Bizlere Yeni Evlilerin Paralel Evreninden Kesitler Sunan Fantastik Program: Gelin Evi

-

Sosyal medyada büyük olay yaratan Gelinlerin Tatlı Telaşı, Yeni Gelin evleri gibi sayfalardan esinlenilerek oluşturulan formatın ürünü Gelin Evi programı, biz fanileri yeni evlenmiş genç kadınların fantezi dolu dünyasına götürüyor.

Formatı bilmeyenler için; programda her hafta 5 yeni gelin birbirlerinin evine ziyarete gidiyor.

Hafta içi her gün bir geline ziyarete gidilip ev sahibinin evine, çeyizine, düğün görüntülerine, ikramlarına puanlama yapılıyor. Haftanın son günü en çok puanı alan gelin 5 tam altın ve 5 bilezik kazanıyor.

Yorgan tuvaletle denizaltında misafir ağırlamak.

Günün ev sahibesi konuklarını karşılıyor. Bu ev genellikle çok kötü bir sokakta, boş ve yıkık dökük dükkanların içindeki bir apartmanda oluyor. Ancak dış mekan tamamen sizi aldatmak için düzenlenmiş bir kurgu. Evler saray gibi. Örneğin hiçbir evde 120 ekrandan, 4k'dan aşağı televizyon yok. Ülkemizde henüz doğru düzgün 4k yayın da yok ama olsun; gördüğümüz üzere 4k tv şart.

"Avizenizle kaşıklığınızın uyumunu beğenmedim."

Ev geziliyor, döşemelerle perdelerin uyumu filan tartışılıyor. Çamaşır makinesi gri, mini fırın beyazsa gelin büyük ayıplanıyor. Ev sahibesi böyle durumlarda açıklama yapmak zorunda kalıyor. "Makineyi set almıştık, fırını kayınvalidem daha sonra hediye etti, geri de çeviremedim :(((" tarzındaki mahcup savunması alındıktan sonra diğer konuya geçiliyor.

Görgüsüzce her şeyin fiyatını sormak, cevap ne olursa olsun burun kıvırmak.

Gelin gururla tuzluğunun 25 TL olduğunu söylüyor, hemen burun kıvrılıyor. Mutfaktaki yolluktan bozma halının 450 TL olması ise hesaplı bulunuyor. Fiyatlara verilen tepkide hep bir tutarsızlık söz konusu, Robert Giffin bu programı görse, Giffin paradoksunu baştan yazardı. Ayrıca bu program sayesinde görmüş olduk ki, misafir halısı diye de bir kavram var. Misafir geleceği zaman evin tüm halıları bembeyaz halılarla değiştiriliyor. Böylece "ne kadar da temiz bir gelin" iltifatını kapızlıyorlar.

Hansel'le Gretel ve Hello Kitty dünyası arasında kalan bir evren burası.

Bir kere her şeyin pembe olması çok önemli. Ancak dozunda olacak. Mutfaklar pembe bir masal dünyasından fırlamış gibi; cupcake kavanozlar, fırfırlı mutfak önlüğü ve şirin aşçı şapkası yemek yaparken eğlenmek için. Bu pembe dünyayı köyden gelen ve tavandan sarkan acı biberler bir nebze bozsa da, mutfak gelinin süslü püslü oyun alanı.

"Nys cnm kendi evinde yaparsın inş .s.s"

Kişinin kendi evi değil de kiraysa, beğenmeme oranı yükseliyor. Herkesin 20 yaşına gelmeden kendi evini aldığı bu dünyada henüz ev alamamışsan; "nys artık kendi evin olunca cnm 😑" deniyor. Bu arada konu da mutfaktaki fayans taşlarının uyumu ya da banyo lavabosunun şekli gibi inşaat konuları. Zaten Oflu bir müteahhit tarafından yapılmış evde oturuyorsun; ne fayans taşı, ne estetiği allasen?

Programın en saykodelik bölümü: Çeyiz serme.

Zamanınızı boşa harcadığınızı mı düşünüyorsunuz? Bir de bunu görün. Tamam annelerimizin, anneannelerimizin vakit bolluğu açısından bu tür el emeği işleri yapması normaldi. Üstelik bunlar eski dönemlerde maddi zorluklarla yuva kuran gençlere yardım etme amaçlıydı. Ancak şu an her şey gibi bu gelenek de katıksız gösterişe dönmüş durumda.

Evi asla kullanmayacağın eşyalarla doldurmak.

Gelinler yüzlerce parçadan oluşan çeyizlerinden memleketlerinin isimleri, gelin ve damat isimleri yazan havlular hariç hiçbir şeyi kullanmıyor. "Tarzım değil, çok abartılı, dantelin temizliği çok zor" gibi gerekçelerle bu parçaları asla kullanmıyorlar. İşin ilginç yanı, bu gelinlerin hepsi aynı fabrikadan çıkmış gibi. Hepsinde aynı eşyalar var. Bu manzarayı gören hiçbir gelin şaşırmıyor, aksine genelde evin bir köşesinde tıkılıp asla kullanılmayacak çeyizi az (!) buluyorlar.

İkram masasına 10 saniye bakınca karbonhidrat ve şeker komasına giriyorsunuz.

Çeyiz sonrası ikram masasının başına geçiliyor. Servisler özenle açılmış, ancak bu kurulu sofraya asla oturulmuyor. Neden adam gibi masaya oturmak varken tabaklar elde koltuklara oturup eğilip bükülerek yiyorlar; madem oturmayacaktınız niye açık büfe düzeni yapılmıyor anlam veremedim. Masadaki yüzlerce çeşide aldanmamak lazım, çünkü gelinler en fazla bir çeşidi kendisi yapmış olabiliyor. Tabaklar geometrik olarak tartışılıyor, çatal-bıçaklar uzun uzun inceleniyor. Burada da diğer konular gibi bir çıkmaz var; yemek takımları biraz süslüyse "çok şatafatlı", düzse "çok sade" bulunup eleştiriliyor. Gelinin biri 5 yıl önce alınan takımlar için "milattan önceden kalma" bile dedi, onların dünyasına her şeyin modası her yıl değiştiği için eşyalarınızı en fazla bir yıl kullanıp atmalısınız.

İkramlarla koltuklara yayıldıktan sonra sıra sohbete geliyor, yeni evli gelinlerin konuşabileceği tabii ki tek bir konu olabilir; kocaları!

Kocalarıyla nasıl tanıştıkları, sevgili olma ve evlilik teklifi alma hikayeleri uzun uzun anlatılıyor. Eğer sevgili olma ya da evlilik teklifi aşamasında kadın bir adım attıysa diğer gelinler hemen yadırgıyor. Aynı şey şatafatsız, sürprizsiz evlilik teklifleri için de geçerli. İyi bir teklifte uçan balon, havai fişek, dilek feneri; yani havada uçan bir şeyler mutlaka olmalı. Damat adayının güzel sözlerinin hiçbir önemi yok, o kısım; "o sırada güzel bişeyler dedi de valla hatırlamıyorum" şeklinde anlatılıyor. Yani evlilik teklif ederken boşuna güzel söz kasmayın beyler, dinlemiyorlar.

"Ben bi lavaboya gideyim" çakallığı.

Gelinler otururken, misafirlerden biri "lavaboyu kullanabilir miyim?" diyerek gidiyor. Burada amaç banyoyu incelemek tabii ki. Kamerayla banyoya giden gelinimiz fısır fısır konuşarak banyoyu gömüyor. Tuvalet kağıdından, deterjan kutusuna kadar eleştirip kendi kendine şizofrence aynaya konuştuktan sonra hiçbir şey olmamışçasına salona dönüş yapıyor.

Sırayla söz, nişan, kına, nikah, düğün videoları izleniyor. Tabii ki hepsi profesyonel çekim.

Burada tüm gelenek ve ritüellerin harfi harfine uygulanmış olması gerekiyor. Örneğin kırmızı kuşağın kimin tarafından, kaç kez döndürülerek bağlandığı çok önemli. Program tarihinde maket olmayan bir pasta görülmediği halde her seferinde "pasta maket miydi?" sorusu geliyor. Maket canım maket, normal pasta kalmadı artık. Biz bile izleye izleye her saçma detayı öğrendik, bunlar öğrenemedi.

Yeni gelin değil, maliye memuru sanki.

"Düğünde ne kadar takıldı?" sorusu olmazsa olmaz. Nakit ve altın miktarı ayrı ayrı sorgulanıyor, nereye harcandığı bile öğreniliyor. 3-5 bin TL "hmmm" ile karşılanırken, 20-30 bin TL olunca gözlerdeki hasetlik şimşeklerini görebiliyorsunuz.

Hiçbir şeyi beğenmeme timi yine iş başında.

Bu programda damadı bile beğenmeyen oldu. Düğünde oynamayan geline "niye oynamadınız ki?", biraz fazla oynayana "maşallah çok oynamışsınız ;)" eleştirisi geliyor. Gelinin oynamaması, hatta gülmemesi gerektiğini söyleyenler bile oldu.

Sanki anneye bir otobüs mesafede değilmişçesine ağlamak.

Düğünün sonuna yaklaşılırken ailesinin evinden ayrıldığını idrak eden gelinimiz duygusal anlar yaşamaya başlıyor. Diğer gelinler de kendi düğünlerini hatırlayıp gözyaşı döküyor, peçete ile gözlerini siliyorlar. Bu kadar ağlayacağına bin otobüse ziyarete git, di mi ama?

Gelinin düğün serüveninden bir kıyafet giyip geldiği, ancak kimsenin onu sallamadığı bölüm.

Düğün videolarından sonra gelin düğün albümünü getirip giyinmeye gidiyor. Bu bölümde çoğu gelin; "ay 1 yılda 15 kilo aldığım için size giyinip gösteremeyeceğim" diyor gerçi. Neden 15 kilo aldıkları da belli aslında (bakınız: ikram masası) ama neyse. Gelin kıyafetini göstermeye çalışırken, diğer gelinler fotoğrafları eleştirmekle meşgul oluyor. Her gelinin en az 500 TL verdiği devasa bir albümü olmalı. Mütevazı fotoğraflar beğenilmiyor. Gelin de bu kısımda bol bol fotoğrafçıyı gömüyor. Gelinle damadın biraz samimi bir pozu olursa hemen cık cık ayıplanıyor. Yatak odasını 80 milyona arz etmek ayıp değil, bu çok ayıp çünkü.

Gergefle yapılan oylama ve az puan verme kurnazlığı.

Gün sonunda gelinlerimiz bir odaya gidip gergefe oylarını dikiyorlar (!). Bu sırada gün içinde hiç söylenmeyen şeyler, oy kırmak için müthiş bir bahane olarak ortaya çıkıyor. "Mutfak avizesindeki taşları beğenmedim, evi de eskiydi zaten" gibi abuk subuk bahanelerle puan kırılıyor.

Haftanın kazananının mağrur ifadesi ---> 😌

Cuma günü sonunda haftanın oylaması bir sandıkta (evet, çeyiz sandığı metaforu) ortaya geliyor. Gelinler puanlarını açıyor ve en yüksek puanı alan gelin altınların sahibi oluyor. Altınları ikinci olan gelin takıyor. Bu esnada ortamdaki kenafir bakışlar, takılan altınları eritme potansiyeline sahip.

Programın başında böyle bir uyarı yok, ancak biz uyaralım; izledikten sonra gerçeklik algınızda kaymalar olabilir.

Toplum bilimi, tüketim alışkanlıkları, aile kavramı, feminizm, ekonomi, siyaset, ahlak felsefesi ve daha birçok açıdan incelenebilecek; üstüne uzun tezler yazılabilecek bu program hakkında çok da fazla düşünmemek lazım. Aksi halde hayatı sorgulamaya başlayabilirsiniz.

Sizi bu muhteşem programın muhteşem sözlere sahip şarkısıyla baş başa bırakıyoruz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
cakiltasi

Allaaah yorumları okuyunca içim karardı. Niye mi çünkü bende bu programın ne kadar saçma ve gereksiz oldugunu düşününlerdenim bi hayli de gereksiz buluyorum yanlız çeyiz dönemimde hiç bi hazırlığı olmayan fazla üniversite köşelerinde takılmaktan ev nasıl dizilir anlamayan biri olarak fikir edineyim diye izlemeye başladım.Sonraaa evlendim tabi bu defada kpss çalışcam ben ya diye işi bırakıp ev hanımcıklığına terfi ettiğim şu dönemlerde boş aralarda ağlak programlar izleyecegime bunu izleyeyim bari dedim.Bir gün eşim programın sonunda takılan altınları görünce goy goy döndürüp alırız yea biz bunları dur bi başvuralım durumuna geldik.Tüm soruları tek tek özenle saçmaladık formda. Ne mi oldu bugun arayıp mülakata gelirmisin dediler valla gelirim dedim :D Trajikomik bir olay içerisindeyim şuan kendi halime göbek hoplatarak gülüyorum ekrandan sallayıp gömdüğüm salak bunlar yaa diye gülerken benide ekranlarda canım avizen çok taşlı derken görebilirsiniz:D

ugur-adem-yalcin

şimdi bunları izleyenlerde mi oy kullanma hakkına sahip?

ozge-buran-kose

son dönemde okuduğum en iyi içerik:)

survive0000

bide bunların bazıları ağzını yaya yaya konuşuyordur.bi de "şkrm cnm" falan diye yapmacık konuşuyordur. vur ağzına bir tane.

-seyma-

toplumun ahlakına ve düzenine sıçan program bilerek mi buluyolar böyle çirkef karıları

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AltınEvlilikcupcakehello kittyolayoyunpastaşekertatlı
Görüş Bildir