onedio
Gülümseme Konusundaki 10 Gerçek
Evet, yanlış duymadınız! Genellikle kadınlar erkeklerden daha fazla gülümsüyormuş ancak aynı iş yerlerinde çalışan erkeklerin kadın iş arkadaşları kadar gülümsediği ortaya çıkarılmış çünkü kadınlarla aynı statülere sahip olan erkeklerin kadınlardan etkilendiği anlaşılmış. Bu bilgilere ek olarak erkek çocuklarının kız çocuklarına göre daha az gülümsemesine rağmen daha fazla göz kontağı kurdukları ortaya çıkmış.
En Büyük Teknoloji Fuarı CES 2015'te Öne Çıkan 13 Müthiş Ürün
Las Vegas’ta düzenlenen dünyanın en büyük elektronik ve teknoloji fuarı ‘Consumer Electronics Show (CES) 2015’in kapıları önce uluslararası basına açıldı. 140 ülkeden 3 bin 600’ün üzerinde teknoloji şirketinin yer aldığı fuar 6-9 Ocak tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Yeni icatlarla dikkat çeken bu yılki fuarda günlük hayatı kolaylaştırma amacıyla yola çıkan girişimciler, elektrikli patentlerden akıllı kemerlere kadar birçok yeni ürünü tüketicilerin beğenisine sunuyor. Bizde fuar boyunca öne çıkan yenilikçi teknolojileri sizin için derledik...
Bill Gates, İnsan Dışkısından Su ve Elektrik Üreten Teknolojiyi Denedi
“ Dışkıların üretim hattından ilerleyip, büyük bir kovaya dökülüşünü izledim. Oradan makineye doğru ilerlediler, kaynatılıp, işlendiler. Birkaç dakika sonra tadına baktığım ürün: Bir bardak içme suyu. ”İçme suyuna erişim, başta Afrika olmak üzere yoksulluk sınırının altındaki milyarlarca kişi için hayati bir sorun. İfadelerse bu sorunu adresleyen OmniProcessor adındaki yeni bir projeye dikkat çekmek isteyen Bill Gates ‘e ait. Kurucusu olduğu Gates Vakfı’nın yoksullukla mücadele ve halk sağlığını koruma amaçlarıyla yürüttüğü çalışmaların bir parçası olarak, bu teknolojiyi deneyen Gates, sonuçtan memnun olduğunu da detaylarıyla blogundan paylaştı. Gates, suyun içtiği şişe suyu kadar lezzetli olduğunu ve ardındaki mühendisliği de gördükten sonra gönül rahatlığıyla her gün içebileceğini yazdı.
Aklınızı Yerinden Oynatacak 17 İlginç Bilimsel Gerçek
Her birimiz bilim adamı olmadığımız için her gün yeni öğrendiğimiz bilimsel bilgilere doğal olarak şaşırmaktayız. Hepimiz dünyanın işleyişini farklı farklı algılarız. Aslında işler bizim düşündüğümüzden daha bilimsel ve daha harikulade şekilde ilerliyor. Dünya harika bir yer ve bilim bu harikalığı daha güzel bir seviyeye taşıyor. İşte burada sizin için hazırladığımız ve sizi şaşırtacak 17 ilginç bilimsel gerçek.
Dünyada Yaşayan Herkes Aynı Anda Zıplarsa Ne Olur?
Birşeyler olur, ama kesinlikle bahsetmeye bile deymez. Klasik geyiktir, 1 milyar Çinli aynı anda zıplayınca Amerika'da deprem olacak diye ancak 2011'de Japonya'da gerçekleşen deprem bile günleri yaklaşık 0.0000018 saniye kısalttı. Aynı etkiyi yaratmak için aynı anda zıplaması gereken insan sayısı, şu anki dünya nüfusunun tam 7 milyon katı! yani 8 milyar x 7 milyon insan aynı anda zıplarsa benzer bir etki yaratabiliriz. Peki 7 milyar insan yan yana omuz omuza, Ankara kadar bir yere sıkışıp zıplasa ne olur? Dünyayı biraz olsun aşağı itebilir miyiz?Herkesin aynı anda 30 santim yüksekliğe zıplayıp geri indiği düşünülse bile, Dünya'nın yerini 1 hidrojen atomunun büyüklüğünün 100'de 1'i kadar değiştirebiliyoruz, o da çok kısa bir süreliğine, Dünya geri eski yerine neredeyse anında geliyor. Özet olarak insanların toplu kütlesi, Dünya'ya oranla o kadar düşük ki, hiç bir etkimiz olmuyor desek yanlış yapmış olmayız.Altta da ingilizce bilenler için detaylı bir video var.
Reklam
Sadece Gazetelerin Arka Sayfalarında Rastladığımız Sağlıklı Yaşama İlişkin 7 Altın Öneri
Son derece önemli bilgiler veriyor olmasına karşın, gazetelerin en arka sayfasında, memelerini büyütünce şansı açılan hanım kızımızın büyük resimli haberinin altında denk geldiğimiz haberlerdir bunlar. İçerik olarak hayatın sırrını verme ile eşdeğer bilgiye sahip ancak konum olarak 'okumasan da olur' tadındadır. Mesela ömrü uzatmanın yolları, sağlıklı bir cinsel ilişkinin anahtarları hep bu küçücük alanda verilir. Türkiye'de insan hayatına verilen değerin düşük olmasından mıdır yoksa bu haberlerin kaynağı olan bilim insanlarına duyulan güvensizlikten midir bilinmez ama bu haberler bir türlü hak ettiği yere ulaşamaz.
Reklam
İnsan Vücudu Hakkında Belki de Bazılarına İnanmayacağınız 22 Gerçek
etiket
İnsan vücudu o kadar karmaşık bir sistem ki binlerce yıllık tıbbi bilgiye ve tecrübeye rağmen hala tam anlamıyla çözülebilmiş değil ve araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. Muhtemelen bazılarını inandırıcı bulmayacağınız, vücudunuzun her bir köşesinden o gerekli/gereksiz ve ilginç bilgiler:
Depresyon Bir Tür Alerjik Tepki mi?
Hemen her hafta kamuoyunda ünlü bir isim 'depresyonla savaşımını' dile döküyor ve bu hâlâ yürekli bir adım olarak görülüyor. Zira depresyonla ilgili tüm damgalanmanın kaldırılması gayretlerine rağmen, hala bir aklî ve duygusal zayıflık olarak görülüyor.Peki ya depresyon böyle bir şey değilse? Ya insanın kendisini gayet kötü hissetmesine yol açan bir fiziksel hastalıksa? O durumda depresyon yaşadığını açıklamak, daha kolaylaşacak mı? Ve depresyonun hayali bir durum olduğu inancına nihayet son verilebilecek mi?İngiliz gazetelerinden Guardian 'da yayımlanan bir haberde, sayıları giderek artan bilim insanının depresyon hakkında, ezber bozan tezlerle ortaya çıktığı belirtiliyor.Caroline Williams 'ın bu konudaki son çalışmalara ilişkin haberi şöyle:Los Angeles'teki Kaliforniya Üniversitesi'nde yıllardır depresyon konusunda çalışma yapan klinik psikoloğu George Slavich, depresyonun, akıl kadar vücutla da ilgili bir durum olduğu sonucuna vardı.Slavich, 'Depresyonu artık bir psikiyatrik durum olarak görmüyorum. Psikolojiyle ilişkili bir durum ama, aynı derecede biyolojik ve fiziksel sağlıkla da ilişkili.' diyor.Bu yeni tezin temeli, aslında, söylendiğinde, gayet bariz. Herkes hasta olduğunda kendisini kötü hisseder. İnsanın kendisini çok yorgun hissetmesi, can sıkıntısı çekmesi, divandan doğrulmak bile istememesi, psikologlar arasında, hastalıklı olma davranışı olarak bilinir. Bu durum da aslında, belli bir nedenle, vücuda daha fazla zarar verilmesini ya da enfeksiyonun daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla yaşanır.Hastalanınca çoğalan depresyon belirtileriİnsanın bu hali, depresyona çok benziyor. Dolayısıyla eğer depresyon yaşayan insanlar klasik hastalık belirtileri gösteriyorsa ve hasta insanlar da depresyona giren kişiler gibi davranıyorsa, bu iki durum arasında ortak bir neden olabilir mi?Bu sorunun cevabı evet.Bu duruma yol açan en büyük aday da iltihaplanma. Yani bağışıklık sisteminin, yaraları kapatmak ve sistemin diğer kısımlarını harekete geçirmek için, adeta bir hırsız alarmı gibi devreye girmesi.Sitokin denilen protein ailesi vücutta iltihaplanmayı devreye sokuyor ve beyni hastalık moduna geçiriyor.Depresyon dönemlerinde sitokinlerin ve iltihaplanmanın büyük bir artış kaydettiği görülmekte. Çift kutuplu (bipolar) rahatsızlık çekenlerde, hastalığın hafiflediği dönemlerde sitokin ve iltihap düzeyi de düşüyor.Sağlıklı insanlar da, iltihabı artıran bir aşı yapıldığında, geçici bir süre için bunalıma, evhamlı bir döneme girebiliyor.Tifo aşısı yapılan insanların beyin görüntüleri, bu duruma, beyinde ödüllendirme ve cezalandırma işlemlerinin yapıldığı bölgedeki değişimin yol açabildiği sonucunu ortaya çıkardı.Başka ipuçları da var...İltihap - depresyon ilişkisiRomatizmal eklem iltihabı yaşayan insanlar, ortalamanın üzerinde oranda depresyondan muzdarip. Kanserle mücadelede iltihabi tepkiyi pekiştirmek amacıyla hastalara verilen interferon alfa adlı ilaç, yan etki olarak genellikle depresyona yol açıyor.Bu tür veriler arttıkça, vücutta iltihaba neyin yol açtığı konusu daha fazla dikkat çeker oldu.New York'taki Stony Brook Üniversitesi'nde görev yapan Turhan Canlı, enfeksiyonların en büyük neden olduğu kanısında ve hatta, depresyonu, 'bulaşıcı olmayan bir enfeksiyon hastalığı' olarak, yeniden tanımlamamız gerektiği inancında.Diğer uzmanlarsa bu derece ileri gitmiyor.Bunun bir nedeni, iltihaba yalnızca enfeksiyonun yol açmaması. Trans yağ ve şeker bakımından zengin olan beslenme şeklinin iltihaplara yol açtığı; bol meyve, sebze ve yağ oranı yüksek balıklardan oluşan beslenme düzeninin ise iltihapları kontrol altında tuttuğu biliniyor.Bir diğer tehlike de obezite. Özellikle bel çevresinde biriken yağ tabakalarında büyük miktarlarda sitokin depolanıyor.Modern zamanların alerjisiBuna sosyal dışlanmanın veya yalnızlığın getirdiği stresin iltihaba yol açtiği gerçeği eklendiğinde, depresyon, bir tür, modern yaşama yönelik alerji olarak belirmeye başlıyor.İnsanların giderek daha fazla yiyerek ve uyuşukluk edip kendilerini soyutlayarak kronik iltihaplanma döngüsüne kapılmalarıyla, depresyon da tüm dünyada hızla yaygınlaşıyor.Eğer durum böyleyse, depresyonla mücadelede, önleyici adımlar atılması, bir başlangıç noktası olabilir.Klinik psikolog George Slavich, vücuttaki iltihaplanma sürecini devredışı bırakmanın pek de doğru olmayacağını, zira enfeksiyonlarla mücadele için buna gerek olduğunu söylüyor ama 'düzenli iltihaplanmanın kontrol edilebilir düzeye indirilmesini amaçlamak, iyi bir hedef olur' diyor.Sevindirici olan bir gelişme, antidepresanlara, iltihapla mücadele eden ilaçların eklenmesiyle hem hastalık belirtilerinin düzelmesi, hem de tedaviye cevap veren insanların oranının artması oldu. Ama bu verinin doğrulanması için daha başka denemeler yapılması gerekiyor.Omega 3 ve kürküminin yararlarıAyrıca Omega 3 ile zerdeçaldan çıkarılan kürküminin benzer etkileri olabileceği belirtiliyor. Omega 3 ve kürkümini, reçetesiz edinmek mümkün ve denenmesi yararlı olabilir. Ama bunlar bir seçenek olarak değil, sadece yardımcı tedavi unsurları olarak düşünülmeli.Londra'daki Kings College'de görevli psikiyatr Carmine Pariante, 5-10 yıl içinde depresyon yaşayan insanların kanlarındaki iltihaplanma oranının ölçülebileceği ve buna göre tedavi sunulacağı inancında.Depresyonun toplumda hala bir damgalanma nedeni olmasına gelince...Kabahati, akıldan vücuda aktarmak, damgalama eğilimlerine son verir mi?Bunu zaman gösterecek. Depresyon, daha önceleri de fiziksel olgularla ilişkilendirilmişti. Yakınlarda yapılan bir araştırma, beyindeki 'kimyasal dengesizliklerin depresyona yol açtığı' bilgisinin daha geniş kitlelerce bilinir olmasına rağmen, depresyon damgalamasının azalmadığını gösterdi. Üstelik bu eğilim, durumu daha da vahimleştiriyor.Ama bu kez hedefte, beyin ya da akıldan kaynaklanan herhangi bir türdeki zayıflık yok. Herkesin vücudunda bulunan bir temel özelliğin olayların gidişine göre herhangi bir kişiyi vurabilmesi söz konusu.İşte bu bilgi, daha fazla anlayış ve şefkat uyandıramazsa, o zaman hiçbir şey uyandıramaz.BBC Türkçe
Uzayda Hayat Var Mı Sorusunun Cevabı Nanosensörlerde mi?
Uzayda yaşam izleri bulmak için dünya var gücüyle çalışıyor. Curiosity ya da Philae gibi uzay sondalarının kullandığı kimyasal tetkikler ise bulunan materyallerin halen canlı olup olmadığını söyleyemiyorEngadget’ın haberine göre, Fransız bilim insanları bu konuda yardımcı olabilecek bir nanosensör geliştirdi: yaklaşık 500 bakteri toplama kapasitesi olan, lazer hareket sensörlü bir konsol. Bakteriler eğer canlıysa, konsolda çok hafif titreşimler yaratıyor ve lazerler de bu hareketleri yakalıyor. Bakteri ölünce bu sinyal de duruyor. Bu teknoloji kimyasal değil, tamamen mekanik olduğu için, ilaç deneyleri gibi pek çok amaçla da kullanılabileceği öngörülüyor. Örneğin lazer hareket sensörlü bu konsollara kanser hücreleri yerleştirilebilir. Eğer kansere karşı geliştirilen ilaç etkiliyse, hareket sinyalleri yavaşlayabilir ya da durabilir. Normalde uzay sondaları dünyadakine benzer kimyasal maddeleri arıyor ama başka gezegenlerde farklı türde kimyasallar da olabilir. Kim bilir, belki nanosensörler sayesinde Titan’ın hareket halindeki soğuk metan göllerinde günün birinde yaşam izleri bulunabilir. Bilgi Çağı
Reklam
Sanat Ne Anlatır ? 6 Gizemli Yapıt ve Öyküleri-5
NeoKlasizm(Yeni klasizm) den Romantizme geçiş sürecinde Fransa'nın gelmiş geçmiş en büyük ressamlarından olan Gericoult birbirine girmiş, bu insan yığınlarını bir araya getirerek büyük bir şaşkınlık yaratmış, ardından da sert eleştirilerin hedefi olmuştur.Acaba bu resme baktığımızda ne anlamamız gerekiyor ? Umut mu ? Umutsuzluk mu ?1816 yılının sıcak temmuzunda Medusa adlı Kraliyet gemisi, sakince kıyıdan ayrılarak, kendisini sonsuz maviliğe bırakıyor. İngilizlerin Fransızlara bıraktığı Senegal'deki bölgeyi işgal etmek için deniz taburu gemide hazır bulunuyor. Çiçeği burnunda yeni atanmış Senegal Valisi, ailesi, hizmetçileri, oranın coğrafyasını çıkarmak,  bilgi edinmek için bilim adamı ve araştırmacılar ile beraber tam 400 kişi Medusa'nın kamaralarına yerleşmeye çalışıyor.Kanarya Adalarının yakınlarında gemi çeşitli hatalardan dolayı kayaya oturuyor. Geminin bir an önce boşaltılması lazım, ancak nasıl ?Vali, ailesi, kaptan ve subaylar 6 filikaya doluşuyorlar. Geriye kalan 147 insan ise geminin direğinden parçalarından acelece yapılan, sallara zorla bindiriliyor. Filikaların onları karaya kadar çekeceği söyleniyor. Ne yazık ki bu pekte mümkün değil.Suyun ortasında bir avuç tahta parçasının üzerinde gerçek bir ölüm kalım savaşı baş gösteriyor. Açlık, susuzluk ve Temmuzun yakıcı sıcağı...Aradan bir hafta geçiyor ve 147 kişiden geriye yalnızca 28 insan salda kalıyor. (Zor atlatılan bir haftanın ardından bazı ölülerin etleri güneşte kurutularak yendiği kayıtlara geçmiştir)Suyun ortasında geçen 13 vahşi günün ardında tesadüfen sağ taraftan bir geminin geçtiği fark ediliyor, ve halen umudu olan bir kaç insan, son enerjilerini de kullanarak geçen geminin dikkatini çekmeye çalışıyorlar. Ve işte Theodore Gericault tamda bu anı devasa bir tabloya işleyerek ölümsüzleştiriyor.Ve evet, o kadar asilzadenin arasından uzanan bir 'Zenci' kolu, sonunda fark ediliyor, gemi bu insanları kurtarıyor.
3 Bin Yıllık Kaleyi Köylüler Keşfetti
Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Yurtbaşı Mahallesi'nde ortaya çıkarılan 3 bin 200 yıllık bir kaleyi köylüler keşfetti. Erken demir çağına ait olduğu saptanan ve muhtarla mahalle sakinlerinin ısrarıyla bulunan kale, kentin kültür envanterine kaydedildi.Binlerce yıl çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Van'da kentin tarihi envanterine bir arkeolojik eser daha eklendi. Geçen hafta Yurtbaşı mahallesinde erken demir çağına ait olduğu düşünülen 3 bin 200 yıllık kale bulundu. Oysa, kalenin varlığı yıllardır mahalle halkı tarafından biliniyor ancak seslerini duyuramıyorlardı.Mahalle muhtarının tarihe olan merakı ve ısrarlı tutumu sonucu bölgeye uzmanlar gelip inceleme yaptı, binlerce yıllık eser sonunda ortaya çıktı.Sanat tarihçi Mehmet Top tarafından tespit edilen kalenin ortaya çıkış öyküsünü Al Jazeera Türk mahalleliler ve tarihçilerle konuştu.80 haneli Yurtbaşı mahallesinin muhtarı İrfan Yücel, tarihi kalenin tespit edilmesi için birkaç kez başvuruda bulunduğunu, ancak cevap alamayınca ilçede Hoşap kalesinde kazı yapan ekibinde ulaştığını anlatıyor. Kalenin tespitinden dolayı mutlu olduğunu belirten Yücel, kalenin değerlendirilmesi için her zaman çalışacağını söylüyor.‘’Peşini bırakmadım’’Kalenin bulunmasıyla ilgili ısrarlı davrandığını ifade eden Muhtar Yücel, 'Kale köye 3 km uzaklıkta bulunuyordu. Köylüler ve ben buranın bir kale olduğunu biliyorduk. Her zaman incelenmesini, değerlendirilmesini istiyorduk. Şimdiye kadar burası için bir imkânımız olmadı. Biz köylüler birlikte hareket etmek istedik. Yalnız imkân yoktu. Hep peşinden koştuk. Şimdi buranın değerlendirilip turizme kazandırılmasını bekliyoruz' dedi.Kalenin tanıtılması için araştırmalar yaptığını aktaran Muhtar Yücel, şöyle devam etti:'Yaptığım araştırmalar sonucunda ilçede Hoşap kalesinde kazı yapan Mehmet Top’a ulaştık. Kendisine bu kalenin varlığından bahsettik. Gelip bakması yönünde teklifte bulunduk. Kabul etti. Sonra gelip baktı. Kontrollerini keşiflerini yaptı. Kalenin tespitinin yapılması gerektiğini söyledi. Köylüler olarak buranın ortaya çıkartılmasını ayağa kaldırılmasını istiyoruz. Zaten köyün geçimi de yok. Hayvancılık ve çiftçilikle uğraşıyorlar. Burada kazı yapılması köy yararına da olacaktır.'Atalarının yeni tespiti yapılan alanın 'Derbend kalesi' olarak adlandırdığını söyleyen Yücel konuşmasını şöyle sürdürdü:'Burası ile ilgili bir şey yapılmasa biz de üzerinde duracağız. Van müzesinden yetkililer geldi. Toprak ve taş numuneleri aldılar. Ayrıca belgelendirmek için fotoğraflarda çektiler. Onların söylediğine göre burası kültür envanterine kayıtlı değilmiş. Kalenin çok eski olduğunu ve değerlendirilmesi gerektiğini söylediler. Biz burayı gösterdiğimiz için mutluyuz. İnşallah kıymeti bilinir.’’Muhtarın çabalarıyla, kaleyle ilgili temas kurduğu sanat tarihçi Mehmet Top, önce kalede yüzey çalışması yaptı. Top’un çalışması sonrasında Van Müzesi'nden yetkililer de incelemede bulundu. Eser, kentin kültür envantarine kayıt edilmesi anlamında da önem taşıyor.Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Mehmet Top, muhtarın bilgi vermesiyle kalenin resmi olarak tespitinin yapıldığı söyledi.Top, ‘’İlçede kazı çalışması yaptığımızdan iletişim konusunda her zaman buradaki vatandaşlarla temas halindeyiz. Vatandaşlar bazen bize abartılı şeylerle de gelebiliyor. Defineci merakı olabiliyor. Biz de bunları bölgenin tarihi açısından değerlendiriyoruz. Burası içinde Muhtar İrfan Yücel geldi. Biz de tespitini yaptık. Bundan sonraki araştırmalar arkeologlara kaldı’’ dedi.İlk araştırma sonucuna göre kalenin 3 bin 200 yıllık olduğunu kaydeden Top, şunları söyledi:'Kale bir erken demir çağı kalesi olduğu anlaşıldı. Gerek kalenin konumu gerek mimari yapısı ve buradan çıkan seramik parçaları günümüzden hemen hemen 3 bin veya 3 bin 200 yıl önceye ait olduğu ortaya koydu. Buranın daha önce gerek Van müzesi, gerekse arkeolojik çalışma yapan bilim insanları tarafından kayıt altına alınmadığını gördük. Bu açıdan da önem arz ediyor. Bölgede halen orta çağ hem de ilk çağ dönemine ait kayıtlara geçmeyen kültür varlıkları var.'Fatih Sevinç, Al Jazeera Turk
Reklam
Robotlar Youtube İzleyerek Öğrenecek
Bilim insanları robotlara YouTube videoları izleyerek nasıl eşya kullanacaklarını öğreten yeni bir yöntem geliştirdi. Geliştirilen sistem sayesinde robotlar YouTube'daki yemek pişirme videolarını izleyerek aynı hareketleri öğrenebilecek.ABD'li ve Avustralyalı araştırmacılar, robotların çeşitli teçhizat ve eşyaları kullanmalarını sağlamak için YouTube videolarından yararlanıyor. Yapay zeka alanında geliştirilen yeni yöntem, robotların sadece video izleyerek nasıl hareket etmeleri gerektiğini öğrenmelerini sağlıyor.Maryland Üniversitesi ve Avustralya araştırma merkezi NICTA tarafından yapılan çalışma, yapay zekanın derin öğrenme adı verilen alanına odaklanıyor. Geliştirilen yöntem, ses ve görüntü gibi girdilerden elde edilen verileri yapay sinir ağları olarak adlandırılan eğitim sistemlerinde bir araya getiriyor. Toplanan bilgiler sisteme sunuluyor ve ortaya çıkan tepkilerden sonuçlar çıkarılıyor.Yapay Zeka Gelişimi Birliği'nin bu ay düzenlenecek konferansında sunulacak olan sinir ağları, robotun elini nesneleri kavrayabilen bir nesne olarak algılamasını sağlıyor. Robot böylece spesifik nesneleri tanımlayabiliyor aynı zamanda nesne ve eli içeren eylemleri anlayabiliyor.Modelin geliştirilmesi için, robotlara YouTube'da yer alan 88 yemek pişirme videosundan veri seçildi. Ardından robotların uygulayabileceği komutlar hazırlandı.Araştırmacılar, ilk modelin ardından ileride internetteki videoları izleyerek kendilerini geliştirebilen akıllı robotların yapılmasını amaçlıyor. Elde edilecek başarı, yapay zekanın kendi kendine öğrenme yeteneğini de artırabilir.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Biranın Gizemli Dünyası
Bazıları bira yapımını sanat olarak görür; fakat geniş çaplı üretim söz konusuysa orada bilim devreye girer.İster hevesli bir amatör, ister ünlü bir bira üreticisi olsun asıl olan şey ürünün bilimsel analizini yapmak ve gerçekleşen kimyasal tepkimeleri anlamaktır.Bira yapımında, özellikle büyük uluslararası bira markaları açısından daha fazla geçerli olmak üzere, biraya her yerde ve her zaman aynı tadı vermek büyük önem taşır. Bunu sağlamak da bira mayasının aynı özellikte olmasına bağlıdır. Maya örneği dondurulup saklanır ve birkaç ayda bir çoğaltılarak yeniden kullanılır.
Kağıt Katlama Hakkında Bir Hayli Şaşırtan 11 Bilgi
Bir kağıt 7‘den fazla katlanmaz diye bilgi içeren yazılara denk gelmişsinizdir. A4 boyutlarında bir dosya kağıdından bahsediyorsak evet bu varsayımın doğru olduğu söylenebilir. Ama yeterli büyüklükte bir kağıt ve bolca zamana sahipseniz , belli bir kalınlığa ulaştığında hala 2'ye katlayabilecek kadar gücünüzde varsa katlamaya devam edebilirsiniz. Bu varsayımdan yola çıkarak aşama aşama katlanan kağıdın kalınlığı göreceğiz.
NASA'yla 3 Dakikada Güneşin 3 Yılı
NASA bilim insanları Güneş Dinamikleri Gözlemevi’nden (SDO) güneşin üç yıllık gözlemlerinin verilerini birleştirip mükemmel bir video oluşturdular. Videoda Güneş’in her günü için 2 resim kullanılarak 1095 günü içeren üç dakikalık bir video oluşturdular. Videoda rastgele günaş patlamalarının olduğunu ve Güneş Maksimimu denilen Güneş patlamalarının en fazla olduğu zamanlara gelindiğinde bu patlamaların daha da arttığını gözlemleyebilirsiniz
Kadınlar İçin "Erkeklerin Yedi Saniyede Bir Seks Düşündüğü" Bir Dünyada Yaşamanın 14 Zorluğu
Herhangi bir bilimsel araştırma ile ispatlanmış olmasa da, herhangi bir yolla ölçmek mümkün olmasa da erkek milletinin ortalama 7-10 saniyede bir seks düşündüğü kabul görmüş bir gerçek. Belki bu şüyuu vukuundan beter bir durumdur bilemem ancak erkeklerin 7-10 saniyede bir seks düşündüğü bir dünyada yaşamanın bir takım zorlukları olduğundan eminim. İşte o zorluklar!!Gerçi burada yazdıklarımız, bu içeriği okuyan hiçbir erkeğin yaşamadığı şeyler. Biz diğer erkeklerden bahsediyoruz. Eminiz ki siz hep bilim, hep kültür, hep sanat düşünüyorsunuz.
Reklam