Kur'an-ı Kerim Haberleri

Kur'an-ı Kerim ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Kur'an-ı Kerim ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Şefkat Tepe'ye Diyanet Tepkisi
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Üyesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bünyamin Erul , 'Bu ve benzer filmler geçmiş yıllarda çeşitli velilerle ilgili yapılan filmlerde hep veliler gösteriliyordu. Son zamanlarda peygamberlerin ışık huzmesi şeklinde de olsa gösterilmesi yanlıştır. Bunun nereye kadar gidebileceğini de kestirmek zordur' dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Üyesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Erul, özel bir televizyon kanalında yayınlanan dizide bir ışık huzmesi şeklinde peygamber sahnesinin yer almasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Erul, asrımızda görsel malzeme ön plana çıktığı için kutsala dair her şeyin medyada yer almasının sıkıntılara yol açtığını belirterek, 'Kutsallara saygı Kur'an-ı Kerim'in temel emirlerinden bir tanesidir. Hz. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa'ya, Kur'an-ı Kerim'e, Kabe'ye, meleklere saygı ve bunlarla ilgili konuşurken yazarken, bunlarla ilgili görsel bir malzemeyi teşhir ederken çok dikkatli olunması gerekiyor. İhmal edilen bir husus bu alanda ilahiyatçılardan, alan uzmanlarından mutlaka bilimsel destek alınması gerekiyor. Bu ihmal edildiği için biraz da fazla emek verilmediği için çeşitli kısa filmlerde de benzer şeyler karşımıza çıkabiliyor' diye konuştu. PEYGAMBERİMİZ ROL MODELİMİZ ROL OYUNCUMUZ DEĞİL! Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Erul, konunun çok titiz olduğunu belirterek şöyle devam etti: 'Peygamber efendimiz bizim her şeyden önce rol modelimizdir. Ama asla rol oyuncumuz değildir, rol oyuncusu olamaz. Buradaki yanlış, bizim İslamdaki peygamber anlayışımızın yeniden sorgulanması gerekiyor. Kur'an-ı Kerim'e göre Peygamber efendimizin Mekke'de Medine'de yaşadığı siret gerçekliğine göre doğru bir peygamber anlayışına sahip çıkmamız gerekiyor. Bu ve benzer filmler geçmiş yıllarda çeşitli velilerle ilgili yapılan filmlerde hep veliler gösteriliyordu. Son zamanlarda peygamberlerin ışık huzmesi şeklinde de olsa gösterilmesi yanlıştır. Bunun nereye kadar gidebileceğini de kestirmek zordur. BAŞKA ÜLKEDE OLSA SOKAĞA DÖKÜLÜRLERDİ Aslında böylesi bir görüntü bir başka ülkede olsa, bir Pakistan'da, Endonezya'da, Malezya'da olsa belki kitleler sokağa dökülebilirdi. Bu tür şeylere meydan vermemek lazım. Bu tür filmler daha çok Hristiyan kültüründeki Hz. İsa'yı gökten indirme sahnelerini çağrıştırıyor. Bizdeki peygamber anlayışı çok daha ulvi çok daha nezihtir. Peygamberimizden bahsederken, peygamberimizi anlatırken, filmlere dizilere konu edinirken çok daha dikkatli olmamız gerekiyor.' İster bir rüyayı anlatsın ister bir film olsun günümüz insanının bilgilerini eğer görsel malzemeler oluşturuyorsa bunun bir imaj sorunu olduğunu kaydeden Erul, 'Peygamber imajını sıradanlaştıran, basitleştiren hatta bir ruh çağırmayı andıran bir sahne bir senaryo asla Peygamberimizin yüceliğine, onun şanına, onun kutsallığına yakışan bir sahne değildir. Peygamberimizin doğru anlaşılmasının tekrar altını çizmek istiyorum. Elbette salih rüya, sadık rüya haktır. İnsanlar rüyalarında peygamberimizi de pek ala görebilirler ama bunlar çok özel anlardır. Bir çok insan böyle bir rüya görmüşse, bunları paylaşmaz. Hele hele kamuyla, diziyle, filmle paylaşılması da doğru değildir' diye konuştu. ONU KENDİMİZE ÇAĞIRMAK YERİNE ONA GİTMEYE ÇALIŞIRDIK İslamın erken asırlarında peygamberimiz hakkında hadisler uydurulduğunu anlatan Erul, günümüzde de zaman zaman rüyalar uydurulabilmekte olduğunu kaydederek, 'Kasıtlı olarak yapılmasa bile böyle bir yanlışlık alay unsuru olabilmektedir. Ağır ifadeler var bunlar meydan vermemek gerekiyor. Peygamberimiz üsve-i hasenemizdir, rol modelimizdir ve o bütün siretini, sünnetini, ilkelerini ortaya koymuştur. Bizim onu asrımıza çağırmaya kalkışmamız doğru değildir. Eski adabımız çok daha iyidir, 'dahilek ya rasulallah'; 'sana kavuşabilsem ey Allah'ın Rasülü' derdik. Onu kendimize çağırmak yerine, kendimiz ona layık olabilmek için çabalar ona gitmeye çalışırdık, bu hassasiyeti korumamız gerekiyor' açıklamasında bulundu. ÇOCUKLAR PEYGAMBERİMİZİ IŞIKMIŞ GİBİ ALGILAYABİLİR İslam geleneğinde Peygamber efendimizin her hangi bir şekilde resminin çizilmediğini kaydeden Erul, 'Onun şeklini, şemalini, mübarek vücudunu anlatan şemaller var ama her hangi bir çizim yok. Görsel malzemelerde bir ışık huzmesi dahi yanıltıcıdır özellikle çocuklar peygamberimizi bir ışıkmış gibi algılayabilir. Gerek peygamberimiz, gerek büyük sahabilerin görüntülerinin gösterilmemesi daha idealdir' dedi. Allah Rasülü'ne iman etmek ve o inancın gereğini yerine getirmenin önemli olduğunu, 'Aslında insan rüyasında görmek isteyebilir. Ama Allahu Teala'nın bizden istediği onun çizgisine, sünnetlerine uymaktır. Asıl olan onun istediği ümmetinden olabilmektir. Müslümanlar dinlerinde ahlaklarında özen göstermeliler' diye konuştu. Erul, bilim adamlarının destekleri olmadan bu tür görsel malzemelerde yanlışlıkların olacağını, bilimsel desteğin şart olduğunu söyledi. Sansürsüz Medya
Mars'ta Yaşama Fetva Çıkmadı!
