Bol Sıvı Almak Kışın Cildi Koruyor
Kış aylarında deride oluşan kuruma ve kaşıntının önüne geçebilmek için bol sıvı tüketilmesi önerildi.Deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Doç. Dr. Yavuz Yeşilova, derinin insanları dış ortamdan korumanın yanında birçok işlevi olduğunu söyledi. Isı değişikliklerinden özellikle cildin etkilendiğini vurgulayan Yeşilova, yazın olduğu gibi kış aylarında da insanların güneş kremi kullanmaya devam etmesini tavsiye etti.HAVALAR SOĞUYUNCA KAN DOLAŞIMI AZALIYORSoğuk havalarda vücuttaki kan dolaşımının azaldığını vurgulayan Yeşilova, şöyle konuştu:'Havaların soğumasıyla derideki kan dolaşımının azalması, beraberinde ter ve yağ salgılanmasının azalmasına neden oluyor. Bu da deride kuruma ve kaşıntı oluşturmaktadır. Derideki kuruma ve kaşıntıyı vücudu sıcak tutmak için giyilen özellikle yünlü giysiler de artırmaktadır. Böyle durumlarda alınacak basit tedbirlerle derimizi soğuk havalardan koruyabiliriz. Fazla sıvı tüketimi sağlıklı bir cilt için önemlidir. Bu nedenle susamamış olsak bile mümkün olduğunca sıvı gıdalar tüketmeye gayret etmeliyiz. Ayrıca A, C, E ve F vitaminleri açısından zengin meyve ve sebzeler tüketmeye çalışılmalıdır.''SICAK SUYLA BANYO YAPMAYIN'Yeşilova, kışın insanların sıcak suyla banyo yapmayı tercih ettiğini, bunun da cilde zarar verdiğini ifade etti.Cilt sağlığı için kirli havanın bulunduğu ya da rüzgarlı yerlerde fazla bulunulmaması gerektiğini vurgulayan Yeşilova, 'Ayrıca nem düzeyinin düşük olduğu ve kapalı ortamlarda uzun süre kalınmaması gerekir. Bunun yanında ılık su ile banyo yapmalı ve aşırı keseden kaçınılmalı. Hem banyodan sonra hem de günlük mutlaka bitkisel kaynaklı nemlendirici sürülmesi sağlıklı cilt açısından oldukça önemlidir' dedi.Güneş ışınlarının, özellikle vücutta depolanan D vitamininin öncülerinin sentezlenmesinde ve kemiklerin gelişiminde önemli rol oynadığını dile getiren Yeşilova, kışın güneşli havalarda dışarıda vakit geçirilmesini tavsiye etti.
Alzheimer Belirtileri Nelerdir?
Unutkanlık orta yaşla birlikte ortaya çıkan kimi zaman güldüren kimi zaman da düşündüren bir sorun.Aslında unutkanlık pek çok insanın sorunu. Kimi sık sık yaşıyor kimi nadiren ancak öyle belirtiler var ki onlar görüldüğünde akla Alzheimer geliyor.Peki Alzheimer Belirtileri Nelerdir?• Kişinin yakın geçmişte yaptıklarını unutması ve bu durumun süreklilik göstermesi• Randevularını sık sık unutması• Sürekli gittiği yerleri bulmakta güçlük çekmesi• Kısa süre önce konuşulan bir şeyi bir numarayı örneğin hatırlayamaması• Kendi söylediğini unutması• Yer ve yön bulmada unutkanlık yaşaması• Basit hesapları yapamamasıAlzheimmer erken teşhis edildiğinde tedavisi de kolaylaşıyor. Erken teşhis insanın hayat kalitesini artırıcı bir takım önlemler almak adına da oldukça önem arz ediyor.Peki Unutkanlıkla Baş Edebilmek İçin Ne Yapılmalıdır?• Gazeteleri takip edip bulmacalarını çözmek• Yabancı dil öğrenmeye çalışmak• Kitap okumak• Kaliteli uyku uyumak• İyi ve dengeli beslenmek
Kadınlar İçin 20'li Yaşlarında Biriyle Sevgili Olmakla 30'lu Yaşlarında Biriyle Sevgili Olmak Arasındaki 16 Fark
Birini sevdikten sonra yaşın bir önemi yoktur farkındayız, ancak yine de 20'li yaşlarda bir erkek ile birlikte olmakla 30'lu yaşlarında bir erkekle birlikte olmanın arasında nitelik olarak farkların olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar böyle bir konuda genelleme yapmanın imkansız olduğunu bilsek de sizler için elimizi taşın altına koyduk ve olabildiğince genelledik. Böyle buyurun lütfen...
Kadın Çalışanların % 75’i Şiddet Görüyor, Sadece % 12’si Dile Getiriyor
Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu” Hollanda Başkonsolosu, Sabancı Üniversitesi'nden Melsa Ararat, UNFPA temsilcisi Başaran ve KAMER'den Nebahat Akkoç'un konuşmalarıyla tanıtıldı.Çoğunluğu üniversite mezunu beyaz yakalı kadın çalışanların yüzde 75’i en az bir kez şiddetin bir türüne maruz kalmış. Çalışan kadınların yüzde 40’ı Psikolojik-duygusal şiddete, yüzde 35’i sosyal şiddete, yüzde 17’si ekonomik şiddete ve yüzde 8’i fiziksel şiddete maruz kalıyor.Erkek çalışanların yüzde 40’ı eşine veya birlikte olduğu kişiye kötü davrandığını kabul ediyor. Üniversite mezunu erkeklerin yüzde 37,5’i eşine veya birlikte olduğu kişiye şiddetin bir türünü içeren kötü davranışta bulunduğunu kabul ederken bu oran lise mezunu erkeklerde yüzde 24,5.Kadınların yaklaşık üçte biri şiddet gören kadının bu durumu yöneticisi ile paylaşmasının onun için olumsuz etkisi olabileceğini ve kadın katılımcıların yarıya yakını ise bu durumu paylaşmaktan utanacaklarını belirtiyor.Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından hayata geçirilen İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı (Business Against Domestic Violance -BADV) Projesi kapsamında, “Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu” bugün Sabancı Center’da tanıtıldı.19 gönüllü şirkette 1715 kişiyle konuşarak yapılan araştırma, kadın çalışanların ve şirketlerin aileiçi şiddet konusunda farkındalıklarını, kadın çalışanların yakın ilişkilerinde şiddete maruz kalma durumlarını ve şirketlerin bu konudaki tutumlarını ortaya koyuyor.Toplantıda Hollanda Başkonsolosu Robert Schuddeboom, Brleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye temsilcisi Zeynep Başaran Kurtkan, Hürriyet gazetesinden Emel Armutçu ve KAMER kuruçusu Nebahat Akkoç konuştu.“Yakın İlişkide Şiddetin Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara ve İşletmeye Etkisi Araştırma Raporu”nun sunumunu Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Melsa Ararat gerçekleştirdi.Çalışan Beyaz Yakalı Kadınların Yaşadığı Farklı Şiddet TürleriKadınların %20’si tartaklama türü fiziksel şiddet , yüzde 10’u cinsel şiddet , yüzde 2,5’i ağır fiziksel şiddet gördüğünü belirtti.Kadınların %60’ı son beş yıl içerisinde en az bir kere birlikte oldukları erkekten psikolojik şiddet gördüklerini belirtti. Kadınların %6’sı sürekli bu tür şiddet altında olduklarını söylerken %35 ‘i ise arada sırada psikolojik şiddet maruz kaldıklarını belirtti.En az bir kere sosyal şiddet gördüğünü ifade eden kadınların oranı %53.Kadınların %24’ü ekonomik şiddet le son beş sene içerisinde en az bir kere karşılaştığını belirtti.Hollanda Başkonsolosu Robert Schuddeboom , açılış konuşmasında görünmeyen şiddete dikkat çekerken “Şiddet kurbanlarının küçük düşme korkusuyla yaşananları anlatamayacağı bir dünyayı hoş göremeyiz. Kadınların başlarını kaldıramayıp, haklarını arayamadıkları, şiddet faillerinin cezalanmadığı bir dünyayı hoş göremeyiz. Politik, sosyal, ekonomik ve cinsiyet anlamında kadın erkek eşitliği şiddetle mücadelenin önemli bir unsurudur” diye konutu.UNFPA Türkiye temsilcisi Zeynep Başaran Kurtkan “Şiddet yalnızca kadınları değil, toplumun bütününü etkilemektedir. Şiddet mağduru kişi, istismarın sonucu olarak işgücü piyasasına katılamamaktadır. Bu durum şirketlerin kendisini, kalkınmayı, toplumun bütünü etkilemektedir” dedi. Çalışmanın önemine dikkat çekti.Hürriyet ’ten Emel Armutçu , Hürriyet’in bir asansörde kadına yönelik şiddetle ilgili gerçekleştirdiği sosyal deneyin videosunu izletti ve bu videonun Türkiye’deki durumu özetlediğini anlattı. İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Armutçu, sözleşmenin uygulanmadığını, eşitliğin fıtrata aykırı olduğu beyanının bile başlı başına bu sözleşmeye aykırı olduğunu vurgularken, gazetenin şiddete karşı yaptığı çalışmaları anlattı.Şiddetin Algılanan Nedenlerinde Kadın-Erkek Farkları Var mı?Birlikte olunan kişinin şiddeti normal görmesi durumu, kadınlar (%72) için erkeklere kıyasla (%58) şiddeti gerekçelendirmede daha çok başvurulan bir kavram olarak ortaya çıkıyor.Kadının yetersiz veya kusurlu bir eş/sevgili olarak görülmesi nin erkeklerin (%17) şiddeti gerekçelendirmede kadınlara (%9) kıyasla daha çok başvurduğu bir ifade olarak görülüyor.Ev içi sorumluluklarda yetersiz veya kusurlu olmak bir kadının şiddete uğraması için erkeklerin (%20) kadınlara (%11) kıyasla daha sıklıkla başvurduğu bir gerekçe.Melsa Ararat , şiddete uğramanın kadınlar için bir istisna olmadığını söylerken, kadınların bu şiddeti normalleştirdiğini, çoğunun şiddeti “kadın olma durumunun normal bir sonucu” gibi gördüklerini anketten örneklerle anlattı.“Tek tek şiddet biçimlerini betimleyerek sorulan sorulara verilen cevapları toplandığımızda, kadın çalışanların yüzde 75’inin şiddet gördüğünü görüyoruz. Ancak ‘şiddete maruz kaldınız mı’ sorusu doğrudan sorulduğunda 'evet' diyenlerin oranı yüzde 12.”Ararat, konuşmasında şiddetin nasıl kanıksandığını anlatırken, bununla ilgili farkındalığın da anket sonuçlarına yansıdığını belirtti. Avrupa ülkelerinde yapılan şiddet araştırmalarında oranların yüksek olduğunu hatırlatan Ararat, kendi araştırmalarında da kadınların gördüğü şiddeti içselleştirmesinin, çoğu zaman şiddete uğradığının farkında olmamasının toplumsal algının bir yansıması olduğunu söyledi.Ararat, eviçi şiddetin neden bir işyeri sorunu olduğunu çalışanlar açısından “sağlık, toplumsal hayata katılım, iş performansını etkilemesi, odaklanma sorunu, dikkatsizlik, sorumluluk almaktan kaçınma, işi terk etme”; işyeri açısından ise “ücretli-ücretsiz izin kaybı, verimliliğin düşmesi, diğer çalışanların güvenliğinin tehlikeye alınması, rahatsızlığa bağlı izin alımında artış, çalışanların moralinde düşüş” başlıklarıyla özetledi. İşyerlerinde şiddete sıfır tolerans veren eşitlikçi bir kültür oluşturulması ve şirketlerde formel destek mekanizmaları oluşturulması gerektiğini belirtti.Kadının Şiddet Gördüğü Kişiden Ayrılamamasının Nedenleri Neler?Katılımcıların sadece %28’i kadınların gerçekten isterlerse şiddet içeren ilişkiyi bitirebileceklerini düşünüyor.45 yaş altındaki bireyler (%28) bu görüşe 46-55 yaş arasına (%19) kıyasla daha yüksek oranda katılıyor.Katılımcıların %85’i ekonomik nedenleri kadının şiddet gördüğü kişiden ayrılamamasının bir nedeni olarak görüyor.Tek başına çocuk büyütmekle ilgili endişeler (%82) ve kadınların kendilerine olan güvensizlikleri (%72) onların şiddet gördükleri ortamdan ayrılamamalarının önemli nedenleri olarak görülüyor.Kadının şiddet gördüğünü kabul etmekten (%39) ve boşanmaktan/ ayrılmaktan utanmasını (%60) ayrılamaması için olası nedenlerden bazıları olarak görülüyor.Kapanış konuşmasını yapan Nebahat Akkoç , KAMER’in çalışmalarından bahsederken, en çok şiddet gören kadın grubunun yüzde 18 ile eşinden daha fazla kazanan ya da kariyeri daha yüksek olan kadınlardan oluştuğunu ifade etti.“Şiddet kurumlara, kanunlara, davranışlara, resmi ve resmi olmayan her türlü sisteme o kadar nüksetmiştir ki, biz bunu fark etmeden hayatımızın sonuna kadar yaşayabiliriz. Farkındalık bu nedenle çok önemli” diyen Akkoç, KAMER’in farkındalık grup çalışmalarından bahsetti.Akkoç, konuşmasını, yapılan her çalışmanın olumlu etkileri olduğunu söylerken, şiddetin oranının artıyor olmasının her ne kadar ürkütücü görünse de, kadınların mücadele ettiğinin ve şiddetin görünürleştiğinin bir göstergesi olduğunu belirtti. “Kadınların şiddetten kurtarmak için geliştirdiği yöntemler bizim için yeni bir dünya hayal etmeyi mümkün kılıyor” dedi. Çiçek Tahaoğlu | Bianet
11 Aralık 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
NEDEN TOEFL - IELTS SINAVLARINA GİRİYORUZ?
TOEFL , ana dili İngilizce olmayan kişilerin İngilizceyi yazıldığı gibi, konuşulduğu gibi veya üniversitelerde kullanıldığı gibi kullanma becerilerimizin ölçüldüğü sınavdır.4 Farklı dil yeteneğini ölçer; konuşma, dinleme, okuma ve yazma
Reklam
Gelin Adaylarının Sık Yaptığı 8 Büyük Hata
Nikah masasında “Evet” diyeceğiniz o büyülü ana dek irili ufaklı birçok kaza atlatma ihtimaliniz epey yüksek. Nereden mi biliyoruz? Elbette sizden önce “Evet” demiş diğer tüm gelinlerden! Başta nişanlınız olmak üzere, ebeveynler-kayınebeveynler, yengeler, amcalar, diğer uzak akrabalar, arkadaşlar ve düğün gününüz yaklaştıkça artan stres dozu bu kazaları kaçınılmaz yapıyor...Bu hengameden sağ çıkmanız mümkün mü? Sizin için aşağıda derlediğimiz bazı sık yapılan hataların daha kusursuz bir gün geçirmeniz için yardımcı olacağını ümit ediyoruz.
Herkesi Etkisinde Bırakan Filmlerden Aşk Kokan 10 Replik
Mathilda: 'Léon, sanırım sana aşık oluyorum. Bu başıma ilk defa geliyor, biliyor muydun?'Léon: 'Daha önce hiç aşık olmadıysan, bunun aşk olduğunu nereden biliyorsun?'Mathilda: 'Çünkü hissediyorum.'Léon: 'Nerede?'Mathilda: 'Karnımda. Sıcacık. Daha önce hep bir yumru olurdu. Ama artık geçti.'
Reklam
TIME Yılın Kişisini Açıkladı: Ebola Savaşçıları
Amerikan TIME dergisi, tarihin en büyük Ebola salgını ile mücadele eden doktor ve hemşireleri 'Yılın Kişisi' olarak seçti. 'Ebola Savaşçıları' arasında Ebola'dan kurtulmayı başaran ABD'li Doktor Kent Brantly de bulunuyor.Dergi editörlerinden Nancy Gibbs ise Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü için çalışan bir hemşire asistanı olan Salome Karwah'a dikkat çekti. Gibbs, Sarway için bir hafta içerisinde anne ve babasını kaybetmesine ve aynı zamanda kendisi de Ebola ile mücadele etmekte olmasına rağmen hastaların yanı başından ayrılmadığını söyledi.Yılın Kişisi adayları listesinde 'Ebola Savaşçıları'nın ardında sırasıyla, Ferguson protestocuları, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çinli girişimci Jack Ma ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani yer aldı.Okuyucu anketindeyse Hindistan başbakanı Narendra Modi birinci olmuştu. Oylamada 6'ıncı sırada Rus lider Vladimir Putin yer alırken, 9'uncu sırada Papa Francisco, 11'inci sırada ABD Başkanı Barack Obama, 26. sırada Beşar Esed ve 29. sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yer almıştı.CİHAN
Audi A9'u Görmeyen Var mı?
Otomobil severler tarafından heyecanla beklenen bir model olan A9 görkemli bir geceyle gün yüzüne çıktı. Audi’nin yeni tasarım dilini ortaya koyan ve çarpıcı bir görünüme sahip olan A9, 2017 yılında piyasaya çıkması tahmin ediliyor. Yüksek teknolojiye sahip olan aracın, Porsche Panamera, Aston Martin Rapide ve Mercedes-Benz CLS gibi son teknoloji modellerin rakibi olacağı gibi görülüyor.
Reklam
Adet Düzensizliği Hamileliği Zorlaştırıyor
Kadınların adet düzensizliği sorununun çocukluk, ergenlik, doğurganlık, menopoz öncesi ve menopoz olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.Adet düzensizliğini tanımlamadan önce normal adet düzenini tanımlamak gerekir. Adet düzensizlikleri genellikle organik sebeplerden ve hormonal sebeplerden kaynaklanır.Organik sebep denildiğinde kadın üreme organlarının anatomik yapısındaki değişikler akla gelmelidir. Bunların başında rahimden kaynaklan ve iyi huylu tümör olarak kabul edilen miyomlar gelir. Rahim duvarının kalınlaşmasına sebep olan adenomyozis, rahim zarından kaynaklanan polip ya da doğum kontrol amacıyla uygulanmış spiraller diğer sık sebeplerdir. Organik sebepler adet düzensizliklerinin yüzde 25'ini oluştururken 40 yaşın üzerine çıkıldığında bu oran artar. Yumurtalıklardan salgılanan hormonlardaki bozukluk, doğum kontrol hapları gibi hormon içeren preperatlar ve tabii ki gebelik ise hormonal kaynaklı adet düzensizliklerinin önemli sebebini oluşturur. Tiroid bezindeki hormon bozuklukları da sıklıkla adet gecikmelerine neden olabilir dedi.Tedaviyi ihmal etmeyinProblemin kaynağını ortaya koymak için sırasıyla jinekolojik muayene, ultrasonografik muayene ve aynı anda yumurtalıktan ve vücudun diğer bölgelerinden salgılanan hormonların ölçümü gerekir. Hormonal ölçüm yaparken adet döngüsünün belirli dönemlerinin tercih edildiği unutulmamalıdır. Sorun ortaya konulmadan sadece adet düzenleyeci ilaçların kullanılması doğru değildir. Bu tür preperatları kullanarak 80 yaşındaki bir kadına dahi adet gördürtebiliriz, ancak gerçekte asıl hastalığın üstünü örtmüş oluruz.Detaylı bir incelemeden sonra eğer sorun bir anaotomik problem ise tercih edilecek tedavi biçimi cerrahi yaklaşımdır. Bu tür problemlerin hemen hepsinde kapalı yöntem olarak adlandırılan laparoskopik yöntem tercih edilmelidir. Açık cerrahi, sebep olduğu yan ve ters etkilerden dolayı modern tıp da terk edilmeye başlanmıştır. Sorun spiral ise 3 ay bekleme dönemi önerilmeli, gerekli ek tedaviler düzenlenmeli başarısızlık durumunda çıkarılmalıdır. Doğum kontrol haplarının kullanımı sırasında ilk 1-2 ay ara kanamaların olabileceği akılda tutulmalı, sabırlı olunmalı, bu süreyi aşan kanamalarda preperat değişikliği önerilmelidir. Her türlü vajinal kanamada gebelik ve onun getirebileceği problemler hiç bir zaman akıldan çıkarılmamalıdır diye konuştu.Adet düzensizliği hamileliği zorlaştırıyorAdet düzensizliğinin yumurtlama bozukluğunun göstergesi olabileceğinden bu sorunu yaşayan kadınlarda hamile kalmada güçlükleri olmasının çok normaldir.Adet düzensizliği olan bir kadın özellikle çocuk sahibi olmayı istiyorsa mutlaka bir üreme sağlığı merkezine başvurmalıdır. Burada düzensizliğin nedeni saptandıktan sonra bu nedene yönelik tedavi uygulanması gereklidir. Bazen çok basit tedaviler ile gebelik sağlanabilirken bazı durumlarda ileri üreme teknikleri olarak adlandırılan tüp bebek yöntemine başvurulması zorunlu olabilir. Stres ve sıkıntının yanı sıra iklim değişiklikleri de zaman zaman adet düzensizliğine neden olabilmektedir. Eğer düzensizliğin altında yatan tek neden bu ise zaman içinde kendiliğinden düzelebilir. Öncelikle her kadına tavsiyem, ergenlik çağından itibaren adet takvimini düzenli olarak tutmalarıdır.Adet düzensizlikleri görülmeye başlandığında adet düzensizliklerinin çeşitliliklerine dikkat edilmelidir.Bu düzensizlikler birkaç ay boyunca tekrarlayıp artıyorsa mutlaka hekime başvurmak gerekiyor.
Narkozsuz Ameliyat ile Bel Fıtığından Kurtulmak Mümkün
Mikrodiskektomi ameliyatı ile hayatınızı çekilmez hale getiren bel ağrılarından tamamen kurtulabilir hatta ameliyat sırasında telefonla konuşup, dergi okuyabilirsiniz. Op. Dr. Onur Kulaksızoğlu geliştirilen son tekniklerle yürüyemeyecek derecede bel fıtığı olan hastalar da dâhil tüm bel fıtığı hastalarının, mikro cerrahi tekniğinin kullanıldığı Mikrodiskektomi ameliyatı ile sağlıklarına kavuşabileceklerini belirtiyor.Ortalama bir ömür yaşayan her insan, hayatı boyunca omurgasına yaklaşık 5-6 milyon kez yüklenme yapar. Eğilme, kalkma ve çömelme gibi hareketlerin hepsi yüklenme anlamına gelir. Yatma dışındaki tüm hareketlerde omurgaya yükleniriz. Bu nedenle tüm dünyada bel fıtığı sorunu yaşayan insanların sayısı oldukça fazla. Başlangıçta dikkate alınmayan bel ağrısı karşısında genellikle ağrılarımız dayanılmaz oluncaya kadar doktora gitmez, kulaktan dolma tedavi yöntemleriyle hastalığımızı kendimiz tedavi etmeye çalışırız. Oysaki günümüzde teknolojinin de yardımıyla geliştirilen teknikler sayesinde, bel fıtığının en ilerlemiş halleri dahi çok basit yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.Tıbbi olarak iki omur arasında omurgaya binen yükü emen ve eşit dağılımını sağlayan disk yapısının omuriliğe ve/veya sinir köklerine doğru bombeleşmesi sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık olan bel fıtığı; bel ağrısı, bacaklara vuran ağrı, bacaklarda ve ayaklarda uyuşma, güçsüzlük, nadiren de olsa yanma ve iğnelenme, idrar yapamama ya da idrar kaçırma (bel ağrısı ile birlikte) gibi belirtiler gösterir.Bel fıtığının tedavi seçenekleri çeşitlidir. Yatak istirahati, ilaç kullanımı ve fizik tedavi çok ilerlememiş fıtıklarda genelde olumlu yanıt verir ancak durumu daha ilerlemiş olan fıtıklarda ileri tekniklerle cerrahi tedavi şarttır.Narkozsuz bel ameliyatı olun, yarım saatte ağrılarınızdan kurtulunMikro cerrahi tekniğin kullanıldığı mikrodiskektomi ameliyatında, hasta genel anestezi ile bayıltılmadan operasyon yapılıyor. Doktorsitesi.com üyelerinden Op. Dr. Onur Kulaksızoğlu’na göre bu yöntem sırf ameliyattan korktukları için yıllarca bu acıyı çeken hastaların ameliyat fobilerine, ameliyattan sonra uyanamama korkularına son veriyor.Ameliyatta epidural anestezi yalnızca bel bölgesine iğne ile uygulanıyor ve bu sayede hasta cerrahi müdahale esnasında konuşabilir ; doktoruna soru sorabilir; monitörden ameliyatını izleyebilir ve hatta yakınları ile telefonla dahi konuşabilir durumda oluyor.Operasyon sonrasında da yara miktarının az olması; kemik dokuda fazla hasar olmaması gibi etkenlerden dolayı hasta, ertesi gün normal yaşantısına dönebiliyor, birkaç hafta sonra da spor yapabilir hale geliyor. Mikrodiskektomi yönteminin temel amacı klasik bel fıtığı ameliyatı ile aynı ancak çok daha gelişmiş cerrahi tekniklerle yapılmakta.Op. Dr. Onur Kulaksızoğlu Mikrodiskektomi yönteminin avantajlarını şöyle sıralıyor:– Ameliyat tamamen mikroskop altında yapılır, mikroskobun büyütmesinden ve geniş görüş alanından yararlanıp çok daha küçük bir sahada çalışılır ve tüm ameliyat video kaydı altına alınır.– Cerrahi müdahale 12–14 milimetre içerisinde ve hastanın hissetmeyeceği şekilde gerçekleştirilir.-Müdahale çok daha küçük bir bölgeden gerçekleştiği için, hem iyileşme daha hızlıdır, hem de ameliyat sonrası cerrahi müdahaleye bağlı sıkıntılar bu yöntemle çok daha azdır ya da hiç olmamaktadır.-Cerrahi başarı oranı %97-98 civarındadır.
Reklam
Feministlerin Duymaktan Nefret Ettiği 10 Klişe Cümle
etiket
Gün geçmiyor ki feministler hakkında yalan yanlış laflar ortaya atılmasın. Her yeni arkadaş ortamında feministlerle ilgili karşılaştığım kalıp yargılar bir öncekini aratır oldu. 'Feminizm kocayı bulana kadar yeaaa' ile başlayan cümlelerin ardı arkası kesilmeyince, bu klişelerin bazılarını bir araya getirip sizin için derledim.
Dilek Öğretmen, Dünyanın En İyi 50 Öğretmeni Arasında
Samsun'un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlköğretim Okulu'nda sınıf öğretmenliği yapan ve eğitim alanında birçok başarılı işe imza atan Dilek Livaneli, uluslararası alanda 49 meslektaşı ile Küresel Öğretmen Ödülü'ne aday gösterildi.Hint asıllı iş adamı Sunny Varkey'in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı (Varkey GEMS Foundation) tarafından düzenlenen 'Küresel Öğretmen Ödülü'nün (The Global Teacher Prize) seçtiği en iyi 50 öğretmen arasında, bu yıl Samsun'un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlköğretim Okulu'nda sınıf öğretmenliği yapan Türk öğretmen Dilek Livaneli de yer alıyor.Dilek öğretmen, Türkiye'de imza attığı başarılı projelerin ardından ismini dünyaya duyurmaya hazırlanıyor. Küresel Öğretmen Ödülü ile her yıl eğitim alanında başarılı projeler hazırlayan bir öğretmene 1 milyon dolar para ödülü veriliyor. Ödül için dünya çevresinden 5 bin aday öğretmen başvurdu. 127 ülkeden 1300 finale kalan aday arasından son 50 öğretmen seçildi. Seçilenler arasında ilk kez bir Türk öğretmen bulunuyor.VAKFIN ONURSAL BAŞKANLIĞINI BILL CLINTON YAPIYORSamsun'un Çarşamba ilçesindeki Kumköy İlköğretim Okulu'nda tek sınıf öğretmeni olarak görev yapan Dilek Livaneli'nin, okulunda birçok başarılı projeye imza attığı biliniyor. İlk olarak okulun fiziki koşullarını değiştirmek amacıyla proje başlatan Dilek öğretmen, ardından geliştirdiği projelerle öğrencilerine birçok başarı kazandırdı. Düzenlediği faaliyetler aracılığıyla okuldaki çocukları ilk kez tiyatro, sinema, opera ve müzelerle tanıştıran Livaneli, ayrıca öğrencilerin yabancı dil öğrenmesine de katkıda bulundu. Öte yandan, aile bireylerini de önemseyen Dilek öğretmen, beslenmeden edebiyata okulun annelerine de eğitim programları hazırlayarak adını Türkiye'ye duyurdu.Dilek Livaneli, 2012 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın 24 Kasım Öğretmenler Günü'ne özel hazırladığı 'Öğretmenlik Mesleğinde Fark Yaratanlar' etkinliğinde, 81 il arasında Samsun'u temsil ederek 'Yılın Öğretmeni' seçilmişti.Varkey Gems Vakfı'nın Onursal Başkanı Bill Clinton, verilen ödülün öğretmenler adına büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, 'Öğretmenlerin öğrenme ve öğretme konusunda becerilerini desteklemek, onların mükemmelliğe ulaşmasını sağlar' ifadelerinde bulundu.ÖĞRETMENLERİ SEÇEN AKADEMİDE KEVIN SPACEY DE BULUNUYORSon 50 aday öğretmeni seçen akademide bulunan Oscar ödüllü Amerikalı oyuncu Kevin Spacey ise, 'Oyunculuğa başladığım ilk zamanlarda örnek aldığım bir aktör bana, oyunculuğu profesyonel olarak yapacağımı söylemişti. Gençlerin taşıdığı potansiyeli farkedebilmesi için öğretmelerin verdiği desteğin çok önemli olduğu düşünüyorum' dedi.Vakfın Ödül Komitesi, gelecek yıl Şubat ayında son 10 aday öğretmeni açıklayacak. Adayların belirlenmesinin ardından, Mart ayında ise Dubai'de düzenlenecek ödül töreniyle bir öğretmene eğitim alanına kazandırdığı projelerden dolayı 1 milyon dolar para ödülü verilecek.
Reklam
Hayalinizdeki Kaslı Vücuda Ameliyatla Kavuşun
Türk erkeği vücudunun en çok hangi kısmından hoşlanmıyor? Araştırmalar gösteriyor ki erkeklerimizin %81’i vücudundaki yağlamadan hoşlanmıyor. Yanlış okumadınız. Erkeğin hafif göbeklisi artık makbul değil. Çünkü kadınlar kaslı görünümlü ama izbandut gibi durmayan yani fit, geniş omuzlu, atletik yapılı erkeklerden hoşlanıyorlar ve böyle bir vücudu sporla geliştirmek hele ki bir de yirmili yaşlar geçildiyse pek mümkün değil. Liposuction yani yağ alma ameliyatıyla bu problem halledilebilir mi diye araştırdığımız zaman Estetik ve Plastik Cerrah Op. Dr. Naci Çelik’ten sizi hayalinizdeki kaslı vücuda kavuşturacak olan High Def operasyonu ile ilgili çok ilginç bilgiler aldık.Estetik ameliyatlar artık eskisi gibi belli bir grubun, cinsiyetin, azınlığın ameliyatı olmaktan çıktı ve hepimizin gündelik hayatına girdi. Estetik ameliyatlarla önce ünlülerin yaptırdığı yüz germe ameliyatları sayesinde tanıştık, ardından burun ve göğüs büyültme ameliyatları. Sonra öğrendik ki pek çok Türk erkeği kellikten mustaripmiş. Ancak Türk erkeklerinin genelinin asıl büyük sorunu yağlanma. Bütün erkekler gibi yağlanmadan kurtulup kaslı bir vücuda kavuşma hayalinizi liposuction yani yağ alma ameliyatı ile gerçekleştirmek ise maalesef mümkün değil. Liposuction ile fit, atletik görünümlü, baklava karın kaslı, geniş omuzlu, geniş göğüslü bir vücuda kavuşamazsınız. Bunu sağlayan bir ameliyat vardır ancak adı liposuction değil High Def’dir.High Def ameliyatında ses dalgaları ile yağlar eritilerek alınır ve deri iyice inceltilerek alttaki kaslar ortaya çıkartılır. Her ne kadar bu ameliyat bir tür yağ alımı olsa da aslında bildiğimiz klasik liposuction ameliyatından çok farklıdır. Bir defa vücudunuz üç boyutlu olarak şekillenir yani doktorunuz vücudunuzda aynen bir heykel üzerinde çalışır gibi gölge ve ışık ile çalışır. Ameliyat öncesinde yapılan çizimler sırasında göğüs kaslarınızın, kol kaslarınızın ya da omzunuzun yetersiz olduğu görülürse de ameliyat sırasında alınan yağlar bu bölgelere enjekte edilir (kasların içine)ve bölgedeki kasların büyümeleri sağlanır. Bu işlem kası doğal ve kalıcı bir biçimde büyütür, Protez koyulmuş gibi komik ve yapay görüntüler ortaya çıkmaz. Hastanın ameliyat sonrasında ortaya çıkan kasları kendi kaslarıdır. Bu ameliyat hastanın karnındaki yağlara kas şekli verilmesi gibi yanlış bir şekilde tanıtılmıştır ancak bu çok yanlıştır. Bu ameliyatta yağlara hiçbir şekil verilmez, tamamı alınır. Zaten kaslar hepimizde mevcuttur, eğer üstlerindeki deriyi yeterince inceltirsek ortaya çıkarlar ve bizi atletik bir görünüme kavuştururlar.Op. Dr. Naci ÇELİK ameliyatın çok yaşlı olmamak şartıyla her yaştan erkek hastaya uygulanabildiğini; ameliyat sonrasında ise genellikle bir hafta kadar istirahatin uygun olduğunu belirtiyor ve ekliyor: ‘Benim hastalarımdan istediğim; bu ameliyatı olduktan sonra ya sporla uğraşmaları ya da kilolarını korumaları. Çünkü yaptığımız işlem tamamen doğal yani kilo almadığınız sürece sorun yok ancak kilo alırsanız ameliyatın sonuçlarını kaybedersiniz. Eğer bir de üstüne spor yaparsanız vücudunuzun çok hızlı bir şekilde cevap verdiğini görürsünüz. Çok şişman hastalara High Def operasyonu uygulanamaz onlar için başka çözümlerimiz var. Aşırı kilo verip sarkmış hastalara da uygulanamaz. Ben bu ameliyatlara ilk başladığımda fitness çalıştırıcılarından çok tepki almıştım. Ne gerek var biraz spor yapsa zaten olur diye. Ama olmuyor. Antrenmanlara düzenli vakit ayırmak gerekli. Herkesin kas yapısı farklı ama maalesef verilen antrenmanlar çok benzer. Dolayısıyla aynı sonucu almak mümkün değil. Ayrıca işin bir de son derece karmaşık beslenme boyutu var. Diyelim ki uzun süre uğraştınız ve sonunda istediğiniz vücuda fitness ile kavuştunuz. Harika. Şimdi bir de bunu korumak için çalışmak zorundasınız. Hem de daha fazla. Ne kadar yorucu olduğunu yapanlar bilir. Başlangıçta karşı çıkan eğitmenler sonuçları gördükten sonra önce bu ameliyatı oldular ardından da çalıştırdıkları öğrencilere de High Def operasyonunu tavsiye etmeye başladılar. Neden biliyor musunuz? Sonuç o kadar güzel oluyor ki antrenman bu ameliyatı olanların hayatının bir rutini haline geliyor.
10 Aralık 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam