Bu 10 Kriz Anından Sağ Çıkıp Sevgililik Koltuğuna Oturabilir misin?
Günümüzde bir ilişkiyi başlatmak, atomu parçalamaktan daha zor. İlk buluşma sonrası sessizlikler, Instagram hikayesine bakıp mesaja dönmemeler... Soruları cevapla, flört evresini sağ salim atlatıp o sevgililik koltuğuna oturabilecek misin yoksa yine 'Yarı yolda bırakılanlar' kulübüne mi üye olacaksın, görelim!
1. Harika geçen bir ilk buluşmanın ardından tam 24 saat geçti ve karşı taraftan hiçbir ses çıkmadı. Sessizliği bozacak ilk hamlen nedir?
2. Instagram'da paylaştığın ve çok güzel çıktığın hikayene 5 dakika içinde baktı ama ne bir beğeni bıraktı ne de alev attı. İçindeki ses ne diyor?
3. İkinci buluşma için plan yapacaksınız ama o sürekli "Çok yoğunum, bu ara işler çok birikti, haftaya bakarız" diyerek ucu açık cevaplar veriyor. Ne düşünürsün?
4. Mesajlaşırken bir anda soğuk, tek kelimelik ve "Aynen", "Süper" gibi geçiştirici cevaplar vermeye başladı. Tavrın ne olur?
5. İlk buluşmada eski sevgilisinden bahsetmeye başladı ve konuyu bir türlü kapatamıyor. Masadaki duruşun hangisi olur?
6. Hafta sonu için sözleştiniz ama buluşmaya sadece iki saat kala "Çok önemli bir işim çıktı, erteleyebilir miyiz?" diye mesaj attı. Reaksiyonun?
7. Flörtünün Instagram takipçi listesinde gezinirken son iki günde birkaç yeni ve "tehlikeli" profil eklediğini fark ettin. FBI modun ne kadar açılır?
8. Sizi arkadaş grubuyla tanıştıracağı bir ortama davet etti ama orada sizinle ilgilenmek yerine tamamen arkadaşlarıyla muhabbet ediyor, sizi adeta unutuyor. Ne yaparsın?
9. Gece dışarı çıktığını biliyorsun ama saatlerdir ne bir mesaj attı ne de nerede olduğunu söyledi. Telefon başında ne durumdasın?
10. Flörtünüz henüz çok yeniyken, gelecek planlarından, evlilikten ve çocuk isimlerinden bahsetmeye başladı. İçindeki alarm zilleri ne kadar yüksek çalıyor?
Flört Dünyasının Grandmaster'ı
Tebrikler! Sen flört evresindeki tüm o mayınlı tarlaları, manipülasyonları ve taktikleri adeta bir satranç ustası gibi okuyorsun. Karşı tarafın attığı sıcak-soğuk adımları, geç gelen mesajları ya da ketum tavırları seni asla paniğe sürüklemiyor. Duygularını mantığının süzgecinden o kadar iyi geçiriyorsun ki, kriz anlarında ne gururundan ödün veriyorsun ne de gereksiz bir agresiflikle köprüleri yakıyorsun. İlişkiyi başlatmak senin için atomu parçalamak değil, adeta çocuk oyuncağı. Bu başarının temel nedeni, özgüveninin ve boundaries (sınırlarının) son derece sağlıklı kurulmuş olmasıdır. Karşı tarafın seni manipüle etmesine ya da değersiz hissettirmesine izin vermediğin gibi, cool ve net duruşunla onun sana daha çok çekilmesini sağlıyorsun. Strateji yapmıyorsun; sadece kendi değerinin farkındasın ve bu doğal karizman flört dünyasındaki en büyük silahın haline geliyor. Kriz anlarında panik yapıp oltaya atlamak yerine, dalgaların durulmasını beklemeyi çok iyi biliyorsun. Sonuç olarak, sen o sevgililik koltuğuna sadece oturmakla kalmıyor, o koltuğun kurallarını sen yazıyorsun. Karşı taraf senin bu olgun, kararlı ve öz değer bilinci yüksek tavrını gördüğü an zaten hayatındaki yerini sabitlemek için kendisi hamle yapmak zorunda kalıyor. Seninle flörtleşen birinin yarı yolda bırakıp kaçması imkansıza yakın; çünkü sen kaçan değil, her zaman ne istediğini bilen ve süreci yöneten tarafsın!
