Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

20. Yüzyılın Canavarı Aleister Crowley Hakkında Çok Az Bilinen 13 Şaşırtıcı Gerçek

-

İsmini hiç duymamış olanlarınız için hemen özetleyelim. 

Aleister Crowley, 12 Ekim 1875'te İngiltere'de tanınmış, zengin ve aşırı dindar bir ailenin oğlu olarak doğmuş, 23 yaşında Altın Şafak Cemiyeti'ne üye olmuş, sonrasında hemcinsleri ile olan ilişkileri yüzünden "sapkın" kategorisinde değerlendirildiği için cemiyetten atılmıştır. Yaşamının ilerleyen evrelerinde çeşitli cemiyetler ve tarikatlarla savaş halinde olmuş; fakat en sonunda, bugün birçok ünlü ismin de üyesi olduğu düşünülen Ordo Templi Orientis (O.T.O) tarikatına başkan olup "Büyük Üstat" unvanını almıştır. 

Günümüz satanizminin temellerini atmış, yaptığı çalışma ve büyülerle sayısız katliama sebep olmuştur. Toplumun huzurunu ve güvenliğini bozduğu gerekçesiyle İtalya ve Fransa dahil birçok ülkeden sınır dışı edilmiş, yaptığı kanlı ayin ve kara büyüleriyle 20. yüzyılın şeytanı olarak anılmıştır.  

Paganizm, şamanizm gibi gözler önünde olmayan doğu dinlerini ve kültürünü batıya taşıması, diğer bir deyişle doğu ve batıyı harmanlamış olması ile ünlüdür. 

Düşünceleri ve öğretileriyle bir kuşağın peşinden koştuğu o büyük sanatçıları, dolayısıyla yapıtlarını da derinden etkileyen ikonik bir isim:

Aleister Crowley

1. Başarılı bir öğrenci, usta bir şair ve Cambridge mezunudur.

Eğitimine Trinity'de bir kolejde psikoloji, felsefe ve ekonomi ile başlamış, Cambridge'de edebiyat okuyarak devam etmiştir. 

Şiir, resim, satranç, astroloji, simya gibi bir çok dalda kendini göstermiş, hatta dağcılığa merak saldığı gençlik yıllarında dünyanın en yüksek 2. ve 3. dağlarına tırmanmıştır.

Babasının ölümünü takip eden yıllarda geçirdiği üstü kapalı bir olayın ardından kara büyü sanatına gönül verecek ve yavaş yavaş bugün adını ürpertiyle andığımız o ''Canavar''a  dönüşecektir.

2. Annesi tarafından takılan "İncil'deki Canavar" (The Beast ''666'') lakabını ömrünün sonuna kadar gururla taşıdı.

Crowley'nin annesi, babasının ölümünün ardından oğlunun tüm insiyatifini eline aldı ve onu sıkı bir eğitime tabi tuttu. Fakat Crowley, bir türlü yola gelmeyen huysuz bir çocuktu. Evin hizmetçisine henüz 14 yaşındayken tecavüz etmesinin ardından annesi ona İncil'de geçen ''The Beast'' lakabını taktı. Bu durumdan inanılmaz bir şekilde zevk alan Crowley, ilerideki yıllarda annesinin taktığı lakaba uygun yaşamanın ona haz verdiğini ve kalan ömrünü bu lakaba yaraşır şekilde günah işleyerek yaşamaya adadığını söyleyecekti.

3. Din ile bilimsel metodun birleştirilmesi gerektiğine inanırdı. Thelema'yı geliştirip kendi dini haline getirdi.

Crowley, aşırı dindar bir ailede yetişmesine rağmen hristiyanlığı daha çocukluğunda reddetmiş ve sonrasında çeşitli denemelerin ardından ''Thelema'' dinini geliştirip kendine uygun hale getirmiştir.

Thelema dininin kitabı ise bizzat kendisinin yazdığı Kanun Kitabı'dır. Kara büyüye de yer verilen kitapta evrenin oluşumundan insanın özüne kadar türlü konulara yer verilmiş, motto olarak da ''Do what you wilt shall be the whole of the law''  (Ne istiyorsan onu yap, tüm kanun budur) sunulmuştur.

Crowley, kendisini peygamber ilan etmiş ve çevresinde müritler toplamayı başarmıştır. 

“İsa’dan ve Tanrı’dan nefret etmiyorum. Sadece insanların İsa’sından ve Tanrı’sından nefret ediyorum.” – Aleister Crowley

4. Yalnızca kızıl kadınlarla birlikte oldu.

Aynı zamanda biseksüel olan Crowley İncil'de okuduğu Kızıl Kadın ile özdeşleştirdiğinden ötürü hayatı boyunca yalnızca kızıl saçlara sahip kadınlarla birlikte oldu. Bekaretini yitirdiğinde henüz 14 yaşındaydı. Evin hizmetçisi ile zorla beraber olurken annesinin yatağında basıldı ve bu olaydan sonra hizmetçi evden kovulup sokakta yaşamak zorunda kaldı. Bir rivayete göre de Crowley'nin kötü enerjisi kovulan hizmetçi ile Karın Deşen Jack'in yollarını kesiştirdi ve hizmetçi, Jack'in kurbanlarından biri oldu.

