Amerika'da Bir Vahşet: 14 Maddeyle Sylvia Likens Cinayeti

-

Son yıllarda ülkemizde de karşılaştığımız vahşice cinayetler, tecavüz olayları ve kinle yapılmış bir çok vahşice fiilden dolayı toplumumuzun canının sıkıldığı ve psikolojik olarak yıprandığımız ortadadır. Vahşi cinayet olaylarını anlatıp kimsenin psikolojisini bozmaya ve sinirleriyle oynamaya hakkımız yoktur ve bu niyette de değiliz. Fakat 1965 yılında yaşanan Sylvia Likens cinayetini, dünden bugüne bazı sonuçlar çıkartmak ve ibret alınması açısından paylaşmayı uygun gördük.

UYARI: Hikayeye başlamadan evvel, psikolojisi sağlam olmayan ve 18 yaş altındaki kimselerin bu vak'ayı okumamasını tavsiye ederiz.

Özgecan Arslan, Cansel Buse, Destina Peri Parlak, Sylvia Likens ve daha adını bilmediğimiz nice genç canlara ithaf olunur...

1. Sylvia Likens, 3 Ocak 1949 tarihinde doğmuştu.

Hadisenin geçtiği 1965 senesinde daha 16 yaşında genç ve güzel bir kızdı. Annesi ve babası ülkenin çeşitli bölgelerinde düzenlenen karnavallarda ve panayır yerlerinde çalışıyorlardı. 1965 yılının haziran ayında babası ve annesi ayrı yaşamaya başladılar. Sylvia küçük kardeşi Jenny ile birlikte annesiyle kalmaktaydı. Bundan başka Diana adlı bir ablası, Benny ve Danny adlı iki de abisi bulunuyordu. Babaları yakında düzenlenecek olan bir karnavalda iş bulmuştu ve annelerinin de kendisiyle gelmesini teklif etti. Yalnız anneleri olmadan Sylvia ve Jenny'nin kalacak bir yerleri yoktu. Babaları Sylvia ve Jenny'yi 3 aylığına komşuları olan Gertrude Baniszewski'ye, haftalık 20 dolar bakım parası karşılığında bırakmaya karar verdi.

2. Gertrude Baniszewski

Gertrude başarısız bir evlilik yapmış ve 7 çocuğa sahip fakir bir kadındı. Çocuklarına bakacak parayı güçlükle denkleştiriyor idi. Haftalık 20 dolar karşılığında Likens ailesinin iki kızına, karnaval süresince bakmayı kabul etti. 

Gertrude o sıralarda 37 yaşındaydı, fiziksel ve psikolojik bir takım hastalıklara sahipti. Sürekli olarak kullandığı fenobarbital sülfat ve coricidin ilaçları bazen zihnini etkiliyor, tam bir cinnet halinde onu ne yaptığını bilmez birisi haline getiriyordu.

3. Olayın öncesi

İlk haftalarda her şey normaldi. Sylvia ile Gertrude'un çocukları iyi geçiniyor, ağustos ayında okulların başlamasıyla birlikte okula gidip geliyorlardı. Gertrude'un en büyük kızı Paula, Sylvia ile yakınlaşmıştı. Fakat sorunların çıkması hiç gecikmedi. Paula evli bir adam olan Bradley'le takılıyordu. İlişkileri sonunda Bradley, Paula'yı hamile bırakmıştı. Paula bu sırrını Sylvia ile paylaştı ve ondan bunu kimseye söylememesini istedi.

4. Paula Baniszewski

Paula suçlu olduğunu düşünüp, hamile olduğunu kimseye söylemek istemiyordu. Bradley ise evliliğini tehlikeye atmak istemiyordu. Bir gün ikisi tartışırken Sylvia onlara tesadüf etti. Konuşma şiddetlenince Bradley Paula'nın canını incitmeye başlamıştı. Sylvia ise Paula'nın hamile olduğunu söyledi. Paula hem duygusal bir çöküntüye uğramıştı hem de utandığı büyük sırrı açığa çıkmıştı.

5. Vahşet başlıyor

Bu sıralarda Likens ailesi 20 dolarlık çekini yollamakta gecikmişti ve Gertrude, Sylvia ve Jenny'ye birkaç sefer bodrumda şiddet uygulamıştı. Paula annesine, Sylvia'nın kendisine kaltak dediğini ve bütün arkadaşlarının yanında onu aşağıladığını söyledi. Aynı zamanda Sylvia'nın evden şeker çaldığını söylemişti. Gertrude çok kızmıştı ve Sylvia'yı cezalandırmak istiyordu. Paula'yı Sylvia'ya şiddet uygulaması yönünde teşvik etti. Paula, Sylvia'ya bütün öfkesiyle vurmaya başladı. O kadar sert yumruklar atmıştı ki kendi bileği kırıldı. Gertrude, Sylvia'nın kolunda sigara izmariti söndürdü. Bunu bütün çocuklarının önünde yapıyordu. Sylvia'nın acı çekmesini bütün çocuklar adeta bir korku filmi izler gibi izlemekteydi. Gertrude çocuklara rol model olarak onları da vahşi bir cellada dönüştürmekteydi.

6. Paula'nın hamile olduğu bütün çevreye yayılmıştı.

Gertrude ise bunu kabullenemedi. Sylvia'nın kızına iftira attığına kendini inandırmıştı. Esas hamile olanın Sylvia olduğunu düşünüyordu. (Otopsi sonrasında Sylvia'nın hamile olmadığı kanıtlandı.) Gertrude bütün çocukların önünde Sylvia'yı aşağıladı. Onu bir kaltak olarak ad ediyordu. Cam bir kola şişesini zorla cinsel organına sokması için Sylvia'yı zorladı. Bu tam bir psikolojik işkenceydi. Sylvia ağlayarak zorla Gertrude'un dediklerini yapmak zorunda kalmıştı. Fakat Gertrude'un ciğeri soğumamıştı, halen Sylvia'ya karşı öfke besliyordu. Onu bodruma kapatmalarını söyledi. 12 yaşındaki oğlu John ve kızı Stephani'nin erkek arkadaşı Coy Hubbard, Sylvia'yı zorla merdivenlerden aşağıya iterek bodruma kapattılar.

7. Çocuklar birer sadist haline geliyor

Esasen Paula pişman olmaya başladıysa da işler iyice rayından çıkmıştı. Gertrude çocukların Sylvia'ya çeşitli eziyetler etmesini, onu dövmelerini söylüyordu. Sadece kendi çocukları değil, çevredeki tanıdıkları komşu çocukları da her gün o bodruma gelerek Sylvia'ya çeşitli eziyetler etmeye başlamışlardı. Sylvia'ya işkence etmek onlar için bir oyun haline gelmişti.(Mahkemede çocuklara neden Sylvia'ya işkence yaptıkları sorulunca hepsinin cevabı 'bilmiyorum' olmuştur.) 

Burada çocukların acımasız birer cellat ve sadist bireyler haline gelmeleri, psikolojik bakımdan incelenmesi gereken bir süreçtir. 1961 yılında Yale Üniversitesi'nde psikolog Stanley Milgram'ın düzenlemiş olduğu Milgram Deneyi bu olaylarla ilişkilendirilebilir. Deneyde insanların otorite altıda kaldıklarında söylenenlere ne ölçüde itaat ettikleri araştırılmıştır. Deney sonucunda pek az kişi söylenenleri yapmayı reddetmiştir. Dolayısıyla bu olayda da Gertrude'u otoriter bir kişilik olarak görmeliyiz. Çocuklar onun söylediklerine sualsiz itaat ederek Sylvia'ya işkenceler yaptılar.

8. Jenny Likens

Jenny ise ablasına yapılan bütün bu eziyetlere şahit oluyordu. Gertrude, birisine bir şey söylemesi halinde Jenny'ye de aynı şeyleri yapacağını söyleyerek onu tehdit etmişti. Çevrede Sylvia'yı soranlara onu yatılı bir okula gönderdiğini söylüyordu. 1965 yılının ekim ayı boyunca neredeyse her gün Sylvia'ya işkence ettiler. Onu dövdüler, derisinde sigara izmariti söndürdüler, soyundurarak psikolojik işkence yaptılar, cinsel organına cam şişe soktular ve açık yaralarını tuzla ovdular. Jenny ablasına yapılan bütün bu eziyetlere göz yummak zorunda kalmıştı. Psikolojik bakımdan tamamen çökmüştü.

9. Richard Hobbs

Richard, ilk gördüğü günden beri Sylvia'ya karşı bir aşk beslemekteydi. Bir gün o vahşet evine girdiğinde sesleri takip ederek bodrum kata indi. Gördüğü manzara karşısında hayret içerisinde kalmıştı. Bütün çocuklar bodrum katta, Sylvia'ya işkence yapmakta olan Gertrude'u izliyordu. Gertrude, yatağa bağlı olan Sylvia'nın karnını açmıştı ve ucu kızdırılmış bir iğneyle derisine yazı yazmaya çalışıyordu. Gertrude, Richard'ı kışkırttı. Sylvia'nın onun dışında bir sürü erkekle yattığını söyledi. Yarım kaldığı işi tamamlaması için kızgın iğneyi Ricky'nin eline verdi.

10. "Ben bir kaltağım ve bundan gurur duyuyorum"

Sylvia'nın karnına kızgın iğneyle bu yazıyı yazmışlardı. 'Ben bir kaltağım ve bundan gurur duyuyorum'. Gertrude, Sylvia'nın kızına iftira atarak, çevrede onun bir fahişe olarak telakki edilmesine sebep olduğunu düşünüyordu. Oysa Sylvia böyle bir şey söylememişti. Gertrude, Sylvia'yı bir fahişe olarak damgalamak istemişti. İşte bu yüzden kızın karnına bu yazıyı yazmıştı ve olaya Ricky Hobbs'u da ortak etmişti.

11. 25 Ekim 1965

Sylvia'nın bedeni artık bu acılara dayanamayacak vaziyete gelmişti. O gün Sylvia, Gertrude'un konuşmalarını duydu. Gertrude, Sylvia'yı ormanlık alanda bir çöplüğe bırakıp ölüme terk etmeyi planlıyordu. Sylvia geceleyin ön kapıdan kaçma teşebbüsünde bulunduysa da buna muvaffak olamadı. Gertrude onu cezalandırmak için tekrar bodruma bağladı ve yemesi için sadece kraker verdi.
Aynı zamanda çocuklar Sylvia'yı ağır şekilde bir takım sopalarla dövdüler. Sylvia'nın küçük bedeni ağır acılara direnmiş fakat gördüğü bu son ağır şiddet karşısında büyük hasar almıştı. Aynı zamanda uzun süredir besinsiz ve susuz kalmıştı.

12. Sylvia huzura kavuşuyor

26 Ekim 1965 sabahı Gertrude, çocuklara Sylvia'yı banyoya götürüp onu ılık suyla yıkamalarını söyledi. Stephani ve Richard Hobbs, Sylvia'yı birlikte üst kattaki banyoya götürüp kıyafetleriyle birlikte küvete koydular. Kısa süre sonra küvetten aldıklarında, Sylvia hareketsiz bir biçimde yere düştü. Stephanie onun nefes almadığını söyledi. Gertrude tamamen aklını kaçırmış vaziyetteydi, Sylvia'nın öldüğüne inanmıyordu. Stephanie, Richard Hobbs'a polise telefon etmesini söyledi. Polisler geldiğinde Jenny'nin ağzından tek bir cümle duyuldu 'sadece beni buradan çıkartın, size her şeyi anlatacağım.'

13. Sylvia Likens'in otopsi raporu ve bulgular

14. Sonuç

Sylvia'nın cesedi bulunduğunda bedenin her yerinde morluklar vardı. Derisinin her yanında sigara izmariti söndürülmüştü. Vücudunun çeşitli yerlerine kızgın iğne ucuyla 'S' harfi yazılmıştı. Karnının tam üstünde 3 rakamı yazılıydı. Ölüm sebebi olarak beyin travması, şok ve düzensiz beslenme tanısını konuldu.

Baş katil Gertrude Baniszewski mahkemede bütün suçlamaları reddettiyse de 1.dereceden cinayetten ömür boyu hapse mahkum edildi. 1971 yılında yeniden yargılanmayı talep etti. Toplumun bütün itirazları ve tartışmalara rağmen 1985 yılında şartlı tahliye edildi.1990 yılında 60 yaşındayken akciğer kanserinden öldü. Gertrude'un çocukları ve suça ortak olan diğer komşu çocukları çeşitli sürelerde hapis cezasına çaptırıldı. Gertrude'un 13 yaşındaki oğlu John, Amerika'nın en genç suçlusu olarak ıslah evine atıldı.

Bonus: An American Crime (2007)

Bu olay Amerika'nın Indiana eyaletindeki en acımasız cinayet vak'alarından birisi olarak kabul edildi. Gertrude Baniszewski de Indiana eyaletinin en acımasız katili olarak tarihe geçti. Sylvia Likens'in bu acı hikayesi 2007 yılında An American Crime adlı filmle sinemaya uyarlandı. Filmde Sylvia'yı Ellen Page canlandırdı. Aynı zamanda bu olaydan esinlenilerek iki adet kitap yazıldı.

Sonuç olarak, buradan çıkarabileceğimiz ders insanların imkan verilince nasıl birer vahşi kişiliğe büründükleri ve acımasız bireyler haline geldikleridir.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
eda-acelya-topcu

Birgün o kızın mezarına gidicem

kubranur-avci

İnsanların ciddi bir psikolojik tedaviye ihtiyacı var. Bu kadar ileri derecede hastaların insanlarla ilişkisi kesilmeli. Gerçekten bende küçükken aynı duyguları hissediyordum. Annemin bana aldığı oyuncak bebeklere işkenceler ediyordum normal biri değildim. Nerede ki dostlarımın sevgisiyle tanıştım o zaman bu korkunç hislerden kurtuldum. Umarım bu tip insanlar tez vakitte sevgi ile tanışır. Günümüzün en iğrenç ve bence bulaşıcı hastalığı sevgisizlik.

nohuman

Bu olayın başka bir filmi daha vardı diye hatırlıyorum ben ya ama adını çıkaramadım şuan.Anlatılanlar birebir oluyordu filmde,çok fenaydı :/ Onun adını hatırlayan var mı ki?

serverbedi

The Girl Next Door(2007)http://www.imdb.com/title/tt0830558/ Bununla aynı adda 2004 yapımı bir gençlik filmi var.Benzeri adla bir film daha var onlar çok karışıyor.Fragmanı-https://youtu.be/typY725pjZ4 Youtube'da filmin tamamı yüklü fakat İngilizcedir.Bu film de fragmana bakılırsa güzele benziyor.İzlemek gerek fakat oyuncu kadrosu daha iyi olduğu için An American Crime daha çok tutuldu.Başka bir değişle Ellen Page faktörü :)

hounds-mars

filmin adı bu Coldwater

asli.unsal2

Bazen insan olmaktan korkarsın.

militanone

bizde anaokulu öğretmeni yamyam ucube. bu kadının akrabası falan herhalde. allah belasını versin çocuklara eziyet eden taciz eden kim varsa. dini dili ırkı farketmez. hepsini allah belasını versin.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

BodrumCinnetEvlilikKatilKitapTecavüzaşkhamileolayoyunşekertahliye
Görüş Bildir