyla çıktı. Daha sonra Swnanson 1962'de ilk olarak ABD'de bu adı kullanmayı bırakarak kısaca TV Dinner (Televizyon Yemeği) adıyla satışa sundu. Bu terim günümüzde kısmen pişirilmiş, markette satılan ve eve gelince fırın veya mikrodalga fırına konularak ısıtılıp yenen her şeyi kapsar olmuştur ama orijinal olarak sadece alüminyum kaptan yapılmış ve fırında ısıtılarak yenilen donmuş gıdaları kapsar. Günümüzde kaplar genellikle plastikten yapılır ve mikrodalgada pişirilmesi için tasarlanır.

4. Mikrodalga Fırın (1955)

Percy Spencer, radar dalgaları ile deney yaparken cebindeki çikolatanın erimesi ile mikrodalga enerjisinin yiyecekleri ısıtabildiğini keşfetti. 1947'de bu buluşunun patentini almış ve ilk mikrodalga fırını 1,8 metre boyunda ve 340 kg ağırlığında olarak tasarlamıştır. Mikrodalga fırın, 1947'de mutfak eşyaları üreticisi olan Raytheon şirketince "Radarange" adıyla kamuoyuna duyurulmuş olsa da, gerek fiyatının çok yüksek oluşu gerekse büyükçe bir buzdolabı boyutlarında olması nedeniyle ticari olarak pek ilgi görmedi. Evlerde kullanılan ilk mikrodalga fırınlar, 25 Ekim 1955'te Tappan şirketi tarafından satışa çıkarılmıştır.

5. Otomatik Kapılar (1954)

Dee Horton ve Lew Hewitt tarafından icat edilen bu otomatik kapı fikri, iki yönlü açılabilen geniş kapıların rüzgar dolayısıyla insanları riske attığını ve bu sorunu çözmek adına ne yapmaları gerektiğini düşünürken gelmiş. İlk yaptıkları prototip yeterli ilgi görünce otomatik kapıların devamını getiren iki adamın 1960'ta kurdukları şirket hala otomatik kapılar üretmekte.

6. Barkod (1952)

1940'ların sonunda ABD'li Bernard Silver, öğrenim gördüğü Drexel Teknoloji Enstitüsü'ne gelen bir market zinciri sahibinin kasada tüm ürün bilgilerini otomatik kaydedecek bir sistem geliştirilmesini istediğini, ama enstitünün konuyla ilgilenmediğini gördü. Bu fikir Silver'in ilgisini çekti ve arkadaşı Norman Woodland'a bundan söz etti. Konu üzerinde birlikte çalışmaya başladılar. Norman Woodland, Mors kodu ilkesiyle çalışan ve tarayıcıya okutulabilecek bir etiket düşündü. Mors kodundan tek farkı, noktalar yerine inceli kalınlı çizgiler kullanılması olacaktı. Barkodun henüz oluşum aşamasında ortaya atılan bu görüş modern barkod fikrine çok yakındı ama Woodland ve Silver bu durumda çizgileri tarayıcıya okutmanın çok güç olacağı düşüncesiyle fikri daha da geliştirdiler; 1952'de hedef tahtasındakine benzer iç içe geçmiş halkalar şeklinde bir veri kodu için patent başvurusu yaptılar. Böylece tarayıcının barkoda paralel tutulması zorunluluğu ortadan kalkacaktı. Günümüzün lazerli okuyucuları bu sorunu, etiketi aynı anda birkaç yönden birden tarayarak aşar.

7. Kredi Kartı (1950)

Kredi kartı fikri, Diners'in üst düzey yöneticileri tarafından müdavimi oldukları lokantaya veresiye yazdırıp daha sonra topluca ödeme isteklerinden doğmuştur. Bir grup insanın üyelik statüsü gözeterek çıkardıkları kart başta sayılı sonradan çok az insan tarafından kullanılmaya başlanmıştır. New York'taki 14 farklı restoranın adının yazdığı Diners Club Card, açılımıyla istekleri karşılayan bir kart olmuştur. Lokanta Kulüp Kartı olarak çevrilen ve o amaçla kullanılan ilk kredi kartı zamanla gelişerek kredi kartı hizmetini yaratmıştır.

8. Süper Yapıştırıcı (1952)

Süper yapıştırıcı, Harry Wesley Coover Jr. ve ekibinin 1942 yılında 2. Dünya Savaşı için askerlere net görüş sağlayacak plastik nişangah üretimine uygun madde arayışında temas ettiği her şeye yapışan bir formüle rastlamasıyla keşfedilmiştir.  1952 yılında, süper yapıştırıcıların ticari potansiyelini fark eden Eastman Kodak araştırmacıları Harry Coover ve Fred Joyner tarafından yeniden keşfedilmiş ve ticari bir ürün olarak ilk kez 1958 yılında "Eastman #910" (sonrasında "Eastman 910") adıyla satışa sunulmuştur.

Neden Japon yapıştırıcısı diyoruz?

80'li yılların başlarında Türkiye pazarında satılmaya başlanan ilk siyanoakrilat türevi yapıştırıcı Japon Alteco firmasının ürünleri idi. 2 gramlık küçük silindirik plastik tüplerde satılan bu yapıştırıcının üzerinde Japonca yazılar ve Made in Japan ibaresi bulunurdu. Alteco ürünü yapıştırıcı, İstanbul Eminönü Meydanı veya Galata Köprüsü üzeri gibi kalabalık yerlerde gösteri amaçlı uygulaması da yapılarak satılmıştır. Büyük bir olasılıkla bu ad elden satış yapan satıcılar tarafından uydurulmuştur.

9. Şekersiz İçecekler (1952)

Kalori içermeyen içecekler veya sıfır şeker gibi bir çok isimle adlandırlan bu diyet içeceklerin ilk piyasaya sürüldüğü tarih 1952 yılıydı. Diyabet hastaları için ilk defa özel üretilen bu içecek Kirsch isimli bir gazoz markasıydı.

10. Kalp Pili (1950)

Kalp ritmini düzenlemeye yardımcı harici cihazlar bulunmakla birlikte bunlar son derece hantal cihazlardı. Dr Lillehei ve çalışma arkadaşlarıyla işbirliği içinde çalışmaya koyulan Earl bataryayla çalışan ve bir kitap boyutlarından pek de büyük olmayan yeni bir pacing cihazı geliştirdi. Bu kalp bloğu sorununun çözümünde ve diğer kalp hastalıklarının tedavisinde devrim niteliğinde bir atılımdı.

11. Roll-on

Eskiden deodorantlar pamuklu bir çubuk aracılığıyla kullanılıyordu. Uğraştırıcı ve kötü bir görüntüye sebep olan bu yöntem, roll-on piyasaya girmesiyle deodorant kullananlar tarafından ilgiyle karşılanmış bir buluş. 1950'lerden bu yana hala revaçta olan buluşun son yıllarda çıkan kanser yaptığı haberleri sebebiyle kullanılırlığı azalmış vaziyette.

12. Doğum Kontrol Hapları (1957)

Doğum kontrol hapları her ne kadar 60'lı yılarda popülerliğini arttırsa da -çünkü gebeliği önleyici özelliği 60'larda farkedildi- 50'li yıllarda piyasaya sürülen, adet düzeni gibi jinekolojik sorunlar yaşayan kadınlar tarafından kullanılmış bir hap olarak karşımıza çıkıyor.

13. Eşya Koruma Naylonu (1957)

1957 yılında Alfred Fielding ve Marc Chavannes adlı iki mucit üç boyutlu plastik duvar kağıdı oluşturmak girişiminde bulundu. Fikir tamamen başarısız olmasına rağmen elde kalan bu naylon baloncukları bir tesadüf sonucu eşya ambalajı şeklinde kullanabileceklerini keşfetmişler.

14. Barbie Bebekler (1959)

1950'lerin başında Barbara'nın annesi Ruth, kızının ve arkadaşlarının yetişkin kadın bebekleriyle oynamayı normal bebeklerden daha fazla sevdiklerini farketti. O zamana kadar yetişkin bebekler sadece kartondan yapılıyordu. Ruth Handler, gerçeğe çok yakın üç boyutlu bir bebek yapmaya karar verdi. Konuyu oyuncak şirketi Mattel'e ileten Ruth'un teklifi, ciddiye alınmadı. Bunun üzerine Ruth, Almanya'ya gitti ve orada satılan "Lilli" adlı bebeklerden aldı. Ona bir yetişkine benzeyen bir bebek yaptı, hatta giysilerini tasarlaması için profesyonel bir terzi bile tuttu. Bebeği ellerinde gören Mattel yöneticileri daha fazla direnemediler ve Ruth'un kızından ismini alan ilk Barbie bebekleri 1959'da piyasaya çıktı

15. Ultrason Cihazı (1956)

Glascow kentinden Doktor Ian Donald, anne karnındaki bir bebeğin ultrasonografi yöntemiyle incelenebileceğini buldu. Bu yöntem sayesinde, bugün ana rahmindeki bebeğin kaç aylık olduğu ve pozisyonu, varsa kendisini bekleyen tehlikeler ve hatta ikiz ya da üçüz olup olmadığı, hatta cinsiyeti saptanabilmektedir. Ayrıca, ultrasonografi tekniğinden, karaciğer, akciğer ve kalp hastalıklarının tanımlanmasında da yararlanılmaktadır.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
hyemia

Barbara büyüdükten sonra barbie çıkmış ne anlamışım ben bu işten :D

Gizli Kullanıcı

inaniyorum sana bisi anlamamissindir.

hyemia

inanma banaaa lüüütfeeen :((

Gizli Kullanıcı

neden?

hyemia

yada inan yaa :D battı balık yan gider :D

Gizli Kullanıcı

inaniyorum yan gider.

busra-kucuk

13. Eşya Koruma Naylonu (1957) <3

dzvezda

Onlar nasıl Barbie lan?

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBarbieDiyetİstanbulJaponyaKanserKitapKredi Kartıanneduvar kağıdıkadınlarşekerşeker hastalığı
Görüş Bildir