20 Ağustos 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Yalnızca Kısa Boylu İnsanların Anlayabileceği 26 Trajik Durum
Siz hayata doğuştan birkaç santim aşağıda başladınız, size yukarıdan bakan insanlarla baş ettiniz, bir yerlere gelmek için çabaladınız fakat bir türlü yetişemediniz. Ama artık yeter. Birileri sizin de sıkıntılarınızı bilmeli, ona göre hareket etmeli. Siz dediğime bakmayın, derdinizi özümsüyor, hatta bizzat yaşıyorum. Egoları, gururu bir kenara bırakarak bu yazıyı paylaşıyorum. Biz aşağıda kaldık diye göremediler ama ne çektik be! İşte biz kısa boylu insanların dertleri, buyurunuz.
Dünyanın En Güzel 9 Yapay Resifi
1927'de üretimlerine başlanan bu uçak serisi, dünyanın en güzel ve özel uçaklarındandır. Ama bu nadide uçak da emekliye ayrılınca şimdilerde balık yuvası olmuştur.
Tüm Cilt Tiplerine Özel Maske Tarifleri
Her cildin farklı özellikleri vardır.Bizde sizler için cilt problemlerinize karşı etkili maske tarifleri ni paylaşıyoruz. Normal ve kuru ciltler Avakado Maskesi 1 adet püre avokado, 1 çorba kaşığı ısıtılmış bal, 1 çay kaşığı limon suyu. Hepsi karıştırılarak yüze uygulanır ve 15 dakika bekletilir. Cildinizi çok kuru hissediyorsanız limon suyu yerine hindistan cevizi yağı da kullanabilirsiniz. Bal Maskesi 1 çorba kaşığı ısıtılmış bal, yarım çay kaşığı toz tarçın, 1 çay kaşığı limon suyu. Hepsi karıştırılarak yüze uygulanır ve 15 dakika bekletilir. Bu maskelere ilave olarak rahatlatmak amacıyla 2 adet yeşil çay poşeti gözlere uygulanabilir. Bal: Nemlendirici, antibakteriyel, yatıştırıcı, doğal laktik asit ve zengin aminoasit kaynağı. Avokado: Vitamin E, yağ asitleri ve doğal lipid kaynağı. Yaşlanmaya ve strese bağlı hücresel yıpranmaları onaran bileşenler içerir. Akne, egzema ve kızarık ciltler Yulaf Maskesi 3 çorba kaşığı yulaf unu, yarım su bardağı sıcak su, 1 çorba kaşığı bal, 2 çorba kaşığı yoğurt. Sıcak su ve yulaf unu karıştırılarak 5 dakika unun yumuşaması sağlanır. Diğer malzemelerde ilave edilerek blenderdan geçirilerek homojen bir karışım elde edilir. Yüze uygulanan bu karışım 15 dakika bekletilir ve ılık su ile yıkanır. Not: Bu karışım pat şeklinde yüzde veya vücuttaki egzemalar üzerine de uygulanabilir. Tedavi için 25 dakika bekletilmesi uygun olur. Genç ve parlak bir cilt için Antioksidan Maske 1 adet şeftali, 1 çay kaşığı bal, 1 çay kaşığı limonsuyu. Hepsi blenderdan geçirilerek püre haline getirilir ve gözlere gelmeyecek şekilde yüze uygulanır. 15 dakika sonra yüz ılık su ile yıkanır. Aynada parlak, canlı ve genç bir ciltle karşılaşacaksınız. Detoks Maskesi 2 çorba kaşığı yeni hazırlanmış kahve, 2 çorba kaşığı kakao tozu, 1 çorba kaşığı bal, 3 çorba kaşığı yoğurt. Blenderdan geçirilen homojen maske yüze uygulanır ve 10 dakika bekletildikten sonra ılık su ile yıkanır. Yıkama sırasında güneşten hasar görmüş derinin uzaklaştırılabilmesi için yüze hafif hafif masaj yapılmalıdır. Fazla hazırlanmış maskeyi biraz sulandırarak dirseklere veya vücudunuzda ihtiyaç duyduğunuz yerlere uygulayabilirsiniz. Yağlı ve Problemli Ciltler Çilek ve Limon Maskesi 10 adet orta boy çilek, 2 çorba kaşığı limon suyu, 1 çorba kaşığı yoğurt, 1 çorba kaşığı bal. Tüm ürünler ezilerek sürülmesi kolay hale getirilir. Kesinlikle blender ile püre haline getirilmemelidir. Karışım yüze uygulanır ve 10 dakika bekletilir. Sıcak havlu yüze örtülerek 3 dakika beklenir ve soğuk su ile ile yüz temizlenir. Çilek: Salisilik asit içerir ve akne oluşumu ve gözeneklerdeki genişlemeye engel olur. Hassas Ciltler Salatalık Maskesi 1 kabuğu soyulmamış iri doğranmış salatalık, 2 çorba kaşığı yoğurt, 1 çorba kaşığı maya, 1 çorba kaşığı yulaf, 1 çay kaşığı bal. Salatalık ve yoğurt blenderdan geçirilir. Diğer malzemeler ilave edilerek karıştırılır. Temiz yüze uygulanarak 20 dakika ;
