onedio
!F İstanbul Başlıyor
!f İstanbul bağımsız sinemanın başarılı örneklerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music partileriyle İstanbul’un eğlence hayatına alternatif olacak, !f ² ile de 30 şehre film götürecek. Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmleri de Türkiye’de ilk kez seyirciyle yine bu festivalde buluşacak. “Galalar” bölümündeki filmlerden birkaçı şöyle: The Hunting Party/Av Partisi, Amerikalı Richard Shepard’ın yazıp yönettiği, Jude Law’ı en sıra dışı rollerinden birinde görme imkanı sunacak suç komedisi Dom Hemingway; arkadaşlıklar ve geçici aşklar üzerine eğlenceli hikayesiyle eleştirmenlerin gözdesi olmuş, Tarantino’nun “2013’ün en iyi filmleri” listesinde de 5. sırada yer almış Joe Swanberg imzalı Drinking Buddies/Akşamdan Kalanlar; San Sebastian’da Büyük Ödül’ün yanı sıra Özel Mansiyon ve Selanik’ten FIPRESCI ve Jüri Özel ödüllerini alan, Bad Hair/Kıvırcık Saç; Locarno’da kadın oyuncu dahil dört ödül birden alan, Atina ve Valladolid’de seyircinin gönlünü kazanıp ödüllere boğulan Short Term 12/Kısa Dönem 12; Louise Archambault’un Locarno’dan Seyirci Ödüllü aşk filmi Gabrielle; Alex Gibney’nin Julian Assange ve Bradley Manning’in psikolojilerini ve onların etrafında yaratılan efsaneleri kurcalayan belgeseli We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks/Sırları Çalıyoruz: WikiLeaks’in Hikâyesi; ünlü İtalyan aktris Valeria Golino’nun yönettiği, yılın en ödüllü filmlerinden Honey/Bal; ilk uzunu Reconstruction/Yeniden Sev Beni’den beri kendine sıkı hayranlar yaratan Christoffer Boe’nun yeni filmi Sex, Drugs & Taxation / Spies & Glistrup; Amerikan bağımsız sinemasının gözde kadın yönetmenlerinden Kelly Reichardt’ın bir barajı havaya uçurmayı hedefleyen radikal çevreci üç aktivistin hikâyesine odaklandığı filmi Night Moves/Gece Planı; Karl Lagerfeld, Tom Ford, Donatella Versace’nin arz-ı endam ettikleri, Fransız Vogue dergisinin eski editörü Carine Roitfeld’in hayatını anlatan Mademoiselle C/Matmazel C; aynı zamanda ünlü bir modacı olan Agnès B.’nin bir çocukluk travmasının çetin ve sinemasal olarak çok yönlü hikâyesini anlattığı filmi My Name is Hmmm…/Benim Adım Hmmm…; 2007’de çektiği Amal’la tanınan Hindistan asıllı Kanadalı yönetmen Richie Mehta’nın çalışmaya gönderdikleri çocukları Siddharth’ı kaybeden bir ailenin hikâyesini konu alan Siddharth; Sundance’te oyuncu performanslarına Jüri Özel Ödülü getiren ve yılın en parlayan bağımsızlarından The Spectacular Now/Şu An Muhteşem; Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlanan, James McAvoy’u seks düşkünü, alkolik ve uyuşturucu bağımlısı bir polis olarak izleyeceğimiz Filth/Pislik ve sıkı sinefillerin ilk uzunu Abel’den beri takip ettikleri Hollandalı usta Alex van Warmerdam’ın son yapıtı Borgman/Bela. Ayrıca, yılın beklenen filmlerinden Nymphomaniac, Dallas Buyers Club, The Double, Under the Skin, Is the Man Who Is Tall Happy?: An Animated Conversation with Noam Chomsky, The Wind Rises ve The Grandmaster da Türkiye galasını yapacak filmler arasında… !