FBI Dedektifi
Sen flört evresinde adeta bir istihbarat ajanı gibi çalışıyorsun ancak bu durum seni sağ salim sevgililik koltuğuna ulaştırmak yerine krizlerin tam ortasına bırakıyor. Karşı tarafın attığı her adımın, beğendiği her fotoğrafın ya da mesajındaki her noktalama işaretinin altında gizli bir anlam arıyorsun. İçindeki o durmak bilmeyen 'acaba' sesi, seni sürekli tetikte tutuyor ve flörtün tadını çıkarmak yerine süreci bir güvenlik incelemesine dönüştürüyorsun. Bu durumun temel sebebi, geçmişte yaşadığın kırılmalar veya yarı yolda bırakılma korkunun sende yarattığı savunma mekanizmasıdır. Kendini korumak adına o kadar çok senaryo yazıp o kadar çok detaya takılıyorsun ki, bazen karşı tarafın tamamen doğal ve masum bir hareketini bile kriz haline getirebiliyorsun. Sen farkında olmadan yaydığın bu güvensizlik ve aşırı kontrolcü enerji, flörtün o heyecanlı ve hafif aurasını ağırlaştırıyor ve karşı tarafın 'Acaba çok mu zor bir insan?' diye düşünerek geri adım atmasına neden olabiliyor. Sevgililik koltuğuna oturmak istiyorsan, telsizini biraz kapatmalı ve gökyüzündeki gezegenleri ya da takipçi listesindeki değişimleri incelemeyi bırakmalısın. İlişkiler kontrol edilerek değil, akışına bırakılarak inşa edilir. Karşı tarafa biraz güven alanı tanımak ve olayları kişisel algılamaktan vazgeçmek, seni o çok istediğin huzurlu ve ciddi ilişkinin kapısına çok daha hızlı ve stressiz bir şekilde ulaştıracaktır.
Gurur Abidesi
Senin için flört dönemi bir hayatta kalma savaşından farksız ve senin bu savaştaki en büyük kalkanın: Gururun. Karşı taraftan en ufak bir esneme, bir erteleme ya da soğukluk gördüğün an içindeki o savunma mekanizması devreye giriyor ve 'Beni umursamayanı ben hiç umursamam' diyerek köprüleri saniyeler içinde yakıyorsun. İletişimi kesmek, görüldü atmak ya da flörtü anında kafanda bitirmek senin için o kadar kolay ki, karşı tarafa kendini açıklaması için neredeyse hiç şans tanımıyorsun. Bu keskin tavrının arkasında, aslında incinmekten ve reddedilmekten duyduğun o derin korku yatıyor. Karşı taraf seni yarı yolda bırakmadan önce sen onu bırakmak istiyorsun ki kontrol her zaman sende kalsın. Ancak unuttuğun bir şey var: Modern flört dünyasında herkes biraz çekingen, herkes biraz yaralı. Sen en ufak bir krizde duvarlarını bu kadar kalın örüp defansa çekilince, karşı taraf senin ona karşı tamamen ilgisiz ve duygusuz olduğunu düşünüp pes ediyor. Yani aslında kendi kendini sabote ediyorsun. Eğer o sevgililik koltuğuna oturmak istiyorsan, gururunu biraz evde bırakıp savunmasız kalmayı göze almalısın. İnsanlar hata yapabilir, yoğun olabilir ya da bazen yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilir. Her kıvılcımda ortalığı yangın yerine çevirip flörtü bitirmek yerine, bazen açık iletişim kurmayı ve ne hissettiğini dürüstçe söylemeyi denemelisin. Duvarlarını biraz indirirsen, insanların seni yarı yolda bırakmak için değil, hayatında kalmak için çabaladığını göreceksin.
Kaos Bağımlısı
Maalesef sen tam bir kaos ve belirsizlik mıknatısı gibisin; nerede ucu açık, dengesiz ve ne yaptığı belli olmayan bir flört adayı var, senin radarın gidip direkt onu buluyor. Bir gün çok ilgili davranıp ertesi gün hayalet gibi ortadan kaybolan, sürekli yoğun olduğunu iddia eden ya da gizemli tavırlarıyla seni tüketen insanlar senin içindeki o 'onu çözmeliyim' arzusunu tetikliyor. Güvenli, sakin ve net bir şekilde ilerleyen ilişkiler sana sıkıcı gelirken, kriz dolu flörtler seni kendine çekiyor. Bu durumun nedeni, senin flört evresindeki o iniş çıkışların yarattığı adrenalin patlamasını gerçek aşkla karıştırıyor olmandır. Karşı tarafın peşinden koşmak, onun sınırlarını zorlamak ve seni sevdiğini kanıtlamaya çalışmasını beklemek seni yıpratsa da bu döngüden bir türlü çıkamıyorsun. Kendini sürekli onun hayatına uyarlamaya çalışırken, kendi isteklerinden, sınırlarından ve hatta gururundan ödün veriyorsun. Sonuç ise maalesef kaçınılmaz olarak yine o malum kulübün kapısında bitiyor. Sevgililik koltuğuna oturabilmenin yolu, seni sürekli kriz yönetmek zorunda bırakan insanları hayatından ayıklamaktan geçiyor. Unutma ki gerçek ve sağlıklı bir ilişki, insanı sürekli anksiyete krizlerine sokan bir sınav değil; huzur veren bir limandır. Sana hak ettiğin değeri, ilgiyi ve netliği vermeyen insanları değiştirmeye çalışmaktan vazgeçip, ilk kriz anında kırmızı alarmı görerek uzaklaşmayı öğrenmelisin. Kendini merkeze koyduğunda o koltuk sana kendiliğinden gelecektir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın