onedio
Yüzüklerin Efendisi'ndeki Kartallar ve Gandalf Üzerine 1 İlginç Teori
Bir çok insan Yüzüklerin Efendisi'ni izlerken 'neden kartallarla Mordor'a gidip yüzüğü atmıyorlar ki' diye düşünmüştür.  Peki neden zor yolu seçtiler, Gandalf bunu düşünecek kadar bilge birisi değil miydi? Bu teori Gandalf'ın bu planı düşündüğü üzerine. Kronolojik olarak gidelim:
Robert De Niro Bodrum'da Restoran Açtı!
ABD’li dünyaca ünlü Holywood Yıldızı 70 yaşındaki Robert De Niro, 30 yıllık arkadaşı Japon ortağı Nobu Matsuhisa ile birlikte 28 ülkede faaliyette olan Nobu Restoranlar zincirinin 33’üncü halkasını Bodrum’a taşıdı. Yalıkavak Palmarina’da açılışa Robert De Niro katılmazken, Matsuhisa hazır bulundu. Toplam 60 Japon, İngiliz ve Türk personeliyle hizmet vereceği restoranda Japon mutfağından 200’e yakın yemek çeşidinin sunulacağı belirtildi. Posta
Dünya Kentlerini Ziyaret Etmek İçin En Uygun Aylar Hangileri?
Bu sene iznim gecikti, bir türlü fırsat bulamadım, her yer çoktan dolmuş kalacak yer ayarlayamadım gibi cümlelerin tatil planınızdaki etkisini en aza indirmek için tüm sene boyunca nereye ne zaman gidilir, bu işten en uyguna nasıl çıkılır sorularına nokta atışı cevaplar!Kaynak
Hürriyet: 'Enis Berberoğlu Kendi Arzusuyla İstifa Etti, Yorumlar Asılsız'
'Bazı internet sitelerinde yapılan asılsız yorumlar nedeniyle bu açıklamayı yapma gereğini duyduk'Eski Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu ’nun istifasıyla ilgili Hürriyet’ten yapılan açıklamada, “Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, bugün kendi arzusuyla bu görevinden ayrılmıştır. Bazı internet sitelerinde arkadaşımızın ayrılışı hakkında bir dizi siyasi senaryonun üretildiği görülmektedir” denildi. Açıklamada, “Enis Berberoğlu, herhangi bir siyasi anlam verilmemesi için bu kararını, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce açıklamayı tercih etmiştir. Onun bu hassasiyetine rağmen bazı internet sitelerinde yapılan asılsız yorumlar nedeniyle bu açıklamayı yapma gereğini duyduk” ifadelerine yer verildi. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’nun istifasının perde arkasında, gazeteyi yaparken karşı karşıya kaldığı sınırlamalardan bunalmasının olduğu ve Berberoğlu’nun Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan ’ın gazetenin çalışanları önünde, “Yaptığın gazeteyi beğenmiyorum Enis” sözlerine de kırıldığı belirtilmişti. Hürriyet İnternet’ten Enis Berberoğlu’nun istifasıyla ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, bugün kendi arzusuyla bu görevinden ayrılmıştır. Bazı internet sitelerinde arkadaşımızın ayrılışı hakkında bir dizi siyasi senaryonun üretildiği görülmektedir. Enis Berberoğlu, herhangi bir siyasi anlam verilmemesi için bu kararını, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce açıklamayı tercih etmiştir. Onun bu hassasiyetine rağmen bazı internet sitelerinde yapılan asılsız yorumlar nedeniyle bu açıklamayı yapma gereğini duyduk. Sevgili okuyucularımıza duyurulur. 2009’dan beri görevdeydiDaha önce Hürriyet’in ekonomi yazarlığını ve Ankara Temsilciliği görevini yapan Berberoğlu, Ertuğrul Özkök ’ün yaklaşık 20 yıl oturduğu Genel Yayın Yönetmenliği görevini 2009’da devralmıştı.T24
Kerkük'te IŞİD Alarmı
Irak'ın Kerkük kentinde terör örgütü Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) saldırıları nedeniyle kırmızı alarm durumuna geçildiği bildirildi.Alınan bilgiye göre, kentteki tüm peşmerge ve polislerin izinleri kaldırıldı. IŞİD militanlarının bulunduğu kentin güney sınırına çok sayıda peşmerge, ağır silahlar ve askeri araçlar sevkedildi. Kent içindeki cadde ve sokaklarda da güvenlik noktalarının sayısı artırıldı. Çok sayıda asker ve polis, belirlenen noktalarda görevlendirildi. IŞİD, günlerdir Kerkük'ün 15 kilometre güneyindeki alanlara mevzilenmiş durumda. CNNTürk
Kabataş Kazasında Yaralanan Kübra Dere'nin Bacağı Kesildi
Kabataş'taki İETT otobüsünün neden olduğu kazada ağır yaralanan Kübra Dere’nin sağ bacağı beklenen iyileşmeyi göstermediği için diz kapağından itibaren kesildi. İETT otobüsünün çarptığı taksinin altında kalarak yaralanan 19 yaşındaki Kübra Dere’nin ağabeyi Fahri Dere, kardeşinin geçirdiği ameliyat sonrasında ayağında beklenen kan dolaşımının normale dönmemesi üzerine kesilme kararının alındığını söyledi. Doktorların aldığı karar doğrultusunda Dere’nin sağ bacağının diz kapağı altından itibaren kesildiğini açıkladı.Milliyet
Reklam
O Reklamı Yayınlayan Televizyonlara RTÜK'ten Ceza
Radyo Televizyon Üst Kurulu(RTÜK); Yüksek Seçim Kurulu'nun yasak kararına rağmen Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Milletin Adamı' sloganıyla hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı Forsu temasına dayalı Reklam filminin, yasaklanan ilk halini yayınlayan televizyon kanallarına yayın durdurma cezası verdi. Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ın 'Milletin Adamı' sloganıyla yayınlanan ve Cumhurbaşkanlığı Forsu temasına dayalı reklam filmi ilgi çekti. 183 saniyelik reklam filminde, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan, Sezai Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' şiirinin bir bölümünü kendisi seslendiriyor. Filmde Cumhurbaşkanlığı Forsunda bulunan yıldızlar ve güneş Türkiye'nin her bölgesindeki insanlar tarafından taşınarak Ankara'ya getiriliyor. Filmin son sahnesinde Erdoğan, milletle bir araya gelerek forstaki güneşi teslim alıyor, güneşi forstaki yerine kendi elleriyle yerleştiriyor. Bu reklam filmi, dini hisleri istismar ettiği gerekçesiyle Yüksek Seçim Kurulu tarafından yasaklanmıştı. Bu gelişme üzerine ezan, namaz ve seccade görüntüleri filmden çıkartılmıştı. Aydın HasanMilliyet
Çevik Kuvvet'ten Soma'ya Anlamlı Destek
Beşiktaş ile Fenerbahçe ve Chelsea'nin yer alacağı geliri Soma'daki maden faciasında yaşamını yitiren madencilerin ailelerine bağışlanacak turnuva öncesi bir yardım da İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nden geldi. İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü, bu turnuvada görev yapan polislerin kulüplerden alacakları ücreti Soma'daki ailelere bağışlayacak. 6222 Sayılı Sporda Şiddeti ve Düzensizliği Önleme Yasası gereği, kulüpler, maçlarda görev yapan polislere ücret ödüyor. DHA
Reklam
Geride Kalanlar
Soma'daki faciada kurtarma çalışmalarında en derine inen ekibin şefi 'yarın gideceksiniz ve bu kasaba yalnız kalacak' demişti...Türkiye'nin en büyük sanayi kazasının ardından bir medya kuruluşuna çalışsaydım büyük ihtimalle belki yıldönümünde gidebileceğimiz SOMA'ya, kazadan 70 gün sonra 3 arkadaş gidip 5 gün geçirdik. Kimseye hesap vermeden, kim ne hesap sorar diye düşünmeden...Sadece dinleyerek, aktarmak üzere...Sanayicisinden esnafa Soma Kınık ve çevre beldelerden, dağ köylerinden mümkün oldugunca çok insanla görüştük konuştuk.Işıl Sarıyüce'nin 3 gün süren yazı dizisi ile birlikte bir de kısa bir belgesel hazırladık. Hiçbirşey demeden, eklemeden, sadece 'geride kalanlar'ın seslerini duyurmaya çalıştığımız bu çalışmada Dr. Behlul Ozkan'ın payı yadsınamaz.İzlemek de size düşüyor.Unutmamak da!
Reklam
LGBTİ Örgütleri: 'Oyumuz Demirtaş'a'
LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks) örgütleri ortak bir metinle Selahattin Demirtaş’ı desteklediklerini duyurduLGBTİ örgütleri, “Amasız ve ancaksız eşit yaşam, cinsel özgürlükçü toplum için Cumhurbaşkanı seçimlerinde oyumuz Selahattin Demirtaş ’a” dedi. Aralarında Kaos GL’nin de olduğu farklı şehirlerden 12 LGBTİ örgütünün yanı sıra; bağımsız aktivistlerin de imza verdiği metinde, “Amasız ve ancaksız eşit yaşam, cinsel özgürlükçü toplum için oyumuz Selahattin Demirtaş’a” denildi. imctv'de yer alan habere göre, ötekileştirilen ve düşmanlaştırılan LGBTİ’lerin birçok haktan eşit bir biçimde yararlanamadığının altı çizilirken, aynı zamanda baskı ve şiddet gördüğü, nefret suçlarının hedefi haline geldiği ve yaşam hakkından mahrum bırakıldığı ifade edildi. “Türkiye’de egemen sistem ve onun temsilcileri LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks)’lerin varlığını adeta yok sayarak ısrarlı biçimde görmezden gelmekte, görmezden gelemediği noktada ise LGBTİ’lere karşı düşmanca tavır almaktadır.” denilen LGBTİ açıklamasında şunlara yer verildi: “Bugüne kadar egemen siyasi kesimler tarafından görmezden gelinen, ötelenen ve arka plana atılan LGBTİ’lerin varlığı ve talepleri cumhurbaşkanı adayı Sayın Selahattin Demirtaş tarafından amasız ve ancaksız olarak sahiplenilmektedir. “Bu bağlamda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde; özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve barış temelinde yeni bir yaşam çağrısı yapan, ‘Yeni yaşam çağrısı cinsel özgürlükçü toplumdur’ diyen, insan haklarını istisnasız savunan, ayrımcılığa ve ötekileştirmeye maruz kalan tüm kimliklerin eşit ve özgür yaşayacağı bir toplumun yaratılması için “dik durulması” gerektiğini vurgulayan Halkların ve Değişimin Adayı Sayın Selahattin Demirtaş’ı desteklediğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.” Metnin altında imzası olan kurumlar şöyle Kaos GL Derneği, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, SPoD (Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği), İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği, Hêvî LGBTİ İnisiyatifi, İstanbul Ayıları Grubu, Diyarbakır KeSKeSoR LGBTİ Oluşumu, Queer Adana, Dersim Roştîya Asmê LGBTİ Oluşumu, Gaziantep ZeugMADİ, Kars Homofobi ve Transfobi, Karşıtı Platform, Malatya Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gençlik İnisiyatifi ‘Yeni Yaşam Çağrısı cinsel özgürlükçü toplumdur’Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’ın Yeni Yaşam Çağrısı’nda “Yeni Yaşam Çağrısı cinsel özgürlükçü toplumdur” başlığı altında şunlara değiniliyor: “Farklı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği sebebiyle öldürülen, baskı gören, dışlanan LGBTİ bireyler sistem tarafından görmezden geliniyor. LGBTİ’lerin varoluşu suç görülüp, homofobi ve transfobi besleniyor. Yeni yaşamda bütün cinsel kimlikler eşit yurttaşlık haklarıyla, ayrımcılığa uğramadan, hayatın her alanında özgürce onurlu bir varoluş sürdürebilecekler.”T24
'Seçim Pusulaları, Amerikan Kovboy Filmlerinde 'Wanted' Yazan Afiş Gibi'
Devlet Bahçeli: Sıkışmış, her türlü yalanı dolanı söylüyor, iftiraları yapıyor. Neymiş efendim, Ekmeleddin Bey Kahire'de doğmuşMersin’de konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçel i, Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan ’a yüklenerek, CHP Genel Başkanı'na 'Sen Alevisin' diyor. Kendisine de 'Ben Sünni'yim' diyor. Yani şu tablo aynen Suriye'de ve Irak'ta kardeş kardeşi boğan bir tablodur. Böyle bir şey olabilir mi? dedi. Bahçeli, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan, senin etnik temelin karışık. Kaynağın da bulaşık. Senden Cumhurbaşkanı olmaz. Öyleyse Pazar günü sandığa gideceğiz, orada Ekmeleddin Bey'in resmine mührü vuruyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan'ın resmi de orada var. Aslında bu resim hikayesi de yanlış. Amerikan kovboy filmlerinden özenmişler, 'Wanted' diye yazıyor ya altında!.. Böyle rezalet olur mu? Bu Recep Tayyip Erdoğan için geçerli de, Ekmeleddin bey için geçersiz olan sözdür” diye konuştu. Mersin’e giden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaklaşık 100 araçlık konvoyla şehir turu attıktan sonra Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz 'ı makamında ziyaret etti. Bahçeliye MHP MYK üyeleri ve bazı milletvekilleri de eşlik etti. Kocamaz'ı seçimi kazanmasından dolayı tebrik eden Bahçeli, daha sonra Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı'na geçti. Burada partililere seslenen Bahçeli, 10 Ağustos'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin çok önemli olduğunu belirterek 'Bu Meclis'in 550 milletvekiliyle temsil edildiği bir ortamda, bu böyleyken şimdi milletimizin vekilleri tarafından değil, bizatihi kendisi tarafından yapılan bir seçimle karşı karşıyayız. Bu seçimi önemsemenizi istiyorum. Bu seçim bir ilktir ve inşallah gelişerek böyle devam etmelidir. Millet iradesi, yani sizler her konuda iradenizi ortaya koyabilecek bir fırsatı demokrasiyle bütünleşerek hayata geçirmek için önemli bir fırsat olarak görmelisiniz. Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçimini sizlerin başarması hali birçok konunun daha değişik ortamlarda seviyeyi yükseltmenin çok çok ötesinde demokratik katkısının da yüksek olacağını unutmama lazımdır. Hal böyle olunca MHP olarak bu seçimleri önemsiyoruz. Bu seçimlerde milletimizin iradesinin çok net tercih berraklığı içinde ortaya konmasını istiyoruz.' Dedi. Cumhurbaşkanını halkın seçmesini sağlayan yasada eksiklikler olduğunu dile getiren Bahçeli,”'Bu bir ilk, yasa çok acele ve sığ hazırlanmış, boşluklar var, ama her türlü boşluk Recep Tayyip Erdoğan'ın devlet imkanlarını kullanarak dolduracağı belli olan boşluklar. Böyle bir durum karşısında seçime gidiyoruz. Sayın Başbakan aday olma niyetini koyuyor, kardeşlik öyküsünü hatırlatıyor, bu sefer kardeşlik öyküsünün kendisine yönelmesini istiyor, Abdullah Gül Bey'i devre dışı bırakıyor. Parti içerisinde hakimiyetini koruyor ve günü geliyor 'Ben Cumhurbaşkanı adayı olacağım' diyor. Bu en demokratik hakkıdır. Böyle bir durum karşısında Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı tartışılıyor. Kesinleşmeden, imzalar toplanmadan her tarafta Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olacak mı, olmayacak mı, Abdullah Gül buna fırsat verecek mi vermeyecek mi? Türkiye'de başka bir siyasi parti kalmadı, bu iki şahıstan başka vatan evladı kalmadı. Ya Abdullah olacak ya Recep olacak. Böyle bir mantıkla bizi sac kavurması gibi, sacın üstüne koydular. Bu durumda bir şeyler yapılması lazım. Birinci fikir şudur, Erdoğan'ın istediği de budur. Herkes kendi adayını çıkarsın. Kazanıp, kazanmama aklında yok. Aklında olan aday çıkması, meydan bulunmuş olması fakat seçilmediği taktirde bunun Recep Tayyip Erdoğan'a faydası zararı nedir onu hesap etmiyor. İlle de diyor ki 'MHP'den de aday çıksın.' Bu seçimde en fazla oy arttıran parti 2 milyon 300 bin ile MHP'dir. MHP'nin oy oranı yüzde 13'ten 17'ye çıkmıştır. Biz delikanlı bir hareketiz. 'Bizim de adayımız olması lazım' dedik, alayımız karar verdik, bir isim üzerinde durduk. MHP'nin Cumhurbaşkanlığı kazanması Recep Tayyip Erdoğan'ın hoşuna gider mi? Türkiye üzerinde oyunları olanın hoşuna gider mi? Etnik temelli ayrıştırmayı kafasına koyanların hoşuna gider mi? Onun için alayı bir olacak MHP'nin adayına bunlar 'Katil, bunlar şovmen, bunlar ırkçı, kafatasçı' diye Recep Tayyip Erdoğan daha fol yok yumurta yokken, MHP'nin başarısını kıskanarak meydanlarda bunları söyledi mi, söylemedi mi? Bütün bunlara rağmen yolumuza devam ettik, TRT başta olmak üzere televizyonlar aleyhimizde, alayına direndik. Sonuç yüzde 17,76 oydur ve MHP kenetlendi, karar verdi, 'Biz varız' dedi ve yüzde 17,76 oyunu aldı. Bu rakam sizi tatmin edebilir, ama adayınızın kazanma şansını da mümkün kılmaz. Gerçekçi olmak lazım. Gidin eve elinize bir kağıt kalem alın, hesap edin. Bizim yüzde 17,76 birinci turda en fazla oy alan iki partinin içerisinde bulunmadığı taktirde alayınıza gelenler olur. 'Seçime girdiniz, iyi de oy aldınız ama ilk iki partinin içinde değilsiniz. Bu Recep Ağa'nın bizimle olan münasebetleri var. Orada 'Ak kurtlar' var, gelin bir başkasına oy vermeyin bize oy verin dediği taktirde çukurdaki Recep Tayyip Erdoğan'ı yavaş yavaş çıkartma imkanı doğmaz mı? Bu oyuna MHP nasıl düşer? Peki, Recep Tayyip Erdoğan'dan cumhurbaşkanı olur mu? Andı ortadan kaldıran, TC'yi silen, 17, 25'de yolsuzluğun içine batan, Bilal oğlanı zengin eden, ayakkabı kutularının değerlendiği bir ortamda etnik temelli bölücülüğü körükleyen, mezhep ayrımcılığı yapandır.' Diye konuştu. Vatandaşları 10 Ağustos'ta sandığa gitmeye çağıran Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Sıkışmış, her türlü yalanı dolanı söylüyor, iftiraları yapıyor. Neymiş efendim, Ekmeleddin Bey Kahire'de doğmuş. Memleketin evladı sayılmazmış. Bu aklı ona kim veriyorsa, onu yere çakmak için veriyor demektir. Eğer cesaretin var, bir bildiğin var ve bunun için bunu söylüyorsan, bunu açıkla. De ki, ben Cumhuriyetin bütün değerlerine karşı bir adamım. Cumhuriyeti kurandan tutun, cumhuriyetin kazanımlarının alayına karşıyım. Cumhuriyeti kuran ise Selanik doğumlu Mustafa Kemal Atatürk. Ona karşı olduğunu yüreğin yok söylemeye. Arkasından da son günlerde, 'Babam söyledi biz de Türkmüşüz' diyor. Al birini vur ötekine. Kayseri'nin Pınarbaşı İlçesi'nden Kıbrıs'a giden güzide bir vatan evladının mensubu olan ve orada doğan Alparslan Türkeş, Lefkoşe'de doğdu diye memleket evladı sayılır mı, sayılmaz mı? Şimdi de kalkmış, dün kol kola gezmişler, Oslo'dan bilmem nereye kadar, Kandil'e kadar gidip gelenler, İmralı'yı tatil köyü yapanlar, şimdi kalkmış 'Sen Zaza'sın' diyor. CHP Genel Başkanı'na 'Sen Alevisin' diyor. Kendisine de 'Ben Sünni'yim' diyor. Yani şu tablo aynen Suriye'de ve Irak'ta kardeş kardeşi boğan bir tablodur. Böyle bir şey olabilir mi? Bunu kabul etmek mümkün değil. Şimdi buradan söylüyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, senin etnik temelin karışık. Kaynağın da bulaşık. Senden Cumhurbaşkanı olmaz. Öyleyse Pazar günü sandığa gideceğiz, orada Ekmeleddin Bey'in resmine mührü vuruyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan'ın resmi de orada var. Aslında bu resim hikayesi de yanlış. Amerikan kovboy filmlerinden özenmişler, 'Wanted' diye yazıyor ya altında!.. Böyle rezalet olur mu? Bu Recep Tayyip Erdoğan için geçerli de, Ekmeleddin bey için geçersiz olan sözdür. Pazar günü sandığa gidecek miyiz? Gidemeyen varsa onu sırtınıza alıp, götürecek misiniz? Mührü elinize alıp, sevgi için, birlik için, Ekmel Bey diyecek misiniz? Kahire'de de doğsa, başka yerde de doğsa Türk oğlu Türk olan Ekmel Beyi Cumhurbaşkanı yapacak mısınız?'T24Hikmet Durgun
Reklam
'Türkiye Kınamaktan Kına Evine Döndü'
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu seçim çalışmaları için geldiği Balıkesir’de Ak Parti hükümetini eleştirerek, “Dünyada pilotları kaçırılan başka başka ülke var mı, uçağı düşürülen ülke, diplomatı insanları rehin alınanlar var mı? Biz ancak kınıyoruz, kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz. Kınaya kınaya kına evine döndük” dedi. İhsanoğlu ayrıca, “Biz baş pehlivan seçmiyoruz. Hakem seçiyoruz” dedi. Özel uçakla Balıkesir Havalimanı’na inen Ekmeleddin İhsanoğlu’na, CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak da eşlik etti. İhsanoğlu’nu, havalimanında adaylığına destek veren siyasi partilerin milletvekillerinin yanı sıra il yöneticileri ve vatandaşlar karşıladı. Ekmeleddin İhsanoğlu, vatandaşların sevgi gösterileri arasında, kent turu attı. Ardından Ali Hikmet Paşa meydanına gelen Ekmeledin İhsanoğlu, burada vatandaşlara seslendi. Balıkesir’in Kuvayi milliyeninin ortaya çıktığı il olduğunu söyleyen İhsanoğlu, “Kahramanların, milli mücadelenin, milli istiklalin, ilk kurşunun, son kurşununun atıldığı yer olarak kabul ediyoruz. İnşallah istikbalimizin de ilk ve son adımı da burada olacaktır. Demokratik, laik huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Bölünmüş, kavgalı, zıtlaşmış bir Türkiye değil. Birlik mesajı veriyoruz. 76 milyon insanı bir olarak kabul ediyoruz. Sen şusun bucusun demiyoruz. Türkiye tarihinde hiçbir siyasi egemenin ayrımcılık yaptığını, size sen sucusun bucunun diye hakaret eden lider gördünüz mü? Biz iyi bir idareye layıkız. Demokrasinin nimetlerinden yararlanmak için, 81 vilayete yaymak için, yarışıyoruz. Devlet büyüklerimiz 30 gün veriyor, devletinin bütün imkanlarını bütün tahsisatını kullanıyorlar, ama bize hiçbir şeyi imkan vermiyorlar. Sizlerin verdiği bir liradan 9 bin liraya kadar o paralarla yaptığımız şu afişleri bile indiriyorlar. Geceleri belediye adamlarıyla, afişlerimizi toplatıyor. Kireç suyuyla kapatıyorlar, hile yapıyorlar, iftira atıyorlar. Ama bir şey daha var. Bunu sessiz milyonlar görüyor. Sessiz milyonlar bunun cevabını verecek. Milleti korkutuyorlar, ben söyleyeyim millet korkmuyor, sabırla bekliyor, pazar günü mührü kime basacağını biliyor. Mührü İhsanoğlu’nun altına basacak. Biliyor ki çıkış yolu budur. İstikrar yolu budur. Türkiye bu son çaresini kaybetmemeli. Bu şansımızı kaybettiğimiz zaman Türkiye daha büyük sıkıntılar yaşar. Bakın etrafımızda neler oluyor. ABD, Irak’ta askeri müdahale ediyor. Eğer Kürtlere bir şey olursa Yezidilerde bir şey olursa bombardıman yapacak. Peki Türkmenlere niye yok. Onları kim koruyacak. Peki bizimim rehin olan 50 küsur diplomatımız, insanımız. Niye biz müdahale etmiyoruz? Onları kurtarmadık. Yezidi kardeşim başımızın üstünde yeri var ama niye Yezidilere, Filistinlilere bir saldırı ettiği zaman müdahale var da Türkmenler yerlerinden edildiğinde, gencecik kızlara tecavüz edildiğinde niye sahip çıkmadık? Hep Gazze deyip İsrail’i kınıyoruz. Ondan sonra İsrail’in mallarını piyasaya sürüyoruz. Sonra birileri çıkıp ambargo koyalım diyor. İyi de sen ambargo koyuyorsan da ihracatı niye artıyor? İsrail malları bizim piyasamızda dolaşırken birileri cılız sesle boykot diyor. Öbür taraftan malı götürüyorlar. İsrail’i kınayacaksın, ondan sonra cesaret madalyası alacaksın. Kudüs madalyasını, Abbas’ın verdiği Kudüs madalyasını hafife alacaksın. Bu kadar zulüm, iftara olur mu? Bunun cevabını kim verecek? Siz vereceksiniz. Ne zamana vereceksiniz? (vatandaşlardan pazara günü cevabı üzerine) İşte cevap bu” dedi. Kendisinin şunun bunun değil milli mutabakatın adayı olduğunu da söyleyip Babakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığını eleştiren İhsanoğlu, “Bu seçim bir parti seçimi değil. Ben parti adamı değilim. Hiç birisine de üye değilim. İki parti anlaştı. ‘Biz İhsanoğlu’nu istiyoruz’ dediler. Çünkü İhsanoğlu hiçbir partiye üye değil ve vatandaşın inanacağı bir insan. Eksik olmasınlar benim adımı verdiler. Adımı açıkladıktan sonra 12 parti daha oy birliği ile beni desteklediklerini açıkladı. Aynı zamanda Ak Parti’nin kurucuları da destek verdi. Onlara teşekkür ediyorum. Ak partiye yakınlığım, MHP’ye yakınlığım, bütün partilere yakınlığım birdir. Ben herkesin adayıyım, Türk milletinin adayıyım Türk milletinin. Milli mutabakatın projesiyim. Başka bir projenin adayı değilim. Büyük orta doğunun adayı değilim. Ne mutlu Türküm Diyene. Ne mutlu Türküm diyene” dedi. Ak Partililerin vatandaşları da korkuttuğunu söyleyen Ekmeleddin İhsanoğlu, “Bunlar gece gündüz 24 saat TRT ekranlarında, medyaları, gazeteleri iftiralar sıralıyorlar. Bunun hiç kıymeti yok. Biz buna metelik bile vermiyoruz, ama korkunun ecele faydası yok. Bizim vatandaşları korkutuyorlar. Vatandaşlarımızın namuslu dürüst ve vicdan sahibi insan olduklarını biliyorum, belki açıktan destek veremiyor olabilir, o sandıkta baş başa kaldığında oyunu İhsanoğluna basacak bunu biliyorum. Korkutuyorlar, ‘bizim verdiğimiz bu yardımı, emekli maaşı, ihtiyar maaşını bize oy vermeseniz keseriz’ diye. İşte en büyük zulüm bu. Allaha şirk koşmak gibi bir şey. Bu yardımlar, sosyal yardımlar devletin kasasından yapılıyor. Hiç kimsenin cebinden yapılmıyor. Kimsenin lütfu değil, sadakası değil, nafaka