İnternette gezinirken hemen her gün karşımıza çıkan 'Ben robot değilim' kutucuğu, çoğumuz için sadece saniyelerimizi alan sıradan bir prosedürden ibaret. Ancak o küçük kutunun arkasında, dijital dünyanın en büyük güvenlik savaşlarından biri dönüyor.
'mehmetuzum' isimli içerik üreticisi reCAPTCHA sistemlerinin insan ile bot ayrımını nasıl yaptığını anlattı.
Görünmez Takip: reCAPTCHA Arkasında Çalışan Algoritma
Aslında pek çok kişinin bildiğinin aksine, mesele sadece o kutuya tıklayıp yeşil tık işaretini almak değil. Siz daha farenizi kutuya doğru hareket ettirmeden çok önce, sistem arka planda sizi ve dijital ayak izlerinizi analiz etmeye başlıyor. Sayfayı aşağı kaydırma hızınız, fare imlecini hareket ettirirken izlediğiniz rota ve tarayıcıda ne kadar süre kaldığınız gibi düzinelerce veri anlık olarak kaydediliyor.
İşte tam bu noktada insanı robottan ayıran en büyük faktör devreye giriyor: Mükemmel olmamamız.
Bir yazılım veya bot bu testi geçmeye çalıştığında, fare imlecini milimetrik bir kusursuzlukla, tamamen doğrusal çizgilerle ve sabit bir hızla kutuya doğru ilerletir. Çünkü makineler geometrik olarak en kısa ve en verimli yolu tercih edecek şekilde kodlanmıştır. Oysa bir insanın fareyi hareket ettirme biçimi tamamen kaotiktir. İnsan eli kutuya doğru giderken farkında olmadan minik kavisler çizer, garip kıvrımlar oluşturur, yavaşlar, hızlanır ve hatta küçük sapmalar yaşar. Rastgele bir noktadan başlayıp düzensiz bir rota izleyerek kutuyu buluruz.
Sistem, farenin bu mikro düzeydeki insani kusurlarını ve titremelerini algıladığı an sizin bir robot olmadığınıza ikna olur. Eğer hareketleriniz şüpheli derecede kusursuz bulunursa, sistem size ek güvenlik adımları olarak trafik lambası veya yangın musluğu seçtiren o ünlü görselleri sunar. Yani internet dünyasında bizi botlardan ayıran şey zekamız değil, kusursuz olamayışımız.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın