KPSS Yerleştirme Takviminde Değişiklik
Devlet Personel Başkanlığı, 2015/1 KPSS yerleştirme tercihlerinin 22 Haziran-1 Temmuz 2015 tarihleri arasında yapılması yönünde karar aldı.Devlet Personel Başkanlığı, üniversite son sınıf öğrencilerinin mağdur olmaması için 2015/1 KPSSyerleştirme takviminde değişiklik yaparak, tercihlerin 22 Haziran-1 Temmuz 2015 tarihleri arasında yapılması yönünde karar aldı.Kamu Denetçiliği Kurumundan yapılan açıklamada, üniversite son sınıf öğrencilerinin, yerleştirme tercihlerinin 16-24 Nisan tarihleri arasında yapılacak olmasından dolayı mağdur olunacağı, bu nedenle tercih başvurularının daha sonraki bir tarihte yapılması talebi ile kuruma başvurduğu belirtildi.Kurumun gereğinin yapılması için Devlet Personel Başkanlığı ile görüştüğü ifade edilen açıklamada, ''Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen gönderme kararı üzerine Devlet Personel Başkanlığı, 2015/1 KPSS yerleştirme takviminde değişiklik yaparak tercihlerin 22 Haziran-1 Temmuz 2015 tarihleri arasına alınması yönünde karar aldı'' bilgisi paylaşıldı.AA
Dilek Öğretmen Gönüllerin Birincisi...
Samsun'un Kumköy İlkokulu'nda görev yapan, bir vakıf tarafından 'Dünyadaki en iyi 50 öğretmen' arasında gösterilen ilk Türk öğretmeni olan Dilek Livaneli, dün yapılan törenle yarışmayı ABD'li bir İngilizce öğretmenin kazandığını belirtti. Livaneli, 'Birinci olamadım ama ilk 50'ye giren ilk Türk öğretmen oldum. Büyük bir sevgi ve saygı kazandım. Bunun gururu bana yeter' dedi.Samsun'un Çarşamba İlçesi'ne 15 kilometre uzaklıktaki Kumköy İlkokulu'nun 'müdür yetkili' sınıf öğretmeni 33 yaşındaki Dilek Livaneli, 6 yıldır bulunduğu okulda yaptığı çalışmalar sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Samsun'da 2012'de 'Yılın mesleğinde fark yaratan öğretmeni' seçildi. Okulun iç donanımı ve fiziki şartlarını tamamen yenileyen Livaneli, sosyal içerikli projeler hazırlayıp 14 öğrencisine ilkleri yaşattı. Livaneli, öğrencilerini operaya, tiyatroya, sinemaya, götürüp buz pateni pistinde paten yapmalarını sağladı. Dilek öğretmen, çocuk aile arasındaki iletişimin güçlenmesini sağlamak amacıyla velilere İlçe Halk Eğitim Merkezi desteğiyle aile eğitimi kursu açtı. Veliler her hafta okulda kurs kapsamında eğitim görmeye başladı. Dilek Livaneli, ayrıca açtığı okuma-yazma kursuyla köyde okuma yazma bilmeyenlere yardımcı oldu. Öğretmenin girişimleri ardından Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün sanatçıları köye gelip köylülere özel mini konser verdi. Ayrıca yine 30 köylü kadın operaya götürülerek bu sanatı yerinde izleme fırsatı buldu. KÖY KADINLARI İÇİN ÖNCÜ OLDUDilek Livaneli, öğrencilerinin yanı sıra öğrenci anneleri içinde projeler üretti. Üç yıl önce hazırladığı proje kapsamında İşkur ve İlçe Kaymakamlığı'nın desteğiyle 'Sayacılık kursu' açıldı. 20 kadın meslek edindirme kursuna katılıp eğitim aldı. Livaneli, okulun lojmanının iki odasını atölyeye çevrildi. Köylü kadınlar eğitim sonunda sertifika aldı, bazıları da çalışmaya başladı. Daha sonra 75 bin TL'ye 180 metrekarelik bir atölyede kuruldu. Hayırseverler tarafından 15 saya makinesi gönderildi. Saya makinelerinin gelmesinin ardından İşkur desteğiyle 20 kadın için ikinci sayacılık kursu açıldı. Ayrıca ilk kursa katılan kadınlar da makinelerde saya üretimi (ayakkabının yumuşak olan üst bölümü) yapmaya başladı. Bunun dışında aynı atölyede 18 kadın da yine İşkur işbirliğiyle başlatılan yapma çiçek meslek edindirme kursuna katıldı. ABD'Lİ İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ BİRİNCİ OLDU Yaptığı çalışmalarla fark yaratan Livaneli, Hint asıllı iş adamı Sunny Varkey'in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı (Varkey GEMS Foundation) tarafından düzenlenen 'Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi'nin (The Global Teacher Prize) seçtiği 'En iyi 50 öğretmen' arasında yer aldı. Livaneli, böylece dünya çapında 5 bin öğretmenin arasından ilk kez son 50'ye kalan tek Türk öğretmen oldu. Geçen ay yapılan elemede ilk 10 arasına giremedi. Dün de Vakıf tarafından Dubai'de yapılan törenle yarışmanın birincisi açıklandı. ABD'li İngilizce öğretmeni Nancie Atwell'in 1 milyon Dolar'lık ödülü de kazanarak birinci seçildi. 