Uyuşturucunun, Işıklı Şöhret Dünyasının ve Hayatın Ağır Yüklerinin Yok Ettiği Güzellik: 1974 Sinema Güzeli Melek Ayberk

-

Henüz 15 yaşındayken sinema güzeli seçilen ve gelecek vadetmesine rağmen esrarla hayatı sönen Melek Ayberk'i anlatacağız bugün...

Melek Ayberk, 1974 yılında Saklambaç gazetesi tarafından düzenlenen Sinema Güzeli Yarışması’nda birinci oldu.

Sinema için yeni bir yüz, yeni bir soluk olarak değerlendirildi, art arda çektiği filmlerle Yeşilçam’da kendine yer edindi ve Cüneyt Arkın, Kadir İnanır, Serdar Gökhan, Aytaç Arman gibi ünlü aktörlerle başrolü paylaştı.

Ve 1994 yılında, henüz 35 yaşındayken çıkamadığı uyuşturucu batağı onu ölüme götürdü.

Günümüzde de çok yaygın olan şöhret programları ve yarışmalarının bir bakıma ne kadar zararlı olduğunu Melek Ayberk üzerinden anlatacağız bugün. Başka hayatlar da solmasın diye…

Yeşilçam’ın ışıltılı dünyasının tüm gençleri kendine çektiği bir dönemde Melek Ayberk sinema güzeli yarışmasına katıldı, henüz 15 yaşındaydı.

1959 yılında Ankara’da doğdu, orta okulu bitirdikten sonra da Saklambaç gazetesinin düzenlediği Sinema Güzeli Yarışması’na katıldı. 15 yaşında, henüz orta okulu yeni bitirmişken, Yeşilçam’ın ışıklarına kandı.

Bu kadar erken yaşta hayata atılmak için çok fazla nedeni vardı: Sadist üvey baba, şefkatsiz ve sevgisiz bir yuva, ilgisiz bir anne ve esrarkeş bir koca…

1980 yılında Hayat dergisine verdiği röportajda hayatının baştan sona dramlarla dolu olduğunu anlatıyordu. Altı yaşındayken annesi ile babası ayrılmıştı, Tekel işçisi olan annesi ve iki küçük kardeşiyle birlikte yaşıyordu. Fakir ama mutluydu. Ta ki annesi yeniden evlenene kadar…

“Küçük yaştan beri sevgi bilmedim, şefkat nedir görmedim. Bir gün olsun gülmedim, çok özendim gülenlere…”

Üvey babası sadistti ve sık sık şiddet uyguluyordu. O günleri şöyle anlatıyordu Melek Ayberk: “Elindeki şövalye yüzükle suratıma vurur, kulaklarımdan tutar havaya kaldırırdı. Annem bazen müdahale eder, ‘Kızım suçun ne?’ diye sorardı. Ben de ağlayarak ‘Bilmiyorum anneciğim…’ derdim. Bir gün İzmir’de üvey babam beni parka gezmeye götürdü. Beni bir köşeye oturttu. ‘Sen burada bekle’ dedi. Biraz sonra da polislerin arasında geldi almaya. Üvey babam ‘tırnakçılık’ yapıyormuş meğer. Karakolda polisler babama ‘Ulan, parmak kadar çocuğu yanında gezdirip suçuna alet etmeye utanmıyor musun?’ dediler ve beni serbest bıraktılar. Babam hapse girdi, be de eve…”

Zeki ve çalışkan bir öğrenci olmasına rağmen okuldan ayrılmak zorundaydı, çünkü çalışması gerekiyordu.

Tabii ki üvey babasının zulmü bitmemişti. Melek Ayberk’i zorla evlendirmişti. Eşi esrar bağımlısı, kayınvalidesi ise kadınları uzağına düşüren biriydi. Onlardan bir kötülük görmediyse de bu zorlu hayata daha fazla katlanamadı ve annesinin yanına kaçtı, ardından da boşandı.

“Yak hele şuradan Melek, her şeyi unutursun…”

Annesinin yanına taşındıktan sonra kaçamaklar yapıyor ve tanıştığı gruplarla dönemim diskolarında sabahlıyordu. Bir gün Ankara’da bir diskoda bir arkadaşı tarafından uzatılan esrarlı sigarayı aldı ve kendi sonuna böyle hazırlandı: “İlk kez içtiğim sigara beni hayali mutluluklar aramaya itti. Artık günde iki-üç esrarlı sigara içer olmuştum. Bu sigaralar bana gelip geçici mutluluk veriyordu.”

Hızlı bir yükseliş ve ardından büyük bir çöküş…

1974 yılında Yeşilçam’ın büyülü dünyasına bir yarışma programıyla atıldı. Cüneyt Arkın, Kadir İnanır, Serdar Gökhan, Aytaç Arman gibi isimlerle başrolde yer aldı ama buna rağmen neredeyse hiç para kazanamadı. Türkiye’yi İtalya’da temsil etmeyi istiyordu ama hem yaşı tutmadığı hem de ailesi izin vermediği için fırsat bulamadı. “Gidebilseydim, yaşantım herhalde değişirdi” diyerek o günlerin acısını yaşıyordu.

“Bu arada Aşk-ı Memnu adlı televizyon filminde öpüşmediğim için benim rolümü Müjde Ar’a verdiler ve sayemde Müjde Ar diye birisi doğdu.”

25 filmde oynayan Melek Ayberk, Müjde Ar’a şöhret olma yolunu açtığını da anlatıyordu.

Her seferinde kurtulmaya çalıştığı esrar gün geçtikçe onu esir alıyordu. Tedavi için klinikte yatması da çare olmadı.

Karaciğeri büyüyen Melek Ayberk hastaneden çıktığında kendisine söz verse yeniden esrar kullanmaya başladı.

Laf olsun diye başladığı uyuşturucuyu satması ve gözaltına alındıktan sonra tutuklanması sonunu getirdi.

35 yaşındayken hayata veda etti Melek Ayberk. Sevgi görmediği parçalanmış ailesi, yanlış eğilimleri ve özendiği arkadaşları nedeniyle bağımlı ve mutsuz bir hayat sürdü. Çok erken yaşta da göçtü gitti.

İşte bu da 2000'li yıllarda Türkiye'de düzenlenen diğer yarışmalar ve mağduları...

Şöhretin Bedelini Çok Ağır Ödediler! Ünlü Olma Hayaliyle Yarışmalara Katıldıktan Sonra Umduğunu Bulamayanlar - onedio.com
Şöhretin Bedelini Çok Ağır Ödediler! Ünlü Olma Hayaliyle Yarışmalara Katıldıktan Sonra Umduğunu Bulamayanlar - onedio.com

Yorumu size bırakıyoruz...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ersel-gedikli

Sadece Esrardan olduğunu sanmıyorum . Bu mereti 40 yıldır kullanıp bizim gibi kullanmayanlardan daha sapasağlam adamlar var . Hollanda'da hergün kullanıyorlar amk uyuşturucusunu ölmüyorlarda . Bu Kadını Hayat Stres Mutsuzluk bitirmiş belli ki . Allah kimsenin başına vermesin .

futuristik-kakalak

laf olsun diye uyuşturucuya başlamak nedir lan? koca insan keriz gibi uyuşturucu içmiş ve bok yoluna gitmiş işte.

neslihan-nisan

iyi degerlendirirsen boyle programlar gayet iyi kapi aciyor

nuu2a1b

aklıma gia geldi

birinci-tekil-birey

Üzücü.

Başlıklar

AnkaraAşk-ı MemnuİtalyaİzmirSinemaUyuşturucuanne
Görüş Bildir