değil. Sosyal devlet, laik devlet yardımı olarak yapılıyor. Bu hükümetle başlamadı. Rahmetli Turgut Özal başlattı. Fakir fukara fonu olarak. Bu haktır kimse kesemez” dedi. Türkiye’de parti seçimi yapılmadığını, cumhurbaşkanı seçimi yapıldığını dile getiren İhsanoğlu, “Biz zaten parti seçimi yapmıyoruz ki. Cumhurbaşkanı seçimi yapıyoruz, hakem seçiyoruz. Balıkesir’in uluslararası pehlivanları var. Uluslararası pehlivan olmak başka, hakem olmak başka. Siz pehlivan seçmiyorsunuz, hakem seçiyorsunuz. Pehlivan seçmenin zamanı 2015 yılında. Ak Partili kardeşlerime sesleniyorum. Pehlivanın devam etmesini, 10 sene daha devam etmesini isteyebilirsin. O başka. Pehlivana değil aile reisine ihtiyaç var. Sabah kahvaltısında, akşam yemeğinde, sağcısını, solcusunu toplanacak, ailenin reisi oturacak, fark gözetmeden herkesi toparlayacak, eşit mesafede olacak. ‘Bana oy veren vatansever, bana oy vermeyen vatan haini’ demeyen bir insan olmalı. Problem çözen olmalıyız. O zaman kime oy vereceğinizi biliyorsunuz. Siz bana gösterir misiniz? Pilotları kaçırılan başka bir hava yolları var mı? Bizim hava yollarımız. Neden? Türk bayrağını taşıdığı için bizim uçaklarımız düşürülüyor, bizim insanlarımız rehin tutuluyor. Ve biz bir şeyler yapamıyoruz. Ve boyuna kınıyoruz, kınıyoruz, kınıyoruz. Kına, kına, kına evine dönüştü, döndü Türkiye” dedi. Vatandaşlardan Pazar günü sandık başına gitmelerin isteyen Ekmeleddin İhsanoğlu, “Pazar günü seçim var. Oy sayımında şişko farelere şişko kedilere karşı dikkatli olun. Seçim sandığa sahip çıktığımız zaman yüksek oranda bunu kazanacağız. Bizim yolculuğumuz sevgi ekmek için, dirlik ekmek için, birlik ekmek için. Ekmeğimizi öyle biri attıralım ki herkese düşen dilim daha büyük olsun. Hatta muhtaç olan komşularımızla paylaşalım. Her şeyimizi paylaşmaya varız ama toprağımızı vatanımızı paylaşmayız” dedi. CHP ve MHP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim çalışmaları için Balıkesir’in ardından Savaştepe İlçesi’ne geçti. Burada sağanak yağmur nedeniyle konuşmasını iptal eden İhsanoğlu, vatandaşların isteği üzerine girdiği kahvehanede onlarla sohbet etti. Bu sırada yanına gelip kendisine kırmızı gül hediye eden İmran Özer ile İhsanoğlu, sohbet etti. Genç kadının kendisini televizyondan izlediğini, söylediklerini çok beğendiğini ancak Almanya doğumlu olduğu için oy kullanamayacağını söylemesi üzerine, Ekmeleddin İhsanoğlu, “O zaman babana selam söyle. Ondan destek bekliyorum” dedi. Bu arada İhsanoğlu’na eşlik eden eşi Füsun İhsanoğlu da özelilikle kadın ve çocukların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Füsun İhsanoğlu, kendilerini bekledikleri sırada yağmurdan ıslanan bir çocuğa hasta olup olmadığını sordu ardından da yanağını okşayıp, alnını elleyerek ateşine baktı. Zete
Reklam
Pendik'te Banka Soygunu
İstanbul Pendik'te banka şubesine giren iki soyguncu silahını aldıkları güvenlik görevlisini etkisiz hale getirdikten sonra 100 bin TL'yi alıp kaçtı. Güzelyalı İnönü Caddesi 22 numarada bulunan bir banka şubesine saat 16.00'da gelen şapkalı ve güneş gözlüklü iki kişi silahla çalışanları etkisiz hale getirdi. Güvenlik görevlisinin de silahını alan saldırganlar vezneye yöneldi. Veznede bulunan 100 bin TL'yi alan iki soyguncu hızla banka şubesinden çıkarak yaya olarak kaçtılar. Olay yeri inceleme ekipleri, şapka ve güneş gözlüğü takan iki soyguncunun kimliğini belirlemek için güvenlik kameralarını incelemeye başladı.Sol
Suarez CAS'ta İfade Verdi
Mahkemeden yapılan yazılı açıklamada, duruşmanın bugün CAS'ın Lozan'daki merkezinde gerçekleştiği ve Suarez'in duruşmada hazır bulunarak ifade verdiği belirtildi. İsviçreli Bernhard Welten'in başkanlığını yaptığı mahkeme heyetinde İtalyan Luigi Fumagalli ve İsviçreli Marco Balmelli'nin üye olarak görev yaptığı ifade edilen açıklamada, Uruguaylı futbolcuyla ilgili kararını gelecek hafta açıklanabileceği kaydedildi. Açıklamada, mahkeme heyetinin gerekçeli kararın ise daha sonra kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi. CNN Türk
İstanbul'da Bonzaiye Bir Kurban Daha
İstanbul’da, sentetik uyuşturucu bonzaiye bir kurban daha verildi. 15 gün sonra askere gidecek 19 yaşındaki Batuhan Canbaz, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Acılı baba, “Evlat acısını yaşayan bilir. Evladımı, bugünleri görmek için yetiştirmedim.” dedi. Üsküdar’da meydana gelen olayda Batuhan Canbaz (19), babasına kız arkadaşı ile buluşacağını söyleyerek evden ayrıldı. Çengelköy sahilinde arkadaşları ile birlikte iddiaya göre bonzai içtiği belirlenen Canbaz rahatsızlandı. Çevredekiler tarafından hastaneye kaldırılan Canbaz, hayatını kaybetti. Baba Hüseyin Canbaz, “Saat 5-6 gibi işten geldik. Bana Maltepe'de kız arkadaşı ile buluşacağını söyledi. Ben de biraz harçlık verdim gönderdim. Daha sonra saat 22.30 sıralarında birisi beni telefonla arayarak oğlumun ambulansla Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirildiğini söyledi. Ben de gittim, oğlum müşahede altındaydı. Sabah 05.00 civarlarında kaybettik onu. Doktorlar uyuşturucudan şüphelendiler, bu nedenle bana oğlumun intihar edip etmediğini sordular. Oğlumun herhangi bir sıkıntısı yoktu.” diyerek olayı anlattı. Oğlunun kullandığı uyuşturucu türü hakkında kendisine herhangi bir açıklama yapılmadığını söyleyen Canbaz, “Çocuğu otopsiye göndereceğim, oradan çıkacak raporlara göre elime bir veri gelecek. Bu nasıl bir uyuşturucu ki 3-4 saatte çocuğu yok etti.” dedi. “EVLADIMI, BUGÜNLERİ GÖRMEK İÇİN YETİŞTİRMEDİM’ Uyuşturucu konusunda yetkilileri daha duyarlı olmaya çağıran , “Uyuşturucu maddeleri satan insanları da vicdanlı olmaya davet ediyoruz. Çünkü, yeni nesil bizim geleceğimizdir. Yeni neslimizi böyle uyuşturucu ile yok etmeye veya kişiliklerini kaybetmelerine tahammül edemeyiz. Yetkililerin çalışmalarını yeterli bulmuyorum. Türk polisi isterse her şeyi bulur. Kim satıyor? Kim sattırıyor? Kim içiyor? Doktorlar bana çok mücadele ettiklerini ancak oğlumun bütün organlarının iflas ettiğini söylediler. Nasıl bir şeyse ben anlamadım.” ifadelerini kullandı. “Devletten rica ediyorum, benim çocuğum gitti başka çocuklar gitmesin.” diyen baba Canbaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Evlat acısını yaşayan bilir. Bu işi sanki toplumsal bir gençliği yok etme girişimi olarak görüyorum. Harbiden gençliği zehirliyorlar. Bu işi yapanların, çocuğuma bu zehri verenlerin peşini bırakacak değilim. Kanuni yoldan hangi girişimler gerekiyorsa yapacağım. Evet ben çocuğumu mezara gömdüm ama, onu zehirleyen tacirleri de rahat bırakmayacağımı buradan söyleyebilirim. Ben oğlumu 19 sene bu gününü görmek için büyütmedim. 15-20 gün sonra askere gidecekti. Bunu yapanlar insan olamaz.” Cihan
Deniz Baykal'dan Başbakan'a 'Kaset' Yanıtı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın miting meydanlarında Deniz Baykal'ın CHP Genel Başkanlığı'ndan istifasına yola açan kaset komplosundan bahsetmesine, bizzat Baykal'dan tepki geldiBaykal bugün yazılı bir açıklama yaparak, 'komplonun aydınlatılması Başbakan'ın görevidir' dedi. Baykal şu ifadeyi kullandı; 'Sayın Başbakan, bir süredir ısrarla kaset komplosu konusunda benim bir açıklama yapmamı ve komployu yapanların 'onlar' olduğunu benim de söylememi istiyor. Ne yazık ki 4 yıldır, bu komplonun aydınlatılması sağlanamamıştır. Bu görev öncelikle Sayın Başbakanındır.' AĞIR SORULAR Başbakan Erdoğan'ın sözlerine, sorularla tepki gösteren Baykal, açıklamasında kaset komplosu konusunda şu soruları sıraladı; Sorun, komplo tertibini kimlerin uyguladığından ibaret değildir. Onlara komplo tertiplenmesi talimatını kimler vermiştir? Devletin en hassas kurumları en yukarı düzeyden talimat alarak bu olayın içinde yer almışlar mıdır? Düzenlenen komplonun yayınlanması talimatını kim vermiştir? Yayınlayanlara bu talimatı hangi devlet kurum yetkilisi vermiştir? 'BAŞBAKAN KENDİ TEZİNİ DAYATMAYA ÇALIŞIYOR' Başbakan Erdoğan'ın 'konunun önemini kavramış gözüktüğüne' dikkat çeken Baykal, şöyle dedi; 'O nedenle ısrarla kendi tezini herkese dayatmaya çalışıyor... Posta
Reklam