Reklam
Reklam
Egzama İçin Doğal Tedavi Yöntemi
Yaygın bir cilt hastalığı olan egzama için şifalı beyaz dut kurusu kürünün tarifi; Beyaz Dut Kurusu Kürü Yarım litre klorsuz su 1 avuç beyaz dut kurusu Hazırlanışı ; Önce suyu kaynatıp içerisine 1 avuç dolusu beyaz dut kurusu ilave ediyoruz. 6 dakika boyunca kısık ateşte kaynatılıp 6 dakika sonunda ılıktan biraz daha sıcak olacak şekilde egzama olan ellerinizi kabın içine sokun. Bu kür en fazla 10 dakika etki ettirilmelidir. 10 dakika sonunda ellerinizi çıkarıp 1 saat dinlendirildikten sonra suyla durulayın. Hafta da 3 kez uygulayarak egzama tedavisinden kurtulabilirsiniz. Ancak bu tedavi boyunca her hazırladığınız kür taze olmalıdır. Elleri yakmamak şartı ile ;
Bu Arabalar Birbirleriyle Konuşuyor
ABD Ulaştırma Bakanlığı, ''taşıtlar arası telekomünikasyon'' projesini hayata geçirmek için harekete geçti. Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi, “Taşıtlar Arası Telekomünikasyon” adı verilen teknolojinin yasalaşması ve uygulanmaya başlanması için rapor yayımladı. Raporda, proje sayesinde yılda 600 bine yakın kazanın önlenebileceği belirtilirken, taşıtlar arası telekomünikasyon teknolojisini zorunlu hale getirecek yasa tasarısı için çalışmaların yakın zamanda başlayacağı bildirildi. Özellikle hatalı sollama ve kavşak kazalarını önleyerek, her yıl binin üzerinde kişinin hayatını kurtarması beklenen taşıtlar arası telekomünikasyon teknolojisi, radyo sinyallerini kullanarak çalışacak. Posta212’nin haberine göre; bu teknolojiye sahip araçlar, birbirlerinin konumunu, yönünü ve hızını anında öğrenebilecek. Böylece, otomobiller kırmızı ışık ihlali yapacak başka bir aracı önceden fark ederek, olası bir kazayı önleyebilecek. Yaklaşık 300 metrelik alandaki araçlara ait bilgileri işleme kapasitesi sunacak teknolojiyle sürücüler, kendilerinden onlarca araç uzaklıktaki bir arabanın ani fren yaptığını öğrenebilecek. ABD Ulaştırma Bakanı Anthony Foxx , araçlar arası telekomünikasyon teknolojisine ilişkin ”Güvenlik, bizim birinci önceliğimiz ve bu teknoloji birçok hayatı kurtacak muazzam bir ilerleme” değerlendirmesinde bulundu. Araçlar arası telekomünikasyon teknolojisinin binlerce hayat kaybının yanında, ekonomik zararları da önleyeceğine dikkati çeken Foxx, gelecekte otomobil kazalarının tamamen engellenebileceğini ileri sürdü. Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi Başkanı David Friedman da araçlar arası telekomünikasyonun, karayollarının güvenliğini kayda değer ölçüde artıracağını vurgulayarak, ABD Ulaştırma Bakanlığı ve Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresinin uygulamaya başlamak için hazır olduğunu ifade etti. Sürücülere yönelik herhangi bir bilgi akışını içermeyecek araçlar arası telekomünikasyon teknolojisinin, otomobil üreticilerine maliyetinin araç başına 100-200 dolar arasında olacağı belirtildi.