'MUCİZEVİ BİR OLAY'Birinci olan ve küresel öğretmen seçilen Nancie Atwell'i tebrik eden Dilek Livaneli, 'Ben yarışmada ilk 50'ye giren yaşı en küçük öğretmendim. Yarışmayı ilk 50'de yaşı en büyük olan 64 yaşındaki Nancie Atwell kazandı. Çok başarılı bir öğretmen. Bu mesleğe yıllarını vermiş. Beni yarışma komitesi 'Hep küçük yaşta büyük işler yaptı' cümlesiyle lanse etti. Sonuç olarak 49 öğretmen elendik ve bir tane birinci seçildi. Ancak ilk 50'ye girmek bile çok büyük bir şeymiş. Sonuç ne olursa olsun ilk 50'ye girmek meslek hayatım boyunca yaşayabileceğim en mucizevi olay. İlk 50'ye girince çok mutlu olmuştum ama birinci açıklandığında yapılan töreni gördüğümde, katılımcıları gördüğümde aslında bunun çok daha büyük bir olay olduğunu daha iyi anladım. Türkiye 'de 850 bin öğretmen var. Bu öğretmenler arasında rol model olarak Türkiye'yi temsil etmek ayrı bir gurur, onur. Birinci olamadım ama ilk 50'ye giren ilk Türk öğretmen oldum. Büyük bir sevgi ve saygı kazandım. Bunun gururu bana yeter. Bunun hiçbir maddi ödülle mukayesesi yok. Küçücük bir köy okulunun adını dünya duydu. Hiç bir şeyin imkansız olmadığını ispatlamış oldum. Türkiye'deki öğretmen profilini dünya ölçeğine taşımış oydum' dedi. 'ARTIK SORUMLULUĞUM DAHA FAZLA' Dünyada en iyi ilk 50 öğretmen arasına girmesinin kendisine büyük bir sorumluluk da yüklediğini dile getiren Livaneli, 'Bundan sonra insanların senden beklentisi artıyor. Bu başarı misyonu üzerine yüklendiği zaman bu vizyondan sıyrılmaman lazım. Her zaman başarılı olmak durumundasın artık. Çıtayı daha da yükseltmek ve yerinde saymamak zorundasın. Bu yarışma ve itibar insana daha fazla sorumluluk yüklüyor. Ayrıca uluslararası bir çevre edinmiş oldum. Birçok ülkeden artık meslektaş arkadaşlarım var. Bizi eğitim elçileri olarak seçtiler. Artık yaptığımız projeleri dünya genelinde tanıtımını yapabileceğiz, dünyaya duyuracağız' diye konuştu. 'YENİ PROJELERLE YENİDEN BAŞVURACAĞIM'Bütün adaylara yarışmaya tekrar başvuruda bulunmalarının bildirildiğini söyleyen Livaneli, 'Yeni projeler hazırlayıp birkaç yıl son tekrar başvuru yapmayı planlıyorum. Ben kitlelere ulaşmak istiyorum artık. İnsanlara ilham olmak için daha çok çalışacağım. Her zaman bir ana fikrim vardı ve bu fikir ile yola çıktım. Bu da 'Her şeyin daha iyisi vardır. Ve buna ulaşmak için çalışmak gerekir' Bu beni yıldırmadı daha da şevkle yoluma devam edeceğim' şeklinde konuştu.Yaprak Koçer, DHA
Eğitimin En Pahalı Olduğu 15 Ülke
Business Insider sitesinin elde ettiği verilere göre, eğitimin en pahalı olduğu ülkeler belirlendi. Eğitime ait masraflar ve ortalama bir yaşam standardı için gereken masraflar göz önünde bulundurularak hazırlanan listede Türkiye de yer aldı.
KPSS Soruşturmasında ÖSYM'den Üç Şüpheli
Kopya çekildiği iddia edilen 2010 KPSS soruşturması resmi görevlilere ulaştı. O dönem ÖSYM’de çalışan üç kişi için soruşturma izni verildi. Görevlilerin ana bilgisayarlara ulaştıkları belirlendi.Vatan'dan Kenan Butakın'ın haberine göre; 2010 yılında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) kopya çekildiği ve soruların önceden sızdırıldığı üzerine başlatılan soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkmen’in yürüttüğü soruşturmada, o dönem sorulara erişebilen ÖSYM görevlileri de inceleme kapsamına alındı. Geçen ay Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sınavın yapıldığı dönemde ÖSYM’de görev yapan Mustafa Asil, Ahmet Burak Özdemir ve Erkam Dündar için YÖK’ten soruşturma izni istendi. YÖK de veri analisti uzmanı Mustafa Asil ve ÖSYM test geliştirme uzmanları ve server yöneticileri Ahmet Burak Özdemir ve Erkam Dündar’ın soruşturulması için 5 Mart’ta izin verdi.İkinci incelemeEdinilen bilgilere göre soruşturma kapsamında daha önce yapılan incelemede üç görevlinin kullandığı bilgisayarların internete kapalı olduğu belirtildi. Bilgisayarların CD-rom sistemlerinin olmadığı, ana bilgisayarlara da erişemedikleri yönünde bilgi verildi. Yeniden yapılan incelemede farklı bulgulara ulaşıldı. Üç görevlinin o dönem kullandıkları donanımlar da tekrar savcılık talimatıyla emniyet birimleri tarafından incelendi. İkinci incelemede üç görevlinin bilgisayarında da yasak olmasına rağmen flash bellek kullanıldığı ve ana bilgisayarlara da erişebildikleri belirlendi. Hatta KPSS sorularının da bu bilgisayarlara kopyalandıkları saptandı. Soruşturma izni verilenlerden Mustafa Asil’in ise Yeni Zelanda’da Otago Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olduğu öğrenildi. Savcılığa göre baş şüpheli olan Asil’in sorular üzerinde işlem yapan kişi olduğu öne sürüldü.807 bin adayın yanıtı inceleniyor2010’da kopya çekildiği belirlenen ve tekrarı yapılan Eğitim Bilimleri testinde, 120 sorudan 100 ve üzerini doğru yanıtlayan 3 bin 230 aday soruşturulurken, son olarak Genel Yetenek ve Genel Kültür sorularında kopya çekildiği iddia edilmişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 3 bilirkişi atayarak, 807 bin adayın yanıtlarını incelemeye aldı. Bilirkişiler, o dönem soruların ulaştığı tespit edilen Baki Saçı’ya giden ve savcılığın elinde olan 48 Genel Kültür ve 55 de Genel Yetenek sorularının aynısını işaretleyenleri belirlemek için çalışmalara başladı.
YGS Sona Erdi, Soruların %20'si Açıklandı
Yükseköğretime Geçiş Sınavı sonra erdi. Sınav sorularının rastgele seçilen yüzde 20'si ÖSYM'nin resmi sitesinden erişime açıldı.Soruları görmek için tıklayınızYGS, Türkiye'de tüm il ve bazı ilçe merkezleri ile KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da, 171 sınav merkezinde 6 bin 853 bina, 109 bin 307 salonda, 314 bin 861 görevliyle gerçekleştirildi. Saat 10.00'da başlayan sınav, 160 dakika sürdü. YGS için 2 milyon 46 bin 583 aday başvurmuştu.YGS'de, Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen ortak müfredata dayalı Türkçe, sosyal bilimler, temel matematik ve fen bilimleri testi yer aldı. YGS'de öğrencilere Türkçe'den 40, tarihten 15, coğrafyadan 12, felsefeden 8, din kültürü ve ahlak bilgisi veya ilave felsefe sorularından 5, temel matematikten 40, fizikten 14, kimyadan 13, biyolojiden ise 13 soru soruldu.-Sonuçlar internetten duyurulacak2015-YGS'de sorulan soruların (160 soru) alanlar gözetilerek rastgele seçilen yüzde 20'si (32 soru) tüm adayların ve ilgililerin erişimine ÖSYM'nin internet sitesinden açıklandı.Soruların geri kalan yüzde 80'i de sınav sonuçlarının açıklanmasından hemen sonra, 10 gün süreyle, ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sistemi (ais.osym.gov.tr) üzerinden adayların T.C. kimlik numaraları ve kişisel şifreleriyle adayların cevap kağıdı görüntüsü, cevap anahtarıyla birlikte adayların kişisel bilgi edinme amaçlı erişimine açılacak.Bu sorulara ait telif hakları bedelli ya da bedelsiz olarak hiçbir kişi veya kuruluşa devredilmeyecek ve bu soruların kişisel ya da toplu her türden paylaşımı (basımı, yayımı, dağıtımı) yasak olacak, paylaşanlar hakkında 5846 sayılı Kanun kapsamında yasal işlem başlatılacak.Adaylara sonuç belgesi gönderilmeyecek. Adaylar, YGS sonuçlarını, T.C. kimlik numaraları ve şifreleri ile ÖSYM'nin https://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden öğrenebilecek.YGS puanlarından en az biri 180 ve daha fazla olan adaylar isterlerse LYS'ye başvurabilecek. LYS'ye başvurular, 8-21 Nisan'da alınacak.Muhabir: Selma Kasap | AA
Mutlaka Bir Dersine Girmek İsteyeceğiniz, Dünyanın En Harika 20 Öğretmeni
etiket
Okula başladığımız ilk günden beri, öğretmenlerimiz hayatımızın önemli bir kısmında yer alıyorlar. Hababam Sınıfı'ndaki Mahmut Hoca, Hayat Bilgisi'ndeki Afet Hoca gibi sert, disiplinli ama içten içe bizleri çok önemseyen hocalarımız olmadı mı? Ya da Arka Sıradakiler dizisindeki idealist Kemal Hoca karakteri gibi öğretmenlerimiz.. Bu içerikteyse, ilginç yöntemleriyle dikkat çekmiş harika öğretmenleri paylaşacağız sizlerle..
Reklam
Prof. Dr. Raşit Tükel: 'Sandığın İradesine Uyulmalı'
İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimlerinde sandıktan birinci çıkan Prof. Dr. Raşit Tükel, diğer adayları çekilmeye çağırdı. İkinci olan Prof. Dr. Mahmut Ak ise 'daha YÖK ve Cumhurbaşkanlığı aşaması var' diyor.İstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet'in AK Parti'den milletvekilliği aday adaylığı için istifa etmesinin ardından rektörlük seçimleri dün yapıldı. Rektörlük için 15 öğretim üyesi aday oldu. 3 bin 2 öğretim üyesi oy kullandı. Rektörlük için yarışan adaylardan İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr Raşit Tükel 1202 oy ile ilk sırada yer alırken, Vekil Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak 908 oyla ikinci, Cerrahpaşa Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Cansız 382 oy ile üçüncü sırayı aldı.Prof. Dr. Mahmut Ak, eski Rektör Prof. Dr. Yunus Söylet’in ekibinden. Söylet’in istifasının ardından ise vekil rektör olarak atandı. Türk Tabipleri Birliği üyesi olan Prof. Dr. Tükel ise sosyal demokratların ve sendikaların desteklediği bir aday. Üç sene önce sandıktan ikinci çıkan Tükel, en yüksek oyu alanın rektörlüğe seçilmesine vurgu yapmış “demokrasinin gereğidir” diyerek adaylıktan çekilmişti. Cerrahpaşa Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Cansız de üç yıl önce rektörlüğe talip olmuştu.“Cumhurbaşkanlığı sandığa göre atama yapmalı”Üç yıl önce aldığı 361 oyu 1202’ye çıkarak sandıktan birinci çıkan Tükel, Al Jazeera Türk'e “Demokrasinin gereği olarak birinci olan adayın atanması gerekiyor” dedi. Adayların seçim kampanyasında demokratik üniversite sözü verdiklerini anlatan Tükel şöyle konuştu:“ Bu sözün sözde kalmaması için , gerçekten demokratik işleyişi benimsiyorlarsa öğretim üylerinin oylarıyla gösterdikleri iradeye saygı göstermeleri gerekiyor. 2012 seçimlerinde ben yapmıştım. Şimdi de aynı şekilde çekilmelerini bekliyorum. YÖK’ de sandıktan çıkan oy sıralamasıyla Cumhurbaşkanına göndermeli adayları. Cumhurbaşkanlığı makamının da öğretim üylerinin tercihine uygun olarak atama yapmasını istiyoruz. “Seçim sürecinin de vakit varken çok hızlıca gerçekleştirilmesini eleştiren Tükel, “27 Şubat’ta YÖK Yürütme Kurulu, YÖK Genel Kurulunu beklemeden seçim kararı aldı. Seçim gününün iletilmesi 2 Mart. Seçimin tarihi 12 mart. Baskın seçim dedik. Altı aya kadar vakit vardı. Bu dahi beklenmedi. Bu kısa sürede yönetimin devamı niteliğinde olan adaya değil. Demokratik, akademik özerk üniversite doğrultusunda çalışmalarla aday olana oylarını verdi öğretim üyeleri. Bu sonuç yönetiminden duyulan memnuniyetsizliği gösterdiği kadar üniversitedeki akademik ortamın gelişmesi, bilimsel özgürlükerin oluşması için de niyet ifadesi” dedi.Atamaya kadar açıklama yapmayacakSandıktan ikinci çıkanVekil Rektör Prof. Dr. Mahmut Ak'a da telefonla ulaştık. Ak, seçimin uygulanışıyla ilgili dün açıklama yaptığını belirterek 'Cumhurbaşkanının ataması olana kadar yeni bir açıklama gereği duymuyorum' dedi. Ak, dün yaptığı açıklamada 'Rektör adaylarını belirleme seçimi yapıldı. Bu üç aşamalı bir seçim. Özgür seçime göre 6 kişilik liste oluşturuldu ilk aşamada. Bu adayları kutluyorum. Bundan sonra YÖK aşaması var ve sonrasında da Cumhurbaşkanı atama yapacak.' demişti.'İradeye saygı'Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği de sandıktan birinci çıkan adayın atanması gerektiğini belirtiyor. Dernekten yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:'YÖK ve Cumhurbaşkanı'nın, sandığın iradesine saygı duymasını beklemekteyiz. Cumhurbaşkanı'nın en sık başvurduğu kavram 'sandık iradesi, millet iradesidir' bu nedenle rektör seçimlerinde de sandık iradesine uymasını beklemek hem demokrasinin hem de asgari tutarlılığın gereğidir.'Seçim sonuçlarına göre ilk altı aday YÖK'e bildirilecek. YÖK belirlediği üç adayı Cumhurbaşkanı'na gönderecek. Cumhurbaşkanı ise bir adayı yeni rektör olarak belirleyecek. YÖK'ün 19 Mart'ta üç adayı belirlemesi ve 20 Mart'ta da Cumhurbaşkanlığı'na sunması bekleniyor.Kaynak: Al Jazeera
Bildiklerimiz öğretilmeseydi, iç organlarımızın nasıl olduğunu düşünürdük?
insanın iç organlarla ilgili bilgileri, 1) ilk çağlarda avladıkları hayvanları inceleyerek, 2) derin yaralanmalarla ve 3) kadavra çalışmalarıyla edindiğini tahmin ediyoruz. peki bu gözlemleri yapmadan önce, sadece kendisini dışarıdan gözlemleyen o ilk insanla empati yapmaya var mısınız? şimdilerde bize tüm bilgiler hazır geliyor, okula bile başlamamış çocuklar gelişimsel oyuncaklarla ve internetle bilgileri kuşanıyorlar. belki de yaratıcılıklarını köreltmemek adına, öğretmeden önce çocuklara ''sence nasıl?'' diye sorabilmeliyiz.  bu çalışmada öncelikle 3-8 yaş arası çocuklara, sonra en kapsamlı anatomik bilgiye sahip olan hekimlere, sonra da genç yetişkinlere iç organlarla ilgili bilgilerini yok sayıp hayal güçlerini kullanmalarını rica ettim.  sonuçları sizlerin yorumuna bırakıyorum...
Reklam
Dünyanın En İyi 100 Üniversitesi Arasında, Türkiye'den Hiç Okul Yok
Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE) dünya üniversiteleri itibar listesini açıkladı. Geçen yıl 71-80 sıra bandında yer alan Orta Doğu Teknik Üniversitesi de ilk 100'e giremeyince 2015'te 'itibar' listesinde Türkiye'den hiçbir üniversite yer almadı. Listenin ilk sıranda ABD’de bulunan Harvard Üniversitesi bulunurken, ikinci ve üçüncü sırada İngiltere’den Cambridge ve Oxford üniversiteleri yer aldı.Önder Öndeş'in Hürriyet’te yer alan haberine göre, listede BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ülkeleri üniversitelerinin son yılda yaptığı atılım dikkat çekti. Türkiye ’nin rekabet ettiği bu grupta en büyük başarıyı Rusya’dan Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi gerçekleştirdi. 2014 sıralamasında 51-60 sıra bandındaki üniversite bu sene kimi İngiliz ve Amerikan eğitim kurumlarını geride bırakarak 25. Sıraya yükseldi. 2014’te Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile aynı sıra grubunda yer alan Brezilya’dan Sao Paulo Üniversitesi de bu yıl 51-60 bandında kendine yer bulmayı başardı.21 ülkenin temsil edildiği sıralamada 43 üniversiteyle en fazla yer alan ülke, ABD oldu. Bu ülkeyi 12 üniversiteyle İngiltere ve 6 üniversiteyle Almanya takip etti.Times Higher Education’ın ODTÜ açısından sonuçlarını, üniversitenin eski rektörü Prof. Ural Akbulut Hürriyet gazetesine şöyle değerlendirdi:“Bu sene listede Avrupa ağırlıklı 13-14 yeni üniversite daha yer aldı. Bu durumda ODTÜ ilk 100’ün dışına itilmiş oldu. İlk 50’den sonra 4 yeni Fransız, 3 yeni İngiliz, 1 yeni Avustralya, 1 yeni ABD, 1 yeni Hollanda, 1 yeni Meksika, 1 yeni Danimarka, 1 yeni İsveç, 1 yeni Rus ve 1 yeni Finlandiya üniversitesinin 2015’te yer bulduğunu görüyoruz.”ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:“THE World Reputation Rankings 2015” sonuçlarına temel olan anket uygulamasında (2014) daha önceki yıla göre (2013) bazı değişiklikler görülüyor. Veri tabanının oluşturulmasında yeni bir kuruluşla işbirliği yapılmış (Thompson Reuters yerine Elsevier) ve farklı bir veri tabanı kullanılmış. Kullanılan veri tabanı, 9 dil yerine 15 dilde gönderilen anket uygulaması ile oluşturulmuş. Bu uygulamanın da sonucu olarak, ankete katılımın ülkelere göre dağılımında Batıdan Doğuya doğru önemli kayma görülüyor. ODTÜ’nün işbirliğinin daha yoğun olduğu Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın anket sonuçlarına katkısı azalırken Güney Doğu Asya bölgesinin temsili artmış. Sonucu en çok etkileyen faktörlerden biri de, kullanılan anketlerin bilim alanlarına göre dağılımının önemli oranda değişmiş olmasıdır. ODTÜ’nün aktif olduğu mühendislik, temel bilimler ve sosyal bilimler alanlarında her birinin ankete katılımı azalırken (toplam azalış yüzde 6), beşeri bilimler ile yaşam ve sanat bilimlerinin katkısı da bu oranda artmış.ODTÜ son 3 yıldır “saygınlık” sıralamalarda ilk 100’e girmiş ve sıralamalardaki yeri 51-60 bandı ile 91-100 bandı arasında değişkenlik göstermiştir. Bu listelere giren üniversitelere bakıldığında, ilk sıralarda yer alan üniversiteler dışındaki üniversitelerin puanlarının birbirlerine yakın seyrettikleri ve sıralamaya giren üniversiteler listesinin her yıl önemli oranda değiştiği görülüyor. Her yıl ankete katılanların ülke ve bilim alanına göre değişmesinden de kaynaklanan farklılıklardan dolayı, üniversitelerin listeye giriş ve çıkışları doğal karşılanmalı. Daha önceki yıllarda da belirttiğimiz gibi, dünya üniversite sıralamaları “tek boyutlu yarış” haline getirilmemeli. Önemli olan dünya liginde yer alan ve evrensel akademik standartlarda başarılı bir üniversite olmayı sürdürmektir.1-Harvard Üniversitesi2-Cambridge Üniversitesi3-Oxford Üniversitesi4-Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)5-Stanford Üniversitesi6-Kaliforniya Üniversitesi7-Princeton Üniversitesi8-Yale Üniversitesi9-Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü10-Columbia ÜniversitesiT24
Çocuğunun Gelişimi İçin Kendini Feda Eden Babaya Dair
Dünyada kabul görmüş bir davranış biçimi midir bilinmez ama Türk babaları çocuklarının yaptığı her şeyi abartı şekilde övme, göklere çıkarma eğilimindedir. Belki de doğrusu budur ama yaşanmış bir hikaye ile konuya eğilmek istedik.
YGS'ye Girecekleri Böyle Alalım:  Türkçe Öğretmeninden 17 Püf Noktası
etiket
YGS’ye birkaç gün kala heyecanlı olduğunuzu biliyorum. Kiminiz belki 9. sınıftan beri, kiminiz on aydır, kiminiz belki birkaç haftadır  hayatınızı belirleyecek olan bu sınava hazırlanıyorsunuz. Ben de sizin için Türkçe bölümüne dair önemli tüyolar vermek isterim. Tüyoları az sonra okuyacaksınız ama unutmayın bu sadece bir sınav ve ne kadar soğukkanlı davranırsanız zamanı  o kadar iyi kullanacak ve başarılı bir sınav çıkaracaksınız.
Reklam
ÖSYM'den YGS  Açıklaması: 'Sorular Açıklanacak'
YGS kitapçığının yüzde 20'si telif haklarıyla yayınlanacak, geriye kalan kısmı ise sonuçların açıklandığı gün, Aday İşlemleri Sisteminden erişime açılacak.ÖSYM Başkanı Ali Demir, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın sınav soruları hakkındaki kararlarına uyacaklarını belirterek, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sorularının yüzde 20'sini sınav bittikten sonra tüm telif haklarını ücretsiz devrederek yayınlayacaklarını, geriye kalan soruların ise sonuçlar açıklandığı gün Aday İşlemleri Sisteminden adayların incelemesi için erişime açacaklarını bildirdi.Demir, AA muhabirine hafta sonu yapılacak olan YGS'ye ilişkin yaptığı açıklamada, yıl içerisinde yaptıkları en önemli sınavlardan biri olan YGS'nin 15 Mart'ta yapılacağını hatırlattı.YGS'nin Türkiye'nin yakından ilgilendiği bir sınav olduğunu belirten Demir, geçen yıldan itibaren soru havuzu oluşturabilmek amacıyla soruların sadece yüzde 20'sinin açıklandığını söyledi.Anayasa Mahkemesi'nin ve Danıştay'ın 2014 YGS sorularının açıklanması yönünde kararları bulunduğunu ifade eden Demir, basında ÖSYM'nin bu kararları uygulamadığı ve hukuku tanımadığı yönünde ithamlar bulunduğunu anımsattı.Bu değerlendirmelerin kendilerini de üzdüğünü ifade eden Demir, bu yorumların doğru olmadığının da altını çizdi.Bu yorumlarla, son 4 yıldır sınav güvenliği, şeffaflığı ile hak ve adaleti tesis etmek amacıyla yaptıkları faaliyetlerin görmezden gelindiğini belirten Demir, 'ÖSYM asla hak arama hürriyetine engel değildir. ÖSYM'nin hiç bir kararı hak arama, bilgi edinme hürriyetine engel değildir. Bugüne kadar, soru kitapçığını görmek isteyen tüm adaylar, ÖSYM'ye geldiler ve kendi soru kitapçıklarını incelediler, sorularımız hakkında inceleme isteyen merciler, bu incelemelerini yaptılar. Dava açmak isteyenler davalarını açtılar incelemelerini yaptırdılar' diye konuştu.Demir, adayların sınav sorularına odaklanmak yerine bilgiye ve konuya odaklanmalarını tesis ederek, bilerek ve sınava girmelerini sağlamak istediklerini belirtti.Sınav sürecinden beslenen dershanelerin özel okula dönüşü çalışmalarıyla Türkiye'de eğitim açısından önemli bir adım atıldığını kaydeden Demir, bu kararın önümüzdeki dönemde uygulanacağını dile getirdi.Soruların internet üzerinden yayınlanması ve kitaplar halinde basılarak dağıtılmasının, dershanelerin ekmeğine yağ sürdüğünü, bunları canlandırdığı ve ön plana çıkdığını anlatan Demir, şunları kaydetti:'Biz, bu uygulamayı engellemek adına böyle bir karar almıştık. Ama asla hak arama hürriyetine ve şeffaflığa zede vuracak bir uygulama değildi. Fakat bugün görüyoruz ki daha henüz Anayasa Mahkemesi'nin, gerekçeli kararı açıklanmaksızın, daha henüz Anayasa Mahkemesi neden bu kararı verdiğini açıklamaksınız, Danıştay bir yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bu yürütmeyi kararı bir mahkeme kararıdır. ÖSYM buna mutlaka saygı duyacaktır ve bunu uygulayacaktır. Bunun tartışması olamaz. ÖSYM'nin Danıştay'ı tanımama, Anayasa Mahkemesi'ni tanımama diye bir lüksü söz konusu olamaz. BenÖSYM Başkanı olarak buna asla müsaade etmem. Bunu kararı uygulayacağız. 'Demir, kararın, soruların doğrudan yayımlanmasını zorunlu kılmadığına da dikkati çekti.Tüm amaçlarının ölçme kalitesini iyileştirmek olduğunun altını çizen Demir, dünyada bir çok ülkenin 20 yıldır elektronik ortamda sınav uygulamasına geçtiğini, Türkiye'nin bu konuda geri kaldığını ancak geçen yıl e-sınav uygulamasına geçebildiğini dile getirdi.ÖSYM olarak artık e-YDS adında her ay sınav yaptıklarını anımsatan Demir, her ay hatta her hafta sınav yapmayı amaçladıklarını bildirdi.Bu sınavların, aynı sonucu doğurduğuna, bu nedenle de eşdeğer olması gerektiğine işaret eden Demir, her gün sınav yapıldığı ve sorular açıklandığı takdirde buna soru yetiştirecek kapasitede bir soru havuzunun bulunmadığına dikkati çekti.Göreve geldikten sonra soru havuzunu oluşturma yönünde çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Demir, son yıllarda hızlandırdıkları çalışmalarla elektronik ortamda kriptolu olarak saklanan 40 bin soru hazırlandığını, yaklaşık 40 bin soruya ilişkin de çalışmaların bitmek üzere olduğunu kaydetti.Soru hazırlama diye bir endişelerinin bulunmadığının altını çizen Demir, endişelerinin eşdeğerlilik ve ölçme kalitesinin iyileştirilmesi konusunda olduğunu ifade etti.Dünyada, ÖSYM gibi sınav yapan kurumların, sorularının zorluğu ve kolaylığını, gerçek sınavlarda deneme yaparak elde ettiğini anlatan Demir, buradan edinilen bilgilerle soruların olgunlaştırıldığını ve yenilendiğini dile getirdi.Sorular, açıklandığında bu tür bir uygulamayı yapma imkanlarının ortadan kalkacağını ifade eden Demir, bu nedenlerle, soruların yüzde 20'sini açıklama kararı aldıklarını hatırlattı.İsteyen aday inceleyebiliyorİsteyen adayın zaten soru kitapçığını ÖSYM'ye gelerek inceleye bildiğini kaydeden Demir, 'Ancak bakıyoruz ki Danıştay bunun yeterli olmadığını düşünüyor. Biz buna katılmamakla beraber, Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararını uygulayacağız' diye konuştu.Demir, Danıştay'ın bu kararından dönmesini ümit ettiklerini ve nihai kararında, ÖSYM'nin soruları açıklamamadaki gerekçelerini anlayacağını düşündüklerini belirtti.Hukukun kararına saygı duyacağızBunun, hak arama hürriyetini, şeffaflığı veya hesap verebilirliği engelleme olmadığının altını çizen Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:'O kararını verinceye kadar, tabii ki biz hukukun kararına saygı duyarak bunu uygulayacağız. Bu doğrultuda, ÖSYM Yönetim Kurulu, şu kararı verdi: Saat 13.10 itibarıyla sınav bittikten sonra, telif haklarıyla beraber, ücretsiz, herhangi bir telif hakkı beklentisi olmaksızın, isteyenin görüntülü, sesli yayınlamasına müsaade eder vaziyette soru kitapçığının yüzde 20’sini yayınlayacağız. Öte yandan sonuçlar açıklandığı gün, her aday ÖSYM'nin aday işlemleri sistemine girerek, kendi cevap kağıdını ve kendi soru kitapçığını inceleyebilecek. Bu sayede yasal itiraz süresi, dava süresi boyunca da bu incelemeyi yapabilecek. Herhangi bir endişesi, düşüncesi varsa yasal yollarla düzeltme yoluna gidecek. Biz asla hak arama hürriyetine karşı değiliz, asla sorularımızı gizlemiyoruz, asla sorularımızı kamuoyu denetiminden kaçırmıyoruz.'Tek arzularının sınavlarımızdaki ölçme kalitesini iyileştirmek ve eşdeğer sınavlarda tekrar kullanabilmek olduğunu ifade eden Demir, adayların sadece soru ezberleyerek sınava hazırlanmalarını önüne geçerek eğitime katkı vermek istediklerini vurguladı.Telif hakkı kimseye verilmiyorÖSYM'nin yüzde 20 dışındaki soruların hiçbirinin telif hakkını, hiç kimseye vermediğine dikkati çeken Demir, bu soruların ÖSYM'nin telif hakları kapsamında korunduğunu hatırlattı.Soruların hiçbir yerde ve ortamda paylaşılamayacağına dikkati çeken Demir, 'Sadece adayların, Danıştay'ın iddiası doğrultusunda, haklarını aramalarına imkan sağlamak, şeffaflığı tesis etmek için açıklıyoruz. Bu sorular, ÖSYM'nin telif hakları kapsamındadır. Adayların AİS'e girerek edindikleri sorular, ÖSYM'nin telif haklarıyla korunmuş sorulardır. Adayların bu soruları baslı olarak, sözlü olarak, görüntülü olarak paylaşmaları yasaktır. Telif hakları kapsamında bunları takip ederiz ve yasal işlem yaparız' şeklinde konuştu.Demir, 2014 yılındaki soruların yayınlanıp yayınlanmamasına ilişkin Yönetim Kurulunca bir komisyon oluşturulduğunu, çalışmaların neticesinin de kamuoyuyla paylaşılacağını sözlerine ekledi.Yıldız Aktaş, AA
İlkokul Çocuklarına Skandal Kitap
İstanbul Esenler'de 'Bir Kitap Bir Dünya Projesi' kapsamında ilköğretim 4'üncü sınıf öğrencilerine 'Çiçek Bahçesi' isimli bir kitap dağıtıldı. 'İyi aslan tarafından huzur içerisinde yönetilen orman ülkesinde darbe yapmak isteyen sırtlanların” anlatıldığı çocuk kitabında “Dişi hayvanlara özgürlük verdiğimizde, kendilerini erkeklerle bir tutacaklar. Çalışmaya başladıklarında, ailelerine ayıracak vakit bulamayacaklar” deniliyor. Kitabın içeriğine büyük tepki geldi. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı kitabın içerdiği uygunsuz ifadeler nedeniyle toplatılması talimatını verdi.  Ayrıca, kitaba uygunluk veren komisyon hakkında da inceleme başlatıldı. Kitabı “Cüneyd Suavi” takma adıyla Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Şükrü Şumnu 'Böyle çocuk hikayelerinde abartı olur” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Basın Merkezi'nden alınan bilgiye göre, 'Bir Kitap, Bir Dünya Projesi'ne Esenler Kaymakamlığının 9 Ocak 2015'teki onayıyla başlandı. Proje ortaklarının ise Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Esenler Belediyesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve sivil toplum örgütü ESENİMDER olduğu belirtildi.
Eğitime Bakış Açınızı Değiştirecek 10 TED Konuşması
Alan November'ı canlı olarak izlemek ister misin?Alan November 18-19 Nisan'da Edtechist Eğitim Teknolojileri Konferansı'nda! Ayrıntılı bilgi için: Edtech Istanbul / International Educational Technology Conference in İstanbul / Edtech Summit
Reklam
MEB'den Okullara: 'Sabah Namazına Müteakip Öğrencileri Camiye Getirin'
Çanakkale Savaşı’nın 100. yılı vesilesiyle anmalar bu yıl camide yapılacak. Okullara gönderilen yazıda, öğrenci ve öğretmenlerin camilerdeki anmalara katılmaları istendi.BirGün'den Serbay Mansuroğlu'nun haberine göre; 18 Mart Çanakkale Savaşı’nın 100. yıldönümü dolayısıyla okullara gönderilen yazıda Türkiye genelinde camilerde kutlama yapılacağı ve öğretmen ile öğrencilerin bu törenlere katılması istendi. İl ve İlçe Müftülükleri tarafından Milli Eğitim Müdürlükleri’ne gönderilen yazıda “Çanakkale zaferi” için sabah namazı sonrası yurt genelinde anma programı yapılacağı belirtildi ve öğrenci ile öğretmenlerin bu etkinliklerden haberdar edilmesi istendi.Diyanet İşleri Başkanlığı, savaşın 100. yılı dolayısıyla ilan edilen ‘Çanakkale Yılı’ kutlamalarını gençleri camilere toplamak için vesile yaptı. Diyanet bu çerçevede savaşın kazanılmasının yıldönümünün camilerde kutlanması için harekete geçti. Kutlama için camilerde anma programı hazırlayan Diyanet, katılımın artması için okulları da programa dâhil etti. Diyanet bu vesileyle Milli Eğitim Müdürlükleri’ne bir yazı gönderdi. Yazılarda Çanakkale için sabah namazı sonrası yurt genelinde anma programı yapılacağı belirtildi ve öğrenci ile öğretmenlerin haberdar edilmesi istendi.Namazın ardındanİstanbul Avcılar Müftüsü Ömer Erden’in Kaymakam adına yazdığı yazıda şu ifadeler yer alıyor: “Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılı yıldönümü olması ve 2015 yılının ‘Çanakkale yılı’ ilan edilmesi münasebetiyle, aziz şehitlerimize karşı görevimizi yerine getirmek, halkımızın konuya olan duyarlılığını artırmak amacıyla ülkemizin 81 vilayetinde 957 ilçesinde icra edilecek olan ‘Çanakkale Şehitlerini anma’ programı ilçemizde de çarşamba günü sabah namazına müteakip Avcılar Merkez Caminde icra edilecektir.” Gençlik ve Spor Müdürlükleri’ne de gönderilen yazıda konunun duyurulması talep edildi.Bilimsel ve laik eğitim karşıtlığıEğitim Sen 7 No’lu Şube Hukuk Sekreteri Zeynel Özgün: 19. Eğitim Şurasında alınan kararlara baktığımızda yaşanan bu olayın tekil bir örnek olmadığı daha net olarak görülüyor. Milli Eğitimde buna benzer bir dizi faaliyet yürütülüyor. Yukarıdan aşağıya, hiyerarşik bir şekilde toplumu muhafazakârlaştırıp yeniden biçimlendirmek amaçlanıyor. Milli Eğitim yöneticileri adeta bu muhafazakârlaştırmanın misyonerleri gibi çalışıyor. Biz, dindar nesil yetiştirmenin misyonerleri olmayı reddedeceğiz. Yaşananlar, Eğitim Sen’in laik, bilimsel ve anadilinde eğitim mücadelesinde ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Reklam
YÖK Genel Kurulu, 8 Üniversite İçin 21 Rektör Adayını Belirledi
Yükseköğretim (YÖK) Genel Kurulu’nun 5 Mart günü gerçekleştirilen 2015 yılının 3. toplantısında 8 devlet üniversitesinde yapılan seçimle belirlenen rektör 6 adayı arasından, yapılan seçim sonucunda belirlenen üç adayın Cumhurbaşkanlığı makamına arzına karar verildi.YÖK Genel Kurulu’nda 8 üniversite için sıraya göre belirlenen üçer adayın isimleri şöyle:Afyon Kocatepe Üniversitesi1.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Mustafa Solak2.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Hasan Çimen3.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Hakkı YazıcıÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 1.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Yücel Acer2.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Muammer Karaayvaz3.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Sedat LaçinerDumlupınar Üniversitesi1.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Remzi Gören2.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Kaan Erarslan3.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Ali ÖzelKarabük Üniversitesi 1.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Refik Polat2.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Mustafa Boz3.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Ahmet GürbüzMardin Artuklu Üniversitesi1.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Ahmet Ağırakça2.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Ahmet Erkol3.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Adnan DemircanMuş Alparslan Üniversitesi1.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat2.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Ekrem Atalan3.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Osman ÖzcanŞırnak Üniversitesi 1.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Mehmet Nuri Nas2.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Ayhan Demirbaş3.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Hasan AkanUludağ Üniversitesi1.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Yusuf Ulcay2.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. Kamil Dilek3.Sıradaki Rektör Adayı Prof. Dr. İrfan KaragözCihan
MEB, Robin Hood'u Sakıncalı Buldu
