Alkolün afrodizyak etkisi var mı?
En sevdiğiniz içki, orgazm olmanızı engelliyor ya da cinsel hayatınızı olumsuz yönde etkiliyor olabilir mi?Sosyal etkinliklerde ya da kalabalık bir ortama girdiğimizde; bir kadeh şarap ya da kokteyl, rahatlamamızı ve kendimizi daha seksi hissetmemizi sağlıyor. Acaba sanıldığı gibi cinsel hayatımızı da olumlu etkiliyor mu? Uplifers olarak bu soruyu ayrıntılı olarak inceleme altına aldık.Önce, alkol aldığımızda cinsel organlarımızın nasıl etkilendiğine bir bakalım.Alkolün depresan etkisiAlkolün, merkezi sinir sistemi üzerindeki depresan etkisi biliniyor. Alkol; sinir uçlarındaki solunum, dolaşımı etkileyerek hassaslığı azaltıyor. Bunun yanı sıra, sinir sistemimizin orgazm ve cinsel uyarılma konusunda görevli bölümlerinin çalışmasını inhibe ediyor.Dehidrasyon etkisiCinsel organlarımız uyarılma için, kan dolaşımıyla gelecek bir miktar oksijene ihtiyaç duyar. Bu süreç erkeklerde ereksiyon, kadınlarda kayganlaşma ile bağlantılıdır.Vücuttaki su miktarı düştüğünde ve sinir sistemi deprese olduğunda, vücut cinsel aktivitelerde başarılı bir performans sergilemekte zorlanıyor. Ancak alkolün içerdiği her şey cinsel hayat üzerinde olumsuz etkiler yapmıyor.Devamı: http://www.uplifers.com/alkol-afrodizyak-mi/#ixzz36xXplmaJ
Kokular, cinsellik ve beyin
Hayvanlar, en gelişmiş kimyasal analiz cihazlarından çok daha etkili bir kimyasal analiz yeteneğine sahiptirler. Tat ve koku duyumuz milyonlarca maddeyi farklı birleşenlerine ayırarak, birbirinden ayırt edebilir. Burnumuzun içindeki yüzlerce koku reseptörünün onlarcası sadece bir koku tarafından aktive edilir ve oluşan elektrik sinyalleri, nöronlarımızı harekete geçirir. Nöronlar, her bir kokuya ait sinyal kombinasyonunu tanıyarak, algılanan kokuyu tanımlar. Bu, mucizevi bir analiz sürecidir. Taze ekmek kokusu, Türk kahvesi, portakal kabuğu, sevgilimizin gömleği, evimizin kokusu gibi daha binlerce koku bu süreç sayesinde, hafızamızdaki yerini bulur.Bir duyu olarak hayatımızda oynadığı rolün çok fazla bilincinde olmadığımız koku alma duyusu, sadece kokuları ayırt etmekle görevli değildir. Çoğu zaman kokular duygusal çağrışımlara yol açabilir. Uzun zamandır kullanmadığımız bir parfümün kokusu bazen beynimizde onlarca sahneyi canlandırır ve bizi eskilere götürür. Kötü bir anımızla çağrıştırdığımız bir koku, üzüntü veya öfkeye yol acar. Kimisi için bir travmaya sebep olan bir koku, bir başkası için pozitif duyguları tetikleyebilir. Vietnam Savaşı sırasında geçen “Kıyamet” (Apocalypse Now) filmindeki Kilgore’un sözlerini düşünün: “Sabahları napalm kokusuna bayılıyorum; zafer kokuyor.“Devamı: http://www.uplifers.com/kokular-cinsellik-ve-beyin/#ixzz36xXJPjZn
RTÜK'ten 'Cinsel Dürtülere Hitap Edici' Klibe Ceza!
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Calvin Harris’in “Summer” klibini yayınlayan Kral Pop TV’ye ceza kesti.Bianet'in haberine göre, karar bir Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), bir Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve iki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) üyelerinin karşı oyuna beş Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) üyesinin oylarıyla verildi.Doç. Dr. Ahmet Yıldırım kanalın “müstehcenlik” gerekçesiyle cezalandırıldığını belirterek şunları ifade etti: “Klipte bikinili bir kadın dans ediyor. Karşı oy veren bir üye olarak şunu söylemeliyim ki, eğer bu videoya ceza veriliyorsa o zaman en çok yazın yayınlanan magazin programlarının hepsine ceza kesmeye başlamamız lazım.”Kurul raporunda kliple ilgili “Sırf kadın bedeninin çıplaklığının cinsellik dürtüleri uyandıracak biçimde, yatak, küvet ve yatak odası gibi cinsellik algısı uyandırabilecek mekanlarda cinsel dürtülere hitap edici kıyafet ve figürlerle sergilenmektedir” ifadeleri yer alıyordu.Tartışılan klibin görüntüleriRTÜK daha önce Shakira ve Rihanna’nın birlikte yer aldıkları klibinin 'eşcinsellik çağrıştırdığı' ve 'gençlere rol model olabileceği' gerekçesiyle Dream TV, Kral TV ve Show TV’ye ceza vermiş, Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisindeki öpüşme sahnesi sebebiyle Kanal D’ye iki defa kesmiş, kanal toplam 859 bin 486 TL para cezası ödemek zorunda kalmıştı.
Türkiye'de Boşanmaların İlk Nedeni Artık 'Aldatma' Değil 'İlgisizlik'
Türkiye'de boşanmaların en büyük nedeninin ''sorumsuzluk ve ilgisiz davranma'' olduğu belirlendi. 2006'lı yıllarda boşanma nedeni olarak ilk sırada yer alan ''aldatma'' ise, 2011 yılında daha gerilerde kaldı.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2006 ve 2011 yıllarındaki araştırmalardan yola çıkarak beş yıllık sürede gerçekleşen boşanma oranlarının değişimini inceledi. Buna göre 2006 yılında yüzde 1,5 olan 18 yaş üstü kişilerde boşanma oranı, 2011 yılında yüzde 2,2'ye yükseldi. Ayrıca 2011 yılı verilerine göre, 18 yaş üstü nüfusun binde 6'sının ayrı yaşadığı ortaya çıktı. 2011'de kişilerin yüzde 4,4'ü en az bir kez boşanmış iken, ilk evliliklerde boşanmaya daha az rastlandı. İkinci ve daha sonraki evliliklerde ise boşanma daha yaygın. İlk evliliklerin yüzde 5'i boşanmayla sonuçlanırken, ikinci evliliklerin yüzde 12'si, üçüncü ve sonraki evliliklerin ise yüzde 29'u boşanmayla sonuçlanıyor. En az bir kez boşanmış kişilerin evlilik sayıları da dikkat çekiyor. İkinci evlilikler tüm nüfus içerisinde yüzde 4'ün altında seyrederken, en az bir kez boşanmış kişilerin yarıdan fazlası birden fazla kez evlendi. Bu da evlilik normunun boşanmış kişiler arasında güçlü olduğunu gösteriyor. İlk yıllarda boşanma daha çok oluyor Veriler evlilik süresi ile boşanma arasında ters orantı olduğunu ortaya koyuyor. 2011 araştırması sonuçlarına göre, medeni durumu boşanmış olan her beş kişiden birinin evliliğinin 2 yıl ya da daha kısa sürdüğü, her beş kişiden ikisinin evliliğinin 5 yıl ya da daha az sürdüğü görüldü. Boşanmış kişilerin yüzde 50'sinin evliliğinin 8 yıl ya da daha az sürdüğü belirlendi. Çocuk sahibi olmanın evlilik süresini artırdığı da görüldü. 2011 yılı verilerine göre evli kişilerin yüzde 8'inin, boşanmış kişilerin ise yüzde 22'sinin çocuğunun olmadığı ortaya çıktı. Bu da boşanma kararının çocuksuz ya da az çocuklu bireyler ve çiftler tarafından daha sık alınması şeklinde yorumlandı. En çok İzmir, Ankara ve İstanbul boşanıyor Araştırmada boşanmayla sonuçlanan evliliklerin nasıl yapıldığı da incelendi. Sadece resmi nikahla kurulan evliliklerin yüzde 13'ü, sadece dini nikahla kurulan evliliklerin yüzde 15'i, her iki nikahın da bulunduğu evliliklerin ise yüzde 4,7'si boşanmayla sonuçlandı. Evliliklerine kendi karar verip, ailesinin de rızasını alan kişilerin yüzde 5'i boşanırken, görücü usulü ve kendi kararıyla evlenenlerde bu oran yüzde 12,2'ye çıktı. Görücü usulüyle ve kendi kararı dışında evlenenlerde ise bu oran yüzde 4 olarak belirlendi. Boşanmanın en yaygın olduğu iller sırasıyla İzmir, Ankara ve İstanbul olarak tespit edildi. Buna karşın boşanmış bireylere en az rastlanan bölgelerin başında Doğu Karadeniz, Güneydoğu Anadolu bölgeleri geldi. Araştırma ayrıca özellikle öğrenim düzeyi artan kadınların boşanma oranının da arttığını ortaya koydu. Kadın ''içki ve kumar'' nedeniyle boşanıyor Boşanmaların en büyün nedeninin ''sorumsuzluk ve ilgisiz davranma'' olduğu belirlendi. Kadınlar ve erkeklere göre boşanma nedenleri değişim gösterebiliyor. Kadınlar ''içki ve kumar, dayak ve kötü muamele'' nedeniyle evliliklerini sonlandırırken, erkekler ise ''terk etme ve terk edilme'', ''aldatma'' nedeniyle boşanıyor. ''Aileye karşı saygısız davranma'' ise erkekler arasında daha yaygın bir boşanma nedeni olarak ortaya çıkıyor. Kişilerin ''tek başına boşanma sebebidir'' dediği durumların başında ise ''aldatma'' geldi. Boşanma nedenlerinden biri olarak belirtilen ''aldatma'', 2006 yılında boşanmalarda ikinci en çok görülen sebep iken, 2011 yılında gerilerde kaldı. Boşanma artacaktır Türkiye'deki boşanma seyriyle ilgili hazırlanan raporun sonucunda boşanmaların, evliliklerin ilk yıllarında yoğunlaştığı, evlilik süresinin uzunluğu gibi çocuk sayısının artışının da boşanma oranını azalttığı belirtildi. Türkiye'de boşanma oranlarının düşük olduğu, ancak son yıllarda yaşanan artışın devam etmesinin beklendiği ifade edildi. Raporda, ''Günümüzde Türkiye'de boşanmış ve yalnız yaşayan bireylerin, boşanmış ve çocukları ile tek ebeveynli olarak yaşayan bireylerin yer aldığı aile yapıları vardır ve bu ailelerin oranı önümüzdeki yıllarda artacaktır'' değerlendirmesinde bulunuldu. Öte yandan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ''Boşanma Nedenleri Araştırması ve İleri İstatistik Analizi Araştırması'' da başlattı.AA
'Summer' Klibine RTÜK'ten 'Müstehcen' Ceza
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) cinsel dürtüleri uyandıracak şekilde ritmik kalça hareketli, küvet, iç çamaşırlı yatak sahneleri bulunan İskoç DJ ve prodüktör Calvin Harris’in ‘Summer’ adlı klibi nedeniyle Kral Pop TV’ye ceza verdi. Tartışma yarattı RTÜK uzmanlarının hazırladığı raporda, “Sırf kadın bedeninin çıplaklığının cinsellik dürtüleri uyandıracak biçimde, yatak, küvet ve yatak odası gibi cinsellik algısı uyandırabilecek mekanlarda cinsel dürtülere hitap edici kıyafet ve figürlerle sergilenmektedir” ifadeleri yer aldı. RTÜK’te, uzmanların hazırladığı rapor tartışma yarattı. Muhalefet kontenjanından seçilen Üst Kurul üyelerinin klibin müstehcenlik içermediği ve tespitleri ağır olduğu görüşüne karşılık Ak Partili üyelerin oylarıyla Kral Pop TV’ye ceza kararı çıktı. Ceza miktarı, televizyonun bir önceki aydaki Reklam gelirlerinin yüzde biri oranında uygulanacak. Üst Kurul, ceza kararını RTÜK mevzuatının, “Gençlerin gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği saatlerde yayınlanmaması” ilkesi aykırılığına dayandırdı. Milliyet | ÖNDER YILMAZ Ankara
