Rengarenk Yaşamı ve Çılgınlıklarıyla Unutulmaz Bir Kadın: Aysel Gürel Efsanesi

-

90'ların Çocukları, Aysel Gürel'i ara ara televizyon ekranlarına çıkan renkli saçlı, çılgın kadın olarak hatırlıyor. Fakat o renklerin arkasında; çok daha renkli, mücadele ve sevgi dolu bir hayat hikayesi de var!

Şüphesiz ki, Aysel Gürel olmasaydı, Türkçe Pop müzik piyasasının ikonik şarkılarının yarısından fazlasını duyma şansımız olmazdı.

89. doğum gününde şarkı sözü yazarı ve oyuncu Aysel Gürel'in, en az yazdığı şarkılar kadar güzel ve dolu hayat hikayesini sizler için derledik.

İlk şiirini kesilen kuzusu Mido için yazdı.

1929 Yılında Denizli'de doğdu. Daha sonra ise ailesiyle Trabzon'a taşındılar. Hayvanları çok seven Aysel Gürel, hayatının ilk yıllarını doğayla iç içe geçirdi. İlk şiirini ise çok sevdiği kuzusu Mido'nun kesilmesi üzerine, Mido'ya yazdı. Aysel Gürel, böyle duygusal ve empati duygusu gelişmiş biriydi işte...

Çok korkusuz olduğu, geceleri mezarlıklarda dolaşmaktan çekinmediği söylenirdi. Sürekli, "Korku insanı cüceleştirir" derdi. Hayatını da korkusuzca meydan okuyarak, kural yıkarak yaşayacaktı.

25 Yaşına geldiğinde "üreme zamanının geldiğini" düşündü!

İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünü bitiren Aysel Gürel, 25 yaşındayken bir tiyatro oyunu sergilediği sırada gazeteci Vedat Akın ile tanıştı. Birbirinden etkilenen bu ikiliden, erken davranıp evlenme teklifi eden taraf Aysel Gürel oldu! 

"Müjde Ar'ın bıyıklı olanı" diye tarif ettiği Vedat Bey'e, bir gün çalıştığı gazetenin önünden geçerken, aniden içeri girip evlenme teklifinde bulunan Gürel; "sanırım yaşıtlarımın evlenip çocuk sahibi olmasından etkilenerek, üreme vaktimin geldiğini düşünmüştüm" diye bu evlilik teklifinin arkasındaki psikolojisini yıllar sonra anlatacaktı.

Aysel Gürel, alem kadındı!

İkinci çocuğuna hamileyken kocasının onu aldattığını öğrendi.

İhaneti öğrendiği gibi boşandı. İlk kızı Müjde Ar ve ikinci kızı Mehtap Ar ile küçük bir evde maddi sıkıntılar içinde uzun süre yaşadı. Anlattıklarına göre; 3 kız kardeş gibiydiler. Erkeklerden uzak duruyor ve biribirlerini koruyorlardı. Bazen Müjde Ar büyük abla, Mehtap Ar ortanca kız kardeş, Aysel Gürel ise ailenin en küçük kızı gibiydi. Parasızlık bazen öyle vuruyordu ki, yiyecek bir şey bulamıyorlardı ve aç kalmamak için komşularına tam akşam yemeği vakitlerinde sürpriz yapıp misafirliğe gidiyorlardı.

Ne kadar parasız olurlarsa olsunlar; Aysel Gürel gırtlağından kesiyor fakat yine de kızlarının eğitiminden kesmiyordu.

Maddi yetersizliklere ve diğer sorunlara rağmen asla kendisinden ödün vermedi ve çok çalıştı.

Zamanla elbette ki yeteneği iyice bilinir oldu ve özellikle Sezen Aksu - Onno Tunç ile efsane ekiplerini kurduktan sonra Gürel'in yıldızı iyice parladı.

Çalıştığı sanatçılarla sadece iş arkadaşı olmuyor; hayatlarında yer eden en yakın dostlarından biri haline geliyordu.

Zerrin Özer, annesini kaybettikten sonra üç gün boyunca Aysel Gürel'in koynunda uyuduğunu anlatır...

Firuze şarkısını kızı Müjde Ar için yazdı.

Ürettiği sanatın yanında da oldukça iyi bir anne olan Gürel, şarkı sözlerinde hayatın her alanından ilham alıyordu. 

"Kıskanır rengini baharda yeşiller, sevda büyüsü gibisin sen Firuze" sözlerini, güzelliği dillere destan kızı Müjde Ar için yazmıştı. Bir annenin verebileceği en güzel hediyelerden biri olmuştur muhtemelen...

"Son Bakış" şarkısının sözlerini ise 17 yaşında idam edilen Erdal Eren için kaleme aldı. "Ünzile" ve "Kardelen" ise Anadolu'nun küçük bir köyünde tanıştığı kız çocuklarına ithafendi...

Aysel Gürel O kadar hayatın içinde bir kadındı ki, belki de bu sebepten hepimizin hayatına dokunabildi.

"Yüzümdeki çizgilerin her birisi bir şiir, şimdi söyleyin bana, bana yaşlı mı denir?”

Şarkı sözü yazarlığından oldukça iyi kazanmasına rağmen hayat tarzını asla değiştirmedi. Mütevazı bir apartman dairesinde yaşamaya devam ediyordu. Yılların izi suratından okunabildikçe, müdahale etmiyordu; medyada sık sık boy göstererek güzellik standartlarıyla ve iki yüzlü ahlak algısıyla sık sık dalga geçiyordu.

Yıllar geçiyordu fakat ne kavgası bitiyordu, ne sevdası!

Çünkü o "Deli Aysel"di! Kendisine bu lakap daha çocukken takılmıştı. Korkusuzluğundan ve duygusallığından dolayı ona "Deli Kamile'nin deli kızı" diyorlardı. Yaşadığı sürece de bu lakabın hakkını vermeye çalıştı.

Evine renkli peruklar ve gözlükler dolduruyor, çöp toplama aracına otostop çekiyordu!

Tüm Türkiye'nin dinlediği şarkılardan elbette güzel paralar kazanmasına rağmen pahalı markalar ya da tasarım kıyafetler giymiyor; kendi tarzını yaratıyordu! Bazen geceliğinin üzerine kürkünü geçirip sokağa çıkıyordu; bunları ise kimse yadırgamıyordu, çünkü o Aysel Gürel'di.

Bir gece ise arkadaşlarıyla dışarıda eğlendikten sonra eve gitmek üzereyken çöp toplama işçilerini görünce "Beni çöp arabasıyla eve bırakır mısınız?" diye rica ettiği söylenir. İşçiler ise elbette bu teklifi kabul ederek Aysel Gürel'i evine kadar bırakmışlar. Çünkü o Aysel Gürel!

"Ben Türk kadınının bilinçaltıyım!"

Kadın konusuna asla duyarsız kalmayan Aysel Gürel, kendisini "Türk kadınının bilinçaltı" olarak tanımlıyordu ve çok sevilmesini de buna bağlıyordu.

Her kadının bilinçaltında, dayatılan iki yüzlü ahlaki değerlere, evlilik kurumunun sahte "kutsallığına", güzellik algısına baş kaldırma arzusu vardı. Aysel Gürel ise bunların hepsini yapıyordu! Ne botoks yaptırıyordu, ne de diyetlerle uğraşıyordu. Kendisini güzel hissediyordu ve bunu açıkça söylüyordu. 

Ünlü ve genç mankenlerin, şarkıcıların "Selülitleriyle yakalandı" tarzı manşetlerle magazinlere konu olduğu 90'lar ortamında, Aysel Gürel'in bu hareketleri adeta bir direnişti.

Hep yaşlı erkekler mi genç kadınlarla birlikte olacak? Aysel Gürel, genç sevgilileriyle bu tabuyu da yıkıyordu!

Çocuğu, hatta torunu yaşındaki aşıklarıyla görünmekten çekinmiyordu.

Aşkı, "öğretilmiş çok güzel bir yalan" olarak tanımlayan Gürel, kendisine özel hayatıyla ilgili soru yönelten gazetecilere "ben daha menopoza girmedim!" diyerek kahkahalarla gülüyordu!

Kendisiyle dalga geçmeyi seviyordu!

Son günlerine kadar hep şen şakraktı. Kimse onun bu güzel ruh halini bozamadı.

2008 Yılının Şubat ayında hayatını kaybetti.

Mehtap Ar, Aysel Gürel'in vasiyetini şöyle sundu; “Annemin vasiyeti şuydu, tüm kadınlara söyle; bilsinler ki ben 80 yaşıma kadar çalıştım ve dimdik ayaktayım. Çalışmak ve ayakta kalmak güç ama ben başardım, tüm kadınlar da başarabilir."

Bu muhteşem hayatın arkasındaki rengarenk kadına hayatımıza kattığı tüm şarkılar için, güzellikler için ve giderayak verdiği tavsiyesi için teşekkür ediyoruz!

Ruhu şad olsun!

Ölümünden sonra bile evinden şarkı sözleri çıktı!

Bu sözler ise Tarkan tarafından "Sevda'nın Son Vuruşu" şarkısına dönüştürülerek seslendirildi.

Aysel Gürel, sanki hiç gitmemiş gibiydi!

Son şarkısını da dinleyelim: Tarkan - Sevdanın Son Vuruşu

Miras bıraktığı şarkılarla da uzun süre zihinlerimizden gitmeyeceği kesin!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gzm-ynklr

Sevgiyle anıyoruz.

cookielyon

zaga ya konuk olduğu bölümü arada açar açar izlerim keşke onun döneminde yaşasaydım

ordekkac

Allah Rahmet eylesin...

zeynepurkmezz

üreme zamanı ne aq dknsekbdbf

derin-a-clk

Ruhu şad olsun.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

EvlilikİdamİstanbulRengarenkSezen AksuTarkanTiyatroannekadınlarmüzikyiyecek
Görüş Bildir