onedio
Filipinler'de Karaya Vuran Dev Ağızlı Köpekbalığının Dehşet Verici Görüntüsü
Binlerce çeşit ve her boydan canlının yaşadığı okyanuslar bizler için her zaman korkutucu olmuştur. Geçtiğimiz hafta Filipinler'de bulunan Marigondon'un sahillerinde yakalanan dev ağızlı köpekbalığı, okyanuslarda başımıza gelebileceklerin en ciddi göstergelerinden bir tanesi. Bu canavarı görünce belki de günlerce gözünüze uyku girmeyecek.
Adnan Kahveci'nin Oğlu: 'Babamı Kimlerin Öldürdüğünü Kanıtladım'
Ölümünün 22. yılında mezarı başında anılan Adnan Kahveci 'nin oğlu Cihan Kahveci , babasının öldürüldüğünü iddia ederek, 'Babamı kimlerin öldürdüğünü kanıtladım' diye konuştu.Bilim ve siyaset adamı Adnan Kahveci, ölümünün 22. yılında Kartal’daki mezarı başında anıldı.DHA'nın haberine göre, Kartal Belediyesi ve Trabzon Köprübaşı Kültür ve Yardımlaşma Derneği işbirliğiyle düzenlenen törende Adnan Kahveci, eşi Füsun ve kızı Aslı Kahveci anıldı. Anma törenine Adnan Kahveci’nin oğlu Cihan Kahveci , Adnan Kahveci’nin kardeşi Kenan Kahveci , Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz , Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç , Adnan Kahveci Vakfı Başkanı Dr. Eyüp Kahveci ile siyasi parti temsilcileri ve Adnan Kahveci’nin yakın dostları ile sevenleri katıldı.Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, yaptığı konuşmada Adnan Kahveci’nin temiz siyaset yapan biri olduğunun altını çizerek, “Bir dürüst politikacı olarak Kahveci gözümüzün önünde duruyor. Adnan Kahveci’yi gençler unutmasın istedik ve adının olduğu caddemizde büstünü yaptık, altına da biyografisini ekledik. 22 yılda bir devlet -hangi iktidar olduğu önemli değil- eğer bunların faillerini ortaya çıkaramıyorsa hala güven içinde değiliz demektir” dedi.Adnan Kahveci’nin oğlu Cihan Kahveci ise, “Adnan Kahveci bugün çocuklara ve gençlere anlatmamız gereken bir değer. O benim babam olmaktan öte halka mal olmuş bir insan. Bu sene, tüm senelerden daha anlamlı. Bunun bir kaza olmadığını, babamın katledildiğini ben kanıtladım. Kimin yaptığını, yaptırdığını buldum” dedi.DHA
Ünlü Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson'ın Zeki İnsanlara Önerdiği 8 Kitap
Amerikalı bir astrofizikçi olan ve 1996 yılından beri Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'ne ait Hayden Planetaryumu'nun yöneticiliğini yapan Neil deGrasse Tyson, 2011 yılının Aralık ayında Reddit’s Ask Me Anything isimli bir buluşmaya katıldı. Bu buluşmada halktan insanlar katılımcılara istedikleri soruyu sorabiliyorlardı. Bir okuyucu Tyson'a şu soruyu yöneltti: 'Sizce her zeki insanın okuması gereken en temel kitaplar hangileridir?' Tyson bu soruya yalnızca kitap isimleri saymakla yetinerek cevap vermedi, aynı zamanda hangi kitabın bizlere Barı dünyasını şekillendiren temel düşünce ve anlayışları anlamak konusunda nasıl yardım edeceğini de açıkladı. İşte Tyson'ın sıraladığı, her zeki insanın okuması gereken 8 kitap;
Gayrimenkulün Geleceği Bu Raporda
Emlak Konut GYO, ‘Gayrimenkul ve Konut Sektörüne Bakış’ raporunun ikinci ayağını kamuoyu ile paylaştı.Raporda şu konular öne çıktı*Türk ekonomisi olası dış dalgalanmalardan kendisini korumak için 2013 yılından başlayarak önlemler almaya başladı. Bu önlemler sayesinde cari açık ve döviz kırılganlığı önlenmeye çalışıldı. Zamanında alınan önlemlerin varlık fiyatları özellikle de konut üzerine de pozitif etkileri oldu. 2014 yılı son çeyreğinde ise küresel ekonomide emtia fiyatları ile ilgili önemli gelişmeler yaşandı. Küresel olarak büyük önem taşıyan ana enerji ve üretim girdisi olan petrol- doğal gaz fiyatlarında sert gerilemeler görüldü. Bu durum petrol ihraç eden Rusya, Venezuela gibi ülkelerde önemli bir gelir kaybına yol açtı. Türk ekonomisi net enerji ithalatçısı bu fiyat düşüşünden yaklaşık 5 milyar dolarlık bir fon kazandı. Ancak emtia fiyatlarındaki bu düşüşün uluslararası fon hareketleri ile varlık fiyatlarına negatif etkileri olabileceği unutulmamalıdır. Varlık fiyatları ekonominin en çok tartışılan konularından olmuştur. Bir pozitif bilim teorisi gibi tek bir çözümü de bulunmamaktadır. Her varlık için her zaman geçerli bir teorik fiyat bulunması da mümkün olmamaktadır. Konut fiyatlarında ki gelişmelerde buna en güzel örneklerden birisidir.*Türkiye genelinde yaşanan fiyat artışları balon oluşturmaktan uzaktır. Artışlar özel durumlardan kaynaklanıyor. Son verilere göre fiyat artışı makul bir eğilimde devam etmekte olup hesaplamalarda balonlaşma ihtimali olan tek bir yöreye rastlanmıştır. Söz konusu Gaziantep-Kilis-Adıyaman yöremizde de fiyat artışları reel anlamda yüzde 53,9’luk bir düzeydedir. Gaziantep-Kilis-Adıyaman bölgesindeki fiyat artışının temel nedeni ise Suriye, Irak gibi ülkelerden gelen göçmenlerin yoğun talebi olarak gösterilebilir. Dolayısıyla fiyat atışı özel bir durumdan kaynaklanmakta olup bölgeseldir. Öte yandan reel olarak konut fiyatlarının azaldığı bölgelerimizde mevcuttur. Örneğin, Ocak 2010-Kasım 2014 arası Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Trabzon bölgesinde fiyatlar ortalama yüzde -3,93’e gerilemiştir. Benzer bir durum Van, Bitlis, Hakkâri bölgesi içinde geçerli olup fiyatlar bu yöremizde yüzde -5,02 gerilemiştir. Fiyatın düşmesine neden olan faktörler ise demografik etmenler, göç, yabancı yatırım azlığı, gelir etkisi gibi ifade edilebilir.*Türkiye’de konut arzı ile talep yavaş yavaş daha stabil bir hal almaya başladı. Yıllık ortalama 1 milyon adet konut el değiştirmekte olup yıllık 600 bin adet konut ihtiyacı da sürmektedir. Türk konut sektöründe orta ve orta alt gruba ait konut ihtiyacı oldukça yoğun olarak sürüyor. Orta üst ve lüks segmente ise talebin orta alt segmente göre biraz yavaşlamakta olduğu söylenebilir. Türk inşaat ve konut sektörü büyüyen Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olmaya devam edecektir. Ekonomik gelişmeler göz önüne alındığında ve dünya ile kıyaslandığında sektörün daha çok potansiyel içerdiği görülecektir. Ancak fiyatlar konusunda zaman zaman yaşanabilecek dalgalanmalar çöküş veya balon olarak adlandırılmamalıdır. Hangi tip varlık olursa olsun ne daima fiyatı artacak ne de daima düşecektir. Gerek ülkemiz ile ilgili gerekse sektörle ilgili istikrar ve dinamik yapı devam ettikçe orta vadede eğilim büyüme yolunda olacaktır.*2013 yılı sonu ile başlayan konut talebi zayıflığı (faiz, kur artışı, seçimler ve dış değişimlerden kaynaklı) bir önceki raporda da öngörüldüğü gibi, 2014 Ağustos ayından itibaren yerini oldukça güçlü bir talebe bırakarak 2013 yılı toplamını yakalayacak bir trend oluşturdu. Ocak-Kasım 2014 arası, Türkiye’de günde 3 binin üzerinde, saatte 130, dakikada ise ikinin üzerinde konut el değiştirdi.*Deutsche Bank Mayıs 2014’de, küresel konut fiyatlarını ve bunlarla ilgili trendleri incelediği raporunda, Tük konut sektöründe balon olup olmadığına yönelik olarak; incelenen ülkelerde kişi başına düşen oda sayısı baz alınarak yapılan değerlendirmede Kanada kişi başına düşen 2,6 oda sayısı ile en faza balon riski barındıran ülke konumundayken, Türkiye kişi başına düşen 0,8 oda ile “en risksiz ülke” olarak görülmektedir.Gayrimenkul ve özelinde konut sektörünü etkileyen unsurlar bu dönem itibari ile şöyle özetlenebilir.· Artan yabancı yatırımcı ilgisi· 2013 son çeyreği ile 2014 ilk yarısı beklemeye geçiş talebini erteleyen yatırımcının 2014 üçüncü çeyreğinde konut talebini artırması· Türkiye’nin yakın ve içinde bulunduğu coğrafyada ekonomik hikayesini sürdürüyor olması· Faizlerin düşmesine bağlı olarak konut kredilerine olan talebin yükselmesi· İstanbul’un marka şehir olarak dünyanın dört bir yanından yatırımcı ilgi görmesi· Alt yapı projelerinin cazibe merkezi ve ilgi yaratması· Ulaşım araç ve olanaklarının giderek artması sonucu büyük şehir çevrelerinin genişlemesi ve hinterlandının büyümesi· Kentsel dönüşümün ve buna bağlı düzenlemelerin hayata geçirilmeye devam etmesi· Sektörle doğrudan ilgili işletmelerin daha profesyonel yönetilmelerinin verdiği avantajlar· Köyden kente devam eden göç· Genç bir nüfus yapısına sahip olmanın getirdiği doğal talep· 2001 krizinden sonra oldukça hızlı büyüyen kişi başına düşen gelir ve finansal kolaylıklar*Onuncu Kalkınma Planının temel amacı uluslararası değer zinciri hiyerarşisinde üst basamaklara çıkmış, yüksek gelir grubu ülkeler arasına girmiş ve mutlak yoksulluk sorununu çözmüş bir ülke konumuna gelmek olduğundan, planın başarı ile uygulanması halkımızın refahını önemli ölçüde artıracaktır. Artan refahında konut talebini olumlu etkilemesi doğal bir sonuçtur.
Reklam
Kediler Neden Sürekli Kendilerini Yalar?
Hayvanların çoğu yeni doğmuş yavrusunu yalar. Bunun nedeni, hem doğum kalıntılarını temizlemek, hem yavruyu psikolojik olarak rahatlatmak, hem sindirim ve solunum faaliyetlerinin başlamasına yardımcı olmak, hem de idrar yapması için yavrunun bedenini harekete geçirmektir. Kedi ise diğer hayvanlardan farklı olarak hayatının üçte birini kendini yalayarak geçirir.Kedi kendini yalarken ilginç bir şekilde her zaman aynı sırayı takip eder. Önce dudaklarını yalar, sonra önayaklarından birinin içini ve kenarını iyice tükürüklenene kadar ıslatır, ardından da bu ayağına daireler çizerek burnunu sürter. Bu işlem bittiğinde ayağını tekrar tükürükler, kulağını, kulağının arkasını, gözlerini, yanağını, çenesini oğuşturur ve bu işlemin aynısını diğer taraf için de tekrarlar. Başını bitirdikten sonra da, omuzlarını, göğüs kısmını, genital bölgesini, arka ayaklarını ve kuyruğunu daha uzun süre ve daha sert darbelerle yalar.Peki kediler kendini yalamaya neden bu kadar çok mesai ayırıyor? Çünkü tek dertleri temizlenmek değil. Bu kadar uğraşın ardında başka amaçlar da var. Madde madde sıralayayım.- Öncelikle, tüylerindeki parazitleri, kirleri, yabancı cisimleri ayıklar.- Kedinin tükrüğünde antiseptik maddeler vardır. Özellikle de yaraları sterilize ederek daha çabuk iyileşmelerini sağlar.- İnsanlar tarafından ellendiğinde yalanarak insan kokusunu yok eder. Çünkü kedilerin en önemli iletişim araçlarından biri kokudur. Bu nedenle de kedi gibi kokmak zorundadır. Aksi takdirde, diğer kedilerin tepkisini çekebilir. - Tüylerini düzleştirir. Böylece hem soğuğa hem de sıcağa karşı korunmuş olur. Çünkü tüylerin karışık olması kürkünün izolasyon işlevini azaltır.- Açık havada yalandığında, tüylerini araladığı için, güneşten aldığı D vitaminini artırmış olur. Bilim insanları psikolojik sorunlar yaşayan kedilerde kendini yalamanın arttığını gözlemlemiş. Kedi eğer ilgi eksikliği yaşarsa, mesela eve başka bir kedi veya bebek gelirse, kapalı bir yerde tutulursa ve bir sebepten cezalandırılırsa hırsını yalanmaktan çıkarıyormuş. Keza yaşlılık da yalanmayı artıran bir etkenmiş.