Reklam
İzlanda'da Binlerce Küçük Deprem Meydana Geldi
Yetkililer, yanardağ patlaması riskine karşı alarm seviyesini turuncuya yükseltti İzlanda'da hafta sonundan bu yana binlerce küçük deprem meydana gelirken, ülkedeki yanardağlardan birinin patlayabileceğinden endişe ediliyor. İzlanda Meteoroloji Bürosu, İzlanda'nın en büyük buzulunun altında yer alan tabakalı yanardağ Bardarbunga'da cumartesiden bu yana 3 bin civarında küçük yer sarsıntısının meydana geldiğini açıkladı. Büro, son 24 saatte kaydedilen yer sarsıntılarının büyüklüğünün 3'ü geçmediğini bildirirken, İzlandalı yetkililer, yanardağ patlaması riskine karşı havacılık alarmı seviyesini, en ciddi ikinci seviye olan turuncuya yükseltti. İzlanda'da 187 yıl aradan sonra 2010 yılında faaliyete geçerek, toz ve kül püskürten Eyjafjallajökull yanardağı, Avrupa Sivil Havacılık sistemine büyük bir darbe vurmuştu. Milliyet
0-6 Ay Arası Bebekleri Güneşten Uzak Tutun!
Prof. Dr. Sıdıka Kurul: “Özellikle 0-6 ay arası bebekler güneşten uzak tutulmalıdır, bebeklikte güneşe maruz kalma cilt kanseri riskini 2 kat artırmaktadır”T.C. Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Daire Başkanlığı; Türk Onkoloji Vakfı; Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği; Türk Onkoloji Grubu Derneği; Kanserle Dans Derneği işbirliği ve Bristol-Myers Squibb ilaç firmasının koşulsuz desteği ile bir deri kanseri türü olan “Melanom” konusunda bir Sosyal Sorumluluk Projesi başlatıldı. Pilot bölge olarak seçilen Sarıyer ilçesinde “Çocuğunuzu Melanom’dan Koruyun” isimli proje kapsamında,hazırlanan görsel materyaller aracılığı ile ”Melanom” hakkındaki bilgiler aileler ve çocuklarla paylaşıldı. Türk Onkoloji Vakfı Başkanı Prof. Dr. Sıdıka Kurul önderliğinde ilk kez Sarıyer ilçesinde başlatılan proje kapsamında, melanom ile ilgili bilgilendirici el broşürleri ve posterler 145 eczane, 43 kreş, 38 muhtarlık, 15 spor tesisi, 6 büyük market ve 1 özel Hastane ve yaklaşık 1800 haneye ulaştırıldı. Melanom’da güneş ışınlarının etkisi ve sağlıklı güneşlenme konusunda hazırlanan poster ve el broşürleri ile, güneşe çıkılmaması gereken saatler, arabada, evde ve güneş etkisi yaratan solaryum da dahil olmak üzere güneş hasarı ve korunma yolları ile, anne ve babalar için önemli bilgiler bölge halkı ve özellikle çocuk sahibi olan aile bireylerinde farkındalık oluşturmayı hedefliyor. “BEBEKLERDE RİSK DAHA FAZLA” Türk Onkoloji Vakfı Başkanı Prof. Dr. Sıdıka Kurul, 0-6 ay arası bebeklerin güneşten uzak tutulması gerektiğine dikkat çekti. 0-6 ay arası bebekler güneşin doğrudan etkisinden uzak tutulmasını, ciltlerinin güneşe karşı çok hassas olduğunu belirten Prof. Dr. Kurul, “Önlem olarak; araba camları ultraviyole ışınlara karşı yüzde yüz koruma sağlayan UV filmleri ile kaplatılabilir. Bebekler saat 10:00’dan önce ve 16:00’dan sonra güneş koruması olan bir pusetle dolaştırılabilir. Bebeklerin kol ve bacaklarını örten ince giysiler giydirilebilir ve boynunu da örten şapkalar kullanılabilir. Ancak bu saatler haricinde, güneş kremi kullanmadan günde 10-15 dakika güneşe çıkarmak da D vitamini gelişimi açısından önemlidir. 