Adlarını Kalbimize Yazdığımız Ünlülerden Hikayeleriyle Yaşayan 11 Büyüleyici Fotoğraf

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Çok sevdiğimiz yıldızların büyüleyici fotoğraflarını ve bu fotoğrafların arkasındaki hikayeleri sizler için Buzzfeed'den derledik.

Kaynak: https://www.buzzfeed.com/briangalindo/11...

1. Marilyn Monroe (1961)

Marilyn’in fotoğrafını çektiğimde çok genç bir fotoğrafçıydım. Onunla tanıştıktan sonra yarım saatlik bir sohbetin ardından bana ‘Bir yatağa, beyaz ipek çarşaflara, Frank Sinatra plaklarına ve Dom Perignon şampanyaya ihtiyacımız var. Bunlara sahip olduğumuzda çok güzel fotoğraflar çekebileceğimizi biliyorum.’ dedi. Ben, Kanada’nın küçük bir kentinden çıkma bir çocuk olarak orada dikilirken, Marilyn Monroe benim için nasıl da muhteşem bir fotoğraf ortaya çıkaracağını söylüyordu. Gerçekten de öyle yaptı.

İlginç olan şu ki; Marilyn her şeyi görmek istedi, bu yüzden de öğlen fotoğraflarla geri dönebilmem için ertesi sabah filmleri laboratuvara götürttü. O akşam saat 5 gibi ona fotoğrafları gösterdiğimde, siyah gözlükleriyle fotoğraflara baktı ve pek beğenmedi. Ondan sonra bir süreliğine kayboldu ve gözlükleri olmadan geri döndüğünde çok daha hazırlıklı görünüyordu ve fotoğraflara daha da ilgili bir şekilde baktı. Bu sefer fotoğraflara aşık olmaya başladı. Döndü ve bana dedi ki: “İşte bu her erkeğin yatakta birlikte olmak isteyeceği türden bir kadın.” Ve bu en nihayetinde onun için başarılı bir çekim demekti.

2. Elizabeth Taylor (1961)

Benim kariyerimi başlatan Elizabeth’ti. O zamanlar dünyadaki en büyük film yıldızıydı, ama çok hastalandığından bir yıllığına ortadan kaybolmuştu ve bu, insanların onu ilk defa tekrar göreceği zamandı. Göze batan şey soluk borusunun açılmasından dolayı ortaya çıkan yaraydı; ona göre bu yara onun olduğu insanı gözler önüne seren bir şeydi. Gizlemek istemedi ‘çünkü hayatını kurtaran şey oydu'.

3. Audrey Hepburn (1965)

Audrey inanılmazdı ve göz kamaştırıcı fotoğraflar ortaya çıkardı. Fotoğrafçılığı inanılmaz iyi anlayan bir insandı; kamerayı açmıştı ve bir çekim sürecinden en fazla verimi nasıl alabileceğimizi biliyordu. Asla bir diva değildi, sadece iyi fotoğraflar alabilmemiz için doğru yolları kullanmak istiyordu. Çok, çok iyi anlaşmıştık.

 

4. Coco Chanel (1962)

Mademoiselle Chanel İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra neredeyse
ortadan yok kaybolmuştu ancak 1960ların başında geri geldi ve moda serisi tekrar popüler oluyordu (Jackie Kennedy ve Lee Radziwill  sayesinde). Fazla göz önünde değildi ve fotoğraflar onu ortaya geri çıkarmanın, halkın ilgisini tekrar onun üzerine çekmenin bir yoluydu. Paris’teki atölyesinde, kendisi bir defileye hazırlanırken (ki çok özel bir defileydi) fotoğraflarını çekmek için neredeyse bir aya yakın zaman geçirdik birlikte. Mademoiselle muhteşem bir insandı.

5. Andy Warhol (1970)

Andy bir sanatçı olmasına rağmen onun fotoğraflarını çekerken hiç zorlanmadım. Andy Wahrol’la birlikte olmanın güzelliği de burada yatıyordu: çok kibar ve anlayışlıydı ve ondan istediğim her şeyi yaptı. Chateau Marmont’a tam vaktinde, saat sabah 9’da arkadaşlarıyla birlikte geldi ve o gece hiç uyuduklarını düşünmüyorum. Ama hepsi fazlasıyla uyanık, canlı ve kamerama hazırdı!

6. Judy Garland (1961)

Judy ile bir aydan fazla seyahat ettim ve o ayın sonunda onunla birlikte stüdyodaydım, hayatının ne kadar zor geçtiği hakkında konuşuyorduk ki bu benim de ilk elden deneyimlediğim bir gerçekti. Kameram tripodun üzerinde duruyordu ve biz konuşmaya devam ettikçe benim onun hayatını nasıl da gözlemlediğimi anladı ve ağlamaya başladı. Çektiğim bütün fotoğraflar arasında bu benim en sevdiğimdir; ağladığı için değil, fotoğrafın içinde bir dürüstlük olduğu için.

7. John Lennon (1966)

John Beatles’a ara vermişti ve kendi başına, ya da onun söylediği gibi “kankaları etrafta olmadan” takılıyordu. İspanya’nın güneyinde "Savaşı Nasıl Kazandım" isimli bir film yapıyordu. Çok sevilen bir insandı. Gösterişi ya da nazı yoktu, sizinle konuşurken bir arkadaşıyla konuşur gibi konuşuyordu. İşte John Lennon buydu. Doğrusunu söylemek gerekirse gerçekten benim en sevdiğim modellerimden bir tanesiydi.

8. Ann-Margret (1971)

Ann-Margaret motorsikletini Los Angles’tan Las Vegas’a götürdü ve birlikte sabah erken saatlerde otobana gittik. O motorunu sürerken ben de karım Françoise’ın sürdüğü kamyonetin arkasından fotoğraflarını çekiyordum. En sonunda, ‘Başardık, Ann-Margret!’ dedim ve o da bacaklarını havaya kaldırıp sevinçten ‘Vİİİİİİİ’ diye bağırdı. Ama asıl fotoğraf onun verdiği tepki oldu.

9. Peter O'Toole (1964)

Bu fotoğrafı Londra’daki evinde çektik. Canon kameram tripodun üzerinde duruyordu ve en iyi ışık alan fotoğrafı çekmeye çalışıyordum. O da bu pozu verdi.

 

10. Jack Nicholson (1975)

İster inanın ister inanmayın, bu "People" dergisi için çektiğimiz pozlardan biriydi. Jack’in evine sabah erkenden gittim, olması gerektiği gibi, ama o daha yeni
uyanmıştı, bu yüzden de fazlasıyla canlı ve hareketliydi. Açıkçası bu fotoğraf,
onun içinde pırıltı olan bir fotoğraf istediğini söylemesinin bir sonucuydu;
bir kibrit yakıp ağzına koydu ve ‘Ben bir kibrit tüttüreyim.’ dedi. Bu fotoğraf
da böyle ortaya çıktı.

11. Titanic (1996)

Bu filmin bir fenomen olacağından o kadar da emin değildim çünkü sette çok fazla farklı duygu dolaşıyordu. Stüdyo, filmin fazla pahalı ve çekimlerin fazla uzun sürdüğünü hissediyordu. Ama James Cameron’un da film için çok güçlü duyguları vardı. Başka insanlara karşı sabrı taşabiliyordu, ama bana karşı hep çok anlayışlıydı. Çok iyi anlaşıyorduk, birbirimizi anlıyorduk.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
sude.demir

işte güzel içerik

backto60s

#7 Lennon, çok seviyorum be.

nyth

yok canım ne gerek var bütün bu fotoğrafları çeken efsane adamın adını vermeye... beyinsiz beyinsiz iş yapıyorsunuz iyice saçmaladınız editörler!! neyse ben yazayım, fotoğrafçının ismi douglas kirkland

gzm-ynklr

Marilyn Monroe (1961,Titanic (1996),Jack Nicholson (1975),John Lennon (1966)Audrey Hepburn (1965)bayıldım.

Başlıklar

İspanya
Görüş Bildir