5. Kendisini Aiwass adında bir meleğin koruduğuna inanırdı.

Crowley, kendisini Aiwass adında bir meleğin (bir diğer rivayete göre Horus'un) koruduğunu iddia etmekteydi. 

Kahire gezisi sırasında karısı Rose'un kılığına bürünerek üç günde ona, ünlü Kanun Kitabı'nı yazdırdığını belirten Crowley'e göre normalde şekilsiz ve bedensiz olan bu varlık hayatı boyunca kendisine rehberlik etmişti.

6. 23 yaşında girdiği Altın Şafak Cemiyeti'nden hemcinsleriyle ilişkiye girmesi yüzünden kovulmuştur.

Biseksüelliği ve yüksek egosu sebebiyle Altın Şafak Cemiyeti'nden kovulmasının ardından, cemiyetin tüm sırlarını 7 sayıdan oluşan bir dergide tüm dünyaya açıklamıştır. Bu olay sonrasında MacGregor Mathers ile büyük bir kara büyü savaşına girmişlerdir. Taraf tutmak istemeyenlerin cemiyetten ayrılmasının ardından Altın Şafak Cemiyet'i çökmüştür. 

Aynı zamanda Crowley'nin 33. dereceden bir mason olduğu da söylenir.

7. Crowley'nin Bush'un dedesi olma ihtimali üzerinde durulmuştur.

Crowley, ellili yaşlarındayken üzerinde çalıştığı ''Supreme Ordeal'' için bazı deneyler yapmaktaydı. O sıralar misafir olarak kaldığı evde bulunan ve sapkın seks deneylerinde Crowley'e yardım ettiği düşünülen Pauline Pierce, kocasının kollarına döndükten sonra 8 Haziran 1925'te yani tam 8 ay sonra Barbara adında bir kız doğurdu.

Ve Barbara sonradan ABD başkanı seçilecek olan George H. W. Bush ile evlendi.

Bütün bunlar birer tesadüf mü bilemiyoruz. Ama eğer değilse George W. Bush, Crowley'nin öz be öz torunu demektir. Üstelik Barbara ve Crowley arasındaki inanılmaz benzerlik de bu söylentiyi kanıtlar nitelikte.

8. Crowley, aynı zamanda oğluna ismini verecek kadar da büyük bir Atatürk hayranıydı.

Aleister Crowley ve Atatürk ne alaka dediğinizi duyar gibiyiz. Aynı yüzyılda yaşamış olmaları dışında gözle görülen tek bir ortak yönleri dahi yok. Fakat Crowley, yine de Deirdre O'Doherty'den olma oğluna Attaturk ismini vererek Mustafa Kemal Atatürk'e olan hayranlığını gözler önüne seriyor.

Oğlu Attaturk ise, yaşadığı süre içerisinde üç kez isim değiştiriyor ve gizemli hayatı yine gizemli bir şekilde 2003 yılında Kanada'da gözlerden uzak bir yerde son buluyor.

Ayrıca Crowley, 1945'te yayınlanan Oriflame adlı şiir kitabında yer alan "Gone are the Ghosts and Gods" (Gidenler Hayaletler ve Tanrılardır) şiirini Mustafa Kemal Atatürk ve oğlu Alaister Attaturk Crowley'e ithaf ediyor.

9. The Beatles'ın ünlü "Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band" albümü ona ithaf edilmiştir.

The Beatles, o efsanevi albümünün kapak resminde, hayranı oldukları birçok ünlü isimle birlikte Aleister Crowley'e de yer vermişti.  

Albüm, Crowley'nin tam da 20. ölüm yıl dönümünde piyasaya sürüldü ve albüme ismini de veren Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band şarkısı ''It was 20 years ago today'' sözüyle başladığı için, 13 şarkıdan oluşan tüm albümün aslında Crowley'e ithaf edildiği düşünülüyor.

10. Hayatı boyunca şeytanın oğlu Golem'i dünyaya getirebilmek için çalışmıştır.

Bir rivayete göre bu amaç uğruna yaptığı ayinlerde şeytana 150'ye yakın kurban vermiştir. 

Hiçbir zaman hapse girmemesinin sebebi olarak da, onunla uğraşan ve ritüellerinde kendisiyle bir şekilde bağlantıda bulunan herkesin gizemli bir şekilde ölmesi ileri sürülmüştür.

11. Crowley'nin bir dönem yaşamış olduğu İskoçya'daki Boleskine Konağı'nı Led Zeppelin'in ünlü gitaristi Jimmy Page satın almıştır.

Aleister Crowley, Led Zeppelin grubunu da derinden etkilemiş olmalı ki, grup dört albümünde çeşitli şarkılarda Crowley'e göndermelerde bulunmuştur. Grubun gitaristi Jimmy Page (Ordo Templi Orientist tarikatına üye olduğu söylenir) ise Crowley'nin en tutkulu hayranlarından birisiydi. Crowley'nin bir dönem yaşamış olduğu konağı uçuk paralara satın almış ve onun kişisel eşyalarından da önemli bir koleksiyon oluşturmuştur. Bunlarla da yetinmemiş olacak ki, Equinox adında bir kitapçı açarak yalnızca Crowley'nin kitaplarını satmıştır.

12. Ölüm döşeğindeyken doktorunu lanetlemiştir.

Son zamanlarında uyuşturucuyu günde 13 doza kadar arttıran Crowley, ölüm döşeğindeyken çektiği acılara dayanamaz ve doktorundan ona morfin vermesini ister fakat doktoru bunu reddeder. Ölümünden 24 saat sonra ona morfin vermeyi reddeden doktoru gizemli bir şekilde ölür. Karısına göre Crowley doktorunu lanetlemiştir. Karısı o geceyi anlatırken lanet sırasında korkunç gök gürültülerinin duyulduğunu ve rüzgarların odadaki eşyaları birer birer yere düşürecek kadar kuvvetli estiğini belirtmiştir.

13. Müzik, edebiyat kısacası sanat camiasında da yadsınamaz bir etkisi olmuştur.

Yaşadığı süre boyunca birçok insan tarafından aşağılanan ve önemsenmeyen bu gizemli adamın bugün dillere pelesenk olmuş efsanevi şarkılara daha da doğrusu rock-metal camiasına yön vermiş olması da bir hayli ilginçtir.

Iron Maiden grubunun solisti Bruce Dickinson, David Bowie, Jimmy Page, The Beatles, Marilyn Manson, The Rolling Stones'un solisti Mick Jagger, Red Hot Chili Peppers ve daha birçoğu bu gizemli kişilikten esinlenmiş ve bu etkileri albümlerine de yansıtmışlardır.

Hakkında sayısız film yapılan, kitap ve şarkı yazılan Crowley, 1947 yılında öldüğünde arkasında açıklanamayan bir gizem ve bugün hala bir şekilde tüylerimizi ürpertmeyi başaran 72 yıllık sırlarla dolu bir yaşantı bıraktı.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

Çok bilgim yok ama birkaç yerde okuduğum kadarıyla satanizm şeytana gerçek bir tapınma unsuru olarak değil Hristiyanlığı reddeden inançsızların hem reddiyesi ve Hristiyanlık eleştirisi hem de trollük çalışması olarak bilinçli bir şekilde ortaya çıkarılmış akımdı. Atatürk de Batı'ya göre şeytan sayılabilir, sonuçta sömürgeci emellerini engellemiş ve harcadıkalrı tüm çabalara rağmen kararlı bir direniş gerçekleştirmişti. Crowley Atatürk'ün zaferini Hristiyanlara karşı bir zafer olarak değerlendirip saygı duymuş olabilir.

Gizli Kullanıcı

Ben de bu ismi nereden hatırlıyorum diyordum, tabi ya! D Gray Man'in melankolik, duygusal vampiri de bu ismi taşıyordu. Mangaka'nın nereden esinlendiği anlaşılıyor.

sinem-kesici1

adeta bir supernatural crowleysi

gizemyeniklerr

Paylaşım için teşekkürler. Yazarların bazılarının hayatı gerçekten de sıra dışı, ve uçlarda.

sezer-temur

Adam son yüzyıllar içindeki en büyük majisyenlerin başında geliyor. Bu şekilde kötülemek doğru değil. Ayrıca bir majisyen satanist olamaz. Karanlık yöntemlere başvurmuş olmasına rağmen tanrı( hatta tanrılara) inanmakta olup aynı zamanda şeytanlara da inanmıştır. Diğer taraftan maji için melek, cin ya da şeytan olarak adlandırılan her hangi bir varlık ile iletişime geçilmekte bu sebeple bu tarz varlıkları davet etmesi gayet normal bir durum. Kaldi ki Necromonicon gibi bir kitabı okuduktan sonra hala akli melekelerini koruyabilen bir adama "canavar" gibi sıfatlar kullanmak senin( sizin) aptallığınızdan öte bir şey değildir.

paco-hernandez

bu ne la çakma lord voldemort tipini sevdiğim!

Başlıklar

AltınAmerika Birleşik DevletleriCinsellikFransaİngiltereİtalyaKitapSavaşTecavüzastrolojimüzikolay
Görüş Bildir