Dünya Kupası'nda Seksi Yasaklayan Ülkeler Elendi
Dünya Kupası kampında futbolcularına seksi yasaklayan ülkeler elendi. Oyuncularının sevgilileri veya eşleriyle kalmasına izin veren takımlar ise, kupada yoluna devam ediyor.Elenen Rus takımının futbolcuları yalnız seyahat ediyordu. Takımın hocası Capello, bazı oyuncuların eş ve kız arkadaşlarımız da kampa katılsın önerisini reddetti. Fransız takımı ise, kendinden beklenildiği gibi bu konuda diğer ülkelere göre daha 'esnek'. Takımın koçu Didier Deschamps 'bütün gece'yi yasaklamış, yalnızca 'rahatlamak' için 'bir süre takılmaya' izin veriyor. Elenen Nijerya takımı ise bu konuda biraz daha muhafazakardı. Yalnızca evli olan futbolcuların eşleriyle ilişkiye girmesine izin veriyordu. Kız arkadaşı olanlar ise olaya son derece uzaktı. Brezilya takımı ise en tuhafı: 'Akrobasi' yapmamak şartıyla, seks serbest. FUTBOLCULARINA SEVİŞMEYİ YASAKLAYAN ÜLKELER Rusya: ELENDİBosna Hersek: ELENDİŞili: ELENDİMeksika: ELENDİBAZI DURUMLARDA İZİN VEREN ÜLKELERFransa: ÇEYREK FİNALDEBrezilya: ÇEYREK FİNALDEKosta Rika: ÇEYREK FİNALDENijerya: ELENDİSERBEST ÜLKELER Almanya: ÇEYREK FİNALDEAmerika: GRUPTAN ÇIKTIHollanda: ÇEYREK FİNALDEİşviçre: GRUPTAN ÇIKTIUruguay: GRUPTAN ÇIKTIEurosport
Uyku Pozisyonu İlişkiniz Hakkında Bilgi Veriyor
Yatağınız da eşinize sarılarak mı yatıyorsunuz yoksa aranızda mesafe mi koyuyorsunuz bu davranışlar ilişkiniz hakkında bilgi veriyor. Edinburgh Uluslararası Bilim Festivali’nde yapılan araştırma sonucuna göre, eşi ile yatakta arasında 3 santimden daha az mesafe koyanlar, yatağın her iki ucunda ayrı ayrı yatanlara göre daha kaliteli ve mutlu bir ilişki yaşıyor. Hertfordshire Üniversitesi’nde, 1000 ile 1500 kişi arasında yapılan anket çalışmasında, insanların uyku alışkanlıklarının ilişkileri ile bağlantısı incelendi, ve neredeyse doğrudan bir bağlantısı var. Çiftler arasında 70 santimden fazla uzaklık olanların sadece yüzde 66′sı aralarındaki bağdan memnunken, aralarında daha kısa mesafe olan, yani kucak kucağa uyumayı seçen çiftlerin yüzde 86′sı ilişkilerinde çok mutlu. Diğer yandan dokunmak da çiftlerin mutluluklarının artmasını sağlıyor. Gece boyunca birbirlerine dokunmadan uyuyanların sadece yüzde 68′i mutluyken, uyku esnasında birbirine dokunmaktan kaçınmayan çiftlerin yüzde 94′ü mutlu bir ilişki yaşıyor. Araştırmaya göre çiftlerin sadece yüzde 12′si birbirlerine 2,5 santimden yakın mesafede dururken, çiftlerin yalnızca yüzde 2′si 75 santimden daha uzak yatıyor. Bu durumda çoğunluk, bu iki ölçünün ortasını tercih ediyor. Ne çok yakın ne de çok uzak…
Kadınların Elinde Birer Silaha Dönüşen 14 Sıradan Şey
Görünüşte gayet basit ve normal gelen şeyler kadınların ellerine geçtiklerinde bambaşka bir hal alıyor. Biraz seksist bir yaklaşım gibi görünebilir, ancak birçok kişi bunların doğru olduğunu biliyor. Hatta, yaşıyorlar.
Mutlu bir ilişkiye giden yol
Hayattaki en büyük arzularımızdan biri, aşkı bulmak. Sevmek, sevilmek ve yakınlık kurmak hepimizin hayali. Ancak yaşamın üzerimize yüklediği sorumluluklar ve stres, aşkı bulmamızı da zorlaştırıyor.İlişkilerin devamı için en önemli şeyin partnerler arası iletişim olduğu açık. Herkes birbirinden farklı olduğu için, mükemmel ilişkinin formülü diye bir şey de maalesef yok. Ancak mutlu bir ilişkiyi sürdürülebilir hale getirmek, genelde aynı yollar üzerinden geçiyor. Uplifers olarak, bu yolda size rehberlik etmesi için 15 yılı aşkın bir süredir Pschologytoday.com’da yazarlık yapan Hara Estroff Marano’nun önerilerini bir araya getirdik.Partnerinizi akıllıca seçin. Birinden etkilenmemizin birçok neden var ve bir kısmı kontrolümüz dışında gelişiyor. Ancak yine de partnerinizi seçerken, karakterine, kişiliğine, değerlerine, çevresiyle olan ilişkilerine dikkat etmenizde fayda var.İlişki hakkındaki düşüncelerinizin farkında olun. Partnerinizin ilişkiler hakkındaki görüşlerini de mutlaka öğrenin. Benzer fikirlere sahip olmanız, ileride yaşayacağınız anlaşmazlıkların önüne geçecektir.Cinselliği aşkla karıştırmayın. Özellikle ilişkinin başlarındaki heyecan ve karşınızdakine duyduğunuz cinsel çekim, aşık olduğunuzu düşünmenize yol açabilir.Devamı: http://www.uplifers.com/mutlu-bir-iliskiye-giden-yol/#ixzz36JDC4uJy
İlişkinizi Renklendirecek 3 Öneri
İlişkinizi sıkıcı bir hâlden kurtarıp daha canlı ve renkli bir düzene sokmak istiyorsanız, önerilerimize mutlaka göz gezdirin. İşte ilişkiyi canlandırmanın 3 muhteşem yolu... Uzun süreli ilişkiler, bir süre sonra rutine dönüp monoton bir şekilde ilerleyebiliyor. Bu durumun önüne geçmek ise çiftleri biraz zorlayabiliyor. İlişkinizi sıkıcı bir hâlden kurtarıp daha canlı ve renkli bir düzene sokmak istiyorsanız, önerilerimize mutlaka göz gezdirin. İşte ilişkiyi canlandırmanın 3 muhteşem yolu… Yavaş adımlarla ilerleyin İlişkiye başlar başlamaz içinizdeki her şeyi partnerinize dökmek yerine durup biraz bekleyin. Yavaş adımlarla ilerleyin ve her zaman size dair birkaç gizemli şeyi içinizde tutun. Partnerinizi sevdiğinizden emin olsanız bile gizemli yönlerinizi keşfetmesine ve sizinle daha fazla yakınlık kurmasına yardımcı olacak fırsatlar tanıyın. İlişkinizi bir solukta yaşayıp monotona sokmak istemiyorsanız, bu kuralı görmezden gelmeyin! Daha çok “Seni seviyorum” demelisiniz! “Seni seviyorum” cümlesini duymaktan daha güzel ne olabilir? Bu iki kelimenin mucizevi gücünden mutlaka yararlanın ve partnerinizi sevdiğinizi sıklıkla dile getirin. Uzun soluklu ilişkilerde alışkanlığın beraberinde getirdiği rutin durumdan dolayı sevgi sözcükleri daha az dile getiriliyor. Siz, “Yıllardır birlikteyiz, söylemesem de onu sevdiğimi biliyor” demeyin! Ne kadar zaman geçerse geçsin sevgilinize bol bol “seni seviyorum” deyin. Değişmekten ve gelişmekten korkmayın İlişkinizi rutine sokmadan keyifli bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız, değişimden ve gelişmekten korkmayın. “Ruh eşim” diye adlandırdığınız partneriniz yıllar içinde değişebilir. Aynı şekilde siz de eskiden olduğunuz gibi bir insan olmayabilirsiniz. Ancak önemli olan bu değişimleri kabullenip, kendinizi geliştirerek ilişkide yol almanız. Daha renkli bir ilişki için değişmekten asla korkmayın, sıkıcılıktan ve aynı şeyleri yapmaktan da uzak durun.