6-12 ay arası bebekler ise bu belirtilen önlemlere ek olarak, belli kurallar çerçevesinde güneşe çıkartılabilir. Özellikle dışarı çıkmadan yarım saat önce, en az 15 faktörlü bir güneş kremi sürülmeli ve bu krem her 2 saatte bir ve yüzmeden sonra tekrar uygulanmalıdır. Bebeklikte güneşe maruz kalma, cilt kanseri riskini iki kat artırmaktadır” dedi. “HASTA SAYISINI AZALTMAYI HEDEFLİYORUZ” Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, Türkiye'de yılda yaklaşık 735 erkeğe ve 560 kadına melanom teşhisi konulduğunu belirtti. Doç. Dr. Gültekin, Projenin Türkiye'de melanom hasta sayısının azaltılması amacıyla hayata geçirildiğini anlatarak şöyle devam etti: 'Şu anda ülkemizde az da olsa melanom görülme oranının artışını bekliyoruz. Bu konuda mutlaka bir takım eğitim, önleme ve erken teşhis tarama faaliyetleri yapmamız gerekiyor. Vücudumuzun D vitaminine de ihtiyacı var, bunu unutmamak gerekir. Güneş ışınlarının fazlasından kendimizi ve gelecek nesilleri korumamız gerekiyor. Genç yaşlarda solaryumun da malign melanom riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu projeyle hazırlanan tüm broşürleri hekimler aracılığıyla halkımıza ulaştıracağız. Kendi kendine cilt muayenesini yaygınlaştırmayı da hedefliyoruz.' dedi. Türkiye'nin kanser istatistiklerini sürekli takip ettiklerini ifade eden Doç. Dr. Gültekin, 'Ülkemizde yılda yaklaşık olarak 735 erkeğe ve 560 kadına melanom teşhisi koyuyoruz' diye konuştu. “GÜNEŞ KREMİNİN KORUMA FAKTÖRÜ 30'UN ÜZERİNDE OLMALI” İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir ise, melanomda diğer deri kanserlerine kıyasla ölüm riskinin daha fazla olduğunu kaydetti. Deri kanserine yakalanma riskinin ilk 10 yaşta alınan ultraviyole dozuna bağlı olduğunu anlatan Prof. Dr. Aydemir, güneşin yanık yapacak kadar yüksek dozda alınmasının, kişiyi bir basamak daha melanoma yaklaştırdığını söyledi. Hastalığın sürekli güneşte çalışanlarda değil, tatile çıkanlarda daha sık görüldüğünü ifade eden Aydemir, güneş ışınlarının en dik geldiği vaktin 2 saat öncesi ve sonrasında dışarı çıkılmamasını istedi. Güneşten en iyi korunma şeklinin doğru giyinme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aydemir, şu önerilerde bulundu: 'Giysili alanınıza güneş etki etmiyor. Kuru, sık dokulu ve koyu renk giyinmeli. Bize hep sıcak havada açık renk giyinmek öğretilirdi. Isıdan, güneşten korunmak için sık dokulu ve koyu renk giyinmek gerekir. Hep gölgeden yararlanmak isteriz fakat gölge, çevreden, sudan, betondan yansı yapar. Gölgede ancak yüzde 50 korunabiliriz. Şapka da kısmen korur. Bunların dışında güneş kremi kullanabiliriz. Koruma faktörünün 30'un üzerinde olması gerekir.' Prof. Dr. Aydemir, açık tenli, fazla beni olanların melanom hastalığına yakalanma riskinin daha çok olduğunu belirterek, benlerin 2-3 ayda renk, şekil, boyut değiştirmesi durumunda mutlaka bir dermatoloğa gidilmesi gerektiğini anlattı. “HİÇBİR BEN BIÇAK DEĞDİĞİ İÇİN KÖTÜ OLMAZ” Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Başkanı