onedio
Tacizle Suçladığı Polis Verem, Kızı Panik Atak Hastası Olunca Vicdan Yaptı: 'Tuzak Kurup İftira Attık'
Antalya'da 3 yıl önce görevdeki 2 polise 'taciz' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçlamasında bulunan H.S.G. dava sürecinde suçlamasını geri aldı ancak polisler meslekten atılarak hapse mahkum edildi. H.S.G., “Duruşmalarda S.P. isimli polisin verem, eşinin de yüzde 70 engelli olduğunu, küçük kızının da panik atak hastalığına yakalandığını öğrendiğimde vicdan azabı çektim ve iftira attığımı söyledim. Ancak dikkate alınmadı' dedi. H.S.G., şimdi suçladığı polisin eşiyle birlikte adaletin yerini bulmasını istiyor.
Nato Genel Sekreteri Stoltenberg: "Nato'nun Türkiye-Yunanistan Anlaşmazlığındaki Rolü Platform Sağlamak"
LONDRA (AA) - NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye ve Yunanistan'ın değerli NATO müttefikleri olduğunu belirterek, ittifakın rolünün iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları giderecek bir platform sunmak olduğunu söyledi.Stoltenberg, düşünce kuruşu Chatham House'un düzenlediği 'NATO 2030 için yeni fikirler' başlıklı etkinlikte öğrenciler ve genç liderlerle video konferans üzerinden bir araya geldi. Sorulması üzerine Türkiye ve Yunanistan arasındaki anlaşmazlığa değinen Stoltenberg, NATO müttefikleri arasında görüş farklılıkları olabildiğini kaydederek, 'Hem Yunanistan hem de Türkiye değerli müttefikler ancak Doğu Akdeniz dahil bazı konularda anlaşamıyorlar.' dedi.NATO'nun rolünün bu farklılıkları ele alacak bir platform sağlamak olduğunu vurgulayan Stoltenberg, bu nedenle, NATO bünyesinde 'çatışmasızlık' dedikleri bir mekanizma kurduklarını hatırlattı. Stoltenberg, böylece Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Yunanistan arasında olası gemi ve uçak kazaları risklerinin azaltıldığını ifade etti.Bu mekanizmanın aynı zamanda Yunanistan ve Türkiye'nin istikşafi görüşmeleri yeniden başlatmalarının önünü açtığını söyleyen Genel Sekreter, 'Evet, endişeler var ama bence NATO'nun yapabileceği en önemli şey, endişeleri dile getirmek değil, olumlu bir yaklaşım ve çözüme giden bir yol bulmak.' dedi.Son haftalar ve aylarda olumlu adımlar gördüklerini ifade eden Stoltenberg, 'Bu da NATO'nun müttefik üyeleri aynı fikirde olmadıkları zamanlarda da örneğin Doğu Akdeniz'de olduğu gibi, oynayacağı önemli bir rolü bulunduğunu kanıtladı.' değerlendirmesini yaptı.
Kktc Cumhurbaşkanı Tatar, İngiltere Dışişleri Bakanı Raab'ı Kabul Etti
LEFKOŞA (AA) - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs meselesindeki pozisyonlarının Türkiye ile tam uyum içinde olduğunu, egemen eşitliğe dayalı ve yan yana yaşayan iki devletin iş birliğini savunduklarını ifade etti.Cumhurbaşkanı Tatar, İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab'ı makamında kabul etti.Görüşme sonrası basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Tatar, Raab ile heyetine ziyaretleri ve Kıbrıs konusuna gösterdikleri ilgi için teşekkür etti.Tatar, İngiltere'nin Kıbrıs'ın garantörü olması ve Ada'yı iyi tanıması sebebiyle önemli bir ülke olduğunu belirterek, İngiltere'nin Brexit sonrası Avrupa Birliği'nden (AB) çıkması dolayısıyla KKTC ile önemli ilişkiler içerisine girebileceğini ifade etti.İngiltere tarafından Kıbrıs'a gösterilen ilginin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Tatar, Kıbrıslı Türklerin var olma mücadelesinde, ekonomik ilişkilerde ve direkt uçuşlar konusunda İngiltere ile geliştirilebilecek fırsatların önemine dikkati çekti. Tatar, 'Raab'ın da ifade ettiği üzere İngiltere de Kıbrıslı Türklere yönelik birtakım çalışmalar ve girişimde bulunmayı istiyor.' dedi.Görüşmede Kıbrıs'ta bulunan İngiliz üslerinin de gündeme geldiğini aktaran Tatar, İngiliz üslerinde Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıs Vakıflar İdaresi'ne ait mülkler olduğuna dikkati çekti. Tatar, son yıllarda İngiltere ile Kıbrıs Rum kesiminin İngiliz üslerindeki düzenlemeler ve özel mülklerle alakalı aldıkları kararlar olduğunu hatırlatarak, o konudaki görüşlerini Raab'a ilettiğini ve İngiltere'nin Kıbrıs Türklerinin bu konuyla ilgili haksızlığa uğramaması amacıyla çalışmalar yapacağını kaydetti.Kovid-19 aşısı talebiKüresel salgın konusunun da görüşüldüğünü ifade eden Tatar, 'Oxford Üniversitesinin piyasaya sürdüğü yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısından bizlere de verilmesi noktasında bir çalışma talep ettim. Kıbrıs Rum kesimine birtakım aşıların verilebileceği haberini biz zaten almıştık. Raab da bunu olumlu şekilde değerlendireceklerini söyledi.' diye konuştu.Tatar, Türkiye'den önemli sayıda aşı beklediklerini ve AB ile temaslarını sürdürdüklerini belirterek, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in gelecek hafta KKTC'ye geleceğini ve ona da Kıbrıs'a ayrılan aşıdan Kıbrıslı Türklerin de payını istediğini söyleyeceğini belirtti.'Pozisyonumuz Türkiye ile tam bir uyum içindedir'Görüşmede gündeme gelen en önemli konunun yakın zamanda Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde düzenlenmesi planlanan, garantör ülkelerin de katılacağı Kıbrıs konulu 5+1 gayriresmi konferansı olduğunu belirten Tatar, İngiltere'nin de bu konuda çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.BM'nin Kıbrıs'taki iki tarafı, garantör ülkelerin de katılımıyla martın ilk haftalarında buluşturmak için çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Tatar, yakın zamanda BM Genel Sekreterinin Kıbrıs için görevlendirdiği özel danışmanı Jane Holl Lute ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun kendisini ziyaret ettiğini hatırlattı.Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti: '(Kıbrıs meselesinde) Bizim pozisyonumuz Türkiye ile tam bir uyum içerisindedir. Egemen eşitliğe dayalı yan yana yaşayan iki devletin iş birliğini savunuyoruz. Biz Kıbrıs'ta müzakere yöntemiyle bir sonuca ulaşılması taraftarı olduğumuzu Raab'a da ilettik. Raab da bölgesel istikrar için Kıbrıs'ta kazan-kazan durumunun ortaya çıkması için Kıbrıs'ta bir anlaşmaya ulaşılırsa herkesin bundan memnun olacağını ifade etti. Kıbrıs'taki meseleleri enine boyuna tartıştık. Kıbrıs'ta çok fırsatların kaçırıldığını, Kıbrıslı Türklere büyük haksızlıklar yapıldığını, 1960'ta İngiltere burayı devrederken bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti'nin iki kurucu ortağından birisinin Kıbrıs Türk halkı olduğunu konuştuk. 1963'ten sonra meselelerin nasıl geliştiğini kendisi de İngiltere hükümeti de çok iyi biliyor.'Tatar, 'Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşma için bizim de egemenliğimizin fevkalade önemli olduğunun vurgusunu yaptık, sebeplerini anlattık. Kıbrıs'ta yan yana yaşayan iki devletin birbirini tanımasıyla ancak istikrarlı bir gelişme olabileceğini ifade ettik.' dedi. Bir tarafın tanınmış, AB ülkesi ve BM'nin saygı duyduğu bir ülke olması, Kıbrıslı Türklerin ise mevcut pozisyonuyla uzun vadede adil ve kalıcı bir çözümün bulunmasının zor olacağını İngiltere heyetine bildirdiklerini kaydeden Tatar, onların da bu konuyu bildiğini ifade etti.Tatar, Raab'ın kendilerini ziyaret etmeleri, dinlemeleri ve İngiltere'nin yapacağı çalışmalarda Kıbrıslı Türklerin de haklılığını görmüş olmasının önemli bir gelişme olduğunu vurguladı. Raab'ın İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un selamını kendisine ilettiğini belirten Tatar, Johnson'un yapacağı çalışmalarda Kıbrıslı Türklerin de önünün açılması için talimat verdiğini ifade ettiğini söyledi. Tatar, İngiltere'de yaşayan en az 300 bin Kıbrıslı Türk, KKTC'de ise 10 bin İngiliz vatandaşı olduğunu, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha iyi seviyelere gelmesinin bu vatandaşların da yararına olacağına vurgu yaptı.'Bizim için önemli olan pozisyonumuzu anlatmaktı'AA muhabirinin sorusu üzerine İngiltere'nin Kıbrıs meselesindeki duruşuyla ilgili değerlendirmede bulunan Tatar, İngiltere'nin garantör ülke olarak Kıbrıs meselesinde taraf olduğunu ve Kıbrıslı Türklere gösterdiği yakınlığın kendilerini mutlu ettiğini belirtti ve şunları kaydetti:'Şu an da yapılan (İngilizler tarafından) bu işin altyapısını oluşturmak için bizlerin de beklentilerinin yerine getirilmesi için bir gayret var, onu gördüm. Bu da beni memnun etmiştir. Bu bakımdan Raab'a teşekkür ediyorum. Kendisi kesin bir şey söyleyemiyor (Kıbrıs meselesinin çözüm modeli konusunda), netice itibarıyla diğer tarafın da meseleleri vardır. Bizim için önemli olan bu fırsatı değerlendirerek, pozisyonumuzu anlatmaktı. Bunu bizim ağzımızdan, samimi duygularımızla duymuş olması onun için de önemlidir.'
Bingöl'de Özel Harekat Destekli Uyuşturucu Operasyonunda Yakalanan Şüpheli Tutuklandı
BİNGÖL (AA) - Bingöl'de özel harekat polislerinin de destek verdiği uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan zanlı tutuklandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu sattığı belirlenen S.G'nin Mirzan Mahallesi'ndeki adresine operasyon düzenledi.Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekiplerinin de destek verdiği operasyonda şüpheli gözaltına aldı.Zanlının adresinde 35,26 gram esrar, 107,96 gram metamfetamin, 3 uyuşturucu kullanım aparatı, ruhsatsız tabanca ve 16 mermi ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Mişri, Geçici Yönetim Adaylığından Çekildi
TRABLUS (AA) - Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde İsviçre'de devam eden Libya Siyasi Diyalog Forumu'ndaki geçici yürütme otoritesinin seçimi sürecinde, Başkanlık Konseyi için koyduğu adaylığını çektiğini duyurdu. Mişri, Aljazeera televizyonuna yaptığı açıklamada, üç üyeli Başkanlık Konseyi adaylığından çekilmesi hakkında, 'Daha büyük bir fikir birliğine varılması için adaylıktan çekilme kararı aldım.' dedi.Öte yandan Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun bir üyesi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mişri'nin, 'Forumdaki 4 kişilik adaylık listelerinin kendisini kabul etmemesinden ötürü adaylıktan çekildiğini' iddia etti.Geçici yönetimin belirlenmesi için yarın son günBM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) öncülüğünde Libya krizine siyasi çözüm için başlatılan Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF), 24 Aralık 2021'de yapılması planlanan seçimlere kadar ülkeyi yönetecek geçici yürütme otoritesini belirlemek için 1-5 Şubat tarihleri arasında İsviçre'de toplanıyor.LSDF'deki 74 forum üyesinden 37'si batı bölgesi (Tripolitanya), 23'ü doğu bölgesi (Sirenayka), 14'ü de güney bölgesini (Fizan) temsil ediyor.Başkanlık Konseyinin üç üyesi ve Başbakan ile birlikte 4 yöneticinin yer alacağı geçici yönetimin seçiminde, Başkanlık Konseyi için 24, Başbakanlık için de 21 aday bulunuyor.Forumun belirlediği aday seçim mekanizmasına göre, üyeler, geçici yönetimin başı sayılan üç üyeli Başkanlık Konseyi ve Başbakanı seçmek için 'liste yönteminin' kullanılacağı 2 turlu oylama yapacak.Bu yönteme göre, adaylar kendi aralarında, Başkanlık Konseyi Başkanı, Başkanlık Konseyi üyeleri ve Başbakan pozisyonu adayını içeren 4 kişilik listeler oluşturacak. Her listenin, LSDF tarafından oylamaya sunulmak için toplam 17 destek alması gerekecek (8 batı, 6 doğu, 3 güney).LSDF'de yapılacak ilk tur oylamasında listelerden birinin, kazanmak için oyların yüzde 60'ını alması gerekiyor. Hiçbiri bu yüzdeyi alamazsa, en yüksek yüzdeyi alan iki liste ikinci turda yarışacak ve yüzde 50+1 oy alan liste kazanacak.
Reklam
İstanbul Beykoz'da Makine Arızası Yapan Tekne Kurtarıldı
İSTANBUL (AA) - Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Beykoz Riva önlerinde makine arızası yapan teknenin, yedeklenerek Poyrazköy Limanı'na çekildiğini bildirdi.Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün Twitter hesabından yapılan paylaşımda, 'Riva önlerinde makine arızası yapan ve içinde 4 kişi bulunan 9 metre boyundaki tekne, yedeklenerek Poyrazköy Limanı'na çekildi.' bilgisi verildi.
ABD İle Fransa'dan Lübnan'a "Acilen Güvenilir Ve Etkin Bir Hükümet Kurma" Çağrısı
WASHINGTON (AA) - Beyrut Limanı'ndaki patlamanın 6. ayında ortak açıklama yapan ABD ile Fransa yönetimleri, patlamanın aydınlatılması ve Lübnan'da bir an önce 'güvenilir ve etkin' bir hükümetin kurulması çağrısında bulundu.ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian, Beyrut Limanı'nda 4 Ağustos 2020'de meydana gelen patlamanın 6. ayında ortak açıklama yayımladı.Açıklamada, ABD ile Fransa'nın Lübnan halkına olan desteğinin aynen sürdüğü ve bundan sonra da süreceği vurgulandı.İki ülkenin, patlamanın sebebine ilişkin soruşturmanın bir an önce tamamlanmasını umduğu ve Lübnan adalet sisteminin bu konuda şeffaf hareket etmesini beklediği kaydedildi.Açıklamada, 'Bu trajik olayın 6. ayı, Lübnan'daki ilgili paydaşların güvenilir ve etkin bir hükümetin kurulmasına ilişkin sözlerini yerine getirmelerinin ve Lübnan halkının taleplerine uygun reformların hayata geçirilmesinin aciliyet ve öneminin altını çizmektedir.' ifadelerine yer verildi.İki bakanın açıklamasında ayrıca ABD ile Fransa'nın Lübnan'a olan desteğinin sürmesinin bu somut adımların atılmasına bağlı olduğu da vurgulandı.Beyrut Limanı'ndaki patlamaBeyrut Limanı'nda 4 Ağustos'ta patlayıcı maddelerin bulunduğu 12 numaralı depoda önce yangın çıkmış, ardından tüm kenti sarsan çok güçlü patlama meydana gelmişti. Patlamada, 158 kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 6 bin kişinin yaralandığı açıklanmıştı.Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, patlamaya 6 yıldır Beyrut Limanı'ndaki bir depoda tutulan 2 bin 750 ton amonyum nitrat maddesinin yol açtığını söylemişti. Bu açıklamanın ardından sosyal medyanın yanı sıra Lübnan ve dünya basınında birçok soru ve ihmal iddiaları gündeme gelmişti.Patlama özelliği olan 2 bin 750 tonluk amonyum nitratın neden 6 yıldır limanda tutulduğu merak konusu olmuştu.
Reklam
Irak Ve Suudi Arabistan'da Kovid-19'Dan Ölümler Arttı
İSTANBUL (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle Irak'ta 12, Suudi Arabistan'da 3 kişi daha hayatını kaybetti.Irak Sağlık ve Çevre Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, ülkede son 24 saatte 1150 kişi Kovid-19'a yakalandı ve toplam vaka sayısı 624 bin 222 oldu.Salgında can kaybı da 12 artışla 13 bin 91'e çıktı. Hastalığı atlatanların sayısı ise 596 bin 959'a ulaştı.Suudi ArabistanSuudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, son bir günde Kovid-19'dan 3 kişinin yaşamını yitirdiğini, 303 kişide virüs tespit edildiğini, 297 kişinin ise iyileştiğini duyurdu.Virüs kaynaklı can kaybının 6 bin 389'a, vaka sayısının 369 bin 248'e yükseldiğini aktaran Bakanlık, iyileşen hasta sayısını 360 bin 697 olarak açıkladı.UmmanUmman Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada ise salgında 185 yeni vaka tespit edildiği, 97 hastanın iyileştiği bildirildi.Vaka sayısının 135 bin 41'e, iyileşenlerin sayısının 127 bin 266'ya yükseldiği ülkede, bugüne kadar virüs kaynaklı can kaybının 1532 olduğu hatırlatıldı.
Türkiye'de 7 Bin 909 Kişinin Kovid-19 Testi Pozitif Çıktı, 113 Kişi Hayatını Kaybetti
ANKARA (AA) - Türkiye'de son 24 saatte 145 bin 67 Kovid-19 testi yapıldı, 7 bin 909 kişinin testi pozitif çıktı, 113 kişi yaşamını yitirdi, ​​​​​​​8 bin 815 kişinin Kovid-19 tedavisinin veya karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 396 bin 199'a ulaştı. Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, 'covid19.saglik.gov.tr' adresinden paylaşıldı.Buna göre, son 24 saatte 145 bin 67 Kovid-19 testi yapıldı, 7 bin 909 kişinin testi pozitif çıktı, 113 kişi hayatını kaybetti. Hasta sayısı 627 olarak açıklandı.Son 24 saatte 8 bin 815 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 396 bin 199'a yükseldi.Test sayısı 30 milyon 206 bin 504'e ulaştı. Vaka sayısı 2 milyon 508 bin 988, vefat sayısı 26 bin 467, ağır hasta sayısı 1501 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 4,9, yatak doluluk oranı yüzde 45,4, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 59,1, ventilatör doluluk oranı yüzde 27,1, ortalama temaslı tespit süresi 6 saat, filyasyon oranı ise yüzde 99,9 olarak kayda geçti.
Bae, Filistin Ve Libya'da Kovid-19'Dan Ölümler Arttı
İSTANBUL (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) 10, Filistin'de 8, Libya'da 5 kişi hayatını kaybederken, Katar'da vaka sayısı arttı.BAE Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, salgında 10 kişi yaşamını yitirdi, 3 bin 249 yeni vaka görüldü, 3 bin 904 hasta ise iyileşti.Böylece toplam can kaybının 888'e, vaka sayısının 316 bin 875'e yükseldiği ülkede, sağlığına kavuşanların sayısı da 293 bin 180 oldu.Filistinİsrail işgali ve ablukası altındaki Filistin topraklarında son 24 saatte Kovid-19 nedeniyle 8 kişi yaşamını yitirdi, 661 yeni vaka tespit edildi ve 419 kişi sağlığına kavuştu.Filistin Sağlık Bakanı Mey Keyle, yaptığı yazılı açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria'da Kovid-19'dan 7 kişinin yaşamını yitirdiğini, 461 yeni vaka tespit edildiğini, abluka altındaki Gazze Şeridi'nde ise salgın nedeniyle 1 kişinin hayatını kaybettiğini 200 kişiye Kovid-19 teşhisi konulduğunu bildirdi.Son rakamlarla birlikte ülkede can kaybı 2 bin 50'ye, vaka sayısı 181 bin 349'a, iyileşen kişi sayısı da 170 bin 349'a ulaştı.Öte yandan Gazze'deki İçişleri Bakanlığı Sözcüsü İyad el-Bezm, yaptığı yazılı açıklamada, Gazze'de Kovid-19 kısıtlamalarının hafifletildiğini duyurdu.Bezm, cuma ve cumartesi günleri kapsamlı, diğer günler kısmi uygulanan karantinanın kaldırıldığını belirtti.Sözcü Bezm ayrıca, cuma ve cumartesi günleri halk pazarlarının kapalı kalacağı bilgisini paylaştı.LibyaLibya Hastalıklarla Mücadele Ulusal Merkezinden yapılan yazılı açıklamaya göre, son 24 saatte Kovid-19 hastası 5 kişi yaşamını yitirdi, 770 yeni vaka tespit edildi, 1100 hasta ise iyileşti.Son verilerle vefat sayısının 1919'a, vaka sayısın da 122 bin 13'e çıktığı ülkede, sağlığına kavuşanların sayısı ise 102 bin 448 oldu.KatarKatar Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, 407 kişinin daha enfekte olduğu, 172 kişinin de sağlığına kavuştuğu belirtildi.Toplam vaka sayısının 152 bin 898'e, iyileşen hasta sayısının da 146 bin 474'e çıktığı kaydedilen açıklamada, salgındaki toplam can kaybının 249 olduğu hatırlatıldı.
Reklam
Bm, Libya'ya Ateşkesin Denetlenmesi İçin Uluslararası Gözlemciler Konuşlandıracak
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) - Birleşmiş Milletler (BM), Libya'ya konuşlandıracağı uluslararası gözlemcilerle ateşkesi denetleyecek.AA muhabirinin diplomatik kaynaklardan edindiği bilgiye göre, BM Güvenlik Konseyi, Libya'da kalıcı ateşkesin sağlanması ve ateşkesin denetlenmesi için ülkeye uluslararası gözlemciler konuşlandırılmasına onay verdi. BM Genel Sekteri Antonio Guterres'in ateşkes denetleme mekanizması önerisini kabul eden Konsey, Guterres'ten hızlı bir şekilde mekanizmayı kurması ve Libya'ya gözlemciler konuşlandırmasını istedi. Guterres, Libya'da kalıcı ateşkesin sağlanmasına yönelik ara raporunda, BM Güvenlik Konseyine ateşkesi denetleyecek bir mekanizma kurulmasını önermişti. 5+5 ortak askeri komitenin Libya'ya BM gözetiminde silahsız ve üniformasız uluslararası gözetmenler konuşlandırılmasını istediği ifade edilen raporda, ateşkesi denetleme mekanizmasında Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Arap Birliğinden gözlemciler olacağı kaydedilmişti. Ateşkesi denetleme mekanizmasının ülkede yeni birleşik bir otorite sağlanana kadar 5+5 ortak askeri komiteye rapor vereceği belirtilen raporda, uluslararası gözlemcilerin Libyalı taraflara ateşkesin sağlanması, yabancı savaşçıların ülkeden geri çekilmesi, mayın ve diğer patlayıcıların kaldırılması konularında destek vereceği ifade edilmişti.
Hindistan'dan Çiftçi Protestolarına Destek Veren Ünlülere "Sorumsuzca" Tepkisi
ANKARA (AA) - Hindistan Dışişleri Bakanlığı, ülkede gerçekleştirilen çiftçi eylemlerine destek veren dünyaca ünlü isimleri eleştirerek, sansasyonel sosyal medya etiketleri ve yorumlarının cazibesinin özellikle de ünlüler tarafından kullanılmasının sorumsuzca olduğu değerlendirmesinde bulundu.Bakanlık, yeni tarım yasalarını protesto eden çiftçilere aralarında Barbadoslu şarkıcı Rihanna, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg ve ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris gibi isimlerin yer aldığı dünyaca ünlü kişilerin sosyal medya üzerinden destek vermesi nedeniyle açıklama yaptı.Yeni yasaların çiftçilerin pazara ulaşım imkanlarını artırmanın yanı sıra çiftçilere ekonomik ve ekolojik sürdürülebilirlik açısından yeni imkanlar sunduğu belirtilen açıklamada, 'Küçük bir çiftçi grubunun buna itirazı vardı. Bu görüşlerine saygı duyan Hindistan hükümeti o grupların temsilcileriyle 11 tur görüşme gerçekleştirdi.' ifadesi kullanıldı. Bu grupların kendi isteklerini yerine getirmek için Hindistan Milli Günü'nde dahi şiddet eylemlerine başvurduğuna işaret edilen açıklamada, bazı grupların uluslararası destek arayışına girdiğine dikkat çekildi.Açıklamada, birçok yerde Mahatma Gandi heykellerinin tahrip edildiği, bazı güvenlik güçlerinin ise yapılan saldırılarda ağır yaralandığı belirtildi.Bakanlık açıklamasında, bu protestolara destek veren dünyaca ünlü isimlere yönelik ise 'Bu tür konularda yorum yapmak için acele etmeden önce gerçeklerin tespit edilmesini ve konuların doğru anlaşılmasını isteriz. Sansasyonel sosyal medya etiketleri ve yorumlarının cazibesinin özellikle de ünlüler tarafından kullanılması sorumsuzca ve doğru değil.' ifadesine yer verildi. Yeni tarım yasaları ve çiftçi protestolarıHindistan hükümeti, Eylül 2020'de tarım sektörüne serbestleşme getiren, taban fiyat ve destekleme alımı politikalarını sona erdiren 3 düzenlemeyi yasalaştırmıştı.Çiftçiler, yeni tarım yasalarının kazançlarını azaltacağını, aracı şirketlere daha fazla yetki tanıyacağını ve sonunda kendilerini topraksız bırakacağını ileri sürüyor.Yasanın kabul edilmesinin ardından Pencap ve Haryana'dan başkente doğru harekete geçen çiftçiler, protesto eylemlerini başkent Yeni Delhi'ye taşımıştı.Protestolar kapsamında polis ile çiftçiler arasında zaman zaman arbede yaşanıyor.Müzakereler sonuçsuz kalmıştıHükümet ile çiftçiler arasındaki taleplerin uzlaştırılması için yapılan 11 tur müzakere sonuçsuz kalmıştı. Hükümetin kanunları 18 aylığına askıya alma teklifi de çiftçiler tarafından reddedilmişti.Sonuçsuz kalan müzakerelerin ardından çiftçiler, protestoların devam edeceğini duyurmuştu.Ülkede, çiftçilerin yarısından fazlasının borç içinde olduğu, 2018 ve 2019'da 20 bin 638 çiftçinin canına kıydığı ifade ediliyor.
Reklam
İngiliz Hükümetine, Soykırım Yapan Çin'le Ticaret Anlaşması Yapılmasın Çağrısı
LONDRA (AA) - İngiltere'de muhalefet ve bazı iktidar partisi üyeleri, Çin'in Uygur Türklerine yönelik işkence, tecavüz ve zorla kısırlaştırma suçu işlediğini belirterek hükümete, soykırım yapan ülkelerle ticaret anlaşmaları imzalanmasının önlenmesini öngören tasarıyı kabul etmesi çağrısı yaptı. Eski Muhafazakar Parti lideri Iain Duncan Smith, parlamentodaki konuşmasında, Çin'in 'yeniden eğitim kampları' dediği Uygur Türkleri ve diğer Müslüman azınlık mensuplarını zorla tuttuğu yerlerde yaşananları, Yahudi Soykırımı'na benzetti. Iain Duncan Smith 'Korkunç taciz ve tecavüzler, toplama kampları, kısırlaştırılan insanlar, kötü muamele, istismar, işkence. Bunlar 75 yıl öncesindenmiş gibi ama değil, şimdi yaşanıyor.' dedi. Bireylere yönelik yaptırımlar uygulanması gerektiğini kaydeden Iain Duncan Smith, bu suçlara ilişkin gerekli tüm kanıtların bulunduğunu ifade etti. 'Bu saçmalığı durdurun'Bakanları, Yüksek Mahkeme kararıyla soykırım suçu işlediği belirlenen ülkelerle ticaret anlaşmalarından çekilmeye mecbur bırakacak maddenin kabul edilmesi gerektiğini belirten Smith, söz konusu maddeyi, görüşmeler sırasında metinden çıkaran hükümeti 'bu saçmalığı durdurmaya' çağırdı. Muhafazakar Partiden Bob Seely, İngiltere'nin soykırım, sistematik tecavüz, cinsel işkence, zorla kısırlaştırma, yeniden eğitim kampları, zorla çalıştırmayla suçlanan devletlerle ticaret anlaşması yapmaması gerektiğini vurgulayarak 'Hükümet, Ticaret Yasası'ndaki soykırıma ilişkin değişiklik önergemizi neden engelliyor?' diye sordu. 'Somut eylem zamanı geldi'Muhafazakar Partiden eski bakan Nus Ghani, Uygur Türklerine yönelik soykırım iddialarına ilişkin tam bir adli soruşturma yapılıncaya kadar İngiltere ile Çin arasındaki bağların derinleştirilmemesi gerektiğini söyledi.Gölge Dışişleri Bakanı Stephen Kinnock ise İşçi Partisi'nin Çin'e karşı 'somut eylem' zamanının geldiğine inandığını belirterek hükümeti tasarıda geri adım atmaya çağırdı.Hükümetin cevabı Sorulara cevap veren Asya'dan Sorunlu Devlet Bakanı Nigel Adams ise İngiltere'nin Çinli yetkililere karşı daha fazla yaptırımı 'dikkatle değerlendirdiğini' söyledi.Hükümetin yasa tasarısı üzerine salı günü yapılacak görüşmeler öncesi milletvekilleriyle birlikte çalışmaya devam edeceğini kaydeden Adams, soykırım suçuna verilecek cevap konusunda daha kapsamlı inceleme' yapılması gerektiğine inandığını belirtti. Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki uygulamalarıÇin'de son yıllarda Uygur Türklerinin kimlik ve kültürlerine yönelik ihlaller uluslararası kamuoyu tarafından eleştiriliyor.Pekin'in 'mesleki eğitim merkezleri' olarak adlandırdığı, uluslararası kamuoyunun ise 'yeniden eğitim kampları' diye tanımladığı yerlerde, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre en az 1 milyon Uygur Türkü kendi rızası dışında tutuluyor.Pekin yönetimi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde kaç kamp bulunduğuna, buralarda kaç kişinin olduğuna ve söz konusu kişilerden ne kadarının sosyal hayata döndüğüne ilişkin bilgi vermiyor.BM ve diğer uluslararası örgütler, kampların incelemeye açılması çağrılarını yinelerken Çin, kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve basın mensubu tarafından kısmen görülmesine izin verdi.Çin makamları, BM yetkililerinin doğrudan bilgi almak amacıyla bölgede serbestçe inceleme yapma talebini ise geri çeviriyor.
Mısırlı Doktorların Yüzde 67'Si Ülke Dışında Çalışmayı Tercih Ediyor
KAHİRE (AA) - Mısır Sağlık Bakanı Hale Zayed, Mısırlı doktorların yaklaşık üçte ikisinin yurt dışında çalıştığını söyledi. Bakan Zayed, parlamentoda yaptığı konuşmada, kısıtlı yüksek lisans ve staj imkanlarının yanı sıra görev yerlerinin ikamet adreslerinden uzak olması gibi sebeplerle doktorların daha çok yurt dışında yaşamaya yöneldiğini belirtti.Mısırlı doktorların yüzde 67'sinin ülke dışında çalıştığını aktaran Zayed, hükümetin doktorların maaşlarına zam yapılması, staj ve yüksek lisans fırsatlarının artırılması için daha fazla çaba sarf etmeye başladığını kaydetti. Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, tüm bakanlardan, görev alanlarındaki son gelişmeler ve bakanlıkların durumuyla ilgili parlamentoda milletvekillerine sunum yapmalarını istemişti.
Reklam
Pakistan Keşmir Halkının Mücadelesine Desteğini Sürdürecek
İSLAMABAD (AA) - Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi, Keşmir halkına kendi kaderlerini tayin hakkı verilene kadar mücadelelerine desteklerinin sürdüreceğini söyledi. Başkent İslamabad'da Cumhurbaşkanlığı binasında '5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü' kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Alvi, Birleşmiş Milletleri (BM) ve uluslararası toplumu uzun süredir devam eden Keşmir sorununun çözümünde gerekli rolü oynamaya davet etti.Alvi, BM Güvenlik Konseyinin Keşmir'de plebisit yapılmasını savunan kararlarına atıfta bulunarak, 8 milyon insanın 900 bin Hint güvenlik kuvvetince 'kuşatıldığını' kaydetti. Arif Alvi, Keşmir halkına kendi kaderlerini tayin hakkı verilene kadar ülkesinin Keşmirlilerin mücadelesine desteğini sürdüreceğini söyledi. Yerlilik sertifikası vurgusuPakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi de Hindistan'ın BM'nin Cammu Keşmir'de 'ağır insan hakları ihlallerini' incelemesine izin vermesini istedi. Kureyşi, Hindistan'ın Keşmir Kontrol Hattı'ndaki ateşkes ihlallerine bir son vermesi gerektiğine dikkati çekerek, ülkesinin 'Hindistan'ın Pakistan'da terörü finanse ettiğine dair reddedilemez kanıtlardan oluşan' bir dosyayı dünya ile paylaştığını hatırlattı.Etkinliğe Pakistan Cumhurbaşkanı Alvi ve Kureyşi'nin yanı sıra çok sayıda bakan, üst düzey devlet görevlisi, yabancı ülke misyonlarından temsilciler ve davetliler katıldı. Öte yandan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zahid Hafız Çavdri, bakanlık binasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Hindistan'da iktidardaki Hindistan Halk Partisi (BJP) yönetiminin Cammu Keşmir'in demografisini değiştirmek için şimdiye kadar 3 milyonun üzerinde yabancıya yerlilik sertifikası verdiğini kaydetti.Yerlilik düzenlemesiHindistan İçişleri Bakanlığınca kabul edilen ve Cammu Keşmir'de 15 yıl yaşamış Hindistan vatandaşlarına 'yerli' statüsü tanınarak bölgede toprak edinme, ikamet ve çalışma hakkı verilmesini öngören düzenleme 31 Mart 2020'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Hint basınındaki haberlere göre, Hindistan İçişleri Bakan Yardımcısı Gangapuram Kişan Redi, 2 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Cammu Keşmir'de 25 Ocak itibariyle 3 milyon 380 binin üzerinde yerlilik sertifikası çıkarıldığını belirtmişti.Söz konusu sertifikayı alan Hindistan vatandaşlarına, Cammu Keşmir'de yerliler gibi mülk edinme, ikamet ve çalışma hakkı tanınıyor.Uzmanlar, söz konusu düzenlemeyi, Cammu Keşmir'in demografik yapısının değiştirilmesi için atılan bir adım olarak görüyor.​​​​​​​- Keşmir sorunuİngiltere, sömürge olarak yönettiği Hindistan'dan 1947'de çekilirken o dönemde bir prenslik olan Keşmir, bağımsızlıklarını yeni kazanan Hindistan ya da Pakistan ile birleşme konusunda bir tercihle karşı karşıya kaldı. Nüfusunun yüzde 90'ı Müslüman olan Keşmir halkı, 1947'de Pakistan'a katılmaktan yana tavır alsa da dönemin prensi, Hindistan ile birleşmeye karar verdi.Karara, Müslüman Keşmir halkı karşı çıktı. Pakistan ve Hindistan'ın bölgeye asker göndermesiyle taraflar, 1947'de ilk kez savaştı. İki ülke arasında aynı nedenle 1965 ve 1999'da savaş çıktı.Sağlanan geçici ateşkes ile Cammu Keşmir'in yüzde 45'i Hindistan'ın, yüzde 35'i Pakistan'ın kontrolünde kaldı. Bölgenin doğusundaki yüzde 20'lik bir kısım ise sınırdaş Çin'in hakimiyetine verildi.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 1948'den itibaren aldığı kararlarla Keşmir'in askerden arındırılmasını ve geleceğinin halkoyuyla belirlenmesini öngörüyor.Hindistan, halk oylamasına karşı tutum benimserken Pakistan, BMGK kararlarının uygulanmasını istiyor.​​​​​​​Öte yandan Hindistan, 5 Ağustos 2019'da Cammu Keşmir'in özel statüsünü kaldırmış ve eyaleti merkezi hükümete bağlı 2 birlik toprağına bölmüştü.Söz konusu adımının ardından Pakistan ve Hindistan arasındaki tansiyon yükselmişti.
Fahrettin Altun'dan İngilizce Video: "Boğaziçi Eylemcileri 'Küçük ve Radikal' Bir Grup"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İngilizce konuştuğu video ile uluslararası kamuoyuna seslendi. Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyelerinin de desteklediği protestocu öğrencileri 'küçük ve radikal bir grup' olarak niteleyen Altun, eylemler için 'İfade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakkıyla ‘ilgiliymiş gibi’ davranmayı bırakalım' ifadelerini kullandı.Son yıllarda Boğaziçi'ndeki radikalleşmiş öğrenciler arasından PKK/YPG terör örgütlerine katılanların olduğunu söyleyen Altun, 'Gençlerimizi, üniversitelerimizi radikalizmden, terörizmden, vandalizmden korumak için elimizden geleni yapacağız.' dedi.
Uluslararası Adalet Divanı, Katar'ın Bae'yi Uluslararası Sözleşmeyi İhlal Etmekle Suçladığı Davayı Reddetti
LAHEY (AA) - Uluslararası Adalet Divanı, Katar'ın, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) aleyhine 'Her Türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası Sözleşme'nin ihlali' gerekçesiyle açtığı davada BAE'nin itirazlarını haklı buldu.Mahkeme, BAE'nin, Katar vatandaşlarına yönelik seyahat yasağı, Katar medyasına yönelik engellemeler ve dolaylı yollarla Katarlıları hedefleyen kısıtlamaların Irk Ayrımcılığı Sözleşmesi'ne aykırılık teşkil etmediğine hükmetti.Mahkeme, Sözleşme kapsamındaki 'ırk' ibaresinin doğum yoluyla elde edilen bir statü olduğunu ve sözleşmenin 'vatandaşlık bağı esas alınarak yapılan ayrımcılığı' kapsamadığını kaydetti.Vatandaşlık bağının hukuki bir statü olduğunu belirten mahkeme, BAE'nin uyuşmazlık konusunun ırk ayrımcılığına ilişkin olmadığı şeklindeki itirazlarını kabul etti.BAE, Katarlılara yönelik kısıtlamalarda vatandaşlık bağının esas alındığı sebebiyle uygulamanın ırk ayrımcılığı teşkil etmediğini iddia etmişti. Mahkeme Irk Ayrımcılığının Sözleşmesi'nin bireyleri korumayı hedeflediğini ve şirketlere yönelik kısıtlamaların Sözleşme kapsamında değerlendirilmediği gerekçesiyle Katar medyasına yönelik engellemelerin ihlal teşkil etmediğine karar verdi.Mahkeme dolaylı kısıtlamaların Katarlıları da etkiliyor olmasını 'ırk ayrımcılığı' olarak değerlendirmedi.Divan 2018 yılında verdiği tedbir kararında, BAE'nin abluka kararından etkilenen ailelerin birleşiminin tekrar sağlanması, Katarlı öğrencilere eğitimlerini tamamlama imkanı verilerek bu öğrencilerin eğitimlerini başka bir ülkede devam ettirme isteği durumunda tüm eğitim kayıtlarının tahsis edilmesi ve Katar vatandaşlarının BAE'deki tüm mahkeme ve yargı organlarına erişimlerinin sağlaması gerektiğini belirtmişti.Körfez'de abluka kriziSuudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır yönetimlerinin, 5 Haziran 2017'de Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmeleri ve ekonomik abluka uygulamaları Körfez bölgesinde krize yol açmıştı.Katar, BAE'ye karşı 21 Aralık 2017'nin ardından 3 Ocak, 14 ve 25 Şubat ile 4 Mart 2018 tarihlerinde hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Birleşmiş Milletlere (BM) başvuruda bulunmuştu. Doha yönetimi, Bahreyn'i de iki kez hava sahası ihlali yaptığı gerekçesiyle BM'ye şikayet etmişti.Katar Uluslararası Adalet Divanının yanı sıra BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesine de başvuruda bulunmuş ve Komite Katar'ın başvurusunu kabul etmişti.
Kastamonu'da Çiçekçiler 14 Şubat Sevgililer Günü Nedeniyle Belirli Saatlerde Açık Olacak
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'da çiçekçilerin, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla belirli saatlerde açık olmasına karar verildi. Valilikten yapılan açıklamada, İl Hıfzıssıhha Kurulu'nun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle toplandığı ve 14 Şubat'ta çiçekçilerin çalışma saatleriyle ilgili kararlar aldığı belirtildi. Açıklamada, '14 Şubat nedeniyle talepte yaşanacak yoğunluk da göz önünde bulundurularak çiçek satışı yapan iş yerlerinin sokağa çıkma kısıtlamasının uygulandığı 12 Şubat Cuma günü 20.00-24.00 saatlerinde evlere servis, 13-14 Şubat Cumartesi-Pazar günlerinde 10.00-17.00 saatlerinde müşterilere iş yerinde, 10.00-24.00 saatlerinde ise evlere servis şeklinde hizmet sunmasının uygun olacağına karar verildi.' ifadelerine yer verildi.
Reklam