IŞİD, Horsabad Antik Kentini Yıkmaya Başladı
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanları Irak’ın tarihi mirasını yok etmeye devam ediyor. Militanlar, Nimrud ve Hatra’nın ardından Horsabad antik kentinin kalıntılarını da yıkmaya başladı.Associated Press’e konuşan Irak Turizm ve Arkeoloji Bakanı Adil Şerşab eserlerin yağmalanması ve bölgenin tahrip edilmesinden endişe ettiklerini söylese de Iraklı bölgesel kaynaklar, Musul’un 14 kilometre uzağındaki Horsabad’ın IŞİD militanları tarafından pazar günü yıkılmaya başladığı iddiasında.Eylül ayından bu yana Suriye ve Irak’taki IŞİD hedeflerine 2 bin 800 hava saldırısı düzenleyen ABD öncülüğündeki koalisyonun yetersiz kaldığı görüşünde.Şerşab’dan uluslararası yardım çağrısı“ Hava sahamız bizim kontrolümüzde değil, onların kontrolünde ” diyen Şerşab, koalisyon güçlerinin Irak’ın kültürel mirasını korumak için daha fazla çaba sarfetmesini istedi.Şerşab, “ Uluslararası topluma ve koalisyona, terörizmi bulunduğu nerede olursa hedef alması çağrısı yapıyorum ” diye konuştu.Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Mun da, IŞİD’in tarihi mirası hedef alan saldırılarının savaş suçu olduğunu söyleyerek uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.Horsabad, millattan önce 8’inci yüzyılda Asur Kralı 2’inci Sargon tarafından başkent ilan edilmiş ve kentin adı Dur-şarrukin olarak değiştirilmişti.IŞİD, Haziran ayından bu yana kontrolünde tuttuğu Musul’da ilk olarak Musul Kütüphanesi’ni ardındansa Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’deki Nimrud ve Hatra antik kentlerini yerle bir etmişti.Diken
Tıp Eğitiminde Kadavralara Don Giydiriyorlarmış...
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şakir Çınkır, çarpıcı bir iddia ortaya koydu: 'Kadavralara don giydirerek çalışma yürütülüyor...'…Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü“ öncesinde “laiklik ve kadın“ paneli düzenledi. Sözcü'de yer alan habere göre, panelde, laiklik kavramının kadın hakları açısından önemine değinilerek “din“, “vicdan özgürlüğü“, “din ve devlet işlerinin ayrılması“ konuları tartışıldı. Panelin konuşmacılarından biri olan Şakir Çınkır, laik ve bilimsel eğitim olmadan ne kadına şiddet ne de çocuk istismarının önüne geçilemeyeceğini belirterek şunları kaydetti: “Laik eğitim; bilimsellikten ve çağdaşlıktan yararlanmaktır. 21 yüzyılda bilim çağında bilimle rekabet hızla arttığı bir çağda tıp fakültelerinde kadavralara don giydirerek onlar üzerinde çalışma yürütülüyor.”
Güneş Enerjisiyle Çalışan 'Solar Impulse 2' Dünya Yolculuğuna Başladı
Dünyanın etrafında sadece güneş enerjisiyle uçmayı hedefleyen Solar Impulse 2, tarihi denemesine başladı. Abu Dabi'den kalkan uçak ilk ayağı tamamlayacağı Umman'a uğrayacak.Bertrad Piccard ve Andre Borscberg'in pilotluğunu yaptığı Solar Impulse 2 uçağı, bu sabah TSİ 06.12'de Abu Dabi'den havanalarak Dünya turuna başladı. Borschberg'in pilotluğundaki Solar Impulse 2, tamamen güneş enerjisiyle Dünya'nın etrafını turlamayı hedefleyen ilk uçuş denemesini temsil ediyor.Abu Dabi'nin Al Bateen havaalanından yola çıkan Solar Impulse 2, beş ay boyunca 500 saat sürecek uçuş gerçekleştirecek. Uçak, tur boyunca Umman, Hindistan, Myanmar, Çin, ABD, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'ya uğrayacak.