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin uluslararası yarışmalı bölümü Keş!f, altıncı yılında yılın ilham veren yönetmenini aramaya devam ediyor. İlk ya da ikinci filmini yönetmiş yönetmenlerin filmlerinin yarıştığı “Keş!f” bölümünde, ABD, Almanya, Fransa, Fas, Irak, İngiltere, İran, İsviçre, Nepal, Norveç, Sırbistan ve Türkiye’den toplam 9 film yarışacak. Hamam, Hayal Kurma Oyunları, Anlat İstanbul, Ses, Aşk Tesadüfleri Sever filmlerinin oyuncusu, en son “Muhteşem Yüzyıl” adlı televizyon dizisinde Şehzade Mustafa rolünde izlediğimiz Mehmet Günsür; Silkwood, House of Games, Valmont ve The People vs. Larry Flynt gibi pek çok klasik filmde yapımcılık, Amadeus’tan Man on the Moon’a, Brokeback Mountain’dan Gangs of New York’a, birçok filmde yürütücü yapımcılık yapmış Michael Hausman; New York Film Festivali seçim komitesinde görev alan, aynı zamanda New Directors/New Films’in ortak direktörlüğünü ve Film Society of Lincoln Center’ın programlama direktörlüğünü de yürüten sinema yazarı ve film küratörü Dennis Lim; La Moitié gauche du frigo, Congorama, It’s Not Me, I Swear! gibi ödüllü filmlerin yanı sıra en son 2011’de Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adaylığı kazandığı Monsieur Lazhar’ın Kanadalı yönetmeni Philippe Falardeau ve Berlinale’nin yenilikçi filmleri öne çıkardığı Forum bölümünün direktörü Christoph Terhechte’den kurulu Keş!f jürisi, 2014’ün ilham veren yönetmenini seçecek. Keş!f Uluslararası Yarışma filmleri ise şöyle: Ramon Zürcher’in Toronto, Cannes, Berlin gibi festivallerde büyük övgüyle karşılanan filmi The Strange Little Cat/Tuhaf Kedicik; İngiliz yönetmenler Stephanie Spray ve Pacho Velez’in Locarno’da En İyi İlk Film dalında özel mansiyon kazanan filmleri Manakamana; Clio Barnard’ın Cannes’da Label Europa Cinemas Ödülü’nü kazanmış, Stockholm ve Londra film festivallerinde ‘En İyi Film’ seçilmiş The Selfish Giant/Bencil Dev’i; İranlı Shahram Mokri’ye Venedik’te Orrizonti Jürisi’nden Teknik Başarı Ödülü’nü getiren Fish&Cat/Balık ve Kedi; Iraklı yönetmen Hisham Zaman’ın Kuzey Kürdistan’da başlayan ve İstanbul’a uğrayan, Tribeca’dan ödüllü filmi Before Snowfall/Kar Yağmadan Önce; Abdellah Taïa’nın bir gey çocuğun Arap toplumunda büyümesini anlattığı Salvation Army/Kurtuluş Ordusu; Narimane Mari’nin belgesel sinemanın kalesi sayılan CPH:DOX’dan en iyi belgesel ödüllü filmi Bloody Beans/Kahrolası Fasulyeler; Sırbistanlı kadın yönetmen Mina Djukic’in büyüme hikâyesi The Disobedient/Haylaz ve Türkiye’den Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın dünya prömiyerini Berlinale’nin Generation bölümünde yapacak, Altın Portakal’da ‘En İyi İlk Film’, ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Kurgu’ ödüllerini toplamış filmleri Mavi Dalga. Keş!f bölümündeki filmler ayrıca, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisi tarafından değerlendirmeye alınacak. Burçin Yalçın, Cem Altınsaray ve Müge Turan’dan oluşan jüri, seçecekleri bir filme SİYAD Ödülü’nü verecek. !f İstanbul’un bu yılki yenilikleri arasında ise, uluslararası yarışma “Keş!f”e kardeş gelen Aşk & Başka Bi’Dünya özellikle dikkat çekiyor. Filmleriyle yeni ve açık yollara, yöntemlere ve birlikteliklere işaret eden sinemacıları bir araya getirecek Aşk & Başka Bi’Dünya Yarışması, kamerayla dünyayı değiştirmeyi başarmış yönetmenleri İstanbul’da ağırlayacak ve “yılın en yaratıcı müdahalesini” arayacak. Aşk & Başka Bi’Dünya’yı yepyeni bir platforma dönüştürmeyi amaçlayan !f İstanbul, bu yarışma dışında ayrıca bir konuşma serisi ve aktivist sinemacılar buluşması da düzenleyecek. !f İstanbul’un sinemada oyun alanı yaratan ve seyirciyi oynamaya davet eden filmleri bir araya getiren bölümü “Oyun” da ise, oyuncul belgeseller, kaçık bilimkurgular, kült adayı ilk filmler, Japonya’dan gerçeküstücü fanteziler ve animasyon dünyasının en son hitleri seyirciyi yeryüzünün ve insanlık tarihinin belki de en eski eylemiyle, ‘oyun’la baş başa bırakacak. !f İstanbul, her yıl sinemanın değişik mıntıkalarında gezinen “Özel Gösterimler” bölümüne bu sefer iki ustanın işini konuk ediyor. Qatsi Üçlemesi’nin kült yönetmeni Godfrey Reggio’nun diyalogsuz bir modern yaşam portresiyle geri döndüğü Visitors/Ziyaretçiler ve sinemaseverleri usta yönetmen David Lynch’in bilinmeyen hayatına tanıklık ettirip meditasyon çalışmalarına göz attıracak, David Lynch: Meditation, Creativity, Peace/David Lynch: Meditasyon, Yaratıcılık, Huzur dikkat çeken yapımlardan. !f İstanbul’un kemikleşen bölümlerinden “!f kült”e bu yıl Charles Laughton’ın 1955 tarihli klasiği The Night of the Hunter/Caniler Avcısı konuk oluyor. Aslen oyuncu olarak tanınan Laughton’ın ilk ve son yönetmenlik denemesi olan film, kendisine vaiz süsü veren ama aslında kendini kadınları öldürmeye adamış Powell’ın, hapishanede öğrendiği bir gerçekle bankadan soyulmuş paraların peşine düşmesini anlatıyor. Başroldeki Robert Mitchum’ın sinema tarihinin en etkileyici kötü karakterlerinden birine hayat verdiği bu kara film, döneminde değeri bilinmemiş olsa da zamanla kült mertebesine erişmiş ve kendine sıkı hayranlar edinmişti. Bu yıl içinde çeşitli ülkelerde yeniden gösterime girecek Caniler Avcısı, yenilenmiş kopyasıyla Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da olacak. Yaratıcılığa ve deneyimlere açık sinemaseverlerin !f alanı “Karanlık & Köşeli” bölümünde bu yıl da, karanlık ve rahatsız edici yapımlardan yılın en çok konuşulan fantastik ve avangart filmlerine, seyircide ‘görme biçimleri’ni değiştirip, algının kapılarını sonuna kadar açmayı hedefleyen filmler toplanıyor. Müzik filmlerini buluşturan !f music’in bu yılki seçkisinde yer alan filmler ise şöyle: 2009’da Cherrybomb’la dikkatleri çeken ikili Lisa Barros D’Sa ve Glenn Leyburn’un radikal, asi ve son derece tutkulu bir müziksever Terri Hooley’nin 70’lerin Belfast’ında plak dükkânı açmakla başlayan, İrlanda’nın punk babasına dönüşen hayatını anlattıkları Good Vibrations, Amerika’nın en iyi indie gruplarından The National’ı konu alan ama onun hakkında olmayan bir belgesel olma tuhaflığıyla grubun hayranlarının ilgisini hak eden Mistaken For Strangers; eskiden A Silver Mt. Zion olarak da bilinen Kanadalı ünlü post-rock grubu Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra’nın evcil çifti Efrim ve Jessica’nın bir yandan müzik, bir yandan da ev yaşamlarına eşlik etmememizi sağlayan Gel Bizimle Dertlen!; Küba’yı kasıp kavuran, hükümetin konser vermelerine ve hatta albüm yapmalarına izin vermediği underground rap grubu Los Aldeanos’la tanışmamıza vesile olan Viva Cuba Libre: Rap is War/Viva Cuba Libre: Rap Savaştır ve çağımızda müzisyen olmanın getirdiği zorluklara odaklanan, 15. yılına giren New York Red Bull Müzik Akademisi’nin eğitimlerinin yanı sıra, Brian Eno, Rakim ve Lee ‘Scratch’ Perry gibi isimleri de izleyeceğimiz Ne Fark Eder? Müzik Yapmaya Dair Bir Film. !f music kapsamında ayrıca 3 özel etkinlik gerçekleşecek. !f istanbul’un açılış partisi için İstanbul’a gelecek olan İngiliz müzik prodüktörü, söz yazarı, remix sanatçısı Ewan Pearson; Protools, Logic ve Ableton Live yazılım programları üzerine çalışma tekniklerini anlatacağı “Dijitalden analoga, kendi sesini yaratmak” başlıklı bir sohbet düzenleyecek. (16 Şubat, 18.00 – 19.00) !f music kapsamında bir de pop up etkinliği gerçekleşecek. 19 Şubat’ta Babylon’da yaşanacak sinema ve konser deneyiminde, görüntü ve müziğin sıradışı bir şekilde bir araya geldiği Jem Cohen’in filmlerine, Guy Pucciotto’nun (Fugazi) gitarı, Jim White’ın (Dirty Three) davulu ve George Xylouris’un udu eşlik edecek. Jem Cohen, bu performans için özel olarak bir araya getirdiği 3 yeni kısa filmiyle izleyicileri sağanak yağmurlu şehir manzaralarının, gece ve müzelerin gizemli dünyasına, müzisyen arkadaşlarının eşliğinde büyüleyici bir yolculuğa davet edecek. (19 Şubat Çarşamba / 21.00) Dünyada ilk kez !f İstanbul tarafından gerçekleştirilen ‘alternatif dağıtım ve paylaşım’ projesi “!f ²’’ bu yıl beşinci kez yapılacak. Festivalin son üç günü olan 21-22-23 Şubat tarihlerinde İstanbul’da gösterilecek 5 film, 30 şehir ve 36 farklı noktada, 15 bin kişiye aynı anda ulaşacak. İstanbul’daki festival salonlarını Türkiye’nin 26 şehrinin yanı sıra Lefkoşa, Gümrü, Kudüs, Erivan ve Ramallah’a taşıyacak “!f ²’’de Tek Başına Dans, Gabrielle, Bad Hair/Kıvırcık Saç, Honey/Bal ve Everyday Rebellion/Her Gün İsyan filmleri gösterilecek. !f İstanbul’un kısa metrajlı film üretimine dair son bir yıl içerisindeki eğilimlerin derlemesini yapmak amacıyla hazırladığı “Türkiye’den Kısalar”, bu yıl da yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlandı. !f İstanbul’un tematik olarak programladığı “Türkiye’den Kısalar” seçkileri İstanbul, Ankara ve İzmir’de çeşitli festival sinemaları ve mekanlarında ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak. İstanbul’daki gösterimler sırasında yapılacak “İzleyici Oylaması” sonucu bir kısa filmin yönetmeni uluslararası bir festivale izleyici olarak katılmaya hak kazanacak. !f İstanbul’da tüm bu gösterimler ve etkinliklerin yanı sıra; Sundance Enstütüsü ile ortaklaşa yürütülen Sundance Senaryo Lab öncesi, Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın yönettiği Mavi Dalga’ya özel bir atölye gerçekleşecek. SALT Beyoğlu, Açık Sinema, Cezayir; İzmir’de Fransız Kültür Merkezi ise, festivalin İstanbul’daki etkinlik ve atölye çalışmalarının mekanı olacak. !f İstanbul’un 2014 kampanyasının yüzü olan “Acımadı ki!” adlı tanıtım filmi, “Rafineri” tarafından hazırlandı ve Walky Talky yönetmenliğinde, Anima tarafından çekildi.Zete
Kırmızı Halıya Kafasında Kese Kağıdıyla Çıktı
Nymphomaniac Filminin Yıldız Shia Labeouf, Kırmız Halıya Kafasında 'Ben Artık Ünlü Değilim' Yazan Kese Kağıdı İle ÇıktıDanimarkalı yönetmen Lars von Trier’in sansasyonel filmi Nymphomaniac’da rol alan Amerikalı aktör Shia LaBeouf filmin Berlin Film festivali premierine kafasında kese kağıdı ile geldi. Üzerinde “Ben artık ünlü değilim” yazan kesekağıdı ile kırmızı halıda smokini ile boy gösteren Shia LaBeouf geçitiğimiz günlerde Twitter üzerinden yazdığı mesajlarda ünlü futbolcu Eric Cantona’nın sözlerini çalmakla eleştirilmişti. Bunun üzerine Shia LaBeouf ”sosyal hayattan emekli oluyorum” açıklaması yapmıştı. İlginç açıklamaları ile kafaları karıştıran Shia LaBeouf tüm hayatının uzun bir performans sanat çalışması olduğunu söylüyor. Shia LaBeouf Berlin’deki basın toplantısında filmdeki seks sahneleri ile ilgili sorulan soru üzerine: şeklinde cevap verdikten sonra salonu koşar adım terketti.Dipnot Tv
Yerli Yapım "MOD", Cannes Film Festivali'nde!
Senaristliğini ve yönetmenliğini Deniz Tarsus’un üstlendiği yerli yapım bu kısa film, gelecekte bizleri nasıl bir Dünya’nın beklediğini anlatmış ve birçok ödül almasının yanı sıra Cannes Film Festivali’nde Türk Kısa Film Seçkisi’nde gösterilmiştir. 'Dünyadaki tüm dengelerin bozulduğu, insanın ümit etmeye mecalinin kalmadığı bir zaman, bahsedilen. Bu vakit, yarına da tekabül edebilir, yetmiş üç sene sonraya da. Müptelası oldukları düş makinesine girerek gelecekte kendilerini mutlu görmek insanları öldürse de, onlar hala her şeylerini bu makine için feda etmeye hazırlar.”
Düşük Bütçelerle İnanılmaz Hasılatlar Yapan 16 Efsane Film
Her zaman harcanan emek ve paranın tam karşılığını alacaksınız diye bir şey yok. Çok büyük paralar harcanarak yapılan filmler bazen hüsranla sonuçlanabiliyor. Fakat bazen de iyi bir hikaye ve güzel bir pazarlama stratejisiyle çok ucuza mal edilen filmler size servet kazandırabiliyor. İşte Düşük Bütçelerle İnanılmaz Hasılatlar Yapan 16 Efsane Film...
"Filmi Bir Karesinden Tanırım" Diyen Film Canavarlarına Özel Test
Yıllarca eş dost arasında Atilla Dorsay gibi takılıp kah 'yönetmen, çok ekspresyonist bir tutum sergilemiş Cansu, ben daha çok Sürrealistik seviyorum...' dedin. Kah 'o filmi beğenmedim, şu filmin çekim teknikleri iyi değil, İran sinemasına ba-yı-lı-yo-rum' dedin. Her ismini duyduğun filme 'hııı, izlemiştim onu' dedin. Evet bu işte iyisin... kabul, ama artık senin de sınanma vaktin geldi! Bir filmi sadece ve sadece bir karesinden tanıyabilir misin? 'Çocuk oyuncağı' diyorsan bu test tam sana göre. Mısırları patlat başlıyoruz!
Reklam
Filmlerin Dikey Çekildiğini Hayal Edin...
VVS'e (Vertical Video Syndrome) sahipseniz, panik yapamayın, tedavi için hala çok geç değil. Yapmanız gereken tek şey, video çekerken kamera veya telefonunuzu dik tutmamak! Dikey çekilmesi nedeniyle birçok videonun mahvolduğunu vurgulamak için, 'Peki ya klasik film sahneleri dikey çekilseydi?' sorusuna cevap aramışlar ve sonuç; hiç hoş değil.Video çekerken, lütfen telefonu dik tutmayalım, tutanları uyaralım.babylon
10 Enteresan Kare İle Gemide Filmi
Yazar ve yönetmenliğini Serdar Akar'ın yaptığı, 1998 senesinde gösterime girmiş aynı zamanda bir çoğumuza Erkan Can hayranlığını aşılayan en efso filmlerden biridir Gemide.Filmi defalarca izlemiş biri olarak filmden hafızama kazınan 10 farklı kareyi bir araya getirmek istedim.
Reklam
Leyla İle Mecnun Film Oluyor!
'İşler Güçler'le yıldızlaşan Ahmet Kural ve Murat Cemcir'in başrolünde oynadığı Düğün Dernek'in gişe başarısı 'Leyla ile Mecnun' ekibini hareke geçirdi. Ekran efsanesi film oluyor. TRT’de 104 bölüm yayınlandıktan sonra 'reyting' gerekçesiyle yayından kaldırılan ‘Leyla ile Mecnun’ film oluyor. ‘İşler Güçler’in oyuncuları Ahmet Kural ve Murat Cemcir'in başrolünde oynadığı Düğün Dernek’in 6.5 milyon kişi tarafından seyredilmesi, Eflatun Film'in sahibi Onur Ünlü ’yü harekete geçirdi. Ali Atay, Ahmet Mümtaz Taylan, Serkan Keskin, Cengiz Bozkurt gibi isimleri buluşturacak olan filmin çekimlerine yazın başlanacak. Akşam
Reklam
Bu Sene 100 Yaşını Dolduran Türk Sinemasının En İyi 21 Filmi
Cinedergi, Türk Sineması’nın 100. Yılı’nı unutmadı! Şubat sayısında 12 yazarının favori 20 Türk filmine yer veren Cinedergi, bu listelerden çıkan en iyi 21 Türk filmini paylaştı. . Özellikle üç film 12 yazardan 10′unun listesinde yer alarak öne çıktı. Bu filmler: Sevmek Zamanı, Muhsin Bey ve Anayurt Oteli.
'İncir Reçeli 2' Filminin Fragmanı Yayınlandı
Şarkıcı Halil Sezai'nin başrolünde olduğu filmin fragmanı seyirci ile buluştu Başrollerinde Halil Sezai ve Melike Güner'in yer aldığı yer aldığı İncir Reçeli filmi 2011 yılında vizyona girmiş ve oldukça dikkat çekmişti. Halil Sezai de geçtiğimiz günlerde filmin devamının çekileceğini açıklamıştı. Vizyon tarihi henüz belli olmayan İncir Reçeli 2'nin ilk tanıtım fragmanı da yayınlandı. Sabah
Reklam
Jennifer Lawrence Vileda'nın Mucidini Oynayacak
Yönetmen David O. Russell yeni filminde favori oyuncularından Jennifer Lawrence için başrol düşünüyor 'Umut Işığım / Silver Linings Playbook' ve 'Düzenbaz / American Hustle' filmlerinde birlikte çalışan Oscar ödüllü Jennifer Lawrence ve yönetmen David O. Russell yeni bir proje için yeniden bir araya geliyor. Jennifer Lawrence'ın Amerikalı dul bir anneyken girişimciye dönüşen ve viledayı icat eden Joy Mangano'nun biyografik filminde Mangano'yu canlandırması planlanıyor. Milliyet Sanat
Hakan Arslan’ın Elinden Yeşilçam’ın Kötü Adamları
Yeşilçam Kötüleri, genç illüstratör Hakan Arslan imzalı bir illüstrasyon serisi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği Programı’ndan mezun olan Aslan, yine aynı okulda yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Çalışmalarını freelance olarak sürdüren Arslan’ın illüstrasyonlarının altındaki bilgileri ise Kürşat Sevim’in şuradaki sayfasından aldım.metin kaynak: elmaaltshift.com
Reklam
Oscar'da Hakkı Yenenler
Sinema yazarı Kerem Akça  86. Oscar Ödülleri’nde ‘hakkı yenenler’i kaleme aldı. Her sene Oscar yarışının bir de görünmeyen tarafı oluyor. Aday gösterilen filmler, oyuncular ve sanatçıların girdikleri rekabetin yanı sıra kulislerde de ‘hakkı yenenler’ konuşuluyor. Elbette Akademi’nin seçimleri bir lobi faaliyetinin, iyi alınan kritik virajların, festival takvimini lehine çevirme becerisinin ve atları tespit etme kıvraklığının bir sonucu olarak şekilleniyor. Günümüzde büyük oranda TWC, Warner Bros., Fox Searchlight, Paramount ve Columbia gibi şirketlerin idare ettiği bir yarış geçiyor. Hiçbir zaman ‘şu film iyiydi ama niye Oscar almadı?’ gibi bir şeyden söz etmek mümkün değil. Yoksa sinema tarihinin gerçekleriyle çelişiriz. Hitchcock ve Kubrick’in ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ dalında Oscar heykelciğine ulaşamadığı bir dünyada böylesi bir iddia ne kadar tutarlı olabilir ki? EN AKLA YATKIN MAĞDURLAR HANGİLERİ? Ama bana kalırsa belli bir noktada geriye çekilip bu konuyu masaya yatırmak şart hale gelmeli. Elbette yarıştaki konuma göre bakınca “Sen Şarkılarının Söyle”nin (“Inside Llewyn Davis”) son düzlükte hamle yapamayarak devre dışı kaldığı, “Lee Daniels’ The Butler”ın görücüye çıktıktan sonra yavaş yavaş zirveden uzaklaştığı, Robert Redford, Tom Hanks, Oprah Winfrey, Emma Thompson ve Daniel Brühl’ün de onlara eklenebileceği net. Tabii ki bunlar etrafta dolaşan tahminler, ödül sezonunun getirdikleri ve stratejileri ışığında şekillenen tablonun koşulsuz görüntüleri. Olaya diğer tarafından bakınca ise bambaşka bir resim ile karşılaşıyoruz. Zira bu noktada “Mavi En Sıcak Renktir” (“La Vie d'Adèle”) ve “Zafere Hücum” (“Rush”) gibi yarışın içindeyken hiçbir şekilde kendini öne atamayan filmlerin niye sıfır çektiğini sorgulamak abesle iştigal etmekten öteye gitmez. Ama bunu mantıklı bir çerçevede yorumlamak elbette bizim hakkımız. Şirketleri Sundance Selects ve Universal’ın ‘gaza basma’ hazırlıksızlığından çeken bu ikili, Oscar’a uygun olmamasının da zararını görmüş gibi. İlkinin lezbiyen sinemada cinsellik konusunda cüret gösterip ‘muhafazakar’ damarı rahatsız ederek itici durması, ikincisinin ise ‘gösterişli sinema’sı ve “Senna”nın (2010) varlığı sebebiyle tatmin etmediği çok açık. DÖRT İYİ AMERİKAN FİLMİ GÖRMEZDEN GELİNDİ Ama ‘En İyi Film’ kategorisinde bana kalırsa kalite adına, Andrew Dosunmu’nun Sundance’den ödüllü, Brooklyn’de yaşayan bir Nijeryalı aileyi merceğine alan, şiirsel, ayrıksı ve gerilla sineması karşıtı “Mother of George”u en öne çıkan. Derek Cianfrance’nin polisiye kalıplarını altüst eden becerisi “Babadan Oğula” (“The Place Beyond the Pines”) ve Terrence Malick’in büyüleyici, tanımsız ve ruhsal aşk filmi yorumu “Aşkın İzleri” (“To the Wonder”) ilave edilebilir. Elbette biraz daha ileri gidersek “Elysium: Yeni Cennet”in (“Elysium”) “Yerçekimi”nin (“Gravity”) üzerinde olmasına karşın türünde daha az gerçekçi durmanın mağduriyetini yaşadığını da ekleyebiliriz. Zira Akademi’nin kurallarına göre ‘drama’ alanına yatkın, hikaye anlatma sinemasının genel kurallarının fazla dışına çıkmayan eserler kazanabiliyor. Yenilikçi anlatı modelleri deneyen, cinsel özgürlüğün sınırlarını zorlayan filmlerin şansı az oluyor. Dönem filmlerinin, politik filmlerin, geleneksel biyografik filmlerin, gerçek hikaye uyarlamalarının, savaş filmlerinin, tarihi-epiklerin, westernlerin, müzikallerin ve zaman zaman da felsefi komedilerin gücünü hissettirdiği görülebiliyor. Aşk da böylesi bir sürecin içinde başını içeriye sokabiliyor. Ama “Hayat Ağacı” (“The Tree of Life”, 2011), “Aşk” (“Her”) gibi bütün kriterleri reddeden ama özgünlüğü kabul edilen eserler, özellikle ‘beş film adayı’ kuralının değişmesiyle şans taşımaya başladı. Yeniden yukarıda adını geçirdiğim filmlere dönersek, ‘En İyi Yönetmen’ dalında da müthiş bir yetkinlik olduğunu belirtmek boynumuzun borcu. Elbette “Mother of George” gibi geleneksel çerçeve algısını her anında kaybedip, klasik anlatıyı ve lineer akışı yıkan stil duygusu yüksek bir eserden böylesi bir başarı beklemek garip olur. Veya “Babadan Oğula” gibi soğukkanlılık üzerine bir yapı kurup, asla seyircisiyle bağ kurmayan bir yapıttan… Zira Akademi için özdeşleşme yaratırken anlamlı olmak, bizi bir karakterle ilişkiye sokup, onun irade, başarı hikayesine yönlendirmek esaslı kriterlerden biri. Tabii bu dalda Ron Howard gerçeğinin özellikle üzerine basmadan parantezi kapatmak olmaz. ANA OYUNCU KATEGORİLERİNDE FAZLA MAĞDUR YOK Diğer kategorilere geçince ise ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalının bu sene bir iyi performans bolluğu içinde olduğunu söylemeliyim. Ama Emma Thompson’ın “Mr. Banks”teki (“Saving Mr. Banks”) P.L. Travers performansının, Naomi Watts’ın tepeden tırnağa hakimiyeti altına aldığı “Diana” kompozisyonunun, Paulina Garcia’nın “Gloria”da cesaret ve heyecan yüklediği orta yaşlı kadın portresinin ve Adèle Exarchopoulos’un 18 yaşındaki doğallığının, bedenini kullanma cüretinin bir yerlere gelmesi mümkündü. ‘En İyi Erkek Oyuncu’da ise aslında fazla seçenek yoktu. Toni Servillo’nun, makyajdan güç alınca ‘unutulmaz’ portreler çıkaran oyunculuk yeteneği “Muhteşem Güzellik”te (“La Grande Bellezza”) de canlanıyor. Bu performans, Hanks’ten de, Redford’dan da, Bale’den de daha yukarıda bana kalırsa. Ama kendi dilinde oynayan yabancı oyuncular, genelde ancak Hollywood’a sızmışsa bir şans elde edebiliyor. Onun yanına elbette “Aşk”ta Jonze ile müthiş bir işbirliği içinde bütün filmi sırtlayıp götüren Joaquin Phoenix’i de koymazsak ayıp olur. Kerem Akça’ya göre Oscar’da hakkı yenen aday adayları En İyi Film: Mother of George En İyi Yönetmen: Derek Cianfrance (Babadan Oğula) En İyi Kadın Oyuncu: Emma Thompson (Mr. Banks) En İyi Erkek Oyuncu: Toni Servillo (Muhteşem Güzellik) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Julie Walters (One Chance) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Daniel Brühl (Zafere Hücum) En İyi Özgün Senaryo: Upstream Color En İyi Uyarlama Senaryo: Il Futuro En İyi Görüntü Yönetimi: Mother of George En İyi Kurgu: Zafere Hücum En İyi Müzik: Muhteşem Gatsby En İyi Yapım Tasarımı: Muhteşem ve Kudretli Oz Yabancı Dilde En İyi Film: Büyük Usta (Yi Dai Zong Shi) Kerem Akça | HaberTürk
Geleceğe Dönüş 2 Filminin Geleceği Gördüğünü İspatlayan 9 Teknolojik Gelişme
Filmde geleceğe gidilen tarih olan 21 Ekim 2015'e vardık ve uçan kaykay ile uçan arabalar neden hala yok diye hayıflanıyor, duygularımızla oynadığı için bu güzelim filme yükleniyoruz. Evet bunlar henüz çıkmamış olabilir, fakat bu demek değil ki film geleceği görememiş? İşte herkesin gözüne takılabilecek 30 yıl öncesinin öngörüleri:
Reklam