İsmail Kuran, melanomun tedavisinde erken tanının önemli olduğunu, bu nedenle de kişinin bedenini sürekli kontrol etmesi gerektiğini kaydetti. Benlerin alınmasının çok basit bir cerrahi işlem olduğunu ve iz kalmadığını anlatan Kuran, alınan benin tahlil edilmesinin önemine işaret etti. Kuran, 'Halk arasında 'Bene bıçak değerse kötü olur' kalıbı nasıl yerleşmiş bilmiyorum ama hiçbir ben bıçak değdiği için kötü olmaz' dedi. Ultraviyole ışınlarının tetiklediği düşünülen melanomun, güneş ışığına maruziyetin yüksek olduğu bölgelerde daha sık görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Kuran, “Melanositlerin tümör hücrelerine dönüşümü hem genetik olarak normal kişilerde, hem de riskli ve yatkın olan kişilerde görülmektedir. Erken evrede melanom yalnızca derinin yüzeyel tabakasını tutarken, ilerleyen evrede daha alt tabakalara uzanan mikroinvazyonlar (mikrouzanımlar) ve daha ileri evrede en alt tabakalarda invazyon ve metastazlar (uzak yayılımlar) görülmektedir” şeklinde konuştu. “MELANOM’DA ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ” Melanomdan korunmak için erken tanının çok önemli olduğunu ifade eden İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji ABD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Aydemir şunları kaydetti: ”Bu kapsamda kişilerin kendini muayene etmesi ve şüpheli durumlarda dermatologlara gitmesi önerilmektedir. Melanomun asıl tedavisi cerrahi tedavidir. Hastaların önemli bir bölümü ameliyatla tedavi edilmektedir ve bu aşamada iyi kalitede cerrahi müdahale çok önemlidir. Ancak, hastalık sistemik hale geldiğinde yani uzak metastazlar başladığında medikal tedavi gerekli olmaktadır. Bu evredeki hastalar için de günümüzde oldukça iyi sonuçlar veren tedavi seçenekleri geliştirilmiş ve geliştirilmeye devam edilmektedir. Melanom konusunda farkındalık yaratılması amacıyla yazılı ve görsel basında bu konuya daha çok yer verilmesi son derece önemlidir.” “YENİ TEDAVİLER YAŞAM SÜRESİNİ UZATIYOR” Türk Onkoloji Grubu Derneği, Melanom ve Deri Kanseri Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Alper Sevinç de, yapılan bir çalışmada melanom hastalığında lezyonun ilk kez fark edilmesinden tedaviye kadar geçen sürenin, hastaların yüzde 25’inde 1 yıldan fazla olduğu belirlendiğini kaydetti. Prof. Dr. Sevinç, “Bu gecikme nedeniyle hastaların çoğu son evrelerde teşhis edilebilmektedir. Bu durum hastalığın hayatta kalım süresini olumsuz etkilemektedir ve mevcut, klasik tedavi yöntemlerinden yararlanmayı neredeyse imkânsız kılmaktadır. Üzerinde uzun yıllardır araştırma yapılan ve bağışıklık sistemini güçlendiren İmmüno Onkolojik tedaviler ve ilaçlar bugün melanom tedavisinde yeni bir çığır açmış, ileri evrelerde dahi yaşam süresini 2-3 kat uzatmıştır. İmmüno Onkolojik tedavi yaklaşımı sayesinde melanomun yanı sıra akciğer kanseri, böbrek kanseri gibi pek çok kanser türünde, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde tümörlerle savaşta, tıbbın çok güçlü ve yeni silahları olacaktır” dedi.
Reklam
Diyet Hataları Yüzünden Yerinizde Saymayın!
1-Daha az yersem daha fazla kilo veririm diyerek öğün atlamak Sağlıklı bir zayıflama diyeti ortalama 5-6 öğünden oluşur. Sık sık beslenmek şekeri düzenlerken, metabolizmanın çalışmasını da sağlar ve açlığınızı kontrol etmenize yardımcı olur. Yemezsem daha çok kilo veririm diye atladığınız öğün tüm bu dengeleri bozduğu için kilo vermenizi sağlamaz. Tam tersine kilo vermenize engel olur ve şeker dengenizi bozar, bir sonraki öğüne aç başladığınız için de porsiyon kontrolünü yapmanıza engel olur.2-Öğünde belirtilen besinlerin eksik tüketilmesi Diyet yapan bireyler, zaman zaman yazılan programdaki besinleri eksik tüketir. En sık rastladığımız örnekleri; ekmeğimi yemezsem daha çok kilo veririm ya da şimdi kim uğraşacak salata yapmaya şeklindeki üşengeçliklerdir. Oysa öğünde yazılan her besinin bir amacı vardır. Salata yemek, yeme hızınızı düşürürken besinlerin mideden geçişini yavaşlatarak daha uzun süre tok kalmanızı sağlar. Ekmek ise kan şekerinizi dengede tutar. Öğündeki besinlerin hepsini yemediğiniz zaman hem besin öğeleri yetersiz bir beslenme planınız olur hem de kontrol edemediğiniz açlık sıkıntıları meydana gelir.3-Yeterli miktarda su içmemek Su yerine içilebilecek pek çok içecek varken su içmek bazılarına zor veya sevimsiz gelebilir. Su dışındaki pek çok içeceğin kalorisi yüksek veya kafein içeriği vardır. Enerjisi olan içecekler ise kalori alımınızı artırır. Kafein ise vücudumuza gerekli suyu sağlamaz hatta tam tersine gerekli suyun atılmasına neden olur. İster zayıflama diyetinde olun isterse kilonuzu koruma diyetinde vücudumuz sürekli su kaybeder, bu suyu yerine koymamız gerekir. Açlık hissi susama hissiyle sıklıkla karıştırılır. Su içmek bu nedenle de önemlidir.4-Düşük kalorili veya light besin diyerek yenilen miktarı abartmak Ürünün üzerinde düşük kalorili, az yağlı veya light yazıyor olması hiç kalori içermediği anlamına gelmez. Enerjisi düşürülmüş bir besindir ya da enerjisi daha azdır ama enerjisi yok değildir. Enerjisi diğer bisküvilere göre yüzde 30 azaltılmış 6-8 adet diyet bisküvi yediğinizde 3-4 adet diyet olmayan üründeki kaloriyi alırsınız.5-Değiştirilen ölçüler Diyette en sık yapılan hatalardan biri de miktarlar konusunda kendinizi kandırmaktır. Diyetisyeniniz 1 dilim karpuz dediğinde 3-4 parmak kalınlığında bir karpuzu anlatıyordur. 6-7 kaşık derken muhtemelen anlattığı çorba kaşığıdır, servis kaşığı değildir. Günde 1-2 tane kahve içebilirsin derken kremalı ve şuruplu kahvelerden bahsetmiyordur; bahsi geçen sade ve kremasız bir kahvedir. Miktarlar konusunda kendinizi aldatırsanız diyetinizin sonu hüsran olur.6-İkramlar konusunda hassas olun “Öğlen yemeğinden sonra iş yerinde doğumgünü kutlaması vardı incecik bir dilim pasta yedim, akşamda çocuğum dondurma yiyordu 1 kaşık ancak aldım, oturup kaseyle yemedim” demeyin. İkramların hepsini kabul etmeye başladığınızda gözünüze az gelen bu miktarların toplamı gün sonunda aldığınız kaloriyi artırır.7-“Bugün değil yarın, yarın değil öbür gün yürürüm” : Oturduğunuz yerden kilo vermek bir hayal ürünüdür. Hareket etmek, yaktığınız kaloriyi artırır ve zayıflama sırasında kas kütlesinin korunmasına yardımcı olur. Aldığınız kaloriyi azaltmanın dışında mutlaka yaktığınız enerjiyi artırmanız gerekir. Bunun da tek yolu hareket etmektir. Üşenmeyin; yürüyün, dans edin, yüzün ve merdivenleri tercih edin ama mutlaka hareket edin.8-Bağırsaklarım fazla çalışırsa daha fazla kilo veriririm Bağırsaklarınızın düzenli çalışması elbette ki önemli ancak gereğinden fazla çalışması değil normal olarak çalışması gerekir. Sıvı kaybettiğiniz için bağırsaklarınızın fazla çalışması geçici kilo kaybına neden olur. Bağırsaklarınızı fazla çalıştırmak için kullandığınız çayların, laksatif ilaçların ve hatta lavmanın vücudunuza zarar vereceğini unutmayın.9-Diyet yaparken kulaklarınızı sadece doğru bilgiye açın Hepimizin başına gelmiştir, diyet yapıyorsanız illa çevrenizden müdahale olur. “Sen neden bu çayı içmiyorsun, diyette karpuz yenir mi onun enerjisi çok, sabah sabah ekmek mi yiyorsun hayatta kilo veremezsin”. Maalesef beslenmeyle ilgili olsun veya olmasın herkesin bu konuda söyleyecek bir lafı vardır. Ancak beslenme bir bilimdir ve kişiye özeldir. Beslenmeyle ilgili olarak doğru kaynaktan bilgi alın ve kulaklarınızı yanlış bilgiye kapatın.10-Öğün saatleri planlamanız yaşamınıza uygun olmalıdır Beslenmeniz size özeldir, saatleriniz sizin hayatınıza uygun olmalıdır. Saat 18’den sonra yemek yemeyip saat 21’de açlıkla başetmeye çalışmak sağlıklı bir yöntem değildir. Akşam yemeği yatma saatinize göre düzenlenebilir. Geç yatıyorsanız geç bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.
Reklam
Yeni Trend Elektronik Makyaj: Omote
Dijital dünyada yeni trendler insanlar tarafından ilgi ile karşılanmaya devam ediyor. Şimdi yeni trend Elektronik Makyaj modası. Dijital bilgisayarlar ile birlikte teknolojinin gerçekleştirmiş olduğu hareketli görüntüler sunmak yeni bir şey değil tabii ki. Fakat yansıtılan yüzeyler canlı bir insan yüzü ise, karşımıza çıkan sonuç inanılmaz olaylara sahne olabiliyor. GERÇEK ZAMANLI CANLI MAKYAJ Gerçek zamanlı yüz tarama teknolojisinin kullanıldığı Omote , 3D grafikler insan yüzüne yansıtıldığında büyüleyici görüntüler ortaya çıkabiliyor. Bu görüntülere “ Canlı makyaj ” isminin verilmesi algılanan içerikler ve özellikler sayesinde görüntüleme teknolojisinin ortaya çıkardığı sonuçlara bakılarak veriliyor. Model yüzünü sağa ve sola çevirdiğinde bile yüzünün açısına göre yeni görüntüler oluşturulabiliyor. Şimdiden binlerce kişi tarafından merak uyandıran “ Canlı makyaj ” dijital tasarımcılar ve makyaj uzmanları tarafından oluşturulan ekip ile birlikte dijital bir eser ortaya çıkartılmış oluyor. Omote olarak bilinen teknolojide henüz teknik detaylar verilmezken, ileride hareket halinde yer alan objeler üzerinde geliştirilme ve uygulama aşamları da yer alacak. PCHOCASIELEKTRONİK MAKYAJ TRENDİ
'Türkiye Ebola Salgınına Hazır mı?'
Batı Afrika'yı etkisi altına alan ebola salgını tüm hızıyla yayılırken, Türkiye bu salgına karşı önlemlerini almak konusunda ağır davranmaktadır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi, tatil heyecanı derken hayati konuları ıskalayan Hükümet, Ebola şüphesi ile Atatürk Havalimanı'nda karantina (!) altına alınan yolcunun, karantina protokellerine aykırı biçimde sedyeyle hastaneye taşınması sırasında ne kadar hazırlıksız olduğunu gözler önüne serdi. Türkiye'nin sınır kapılarından Suriyeli ve diğer mültecilerin, kaçakçıların da ne kadar kolay ve kontrolsüz girdikleri göz önünde bulundurulunca Ebola'nın Türkiye için gerçek bir tehdit olma ihtimalinin yüksek olduğu gözler önüne serilmektedir. CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal; çok geç olmadan gerekli önlemlerin alınması adına Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na verdiği soru önergesinde şu soruları sordu;  1-      Batı Afrika'yı etkisi altına alan ebola salgını, tüm hızıyla yayılırken ebola virüsü hakkında gerekli araştırma yapılmış mıdır? 2-      Ebola virüsü ile ilgili olarak herhangi bir önlem alınmış mıdır? Önlem alınmadıysa bunun hukuki gerekçesi nedir? 3-      Ebola virüsü ve gündemde olan ebola salgını hakkında toplumun bilinçlendirilmesi ile ilgili bir çalışma yapıldı mı? Çalışma yapıldı ise, hastalığın nedenleri, bulaşma şekli, belirtileri ve yapılması gerekenler hakkında kapsamlı ve ayrıntılı bir çalışma ortaya konabilmiş midir? Toplumu bilinçlendirmek amacıyla herhangi bir çalışma yapılmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? Yeterli bir çalışma yapılmamış olması toplum sağlığını tehlikeye atmak değil midir? 4-      Ebola virüsünün sebepleri ve tedavi yöntemleri ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmış mıdır? Virüs ile ilgili herhangi bir araştırma ve çalışma yapıldı ise bulunan sonuçlar toplumla paylaşılmış mıdır? Virüsün kaynağı ve tedavi yöntemleri ileilgili herhangi bir araştırma yapılmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? Var olan bir tehlikeye karşı kayıtsız kalmak hükümetin sorumluluğunu yerine getirmemesi anlamına gelmemekte midir? 5-      Türkiye’de mevcut hastanelerde, ebola virüsü ile ilgili olası bir tehlikeye karşı gerekli ilaç ve ekipman sağlanmış mıdır? Virüs ile ilgili gerekli ilaç ve ekipman temini sağlanmadı ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 6-      Türkiye’de mevcut hastanelerde çalışan sağlık personelleri, ebola virüsü hakkında bilgilendirilmiş midir? Sağlık personellerine virüse yakalanmış kişilere nasıl bir tedavi yöntemi uygulanacağı hakkında gerekli eğitimler verilmiş midir? 7-      Ebola salgınının ciddi boyutlara ulaştığı ülkelerden Türkiye’ye gelen vatandaşlar ile ilgili herhangi bir sağlık sorgulaması yapılmakta mıdır? Böyle bir uygulama getirilmedi ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 8-      Türkiye’de Ebola virüsünü araştıran yetkililer Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ile koordinasyon içinde midir? Koordine bir çalışma yapılmamakta ise bunun hukuki gerekçesi nedir? 9-      Türkiye’de son zamanlarda artan mültecilerle birlikte Türkiye Ebola salgınına karşı savunmasız bir konuma düşmüş müdür? Türkiye’ye sığınan mültecilerle ilgili herhangi bir sağlık sorgusu yapılmış veya yapılmakta mıdır? 10-  Birçok ülkede ciddi boyutlara ulaşan Ebola virüsünün Türkiye’ye yansıması öngörülerek, bahse konu virüsle ilgili geliştirilmiş bir strateji planı yapılmış mıdır? Türkiye Ebola salgını tehlikesine karşı hazırlıklı mıdır? Sağlık Bakanlığı'nın bu sorulara ne yanıt vereceği merak konusu iken Tanal'ın uyarı maiyetinde sorduğu bu soruların Sağlık Bakanlığı'nı uykusundan uyandırması ve gerekli önlemlerin çok geç olmadan alınması gerekmektedir.
Dünyanın Bu Yılki Kaynakları Bugün Tükendi
Küresel Ayak İzi Ağı’nın yaptığı hesaplamaya göre 2014 yılında gezegenin kaynaklarının tükendiği Dünya Limit Aşım Günü (Earth Overshoot Day) bugün. Bu demektir ki gezegen tüketilen kaynakların yerine yenilerini koyamadan insanlık, yılın sonuna kadar kalan 3,5 ayda gelecek yılki kaynaklardan tüketecek. Bankadan ihtiyaçlar için kredi kullanılması gibi düşünülebilecek bu durumun faizini ise insanlık; kıtlık, toprak kaybı, atmosfere daha fazla karbondioksit salınması ve daha fazla afet olarak ödeyecek. Tarih boyunca insanlık doğal kaynakları şehirlerin, yolların yapımı için yiyecek sağlamak ve ürün üretmek için kullandı. İnsan faaliyetleri sonucu oluşan karbondioksit ise gezegenin bütçesinden kullanılarak absorbe edildi. Ancak 1970 ortalarında kritik bir eşiğe gelindi: İnsanlık gezegenin yerine koyduğundan daha fazla kaynağı tüketmeye başladı. Küresel Ayak İzi Ağı’nın hesapları gösteriyor ki yenilenebilir ekolojik kaynaklara olan talebimiz günümüzde 1,5 gezegen seviyesinde. Verilere göre yüzyıl ortasında ihtiyaç 2 gezegene çıkacak. Türkiye’nin doğal kaynakları tüketimi ise 1,7 kadar Türkiye gerektiriyor. Geçen sene Dünya Limit Aşım Günü 20 Ağustos’u gösteriyordu. Her sene tarihi daha da öne gelen Dünya Limit Aşım günü tehlike çanlarının çaldığını, dünyanın alarm verdiğini gösteriyor. Zeliha Yıldırım | Yeşil Gazete
Reklam