Müslüman alimler Mars'ta yaşama karşı fetva çıkardı. Fetvanın gerekçesi ise Mars'ta yaşamak için haklı bir gerekçe olmaması. Mars One projesiyle Mars'a koloniler kurmanın planlarını yaparken Birleşik Arap Emirlikleri Diyanet İşleri Başkanlığı fetva komitesi, Mars'ta yaşamaya karşı fetva yayınladı. Komite konuyla ilgili olarak yayınladığı açıklamada Mars'ta yaşamanın riskli olduğu ve intihar ile eşdeğer olacağı gerekçesiyle caiz olmadığını vurguladı. Birleşik Arap Emirlikleri'nden haber veren Khaleejtimes sitesinin haberine göre Mars'a yapılması planlanan tek yönlü seyahatin İslam tarafından uygun görülmeyeceği gerekçesiyle caiz görülmediği ifade edildi. Fetva kuruluna göre bu seyahate katılanlar ortada bir sebep yokken sonuçta acı bir ölümle ölecek ve ahirette de tıpkı intihar edenler gibi muamele görecek. Birleşik Arap Emirlikleri fetva kurulu başkanı Dr. Faruk Hamada, fetvayı Kur'an-ı Kerim'de Nisa Suresi'nin 29. ayetindeki 'Herhangi bir sebeple nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir.' ayetine dayandırdıklarını ve insanın kendi hayatını bu şekilde riske atmasının İslam'a göre caiz olmadığını kaydetti. UMUT YAVUZ / ROTAHABER
Birlikte Program Yapacaklar
Okan Bayülgen Cübbeli Ahmet Hoca'yı evinde ziyâret etti. Okan Bayülgen ile Cübbeli Ahmet Hoca'nın bu fotoğrafı büyük yankı uyandırdı. Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'yü evinde ziyaret eden Bayülgen'in Cübbeli'yle çektirdiği fotoğrafın perde arkası var. Okan Bayülgen, Cübbeli Ahmet Hoca ile program yapacağını geçtiğimiz günlerde açıklamıştı. Proje ajamasında olan programın Habertürk ekranlarında yayınlanacağını açıklayan Bayülgen, 'Çok temel bir ihtiyaç var. Kur'an-ı Kerim'de ne anlatılıyor? Ben Türkçesini okuyacağım, o orjinalini okuyacak. Her ayetin içeriği konusunda sohbetler olacak.' demişti. Cumhuriyet
Muhsin Yazıcıoğlu'nun Hayatını Kaybedişinin 5. Yılı
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin öldüğü helikopter kazasıyla ilgili, hem Meclis Komisyonu hem de Devlet Denetleme Kurulu rapor hazırladı. Her iki raporda da 'adli soruşturmaya' işaret edildi. Raporlarda uçuş bilgilerini gösteren elektronik cihazların enkazda bulunamamasına dikkat çekiliyor. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu 25 Mart 2009 günü seçim çalışmaları kapsamında Kahramanmaraş’tan helikopterle Yozgat’a hareket etti. Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişiyle havalanan helikopter ile bir süre sonra bağlantı kesildi. Helikopterin enkazına ise 27 Mart 2009’da ulaşıldı. Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili iddialar üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde aynı yıl içinde bir araştırma komisyonu kuruldu. Ancak ' Kaza Araştırma ve İnceleme Kurulu'nun nihai raporu' bu komisyonun çalışma süresi tamamlandıktan sonra Meclis’e ulaştı. Bunun üzerine kaza raporuyla ilgili gerekli incelemeler yapılamadığı gerekçesiyle ikinci kez Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Adalet ve Kalkınma Partili (AKP) milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen Meclis Araştırma Komisyonu raporuna Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) “muhalefet şerhi” koydu. Muhalefeti tatmin etmeyen Meclis raporunda “pilotaj hatasına” işaret edilirken uçuş bilgilerini kaydetme özelliğine sahip iki adet elektronik cihazın enkazda bulunamadığı belirtildi. İşte 2011 tarihli Meclis raporundan satır başları Enkazda bulunamayan cihazlar “Söz konusu cihazların marka ve modellerine ilişkin tespit, kazada hayatını kaybeden gazeteci İsmail Güneş’in çektiği fotoğraflar ve enkazdan alınan görüntüler üzerinden yapılmıştır. Uçuş sırasında mevcut olan ancak daha sonra bulunamayan her iki cihaz kullanıcı tarafından kayıt fonksiyonu aktif hale getirilmişse en güncel uçuş bilgilerini (konum ve zaman) kayıt edebilme özelliğine sahiptir. Cihazlar bulunmuş olsalardı helikopterin izlediği gerçek rota ve zaman bilgilerine ulaşmak mümkün olabilecekti.” ‘Pilot uçuşta ısrarcı oldu’ Meclis raporunda pilotun kuleden uçuş güzergâhı üzerindeki genel hava durumuna ilişkin bilgiyi almadığı belirtildi; “Hava aracının 25.03.2009 tarihinde yapmış olduğu uçuşundaki teknik donanımının yetersiz olduğu, pilotun tüm bu olumsuzluklara rağmen dönmeyi ya da iniş yapmayı düşünmeden uçuşta ısrarcı olduğu anlaşılmıştır” denildi. ‘Dışarıdan bir müdahale yok’ Meclis Araştırma Komisyonu, raporda “Helikoptere dışardan bir müdahale olmadığı” görüşüne de yer verdi: “Elde edilen bilgi ve belgeler ile bilgisine başvurulan kişilerin ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde helikopter gövdesi, elektronik cihazlar ve transmisyon ekipmanı üzerinde dışarıdan herhangi bir şekilde müdahale yapıldığı izlenimini verecek bir bulguya rastlanmadığı sonucuna varılmıştır.” ‘Zaman kaybedildi’ Raporda ayrıca arama kurtarma çalışmaları sırasında ‘yanlış değerlendirme’ yapıldığı ve cep telefonu sinyallerinden faydalanılarak elde edilen alan dışında arama yapılmasının zaman kaybına yol açtığı belirtildi ve “Bu, yanlış değerlendirmenin açık örneğidir” ifadesi kullanıldı. ‘İstihbari bilginin kaynağı ne?’ Meclis kazadan sonra kamuoyuna yansıyan “Helikopterin enkazına ulaşıldı, Muhsin Yazıcıoğlu ve diğer kazazedeler yaralı olarak Göksun Devlet Hastanesi’ne intikal ettirilmekteler” şeklindeki istihbari bilginin kaynağını da tespit edemedi: “Bu bilgi, Kayseri Valisi Mevlüt Bilici kaynak gösterilmek suretiyle kamuoyu ile paylaşılmıştır. Teyide muhtaç olan bu istihbari bilginin ne şekilde elde edildiği konusunda yetkililerin komisyonumuza vermiş oldukları bilgiler arasında belirsizlik ve tutarsızlıklar mevcuttur. Kazanın oluşumunun daha iyi anlaşılabilmesi ve tam olarak aydınlatılabilmesi, kapsamlı olarak yürütülecek adli ve idari bir soruşturma sonucunda mümkün olacaktır.“ CHP ve MHP rapora karşı görüş yazdı CHP ve MHP, Meclis'in raporunu eksik bularak muhalefet şerhi yazdı. CHP “İlgililerin komisyona arama ve kurtarma çalışmaları sırasında birtakım çalışmaların eksik ve yanlış yapıldığı görüşünü dile getirmesine rağmen bunların rapora yansıtılmadığını” savundu. MHP de “Kaza Soruşturma Kurulu’nun yetkili olmasına karşın uzman kişilerden oluşturulmadığı ve Ulaştırma Bakanlığı’nın yayınladığı kaza-kırım raporunda tahmine dayalı bilgilere yer verildiğini” belirtti. DDK: Kaza nedenleri Savcılık tarafından araştırılmalı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatı üzerine Devlet Denetleme Kurulu (DDK) da BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili bir rapor hazırladı. 21 Ocak 2011 tarihinde, soruşturmanın gizliliği gerekçe gösterilerek, raporun bir bölümü Cumhurbaşkanlığı internet sitesine konuldu. Bu raporda ise kazanın, pilotun 'yön kaybı' nedeniyle yaşanmış olabileceği ihtimaline yer verildi. Ancak DDK, Cumhuriyet Savcılığı'nca araştırılması gereken şüpheli noktaları da sıraladı: 'Helikopter enkazından, helikopterin kaza öncesine ilişkin irtifa, güzergâh gibi, kaza nedeninin belirlenmesine yardımcı olabilecek ilâve uçuş bilgilerini sağlayabileceği değerlendirilen cihazların kaza mahallinden yok olması / çalınması, Pilot ve yolcuların kanlarında sebebi açıklanamayan yüksek oranlarda karbonmonoksit gazı bulunması ile adli tıp uygulamalarındaki bazı düzensizlikler ve pilotun sağlık durumu hakkında tespit edilen yeni bilgiler, Arama kurtarma faaliyetlerinde yaşanan bilgi kirliliği ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından üretilen tek bilimsel veri çerçevesinde belirlenen kaza yerine ilişkin koordinatlarda hiç aramama yapılmamasına ilişkin ciddi ihmal ve eksiklikler birlikte düşünüldüğünde söz konusu hususların mutlaka Cumhuriyet Savcılığı’nca araştırılması gerekir.' Soruşturma dosyası Maraş'ta Özel yetkili mahkemelerin kapatılmasının ardından dosyalar farklı mahkemelere dağıtıldı. Bu kapsamda, Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma dosyası Malatya'dan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'na 20 Mart 2014 tarihinde ulaştı. Savcılık soruşturması sürüyor. (Kaynak: Al Jazeera)
İnternet Yasakları Cuma Hutbesinde...