Yozgatlı Olduklarını Öğrendiğinizde Çok Şaşıracağınız 38 Tanınmış İsim
Kimi bir rock star, kimi magazin dünyasının peşinden düşmediği bir şarkıcı, kimileri devletin en üst düzeyinde adeta Yozgat Cumhuriyeti'ni kurmuş bürokratlar, kimi City's Nişantaşı alışveriş merkezinin sahibi, kimi efsanevi bir şair, kimi bir yönetmen, kimi ülkenin önde gelen kargo şirketinin sahibi... Hepsinin ortak özelliği Yozgatlı olmaları! Anadolu'nun çorak ve mütevazi şehri, sosyal medyanın şamar oğlanı Yozgat'ın bağrından kopan bu isimleri öğrenince gerçekten çok şaşıracaksınız.
Reklam
Einstein'ın Hepimiz Gibi Sıradan Olan Yönleri
Hayat her zaman kolay değil, özellikle de bir dâhiyseniz… Mesela Albert Einstein’la ne gibi benzer özellikleriniz var dersiniz?Princeton Üniversitesi geçtiğimiz aylarda ünlü fizikçilerin çalışmalarını yayınladı. Çevrilmiş, kopyalanmış ve tarihi verilerden yola çıkılarak notlarla açıklanmış “Dijital Einstein” projesi, ünlü dâhinin ilk gençlik yıllarına da derinlemesine mercek tutuyor.
Dr. Mehmet Öz 'ün Önerileri Bilimsel Değil mi?
Ünlü Türk hekim Doktor Mehmet Öz’ün 3 milyon izleyicisi bulunan TV programında verdiği sağlık tavsiyelerinin neredeyse yarısının gerçeğe dayanmadığı öne sürüldü. Ünlü ekonomi dergisi Forbes tarafından 2013 yılında ‘Dünyanın en etkili 100 ismi’ sıralamasında 6’ncı sıraya yerleşen Türk Doktor Mehmet Öz, defalarca Emmy alan Dr. Oz Show isimli sağlık programıyla milyonların gönlünde taht kurdu. Sağlık adına tüyolar veren 50 yaşındaki hekimin, programının geçen sezondan rastgele seçilen 40 bölümünü inceleyen British Medical Journal uzmanları, Öz’ün bu programlarda 479 sağlık tavsiyesi yaptığını belirledi. Ancak bunların sadece %46’sının bilimsel dayanağı olduğu tespit edildi.  Öz kendini savunduDergi için araştırmayı yapan uzmanlar, önerilerin yüzde 15’inin ise bilimsel gerçeklerle çeliştiğini belirledi. Öz’ün ‘ Kadınlar yumurtalık kanserini yenmek istiyorsa hindiba, kırmızı soğan ve levrek tüketsin riskleri yüzde 75 azalır’ tavsiyesini yerden yere vurdu. Aynı şekilde kahve çekirdekleri bazlı zayıflama haplarının da Öz tarafından programda tavsiye edildiği, ancak daha sonra bu ürünün reklamlarının geri çekildiği vurgulandı. New Yorker dergisi ise ABD’de en çok izlenen 5 talk show programından birisi olan ‘Dr Oz Show’un başarısının altında yatan sebepleri analiz etti.Eski mantıkDoktor Eric Rose, “Sıkıcı sağlık programlarından ayrışarak eğlenceli bir program yöneten ve şovmen haline gelen Öz’ün, tuhaf fikirlerle geldiğini görüyoruz” dedi. Doktor Öz ise, kendisini ezber bozan bir ikon olarak gördüğünü belirterek “Çoğu ilaç eski mantığa dayalı. İnsanları hasta olmaya ikna etmek istemiyorum. Programda sunduğum çözümler bu konudaki tek çözümler değil, ve söz konusu ilaçlar da tek geçerli ilaçlar değil” dedi. Tıp camiasınca başarılı bir ‘pazarlamacı’ olarak görülen Öz, New Yorker dergisine verdiği röportajda “Kanser bizim için Angelina Jolie gibi. Her gün bu hastalıktan bahsedebiliriz” demişti.‘Aileme de bunları tavsiye ediyorum’Bilimsel otoritelerce faydası kanıtlanmayan ancak Dr Öz’ün programında defalarca ‘mucize’ ve ‘sihirli’ kelimeleriyle promosyonunu yaptığı ‘yeşil kahve çekirdeği ’ diyet ürünü sebebiyle haziran ayında ABD Senatosu Alt Komisyonu karşısında ifade vermişti. Senatör Claire McCaskill’in “Bütün bilim topluluğu sizin mucize dediğiniz bu ürünlerin yararlığından şüpheli. Satın alınabilir bir ürüne mucizevi dediğinizde bu insanları boş yere umutlandırıyor. Bunu neden yapmanız gerektiğini anlamıyorum“ sözleri karşısında “Ben bu ürünlerin işe yaradığına inanıyorum, hepsini tutkuyla inceliyorum ve araştırıyorum. Bahsettiğim bir sürü maddenin etkilerinin bilimsel olarak kanıtlayamadığımın farkındayım, fakat bu tavsiyeleri aileme verdiğim gibi seyircilere de veriyorum” savunmasını yapmıştı.Kaynak : Medikal Akademi ve Gerçek Bilim
Konut Fiyat Artışları'nda Balon Oluşturma
Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO)'nun Gayrimenkul ve Konut Sektörüne Bakış adlı raporunda, ülke genelinde yaşanan konut fiyat artışlarının balon oluşturmaktan uzak olduğu, artışın özel durumlardan kaynaklandığı vurgulandı. Türkiye ekonomisinin olası dış dalgalanmalardan kendisini korumak için 2013'ten itibaren önlemler almaya başladığı hatırlatılan raporda, bu önlemlerle cari açık ve döviz kırılganlığının aşılmaya çalışıldığı aktarıldı. Zamanında alınan önlemlerin Varlık fiyatları, özellikle de konut üzerine pozitif etkileri olduğu dile getirilen raporda, 2014 yılının son çeyreğinde küresel ekonomide emtia fiyatları ile ilgili önemli gelişmelerin yaşandığı, ana Enerji ve üretim girdisi olan petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert gerilemelerin görüldüğünün altı çizildi.Emlak Konut GYO uyarıda bulunduRaporda, Türkiye ekonomisinin bu fiyat düşüşünden yaklaşık 5 milyar dolarlık bir fon kazandığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: Ancak emtia fiyatlarındaki bu düşüşün uluslararası fon hareketleri ile Varlık fiyatlarına negatif etkileri olabileceği unutulmamalıdır. Varlık fiyatları ekonominin en çok tartışılan konularından olmuştur. Bir pozitif Bilim teorisi gibi tek bir çözümü de bulunmamaktadır. Her varlık için her zaman geçerli bir teorik fiyat bulunması da mümkün olmamaktadır. Konut fiyatlarındaki gelişmeler de buna en güzel örneklerden birisidir.Yılda 600 bin konut gerekliTürk konut piyasasında balon olmadığı, son verilere göre fiyat artışının makul bir eğilimde devam ettiği ve hesaplamalarda balonlaşma ihtimali olan tek bir yöreye rastlandığı aktarılan Emlak Konut GYO'nun raporunda şunlar kaydedildi: Söz konusu olan Gaziantep, Kilis ve Adıyaman yöremizde de fiyat artışları reel anlamda yüzde 53,9'luk bir düzeydedir. Gaziantep, Kilis ve Adıyaman bölgesindeki fiyat artışının temel nedeni ise Suriye ve Irak gibi ülkelerden gelen göçmenlerin yoğun talebi olarak gösterilebilir. Dolayısıyla fiyat atışı özel bir durumdan kaynaklanmakta olup, bölgeseldir. Öte yandan reel olarak konut fiyatlarının azaldığı bölgelerimiz de mevcuttur. Örneğin ocak 2010 - kasım 2014 arası Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu ve Trabzon bölgesinde fiyatlar ortalama yüzde 3,93 gerilemiştir. Benzer bir durum Van, Bitlis ve Hakkari bölgesi için de geçerli olup, fiyatlar bu yöremizde ise yüzde 5,02 gerilemiştir. Fiyatın düşmesine neden olan faktörler ise demografik etmenler, göç, yabancı Yatırım azlığı ve gelir etkisi gibi ifade edilebilir. Raporda, Türkiye'de konut arzı ile talebin yavaş yavaş daha stabil bir hal almaya başlandığı, yıllık ortalama 1 milyon konutun el değiştirdiği ve 600 bin konut ihtiyacının da sürdüğü belirtildi.Orta ve alt gelir grubunun ihtiyacı sürüyorRaporda, Türk konut sektöründe orta ve orta alt gelir grubuna ait konut ihtiyacının yoğun olarak sürdüğü bildirildi. Orta üst ve lüks segmentte ise talebin orta alt segmente göre biraz yavaşladığının söylenebileceği aktarılan raporda, Türk İnşaat ve konut sektörünün büyüyen Türkiye'nin lokomotif sektörlerinden biri olmaya devam edeceği dile getirildi. Ekonomik gelişmeler göz önüne alındığında ve dünya ile kıyaslandığında sektörün daha çok potansiyel içerdiğinin görüleceği bildirilen raporda, şu ifadelere de yer verildi: Ancak fiyatlar konusunda zaman zaman yaşanabilecek dalgalanmalar, 'çöküş' veya 'balon' olarak adlandırılmamalıdır. Hangi tip varlık olursa olsun ne daima fiyatı artacak ne de daima düşecektir. Gerek ülkemiz ile ilgili gerekse sektörle ilgili istikrar ve Dinamik Yapı devam ettikçe orta vadede eğilim büyüme yolunda olacaktır. 2013 yılı sonu ile başlayan konut talebi zayıflığı (Faiz, kur artışı, seçimler ve dış değişimlerden kaynaklı) bir önceki raporda da öngörüldüğü gibi, 2014 ağustos ayından itibaren yerini oldukça güçlü bir talebe bırakarak 2013 yılı toplamını yakalayacak bir trend oluşturdu. Ocak-kasım 2014 arası Türkiye'de günde 3 binin üzerinde, saatte 130, dakikada ise 2'in üzerinde konut el değiştirdi.Türkiye en risksiz ülkeDeutsche Bank mayıs 2014'de, küresel konut fiyatlarını ve bunlarla ilgili trendleri incelediği Emlak Konut GYO'nun raporunda, Tük konut sektöründe balon olup olmadığına yönelik olarak; incelenen ülkelerde kişi başına düşen oda sayısı baz alınarak yapılan değerlendirmede Kanada kişi başına düşen 2,6 oda sayısı ile en faza balon riski barındıran ülke konumundayken, Türkiye kişi başına düşen 0,8 oda ile 'en risksiz ülke' olarak görülmektedir denildi.
Reklam
Akıllı Telefonlar Uyku Düzenini Bozuyor
Norveç'te yapılan araştırma, yatağa cep telefonuyla giren gençlerin düzenli uyku uyuyamadığını ortaya koydu. Uykuyu kaçıran ana etken ise LED ekrandan yayılan ışınlar olarak belirtildi.Norveç'te yaşları 16 ile 19 arasında değişen 9 bin 846 genç üzerinde yapılan araştırma, uyumak yerine akıllı telefonla zaman geçirmenin sağlığı olumsuz etkilediğini gösterdi.BMJ Open dergisinde yayımlanan araştırmada, ankete katılan gençler uyuma düzenlerini ve gece yatmadan önce ne yaptıklarına ilişkin soruları yanıtladı. Sonuçlar, gençlerin mobil cihazları kullanma sıklığı arttıkça, uyku sorunun da kadar arttığına işaret etti.Araştırmada, gençlerin tümünün yatağa gitmeden önce en az bir elektronik cihazla vakit harcadığı ve bu durumun uykuya geçiş süresini kısalttığı belirtti. Dahası, ağırlıklı olarak sosyal medya kullandıkları için uyku saatinde akıllı telefonlarını elinden bırakmayan gençlerin uyku süresinin azaldığı ifade edildi.Uyku vaktinde sosyal medya kullanımı yetersiz uykuya neden olurken, LED ekranlardan yayılan ışınların da uyku hormonu melatonin salgılanmasını azalttığı belirtildi. Işığa duyarlı hücrelerle bağlantılı hormonun azalması, uykuya geçiş süresini de doğrudan etkiliyor.Elektromanyetik radyasyon tehdidiMobil cihazların neden olduğu uyku sorununu aşmak için son zamanlarda ekran parlaklığını güneşin hareketine göre belirleyen uygulamalar belirdi. Araştırmacılar ise bu tür uygulamaların uyku sorununa çözüm olamayacağı görüşünde.Mashable sitesinde yer alan habere göre uyku sorununun bir nedeni de elektromanyetik rasyasyon olabilir. Dahası, ekrana bakmak için çok fazla eğik durma pozisyonuna girmek baş ve kas ağrılarına neden oluyor.Bilim insanları, mobil cihazların uyku sorunu ile arasındaki bağlantıyı açıklamak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtirken, yatmadan önce kitap okunmasını tavsiye ediyor. Basılı kitabın yanı sıra, ekranları okuma için özel tasarlanan e-kitap okuyucuların sağlığa zarar vermediği ve uykuya daha rahat geçiş sağladığı belirtildi.Mobil cihaz bağımlılığı hakkında geçtiğimiz yıl yapılan bir diğer araştırmada, yolda yürürken mesaj yazanların kendilerini riske attıkları gibi sağlıklarını bozabileceği ifade edilmişti.Mashable, Al Jazeera Turk
2 Milyar Yıldır Evrime Direnen Organizma
Uluslararası bir araştırma ekibi tarafından keşfedilen derin denizlere özgü bir mikro-organizmanın 2 milyar yıldır evrim geçirmediği tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen bulgunun aksine mikro-organizmanın evrim teorisini desteklediğini belirtti.Batı Avustralya'nın açıklarındaki kayalardan elde edilen numunelerde gözlemlenen sülfür bakterilerinin, en az 1.8 milyar yıldır evrim geçirmediği ortaya çıkarıldı. Gözle görülemeyen mikro-organizmaları en son teknoloji mikroskoplarla inceleyen bilim insanları, 2.3 milyar yıl öncesine uzanan bakterilerin Şili kıyılarında yaşayan modern sülfür bakterileriyle tamamen aynı olduğunu tespit etti.Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmaya yer alan William Schopf, 'Dünya'nın yaşının neredeyse yarısına denk gelen sürede bir canlının evrim geçirmemesi inanılmaz' ifadesini kullandı. Araştırmacılar, buna rağmen evrim karşıtı mikro-organizmanın Charles Darwin tarafından öne sürülen evrim teorisini desteklediğini belirtti.Schopf, 'Biyolojinin kuralı fiziksel ve biyolojik ortam değişmeden evrimi öngörmez. Bu da Darwin'in teorisiyle uyuşuyor' ifadesini kullandı. University of California Los Angeles'da profesör olan Schopf, sülfür bakterisinin değişim göstermediği ortamın 3 milyar yıldır aynı olduğuna dikkat çekti.Schopf, 'incelenen mikro-organizmaların oldukça basit ve değişmeyen fiziksel ile biyolojik ortama adapte olduklarını' belirtirken, 'evrim geçirmiş olmaları halinde Darwin'in teorisiyle çelişeceklerini' ifade etti.Oksijen seviyesini artırdılarScienceDaily sitesinde yer alan habere göre, bilim insanlarının sülfür bakterilerini elde ettiği antik kayaların, 2.2 ile 2.4 milyar yıl önce atmosferdeki oksijen oranını belirgin ölçüde artırdığına inanılıyor.Bilimde 'Büyük Oksidasyon Olayı' olarak da bilinen süreçte, çamurlu deniz suyunda yaşayan bakterilerin hayatta kalması için gerekli olan sülfat ve nitratın da arttığı tahmin ediliyor.Milyarlarca yıl önce besin kaynaklarının artmasıyla çoğalan antik mikro-organizmalar, dünyanın diğer ucunda yaşayan modern versiyonlarıyla halen aynı özellikleri saklıyor.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Galaksimizdeki İlk Gezegenler Bulundu
NASA, Güneş Sistemi'nden çok daha yaşlı olan, yeni bir yıldız sistemi keşfettiğini duyurdu!Astrophysical Journal'ın son sayısında yer alan, Avrupa, Avustralya ve ABD'li bilim insanlarından oluşan uluslararası bir araştırma ekibinin NASA ile birlikte gerçekleştirdiği açıklamada, galaksimizde yer alan ve neredeyse evrenin kendisi kadar yaşlı olabilecek bir yıldız sistemi (bizim Güneş Sistemimiz'e benzer bir sistem) keşfedildiği belirtildi. 11.6 milyar yaşında olduğu tahmin edilen bu sistem, 13.8 milyar yaşında olduğunu tahmin ettiğimiz evrenimizde yer alan ve dünyasal boyutlara sahip gezegenleri barındıran, bilinen en yaşlı sistem olarak karşımıza çıkıyor.Kepler-444 olarak adlandırılan ve Lyre Constellation'da yer alan bu sistem, 4 yıllık bir süredir Kepler aracı tarafından incelenmekteydi. Sistemde, Merkür ile Venüs arasında boyutlara sahip beş gezegen keşfedildi. Bu gezegenler, yıldızlarının çevresinde 10 günden kısa bir süre içerisinde tamamlanan bir yörünge ile dolaşmaktalar ve yıldızlarından, Dünya'nın Güneş'e uzaklığının 1/10'u gibi bir uzaklıkta bulunmaktalar.Kepler araştırma uydusu, NASA'nın en başarılı çabalarından biri olarak görülüyor ve 2006 yılında fırlatılmasından bu yana, uzak yıldız sistemlerinde bulunan, yüzlerce yaşam ihtimali bulunan gezegenin keşfinden sorumlu...Chip
Kadıköy Kent Dayanışması: 'Moda Sahiline Dolgu ile Yat Limanı Yapılacak'
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından geçen yıl iki etap şeklinde düşünülen Kadıköy Meydan Projesi'ne 3. etap eklenerek Moda sahili'nin olduğu bölgeye de 'dolgu alan' yapılacağı açıklandı.İBB Başkanı Kadir Topbaş tarafından geçen yıl Mart ayında açıklanan proje, 230 bin metrekarelik bir alan üzerinde yapılacaktı. Yeni Kadıköy Meydanı çalışması; Kadıköy Sahili, Metro İstasyonu, Haldun Taner Tiyatrosu, Vapur İskeleleri, Rıhtım Caddesi ve Haydarpaşa arasındaki 60 bin metrekarelik yayalaştırılmış alanı kapsıyordu.BirGün'den Nazlı Avşaroğlu'na konuşan Kadıköy Kent Dayanışması, projenin bu alanla sınırlı kalmadığını ve 3 etaba çevrildiğini belirterek şunları söyledi:
Reklam
''Yapay Zekanın Bugünü ve Yarını'' Konulu Röportaj
6 Ocak 2015 tarihinde Evrim Ağacı olarak yayınladığımız 'Sadece YouTube Videoları İzleyerek Yemek Yapmayı Öğrenen Robot!' başlıklı haberimiz üzerine T24 Bağımsız İnternet Gazetesi'nden Işıl Öz, Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusu olan, ABD'de evrimsel robotik ve yapay zeka alanlarında doktorasını yapmakta olan Çağrı Mert Bakırcı ile yapay zekanın bugünü ve geleceği konusunda bir röportaj yapmak istedi. Biz de memnuniyetle kabul ettik ve ortaya eğlenceli ve öğretici olduğunu düşündüğümüz bir röportaj çıktı. Umarız faydalı olacaktır. Bu noktadan sonra, T24 gazetesinin yayını alıntılıyoruz:
-195 Derecede Donmamak “Leidenfrost Etkisi”
195 derece ile vücudumuzun herhangi bir noktası temas etmesi halinde karşılaşacağımız tablo kuvvetle muhtemel, temasın gerçekleştiği noktanın donarak, birkaç saniye içerisinde kemikten kırılıp tuzla buz olması olacaktır. Bunu sıvı azota elinizi sokarak deneyebilirsiniz Ancak aşağıdaki videoda sıvı azota elini sokup çıkaran ve hiçbir zarar görmeyen bir adam var, yukarıdaki söylediğimle ters düşen bir durum. Bunun sebebini açıklamadan önce Azot hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Azot -195.79 santigrat derecede kaynamaya başlar bu diğer bir deyişle sıvı azottur. Eğer bir cismi sıvı azotun içerisine atarsanız saniyeler içersinde donar. Peki bu adam elini sıvı azota sokup çıkarmasına rağmen neden bir zarar görmüyor?
Öğrendiğiniz Herşeyi Kolayca Hatırlayabilmek İçin Uygulamanız Gereken 4 Strateji
Eğer bir şey öğrenmek istiyorsanız, bilmeniz gereken iki şey var: Biri öğrendiğiniz konu, diğeri ise ''öğrenmenin'' nasıl işlediğidir. Maalesef eğitim sistemimiz bunu atlamakta. Bu çok iyi bir durum değil ve  geleceğin başarılı insanlarının yeteneklerinin ortaya çıkmasını engellemek demek. ''Aileler ve eğitimciler, öğrenmenin ilk aşamasının açığa çıkarılmasında oldukça başarılı.'' diyen yazar Annie Murphy Paul ayrıca, '' isimler, tarihler, numaralar ve olaylar gibi somut kavramlarda rahatça konuşabiliyoruz. Fakat öğrenmenin bilişötesi özelliğini içeren, öğrenmenin kendisi olan kısım dahat çok kaybolan kısım oluyor.'' Yapılan yeni bir araştırmaya göre, daha az başarılı öğrencilerin, insanların daha iyi öğrenmesini sağlayan kavramsal stratejileri anlamakta önemli eksiklikleri olduğu ortaya çıkmış. Paul'a göre bunun sebeplerinden biri, öğrencilerin öğrenme olgusunun nasıl işlediğini bilmemesiymiş. Psikologlara göre öğrendiğimiz şeyler teori, ilim ve önsezinin karışımı. İşte sizin için hazırladığımız faydalı 4 öğrenme taktiği.
Reklam