Milli Eğitim’in “değerler eğitimi”ne göre; Alaaddin’in Sihirli Lambası, Pamuk Prenses, Robin Hood, Külkedisi, Sherlock Holmes gibi kitaplar “hırsızları kutsadığı için” sakıncalı.İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün şubat ayında 9. sayısı çıkan İstanbul Eğitim ve Kültür Dergisi’nde, 'Değerler Eğitimi Özel Sayısı'nda Batı’da ortaya çıkan masal ve romanların çocukları edilgenliğe ve hırsızlığa yönelttiği iddia edildi.Türkiye’nin yeni değerlerinin Kuran ve din olduğunun vurgulandığı dergide ‘Batı Edebiyatının Olumsuz Etkileri’ başlıklı bir yazı kaleme alan Tuncel Altınköprü, “Kendi yazınımızla birlikte Batı’nın kimi edebiyat ürünlerini hiç incelemeyip irdelemeden çocuklarımıza sunarken, ne yazık ki onları birtakım tehlikelerin içine atıyoruz” diyor.'KATİLLER KUTSANIYOR'Altınköprü, kült haline gelmiş ve dünyanın her tarafında okutulması için devletlerce teşvik edilen klasikleşen kitaplar için şu ifadeleri kullanıyor: 'Ali Baba ve Kırk Haramiler, Alaeddin’in Sihirli Lambası, Çizmeli Kedi, Sihirli Fasülyeler, Bremen Mızıkacıları, Oduncunun Çocukları, Külkedisi, Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Kibritçi Kız gibi masallarsa fena! Bu masalların aslında hırsızlığı, kapkaççılığı, dolandırıcılığı övdüğünü; kötüleri, hırsızları, katilleri kutsadığını, giyim kuşam düşkünlüğünü körüklediğini; tembelliği, acizliği teşvik ettiğini; onları pasifliğe sürüklediğini, çocuklarımızı bu tür davranışlara özendirdiğini söylersem bana inanır mısınız? …Bütün bu saydığım masalların konuları aslında ortaktır ve hırsızlık masallarıdır. Masal kahramanları, bu serüvenlerde Kırk Haramilerin zenginliklerini, büyücünün sihirli lambasını, devin altın yumurtlayan tavuğunu, sihirbazın ve hırsızların hazinesini çalarlar. Sahipleri peşlerine düştüğünde de, onları acımasızca öldürürler. Sonra da elde ettikleri bu zenginliklerle ömürlerinin sonuna kadar rahat ve mutlu yaşarlar.'ORMANDA BİR SOYGUNCU YAŞANIYORDergide Tuncel Altınköprü imzasıyla yer alan yazıda sadece masallar değil romanlar da akıl almaz ifadelerle itham ediliyor. “Yabancı kökenli masallardaki olumsuz öğeler masallarla sınırlı değil ne yazık ki! Bazı çeviri romanlarla ilgili şu kısa bilgiler sözlerime tercüman olmaya yeter” ifadelerine yer veren yazar, ünlü edebi romanlar için şu ifadeleri kullanıyor:Robin Hood Ormanda yaşayan bir soyguncu ve çetesi… (Televizyonda gördüm, Hırsızlar Prensi diye yüceltilerek isimlendirilmişti.)Arsen Lüpen Kibar hırsız, salon adamı… Polislere asla yakalanmayan gözü pek ve çapkın maceracı…Fantoma Bir türlü başa çıkılmayan suç makinesi… Fantoma ve Müdürü Juve…Killing Ele geçirilemeyen cani…Sherlock Holmes Nikotin ve esrar bağımlısı, anti sosyal efsanevi özel dedektif….'BOMBADAN DAHA TEHLİKELİDİR' ZİHNİYETİn Eğitim Sen 1 No’lu Şube Yöneticisi Barış Uluocak ‘Değerler Eğitimi’ diye cilalanarak okullara yerleştirilmeye çalışılan modelin nasıl ürkütücü bir edebiyat ve sanat düşmanlığı içerdiğini dergi sayesinde tespit ettiklerini söyledi. Uluocak, “Çocuk edebiyatı klasiklerinin ve masalların bile suça teşvik eden unsurlar gibi gösterilmesi nasıl derin bir cehalet taarruzuyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Masalları ve hikâyeleri akıl almaz bir saldırganlıkla itham edenler sanırım ‘bazı kitaplar bombadan daha tehlikelidir’ diyen Erdoğan’ın izinden gidiyorlar” değerlendirmesi yaptı.Serbay Mansuroğlu / BirGün
Öğrenciden Kelepir 10 Maddelik Tez Yazma Kılavuzu
Hemen hepimiz yok bitirmeydi yok yüksekti alçaktı derken en az bir kere tez duvarına toslarız. Çok azımız bu işten sağ kurtulur. Yanlış konu seçimlerinden tutun da kıt kaynakçaya kadar tüm dünya, sizin o tezi bitirmenize karşıdır. Tabi en çok da siz. Saatler boyu kaynakça taramak ve wordde günde en az 3 bin vuruşu tamamlamak. Koca koca adamların bir disk yuvarlayıp kalanların önünü süpürdüğü spor (bak adını bile bilmek istemiyorum öylesi saçma)  sonrası yapılan en gereksiz faaliyettir tez yazmak yine de madem girdiniz, ya da bitirmek durumundasınız buyurun içerik sizi bekler!
2014'te 234 Bin 932 Öğrenci Okulu Terk Etti...
Tüm Öğretmenler Sendikası (TÖS), Millî Eğitim Bakanlığı 2014 İdare Faaliyet Raporu’ndaki okula devam etmeyen öğrenci sayısını değerlendirdi. 2013 yılında 174 bin 625 öğrenci İlköğretim kurumlarını (ilkokul ve ortaokul) terk ederken, 2014 yılında İlköğretim kurumlarında öğrenim gören 234 bin 932 öğrenci okulu terk etti. Millî Eğitim Bakanlığı'nın 2013 İdare Faaliyet Raporunda okula devam etmeyen (Okul terki)  öğrenci sayısını 90 bin olarak belirlediğini; ancak bu sayının 174 bin 625 olduğunu söyleyen TÖS, 2013'teki okul terklerine göre 2014'teki terklerin (ilkokul ve ortaokul) yüzde 35 artış gösterdiğini ve 234 bin rakamının korkunç bir rakam olduğunu söyledi.TÖS’ün soruları235 bin okulu terk eden öğrencinin sınıflarına, cinsiyetlerine göre dağılımı nedir? Yine bu öğrencilerin kaçı ilkokul, kaçı ortaokul öğrencisidir?4+4+4  zorunlu eğitim uygulamasının bu okul terklerindeki payı nedir?Bakanlık, okulu terk eden öğrencilere yönelik ne gibi çalışmalar yapmıştır ve yapmaktadır? Bilindiği gibi ilkokul ve ortaokul zorunlu eğitim kapsamındadır. Bu sonuca göre devlet zorunlu eğitimi uygulayamamakta mıdır? Öyle olduğu görülmektedir.TÖS’ün konuya ilişkin görüş ve önerileri ise şöyle:Eğitim, toplumun hem bir aynası hem de temel belirleyicisi olduğu için ailelerin sosyo-ekonomik durumunun okul terklerinin temel sebebi olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda çocukların ve ailelerinin çeşitli fonlar ve burslarla daha fazla desteklenmesini olumlu bir seçenek olarak görmek ve uygulamak gerekir.TÖS olarak zorunlu ilköğretim çağı öğrencilerine verilen karşılıksız desteğin artırılmasının okula terki azaltacağı düşüncesindeyiz. Ayrıca aileleri bilinçlendirme gibi diğer tedbirlerin de belirlenip uygulamaya geçirilmesi, bu konuda özel çalışmalar yapılması gerekmektedir.Sonuç olarak 4+4+4 biçiminde çarpıtılmış 12 yıllık zorunlu eğitimin uygulamada gerçekleşmemesi (hatta 4+4+4 olarak bölünmüş olmasının okul terkini daha da artırdığı düşünülmektedir) ülkemiz için büyük bir sorundur. 2014 yılı faaliyet raporunda açıkça ifade edilen bu sonuç, bize Milli Eğitim’in sınıfta kaldığını bir kez daha göstermiştir. Siz istediğiniz kadar eğitimde çağı yakaladığınızı,  göz boyayıcı projelerle göstermek isteyin, istatistik veriler açıktır; 235 bin korkunç bir rakamdır. Ülkemiz için büyük bir ayıp ve kayıp olan bu duruma karşı tedbirler alınıp, gerekenler yapılarak acilen düzeltilme yoluna gidilmelidir.Kaynak: Tüm Öğretmenler Sendikası
Reklam