Son günlerde tartışmaların odağında olan Diyanet İşleri Başkanlığı, tüm Türkiye’deki camilerde okutulan bu haftaki “hürriyet ve mesuliyet” konulu cuma hutbesi nedeniyle yine gündemde. Diyanet’e hutbede, AK Parti’ye destek anlamına gelecek ifadelere yer verdiği eleştirileri yöneltiliyor. Diyanet’in seçimden önceki son cuma hutbesinde tartışmalara yol açan ifadelerden birisi, Twitter ve Youtube yasağının işaret edildiği iddia edilen, “Günümüzde birçok hata, hürriyet kavramının yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır” sözleri oldu. Bir diğeri ise Suriye konulu ses kaydına göndermede bulunulduğu ileri sürülen, “Kitle iletişim araçlarıyla dünyamızın küçüldüğü, geminin dibini delmek isteyenlerin çoğaldığı, teknik imkânları kullanıp tabiatın ekolojik dengesini dahi bozacak kadar ileri gittikleri günümüzde…” şeklinde devam eden ifadeydi. Diyanet İşleri Başkanlığı, iki gün önce gündeme dair değerlendirmelerin yer aldığı açıklaması ile de tartışmalara yol açmıştı. nediyor.com
Karşınızda Dünyanın İlk Apartmanı!
İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerine ev sahipliği yapan Yemen'in, evleri insanı hayretler içerisinde bırakıyor. Taş, toprak ve kerpiçten yapılan ayrıca bazalt taşı kullanılan Yemen evlerinin dünyada eşi benzeri yok. Tarihi 3 bin yıl öncesine dayanan evlerin en genci ise 800 yıllık en yaşlısı ise 3 bin yıllık! Karşınızda 3 bin yıllık 15 katlı bir evi görünce inanamıyorsunuz. Bir hafta kaldığımız Yemen'de bizde bu evlere her an tanıklık ettik. Haber7'den Samet Tunçer'in haberine göre; Kur'an-ı Kerim'de inşa ettikleri yüksek binalarla tarif edilen Ad kavminin yaşadığı ülke olan Yemen, toprak ve kerpiçten yapılmasına rağmen yüzyıllardan beri ayakta kalabilen ve içinde hala yaşamın sürdüğü ilk gökdelenlere ev sahipliği yapıyor.Bugün UNESCO korumasında olan 3 bin yıllık Yemen evlerine özellikle başkent Sana'a ve Hadramut şehirlerinde rastlıyorsunuz. O günün imkanlarıyla çok katlı (apartman) evlerin yapılması sizi çok şaşırtıyor. Çünkü ne demir, ne tuğla, ne kolon ne de tuğla var. Evler tamamen toprak ve kerpiçten yapılma... Kaynak: Haber7 / Samet Tunçer
Başbakan Erdoğan: 'Türk Bayrağını Yakıp, Bira Şişeleriyle TC Yazdılar'
Başbakan Erdoğan, 'Fethe, İstanbul'un fethine zulüm gibi bakanlar, işte bu zihniyetlerinden dolayı gittiler, Türk bayrağını yaktılar. Bira şişeleriyle TC yazdılar' dedi. İSTANBUL Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Fethi işgal gibi gösterdiler, fethi, fütuhatı, fetih ruhunu toprak gibi fani değerlerle irtibatlandırıp, değersizleştirmek, fanileştirmek istediler. İşte biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Bizim olan, bize ait olan, çok değerli manalar ihtiva eden fetih ve fatih ruhu kavramını asla yitirmeyecek, onun örselenmesine de asla müsaade etmeyeceğiz' dedi.Erdoğan, Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen'in Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'nde düzenlediği 'Medeniyetimiz ve Büyük Türkiye Yolunda Eğitim, Fetih ve Gençlik' temalı Türkiye Buluşması'nda yaptığı konuşmada, buluşmayı tertiplemelerinden dolayı Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen'e teşekkür etti.Salondaki tüm katılımcılara, özellikle gençlere, Memur-Sen'in genç mensuplarına coşku, heyecan ve muhabbetlerinden dolayı sonsuz şükranlarını sunduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:'Bugün 29 Mayıs... İki şey beni farklı dünyaya götürdü, bunlardan bir tanesi malum salon yapıldığında adı farklıydı sonra 'bir isim bulunsun' dendi ve ismini bundan önceki gelişimizde Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi olarak burada açıklamıştık. Ve bugün de bir taraftan fetih bir taraftan da Yahya Kemal'in o fetihle ilgili bütünleşen dörtlüğü aklıma geldi az önce... 'Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yarabbi, senin uğrunda ölen ordu budur Yarabbi, ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, galip et çünkü bu son ordusudur İslam'ın' diyordu Yahya Kemal.'Başbakan Erdoğan, farklı bir mücadelenin Yahya Kemal'e bu dörtlüğü söylettiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:'O büyük fethin, çağlar kapanıp çağların açıldığı, dünyanın istikametini değiştiren o muhteşem fethin 561. yıl dönümünü bugün birlikte kutladık, kutluyoruz. Alemlere rahmet olarak gönderilmiş Hazreti Peygamberin övgüsüne mazhar olan fatihler fatihi Fatih Sultan Mehmet'i bu vesileyle bir kez daha rahmetle, minnetle yadediyorum. Aynı şekilde o övülmüş orduyu, Fatih'in o kahraman ordusunu hürmetle anıyor, o ordunun tüm zabitlerine, tüm neferlerine de buradan bir kez daha rahmet niyaz ediyorum. Bu vesileyle Eğitim Bir-Sen'in kurucusu, büyük dava ve edebiyat adamı Mehmet Akif abimizi de rahmetle anıyor, emeklerinin boşa gitmediğini bugün burada görüyor olmanın mutluluğunu yaşadığımı belirtmek istiyorum.''Fetih asla ve asla işgal değildir'Başbakan Erdoğan, bir noktaya özellikle dikkati çekmek istediğini belirterek, 'Fetih asla ve asla işgal değildir. Fetih zorla almak değildir, gasbetmek hiç değildir. Fetih açmaktır, fetih engelleri ortadan kaldırmaktır, fetih hem kapılardaki hem gönüllerdeki mühürleri ve kilitleri kırıp atmaktır' diye konuştu.Fethin, şehir surlarını aşmak değil, gönüllerin etrafına örülmüş surları, duvarları, kaleleri aşmak, gönüllere ulaşmak olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:'Hatırlayın sevgili kardeşlerim, Medine işgal edilmemiş, fethedilmişti. Mekke savaş zoruyla değil, fetihle alınmıştı. Kudüs zorla ve zorbalıkla değil, bir emanet hassasiyetiyle geri alınmış, yani fethedilmişti. İşteİstanbul da fethe ve fatihe mazhar olmuş, fetihle şereflenmiş bir şehirdir. İstanbul, silahlardan öte gönüllerle ve dualarla kuşatılmış, böyle bir inançla, böyle bir ihlas ve samimiyetle köhne kapılarındaki köhne kilitler kırılmıştır.'  Başbakan Erdoğan, İstanbul'un teslim alınan bir şehir olmadığına vurgu yaparak, 'İstanbul teslim alan, gönülleri kendisine aşkla mahkum eden bir şehir oldu. İşte onun için her birinizin fetih kelimesinin manasını çok iyi öğrenmenizi, anlamanızı, fetih ruhunu son nefesinize kadar iftiharla taşımanızı sizlerden rica ediyorum' şeklinde konuştu.Fetih kavramının içini boşaltmak, onu değersizleştirmek, onu manasız göstermek, onu farklı manalarla kötü göstermek için her şeyin yapıldığını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:'Fethi işgal gibi gösterdiler, fethi, fütuhatı, fetih ruhunu toprak gibi fani değerlerle irtibatlandırıp, değersizleştirmek, fanileştirmek istediler. İşte biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Bizim olan, bize ait olan, çok değerli manalar ihtiva eden fetih ve fatih ruhu kavramını asla yitirmeyecek, onun örselenmesine de asla müsaade etmeyeceğiz. Yunus Emre o arı, duru Türkçesiyle, o süt gibi temiz Türkçesiyle aslında bizim fetih ruhumuzu son derece öz biçimde ifade ediyor. 'Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için, dostun eli gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim'.''Fetih, ekmeğini yoksulla paylaşmaktır'Erdoğan, fethin gönüller yapmak, bir gönle girmek olduğunu ifade ederek, 'Fetih, ekmeğini yoksulla paylaşmaktır, fetih komşunun hatırını sormaktır, yetimin başını okşamaktır. Mazlumun feryadını duymak, mazluma el uzatmaktır' dedi. Fethin adalet, zulmün ve zalimin kilitlediği kapıları açmak, zulüm kilidini kırmak ve parçalamak olduğuna dikkati çeken Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Medeniyet fetihle mümkün olur, bir kapıyı açmadan, bir gönül şehrine girmeden fetih olmaz. Fetih varsa medeniyet vardır, fatih varsa medeniyet vardır. Kardeşlerim kalem kılıcı keser, işte fetih budur. Fetih, kalemin kılıçtan üstün olduğunu anlamak, kapıları da kalemle, kelamla açabilmektir. Kardeşlerim, Anadolu fethedilmiştir, İstanbul fethedilmiştir dikkat ediniz işgal edilmemiş, ilhak edilmemiş, bütün bu topraklar fethedilmiştir. Toprak fetih sayesinde sevgiyle buluşmuş, dostlukla, dayanışmayla, kardeşlikle buluşmuştur. Medeniyet fetih sayesinde bu topraklardan neşvünema etmiştir.'Fatih Sultan Mehmet'in Bosna fethindeki fermanıBaşbakan Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet'in Bosna'yı fethettiğindeki fermanını anımsatarak, şöyle devam etti:'Şu anda salonda Bosnalı kardeşlerim var. Bosnalı kardeşlerime de hoş geldiniz diyorum, aynı zamanda geçmiş olsun diyorum, sel felaketinde ölenlere de Allah'tan rahmet diliyorum. Ne diyor Fatih fermanında, 'Ben ki Sultan Mehmet Hanım. Halkımın tamamına ve devletimde üst düzeyde bulunanlara malum olsun ki iş bu fermanımla Bosna rahiplerine lütfumu artırıp, yeri ve göğü yaratan Allah'ın hakkı için, ulu Peygamber hakkı için, 124 bin peygamber hakkı için ve kuşandığım kılıç hakkı için şöyle buyurdum, bu kişilerin yaşadıkları yerlere ve kiliselerine kimse mani olmayacak, sıkıntı vermeyecek ve herkes yerinde kalacaktır. En başta yüce hazretim bulunmak üzere vezirlerimden ve kullarımdan ve halkımdan hiç kimse bu kişilere, canlarına, mallarına ve kiliselerine taarruz etmeyecek, onları incitmeyecek, yabancıların buraya yerleşmek üzere gelmelerine karşı çıkılmayacaktır. Yukarıda bahsi geçen kişiler için himmet buyurup, lütfettiğim bu fermanımda yazılı olanlara muhalefet etmeyenler bana iyi bir şekilde hizmette bulunmuş ve emirlerime uymuş olacaklardır. 1463 yılının 28 Mayısında yazıldı bu ferman, işte fetih budur kardeşlerim, fetih budur... Fetih insana saygıdır, yaradılana yaradandan ötürü hürmettir, hoşgörüdür. Fetih ruhunu anlamayan ne insan sevgisini anlar, ne bizim medeniyetimizin ruh kökünü anlar, ne de barışı, diyaloğu, hoşgörüyü anlar.'Erdoğan, 'Bundan 1 yıl önce, İstanbul'da bazı kendini bilmezler, bazı densizler gittiler duvarlara 'Zulüm 1453'te başladı' diye yazdılar, maalesef...İşte bu zihniyet, barışı savunamaz. Bu zihniyet hakkı, adaleti, dayanışmayı, dostluğu, kardeşliği savunamaz' dedi. Başbakan Erdoğan, 1 yıl önce yaşanan Gezi Parkı odaklı olaylara değinerek, şunları söyledi:'Bundan 1 yıl önce, İstanbul'da bazı kendini bilmezler, bazı densizler, gittiler duvarlara 'Zulüm 1453'te başladı' diye yazdılar, maalesef.... İşte bu zihniyet, barışı savunamaz. Bu zihniyet hakkı, adaleti, dayanışmayı, dostluğu, kardeşliği savunamaz. Bu zihniyet, fethi de anlamamış, fetih medeniyetini de anlamamış bir zihniyettir. Onun için bunlar molotofkokteylleriyle cam çerçeve indirirler, insanları öldürürler. Onun için başörtülü kızlarımıza alçakça saldırdılar. Onun için mabetlerimize saygısızlık yaptılar. Onun için sokakları savaş alanına, çatışma alanına çevirmek istediler. Fethe, İstanbul'un fethine zulüm gibi bakanlar, işte bu zihniyetlerinden dolayı gittiler Türk bayrağını yaktılar. Bira şişeleriyle TC yazdılar. Bölücü örgüt liderlerinin posterleriyle Gazi Mustafa Kemal'in posterlerini yan yana açtılar. Fethi ve fetih ruhunu anlamış bir gençlik bunları yapmaz. Medeniyet tasavvuru olan bir gençlik, bizim gençliğimiz bunları yapmaz.''Tarihinin, ecdadının, kendi öz medeniyetinin ruhuna vakıf olmuş bir gençliğin, asla böyle ahlak dışı hareketlerin' içine girmeyeceğini kaydeden Erdoğan, 'Bizim medeniyetimizin gençliği, haksızlık karşısında sesini yükseltebilecek cesarete sahip bir gençliktir. Bizim medeniyetimizin gençliği, eleştiren, haksızlığa itiraz eden, 'yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum' diyen bir gençliktir ama aynı zamanda bizim medeniyetimizin gençliği Hakk'ın takdirini kendinde uman, ahlaklı, yüksek seciyeli, büyük düşünen, büyük hayaller kuran ve büyük hedeflere ilerleyebilen bir gençliktir. Türkiye'nin gençliği, Hazreti Hamza gibi yürekli bir gençliktir. Türkiye'nin gençliği, Hazreti Ömer gibi adaletli bir gençliktir. Bizim gençliğimiz, elif gibi dimdik, hakkı hatırlatan, Hakk'ı hatırlayan omurgalı bir gençliktir' ifadelerini kullandı. İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy'un bu gençliğe, 'Asım'ın nesli' dediğini kaydeden Erdoğan, Ersoy'un, 'Asım'ın nesli diyordum ya... Nesilmiş gerçek/İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek/Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar.../O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar' şeklindeki dizelerini okudu.Erdoğan, gençlere seslenmeyi şu sözlerle sürdürdü:'Biz kula kul olmadık, olmayacağız. Biz kullar karşısında eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Biz sadece Hakk'ın karşısında eğiliriz. Genç kardeşlerim! Sizler var ya, o kadar talihlisiniz ki; fetih ruhunu bir miras olarak, bir emanet olarak devralmış bir gençliksiniz. Evet... Bu bir talihtir ama bu aynı zamanda mesuliyettir. Sizler, tarihinize karşı mesulsünüz. Sizler, ecdadınıza karşı, medeniyetinize karşı mesulsünüz. Sizler, Sultan Alparslan'ın, Osman Gazi'nin, Fatih Sultan Mehmed'in mirasına karşı mesulsünüz. Sizler, Şeyh Edebali'ye, Ahmed Yesevi'ye, Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye, Ahmed-i Hani'ye, Mehmet Akif'e karşı, merhum Akif İnan'a karşı mesuliyet taşıyan gençlersiniz. En önemlisi de sizler, Gazi Mustafa Kemal gibi gazilerimize, 'toprağı sıksan fışkıracak' şehitlerimize karşı mesul gençlersiniz. Sizin omuzlarınızda çok büyük bir dava taşı var. Selçuklu'dan başlayıp Osmanlı'ya, oradan başlayıp Cumhuriyet'e taşınmış dava taşını, şimdi sizler yüklenecek, sizler geleceğe, geleceğin gençlerine taşıyacaksınız.'Şair Arif Nihat Asya'nın, 'Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın/Fatih'in İstanbul'u feth ettiği yaştasın!/Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın/Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!' şeklindeki dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle dedi:'Sizler, çatışan gençlik olmayacaksınız. Sizler, medeniyetini, kültürünü, dilini, milli ve manevi değerlerini unutan, örseleyen ve örseleten bir gençlik olmayacaksınız. Sizler, kutuplaştıran, kamplaştıran, ayrıştıran, farklı olana hor bakan bir gençlik de olmayacaksınız. Sizler, edebi ve adabı ayaklar altına alan, bu toprakların hamurundaki edebi çiğneyen bir gençlik asla olmayacaksınız. Ben size inanıyorum. Sizler okuyacaksınız. Bu toprakların yazarlarını, şairlerini okuyacaksınız. Bu toprakların mütefekkirlerini okuyacaksınız. Dünyayı çok yakından takip edecek, en az bir yabancı dili iyi bilecek, dünya yazarlarını dünya mütefekkirlerini okuyacaksınız. İradenize ipotek konulmasına müsaade etmeyeceksiniz. Kardeşlerim! Sahte peygamberlere, sahte şeyhlere, sahte hocalara itibar etmeyeceksiniz. Örgüt çıkarlarını, dininin, peygamberinin bile üzerinde gören, örgüt mensuplarını kandırmak için, sevgililer sevgilisi peygamberimizi, Miraç gecesinde, kat kat semadan indirip, kamyonete bindirecek kadar edepten uzaklaşan örgütlerin peşine takılıp gitmeyeceksiniz. Çatışmayı, can almayı, kırıp dökmeyi ideal haline getirmiş örgütlerin tuzağına düşmeyeceksiniz. Başkasının fikrine, özgürlüğüne, değerlerine saygı göstermeyen, başkasının hayat tarzına tahammül edemeyen akımlara asla pirim vermeyeceksiniz. Medeniyetimizin temel kaynakları, her zaman biliyorum ki sizin rehberiniz olacaktır. Ecdadınız özellikle de şehit dedeleriniz, dedeleriniz, sizlerin, bizlerin rehberi olacaktır. Karşılaştığınız her yeni durumu hakkaniyet nizamında tartacak ve istikametinizi ona göre belirleyeceksiniz. İnanıyorum ki bu sayede şaşmayacak, şaşırtılmayacaksınız.' Gençlerden ülke ve dünya meselelerine ilgi göstermelerini isteyen Erdoğan, siyasetten uzaklaşıp kaçmamalarını tavsiye etti. 'Seçilme yaşı 18' Göreve geldiklerinde seçilme yaşını 30'dan 25'e indirdiklerini, şimdi de 18 olması önerisini tartışacaklarını ve bu adımı da atacaklarını bildiren Erdoğan, 'Seçme seçilme yaşını 18... Almanya böyle, Hollanda böyle. Avrupa'daki bir çok ülkede bu böyle. Bazılarında da 21... Değerli kardeşlerim 18... Seçilmeye niye bu hakkı vermiyorsun? Zor olan seçilmek değil, seçmektir' dedi. Seçilme yaşı 25 olduğunda MHP'den dile getirilen eleştirilere değinen Erdoğan, 'Seçilme yaşı 25 olduğunda, MHP'nin bir temsilcisi Meclis'te basın toplantısı yapıyor. İki genci sağına, soluna almış... Söylediği ne? 'Çoluk çocuğa mı bırakacağız parlamentoyu' diyor. Ben bir kısım genç kardeşlerimi anlamıyorum. Size güvenmeyen, size inanmayan... 'Parlamentoyu çoluk çocuğa mı bırakacağız' diyenlere sormak lazım, sana mı bırakacağız? Parlamentoya kim gelecektir? Halkından temsil yetkisini alan gelecektir. Şu anda 25 yaptık da parlamento 25 yaşında olanlarla mı doldu? Şu anda 25-30 yaş arası genç sayısı parlamentoda parmak sayılarını geçmez. 550 kişilik parlamentoda parmak sayılarını geçmez. Durum bu ama bizim ufuk vermemiz lazım. Genç kuşaklar, genç nesiller, 'Ben üniversiteyi bitirir bitirmez siyaset yapmak istiyorum ve parlamentoya gireceğim' azmiyle koşar' diye konuştu. Erdoğan, 'Biz devlet yönetiyoruz, bakkal dükkanı yönetmiyoruz. Bizim bir bütçemiz var. Cumhuriyet tarihinde bizim dönemimizde alındığı kadar öğretmen hiçbir dönemde alınmadı. Bunu bir defa görmemiz, bilmemiz lazım' dedi.Gençlerin, sorunlardan kaçmak yerine üzerine gitmelerini isteyen Erdoğan, 'Sorunların bir parçası olmak yerine çözümlerin parçası olacaksınız. Yüreğinizde var olan, işte o fetih ruhuyla, size kapanan kapıların hepsini açmak için gayret gösterecek, mücadele edeceksiniz. Biz ne yapıyorsak sizler için, gençlerimiz için yapıyoruz. Bizim gençliğimizde mahrum kaldıklarımızdan siz mahrum kalmayın istiyoruz. Bizim gençlik yıllarımızda yaşanan hatalar tekrarlanmasın istiyoruz' diye konuştu.Erdoğan, yıllarca okulların kapılarında, üniversitelerin kapılarında başörtülülerin horlandığını, onlara her türlü zulmün yapıldığını, başlarından örtülerinin çekilip alındığını dile getirerek, şunları kaydetti:'Biz baba olarak bu acıyı çektik ama karşımızdaki ana muhalefet veya yavru muhalefet, bunlar bu acıyı çekmediler. Biz çektik. Ama öyle veya böyle sonunda hamdolsun o da halloldu. Şimdi başörtülü kızlarımız üniversiteye gidiyor mu? Gidiyor. Devlet dairelerinde çalışıyor mu? Çalışıyor. Daha eksikler yok mu? Var. İnşallah onlar da hallolacak. Siyaseti de sizlerle, gençlerle yapmak istiyoruz. İşte onun için seçme yaşını, seçilme yaşını da inşallah düşürüyoruz. Makamlarda, koltuklarda eskiyip gitmek yerine, 3 dönem kuralıyla makamları gençlere emanet ediyoruz. Hücreler yenilensin, tazelensin. Size güvendiğimiz, inandığımız için büyük Türkiye hedefini, yeni Türkiye idealini gençlik üzerine inşa ediyoruz.''Çok önemli reformlar yaptık'Başbakan Erdoğan, Türkiye'de çok önemli reformlar yaptıklarına işaret ederek, en başta 'eğitim' diyerek pırıl pırıl, donanımlı, birikimli, sorumlu, sağduyulu bir gençliğin yetişmesine bir kapı araladıklarını söyledi.Eğitimde anlamsız yasakları gençler için kaldırdıklarını dile getiren Erdoğan, iktidara geldiklerinde milli eğitim bütçesinin gerilerde olduğunu, kendilerinin ise bunu birinci sıraya çıkardıklarını ve bütçenin yarısını bu alana ayırdıklarını aktardı.Erdoğan, personel atamalarında da birinci sırayı milli eğitime ayırdıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:'Şimdi bize zaman zaman geliyor kardeşlerimiz, öğretmenler işte 'Bize bir 10 bin daha, 20 bin daha'... Biz devlet yönetiyoruz, bakkal dükkanı yönetmiyoruz. Bizim bir bütçemiz var ve az önce değerli Bakanımın da ifade ettiği gibi, Cumhuriyet tarihinde bizim dönemimizde alındığı kadar öğretmen hiçbir dönemde alınmadı. Bunu bir defa görmemiz, bilmemiz lazım. Ücret politikaları noktasında bir yerlerle kıyasa düşersek orada da yanlış yaparız. Yine bu dönemde yapıldığı kadar hiçbir dönemde yapılmadı. Yeterli mi? Şüphesiz değil. Ama bütün bunlara biz yine elimizden geldiği kadarıyla desteği vereceğiz. Tabii ben bugün toplu sözleşme masasında olmadığımı zannediyordum. Biz bugün burada tabii, işte şuraya yazılmış, nedir, 'Medeniyetimiz ve Büyük Türkiye Yolunda Eğitim, Fetih, Gençlik', bunu konuşacağız. Toplu sözleşme için zaten toplu sözleşme zamanı var. Orada ilgili bakanlarımızla oturuluyor konuşuluyor, gerekirse de biz müdahale ediyoruz.' 'Türkiye'nin sorunlarını birlikte aşacağız'Erdoğan, genel başkanından üyelerine kadar tüm Memur-Sen'lilere, Eğitim Bir-Sen'lilere teşekkür ederek, 'Büyük medeniyet yolculuğunda bize destek olduğunuz için ayrıca sizlere teşekkür ediyorum. Demokrasiye, milli iradeye, sandığa sahip çıktığınız için sizlere teşekkür ediyorum. 28 Şubat'ta dik durduğunuz için, 27 Nisan'da dik durduğunuz için, Gezi provokasyonlarında, 17 ve 25 Aralık darbe girişiminde dimdik durduğunuz için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. En çok da gerçekleştirdiğimiz reformlara verdiğiniz destek için, katkı için sizlere şükranlarımı sunuyorum' diye konuştu. İmam hatiplerin kapılarındaki kilitleri birlikte açtıklarını, 4+4+4 uygulamasını birlikte getirdiklerini, üniversitelerde başörtüsü sorununa birlikte son verdiklerini, kamuda başörtüsüne birlikte serbestliği sağladıklarını, düz liselerde Kur'an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi derslerini birlikte seçmeli ders yaptıklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Anayasa halk oylamasından Çözüm Süreci'ne, ekonomiyi büyütmekten aktif dış politikaya kadar her alanda sizlerle beraber yürüdük. Mısır'da demokrasiyi birlikte savunduk. Esma yavrumuz için, Esma gibi şehitler için birlikte gözyaşı döktük. Suriye meselesini, Filistin davasını birlikte omuzladık. Myanmar'dan Somali'ye kadar mazlumlara birlikte el uzattık. Afganistan'dan Sırbistan'a kadar ihtiyaç sahiplerine birlikte ulaştık. Yeni Türkiye için hep birlikte çalıştık. İnşallah bu muhabbetimiz sarsılmadan devam edecek. Çok sorunu geride bıraktık, inşallah daha çok sorunu geride bırakacağız. Türkiye'nin sorunlarını birlikte aşacağız. Memur-Sen'in gençlerine, Türkiye'nin gençlerine inşallah çok daha aydınlık bir Türkiye'yi emanet bırakacağız. Fethin 561. yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyorum. Bu şehrin Fatih'ini, onun ordusunu, onun neferlerini bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Memur-Sen'e, Eğitim Bir-Sen'e, Genç Memur-Sen'e katılan tüm kardeşlerimize, fetih coşkusunu bir kez daha bize ve Türkiye'ye yaşattığınız için teşekkür ediyorum.'Buluşmadan notlarDavetliler, Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi'ne üst aramasından geçirilerek alınırken, program başlamadan önce salon tamamen doldu.Sahnenin her iki tarafına Türk bayrağı, Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakan Erdoğan'ın büyük posterleri asıldı.Etkinlik, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve Soma'da hayatını kaybeden madenciler için okunan hatimlerin duasıyla başladı. Etkinlikte Grup Yürüyüş de konser verdi.Salona davetlilerin sloganları eşliğinde giren Erdoğan'ın konuşması sık sık alkışlar ve sloganlarla kesildi.Başbakan Erdoğan'a konuşmasının ardından günün anısına Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, öğretmenlerin anılarının yer aldığı kitap ve Memur-Sen kurucu başkanı merhum Mehmet Akif İnan'ın eserlerini hediye etti.Etkinliğe, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da katıldı.Muhabir: Muharrem AksakallıAA
Arda Turan'dan Fenerbahçe Açıklaması
Atletico Madrid'in yıldız Arda Turan transferden özel hayatına kadar önemli açıklamalar yaptı.Uğura inandığını ifade eden Arda, “Her maç konçumun altını keser, beyaz çorap giyerim mesela” dedi. Arda Turan, maçlardan önce Barış Manço’nun “Gibi Gibi” ile Ahmet Kaya’nın “Ayrılığın Hediyesi” şarkılarını dinlediğini söyledi. Yasin suresinin uzunluğunun 11 dakika 32 saniye olduğunu kaydeden Arda, “15 dakikalık ısınmamı Yasin suresiyle yapıyorum. Benim için çok önemli, çok özel bir alan” dedi. En çok Kur’an-ı Kerim’i okuduğunu dile getiren Arda, “Hemen hemen her akşam. Çok yorgunsam en azından bir ayet okuyorum. Allah’ın yazdığı bir kitap sonuçta. İyi geliyor” ifadelerini kullandı. İngilizce ve İspanyolca konuşmak istediğini belirten Arda Turan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Acun Ilıcalı’nın İngilizcesini beğendiğini ifade etti. Transfer dedikodularında başı Atletico Madrid çekiyor. Dağılıyor mu takım? 2017’ye kadar kontratım var. Ekstra bir durum yok. Takım olarak çok başarılı bir yıl geçirmişiz. 2-3 senedir Avrupa’nın en iyileri arasında gösteriliyoruz. Oyunculara teklif yağması çok normal.Telefonda mı tüm dualar? Tabii. Genelde Yasin suresi dinliyorum. 11 dakika 32 saniye... 15 dakikalık ısınmamı Yasin suresiyle yapıyorum. Benim için çok önemli, çok özel bir alan. Fatih Terim’in “What can I do sometimes?”ı hâlâ internette dolaşımda... Yok, ben en çok Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le Acun Abi’nin (Ilıcalı) İngilizcesini beğeniyorum. Türk gibi konuşuyorlar. Kasmıyorlar. Karşındakine derdini anlatabiliyorsan yeter. Türk aksanı gayet iyi bence. “Takım arkadaşlarıyla Ibiza’da, St. Tropez’de eğlenmek varken hâlâ ne işi var Ahmetcan’lar, Oğulcan’larla Bodrum’da Çeşme’de” diyen çok... Miami, New York, San Antonio’daydı tüm takım. Beraber NBA finallerini izledik. Bunları anlatmaya, göstermeye gerek yok ki. Ondan önce İspanya’da da tatil yaptım Yunanistan’da da... Çok merak etmesinler. Nerede kimlerle, ne zaman tatil yapıp nasıl mutlu olacağımı çok iyi bilirim. O işi bıraksınlar. Dünyanın her yerinde eğlenip istediğim köşesinde denize giriyorum Allah’a çok şükür. FENERBAHÇE’DE OYNAR MI? Yıllar geçtikçe daha profesyonel düşünüp ‘Batı kafası’nda karar verip Fenerbahçe’de oynar mısınız? En büyük profesyonelliğim içimdeki amatör ruh. Onu kaybedersem ben ben olamam. O amatör ruhun huyu suyu, hali tavrı değişir mi zamanla? Ben Arda’yım; karakterim konusunda değişmem. Atlético Madrid’in kontratlı bir futbolcusu olarak Galatasaray ile Fenerbahçe arasında bir seçim veya yorum yapmak, kulübüme saygısızlık olur. ARDA’NIN 24 SAATİ İspanya’dayken 9 gibi kalkıyorum. Genelde evde kahvaltı ediyorum. Peynir, ekmek, portakal suyu, taze meyve ve mısır gevreği yiyorum. Antrenman 10.30’da başlıyor; 1-1.5 saat sürüyor. Sonrası haftanın röportajları, çekimleriyle geçiyor. Öğle yemeği için eve dönüyorum. Mesafe 10 dakika. Sebze yiyorum, yanında da mutlaka yoğurt. Her gün 2-2.5 saat öğle uykum var. Tek boş zamanım akşamüstü. İki köpeğim Bayram ve Paşa’yı yürüyüşe çıkarıyorum. Akşam yemeğe çıkıyorum. Mesela El Torado’ya gider balık yerim. Bodrum ya da Çeşme’deyken Bodrum üstüme üstüme gelmeye başladı. Alaçatı’da daha iyiyim. Yalıkavak çok iyi ama. Mübariz Mansimov çok sevdiğimiz bir abimizdir. Marinayı çok güzel yapmış. Çeşme’de ne olacağı belli olmuyor ama Marrakesh’i çok severim. Aile ortamı gibi geliyor. Yemek Tuval ya da Before Sunset’te yeniyor. Adrian’ın (Lopez) Çeşme tatilini ben organize ettim. Neredeyse tüm Türk yemeklerini tattırdım. Hepsine de bayıldı.eurosport
İsrail'in Kara Harekatını Protesto Edenlere Polis Müdahalesi
İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı kara harekatı İstanbul ve Ankara başta olmak üzre Türkiye'nin birçok kentinde protesto edildi. Ankara'daki eyleme AKP ve CHP'li vekiller de destek verdi. İstanbul'daki İsrail Konsolosluğu'na girmek isteyen gruba polis zaman zaman müdahale etti. Gerginlik sabah saatlerine kadar sürdü.İsrail'in Filistin'e yönelik kara harekatını protesto eden bir grup, İsrail'in Levent'teki Başkonsolosluğu önünde protesto gösterisinde bulundu, binanın camlarını kırdı, içeriye girmeye çalıştı. Çevik kuvvet ekipleri, eylem yapan gruba biber gazıyla müdahale etti. Ankara'da da çok sayıda kişi, İsrail Büyükelçisi'nin konutunu taş yağmuruna tuttu. Konutun camları kırılırken, bahçe duvarına ise Filistin bayrağı asıldı. İsrail'in Filistin'e yönelik kara harekatını protesto eden kalabalık, saat 01.30 sıralarında İsrail'in Levent'teki Başkonsolosluğu önünde toplandı. Ellerinde Filistin bayrakları bulunan grup, 'İstanbul'dan Gazze'ye direnişe selam', 'Katil İsrail Filistin'den defol', 'Vur vur Hamas vur, İsrail'e vur' şeklinde slogan atıp sık sık tekbir getirdi. Eylemciler slogan attıktan sonra Büyükdere Caddesi'ni yaklaşık 10 dakika trafiğe kapattı. Polis tarafından uyarılan kalabalık grup, caddeyi daha sonra tekrar trafiğe açtı. Bu sırada bir vatandaş da duvara sprey boya ile 'Soyun kurusun katil Yahudi' yazdı. Bazı vatandaşlar ise konsolosluğun önünde ateş yaktı. Binaya girmek istediler, polis müdahale etti Saat 02.30'da da kalabalığın içinden bir kaç kişi İsrail Başkonsolosluğu'nun bulunduğu binanın duvarına tırmandı; binanın camlarını kırdı. Bazı göstericiler de binanın dış kapısını kırarak içeri girmeye çalıştı. Bunun üzerine konsolosluk çevresinde önlem alan çevik kuvvet ekipleri, kalabalığa biber gazı, tazyikli su ve boyalı mermi ile müdahalede bulundu. Müdahale sonrası göstericilerden bir kaçı, polislerin bulunduğu alana taş attı. Gerginlik bir süre sonra da sona erdi. Polis 2'nci kez müdahale etti Müdahalenin ardından eylemciler slogan atıp eylemlerini sürdürmeye devam etti. Kalabalık grup, bir süre sonra yeniden konsolosluk binasına yürüyüp, binanın camlarına taş atmaya başladı. Bunun üzerine çevik kuvvet ekipleri göstericilere tekrar tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti. Gerginlik sabah saatlerine kadar sürdü. İsrail'in Gazze'ye karadan saldırısını protesto eden gruptan bazılarının, İsrail'in İstanbul Başkonsolosluğu'nun bulunduğu plazanın önünde bekleyişi sürüyor. Çevik Kuvvet polisleri Yapı Kredi Plaza etrafında güvenlik önlemlerini artırırken, gece yapılan protesto sırasında devrilen bariyerler belediye ve polis ekiplerince tekrar plaza etrafına yerleştirildi. Bahçe duvarlarına asılan Filistin bayrakları, duvarlara ve otobüs duraklarının üzerindeki reklam panolarına yazılan İsrail'i eleştiren içerikteki yazılar sabah saatlerinde ilgi çekici görüntülere neden oldu. Levent Büyükdere Caddesi'ndeki konsolosluğun bulunduğu plazanın önünde bekleyen yaklaşık 100 kişilik grup, dualar okuyarak protestolarını sürdürüyor. Ankara'daki eyleme vekillerden destek AK Parti'li birçok milletvekili ile CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, İsrail Büyükelçiliği konutunun önünde, İsrail'in Gazze'ye kara harekatını protesto etti. Milletvekilleri, İsrail'i kınamak için ortak bildiri hazırlanması kararı alınmasının ardından, Meclis'ten protokol yolunda bulunan İsrail Büyükelçiliği konutunun önüne geldi. Vatandaşların da katıldığı gösteride, gruba seslenen, AK Parti Çorum Milletvekili ve Türkiye-Filistin Dostluk Grubu Başkanı Murat Yıldırım, artık sabredecek zaman kalmadığını belirterek, hem çocuklar hem insanların katledildiğini söyledi. 'Ciğerimiz parçalanmaktadır, yüreklerimiz kan ağlamaktadır' diyen Yıldırım, Türk insanın şu anda televizyonlarının başında Gazze'deki insanlar için dua ettiklerini ve İsrail'i kınadıklarını kaydetti. Yıldırım, 'Artık İsrail sesimizi duymalıdır, sabrımızı taşırmamalıdır' dedi. Meclis adına bu açıklamayı yaptıklarını ifade eden Yıldırım, CHP'li milletvekillerinin de burada bulunduğunu belirtti. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, masum olan Filistin halkının ve haklı davasının yanında olduklarını vurgulayarak, 'Ezilen Filistin halkı ile birlikteyiz. Onların acıları ve yaraları bizim acılarımız ve yaralarımızdır' diye konuştu. Konuşmaların ardından milletvekilleri yürüyerek konutun önünden ayrıldı. İki polis yaralandı Protesto gösterisine çok sayıda AK Parti'li milletvekili ile CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve Manisa Milletvekili Özgür Özel ile vatandaşlar katıldı. Vatandaşlar İsrail aleyhine sloganlar attılar. Bu arada, gruptan konuta atılan taşlar nedeniyle iki polis yaralandı. Polisler ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Gruba, taş atılmaması yönünde uyarı yapıldı ancak kalabalık konuta taş atmaya devam etti. Zaman zaman Kur'an okunarak tekbir getirildi. Konutun giriş kapısının üzerine Filistin bayrağı asıldı. Bursa ve Adana'da protesto Bursa ve Adana'da, İsrail'in Gazze'ye saldırılarının ardından başlattığı kara harekatı protesto edildi. Bursa'da sabah namazının ardından Ulu Cami bahçesinde toplanan kalabalık, İsrail aleyhine slogan atarak, Orhangazi Parkı'na yürüdü. Polisin güvenlik önlemi aldığı eylem sırasında gruptakiler, 'Kahrolsun İsrail', 'Hamas'a selam direnişe devam', 'Biz Filistinliyiz' sloganları attı. Ardından parkta toplanan grup, dua etti. Grup adına açıklama yapan Anadolu Gençlik Derneği Bursa Şube Başkanı Hüseyin Altay, İsrail'in gece yarısı denizden karadan ve havadan Gazze'ye saldırdığını hatırlattı. Adana- Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adana Şubesi tarafından organize edilen ve ABD Konsolosluğu önünde gerçekleştirilen eylemde katılımcılar, zaman zaman tekbir getirip, sloganlar attı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiği eylemde bir kişinin Kur'an-ı Kerim okumasının ardında katılımcılar, sabah namazını konsolosluk önünde kıldı. Grup adına açıklama yapan AGD Şube Başkanı Abdulaziz Kıranşal, İslam birliğinin kurulması gerektiğini kaydetti. Grup, açıklamanın ardından dağıldı. İzmir İzmir'de bir grup, İsrail'in Gazze'ye karadan saldırısını protesto etti. Konak Meydanı'nda toplanan grup, tarihi Saat Kulesi'ne Türk ve Filistin bayrağı ile üzerinde, darbe karşıtı gösterilerin simgesi haline gelen 'Rabia işareti'nin bulunduğu afişi astı. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu grup adına konuşan Tayfun Demir (23), 'İzmirli Müslümanlar olarak İsrail'in Gazze'ye kara harekatı başlattığını öğrenince evimizde duramadık. Arkadaş grubumuzla buraya dua etmeye, Gazze'ye destek vermeye geldik. Kardeşlerimizi meydanlara ve sokaklara davet ediyoruz' dedi. Grup, daha sonra dua etti, şiirler okudu ve tekbir getirdi. Konya : Konya'da Saadet Partili bir grup, İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı kara operasyonunu protesto etti. Filistin bayraklarıyla Zafer Meydanı'nda toplanan grup, 'Kahrolsun İsrail', 'Müslüman uyuma kardeşine sahip çık' sloganları attı. 'Gazze direniyor', 'Gazze'ye İsrail saldırılarını durdurun', 'Bir Musa gelecek sizi bulacak' pankartları taşıyan eylemciler, tekbirler getirerek, İslam dünyasını harekete geçmeye çağırdı. Grup adına açıklama yapan Saadet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanı Recep Turan, İsrail'in Gazze'de sivilleri katlettiğini söyledi. İsrail'in orantısız güç kullanarak masum sivilleri acımasızca öldürdüğünü dile getiren Turan, İsrail saldırıları karşısında tarafsız kalanları kınadıklarını bildirdi.CNN Türk
22 Polis Adliye'de
Teslim olan polisler arasında eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan da var.  Fotoğraf: Murat Eğilmez | Al Jazeera