4G'ye Yerli Ekipman Üreten Teşviği Alacak
Türkiye'de mobil internet hizmetlerini daha da hızlandıracak 4G teknolojisine uygun yerli ekipmanları üreten girişimciler çeşitli teşviklerden yararlanacak.Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı'na göre, yerli 4G elektronik haberleşme ekipmanlarının teşvik edilmesi sağlanacak.Bu çerçevede, yeni nesil erişim şebekelerine ait haberleşme ekipmanlarının yurtiçinde üretilmesine yönelik gerekli adımlar atılacak. Yerli üretime dönük teşvikler verilecek.Ayrıca 4G elektronik haberleşme hizmetlerinin sunumu için gerekli altyapı unsurlarının yurtiçinde üretilebilmesine yönelik tedbirler alınacak. Bu amaçla Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Ar-Ge fonu marifetiyle yerli üretim için çağrı bazlı destekler verilecek.Yerli 4G elektronik haberleşme ekipmanlarının teşvik edilmesi için Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı birlikte çalışacak.Bu kapsamda, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına ait Ar-Ge fonunun, 4G'de ihtiyaç duyulacak olan elektronik haberleşme ekipmanlarının Türkiye'de yerli sanayi tarafından üretiminde kullanılmasına ilişkin çağrı bazlı desteklerin yerli teknolojinin üretimine ve cari açığın azaltılmasına fayda sağlayacak şekilde olması hedefleniyor.4G'ye yerli teşviğiYerli 4G elektronik haberleşme ekipmanlarının teşvik edilmesi için uygulanacak yol haritası şöyle belirlendi:- 4G elektronik haberleşme hizmetleri ile ilgili olarak ihtiyaç duyulacak ürünler tespit edilecek.- Söz konusu ürünlerin yurtiçinde üretilmesine yönelik kapsamlı bir çalışma yapılacaktır.- Söz konusu ürünlerin üretimine yönelik mali destekler Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Ar-Ge fonundan çağrı bazlı olarak sağlanacak.Necip Fazıl Çelik - Göksel Yıldırım, AA
En Güçlü Roket Motoru Test Edilecek
NASA'nın derin uzay görevlerinde kullanılacak yeni nesil roketi Space Launch System'in (SLS) ateşleyicisi 11 Mart'ta ilk kez test edecek. SLS, en güçlü katı roket ateşleyici sistemine sahip olan roket unvanını taşıyor.Derin uzay görevleri için geliştirilen en güçlü roket olan SLS'in ateşleyici motoru QM-1, 11 Mart'ta Utah eyaletindeki Orbital ATK tesislerinde ateşlenecek. 2016'da yapılacak ikince denemenin ardından gerçekleştirilecek ilk test, 2018'de göreve başlaması düşünülen SLS için kritik öneme sahip.NASA TV'den canlı yayınlanacak ateşleme, TSİ 17.30'da başlayacak. 14 tane 474-400'ün kalkış gücüne eşit itici güç üreten motorun ateşlenmesi iki dakika sürecek.Orbital ATK yetkilisi Kevin Rees, 'aylardır süren hazırlıkların tamamlandığını ve test için tüm sistemlerin çalıştığının tekrar kontrol edildiğini' belirtti. Test alanında yatay konumda duran QM-1 ateşleyicisi, deneme için 90 derecelik konuma getirilecek. 47 metre uzunluğundaki ve 3,5 metre genişliğindeki motorun ağırlığı 801 ton.NASA, gerçekleştirilecek testte, 530'tan fazla ölçüm cihazıyla QM-1'in performansını ölçecek. Elde edilecek veriler, motorun başarısını belirleyecek 103 kriterin değerlendirilmesinde kullanılacak.
J1038 Kümesi: Kozmik Gülen Surat!
Bugüne kadar gök cisimlerinin aldığı birçok farklı şekli gördük: göz, çiçek, kalp ve daha nicesi... Elbette bu gök cisimlerinin ve şekillerinin hiçbirinin, bizim ilişkilendirdiğimiz bu şekillerle bir alakası yok. Bizler, evrimsel süreçte tanıdığımız şekilleri görmeye yatkın olacak şekilde özelleşmiş beyinlere sahibiz. Beyin, bir yapının tüm detaylarını algılamaktansa, onu kabaca da olsa tanıdığı bir şekle benzetip öyle görmeyi tercih eder. Böylesi daha kolaydır. İşte beynimizin şekilleri ve cisimleri birbirine, özellikle de tanıdığı şekillere ve cisimlere benzetmesi sonucu oluşan sanrıya, 'pareidolia' denir.Burada gördüğümüz de, bunun bir örneğidir. Hubble Teleskobu tarafından çekilen bu fotoğraftaki gök cisimleri, adeta bir 'gülen surat' yaratmaktadır. Kozmik bir gülen surat! J1038 kümesine ait bu gök cisimleri, Dünya'dan 4.5 milyar ışık yılı uzaktadır. Bir diğer deyişle, bu gök cisimlerinden bizim Dünya'mıza bakan zeki yaşam formları varsa, şu anda gezegenimizin daha yeni doğduğu, üzerinde hiçbir yaşamın bulunmadığı ve halen ağır bir meteor bombardımanı olduğu, Güneş Sistemi'mizin erken dönemlerini görebiliyor. Çünkü örneğin İstanbul'dan şu anda çıkan bir ışık, yani medeniyetimize ait görsel bilgi, oraya ancak 4.5 milyar yıl sonra ulaşabilecek!Bu kadar uzak gök cisimlerinin bu kadar parlak ve net olabilmesinin tek yolu, kütleçekim lensleme etkisi denen bir olaydır. Galaksi kümeleri uzay-zaman dokusunu bükerek adeta bir mercek etkisi yaratırlar. Bu da, uzak cisimlerin irileşerek daha net hale gelmesini sağlar. Bu, elbette onları görmek için kullanabileceğimiz hoş bir özelliktir.İleriHaber
Reklam
Dört Güneşli Gezegen Keşfedildi
Bilim insanları, dört yıldızlı sistemde bulunan yeni bir gezegen keşfedildiğini açıkladı. Güneşlerin hepsi gezegenin yüzeyinden görülebiliyor.ABD'nin California eyaletindeki Palomar Gözlemevi ile Pasadena kentindeki California Teknoloji Enstitüsü'nde NASA tarafından sürdürülen araştırmaya göre, '30 Ari b' adı verilen gezegen, Dünya'dan 136 ışık yılı (1 ışık yılı = yaklaşık 10 trilyon kilometre) uzaklıkta, Koç Takımyıldızı'nda yer alıyor.JÜPİTER'DEN 10 KAT BÜYÜKGökbilimciler, dört yıldızlı '30 Ari' sisteminde yer alan '30 Ari b' gezegeninin bilinen yaşama uygun olmadığını belirtiyor. Bir gaz devi olan '30 Ari b', Jüpiter'in 10 katından daha fazla bir kütleye sahip. Kendi ana yıldızı etrafındaki dönüşünü 335 günde tamamlıyor.Araştırmaya göre, dört güneşin hepsi de gezegenin yüzeyinden görülebiliyor. Gezegen, daha önce üç yıldızlı bir sistemin parçası olarak tanımlanmıştı. Ancak uzmanlar bir yıldızın varlığını daha hesapladı. Buna göre, '30 Ari A' (Büyük harfle) ve '30 Ari B' adlı iki tane ikili yıldız, birbirinin etrafında dönüyor. Bu iki ikili yıldız sistemi, dört yıldızlı '30 Ari'yi oluşturuyor.GÖKYÜZÜNDE DÖRT PARLAK GÜNEŞNASA uzmanları, Güneş benzeri her 25 yıldızdan birisinin '30 Ari' gibi dörtlü bir yıldız sisteminde yer aldığını düşünüyor. Eğer '30 Ari b' gezegeninde yaşıyor olsaydık, gökyüzünde çok parlak şekilde görülecek dört yıldız olacaktı. Yeterince büyük bir teleskopla baksaydık, bu yıldızların birbirleri çevresinde dönen ikili sistemlerden oluşacağını görürdük.Dört güneşin aydınlattığı gezegen türünün ilk örneği 2012'de gözlemlenmişti. Yaklaşık 5 bin ışık yılı ötede olan ve Dünya'dan 6 kat büyük olan bu gaz devine 'PH-1'adı verilmişti. Son keşifle birlikte dörtlü yıldız sistemlerinde tahmin edilenden daha fazla gezegen olabileceği düşünülüyor.CİHAN
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Dolar Zengini Üretme Çabasındalar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbelerin ekonomik krizlerle geldiğini belirterek, dolardaki yükselişin sebebinin, dolar zengini üretmenin çabası olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep'te kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle biraraya geldi.Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini selamlayarak, şahsına gösterdikleri teveccüh ve destek için teşekkür etti. Erdoğan, toplu açılış ve temel atma töreni vesilesiyle tüm Gaziantepli kardeşleriyle bir arada olduklarını belirterek, 'Eski parayla 4 katrilyon 250 trilyonluk yatırımların resmi açılışını gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı adayı olduğumuzda söz vermiştik. Oturan evrak imzalayan Cumhurbaşkanı olmayacağım. Milletimin layık gördüğü her oyun hakkını vermek, en başta görevimdir şimdi de bu sözümü yerine getiriyorum. Her fırsatta illerimizi ziyaret ediyor, toplu açılış törenleriyle milletimizle kucaklaşıyorum. Bu törenlerle halkımızla bir arada oluyoruz. Sadece ülkemiz değil uluslararası platformda da uluslararası camiayla bir arada oluyorum. En son Suudi Arabistan ziyaretle bu işi çok daha farklı bir noktaya getirdik. Sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle, kanaat önderleriyle, işadamları, bilim adamlarıyla hasret gideriyor, konuşuyoruz. Sıkıntıları dinlemeyi icraatları takip etmeyi sürdüreceğiz. Allah azmimizi kararlılığımızı daim eylesin' dedi.Sivil toplumun, demokrasi, çok seslilik, çoğulculuk olduğunu belirten Erdoğan, 'Aslında siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarının çok daha farklı teşkilatlanmış yapısıdır. Kendisini ifade etmek, fikirlerini duyurmak isteyen herkes rahatlıkla bir sivil toplum kuruluşu kurabilir. Bir derneğe, vakfa üye olabilir. Herhangi bir siyasi partide üye olarak faaliyette bulunabilir. Türkiye bugün sivil toplum kuruluşları bakımından tarihinin en zengin dönemini yaşıyor' dedi.Parti kapatma iddialarıyla ilgili Erdoğan, 'Bir iki parti veya üç parti kendilerinin kapatılmasına yönelik operasyonların olduğundan bahsediyor. Ayıptır. Genel Başkan olduğum dönemde parlamentoda siyasi partilerin kapatılmamasına yönelik anayasa değişikliği yapmak istediğimizde bazıları Meclisi terketti. Bizim içimizden bazıları da ihanet etti. Meclisi terkedip gittiler. O maddeyi geçiremedik. O madde o gün geçmiş olsaydı böyle bir kargaşa olmayacaktı. Bu ifadeyi kullananlar buyursunlar parlamentoda bütün siyasi partiler ortada hemen gelin 3-5 maddelik bir şey siyasi partilerin kapatılmasını ortadan kaldıracak düzenlemeyi yapın bu işi bitirin. İktidar partisi buna karşı çıkmayacaktır. Ama mesele o değil. Burada yine alavere dalavere. Artık bu işlere karnımız tok. Dürüst olmak lazım. Eğer siyasette dürüst değilseniz her zaman kaybetmeye mahkumsunuz. İktidar partisi kapatılmaya karşıdır. Çünkü bunun bedelini ödedik. O partinin ben genel başkanıydım. Birileri ne şekilde propaganda yaparsa yapsın Türkiye tarihinin en özgürlükçü döneminin keyfini çıkarıyor. Medyada, siyasi mecralarda herkes dilediği görüşü rahatlıkla savunabiliyor. Burada ölçü ne, anayasa ve yasalara uygun şekilde yürüteceksiniz. Kimsenin hakkına hukukuna inancına hakaret ve tacizde bulunmayacaksın. Bu şekilde faaliyet gösterdiği halde herhangi bir baskıya maruz kalan birey kurum kuruluş var mı? Varsa hakkını herkesten önce ben savunacağım velev ki bana karşı olsun bana muhalefet ediyor olsun. Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsun, Başbakana hakaret ediyorsun daha ne olacak git batıda yap bakmalım' dedi.Erdoğan, 'Özgürlük adına demokrasi adına taşla sopayla teşebbüs edenler çıkmışlar özgürlükten bahsediyorlar. TBMM’de maske takıyorlar sonra özgürlükten bahsediyorlar. Molotofa özgürlük diye sokakta dolaşanlardan demokrasi olabilir mi? Bıçak doktorun elinde neşter olur hayat kurtarır ama katilin elinde can alır. Güvenlik paketiyle bunları engelleyeceğiz. Ama bir muhalefet, bir karşı çıkma. Sanki ülkede darbe kanunu çıkartılıyor. Dertleri nedir? Bu paket çıkmasın. Demokratik çerçevede tepkini ortaya koyabilirsin ama ülkenin huzurunu bozamazsın. Türkiye büyüdükçe ekonomi de aradığı istikrarı buldukça birileri sokaktan medet umuyor, lütfen dikkat edin! Erbakan Hocamıza, Adnan Menderes’e aynı şeyler uygulandı. Bugün 'Medya özgürlüğü yok' diyenler özgürce yazıyorlar. İşin gerisindeki, oyun başka' diye konuştu.Dolardaki artışla ilgili de konuşan Erdoğan, 'Her darbe önce elini vatandaşın cebine atar. Darbeler ekonomik krizlerle gelir. Memleketin kaynaklarını peşkeş çeker. Bir kitapçık kriziyle bu ülke bir gecede fakirleştirilmiştir. 40 milyon dolar birilerinin cebine girmiştir. Bu üst aklın karşısında dün nasıl dimdik durduysak yine duracağız. Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde kredi geri çağırmalarda kuralların dışına çıktığında bedelini siz ödersiniz. Dolar zenginleri üretmek istiyorlar. Bir taraftan da Merkez Bankası'nı köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Bana diyorlar ki Merkez Bankası'na çok vuruyorsunuz. Çıksın işte çözsün o çözecek ben mi çözeceğim. STK’lara ve işadamlarına sesleniyorum. Sakın dolar alarak köşeyi dönerim gibi bir yaklaşım içine girmeyin. Duvara çarparsınız. Dere yatağında akar. Biz gereğini önümüzdeki hafta içinde yaparız' dedi.Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Yalova’da asırlık ağaçları kestiler. Nerede o tencere tavacılar. Hiçbiri ortada yok. Bağlı oldukları siyasiler nerede. Şimdi neredesin.Yalova’da neredesin, Sarıyer’de neredesin.Adil olacağız. Çevre düşkünü biziz. Gezi olaylarında ortaya koyduğumuz tavrımızdan sonra amaçlarına ulaşamayınca 17-25 Aralık darbe girişimini yaptılar. Sessiz kalsaydık kontra bir adım atmasaydık Türkiye’deki durum çok farklı olurdu. Gezi’den veya 17-25 Aralık’tan sonuç alsalardı 12 yıllık emek, kazanımlar boşa gidecektir. Bakmayın bize yaptıkları ithamlara. Sıfatları ne olursa olsun faşiste bile rahmet okutacak bir bağnazlığa sahiptir bunlar. Türkiye’nin Pensilvanya’dan emir almadan siyaset yapan siyasetçilere ihtiyacı var. Ben şunu şunu yapacağım deyin Allah aşkına, bir şey deyin yol deyin, alt yapı deyin. İktidara gelmek isteyenler bu işin sırrını öğrenmek istiyorlarsa Gaziantep’e gelsinler, sizlerle konuşsunlar bu bile yeter onlara. Gaziantep Doğu’nun en modern ili oldu. Batının şehirleriyle yarışır hale geldi. Onların böyle bir derdi yok. Onların arkasında Pensilvanya Şer cephesi varsa bizim de milletimiz var. Çözüm sürecinin özellikle Güneydoğu’da kilidi Gaziantep’tir ben buna inanıyorum. STK’ların desteğine güveniyorum'.İHA
Reklam
3D Yazıcıyla Jet Motoru Üretildi
Son dönemlerde revaçta olan ve zaten makineleşmiş olan üretim tekniklerin, daha pratik hale getiren 3D yazıcılar ile silah, hatta ev gibi ilginç yapılar bile üretildi.Bu sefer ise Avustralya'daki Monash Üniversitesi, Emaero Mühendislik, Federal Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Organizasyonu (CSİRO) ve Deakin Üniversitesi tarafından ortaklaşa yürütülen proje sonucunda 3D yazıcı ile üretilen ilk jet motoru görücüye çıktı.İlk kez Avustralya’nın Geelong kentinde düzenlenen Avustralya Uluslararası Havacılık Fuarı (Avalon Airshow) 2015’te sergilendi. Fuarı gezenlerin yoğun ilgisi ile karşılaşan jet motoru, havacılık sektörünün dev kuruluşları Boeing ve Airbus’ın da dikkatini çekti.
Mars'ın Uzun Zamandır Sularla Kaplı Olduğu Ortaya Çıktı
Mars’ta hayat olup olmadığıyla ilgili çalışmalarını tüm hızıyla yürüten NASA, gezegende su olup olmadığı hakkında açıkladığı yeni bilgiler ile herkesi şaşırttı. Şimdilerde su izine rastlanamayan Mars’ın bir zamanlar sularla kaplı olduğu belirtiliyor.NASA bilim insanlarının belirttiğine göre kızıl gezegende yılar öncesinde Arktik Okyanusu’ndakinden bile daha fazla su alıyordu. Bu sular, gezegenin tamamını kaplıyordu ve derinliği ise 137 metreye ulaşıyordu. Araştırmacıların belirttiğine göre Mars’ta bulunan bu büyük su kitlesi zamanla uzayın derinliklerinde kayboldu. Kızıl gezegende eskiden böylesine büyük bir su kütlesinin olması, yaşamın var olduğu ihtimalini kuvvetlendiriyor. Bilim insanlarının şimdi ise gezegenin zamanla suyun yüzde 87 ‘sini nasıl kaybettiği üzerinde çalışmalar başlattığı ifade ediliyor.
Reklam
Tarih Kitaplarında Büyük İhtimalle Adı Bile Geçmeyen 10 İlginç Arkeolojik Buluntu
Küçükken Indiana Jones olmak ister miydiniz? Esas sorun arkeoloji oldukça zor bir alan. Bazen de çok zaman harcadığınız için sıkıcı gelebilir. İtiraf etmeliyiz ki bir arkeoloğun yaşamı, Nazi pataklayan Indiana Jones gibi atraksiyonlu geçmiyor. Fakat arada bir çok harika ve çılgın bir arkeolojik keşif gerçekleştiriliyor. İşte sizin için derlediğimiz 10 az bilinen arkeolojik buluntu.
'Dolardaki Yükseliş Ekonomi İçin Kalıcı Bir Tehdit Değil'
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, dolar kurundaki yükselişin, Türk ekonomisi üzerinde kalıcı bir tehdit oluşturmadığını söyledi.Işık, Marriott Otel'de düzenlenen TEPAV-SAP Türkiye 'Basit Düşün, Fark Yarat' Forumu öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.Döviz kurundaki gelişmeleri değerlendiren Işık, konunun temelinde, Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) faiz arttırımı beklentileri ve gelişmekte olan ülkelerden döviz çıkışının olduğunu söyledi. Bunların bir dalgalanma oluşturduğunu dile getiren Işık, şunları kaydetti:'Ülkemize etkisinin sınırlı kalacağını düşünüyorum. Bunun 3 temel sebebi var. Bir kere Türkiye döviz cinsinden borcu olan bir ülke değil, kamu açısından risk teşkil eden bir durum yok. İkincisi, Türkiye'de hanehalkının borcu dolar veya döviz cinsinden değil, yani hanehalkının dövize talebini gerektiren bir durum yok. Bu da riskin minimize olmasını sağlıyor. Bir başka açıdan da Türkiye'de şirketlerimizin döviz borcu var ama döviz borcu olan şirketlerimizin neredeyse tamamının geliri de döviz cinsinden. Dolayısıyla kurun artmasının, zannedildiği gibi şirketlerimizde büyük sıkıntılara sebep olmasını beklemiyoruz. Biz de zaten bunu Girişimci Bilgi Sistemimiz aracılığıyla yakinen takip ediyoruz. Dolayısıyla Türk ekonomisi üzerinde kalıcı bir tehdit oluşturduğunu düşünmüyoruz.'Dolar kurunun daha ne kadar yükselebileceğine ilişkin hükümetin bir öngörüsünün olup olmadığının sorulması üzerine de Işık, Türkiye'nin serbest kur rejimini uyguladığını ve dünyadaki gelişmelerden etkilendiğini ifade etti.Bakan Işık, Merkez Bankasının, kurdaki hareketleri yakından takip ettiğini belirterek, 'Gerekli gördüğü zaman, gerekli enstrümanları kullanarak, gerekli görürse müdahalesini yapar' diye konuştu.Konya'daki askeri uçak kazasına ilişkin de açıklamalarda bulunan Işık, kendi aldığı bilgiye göre, kazanın sebebinin henüz belirlenemediğini bildirdi. Işık, şehit olan 2 pilota Allah'tan rahmet, ailelerine de başsağlığı diledi.Recep Demir, AA
Reklam
Selfie Çubuklarının Yasağı Genişliyor
Kişilerin kendi fotoğraflarını çekmek için kullandıkları Selfie yani özçekim çubuklarına bir yasak da ABD’deki Smithsonian Enstitüsü'nden geldi.Son yıllarda popüler olan Selfie yani özçekim kişinin kendi fotoğrafını çekmesi anlamına geliyor. Bu iş için kullanılan çubuklar da en az çekimlerin kendisi kadar popüler oldu. Ancak özellikle müzelerde bu çubukların kullanımı konusunda yasaklar konulmaya başladı.Artık ABD’nin en ünlü sanat ve bilim kuruluşlarından biri olan Smithsonian Enstitüsü’nün müzelerinde de özçekim çubuklarının kullanımı yasaklandı. Birden fazla müzesi olan Smithsonian Enstitüsü’nde alınan karara göre enstitünün müzelerinde bu çubuklar kullanılamayacak. Müzelerde aralarında T-Rex dinazorlarının da bulunduğu birçok eser sergileniyor.Alınan kararın özellikle nadide bu eserlerin zarar görmesini engellemek için olduğu açıklandı. Enstitü sözcüsü John Gibbons, bugüne kadar özçekim çubuklarıyla herhangi bir kaza yaşanmadığını ifade etti. Ancak yaşanma ihtimaline karşı böyle bir önlem alındığı söyledi.Enstitünün müzelerinde ziyaretçilerin tripod, monopod ve büyük çanta ile dolaşması da yasaktı. Geçen yıl enstitü müzelerini 28 milyon kişi ziyaret etmişti.Al Jazeera Turk
İnsanlık 400.000 Yıl Daha Geriye Gitti
Etiyopya’da bulunan ve ilk insanlardan birine ait olduğu düşünülen çene kemiğinin, insan evrimi konusunda önemli bilgiler sunacağına dikkat çekildi.Etiyopya’da ilk insanlardan birine ait olduğu tahmin edilen bir çene kemiği bulundu. Bulunan bu kemik, ilk insanın tahmin edilenden çok daha önce yaşadığını gösteriyor.Çene kemiği bulunan ilk insan türü 2,8 milyon yaşında. Etiyopya’da bulunan kemik, daha önce tespit edilen ilk insandan 400.000 yıl daha yaşlı.
Reklam
Ahşap Gökdelen İnşa Edilecek
Avusturya, dünyanın en uzun ahşap gökdelenini inşa etme kararı aldı. Çevreciler doğaya birçok faydası olduğunu belirtirken, itfaiye yetkilileri projeden endişeli.Avusturyalı mimarlar, gelecek yıl başkent Viyana'da 84 metrelik ahşap gökdelen inşa etmeyi planlıyor. HoHo adı verilen proje Avrupa'nın en büyük yerleşim birimi bölgelerinden biri olan Seestadt Aspern'de inşa edilecek. 60 milyon Euro'ya mal olması beklenen gökdelen bir otel, apartmanlar, restoranlar, spor merkezi ve iş yerleri içerecek.Projenin başında yer alan Caroline Palfy, ahşap gökdelenin doğaya birçok faydası olacağını belirtti. Palfy, 'ahşabın 200 yıl önce mükemmel bir inşaat malzemesi olduğunu ve bu özelliğini halen koruduğunu' söyledi.Yüzde 76'sı tamamen ahşap olacak binanın eş büyüklükteki bir gökdelene kıyasla 2800 ton karbondioksit tasarrufu yapması bekleniyor. Aynı miktar, 1300 yıl boyunca her gün 40 km araba kullanarak ortaya çıkan CO2'e eşit kabul ediliyor.Proje mimarlarına kıyasla, Viyanalı itfaiyeciler ahşap gökdelenin çok iyi bir fikir olmayabileceğini belirtti. Viyana itfaiye hizmeti sözcüsü Christian Wegner, 'Avrupa'da herkes giderek daha uzun gökdelenler istiyor. Ancak özellikle ahşap olması istenen bir gökdelenin herkese danışılmadan yapılacak olması çılgınca ve üzücü' ifadesini kullandı.Wegner, ahşap gökdelenin inşasına başlanmadan önce birçok testten geçirilmesi gerektiğini belirtti. Gökdelenlerin etkin bir şekilde kullanılmadıkları tartışmasını da başlatan ahşap gökdelen, Avusturya Halk Partisi (ÖVP) tarafından savunuluyor. Milletvekili Katrina Riedl, 'Viyana bir gökdelen şehri değil ancak yenilik şehri' diyerek projeye destek verdi.Kaynak: Al Jazeera
'Kentsel Dönüşüm' En Çok Rantı Yüksek Yerlere Uğradı
6.5 milyondan fazla evi yenilemek için başlatılan kentsel dönüşüm, en çok rantı yüksek ilçelere uğradı. Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’nın açıkladığı riskli alanlar haritası ile bakanlığın riskli ilan ettiği alanlar yüzde 72.9 örtüşmüyor. Riskli alan ilan edilen ilçelerin şehrin merkezinde, konut değeri yüksek bölgeler olması dikkat çekiyor.2012’de çıkan, Afet Riskli Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun İstanbul’da çok sayıda ilçenin kaderini değiştirdi. Kadıköy Fikirtepe, Gaziosmanpaşa, Esenler, Bağcılar, Beyoğlu gibi ilçelerde yüzlerce bina yıkıldı, yeni bina yapma çalışmaları da sürüyor. Bugün Hürriyet'te yer alan Gülistan Alagöz imzalı habere göre, Japonya Uluslararası İşbirliği AJansı’nın (JICA) açıkladığı depremde riskli alanlar haritası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilan ettiği riskli alanlar yüzde 72.9 oranında örtüşmüyor. Rantı yüksek bölgelerin ‘riskli alan’ ilan edildiği öne sürülüyor.
Türk NASA'sı Kuruluyor!
Geçtiğimiz yıllarda kendi uzay araçlarını ve uydularını uzaya gönderen Türkiye havacılıkta çok büyük bir gelişme kaydetti.Havacılıkta sürekli kendini geliştiren Türkiye şimdi de gözünü uzaya dikti.Daha önce uzaya uydu vb. gönderimler yapıldı.Ancak bu seferki proje çok farklı.Çünkü ülkemize Türk NASA'sı kurulacak.Yani uzay araştırmaları,geliştirmeleri ve gelişmelerinin sağlanacağı merkez kurulacak.Abd dahil sadece birkaç ülkede bulunan bu birim artık Türkiye'de de olacak ve Türkiye bu sayede gelişim hızını katlayarak arttıracak.Bu proje uzun süredir tasarım aşamasındaydı.Bu yapının adı Türkiye Uzay Kurumu olarak belirlendi.(TUK) Tasarım aşaması biten proje geçtiğimiz günlerde bakanlar toplantısında masaya yatırıldı.Masaya yatırılan proje incelendikten sonra yasa tasarısı olarak meclise gönderildi.Uzay ve havacılık alanındaki çalışmaları tek elden yürütmek için kurulacak TUK için ABD'nin NASA'sı ile AB'nin ESA'sında kapsamlı incelemeler yapıldı. TUK'ta Ulaştırma Bakanlığı'ndan Genelkurmay'a, Türksat'tan TÜBİTAK'a kadar ilgili kurumlardan temsilciler bulunacak. Üniversiteler ve STK'larla ortak proje ve çalışmalar yürütülecek. TUK, Türkiye'nin NASA'sı gibi rol üstlenecek.UYDUDAN ASTRONOTA KADAR Bu yılın ilk yarısı Türksat 4B'yi de uzaya göndermeye hazırlanan Türkiye, Türksat 5A'yı kısmen, Türksat 6A'yı da tamamen yerli olarak üretmeyi kararlaştırmıştı. Başlayan çalışmalarda koordinasyonu TUK üstlenecek. Haberleşme uydularının yanı sıra, Göktürk uyduları ve gözlem amaçlı uyduların tamamlanarak uzaya fırlatılması konusunda çalışmaların hızlı yürütülmesi bu kurumca sağlanacak.'Uzay evi' kurulacakANKARA'DA kurulma çalışması yürütülen 'Uzay Evi (Planetaryum)' TUK'un kontrolünde olacak. Uydular, fırlatma sistemleri ve diğer uzay teknolojileri alanında üretim, test, montaj ve sistem engegrasyonu için gerekli laboratuvar, araştırma ve test merkezleri ile astronot eğitim merkezinin bulunacağı 'Uzay Şehri' Projesi de kurumca hayata geçirilecek.
Reklam