Türkiye'nin İlk Kadın Seramik Sanatçısı Füreya Koral ile Tanışın!

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Müzik, moda dünyası ve siyaset gibi popüler-magazinsel işlerle uğraşanlar daima toplumun büyük bir kesimi tarafından tanınmıştır. Oysa resim-heykel sanatı veya bilimle uğraşanları ise bugün sadece sınırlı sayıdaki insanlar hatırlamaktadır. Bugün bakıldığında Füreya Koral da bu ikinci sınıflandırmanın içerisine giriyor.

1910'da Büyükada'daki bir konakta hayata gözlerini açan Füreya Hanım gerçekten şanslı bir ailenin içerisine doğmuştu.

Babası Kurtuluş Savaşına dahi katılacak olan Emin (Koral) Paşa idi. Annesi Hakiye Hanım da bir başka Osmanlı paşasının kızıydı. Dolayısıyla Füreya Hanım gerçekten soylu bir ailenin kızı olarak, maddi anlamda hiçbir sıkıntı çekmeyeceği bir hayata adım atmıştı. Bu durum onun kolayca sanata yönelmesinde büyük rol oynayacaktır.

Günümüzde hala eğitime devam eden, Şişli'deki Notre Dame de Sion Fransız Lisesini bitiren Füreya'nın gençliği Cumhuriyet'in ilk yıllarında geçti.

Eğitiminde, Cumhuriyet devrinin kadınlara getirdiği özgürlük ve eşitlik etkili oldu. 1927'de liseyi bitirdikten sonra Darülfünun'da (İstanbul Üniversitesi) Felsefe bölümüne yazılan Füreya Hanım, bir yandan da keman çalmaya heves etmişti. Hatta Mustafa Kemal Paşa ve Latife Hanım'ın evlerine ziyaret ettiği ve Füreya Hanım'ın onların karşısında da keman çaldığı söylenmektedir.

Genç yaşta yaptığı ilk evliliğinde 2 çocuğunu kaybeden Füreya Hanım bundan sonra çok zor günler geçirdi.

Hayata her ne kadar şanslı bir genç olarak başlasa da bu evlilik ona çok büyük acılar getirmişti. Her şeyin zamana bırakıldığı birkaç yılın ardından 1935'te Atatürk'ün en yakınındaki isimlerden birisi olan, koruması Ali Kılıç Bey ile ikinci evliliğini yaptı. Bundan sonra müzikle uğraşan Füreya Hanım bir daha çocuk sahibi de olmadı.

Fakat hayat beklenenden daha acımasızdı ve gittikçe zorlaşıyordu. II. Dünya Savaşından birkaç yıl sonra Füreya Hanım ansızın vereme yakalandı.

Tedavi için gittiği İsviçre'de hem bu bahtsız hastalıktan kurtulacak hem de yepyeni bir dünyaya yelken açacaktı. Zira hastanede yattığı sıralarda teyzesinin, vakit geçirmesi için kendisine getirdiği kil ve plastik hamurlara şekil vermek hoşuna gitti. Hastanede tanıştığı bu uğraşı merak ederek, resim-heykel ve seramik eğitimi almak istedi. 1950'lere gelindiğinde bu sanatla ciddi şekilde ilgilenmeye başladı.

Seramik sanatına gerçekten içten bir ilgi ve merak duyan Füreya Hanım her geçen gün bu alanda emin adımlarla ilerledi.

Özellikle Paris'te görsel sanatlar üzerine aldığı eğitim ona çok büyük katkılar yaptı. İlk sergisini de 1951'de yine Paris'te açtı. Bundan sonra ülkeye geri dönüp buradaki eserlerini birçok sergide sanatseverlere sunacaktır. Özellikle 1958'deki sergi hakkında Ahmed Hamdi Tanpınar köşe yazısında övgüyle bahsetmektedir.

Füreya Hanım sadece seramik üzerine de çalışmadı. Kilden motifler, pişmiş topraktan eşyalar ve özellikle çini süslemelere önem verdi.

Eserlerinde çoğunlukla soyut ögeler kullanmayı tercih eden sanatçı, gençliğinden beri hem Fransız hem de Türk kültürüyle yetiştiği için, çalışmalarında kolaylıkla doğu-batı unsurlarını yansıttı. Tabii bu eserleriyle birçok ödül de kazandı. 1955 Cannes'teki sergiden gümüş, 1962'de Prag'dan altın ve 1967 İstanbul'daki sergiden de gümüş madalya kazandı. Bundan başka daha birçok ulusal ve uluslararası plaket, nişan ve sair takdirnamelere layık görüldü.

Ömrünün neredeyse son 40 yılını bu sanata adayan Füreya Koral 1992'deki Gölge Oyunları adlı filmde de rol aldı.

Şener Şen ve Şevket Altuğ'un başrolleri paylaştığı bu filmde Füreya Hanım adeta kendini oynamıştı. Kendisine verilen rol onun hayatıyla da büyük benzerlikler içermekteydi. Gayet iyi bir şekilde canlandırdığı bu karakterle de sinemada yer edindi. 26 Ağustos 1997'de hayata veda ettiğinde, geride bıraktığı eserleri ve buruk hayat hikayesiyle insanların hafızasında yer edindi.

Füreya Koral'ın yapmış olduğu bazı çalışmalar günümüzde halen sergilenmektedir.

Harbiye'deki Ziraat Bankası Şubesinin duvarında Füreya Koral'ın çini çalışması.

Sanatçının bazı eserleri halen Divan Oteli, Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Ziraat Bankası ve Ulus Çarşısı'nın duvarlarını süslemektedir. Aynı zamanda yazar Ayşe Kulin'in 2000 yılında yayımlanan Füreya adlı eserinde, sanatçının yaşam öyküsünü detaylı bir biçimde incelediği belirtilmektedir.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
leydiburj

Ayşe Kulin'in Füreya kitabını okuyunca ailesine merak sarmıştım. Şakir Paşa Ailesi ile ilgili bir kaç kitap okudum gerçekten ilginç ve film gibi hayatları var. Vay be insanlar neler yaşmış diyerek okudum hepsini.

huseyin-kargi

bize de önerebilir misin?

leydiburj

Ayşe Kulin'le başladım devamı çorap söküğü gibi geldi bunun dışında Aliye Berger'in (Füreya'nın teyzesi) hayat hikayesinin anlatıldığı bir kitap var Emel Koç'un ALYOŞA diye onu da çok merak ediyorum fakat bir türlü bulamadım hep tükenmiş oluyor. Füreya-Ayşe Kulin Şakir Paşa Ailesi-Şirin Devrim Şirin-Şirin Devrim Nermidil Erner Binark-Sadece Anı Değil

leydiburj

alt alta yapmıştım yorumu ama karışmış kitaplar düzenli hali şu şekilde: 1) Füreya-Ayşe Kulin 2) Şakir Paşa Ailesi-Şirin Devrim 3)Şirin-Şirin Devrim 4)Nermidil Erner Binark-Sadece Anı Değil

huseyin-kargi

Teşekkür ederim. Ayşe Kulin'in kitabını okumuştum diğerlerini de okuyayım.

Başlıklar

AltınEvlilikİstanbulİsviçrePragTercihmüzik
Görüş Bildir