Barajların Doluluk Oranı Yüzde 38'e Düştü: İstanbul'un 100 Günlük Suyu Kaldı

 > -

İstanbul'da hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve yağışsız geçen ayların ardından barajlardaki doluluk oranı yüzde 38.79'a kadar düştü. Doluluk oranında yüzde 32.55'e gerilediği Alibeyköy barajında ise daha önceden balıkların yüzdüğü alanlarda şimdi keçiler dolaşıyor. Uzmanlar ise İstanbul'un 100 günlük suyu kaldığını aktarıyor. 

İstanbul barajlarındaki su seviyeleri yağışsız geçen günlerin ardından düşmeye başladı. Bu yıl en yüksek ölçülen doluluk oranı yüzde 93.32 olarak Mart ayında ölçülmüştü. O tarihten itibaren düşmeye başlayan doluluk oranları Ağustos ayında yüzde 63.37, Eylül ayında yüzde 53.75 olarak kayıtlara geçmişti. Ekim ayının 25"inde yapılan ölçümlerde ise doluluk oranı yüzde 43.20 olarak ölçülürken, 15 Kasım 2019 tarihindeki toplam doluluk oranı 38.79 olarak kayıtlara geçti.

Su miktarı 380 milyon metreküp seviyesine indi

İstanbul'a su sağlayan baraj ve göletler azami 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahipken, su miktarı 380 milyon metreküp seviyesine indi.

Barajların ölüm hacim seviyesinin yüzde 10 olduğu hesaba katıldığında, mevcut rakamlara göre günlük 2 milyon 643 bin su tüketimi gerçekleşen İstanbul'un yaklaşık 100 günlük suyu kaldı.

Balıkların yüzdüğü alanlarda keçiler otlamaya başladı

İstanbul'a su sağlayan önemli barajlardan biri olan Alibeyköy barajı da kurak geçek sonbahar aylarından nasibini aldı. Barajda doluluk oranı 32.55'e kadar gerilerken, daha önceden suyla dolu ve balıkların yüzdüğü alanlarda keçiler otlamaya başladı. Barajın Sultangazi ilçesi bölümünde bulunan tarihi su kemeri tamamen kuru bölümde kaldı. Kuruyan  ve çatlayan baraj tabanında çok sayıda otomobilin lastik izlerine rastlamak da mümkün.

Papuçdere barajında doluluk oranı yüzde 2.58'e düştü

Bir süre önce su azlığı nedeniyle kullanım dışı kalan Papuçdere barajında doluluk oranı bugün yüzde 2.58, Kazandere barajında ise yüzde 4 olarak kayıtlara geçti. İstanbul'un büyük barajlarından Terkos gölünde ise doluluk oranı yüzde 57.20 olarak ölçülmesine rağmen suyun çekilme izlerinin pek çok bölgede olduğu görüldü.

'Yağışlar İstanbul'da ortalama değerlerin altında'

İstanbul'un su problemini değerlendiren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç S. Asilhan, sadece bölgesel değil, küresel olarak da yağışların yer değiştirdiğini belirterek, İstanbul'un da ortalama düşmesi gereken yağış miktarından daha azını aldığını söyledi ve şöyle devam etti:

"Bu gelişmeler küresel ve yerel ölçekte ekstrem hava olaylarına neden oluyor. Bizim doğal afetler sıralamasında da en başta yer verdiğimiz, yağışın şiddetli ve ortalama değerlerin dışında meydana gelmesi diye nitelendirdiğimiz hava olayı, yağışın azalması ya da şiddetli yağmasıdır. Yağış çok azaldıysa veya 3 aydan 18 aya kadar kesildiyse kuraklığa, örneğin 3 saat gibi kısa sürede başlayıp ve metrekareye kilogramlarca aşırı miktarda yağış düştüyse taşkına yol açıyor. Türkiye geneli ve İstanbul için ölçülmüş yağış değerlerinin uzun yıllar boyunca dağılımını incelediğimizde özellikle İstanbul'da ortalama değerlerin altındadır. Doğal su çevriminin en önemli kaynağı olan yağışları yok ederseniz susuzluk kaçınılmaz olacaktır. İstanbul gibi büyük şehirlerin sürekli artan nüfusa sahip olması meydana gelecek kuraklığın şiddetini değiştirecektir. Son 30 yıldır yağmur veya kar yağışlarındaki azalmalar eğer bu kış mevsimi ve ilkbaharda yeterli derecede olmazsa İstanbul ve Türkiye'de bazı bölgelerimiz şiddetli kurak bir süreç geçirecek. Sonbahardayız ve yağış yeterli derecede gerçekleşmedi. İstanbul özelinde mevsimsel olarak diğer faktörleri de göz önünde bulundurursak, kış mevsiminde kurak bir döneme girileceğini söyleyebiliriz."

'Su kesintileri olabilir'

İstanbul'un kişi başına düşen bireysel su tüketimi giderek artan bir şehir olduğuna işaret eden Asilhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin yaklaşık yüzde 40'ı yarı kurak iklime sahiptir. Bu nedenle su kaynaklarımızın doğrudan beslendiği yağışlardaki azalma çok büyük tehlike oluşturacaktır. Suyu besleyen yağışlar hayattır ve kuraklık ise açlık, kıtlık ve göçtür. Kuraklık yavaş yavaş gelişir, yağış eksikliği ile başlar yüzeysel ve yer altı suyu tükenir. Su kaynaklarının tekrar kazanılması, kuraklığın sonlandırılması uzun yıllar sürecektir. Suni yağış üretip susuzluk sorununu giderecek durumda da değiliz. Su kaynağınız azalmışsa önlenemez bir afetle karşı karşıya kalınmış demektir. Öncelikle su kaynaklarının korunması ve tüketimle ilgili bireysel ve toplumsal tedbirlerin alınması gerekiyor. Aynı zamanda yer altı suları gibi eğer müdahale edilemeyen, görülemeyen farklı tüketimler varsa bunların gözden geçirilerek gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Belediyeler ve bakanlık suyun nasıl kullanılması konusunda halkı bilgilendirmeye başlaması gerekiyor. Okullarda su kullanımı ilgili eğitimler verilmeli. Su zengini ülkelerde kişi başına yıllık su tüketimi 10 bin metreküp, Türkiye'de ise yaklaşık 1500 - 1700 metreküp civarında. Bu miktarın gelecek elli yıl içinde yaklaşık yüzde 37 kadar azalacağını tahmin etmekteyiz. Suyun yaklaşık yüzde 70'ini tarımsal sulama ve yüzde 25'ini ise sanayi tüketiyor. Tarımsal sulama ve sanayi için kullanımların da teknolojik ve gelişmiş ülkeler seviyesindeki yöntemler kullanılarak çözümlenmesi gerekiyor."

Kontrollü su kesintilerinin ise su seviyenin çok aşağı seviyelere geldiği zaman uygulanabileceğini belirten Asilhan, altı aylık süreçte beklenen yağışların olmaması durumunda bu yola da başvurulabileceğini kaydetti.

Kaynak: Ajanslar

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir