Müzik Yaşlılarda Hafızayı Köreltiyor
Yeni bir araştırma, bazı kişilerin rahatlamasını sağlayan müziğin yaşlılarda odaklanma becerisini azalttığı, dolayısıyla isim ve yüzlerin hatırlanmasını zorlaştırdığı ortaya çıktı.ABD'de Georgia Üniversitesi'nden bilim insanları, farklı yaşlardan gönüllülere altında isimleri yazan birçok kişiye ait fotoğraflar gösterdi.Bilim insanları, birkaç dakika sonra fotoğrafların üzerine yazan isimlerin bazılarını değiştirerek sessiz bir ortamda, sözsüz rock parçaları, Eric Clapton, Jefferson Airplane ve Rush gibi şarkıcı ve grupların çok bilinmeyen şarkıları eşliğinde katılımcılara hangi eşleşmelerin doğru olduğunu sordu.Araştırmaya katılan üniversite öğrencileri müzikten biraz rahatsız olduklarını belirtse de yüz ve isim eşleştirme başarılarının bundan etkilenmediği görüldü. Ancak yaşlılarda dinletilen müziklerin hatırlamayı zorlaştırdığı, bu kişilerin isim ve yüzleri anımsamada daha az başarılı olduğu belirlendi.Bilim insanları yaşlıların ortamla ilgisi bulunmayan sesleri önemsememek ve odaklanmak konusunda gençlerden daha fazla zorlandığını belirtti.Bakım evlerinde çalışanların, yaşlılarla öğrenme çalışmaları yaparken ortamda müzik olmamasına dikkat etmesi ya da çalışan yaşlıların toplantıları sessiz bir yerde yapması önerisinde bulunan bilim insanları, ayrıca araba kullanırken kaybolunduğunda radyonun kapatılmasının yön bulmaya yardım edebileceğini vurguladı.Araştırmanın sonuçları ‘The Gerontologist’ dergisinde yayımlandı.AA
Türkiye Yerli Çip Üretiminde Kararlı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, 'Yerli çip üretimi konusunda kararlıyız, bu konudaki çalışmaları başlattık' dedi.ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında temeli atılan, ülkenin ilk galyum nitrat temelli çip üretimi yapacak fabrikasından sonra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı önderliğinde Türkiye'nin ilk büyük ölçekli seri üretim kapasitesine sahip silisyum temelli çip fabrikası için çalışmalar başladı.Işık, çeşitli temaslarda bulunmak üzere gittiği Malezya'da AA muhabirine, Türkiye olarak, çip tasarımı yaptıklarını ancak şu ana kadar seri çip üretimi gerçekleştirilmediğini ifade etti. TÜBİTAK laboratuvarlarında çip üretildiğini vurgulayan Işık, 'Fakat seri üretim yapabilecek bir altyapımız yok. Malezya ileçip üretimi konusunda işbirliği yapmak istiyoruz. Bundan dolayı Silterra ve MIMOS'u ziyaret ettik. Yerli çip üretimi konusunda kararlıyız, bu konudaki çalışmaları başlattık' diye konuştu.Bu konuda yoğun çalışma yürüttüklerinin, açılacak fabrika için en doğru ölçeği belirlemek açısından Malezya'daki tesis gezilerini çok önemsediğinin altını çizen Işık, başka ülkelerde de incelemelerde bulunacaklarını dile getirdi.Işık, hazırlık sürecinde yerli silisyum temelli çip fabrikası için en iyi ve uygun teknolojinin hangisi olduğuna karar vereceklerine belirterek, 'Bundan sonra da inşallah ilk çip fabrikasını Türkiye'ye kazandırmış olacağız. Şu an için hazırlıklar sürüyor, gelişmeler olgunlaşınca ilk çip fabrikasının ne zaman açılacağını açıklayacağız' ifadelerini kullandı.'Çip üretiminde en ekonomik teknoloji, silisyum'Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Bahadır Tunaboylu da dünyada çip üretiminde tercih edilen silisyum, galyum nitrat ve galyum arsenitten olmak üzere 3 hammadde bulunduğunu ancak en yaygın kullanılanın silisyum olduğunu söyledi. Galyum nitratın en çok LED lamba ve sensör çiplerinde kullanıldığını belirten Tunaboylu, silisyumun ise bilgisayar, cep telefonu, hafıza çipi, dedektör ve amplifikatörler (yükselteç) gibi çok sayıda ürün çeşidinde kullanıldığını ifade etti.Tunaboylu, bu alanda Malezya'nın da entegre devre, paketleme ve elektronik endüstrisi bulunduğunu anlattı. Silterra'nın da bu konuda dünyada önemli oyunculardan olduğunu belirten Tunaboylu, 'Silisyum, dünyada çip üretiminde kullanılan en olgunlaşmış ve en ekonomik teknoloji. Dünyada üretilen çip, işlemci, hafıza ve cihazların yüzde 90 gibi çok büyük bir çoğunluğu silisyum tabanlı teknolojilerle üretiliyor. Türkiye'de bu konuda tasarımdan sonra aynı zamanda üretim konusunda da adımlarını atmak istiyor' değerlendirmesinde bulundu.Silterra ve MIMOSÇip Fabrikası Silterra, 1995'te kuruldu. Dünyanın 15. büyük silikon entegre devre üreticisi haline gelen Silterra, 2001-2013 yılları arasında 2 milyar dolarlık ihracat yaptı. Üretimin yüzde 99'unu ABD, Avrupa, Çin, Tayvan ve Kore'ye ihraç eden fabrika, ilk defa 2001'de silikon levha üretmeye başladı ve şu anda ayda 30 bin silikon levha imal ediyor.Bilgi İletişim Teknolojileri Ulusal Araştırma Merkezi MIMOS ise 1984'te kuruldu. Enformasyon teknolojileri üzerine çalışan MIMOS, Malezya'nın Milli Ar-Ge Merkezi olarak hizmet ediyor. Ülkelerindeki kurumların bilgi güvenliği açıklarını tespit ederek o yönde üretim yapan MIMOS, cihaz ve yazılım geliştiriyor.Mehtap Yılmaz, AA
Uzay-Zamanın Var Olamayacağı Boyutta Kara Delikler Oluşamaz
Herhalde kara deliklerin en bilinen özelliği kara delikten dönüşün olmaması ya da teknik olarak olarak olay ufkudur. Bir yıldız, bir nesne ya da bir insan bu sınırı geçerse devasa ışığın bile kaçamayacağı bir çekim yaratır. En azından bilindik kara delik modelleri genel görelilik tabanlı ve genelde olay ufku kara deliklerin çoğu tuhaf fenomeninden sorumludur. Interstellar filminde kara deliğe ilerleme sahnesi oldukça ilginç aslında. Tabi bu sahne belki daha da gerçekçi olabilirdi.Fizikçi Ahmed Farag Ali, Mir Faizal ve Barun Majunder tarafından yeni yayınlanan araştırmada, Einstein yerçekimi teorisinin ” yeni genelleştirilmesiyle,teorinin olay ufkunun pozisyonun rastgele duyarlılığını tanımlayamayacağını gösterdiler. Bu durumda olay ufku olmayan bir kare deliğin etkin olarak mevcut olması mümkün değil.“ uzan muhtemel minimum uzunluğun altında oluşamaz, zaman minimum zaman aralığının altında oluşamaz. Bu nedenle uzayda mevcut tüm cisimler belli bir uzunluk ve zaman aralığının altında olamazlar (Planck skalası). Olay ufku uzayda zamanın bir noktasında bulunabilir, ayrıca bu boyutun altında oluşamaz, “ diyor Zewail Bilim ve Teknoloji Şehri ve Benha Üniversitesi’nden fizikçi Ali .Ali tüm cisimler derken, biz dahil her şeyden bahsediyor. “Biz fiziksel olarak belli bir zaman aralığı ve uzunluğun altında olamayız. Buna rağmen evimiz, arabamız,telefonumuz vb. uzay ve zamanın herhangi bir noktasında biz var olmadıkça hiçbir şey ifade etmez. Öyle ki, zaten biz belli bir aralığın ötesinde varız. Buna rağmen olay ufku için bu önemlidir, hesaplamalarımızda çok büyük farklılıklara yol açabiliyor.Yerçekimin gökkuşağı aslında genel rölativite ve kuantum mekaniğinin birleştirmeye kalkışan bir teori. Kara deliklerle ilgili veya evrenin başlangıcına dair problemleri çözmek için fizikçilere kuantum yerçekimi teorisi gerekiyor.“Bu gibi bir teoriyi kimse oluşturamasa da, bazı adaylar mevcut. Bu fikirler uzay ve zamanı temelde ayırarak veya bazı matematiksel döngüler ve temel nicelikler kullanarak uzay –zamanı yeniden oluşturarak hatta bazı ufak sicimler ve bir çok egzotik fikirleri yerleştirebiliyorlar,” diyor Ali .“Bu modellerin çoğunda ortak nokta ise parçacığın enerjisi olabileceği kadar çok olabilir ama her zaman parçacığın ulaşabileceği bir maksimum var. Bu sınırlama kolayca Einstein’ın özel görelelik teorisiyle birleştirilerek, son olarak özel görelelik teorisinin iki misli yani DSR olarak adlandırılıyor.Fizikçilerin açıkladığı gibi DSR’ye yerçekimini de ekleyerek genelleştirmek mümkün. İşte bu teori yerçekiminin gökkuşağı teorisi olarak isimlendiriliyor.“Genel göreleliğin maddenin varlığındaki uzay-zaman eğrilerinin geometrisini tahmin etmesi yerçekimine neden oluyor. Yerçekimi gökkuşağının bu eğimi tahmin etmesi ise gözlemcinin ölçtüğü enerjiye bağlı. Bundan dolayı, yerçekimi gökkuşağında yerçekimi parçacıklara farklı davranarak farklı enerjilerde parçacıklar gibi davranır. Bu fark Dünya gibi maddelerde çok küçüktür ama kara deliklerde bu fark çok büyük önem kazanır,” diyor Ali.Bilgi ParadoksuBu çalışma sadece kara deliği tanımlayan özelliklerden birini ihlal etmekle kalmıyor, Stephen Hawking ’in 1970 ’lerde kara delik bilgi paradoksunu da yeniden çözebiliyor. Hawking o zamanlar kara deliklerin dönerek radyasyon yaydığını , bunun da onların kazandıklarından daha hızlı kütle kaybetmeleri nedeniyle, zamanla buharlaşarak herşeyle beraber yok olacağını öne sürmüştü.Hawking radyasyonu temelde kara deliğe düşen nesnelerin kütlelerinden kaynaklansa da, teoride bu radyasyon bu nesnelerin tüm bilgisini taşımaz. Sonunda bu radyasyonun kara deliğin tümüyle buharlaşmasına neden olması umulur. İşte burada bir soru ortaya çıkıyor : bütün bu nesnelerin bilgisi nereye gitti?Günlük hayatımızda bir belgeleri yırtarak veya yakarak bilgiyi yok ederken, kuantum teorisinde bilgi asla tümüyle yok edilemez. Prensip olarak bir sistemin başlangıç hali, her zaman son halindeki bilgi kullanılarak belirlenir. Fakat Hawking radyasyonu hiçbir şeyin başlangıç halini belirleyemiyor.Pek çok iddia bu paradoksu çözeceğini iddia ediyor, buna bir miktar bilginin zamanda yavaşça sızma ihtimali de dahil ki, bu bilgi kara deliği derinliklerinde depolanıyor ve Hawking radyasyonu gerçekten tüm bilgiyi içeriyor.Bu paradoksun en gelişmiş açıklamalarında biri de kara delik bütünleyiciliği adı verilen kara deliğe düşen gözlemcinin ve bunu uzaktan gözleyenin tümüyle farklı şeyler görmesine dayanıyor. Kara deliğe doğru giden gözlemci olay ufkunu geçerken kendi formunda bilgiyi görüyor fakat uzaktaki gözlemci kara deliğe doğru ilerleyen gözlemcinin genel görelilikteki garip etki yüzünden asla olay ufkuna ulaşamadığını görüyor. İşte uzak gözlemci olay ufkunda yansıyan radyasyon formundaki bilginin yansımasını gözlemliyor. Bundan dolayı bu iki gözlemci iletişim kuramıyor, burada paradoks yok (çoğu insan için bu çözüm paradoksun kendisinden bile tuhaf karşılanıyor)
Güneş Enerjisinden Sıvı Yakıt Üretilecek
Bilim insanları, güneş enerjisinden sıvı yakıt üretilmesini sağlayacak yeni bir yöntem üzerinde çalışıyor.Harvard Üniversitesi araştırmacıları güneş enerjisinden sıvı yakıt üretilmesini sağlayacak bir yöntem geliştirdiklerini açıkladı. Bilim insanları yaşanan gelişmenin güneş enerjisine yapılacak yatırımları ciddi ölçüde artıracağına inanıyor.Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, güneş enerjisi fotovoltail hücreler kullanılarak hidrojene dönüştürülebiliyor. Gelecekte kullanılmak üzere depolanabilse bile, hidrojen sıvı yakıt ihtiyacını karşılayamıyor.Harvard'da yapılan yeni araştırmada, güneş ışığını kullanarak suyu hidrojen ve oksijene ayırmayı sağlayan yöntem geliştirildi. Geliştirilen yöntemde bir bakteriden yararlanan araştırmacılar, hidrojeni ve karbon dioksiti sıvı yakıt izopropanole dönüştürmeyi başardı.Araştırmada yer alan Pamela Silver, 'güneş enerjisini her zaman hasat edebileceğimiz ve sıvı yakıt olarak saklayabileceğimiz bir konsept geliştirdiklerini' belirtti.Elde edilen başarının özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyük bir hızla yayılması ve sıvı yakıta bağlı altyapıların ihtiyacını sağlaması ümit ediliyor.Kaynak: Al Jazeera
Osmanlı Döneminde Yaşasaydın Mahlasın Ne Olurdu?
Hepimizin illaki bir nick'i vardır; peki bu zamanda değil de Osmanlı zamanında doğsaydın nick'in yani o zamanki adıyla mahlasın ne olurdu hiç düşündün mü? Karakterine göre Osmanlıca mahlasını öğrenmenin tek yolu bu test!
Osmanlıdan bugüne Petrol ve Jeofizik
Öncelikle #AbdülhamidhanıRahmetleAnıyoruz..Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid Han bundan,108 yıl önce Türkiye üzerinde petrol bulunan yerlere tek tek gösteren birharita hazırlattı.
Reklam
DSCOVR Roketi Ateşlendi
SpaceX tarafından ateşlenmesi üç defa ertelenen DSCOVR uydusu TSİ 01.03'te uzaya fırlatıldı. SpaceX'in Falcon 9 roketini indirme denemesi ise iptal edildi.Teknik arıza ve olumsuz hava şartları nedeniyle ateşlenmesi üç defa ertelenen DSCOVR uydusu, bu sabah yörüngeye ateşlendi. Güneş ile Dünya arasına konumlanacak olan uydu, elektrik şebekelerini ve uyduları tehdit edebilecek kozmik fırtınalara karşı erken uyarı sistemi görecek.Aynı zamanda Dünya'dan yayılan çeşitli dalga boylarını ölçecek olan DSCOVR, gezegenimizin değişen yapısı ve iklim modelleri hakkında bilim insanlarına yeni bilgiler sunacak. DSCOVR, alıcıları sayesinde yanardağ faaliyetlerinden sel ve yangınlara kadar doğadaki birçok gelişmeyi de takip edecek.
Reklam
Tarihte İran'ı Yönetmiş 10 Türk Devleti
Samanîler'den ayrılıp Afganistan'ın Gazne kentine yerleşen Alp Tegin'in 961 yılında kurduğu devlettir. Tam anlamıyla bağımsızlığı 977'de Sebük Tigin'in başa geçmesiyle gerçekleşmiştir. Daha sonraları İran üzerine yayılan Gazneliler, en parlak dönemini Sultan Mahmut ile yaşamıştır. Bu dönemde hem Hindistan'a 17 kez sefer yapılarak İslam bu bölgede yayılmış, hem de Abbasi Halifeliği Büveyhoğulları'ndan korunmuştur. Selçuklular'ın 1040 yılında yapılan Dandakan Savaşı ile güç kazanmasının ardından Gazneliler dağılmış, 1186'da Gurlular'ın son Gazneli sultanı Hüsrev Melik'i tutsak almasıyla devlet resmen son bulmuştur.
Gözlerimiz, Düşündüğümüzden Çok Şey Anlatıyor
Yeni tanıştığımız birinin karizmatik olduğunu düşünmemiz, büyük ölçüde bakışlarına ve bizimle kurduğu göz temasına bağlıdır. İletişimin sadece yüzde 7’si sözlü ifadelerden oluşurken, bakışlar da dahil olmak üzere beden dili yüzde 93’ünü kapsar. Ayrıca kişilerin söyledikleri ve jestleri birbirine zıt mesajlar içerdiğinde, karşılarındaki kişinin hareketlere söylenenlerden 5 kat daha fazla inandığı, yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Boston Dynamics Akıllı ve Dengeli Robot-Köpek Spot’u Tanıttı
İleri seviye akıllı robotlar tasarlayan Amerika merkezli Boston Dynamics köpeği andıran yeni robotunu tanıttı. ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı Darpa ajansı için robot bilim alanında Ar-Ge çalışmaları yapan şirket, 2013 yılında Google tarafından satın alınmıştı. Şirket bu süreçten sonra yine kendi içinde özerk olarak projelerini geliştirmeye devam etmişti.
Reklam
Sürücüsüz Araçlar İngiltere Yollarında
Otonom yani kendi kendine giden otomobiller İngiltere şehirlerinde test edilmeye başlanıyor.Birçok firmanın üzerinde çalıştığı sürücüsüz otomobillerin testleri için İngiltere’de de hazırlıklar başladı. İlk olarak İngiltere’nin Greenwich, Bristol, Milton Keynes ve Coventry şehirlerinde başlayacak testlerde 3 farklı araç yola çıkacak.İlkbahar aylarında başlayacak testlerin amacı ise otonom araçların yollarda nasıl çalıştığını gözlemlemek ve olası sorunlar konusunda düzenlemeler yapmak. İngiltere Ulaştırma Bakanlığı’nın verdiği izinle başlayan testlerde araçlar gerçek yol şartlarında kullanılacak.Greenwich’te denenecek olan yüzde 100 elektrikli araç Gateway iki nokta arasında insan taşımak için ’shuttle’ olarak kullanılacak. Ulaştırma Bakanlığı bu araçlarla ilgili mevzuat düzenlemelerinin de 2017 yılına kadar yapılacağını açıkladı.Dünya devleri çalışıyorAralarında Google, Uber ve benzeri teknoloji firmalarının da bulunduğu birçok şirket otonom araçlar konusunda çalışmalar yapıyor. Ayrıca BMW ve Audi gibi otomobil üreticileri de bu tip araç ve özellikler konusunda çözümler sunuyor. Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde yollarda kendi kendine gidebilen araçların sayısının artması bekleniyor. Birçok ülkede bu araçların kullanımı için deneme, test ve mevzuat değişiklikleri konusunda çalışmalar da yapılıyor.Kaynak: BBC
Erdoğan: '1915 Olayları Objektif Yazılmadı'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya'da Bogoto Externado Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nce düzenlenen '1915: Osmanlı İmparatorluğu'nun En Uzun Yılı Sempozyumu'nda konuştu.Bu yıl 1915 olaylarının 100. yılı olduğunu hatırlatan Erdoğan, 100 yıl boyunca, Ermenilerin Türklere ve Türklerin Ermenilere yaptıklarının, sağlıklı şekilde konuşulmadığını, tartışılmadığını ve doğru şekilde kaleme alınmadığını söyledi.Propaganda, algı operasyonları ve kirli siyasetin 100 yıl boyunca tarihin ve tarihi gerçeklerin önünde olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:Tarih egemen güçlerce yazılmıştırTarih egemen güçlerce yazılmıştır. Tarihin, tarihçiler tarafından yazılması gerektiğini düşünüyoruz. Tarihe 1915 olayları olarak geçen hadiseler, egemenler tarafından yazılan olaylar olarak görüldü. 100 yıl boyunca Türklerin Ermenilere, Ermenilerin Türklere yaptıkları objektif olarak yazılamamıştır. Eğer Ermeni diasporası samimi ise biz bütün arşivlerimizi açıyoruz. İncelemesi yapılmış belge sayısı 1 milyonun üzerindedir. Ermenistan ve üçüncü ülkeler de varsa onlar da açsınlar. Tarihçiler, görevliler çalışsınlar sonra gelsin sunsunlar.Erdoğan, 1915 olaylarına ilişkin arşivleri daha da genişletmenin peşinde olduklarını dile getirerek, Ermenistan'a kendilerinin el uzattığını söyledi.'Elimiz havada kaldı'Geçen yıl 23 Nisan'da yazdığı mektubu, bu işi takip edenlerin gayet iyi bileceğini dile getiren Erdoğan, 'İlişkileri düzeltmenin, yeni bir sayfa açmanın gayreti içinde olduk. Ne yazık ki, Ermeni diasporasının da etkisiyle bizim elimiz her seferinde havada kaldı. Bu yıl, 100. yıl dönümünde, biz yine samimi, içten çağrılarımızı tekrarlıyoruz. Gelin, bu meseleyi siyasetin alanından çıkaralım, bilime ve bilim insanlarına havale edelim' diye konuştu.Bu yıl, 24 Nisan'da Çanakkale Savaşları'nın 100. yıl dönümünde, Türkiye’de büyük bir uluslararası merasim düzenleneceğini anımsatan Erdoğan, birçok ülkeye davet gönderildiğini, bazılarının şu ana kadar katılacaklarını teyit ettiklerini ve yeni teyitler de beklediklerini kaydetti.'Biz isterdik ki o atmosferi teneffüs etsinler'Ermenistan devletini de davet ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Biz isterdik ki gelsinler, 24 Nisan’da Çanakkale’de bulunsunlar, o atmosferi teneffüs etsinler, bizim oradaki yüz binlerce şehidimizin arasında yaşananları anlamaya çalışsınlar. Ama bunu yapmadılar. Nezaket kurallarını çiğneyen açıklamalarla, bir kez daha barışın, diyaloğun önünü kapattılar. Biz, 1915 olayları konusunda da barış ve diyalog çabalarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Biz propagandayla, algı operasyonlarıyla, uluslararası siyaseti çirkinleştirerek değil, tarih biliminin ışığında bu meseleyi ele almaya devam edeceğiz.''Biz kimseyi soykırımla suçlamıyoruz'Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Balkanlar'da sayıları milyonlarla ifade edilen bir Müslüman nüfusun, çatışmalarda ve sürgün yollarında hayatını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:'Ama biz bundan hareketle kimseyi soykırımla suçlamıyoruz. Tarihi olayların kendi dönemleri ve kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Kayıpları anmak, onların hatıralarını yaşatmak başka bir şeydir, bunun üzerinden siyasi ve diplomatik sonuçlar devşirmeye çalışmak başka bir şeydir. Biz, hatıralara saygı duyulmasına varız ama bunun üzerinden ülkemize ve milletimize yönelik bir düşmanlık kampanyası yürütülmesine asla izin veremeyiz.''Birinci Dünya Savaşı'nı iyi analiz etmek zorundayız''Eğer, bugünü anlamak, bugünün dünya siyasetini doğru yorumlamak istiyorsak, mutlaka ve mutlaka Birinci Dünya Savaşı'nı iyi incelemek, iyi analiz etmek zorundayız' değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şöyle devam etti:'Bugün, tüm dünyayı ilgilendiren birçok uluslararası meselenin kökeninde, Birinci Dünya Savaşı vardır. Filistin meselesi, bugün can alıcı bir noktada bulunan Irak ve Suriye meseleleri, Yemen, Mısır, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Balkanlar'daki sorunlar, Birinci Dünya Savaşı'nın sonucunda ortaya çıkmış, ne yazık ki 100 yıldır devam eden sorunlardır. Afganistan meselesi, Somali başta olmak üzere Afrika'daki yoksulluk, bugün bütün dünyayı tehdit eder hale gelen terör meselesi, aynı şekilde Birinci Dünya Savaşı'nın ürettiği sorunlardır.''Terör denilince maalesef Ortadoğu akla geliyor'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı Devleti'nden geriye kalan topraklarda yapay şekilde çizilen sınırlarla etnik, dini ya da mezhebi unsurlara dikkat edilmeksizin, yeni ülkelerin ihdas edildiğini belirterek, 'Öyle tahmin ediyorum ki Kolombiya'daki dostlarımız, özellikle de genç arkadaşlarımız, öğrenci arkadaşlarımız, Ortadoğu'nun neden bu kadar çalkantılı bir bölge olduğunu merak ediyorlardır' yorumunu yaptı.Bölgeden, her gün çatışma ve savaş haberlerinin geldiğini kaydeden Erdoğan, 'Hemen hemen her gün bir katliamın, toplu kıyımın, bir saldırının haberi buralara kadar ulaşıyor. Terör denilince, maalesef en önce Ortadoğu akla geliyor' ifadesini kullandı.'Halklar arasında yapay sınırlar oluşturuldu'Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan düzenin iyi anlaşılması gerektiğine dikkati çekerek, şunları söyledi:'Ortadoğu ismi verilen bölge, Birinci Dünya Savaşı sonrasında, işte tam da böyle bir bölge olmak üzere kurgulanmıştır. Ortadoğu, bundan 100 yıl önce, savaşı kazananlar tarafından, bir çatışma, bir kriz bölgesi olarak tasarlanmış ve bu tasarım, 100 yıl boyunca tam da hedeflendiği şekilde muhafaza edilmiştir. Ortadoğu'daki sınırlara baktığınızda, sınırların cetvelle çizilmiş gibi dümdüz olduğunu görürsünüz. Araplar, aralarındaki hiçbir hassasiyet gözetilmeksizin, farklı ülkeler olarak parçalanmışlardır. Hatta akrabalar, aynı şekilde köylerinden geçen sınırlar nedeniyle birbirlerinden koparılmışlardır. Türkiye'nin sınırları dahi, köylerin, kasabaların içinden geçmiş, akrabalar, kardeşler iki farklı ülkenin vatandaşları olarak birbirlerinden ayrılmışlardır.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Sınırlar, sadece topraklara değil, aynı zamanda zihinlere, kültürlere, inançlara da zorla empoze edilmiş, halklar arasında yapay sınırlar oluşturulmuş, kardeşler, birbirlerine hasım hale getirilmişlerdir' dedi.Bugün, İsrail ve Filistin'in bulunduğu toprakların, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti'nin egemenliğinde olduğunu anımsatan Erdoğan, Osmanlı Devleti'nin, tesis ettiği mükemmel idare sistemiyle, bu bölgeyi adaletle yönettiğini, huzurlu ve güvenli bir bölge olarak muhafaza ettiğini dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi:'Birinci Dünya Savaşı yapıldı, Osmanlı Devleti bu topraklardan çekildi ve işte o andan itibaren, bu bölge kanla, gözyaşıyla, zulümle anılmaya başlandı. Filistin'e çok yoğun bir göçü oldu, demografi değişti. Biliyorsunuz, 1948 yılında da İsrail devleti kuruldu. Tabii, İsrail Devleti, 1948'de kurulduğu sınırlarda kalmadı. İsrail, bugün hala sınırlarını genişletmenin, Filistin topraklarını daha fazla işgal etmenin, Filistinlileri o coğrafyadan tamamen silmenin gayreti içinde.''İsrail, 1967 öncesi sınırlarına çekilmeli'Erdoğan, 'Biz Türkiye olarak, İsrail devletinin genişleme politikalarına ve bu yönde yaptığı ağır zulümlere, ağır katliamlara itiraz ettiğimizde, bunu dünyada çok farklı yerlere çekmeye çalışıyorlar' diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bizim Türkiye olarak bu konuda tavrımız çok nettir. 'İsrail, 1967 öncesi sınırlarına çekilmeli, Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bir Filistin devletinin kurulmasına, Filistinlilerin egemenlik haklarına saygı göstermelidir' diyoruz. Bunu yapmadığı sürece İsrail, bölgenin zalim, terörist devleti olmaya, bütün bölgeyi kan gölüne çeviren bir sorun olmaya devam edecektir' değerlendirmesinde bulundu.'İsrail zulmü ve İsrail terörü devam ettikçe de hem Ortadoğu'da hem de tüm insanlığın vicdanında kanama hiçbir zaman durmayacaktır' yorumunu yapan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bakın biz, Türkiye olarak, Filistin-İsrail meselesinde, Suriye, Irak meselesinde, Mısır, Libya meselesinde insani ve vicdani bir duruş sergilediğimizde, dünyada bazıları bundan ciddi şekilde rahatsız oluyorlar. Mısır'da biz rahatsız olduk. Niye? Halkın oylarıyla seçilip iş başına gelmiş olan, yüzde 52'yle, Mursi'ye karşı, onun kabinesinde Milli Savunma Bakanı olan şu andaki Sisi, darbe yapmak suretiyle onu cumhurbaşkanlığından indirip hapse atıyor ve şu anda da maalesef naylon iddianamelerle onun hakkında idam kararı verdiriliyor. Burası anlamlıdır, eğer biz insani ve vicdani olarak bir şeye karar vereceksek, biz bu dünyada darbecilerin değil, sandıktaki iradenin yanında olmaya mecburuz. Türkiye'ye yönelik, son derece ağır, haksız ve gerçekten ahlak dışı ithamlarda bulunanlar işte bunu hazmedemeyenlerdir.'Kaynak: AA ve DHA
Reklam
Sigarayı Bırakmak Beyni Gençleştiriyor
Kanadalı bilim adamları, sigaranın bellek, dikkat, algısal idrak, düşünce, dil ve şuur konusunda kilit rol oynayan beynin en dışındaki 'gri madde' diye nitelendirilen merkezi sinir sisteminin ana içeriğinin daha hızlı kaybına yol açtığını, sigaranın bırakılmasından sonra bu olumsuz etkilerin ortadan kalkabildiğini belirtti.Araştırmaya 36'sı tiryaki, 223'ü sigarayı bırakmış 70'li yaşlardaki yaklaşık 500 kişi katıldı.Bilim adamları katılımcıların beyin görüntülerini inceledi.Sigara içenlerde beynin gri maddeyle kaplı kısmının daha hızlı inceldiğini saptayan bilim adamları, eski tiryakilerde ise bu bölgenin kısmen kendini topladığını gördü.Eski tiryakilerin 30 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtiğini belirten bilim adamları, bu kişilerin beyninin hiç sigara içmeyenlerinki ile aynı duruma gelmesinin ise 25 yıl aldığına dikkati çekti.Bilim adamları sigarayı bırakmanın incelmeyi azalttığını, hatta uzun sürse de toparlanmasına yardımcı olduğunu vurguladı.Araştırmanın sonuçları 'Molecular Psychiatry' dergisinde yayımlandı.Daha önceki araştırmalar sigaranın bilişsel becerilerin hızla azalmasına yol açtığını göstermişti ancak bunun hızı ve giderilebileceğine ilişkin bilgi bulunmuyordu.Sabah
Dünya'nın Çekirdeğine Ait Yeni Keşif
Çinli ve Amerikalı bilim insanlarının ortaklaşa yaptığı araştırma, Dünya'nın merkezinde, iki farklı bölge olduğunu ortaya çıkardı. Keşif, Dünya'nın oluşumu ve tarihine ışık tutacak.Dünya'nın çekirdeğindeki kristallerin farklı yapıya sahip olduğu keşfedildi. Bilim insanları, Dünya'nın çekirdeğindeki demir kristallerinin iki farklı şekilde sıralandığını keşfetti. Keşif, gezegenin kristallerin oluşumu sırasında çok büyük değişime uğradığına işaret ediyor.‘Nature Geoscience’ dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Dünya'nın merkezindeki demir kristallerinin yapısı, çekirdeğin dış kısmındakilerden farklı.Bilim insanları, yeryüzünün 5 bin kilometre derinliğine inecek herhangi bir kazma işlemi yapılamadığı için çekirdeğin yapısını incelemek için depremlerin neden olduğu hareketleri araştırdı.Deprem dalgalarının yeryüzünün farklı katmanlarında nasıl değişiklik gösterdiği analiz ettiklerini kaydeden Illinois Üniversitesi'nden Prof. Dr. Prof Xiaodong Song, elde ettikleri verilerin Dünya'nın merkezinin iç ve dış çekirdek olarak iki parçadan oluştuğunu gösterdiğini belirtti.Prof. Dr. Song, şunları kaydetti:'Sismik dalgalarla elde edilen veriler, iç çekirdekteki kristallerin doğu-batı yönünde dizildiğini gösteriyor. Kuzey Kutbu'ndan aşağıya doğru bakmak mümkün olsaydı bu kristalleri kendi çevrelerinde dönüyormuş gibi görecektik. Dış çekirdekteki kristaller ise kuzey-güney yönünde sıralanmış ve aynı bakış açısında yatay görünüyorlar. Dünyanın merkezinde iki farklı bölgenin keşfi, Dünya'nın oluşumu ve tarihi hakkındaki bilgilerimize ışık tutacak.'Yer yüzeyinin 5 bin kilometre derinliğinde yer alan çekirdek, yaklaşık 1 milyar yıl önce katılaşmaya başlamıştı ve her yıl 0,5 milimetre büyümeye devam ediyor.Prof. Dr. Song, çekirdekteki kristallerin iki farklı şekilde dizildiğinin keşfinin, kristallerin farklı koşullar altında oluştuğuna ve gezegenin yaklaşık 500 milyon yıl önce çok büyük bir değişime uğradığına işaret ettiğini söyledi. Henüz ne olduğu bilinmeyen değişimin, Dünya'nın manyetik alanını da etkilediği ve ekvator ekseniyle kutup ekseninin yer değiştirmesine neden olduğu sanılıyor.Yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin yer aldığı çekirdekteki demir-nikel karışımı, çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal halde bulunuyor. Yaklaşık bin 370 kilometre kalındığındaki çekirdeğin 4300 derece sıcaklığa sahip olduğu sanılıyor.AA
Reklam
Helikopterle Geyik Nasıl Yakalanır?
Wyoming Üniversitesi'nde yaban hayatı biyologları doğada bir geyiği helikopter ile yakalıyorlar. Geyiğin sağlığını, neler ile beslendiğini ve doğadaki hareketlerini incelemek adına bir takım çalışmalar yapan biyologlar daha sonra geyiği doğal ortamına bırakıyorlar.
‘Direnme Hakkı Evrensel Haktır, Zulme Teslim Olmak Bizim Kitabımızda Yoktur’
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 'direnme hakkı evrensel bir haktır. Baskıya zülme karşı direnmektir. İnancımızda da vardır. Zulme teslim olmak bizim kitabımızda yoktur' dedi.Kılıçdaroğlu, parti grubunda yaptığı konuşmada hükümete yönelik sert eleştirilerde bulunurken, Şanlıurfa ziyaretinde gittiği bir çocuk hastanesinden fotoğrafları gösterdi.İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:'MÜZEYYEN SENAR'A RAHMET DİLİYORUZ'Yanık Ömer'i onun kadar güzel yorumlayan ikinci bir sanatçı hiç görmedim. Olağanüstü güzel bir sesi vardı. Biz hep sanatçıları öldükten sonra anarız. Ama aslında sanat bir toplumun yaşam kalitesini belirleyen temel unsurdur. Hani büyük önder diyor ya 'sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından birisi kopmuş demektir'Eğer sanatı yüceltirsek emin olun tasada ve kıvançta beraber olan bir toplumu yeniden inşa etmiş oluruz. Kendinizi bir sinema salonunda düşünün. Bir film oynuyor. Cinsiyetimiz inancımız ne olursa olsun. o filmi izleyenlerin tamamı beraber hüzünlenirler, sevinirler. O nedenle sanat bir toplumu kaynaştıran en önemli unsurdur. Sanata ve sanatçıya her zaman değer vermek zorundayız. Elbette ki sanatçı toplumun aykırı insanıdır. O bizim önümüzde yürüyen insandır. O nedenle onun aykırı düşüncelerine de hep beraber saygı göstermek durumundayız. Bilim insanları sanatçılar bir toplumun entelektüel birikimini yansıtır. Bu vesileyle bir kez daha Müzeyyen Senar'a Allah'tan rahmet diliyoruz.'MESAFEYİ SIFIRLAMAMIZ GEREKİYOR'Evvel ki hafta Bursa’daydım. Geçen hafta sonu Şanlıurfa’daydım. Şanlıurfa’ya gititm, sohbet ettim konuştum. Değişik alanlara mekanlara girdim. Bir gerçeği gördük. Elinizi uzattığınız zaman insanları kazanıyorsunuz. Sohbet ettiğiniz zaman kazanıyorsunuz. Siyasetçiyle vatandaş arasındaki mesafeyi sıfırlamamız gerekiyor. Onların yanında sorunlarıyla beraber çözüm önereceksiniz. Yanında duracaksınız. Beraber konuşacaksınız. Şanlıurfa’nın bir özelliği var tabi, peygamberler şehridir Şanlıurfa. Dünyanın en zengin kültürünü bağrında yaşayan bir şehirdir. Harran Ovası, Şanlıurfa’da. Göbeklitepe de Şanlıurfa’da. Bunların içinde Şanlıurfa ne durumunda?'SURİYELİLER 20 LİRAYA ÇALIŞIYOR'Sabahın erken saatinde amele pazarı denen bir yere gittik. Şanlıurfalılar orada iş bekliyorlar. Birisi gelecek diyecek ki 'Gelin sizi şu işte çalıştıracağım.' Kaç lira? 60 lira. Hepiniz iş buluyor musunuz diye sordum, hayır Suriyelilerden sonra iş bulamıyoruz. Neden iş bulamıyorsunuz? Çünkü Suriyeliler 20 liraya çalışıyor, biz nasıl 60 liraya nasıl çalışalım… İnsanları açıkça açlığa mahkum ediyorsunuz. 8 saat 10 saat önemli değil diyor, yeter ki 60 lira alalım evimize parayla gidelim. Bu bile mümkün değil. şu soruyu tüm Şanlıurfalı kardeşimin kendisine sormak istiyorum. Suriye’yle bizim bir kavgamız yok. Suriyeli vatandaşla da hiçbir kavgamız yok. Tam tersine akrabalarımız onlar bizim. O zaman tablo nedir? Sorumlu kimdir? Suriye’yi kan gölüne çeviren kimdir? Hangi siyasi iktidar bunu yaptı, açlığa mahkum etti. 60 lirayı bile elinizden aldılar. Bunu düşünmelerini istiyorum. Bu tablonun arkasında net açık Adalet ve Kalkınma Partisi’ni görecekler.'OY KULLANIRKEN...'Oradan ayrıldım hayvan pazarına gittim. Oturduk sohbet ettik, dertlerini dinledik. Yine Şanlıurfalı kardeşlerime sesleniyorum. Bana söyledikleri için buradan sesleniyorum. Hiçbir AKP milletvekili, 10 AKP milletvekili var. Hiçbir AKP milletvekili hiçbir milletvekili CHP dışında bugüne kadar hayvan pazarına gidip vatandaşlarla konuşup onların dertlerini dinlememiş. İlk giden genel başkan CHP genel başkanı. Perişan olduk, mahvolduk diyorlar. 'Suriye sınırına bu hükümet neden sahip çıkmıyor' diyorlar. 'Yol geçen hanına döndük' diyorlar. Şikayetlerini ediyorlar. Bende onlara şunu söyledim. Madem ki bugüne kadar 12 milletvekili verdiniz, bir vekili bile CHP’ye vermediniz, önümüzdeki seçimlerde oy kullanırken 'Elinizi vicdanınıza koyarak oy kullanın' dedim.'BU FATURAYI ŞANLIURFA ÖDÜYOR'Oradan yaş meyve sebze haline gittik. Sayın başkana teşekkürlerimi sunuyorum. Oradaki vatandaşlarla oturup konuştuk, dertlerini dinledik. Aynı sorun onlarda da var. oradan çocuk hastanesine gittik. Çocuk hastanesine gelmeden önce Suriye ile ilgili Şanlıurfa’yla ilgili konulara değerlendirmek isterim. Dört yıldır Suriye’de iç savaş var. Bir milyon 700 bin Suriyeli Türkiye’de mülteci. Bunun 250 bini Şanlıurfa’da yaşıyor. 20 liraya iş buluyorlar, Şanlıurfalı aç. Bu faturayı kim ödüyor, Şanlıurfalı ödüyor. Hiçbir Şanlıurfalı Suriye’nin iş içine karışmaktan yana değil, kavgadan yana değil. ben Şanlıurfalılara söz veriyorum, CHP’lilerin iktidarında Ortadoğu’ya barışı getireceğiz, Türkiye Cumhuriyeti olarak, ben de Başbakan olarak. Asla ve asla savaştan kavgadan yana olmayacağım. İnsanları silahlandırmadan yana olmayacağım. Suriye’ye de Irak’a da her tarafa barışı getireceğim'BABA OCAĞINA GERİ DÖN' DİYECEĞİZSuriyeli kardeşlerime diyeceğim ki, bir milyon 700 bin kardeşim, git kardeşim, baba ocağına geri dön, sana her türlü yardımı yapacağız. Sana şu ana kadar 5,5 milyar dolar harcadık, helali hoş olsun. Ama CHP iktidarında 'Suriye’ye huzur geldi, git kardeşim kendi ülkende çalış diyeceğiz.'Sadece ihracattan Şanlıurfa’nın kaybı 81 milyon dolar, iş adamları perişan, esnaf da perişan. Bakın protesto edilen senet… Yüzde 21. 62 milyon, 62 trilyon Şanlıurfa’da. Türkiye ortalamasının iki katı. Niye protesto edilir, ödenemediği için. Adamın maddi gücü yerinde olsa ödemez mi, demek ki ödeyemiyor. Demek ki sıkıntı var. bu iktidar çözer mi? Hayır çözemez. Bu iktidarın zaten kendisi sorunun kaynağıdır. Çözümün odağı ve kaynağı CHP’dir herkes bilsin.'BİRİ SORUNLARINIZI DİLE GETİRDİ Mİ?'Ben diyorum bunların işi başka. Bunlar ayakkabı kutularını koruyorlar, vatandaşın derdiyle mi ilgilenecekler? GAP için özel kanun çıkardılar. İşsizlik sigortası fonundan da para aldılar. Onu da başka yerde harcadılar. GAP hala su bekliyor. O zaman sormak gerekir. 12 milletvekili verdiniz Şanlıurfalılar, birgüne bir gün bir milletvekili oy verdiğiniz milletvekili bir gün çıkıp da Şanlıurfa’nın sorunlarını dile getirdi mi? Hiç kimse getirmedi. Bizim bir milletvekilimiz bile yok, ama biz sorunlarınızı burada adam gibi söylüyoruz. O sorunları çözmek için de size söz veriyoruz.Elektrikle ilgili şöyle bir sorunu var Urfalı çiftçinin. 'Devlet elektrik getirmişse 24 kuruştan' alıyorum diyor. Ama su yoksa, kuyuyu kazıyorum, elektrik hattını ben çekiyorum, benden de 90 kuruş alıyor. Niye alıyor diyor, 'beni niye cezalandırıyorum' diyor. Elektrikse masrafı ben yapmışım, o zaman benim elimi kolumu niye bağlıyorsun? Bunların görevi budur zaten. Bunlar vatandaşı sorunun içine atarlar. Sonra da ellerini havada tutarlar, bunlar sana el uzatmazlar. Sana uzanacak el halk partisinin elidir, CHP’nin elidir. Biz senin sorununu bire bir biliyoruz, yaşıyoruz.'İŞTE DEVRİMİNİZ BU?'Oradan çocuk hastanesine gittik. Size iki fotoğraf göstereceğim. Bu çocukların yattığı iki oda. Odalar altı metrekare. Odalarda 9 çocuk ve anneleri beraber tedavi görüyorlar. Diyorlardı ya sağlıkta devrim yaptık. İşte devriminiz bu sizin. Anneler diyor ki çocuklar zaten burada hasta olur. Hekimler yer yok diyorlar. Buradan özellikle bu hastanelerde çalışan, bütün hekim kardeşlerime ve sağlık çalışanlarına yürekten teşekkür etmek isterim. Onları hep beraber alkışlayalım. Kişi başına düşen doktor sayısında Şanlıurfa 81’nci sırada en geride.
‘İç Güvenlik Paketi Meclis Kapanmadan Yasalaşacak’
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İç Güvenlik Paketi'nin Meclis kapanmadan önce yasalaşacağını söyledi.Adalet Bakanı Bozdağ, 'İç Güvenlik Paketi' görüşmelerinin ertelenmesine ilişkin soru üzerine, 'Şu anda Grup Başkanvekili arkadaşlarımız ile görüşme yapmış değilim, ertelenme sebebini bilmiyorum ama İç Güvenlik Paketi'nin Meclis kapanmadan önce yasalaşacağını biliyorum' diye konuştu.Meclis'te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bozdağ, 'İç Güvenlik Paketi değişime uğrayabilir mi?' sorusuna ise 'Benim İç Güvenlik Paketi'nin detayları üzerinde bir değerlendirme yapmam doğru olmaz. İçişleri Bakanımız yasayı takip ediyor. Benim bildiğim, yasada bir değişiklik yok. Komisyondan geçtiği gibi yasalaşacak. Yeni bir gelişme varsa ondan da haberim yok' yanıtını verdi.AYM ve Yargıtay başkanlık seçimleriBozdağ, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı seçim sonucunun hayırlı olmasını diledi.Anayasa Mahkemesi Başkanlığına seçilen Zühtü Arslan'ı tebrik eden Bozdağ, 'Anayasa Mahkemesi'nin başında, anayasa hukuku profesörü bir hocamız görev yapacaktır. Zühtü Arslan Bey geçmişi itibariyle çok başarılı bir bilim adamı. Anayasa Mahkemesi tecrübesi de var. Ülkemiz için hukukumuz için faydalı hizmetler yapacağına yürekten inanıyorum' dedi.Bekir Bozdağ, Haşim Kılıç'ın kendisini en çok 'darbeci' eleştirisinin üzdüğünü açıklamasına ilişkin soru üzerine, 'Sayın Kılıç'ın kendi şahsi değerlendirmeleri hakkında 'niye böyle dedi?' demek benim işim değil. O kendi açısından olayı nasıl değerlendiriyorsa öyle ifade ediyor' diye konuştu.Bozdağ, Kılıç'ın bugün itibariyle görevden ayrıldığını açıklamasına ilişkin şunları söyledi:'(Aynı çatı altında iki başkan olmaz) ifadesini kullandı. Bu açıdan baktığınızda yeni seçilmiş bir başkan var. Bu açıdan kendisi emekliliğini isteyerek görevden ayrılmayı tercih etti. Bu tamamiyle kendi takdirinde olan bir konu. Yoksa yasal açıdan bir mani yok. Ayın 13'üne kadar görevine devam edebilirdi.Nitekim Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldığında 10 Ağustos'ta, seçim sonuçları kesin ilan edildikten sonra da seçilmiş Cumhurbaşkanı, Başbakanlık vazifesini sürdürmüştü. O zamanki Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül Beyefendi de Cumhurbaşkanlığı görevine devam etmişti. Yani görevi bırakması tamamiyle kendi takdirinde olan bir husustur. Anayasal ve yasal bir engel yoktur. Kendi tercihidir, saygı duymak lazım.'Bozdağ, 'Zühtü Arslan ile Haşim Kılıç'la çalıştığınızdan daha rahat bir şekilde çalışabileceğinize inanıyor musunuz?' sorusuna şu yanıtı verdi:'Biz Haşim Kılıç Beyefendi ile de iyi çalıştık. Belki bir yıl içerisinde bir takım şeyler oldu ama baktığınızda Haşim Kılıç'la da iyi çalıştık. Bugüne kadar verdiği kararlar ortada. Bizim eleştirdiğimiz pek çok karar oldu. Bizim eleştirilerimiz de ortadadır. Ama bir insanı değerlendirirken sadece eleştirilen konularla ilgili değil, takdir edilen konularla beraber değerlendirmekte fayda var. Haşim Kılıç da Başkanlık, Başkanvekilliği ve üyelik yaptığı süre içerisinde ki toplam 25 yıl yapıyor, pek çok önemli kararlara imza atmıştır. Bizim beğenmediğimiz kararlar var, takdir ettiğimiz kararlar var. Beğenmediğimiz kararların sayısı daha az.'Yargıtay Başkanlığına seçilen İsmail Rüştü Cirit'i de tebrik eden Bozdağ, 'Görev süresi içinde Yargıtay'a, hukuk sistemimize hizmet edeceğine, faydalı olacağına yürekten inanıyorum' dedi.Kubilay Çelik, AA
Reklam