‘Farklı Bir Cumhurbaşkanı Olacağım Diyen Birisi Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Oturuyor’
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dün katıldığı toplantıda kendisini 'paralelci' olmakla suçlayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'le ilgili sözleriyle ön plana çıktı. Arınç, Gökçek'le ilgili olarak ''Bu adamcağız bana çekil git diyor. Partinin Ankara Belediye Başkanı'na tahammül edemem. O gün bir şeyler söylemem gerektiğini kalbim bana söyledi. O da kurşun mermi gibi çıktı bir kere. O hesabını verecek artık. O adam Cumhurbaşkanına yaranmaya çalışıyor'' dedi. Başkanlık sistemi tartışmalarına da değinen Arınç, ''Anayasa'ya göre seçilen, anayasada var olan yetkileri de bir başkan gibi kullanmaya çalışan, 'Ben farklı bir Cumhurbaşkanı olacağım' diyen birisi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda oturuyor'' diye konuştu.Arınç, 'Yeni Anayasa Çalışmaları Işığında Demokratik Açılım Süreci ve Başkanlık Sistemi' başlığıyla dün düzenlenen 124'üncü Bab-ı Ali Toplantısı'na katıldı.Bülent Arınç, şunları söyledi:'Ailemi çerez edemem'Bu adamcağız bana çekil git diyor. Partinin Ankara Belediye Başkanı'na tahammül edemem. Özel hayatımı, eşimi, kızımı, damadımı çerez edemem. İftirayı, yalanı hoş karşılayamam. Ben bu topluluğa sevgi ve hoşgörü besledim. Ama bu olaylar ortaya çıkınca ölçülü oldum. Bu adam da onların gayretiyle belediye başkanı seçildi. Onlara da zamanında vermediği kalmadı. Gülen Grubu'ndan Gülerce ve Harun Tokak bir gün bana geldiler. Gökçek'i sürekli ağzıma almamamı istediler. Onu savundular, ben de ağzımı kapattım.Hep Demirel’den şikayet etmedik mi? Bu adam da 25 yıldır Ankara Belediye Başkanı. Parti disiplini var. Söz ağızdan bir kez çıkınca onun esirisinizdir. O gün bir şeyler söylemem gerektiğini kalbim bana söyledi. O da kurşun mermi gibi çıktı bir kere. O hesabını verecek artık. Ben paralelci değilim. O adam cumhurbaşkanına yaranmaya çalışıyor.Düşman olmadan hukuk içinde kalıp, akıl ve hukuk çerçevesinde ÖSYM, KPSS içinde yapılanları inceleyeceğiz. Zamanında Vural Savaş bize “Vampir” demişti. Şimdi de aynsını yapmaya çalışıyorlar. Oysa suç kesinleşmeden kimseyi suçlayamazsınız.  Ama her memuru da paralelci diye suçlayamayız. Cemaatte öyle kabiliyetli insanlar var ki...KPSS'de belli kişiler eşleriyle  hem de her soruyu biliyor. Çok çalışmayla değil güçlü bir organizasyonla olmuş. TİB'de de benzer uygulamalar vardı. Uçları nereye uzandı bilinmiyor.Arınç, toplantıda seçimle ilgili olarak şöyle konuştu:''Cumhurbaşkanı 400 milletvekili istiyor. Ağanın eli tutulmaz. Ama ben 399'a razıyım. Farklı tablolu bir parlamento olabilir. HDP'nin yüzde 11-12 alması ihtimaldir. Bu da AK Partili milletvekili sayısını düşürür. 330 iddiamızı sürdürür ama 367'yi tutturamamaktan korkuyorum''Başkanlık sistemi: 'Yapacağımız işin alaturka değil alafranga olması lazım'Arınç, 'Başkanlık sistemi'ni anlatırken, 'Yapacağımız işin alaturka olmaması lazım, alafranga olması lazım. Alafrangadan kastım, Batı’yı motamot taklit etmek değil. Bu sistemler hangi ülkede başarıyla yürüyorsa, sistemi birbirinden koparmamak lazım' dedi.Arınç, Türkiye’nin bir 'siyasi partiler mezarlığı' olmaktan çıkması gerektiğini vurgulayarak, 'Yargıtay Başsavcısı’nın iki dudağı arasından veya kaleminden çıkacak bir iddianameyle bir parti hakkında kapatma verilmemeli. Yargı kararı olsa dahi, Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonuçta siyasi bir karardır ve adeta bir insanın idamı gibi bir partinin kapatılması... Partileri millet kapatırsa bir anlam ifade eder' dedi.Ak Parti olarak 2015 seçimleri için en büyük iddialarının 'yeni bir anayasaya sahip olmak' olduğunu söyleyen Arınç, 'Yeni anayasayı eğer yine yapabilirsek, Meclis içerisindeki işlemeyen, çalışmayan ama 2015’ten sonraki profili görmediğimiz için bir ümitle diğer partilerin de iştirakiyle yapabilmektir. Eğer anlaşılabilirse, doğru olan budur. Yok onlardan bir çalışma gerçekleşmiyorsa, bizim gücümüz yeterse, en azından 330’u geçtiğimizi düşünerek söylüyorum, yani yine referanduma götürebilecek bir sayımız olursa, yeni anayasayı yapmaktır. 367’den fazla olursa, zaten sorun yok. Ancak her halükarda yeni anayasanın Meclis’te kabul edilmesine rağmen yine de halk oylamasına sunulmasını da şahsen arzu ediyoruz, arkadaşlarımız da bu kanaatte' şeklinde konuştu.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hükümet olarak öncelikle yeni anayasayı hedeflediklerini vurgulayarak, 'Yeni anayasa yapabilecek güce gelirsek, bunun içerisine de bu hükümet modelini koymak mecburiyetindeyiz. Düşüncelerimiz, projelerimiz var ama sayın Cumhurbaşkanımız gibi doğrudan başkanlık sistemi, Türk tipi başkanlık sistemi, bunların hepsinin tartışılabileceğini ama gerçekleştirilmesi için seçimlerden sonraki gücümüzü görmek gerektiğini düşünüyoruz' diye konuştu.Başkanlık sistemi tartışmaları başladığında, bilir bilmez herkesin karşı çıkmaya başladığını, bazı kişilerin parlamentonun feshedileceğini söylediğini kaydeden Arınç, başkanlık sistemlerinin hemen hemen hepsinde, bazılarında senato da dahil olmak üzere bir meclisin mutlaka bulunduğunu dile getirdi. Bülent Arınç, 'Check-balansta başkan bütün yetkilerini kullanırken, bazen bunların kongreden geçmesi de gerekebilir. Oralarda da Anayasa Mahkemeleri bazı yetkiler konusunda anayasal denetim yapabilir. Yapacağımız işin alaturka olmaması lazım, alafranga olması lazım. Alafrangadan kastım, yani Batı’yı motamot taklit etmek vesaire değil, bu sistemler hangi ülkede başarıyla yürüyorsa sistemi birbirinden koparmamak lazım' dedi.'Ben farklı bir Cumhurbaşkanı olacağım diyen birisi Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda oturuyor'Cumhurbaşkanı’nı doğrudan halkın seçmesinin kamuoyunun onayına sunularak kabul edildiğini hatırlatan Arınç, şöyle devam etti:'Şimdi şöyle bir çelişkiden bahsedilebilir; ’Halkın yüzde 52 oyunu birinci turda almış bir cumhurbaşkanı var. Güçlü bir cumhurbaşkanıdır, adeta ilan edilmemiş bir başkanlık gibidir’. İyi ama, anayasada yazılı olan 102, 103, 104. maddelerinde cumhurbaşkanına tanınan yetkiler Meclis’ten seçilen cumhurbaşkanının yetkilerinin aynısı... Seçilme modeli değişti ama yetkiler konusunda değişiklik olmadı. Bugün cumhurbaşkanının geçmişten bu yana, yani 82 Anayasası var olduğu müddetçe yargıya ait yetkileri var, yürütmeye ait yetkileri var ve yasamaya ait yetkileri var. Pek çok atamalar yapabiliyor, pek çok kararlar da alabiliyor. Bu yetkileri kullananlar geçmişte bir başkasıydı, bugün bir başkası olmuştur. ’Bu yetkileri artık sen kullanamazsın’ veya ’Bu yetkiler varken sen bu başkanlık sistemini düşünemezsin’ demek, eğer bu bir çelişkiyse, bu çelişkinin sorumlusu biz değiliz. Anayasa'ya göre seçilen, anayasada var olan yetkileri de bir başkan gibi kullanmaya çalışan, ’Ben farklı bir cumhurbaşkanı olacağım’ diyen birisi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda oturuyor. Eğer bu bir çelişkiyse, Anayasa’nın içerisindeki pek çok çelişkiler gibi bir bütünlük, bir ahenk, bir akort içerisinde yeni anayasayı yaparken, bu sistemi de gözden geçirip, en iyi hükümet modelini ortaya koymamız lazım. Bunun hazırlığına sahibiz ama bunun bugün için çok güncel, konuşulması, tartışılması gerekli olan bir konu olup olmadığı konusunda hükümetimizin görüşü, önce yeni anayasa. ’Ey millet bana yetki ver. Ben yeni bir anayasa yapacağım. Bu yeni anayasanın içerisinde de yıllardan beri eksikliği hissedilen, yeni güzel umdeler koyacağım’ diye ortaya çıkıyoruz.''Siyasette çok güçlü olan Recep Tayyip Erdoğan başkan olur diye ödleri patlıyor'Başbakan Yardımcısı Arınç, başkanlık sistemi konuşulunca karşı çıkanların cehaletlerini gösterdiğini belirterek, şöyle dedi:'İstemezükçüleri dinlediğiniz zaman bu sistemi de bilmedikleri anlaşıldı. Eğer Recep Tayyip Erdoğan gibi birisi siyasette çok güçlü olmasaydı, başkanlık iddiasını da o kişi ortaya atsaydı bu kadar karşı çıkmayacaklardı. Sisteme değil karşı çıkışları, bu şahsın başkan olmak istemesine. ’Bu kadar karizması güçlü, liderlik vasfı olan, 13 yıldır her girdiği seçimden başarıyla çıkan, 12 yıl aralıksız başbakan olmakla da son belki 50-60 yılın rekorunu kıran bir insanın bir de başkan olduğunu düşünün’ diye ödleri patlıyor. Halbuki sistem için ne konuşacaksak onu konuşalım ama, şahıslara yönelik bir eleştiri zayıf kalabilir diye düşünüyoruz.'DHA
KPSS Soruşturmasında 32 Tutuklama
2010 yılındaki Kamu Personeli Seçme Sınavı KPSS’de usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili soruşturmada mahkemeye çıkarılan 62 kişiden 32'si tutuklandı.2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 75 kişiden 6'sı emniyetteki, 7'si ise savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklanma talebiyle Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen 62 kişiden ise 32'si tutuklandı. Şüphelilerden 30'u ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.32 kişi 'suç örgütü kurmak, yönetmek, üyesi olmak', 'resmi belgede sahtecilik', 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık', 'suç delillerini yok etme', 'görevi kötüye kullanma' ve 'yasaklanan bilgileri açıklama ve temin etme' suçlarından tutuklandı.Kamu sektörüne memur ve işçi alımında kriter olarak değerlendirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı 2010 yılında kopya iddialarıyla gündeme geldi. İddialar 10-11 Temmuz 2010'da gerçekleştirilen ve 280 bin kişinin girdiği KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’nda 350 kişinin tüm soruları doğru cevapladığının anlaşılmasıyla ortaya atıldı. Daha önceki sınavlarda başarı gösteremeyen bazı adayların söz konusu sınavda soruları eksiksiz yanıtlaması ve karı koca olan 70 adayın tam puan alması 2010 KPSS ile ilgili şaibeleri güçlendiren bulgular oldu. Bunun üzerine soruların sızdırıldığı şüphesiyle soruşturma başlatıldı.Şüphelilerin avukatlarından Hasan Basri Aksoy, beraberindeki diğer avukatlarla birlikte yaptığı açıklamada savcılığın, müvekkillerini peşinen suçlu ilan eden açıklamalar yaptığını öne sürdü. Aksoy, 'Soruşturma aşaması, sanki kesinleşmiş mahkeme kararı gibi açıklanmaktadır' dedi. Aksoy, sorumlular hakkında şikayette bulunacaklarını belirtti.'Çalıştık, kazandık'Şüphelilerin çoğunun nasıl tam puan aldıklarına dair ifadelerinde, 'Kendimiz çalıştık, kazandık' beyanında bulundu.Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri, 15 ay süren çalışmanın ardından 3 gün önce 19 ilde belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlemişti.Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün 3 gün önce başlattığı operasyonda, toplam 82 kişi hakkında yakalama kararı çıkartılmıştı. Bu kişilerden bazılarının yurtdışına kaçtıkları belirlenmişti.Emniyette ‘Gülen’ sorusuŞüphelilere emniyetteki ifadelerinde 'Fethullah Gülen liderliğindeki suç örgütüyle' bağlantılarının olup olmadığı soruldu.İfadesine başvurulan şüphelilere “Fethullah Gülen liderliğindeki suç işlemek amacıyla kurulan suç örgütüne üye olduğunuz, örgüt yöneticilerinden aldığınız talimatlar doğrultusunda sınav öncesi gizli kalması gereken 2010 KPSS sorularını sınavdan önce ele geçirerek örgüt üyelerine açıkladığınız, bu şekilde örgüt üyelerinizin bir kısmının özellikle iptal edilmeyen genel yetenek ve genel kültür puanları üzerinden kamu kurumlarına sızmalarını sağladığınız değerlendirilmektedir. Bu konuda savunmanız nedir?” sorusu yöneltildi.Şüpheliler ise bu bağlantıyı reddetti.'Şüpheliler Cemaat'le bağlantılı'Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı operasyon sonrası yaptığı açıklamada gözaltına alınan kişilerin Cemaat'le bağlantılı olduğunu açıkladı:'İlk etapta gözaltı kararı verilen 82 kişi ile toplamda bin 435 şüphelinin doğrudan kamuoyunca bilinen belirli bir yapıyla mali, sosyal ve ekonomik bağlarının olduğu tespit edilmiştir. Bu kişilerin sınav sorularını sınavdan önce örgütlü bir şekilde ele geçirip dağıttıkları, bu suretle atamalarda diğer adaylara göre öncelik elde ederek haksız ve hileli bir şekilde kamu kurumlarına memur olarak atandıkları ve bu nedenle de yüz binlerce adayın haksızlığa uğratıldığı anlaşılmıştır.''Cumhuriyetimiz tehdit altında'Başsavcılık açıklamasında 'Cumhuriyetimizin büyük bir tehdit altında olduğuna, atamalarda öncelik elde ettikleri ve aileleri göz önüne alındığında milyonlarca kişinin hakkının yendiği yönünde delillere ulaşılmıştır' ifadeleri de yer aldı. Başsavcılık soruşturmada şüpheli 3 bin 227 kişiden 616'sının halen devlet memuru olduğu tespitini de kamuoyuyla paylaştı.Soruşturma nasıl başladı?2010 KPSS kopya soruşturması 10-11 Temmuz 2010'da gerçekleştirilen ve 280 bin kişinin girdiği KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’nda 350 kişinin tüm soruları doğru cevapladığının ortaya çıkmasıyla başladı.O dönem soruşturmayı yürüten memur suçlarından sorumlu Başsavcıvekili Şadan Sakınan'ın talimatıyla ÖSYM ve METEKSAN'da aramalar yapıldı. Bilgisayarların kopyalarına el konuldu. Soruşturmada ilk gözaltına alınan Isparta'da çobanlık yapan öğretmen adayı Baki Saçı oldu. Saçı verdiği ifadede, soruların kendisine Ankara'da oturan Berat Koşucu adlı arkadaşı tarafından 'Sana bir hediyem var' denilerek e-posta üzerinden gönderildiğini, ancak bilgisayarının arızalı olması nedeniyle buna bakamadığını anlattı. Gözaltına alınan Koşucu sorgusunun ardından serbest bırakıldı.Soruşturmayı derinleştiren savcılık, ÖSYM çalışanlarının mal varlıkları ile banka hesaplarını mercek altına aldı. Bazı çalışanların hesaplarında yüklü miktarda para giriş çıkışları olduğunu tespit eden savcılık, soruşturmayı 2005-2010 yıllarını kapsayacak şekilde genişletti.ÖSYM personeli ifade verdiSoruşturma savcısı Şadan Sakınan 2013 yılında ÖSYM’de çalışan 143 kişi şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurdu. Sınav sorularının hazırlandığı birimlerde bulunan uzman ekiplere ait bilgisayarlarda internet bağlantısı bulunduğu ve mail trafiğine rastlandığı ifade edilirken, söz konusu bilgisayarlardan veri taşındığı iddiaları kapsamında da 50 kişinin ifadesi alındı.Soruşturmadan Savcı Şadan Sakınan'ın alınması sonrası Savcı Yücel Erkman TÜBİTAK'tan KPSS soruşturması kapsamında rapor hazırlama talimatı verdi. TÜBİTAK'ın raporu doğrultusunda yeni operasyon kararı alındığı ifade edildi. Erkman'ın yürüttüğü Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda (KPSS) kopya soruşturmasında 82 şüpheli hakkında gözaltı ve yakalama kararı çıkarıldı. 14 ilde düzenlenen operasyon kapsamında 75 şüpheli gözaltına alındı.Kaynak: Al jazeera
KPSS Şüphelilerine 'Gülen' Sorusu
KPSS’de usulsüzlük soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyette ifadesi sürüyor. Şüphelilere “Hangi dershaneye gittiniz? İkinci sınava neden katılmadınız? Fethullah Gülen liderliğindeki örgütten talimat aldınız mı?” soruları yöneltildi.2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarına ilişkin Ankara merkezli 19 ilde başlatılan soruşturmada gözaltına alınan 68 kişiden 65'inin Ankara Emniyeti'nde ifade alma işlemi devam ediyor. Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman’ın talimatıyla Emniyet'te ifadesi alınan şüphelilere 'Fethullah Gülen liderliğindeki suç örgütüyle' bağlantılarının olup olmadığı soruldu.İfadesine başvurulan şüphelilere “Fethullah Gülen liderliğindeki suç işlemek amacıyla kurulan suç örgütüne üye olduğunuz, örgüt yöneticilerinden aldığınız talimatlar doğrultusunda sınav öncesi gizli kalması gereken 2010 KPSS sorularını sınavdan önce ele geçirerek örgüt üyelerine açıkladığınız, bu şekilde örgüt üyelerinizin bir kısmının özellikle iptal edilmeyen genel yetenek ve genel kültür puanları üzerinden kamu kurumlarına sızmalarını sağladığınız değerlendirilmektedir. Bu konuda savunmanızı yapınız” sorusu yöneltildi.Şu ana kadar ifadesi alınan şüpheliler bu bağlantıyı reddetti.‘Devlet 10 trilyon zarar etti’KPSS’nin iptal edilmesi ve sınavın tekrarlanması nedeniyle ÖSYM’nin zarara uğratıldığı iddiası da Emniyet'te şüphelilere soru olarak yöneltildi:“2010 KPSS sınav sorularını sınavdan önce ele geçirerek dağıtılması eylemleriyle sınava giren diğer kişilerin hakkına girerek nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik yapmak suretiyle sınavın iptaline sebebiyet verdiğiniz ve devleti 10 trilyona yakın zarara uğrattığınız değerlendirilmektedir. Bu konuda savunmanızı yapınız”'İkinci sınava neden katılmadınız?'2010 yılı KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı'nda 350 kişi tam puan almıştı. Adayların bazıları sınavın iptal edilmesi sonrası ikinci sınava girmedi. İkinci sınava girmeyen şüphelilere bunun nedeni, girenlere de yaptıkları doğru ve yanlış sayıları soruldu:“10 Temmuz 2010 tarihinde düzenlenen ancak usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle iptal edilerek 31 Ekim 2010 tarihinde tekrarı düzenlenen KPSS’ye katıldınız mı? Katıldı iseniz kaç doğru kaç yanlış yaptınız? Katılmadı iseniz sebebini açıklayınız?”Bu soruya şüphelilerden H.K, “Katılmadım. Çünkü sınav yeri İstanbul ilindeydi. İstanbul iline gittim ancak 20-25 dakika geç kaldığım için sınava alınmadım.” yanıtını verdi.'Hangi dershaneye gittiniz?'Şüphelilere KPSS'ye nasıl hazırlandıkları da soruldu:“Bu süreçte herhangi bir dershaneye veya kursa gittiniz mi? Gitti iseniz isimlerini açıklayınız? ÖSYM Başkanlığı’nda herhangi bir tanıdığınız var mı? Varsa ne zaman, nerede ve ne şekilde tanıştınız açıklayınız?”“2010 tarihinde girmiş olduğunuz KPSS sınavında çıkan soruları sınav öncesi herhangi bir şahıs veya işletmeden temin yoluna gittiniz mi? Size sınavda çıkacak soruları verebileceğini beyan eden veya veren herhangi bir şahıs veya işletme oldu mu?Şüphelilerden H.K bu soruya '2010 yılından önceki KPSS'lere çalışmadan girdim, 2010 KPSS'ye bir yıl öncesinden eşimle birlikte çalışarak girdim, herhangi bir dershaneye veya kursa gitmedim' yanıtını verdi.'Çalıştığınız kuruma nasıl atandınız?'Şüphelilere 2010 sınav öncesi ve sonrası çalıştığı kurumlar da soru olarak yöneltildi:“Temmuz 2010 tarihinde yapılan KPSS öncesi ve sonrası nerelerde çalıştınız, mevcut çalıştığınız iş yerleri nerelerdir? Söz konusu iş yerleri kamu kurumu ise nasıl atandınız? Atamanız Kamu Personel Seçme Sınavı ile gerçekleşti ise hangi yıl hangi puan türünde ve kaç doğru yaparak yerleştiniz?”Şüphelilere telefon kayıtları da karşılaştırmalı olarak soruldu. Diğer 'örgüt üyelerini' tanıyıp tanımadıkları, aynı şirkette çalışan şüphelilere birbirlerini tanıyıp tanımadığı, bağlantılarını kimlerin sağladığı da soruldu.Kaynak: Al Jazeera
‘KPSS Şüphelilerinin 616'sı Devlet Memuru’
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturmanın şüphelilerinden 616'sının devlet memuru olduğunu bildirdi.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının konuya ilişkin yaptığı açıklamada, soruşturmaya konu 2010'daki KPSS'de 100 ve üzeri net doğru yapan 3 bin 227 kişi bulunduğu hatırlatıldı ve bunlardan 616'sının halen devlet memuru olduğu belirtildi.Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 2'sinin hamile, birinin ise çocuk emzirdiği için emniyetteki işlemlerinin ardından dün akşam serbest bırakıldığı belirtilen açıklamada, yaklaşık 10 şüphelinin yurtdışında olduğu, gözaltına alınamayan yaklaşık 10 kişinin ise aranmasına devam edildiği kaydedildi.Savcıyı tehdit soruşturmasında gözaltılarBu arada, KPSS'deki usulsüzlük soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın telefonla tehdit edilmesine ilişkin 3 kişinin dün gece yakalandığı belirtildi. Bunlardan N.Ö'nün Etimesgut'ta bir devlet okulunda öğretmen olduğu öğrenildi.Savcı Yücel Erkman'ın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri, 15 ay süren çalışmanın ardından, dün 19 ilde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyerek, çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı.AA
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Bülent Arınç ile Melih Gökçek arasındaki tartışma yargıya taşındı. AnkaraCumhuriyet Başsavcılığı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında soruşturma başlattı.
KPSS Soruşturmasında 1 Numaralı Zanlı Fethullah Gülen
KPSS soruşturmasının 1 numaralı zanlısının Fethullah Gülen olduğu bildirildi.2010 yılında yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ile ilgili usülsüzlük iddialarıyla ilişkin dün sabah eş zamanlı operasyon başlatılmıştı. 19 ilde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 40 kamu görevlisinin de aralarında olduğu 63 kişi gözaltına alınmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada ise, milyonlarca kişinin hakkının yendiği yönünde delillere ulaşıldığı belirtilmişti. Soruşturmayla ilgili iddianamenin detayları da belli olmaya başladı. Soruşturmada bir numaralı zanlı olarak Fethullah Gülen yer alıyor...Kaynak: Milliyet
Reklam
KPSS Operasyonu Hakkında Başsavcılık'tan Açıklama: '1435 Şüpheli Var'
Kamu Personel Seçme Sınavı'nda (KPSS) usulsüzlük iddialarına ilişkin, Ankara merkez olmak üzere 14 ili kapsayan operasyon başlatıldı. 82 kişi hakkında gözaltı kararının bulunduğu, bu kişilerden 63'inin gözaltına alındığı öğrenildi.Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri 2010 yılındaki KPSS'de usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin, Ankara merkez olmak üzere 14 ili kapsayan operasyon başlattı.Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğinin talimatıyla 2010 yılında yapılan KPSS'de usulsüzlük, soruların sızdırılması ve kopya iddialarıyla başlatılan soruşturma kapsamında 82 kişi hakkında gözaltı kararının bulunduğu, bu kişilerden 61'i gözaltına alındığı öğrenildi.Operasyonun, 2010 yılında Isparta'nın Yalvaç ilçesinde başlatılan KPSS soruşturmasının devamı niteliğinde olduğu, zanlıların emniyetteki ifadeleri doğrultusunda bu sayının artabileceği bildirildi.
KPSS Yerleştirme Takviminde Değişiklik
Devlet Personel Başkanlığı, 2015/1 KPSS yerleştirme tercihlerinin 22 Haziran-1 Temmuz 2015 tarihleri arasında yapılması yönünde karar aldı.Devlet Personel Başkanlığı, üniversite son sınıf öğrencilerinin mağdur olmaması için 2015/1 KPSSyerleştirme takviminde değişiklik yaparak, tercihlerin 22 Haziran-1 Temmuz 2015 tarihleri arasında yapılması yönünde karar aldı.Kamu Denetçiliği Kurumundan yapılan açıklamada, üniversite son sınıf öğrencilerinin, yerleştirme tercihlerinin 16-24 Nisan tarihleri arasında yapılacak olmasından dolayı mağdur olunacağı, bu nedenle tercih başvurularının daha sonraki bir tarihte yapılması talebi ile kuruma başvurduğu belirtildi.Kurumun gereğinin yapılması için Devlet Personel Başkanlığı ile görüştüğü ifade edilen açıklamada, ''Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen gönderme kararı üzerine Devlet Personel Başkanlığı, 2015/1 KPSS yerleştirme takviminde değişiklik yaparak tercihlerin 22 Haziran-1 Temmuz 2015 tarihleri arasına alınması yönünde karar aldı'' bilgisi paylaşıldı.AA
Reklam
KPSS Soruşturmasında ÖSYM'den Üç Şüpheli
Kopya çekildiği iddia edilen 2010 KPSS soruşturması resmi görevlilere ulaştı. O dönem ÖSYM’de çalışan üç kişi için soruşturma izni verildi. Görevlilerin ana bilgisayarlara ulaştıkları belirlendi.Vatan'dan Kenan Butakın'ın haberine göre; 2010 yılında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) kopya çekildiği ve soruların önceden sızdırıldığı üzerine başlatılan soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkmen’in yürüttüğü soruşturmada, o dönem sorulara erişebilen ÖSYM görevlileri de inceleme kapsamına alındı. Geçen ay Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sınavın yapıldığı dönemde ÖSYM’de görev yapan Mustafa Asil, Ahmet Burak Özdemir ve Erkam Dündar için YÖK’ten soruşturma izni istendi. YÖK de veri analisti uzmanı Mustafa Asil ve ÖSYM test geliştirme uzmanları ve server yöneticileri Ahmet Burak Özdemir ve Erkam Dündar’ın soruşturulması için 5 Mart’ta izin verdi.İkinci incelemeEdinilen bilgilere göre soruşturma kapsamında daha önce yapılan incelemede üç görevlinin kullandığı bilgisayarların internete kapalı olduğu belirtildi. Bilgisayarların CD-rom sistemlerinin olmadığı, ana bilgisayarlara da erişemedikleri yönünde bilgi verildi. Yeniden yapılan incelemede farklı bulgulara ulaşıldı. Üç görevlinin o dönem kullandıkları donanımlar da tekrar savcılık talimatıyla emniyet birimleri tarafından incelendi. İkinci incelemede üç görevlinin bilgisayarında da yasak olmasına rağmen flash bellek kullanıldığı ve ana bilgisayarlara da erişebildikleri belirlendi. Hatta KPSS sorularının da bu bilgisayarlara kopyalandıkları saptandı. Soruşturma izni verilenlerden Mustafa Asil’in ise Yeni Zelanda’da Otago Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olduğu öğrenildi. Savcılığa göre baş şüpheli olan Asil’in sorular üzerinde işlem yapan kişi olduğu öne sürüldü.807 bin adayın yanıtı inceleniyor2010’da kopya çekildiği belirlenen ve tekrarı yapılan Eğitim Bilimleri testinde, 120 sorudan 100 ve üzerini doğru yanıtlayan 3 bin 230 aday soruşturulurken, son olarak Genel Yetenek ve Genel Kültür sorularında kopya çekildiği iddia edilmişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 3 bilirkişi atayarak, 807 bin adayın yanıtlarını incelemeye aldı. Bilirkişiler, o dönem soruların ulaştığı tespit edilen Baki Saçı’ya giden ve savcılığın elinde olan 48 Genel Kültür ve 55 de Genel Yetenek sorularının aynısını işaretleyenleri belirlemek için çalışmalara başladı.
‘28 Şubat Millete Karşı Bir Saldırıydı’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, '28 Şubat'ta Türkiye bir demokrasi katliamı yaşamıştı. Adına 'postmodern darbe' dediler. Ama bu millete karşı fütursuzca bir saldırıydı' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (AKDER) tarafından Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen, '28 Şubatlar Binyıl Sürmez' programına katıldı.Konuşmasının başında dün vefatının 4. senesi olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı rahmetle anan Erdoğan, 'Hocamızın milletimize bıraktığı manevi mirasının gelecek nesiller tarafından da örnek alınacağına, takip edileceğine inanıyorum' dedi.Erdoğan, ülkelerin, milletlerin, insanların hayatlarında önemli dönüm noktaları ve önemli yıl dönümlerinin olduğunu ifade ederek, bunların bir kısmının aydınlığa çıkışın, yeni bir dönemin perdesinin açılışının müjdecisi olduğunu anlattı. Erdoğan, 'Bizim için Resul-i Zişan Efendimizin doğum tarihi olan miladi takvimle 571 böyle bir tarihtir. Aynı şekilde milletimiz için Malazgirt Zaferi'ni ifade eden 1071, Osmanlı'nın kuruluş tarihi kabul edilen 1299, İstanbul'un fethi 1453 böyle tarihlerdir. Millet meclisimizin açılış tarihi olan 1920'de böyle bir tarihtir' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir de karanlık tarihler ve acı yıl dönümlerinin olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Cumhuriyet dönemine baktığımızda, 1960, 1971, 1980 hep böyle tarihlerdir. Bir de 1997 var tabi. 1997. Bundan tam 18 yıl önce bugün Türkiye bir demokrasi faciası, bir demokrasi katliamı yaşamıştı. Adına 'postmodern darbe' dediler. Ama aslında bu milletin değerlerine, inançlarına, kültürüne karşı başlatılmış fütursuzca, nobranca bir saldırıydı. bu konuda bir ilk değildi, son da olmadı. Milli şef özlemi içinde olanlar, 1960 darbesini ve bunun peşinde olanlar, neyin peşindeyseler, 28 Şubat'ı yapanlar da aynı şeyin peşindeydiler. Onun izdüşümü olan 1980 darbesini yapanlar, neyi murad ediyorlarsa, 28 Şubat'ı gerçekleştirenler de aynı gayeyi taşıyorlardı. Aynı şekilde 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde bulunanlarla 28 Şubatçıların, hiçbir farkı yoktur. Görünüşte belki isimler farklıydı, yöntemler farklıydı, söylemler farklıydı ama amaç hep aynıydı. Amaç ülkenin yönetimini millete vermemekti. Amaç milletin kendi inancıyla tarihiyle değerleriyle kültürüyle yönetimiyle söz sahibi iktidar olmasını engellemekti. İktidar sahibi olmayı engellemeye gayret edenler bunu başarabildiler mi? Hayır. Fakat onlar öyle kararlıydılar ki her ihtilalde, her müdahalede gerekirse milyonlarca insanın canından olmasını göze almışlardı. Bizim milletimizin devlet terbiyesi, kendi varlığına kastetmiş olsa dahi devleti temsil edenlere fiili mukavemete izin vermediği için böyle bir faciayla karşılaşılmadı. Altını çizerek ifade ediyorum. Bunun sebebi kesinlikle bu darbeleri yapanların aklı, vicdanı, ahlakı değildi. Sadece ve sadece milletimizin ferasetiydi, basiretiydi. Aynı feraset şartlar normale döner dönmez, milletin kendi iradesini ortaya koyarak kendi temsilcilerine sahip çıkmasını da sağlamıştır.''Fidan gibi delikanlıların acısı hala yüreklerde taze'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demokrat Parti ve rahmetli Menderes'in de bu anlayışın ürünü olarak hükümete geldiğini, Özal'ın da yine bu anlayışın ürünü olarak bir ihtilal döneminin ardından milletiyle bütünleştiğini anlatarak, 2001'de arkadaşlarıyla kurduğu siyasi partinin de bir yıl sonra iktidara gelerek aynı şekilde milletin gönlündeki yerini aldığını söyledi.Milletin hiç bir zaman darbecilere ülkeyi ilanihaye emanet etmediğini ama bu süreçte de acının yaşandığını belirten Erdoğan, rahmetli Menderes'in idamının hala milletin gönlünde kanayan bir yara olduğunu vurguladı.Onu idam edenleri, idam kararını verenleri kimsenin hatırlamadığını dile getiren Erdoğan, 12 Eylül'de suçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın, sırf bir o taraftan, bir bu taraftan anlayışıyla dar ağaçlarına gönderilen fidan gibi delikanlıların acısının hala yüreklerinde taze olduğunu aktardı.'Bir baba olarak yaşadım'Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:'Aynı şekilde 28 Şubat'ta, okulundan, işinden hatta vatanından edilen haksız yere eziyete uğrayan, zulme maruz kalan insanların yaşadıkları da tüm canlılığıyla tüm gözlerimizin önündedir. Sadece ve sadece başörtüsü taktığı için üniversitelerimizin kapısından çevrilenler, imam hatip okullarında okuduğu, dindar olabilmek veya dindarlığının gereğini yerine getirebilmek için bir gayretin içerisinde olmak, orada okumak için gayret edenlerin zulmünün içinde nasıl yaşadıklarını burada birçok anne baba gördüğü gibi ben de bir baba olarak yaşadım. Sadece ve sadece bir siyasi partide faaliyet gösterdiği, hatta yalnızca ona muhabbet beslediği için olmadık tacizlere maruz kalan insanlar oldu. Okullarda cadı avına çıkıldı, iş yerlerinde cadı avına çıkıldı. Sokakta hatta camilerde cadı avına çıkıldı. Din adamı kisvesinde başörtüsüne füruat diyenler çıktı ortaya. Meşru hükümete 'gitsin' diyenler, 'beceremediniz artık bırakın' diyenler, darbe rejiminin ürünü hükümeti, 'hayırlı olsun' diyerek, sevinç çığlıklarıyla karşıladılar. Türkiye'nin her meselesi çözülmüş de sadece bu meselesi kalmış gibi tüm kurumlar, kuruluşlar, kamunun tüm insan gücü bu iş için seferber edildi. Takipler yapıldı, tahkikatlar yapıldı, soruşturmalar açıldı, mahkemeler kuruldu, sonuçta birkaç istisna dışında bunların hepsi sonuçsuz kaldı.'Yasaklanmak istenen başörtüsünün üniversitelerin yanı sıra kamuda da serbest hale geldiğini anlatan Erdoğan, o dönemde orta kısımları kapatılan imam hatip liselerinin milletin göz bebeği kurumları haline geldiğini kaydetti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göreve geldiklerinde imam hatip liselerine 60 bin öğrenci giderken, şimdi bu sayının 1 milyona yakın olduğunu söyledi.Bunların zorla değil, arzu ile olduğuna dikkati çeken Erdoğan, konuşmasında şu görüşlere yer verdi:'Açın önünü nereye gitmek istiyor? İmam hatibe, gitsin. Nereye gitmek istiyor? Meslek lisesine, gitsin. Nereye gitmek istiyor? Fen lisesine, anadolu lisesine gitsin. Açın önünü. Bu bir yarış, bu yarışı yapan yavrularımızın önünü tıkamak değil, alternatiflerle onların önünü açmamız gerekiyor. Bunu başarmamız gerekiyor. İşte şimdi bu kilitler kırıldı, yavrularımızın önü açıldı, nereye istiyorsa nereyi başarıyorsa oraya gitmenin adımlarını atıyoruz. Kapılarına kilit vurulmak istenen Kur'an kursları daha da yaygınlaşarak, faaliyetlerini sürdürüyor. Hatta Kur'an dersleri, siyeri nebi dersleri seçmeli ders olarak tüm okullarda okutulabiliyor.Siyasetten tasfiye edilmek istenen kadrolar bugün ülkeyi yönetiyor. Bürokrasiden kökü kazınmak istenen insanlar, her kurumda en üst noktalarda bulunuyor. Elden ele dağıtılan listelerle ticari faaliyetleri sona erdirilmek istenen firmalar, işlerini daha da büyüterek yollarına devam ediyor. Yarasa diye hakaret ettikleri insanlar milletin umudu, milletin önderi oldular.''Yavrularımızın gözyaşları hiçbir zaman unutulmayacak'Erdoğan, bu süreçte mağduriyetlerin, çektirilen acıların, yaşatılan ayrılıkların acısının yüreklerde sonsuza kadar kalacağını söyledi.Erdoğan, 'Onlar bedel ödediler, çok acı çektiler. Üniversite kapısında başörtüsü hoyratça çekilerek alınmak istenen yavrularımızın gözyaşları hiçbir zaman unutulmayacak. Onların annelerinin feryatları, gözyaşları hiç bir zaman unutulmayacak. Önlerine katsayı duvarları örülerek kaymakam, hakim, vali, doktor, mühendis olması engellenen imam hatipli öğrencilerin ağı bunun müsebbiplerini hiç bir zaman rahat bırakmayacak' diye konuştu.Bunu ancak bedel ödeyen anne ve babaların bildiğini ifade eden Erdoğan, kendisinin de bir baba olarak bedelini ödediğini söyledi.Erdoğan, 3 çocuğunun da yüksek puan almalarına rağmen katsayı sebebiyle Türkiye'de okuyamadığını hatırlatarak, şöyle devam etti:'Çünkü gördük. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya. Öyle bir noktaya geldik. Ama ne oldu? İşte bunlar yavrularımızı ev sahibi yaptılar. Yani ilim sahibi yaptılar. Burada okuyamadılar gittiler Avusturya'da, Almanya'da, Amerika'da, İngiltere'de okudular. Masterlarını, doktoralarını yaptılar. Çok daha farklı, çok daha güçlü bir şekilde tekrar kendi ülkelerine döndüler. Kendi ülkesinde eğitim görmesi engellendiği için yurtdışına gitmek, gurbete gitmek zorunda kalan, anasından, babasından, sevdiklerinden koparılan insanların vebalinden buna sebep olanlar kurtulamayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimle işbaşına gelen bir hükümetin, halkın oylarıyla iktidara gelen siyasi partilerin meşru haklarını kirli senaryolarla iftiralarla kumpaslarla ellerinden alanları bu millet asla affetmeyecek. Rejimi koruyoruz bahanesiyle milleti soyanlar, ülkenin kaynaklarını birilerine peşkeş çekenler, tarih önünde asla kendilerini ibra edemeyecekler. Nasıl bu millet milli şef dönemini kabus gibi hatırlıyorsa, 1960 darbesini yapanları 55 yıl sonra dahi lanetle anıyorsa, 1980 darbesini yapanları 35 yıl sonra sorguya çekiyorsa, 28 Şubat'ın failleri de aynı şekilde mahşeri vicdanda mahkum olmuşlardır.'Paralel devlet yapılanmasıCumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat'ı hukuk önünde de mahkum etmek için üzerilerine düşeni yaptıklarını belirterek, aynı çarpık anlayışın bir başka tezahürü olan paralel devlet yapılanmasının emniyet ve adalet sistemi içinde yol açtığı sıkıntının bu davanın sağlıklı şekilde yürümesini engellediğini kaydetti.'Paralel devlet yapılanması 28 Şubatçıların, 1960 darbecilerinin, 1980 ihtilalcilerinin yapmak istediklerini cemaat görüntüsü, hizmet kılıfı altında yapmak isteyen bir yapının adıdır' diyen Erdoğan, zaten bunun için 17-25 Aralık hadisesine 'darbe teşebbüsü' dediklerini vurguladı.Erdoğan, 28 Şubatçıların 1998'de kendisini mahkum ettirmelerinin, şahsıyla değil, temsil ettiği değerlerle ve onun devamıyla ilgili bir dava olduğunu ifade ederek, şunları aktardı:'Düşünün ki, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Talim Terbiye Kurulu'nun teyit, tescil ve tavsiye ettiği bir dörtlüğü okuduğum için tuttular içeri attır. Gerekçe, devleti yıkmak. Bir dörtlükle devleti yıkacağız. Bunları yaşadık. Ama elhamdülillah nereden nereye geldik. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde bulunanlar da aynı şekilde şahsımı değil, doğrudan milletin değerlerini, tarihini, medeniyetini hedef almıştır. Milletin 1999'da cezaevinden çıktığımda beni nasıl bağrına bastıysa, kurduğumuz partiyi iktidara, şahsımı başbakanlığa layık gördüyse, 2014'te de aynı şekilde sahip çıktı. Yüzde 52'lik bir destekle Cumhurbaşkanlığı makamına getirdi. Bizim davamız bu milletin davasıdır. Çünkü bizim yolumuz milletin yoludur.''Muhtar bile olamaz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat'ı yaptıktan sonra kendilerini öylesine güçlü, öylesine muktedir görenlerin ' binyıl sürecek' dediğini vurgulayarak, 'Bunlar keramet sahibiydi. Kerametlerini de gördük. Yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor ve o kadar sürdü. Kendilerince kuytulara, karanlık köşelere mahkum ettikleri insanların akıbetlerinden öylesine emindiler ki onlara 'yarasa' diyorlardı. Aynı şekilde 28 Şubat'ı yaparak hedef aldıkları tüm değerlerin sembollerinden biri oldukları gördükleri şahsımın siyasi hayatını bitirdiklerine öylesine emindiler ki 'muhtar bile olamaz' diye manşetler atıyorlardı' dedi.Çok tanınan bir savcısının kendisiyle ilgili 146. maddeden davayı açtığında şok olduğunu, ne yaptığını da şaşırdığını belirten Erdoğan, 3 saat ifadeden sonra nöbetçi hakimin karşısına çıktığını, hakimin yüzünde tebessüm olmasının kendisini biraz rahatlattığını, ancak idam istediğini söyleyince şaşırdığını anlattı.Erdoğan, verdiği ifadelerle hakkında istenen şeyin pek uyumlu olmadığını gördüğünü dile getirerek, 'Ben belediye başkanı olarak neler yaptığımı anlattım. Ama burada istenenin çok farklı olduğunu gördüm. Elhamdülillah arkadan takipsizlik kararı geldi. İstenen idam, gelen takipsizlik. Demek ki tezgahı iyi kuramamış. Tezgahı iyi kuramadıkları için, tezgah orada bozuluverdi. Niye kaderin üstünde bir kader var' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katılımcıların 'Türkiye seninle gurur duyuyor' sözlerine karşılık, 'Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Sizin birliğiniz, beraberliğiniz, bütünlüğünüz, dualarınız hamdolsun bu yolculukta bizi hiç yalnız koymadı' ifadelerini kullandı.Geriye dönüp baktığında 28 Şubat'ın da aynı çizgide başlatılan pek çok teşebbüsün de akamete uğradığının, boşa çıktığının görüldüğünü belirten Erdoğan, 'Bu millet 28 Şubatların değil, kendi iradesinin binyıl süreceğini eline geçen her fırsatta haykırmıştır, göstermiştir. Bu millet kendi iradesine saygı duyanı, kendisine hizmet edeni değil muhtar, memlekete Cumhurbaşkanı yaptığını göstermiştir' diye konuştu.'Bu millet kendi verdiği imkanları kendisine ihanet için kullananları affetmeyecek'Erdoğan, bu milletin kendi verdiği imkanları kendisine ihanet için kullananları affetmeyeceğini, ilk fırsatta hesabını soracağını, defterini düreceğini de gösterdiğini kaydetti.Türkiye'nin bir daha 28 Şubatları yaşamaması için darbelere, darbe teşebbüslerine fırsat, imkan, cesaret veren sıkıntıları çözmek ve tüm unsurları ortadan kaldırmak gerektiğini aktaran Erdoğan, bunun için öncelikle sağlam bir duruş ortaya koymak gerektiğine işaret etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Hamdolsun 2007'de 27 Nisan Bildirisi'nde bu duruşu sergiledik. Eğer 27 Nisan Bildirisi'nde bu duruş sergilenmeseydi, eğer geri vitese takılsaydı bugün burada olmazdık. Ama o 27 Nisan Bildirisi cevabını kararlılıkla alınca, işte o bir kırılma noktasıydı, hamdolsun devran farklı dönmeye başladı. 2013'ten önce Gezi olaylarında, ardından 17-25 Aralık'ta yine bu duruşu sergiledik. Kamuoyunda bilinen, bilinmeyen pek çok hadisede bu duruşu sergiledik. Eğer böyle davranmasaydık inanın, Türkiye 28 Şubat'tan, 12 Eylül'den, 27 Mayıs'tan da beter günleri yaşayabilirdi. Çünkü ülkemizin gelişmesini, kalkınmasını, milletimizin güçlenmesini sadece içerideki odaklar değil, bilesiniz ki dışarıdaki odaklar da ciddi bir şekilde engellemek, bölmek, parçalamak istiyorlar ve bunun gayreti içerisindeler. Şu anda bitti zannetmeyin. Bu süreç hala devam ediyor. Ama buna karşı biz de kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz ve inşallah ülkemizi çok daha farklı bir yere taşıyacağız. Siyasi ve sosyal kaos oluşturarak Türkiye'yi Mısırlaştırmak isteyenlere, Suriyeleştirmek isteyenlere fırsat vermedik ve vermeyeceğiz. Ekonomik olarak Türkiye'yi Yunanistanlaştırmak isteyenlere de izin vermiyoruz.'Erdoğan, kazanımları daha güçlü, daha büyük bir atılımla tahkim etmek gerektiğini vurgulayarak, 'İşte bunun için 'yeni anayasa' diyoruz, işte bunun için 'Başkanlık sistemi' diyoruz. Bir daha kimse 27 Mayıslara, 12 Eylüllere, 28 Şubatlara, 17-25 Aralıklara teşebbüs edemesin diye 'yeni Türkiye, yeni anayasa ve başkanlık sistemi' diyoruz. İstikrarsızlıktan, zayıflıktan, bölünmüşlükten, çatışmalardan beslenenlerin önünü ilelebet kesmek için, 'yeni Türkiye, yeni anayasa ve başkanlık sistemi' diyoruz. Türkiye'nin imkanları, kaynakları, potansiyeli vesayet odaklarını arkalarına alan bir avuç imtiyazlı tarafından yağmalanamasın diye bu değişimi istiyoruz. Bu derneğin kurulmasına sebep olan sancılar bir daha yaşanmasın diye bunu istiyoruz' diye konuştu.'Büyük ve güçlü Türkiye'ye doğru yürüyüşümüze devam edeceğiz'Fransa'da, İsviçre'de, son olarak Avusturya'da Müslümanların günlük hayatlarını doğrudan etkileyecek düzenlemeler yapıldığını ve bunların Müslümanlara yönelik ayrımcılığı yasal dayanağa kavuşturan düzenlemeler olduğunu kaydeden Erdoğan, 'Adına baktığın zaman sanki Müslümanların lehine. Yalan... Hiç de alakası yok. Kendilerine göre... İnandıkları, güvendikleri bir grupla bu toplantıları yapıyorlar ve ondan sonra da yeni bir yasa...' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya'da İslam'ın resmi din olarak kabul edilmesiyle devam eden sürecin Müslümanlar için çok çok daha iyi ve çok daha yeterli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:'Onun için bizim başörtülü yavrularımız Avusturya'ya gittiği zaman kapılarını böyle açtılar. Bir Almanya açamadı çünkü Almanya'da İslam resmi din değil. Ama Avusturya'da resmi din. Bununla ilgili Avusturya'nın hükümet, devlet başkanlarıyla çok çok önemli görüşmelerimiz olmuştu. Güzel bir süreç vardı. Şu anda gelinen süreç çok da iyi bir süreç değil. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanımızın da yaptığı güzel bir açıklama var. Bu süreci yakından takip ediyoruz, edeceğiz, samimiyetlerini göreceğiz. Bir taraftan AB müktesebatı diyeceksiniz, ama bir taraftan da AB müktesebatına tamamıyla ters adımlar atacaksınız. Olay farklı bir zemine doğru kayıyor. Bu kayışı durdurmak zorundayız. Bu ülkelerde adeta yeni 28 Şubatlar ihdas ediliyor. Bu ülkelerdeki kardeşlerimizin haklarını daha etkili şekilde savunabilmek için yeni Türkiye'yi, yeni anayasayı, başkanlık sistemini istiyoruz.'Savunma sanayi başta olmak üzere, Türkiye'nin her alanda kendisine yeterli, dostlarına yardımcı bir konuma gelebilmesi için bunu istediklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye'de savunma sanayini ayağa kaldırmak için harekete geçtiklerini, pek çok önemli projeyi hayata geçirdiklerini, ancak hala aşamadığımız engeller ve hala çözülemeyen sorunlar bulunduğunu anlattı.Erdoğan, Silahlı Kuvvetler'in dışa bağımlılığını yüzde 50'nin altına düşürdüklerini kaydederek, şunları söyledi:'Bunun daha da ileri gitmesi gerekiyor. Bir ürün geliştiriyorsunuz, üretim aşamasına geçiyorsunuz, parçalarından birini de dışarıdan alıyorsunuz. Sonra bu ürünü dostunuz olan ülkelere satmak istediğinizde bir anda karşınıza dışarıdan alıp kullandığımız o parçanın lisansörleri çıkıyor. 'Hayır. Bunu kendiniz kullanabilirsiniz ama başka kimseye satamazsınız' diyor. Ya biz dost değil miyiz? Biz stratejik müttefik değil miyiz? Model ortak değil miyiz? Niye bize bunu yapıyorsun? 'Kongreden geçmesi şart'. E tamam da bize olduğu zaman, bize, kongreye sormamızı sormuyorsun, ama sana geldiği zaman, model ortağız, diyorsun ki 'Kongreden geçmesi lazım'. İstedikleri yerde kongreye mongreye gerek yok. Anında başkan o işi bitirebiliyor. İşte tüm bu sorunları süratle aşmak, ülkemizi her alanda hak ettiği seviyelere çıkarmak için 'yeni anayasa' diyoruz, 'başkanlık sistemi' diyoruz.'Konuların hiçbirinin birbirinden bağımsız, ayrı konular olmadığını belirten Erdoğan, hepsini 'aynı prizmanın farklı yüzleri' şeklinde tanımladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Ama unutmayın; düşmez kalkmaz sadece Allah'tır, geri kalan her şey değişir, her şey dönüşür. Biz sağlam durursak, inancımızdan, yaşayışımızdan, davamızdan taviz vermezsek, istikametimizi kaybetmezsek gerisi kolay. 'Yektir Allah' diyerek çıktığımız yol, bizi mutlaka doğruya ulaştırır. Başkalarının bizim kaybettiğimizi sandığı her durumun sonunda zafere ulaştığımızı görürüz' diye konuştu.Sezai Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' şiirinin, 'Sakın kader deme kaderin üzerinde bir kader vardır / Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır / Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır / Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır / Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır' dizelerini aktaran Erdoğan, salondakilere şöyle seslendi:'İşte sizler o yenilgi yenilgi büyüyen zaferin isimlerisiniz. Biz kaderin üstünde bir kader olduğuna iman etmiş insanlar olarak üzerimize düşeni yapacak, mücadelemizi verecek, ondan sonra da tevekkül edeceğiz. bunun en güzel ispatıdır, en güzel örneğidir. 28 Şubat'ı yapanları milletimiz belki hatırlamıyor bile ama bizler, ama sizler işte buradayız, dimdik ayaktayız. Zulümle abad olanın, ahiri berbat olur. Biz hizmette yarışacağız, hayırda yarışacağız, fikirde yarışacağız, sevgide yarışacağız. Niyet hayr, akıbet hayr. Bize bugünleri gösteren mevlamıza hamdüsenalar ediyoruz. Allah bir daha bu millete 28 Şubatlar yaşatmasın, o meşum günleri göstermesin diyoruz. 28 Şubattan aldığımız derslerle yeni Türkiye'ye, büyük Türkiye'ye, güçlü Türkiye'ye doğru yürüyüşümüze inşallah hep birlikte devam edeceğiz.'AA
YGS'ye Nevruz, Üniversiteye Seçim Ayarı
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, “2015 YGS tarihi 22 Mart olacaktı, Nevruz’a denk geldiği için 15 Mart’ta yapmaya karar verdik. Seçimler 14 Haziran’da olacaktı, Yüksek Seçim Kurulu ile görüştük, o tarihte sınav olduğunu söyledik, 7 Haziran’a aldılar” dedi. Üniversiteye giriş sınavlarında da “açık uçlu sınav” yapmak için çalışma yaptıklarını ancak kısa sürede gerçekleşmeyeceğini belirten Demir, “Bunlar üzerinde çalıştığımız projeler” diye konuştu.Gönül Koca’nın Hürriyet’teki haberine göre, öğrencilerin, ailelerin merak ettiği “Üniversiteye giriş sınavlarında bir değişiklik olacak mı, açık uçlu sorular ne zaman sınavlarda sorulacak?” gibi sorulara cevap veren ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, “Gelişmiş ülkeler artık öğrencilerini çoktan seçmeli sorulardan oluşan sınavlarla almıyor. Açık uçlu sınav dediğimiz yazılı sınavla alıyor. Biz de buna kendimizi hazırlamalıyız, ama bugünden yarına olacak bir şey değil” dedi.İstanbul Şehir Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Öğrenci Seçme ve Yerleştirme (ÖSYS) Özelinde ÖSYM’nin Sınav Sistemi’ konulu seminere katılan Demir, önce kurumun misyon ve vizyonunu anlattı.4 yıllık başkanlık döneminde yaptıkları çalışmalardan örnekler veren Demir, sınav güvenliğini arttırdıklarını bunun için de eleştiri aldıklarını söyledi. Konuşmasına, “2010 yılında kendimize çok özel bir misyon belirledik. Dört yılda bunun çoğunu tamamladık. 2015’te ise kendimize yeni bir misyon belirledik, yurtiçi ve yurtdışında hak ve adalet ölçüsünde sınav yapmayı kendimize hedef koyduk. Çünkü sosyal barış için hak ve adalet çok önemli. Türkiye bugün bir Irak, Mısır ya da Suriye değilse bunda ÖSYM’nin ciddi katkısı var” değerlendirmesini yapan Başkan Demir, daha sonra seminer katılımcılarının ve basın mensuplarının sorularını cevapladı. Demir’in açıklamaları özetle şöyle:YGS’YE, NEVRUZ AYARI• Aslında YGS’yi 22 Mart’ta yapacaktık ama Nevruz o tarihe denk geldiği için ne olacağı belli olmaz. O nedenle 15 Mart’ta yapmaya karar verdik.• Genel seçimler 14 Haziran’da olacaktı, biz de o tarihlerde LYS’leri yapıyoruz. Yüksek Seçim Kurulu ile konuştuk, “Sınavları biz 13-14 Haziran’da yapalım, siz seçimleri 7 Haziran’da yapın” dedik. Buna göre düzenleme yapıldı. Yani tüm Türkiye’yi etkileyen bir sistem var.• YGS’nin 2016’da yılda birkaç kez uygulanması konusu söz konusu değil. Biz adaylarda stresi azaltmak için YGS’yi yılda birkaç kez yapmayı planlıyoruz ama bu bugünden yarına olacak bir şey değil. Bunların ötesinde özellikle ÖSYS, 2547 sayılı kanunla YÖK’e verilmiş bir yetki. Biz sadece seçenekleri sunuyoruz, karar YÖK’e aittir. Ben uygulamacı olarak böyle seçenekler var diyorum, YÖK ne zaman neyi takdir ederse…ADAYLARI ROBOTLAŞTIRAN TEST SİSTEMİNDEN ÇIKMALIYIZ• Bizden daha gelişmiş ülkeler yazılı ve açık uçlu sorularla sınavlar yapıyorlar. Bunun nasıl gerçekleştirildiğini öğrendik, pilot çalışmalar yaptık. Bunun uygulanabilir olduğunu gördük. Açık uçlu sorular derken, “Demokrasi nedir?” sorusunu cevaplamasından bahsetmiyoruz. Size bir soru soracağım, “Türkiye’de ilk en büyük devalüasyon hangi yılda yapılmıştır?” Cevap: 1946. Cevabı düşünürken zihniniz zorlandı değil mi? Hedefimiz bu. Cevabı kısa, tanımlı, herkesin cevap verebileceği sorular sormak.KAYMAKAMLARA MARTTA AÇIK UÇLU SINAV• 28 Mart’ta yapacağımız kaymakamlık sınavını 50 açık uçlu soruyla gerçekleştireceğiz. Saatte 18 bin kâğıdın okunduğu optik okuyucuda değerlendirilmeyecek. Adayın adı, soyadı kitapçık üstünde olacak. İçindeki kitabı alacağız, elektronik ortama taşıyacağız, konunun uzmanı arkadaşımız bunu değerlendirecek. Arka arkaya 10 bin aynı soruyu değerlendirecek. Bunu ikinci bir uzman daha değerlendirecek, ikisi aynı puanı vermeli. Farklı olursa üçüncü bir uzman daha değerlendirecek. Ama tabii ki bu üniversiteye giriş sisteminde, sabahtan akşama uygulanacak bir sistem değil. Fakat buna hazırlıklı olmak durumundayız, artık beynimizi geliştirmek, adaylarımızı çoktan seçmelinin robotlaştıran, sadece seçeneklerle hayata bakan insan tipinden çıkmak durumundayız.SORULAR NEDEN AÇIKLANMIYOR?• Biz bilgi edinme hakkına kesinlikle saygı duyuyoruz. Kabul ettiğimiz bir hak olarak gördüğümüz bir konu. Bu nedenle isteyen aday ÖSYM’ye gelir ve kendi kitapçığını görür. Dolayısıyla bilgi edinme konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Yaptığımız şey şu, soruları dershanelere ve kamuoyuna açmıyoruz. Çünkü dershaneler gerçek eğitim kurumları değil. Gazetelere ve televizyonlara da vermiyoruz çünkü bu bir telif hakkı gerektiriyor. Bunu da yaptık 2 yıl soruları yüksek ücretlerle sattık. Ama artık bunu yapmak istemiyoruz. Bir soru havuzu oluşturuyoruz, üniversitelerden akademisyenlere soru hazırlatıyoruz. Bugün ÖSYM’nin 40 bin soruluk bir soru havuzu var.O UZMANLAR DERSHANE ARTİSTİDİR• “Soruları görmezsek, uzmanlar hatalı olup olmadığını nasıl inceleyecek” diye eleştiriliyoruz. Madde analizi yöntemiyle sorularda hata olup olmadığını anlayabiliyoruz. Tüm adayların sorulara verdiği istatistiksel cevaplara ve ÖSYM’nin verdiği cevaplara bakıyoruz. Fark varsa uzmana götürüp, değerlendiriyoruz ve ÖSYM yanlış yapmış diyoruz. Madde analizi ile bunları görüyoruz. Sizin “Uzmanlar inceleyip hatalı soruyu buluyor” dediğiniz uzman arkadaş, muhtemelen dershanenin artistidir.• Üniversiteye giriş sınavlarında TEOG benzeri bir sistem de konuşuluyor. TEOG bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Biraz daha zaman geçmesi gerekiyor. Uygulanabilir olduğu görülürse tartışılır. Bütün bunların kamuoyunda tartışılması gerekiyor. Ama öğrenci liseye başlamış, 11’inci sınıfta ve kalkıp sen yeni bir sistemle üniversite sınavına gireceksin demek doğru değil.SINAV SONUÇLARI NEDEN GECE YARISI AÇIKLANIYOR?• Sınav sonuçlarının açıklanmasının çok ilginç bir boyutu var. Kâğıtlar okunuyor, yönetim kurulu toplanıyor, karar alıyor ve daire başkanı diyor ki “Artık açıklayabiliriz”. O nedenle hiç beklemeden açıklamak durumundayız. Ama bu konuda da bir çalışmamız var. Önceden saat verip, o saatte açıklamayı planlıyoruz.TERCİH DÖNEMİ NEDEN TAKVİMDE YOK?• Özellikle yerleştirme sonuçlarını çok daha önce açıklayabiliriz. 2013-1014’te açıklayabilecek duruma geldik. Ama bir şeyi görmedik, Kredi Yurtlar Kurumu kayıtların olduğu hafta yurtları velilere açıyormuş. Kredi Yurtlar Kurumu kapısını açıp, velilere gösterecek durumda olmadığı için siyaset devreye girdi, sonuçları açıklamayın dedi. Tercih döneminin açıklanması da üniversitelerle ilgili. Üniversiteler kontenjanlarını vermekte biraz gecikiyorlar, o yüzden de şu anda takvim vermiyoruz. Ama her şey belli, bizim takvimimizde bir aksama yok.BÜTÜN SINAVLARI İNCELEYECEK BİR METOT ARIYORUZ2010 yılında KPSS’de yaşanan olaylardan sonra güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkardık. 2010-KPSS’den sonra bütün sınavları inceleyecek bir metot arıyoruz. 1974 ve sonrası zamanlarda düzenlenen sınavlar bu analize tabi. Şu anda ben çok ciddi bir ekip çalıştırıyorum. Geçmişte girdiği sınavlarla adayın sonra girdiği sınavlar arasında bir uyumsuzluk var mı? diye bir metot arayışımız var. İhbarlar geliyor onları nasıl değerlendireceğimize, buna nasıl bir yol bulabileceğimize bakıyoruz. Hedefimiz sadece hak edene, hak ettiğini vermek. Şu anda bir inceleme söz konusu değil. Hürriyet
Reklam
İnsanın Karizmasını Tek Karakterde Tepetaklak Eden Yazım Hataları
etiket
'Kullandığınız, kelimelerin doğruluğundan emin misiniz?  Bazılarını sıklıkla yanlış kullanıyor olmayasınız?' Bazen öyle bir anda yaparız ki; bu basit hataları, o andan sonra işin geri dönüşü olmaz. Eşeği süremezsiniz Niğde'ye..   Biz de tam olarak bu noktadan yola çıkarak, en çok yapılan yazım hatalarını sizler için derledik.
KPSS’nin Olağan Şüphelileri Firarda
2010 KPSS’de yaşanan usulsüzlükler ve çalınan sorulara ilişkin yürütülen soruşturmada yeni detaylara ulaşıldı. Soruşturma dosyasında adı geçen 10’a yakın şüphelinin yeni yıldan önce tek tek yurtdışına kaçtığı ve bir daha dönmediği ortaya çıktı.Milliyet'ten Tolga Şardan ve Türker Karapınar'ın haberine göre; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 2010 yılı KPSS sınavı sorularının çalınması ve usulsüz olarak dağıtılarak bir grup adaya kolaylık sağlanmasının araştırıldığı soruşturmada adı geçen bazı kişilerin kısa süre önce yurtdışına gittikleri ortaya çıktı. Milliyet’in aldığı bilgiye göre savcılık dosyasında, adı geçen 10’a yakın şüpheli yılbaşından önce tek tek yurtdışına çıkış yaptı ve dönmedi. Yapılan araştırmada, yurtdışına çıktıkları tespit edilen şüpheliler arasında, soruların çalınması ve dağıtılmasında rol oynadığı iddiası kamuoyuna yansıyan bir sivil toplum kuruluşunin (STK) görevlisi de bulunuyor. Soruların çalınmasında asıl rol oynayan kişinin de daha önce ÖSYM’de görev yapan M.A. olduğu yönünde delillere ulaşıldığı kaydedildi.Sınav evrakları imha edildi2010 KPSS’nin eğitim Bilimleri sınavı iptal edilirken, Genel Yetenek ve Genel Kültür sınavları geçerli sayılmıştı. Soruşturmada TÜBİTAK’ın hazırladığı rapor doğrultusunda Genel Yetenek ve Genel Kültür sınavları da soruşturmaya dahil edilmişti. Ancak bu iki sınava ait evrakın, eski Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Şadan Sakınan’ın soruşturmayı yürüttüğü dönemde ÖSYM ile yapılan yazışmalar sonucunda imha edildiği anlaşılmıştı. Genel Yetenek testi kitapçıklarından bin 263’ü ise, ÖSYM’de görevli temizlikçilerin 2014 Aralık ayında depoda yaptığı temizlik sırasında tesadüfen ele geçirilmişti. Şüpheli KPSS’de adayların kullandığı kitapçıkların ÖSYM’de imha edilmesinin soruşturmayı etkilediği ve bu kararı verenlerle ilgili de adli işlem yürütüldüğü ifade edildi. Özellikle, sınava giren ve usulsüz biçimde sınavı kazandıkları tespit edilen adaylara ait soru kitapçıklarının imha edilmesiyle suç delillerinin ortadan kaldırıldığı, bu nedenle yürütülen soruşturmanın genişleyebileceği ifade edildi.Savcı Sakınan’ın 4 yıl yürütüp tamamlayamadığı soruşturma dosyasının el değiştirmesinin ardından, sınavda 120 sorudan 110 ve üzeri doğru yanıtlayan 2 bin 676 kişinin yanı sıra şüpheli 564 şahsa ait telefon numaralarının HTS kayıtları ile analiz çalışmasında da sona gelindi. Toplam 3 bin 240 kişiye ait telefon numaralarının 1 Haziran- 1 Ağustos 2010 arasını kapsayan analiz çalışmasında 2 binin üzerindeki kişinin birbiriyle irtibatlı olduğu tespit edildi.KPSS yerine LYS kodlamasıSoruşturmada Yalvaç’ta oturan B.S.’nin KPSS 2010 sorularını Ankara’daki bir arkadaşından aldığı iddia edilmişti. B.S.’nin bilgisayarında hem Jandarma hem emniyet tarafından yapılan incelemede, suç unsuruna rastlanamamıştı. Bu durumu şüpheli bulan savcılık, B.S.’nin bilgisayarına ait imajı TÜBİTAK’a da inceletti. İmaj içinde, KPSS sınavından önce bir dershaneye ait “LYS Deneme Sınavı 7” isimli dosya üzerinde duran uzmanlar, bu deneme sınavı sorularını asıl KPSS sorularıyla karşılaştırıldı. Sonuçta deneme sınavı sorularının 2010 KPSS Eğitim Bilimleri’ndeki 60 soru ile birebir aynı, Genel Yetenek ve Genel Kültür testi sorularının da büyük oranla benzer olduğu açığa çıktı. Deneme sınavının “LYS”, yani üniversiteye giriş sınavı olarak kodlanmış olması nedeniyle bu durumun güvenlik birimlerinin gözünden kaçmış olabileceği tahmin ediliyor.
"Ne Çapulculara, Ne Paralel Çeteye, Ne de Vandallara Meydanı Bırakmadık"
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu , Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen AKP İstanbul 5. Olağan İl Kongresi'nde konuşuyor. Davutoğlu, AKP'nin eski genel başkanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 'a atfen 'Reis'in bütün emanetlerine sahip çıkacağız' dedi.8 yıldır AKP istanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Aziz Babuşçu , görevi Selim Temurci 'ye devretti.Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle'Reisin bütün emanetlerine sahip çıkacağız. İstanbul yüreğimizde hiç bitmeyen bir aşktır. İstanbul AK Parti'dir. AK Parti İstanbul'dur. İstanbul'u anlayan tarihi anlar. İstanbul gibi AK Parti'de tarihe mührünü vurmuştur. AK Parti İstanbul il başkanlığı görevi en ağır görevdir.İstanbul'un 7 ilçesine benzer AK Parti'de. İşte onlar nedir? Birlik, özgürlük, güvenlik, adalet, kudret, izzet ve adalettir. Biz birlik siyasetinin takipçileriyiz.'Reisin bütün emanetlerine sahip çıkacağız. İstanbul yüreğimizde hiç bitmeyen bir aşktır. İstanbul AK Parti'dir. AK Parti İstanbul'dur. İstanbul'u anlayan tarihi anlar. İstanbul gibi AK Parti'de tarihe mührünü vurmuştur. AK Parti İstanbul il başkanlığı görevi en ağır görevdir.İstanbul'un 7 ilçesine benzer AK Parti'de. İşte onlar nedir? Birlik, özgürlük, güvenlik, adalet, kudret, izzet ve adalettir. Biz birlik siyasetinin takipçileriyiz.Birlik siyasetinin en önemli parçası çözüm sürecidir. Çözüm süreci için söz verdik. Bu topraklarda etnik siyaset yapılmayacak. Kimse bu ülkeyi bölme faaliyetini asla bulamayacak. Tek bir milletin ferdi olduğunu unutmayacak.Sütçü imamın torunları üniversite kapılarından alınmıyordu. Bu zulmü ortadan kaldırdık. Öncelikli hedefimiz özgürlükçü bir anayasa getirmek.Çözüm süreci mutlaka başarıya ulaşması gereken projemiz. Vatandaşlarımız hiç merak etmesin, bir daha kimse bu ülkeyi bölecek şekilde faaliyet yapamayacak. Alevi-Sünni ayrımı yapılamayacak. Kürt, Türk, Çerkez demeyecek. Allah bizimle millet bizimle İstanbul bizimle. İstanbul yeni bir destan yazmaya hazır mısın? Dimdik durmaya hazır mısın? İnşallah 7 Haziran'da yüzde 60 demeye hazır mısın? İstanbul'da birlik varsa Türkiye'nin her yerinde vardır.Başörtülüler üniversite kapılarında hakarete maruz kalıyorlardı, İmam Hatip liselerine ikinci sınıf muamelesi yapılıyordu. Gayrimüslim azınlıklar iç tehdit algılanıyordu ama AK Parti geldi ve insan onuru önemlidir dedi. Başörtü yasağını, katsayı zulmünü kim kaldırdı? Her türlü zulme önce İstanbul önce AK Parti direndi. 12 yıl içinde demokrasileşme paketleriyle büyük devrimlere imza attık.Ne çapulculara, ne paralel çeteye, ne vandallara…Gezi provokasyonlarıyla, 17-25 Aralık kumpaslarıyla, 6-7 Ekim Kobani olaylarıyla kaos ortamı oluşturmak istediler. Bu provokasyonlara karşı AK Parti kadroları dimdik durdu. Ne çapulculara, ne paralel çeteye, ne de vandallara meydanı bırakmadık, bırakmayacağız.Ana paralel partisi misin?Biz milletimizle halayda beraberiz, onlarda Paralel çeteyle her türlü tuzakta beraberler. Öyle bir tuzakla karşı karşıyayız ki 7 Haziran seçimlerine giderken bütün milletimizin teyakkuzda olması lazım. Kılıçdaroğlu İç güvenlik paketine direnin derken aynı saatlerde ABD'de New York Times'ta paralel çetenin makalesi yayınlandı. Bir kampanya başlatıyorlar, Türkiye'de CHP, MHP ve HDP'ye mesaj yolluyor. AK Parti'den kurtulmak istiyorsanız, bizimle işbirliği yapın diyor. Kılıçdaroğlu da ona cevap veriyor. Her türlü provokasyonu yaparız diyor. Bu ülkede kaosa izin vermeyeceğiz. Sen ana muhalefet partisi misin? Ana paralel partisi misin?MHP'de 6-7 Ekim olaylarında döndü bize dedi ki neden el koymuyorsunuz. Bahçeli'ye diyoruz ki adın Devlet ama neden vandallarla işbirliği yapıp İç güvenlik partisine karşı çıkıyorsun?T24
Reklam
10 Bin Lira Ver, Dil Sınavı Cevapları Cebine Gelsin!
2010’daki şaibeli KPSS’den sonra, aynı yıl düzenlenen Üniversitelerarası Dil Sınavı’nda da kopya şüphesi ortaya çıktı. Savcılığın dosyasında “kitapçığın türünü bize mesaj at, cevaplar yolda” ses kaydı var.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2010 yılındaki KPSS’de “Eğitim Bilimleri’, ‘Genel Kültür” ve ‘Genel Yetenek” sınav sorularının sızdırılması ile ilgili soruşturması devam ederken, aynı yıl yapılan Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı’nın da (ÜDS) savcılık tarafından mercek altına alındığı ortaya çıktı. 26 Aralık 2010 tarihinde yapılan sınava 60 bin 234 kişi girdi.Vatan Gazetesi'nden Kenan Butakın'ın haberine göre, sınavdan birkaç gün önce ise adı savcılık kayıtlarında yer alan bir akademisyen ÖSYM yetkililerine giderek ihbarda bulundu, “Ben bu sınava defalarca girdim ama başarılı olamadım. Bunun üzerine E.V. isminde bir tanıdığım bana cevap anahtarını 10 bin TL’ye satacağını söyledi.”Cevap anahtarı verecek olanın ses kaydıBu ihbar üzerine ÖSYM yetkilileri daha fazla delile ihtiyaç olduğunu, bunun sadece iddiadan ileriye gidemeyeceğini ifade etti. Bu iddia üzerine ihbarda bulunan kişi, sınavdan birkaç gün sonra ÖSYM yetkililerine E.V. ile yaptığı görüşmenin ses kaydını teslim etti. ÖSYM yetkilileri ses kaydını dinlediğinde E.V.’nin kopyanın nasıl çalışacağına dair uygulanacak sistemi anlattığını şahit oldu. E.V.’nin anlatımına göre kopya, kol saati şeklindeki telefon üzerinden yapılıyor. Sınava giren aday, kendisine daha önceden bildirilen bir cep telefonuna kitapçık türünü mesaj olarak atıyor. Mesajı attıktan yaklaşık yarım saat sonra ise soruların cevapları cep telefonuna mesaj olarak geliyor.İlk sınavda 15 kopyalı sınavda 75 doğru yaptıÖSYM, bu ses kaydını dinledikten sonra o yıl sınava giren E.V.’nin şimdiye kadar sınavlarda gösterdiği bütün performansını araştırdı. Yapılan incelemede E.V.’nin son 3 sınava girdiği tespit edildi. İlk sınavında 80 sorudan 15, ikinci sınavda ise 20 soruya cevap vererek başarısız olduğu saptandı. Son sınavında ise 80 sorudan 75’ine doğru cevap vermesi, üzerindeki şüpheleri kuvvetlendirdi. ÖSYM yetkilileri “Sadece bir kişi mi kopya çekti?” sorusunun cevabını aramak için de 60 bin 234 kişinin cevaplarını kontrol etti. Yapılan değerlendirmede, Süleyman Demirel Üniversitesi’nden bir öğretim üyesinin de E.V. ile aynı sorulara doğru, aynı sorulara da yanlış cevap verdiğini saptadı. Bir başka ifadeyle fotokopi cevap anahtarı ortaya çıktı.Savcı değişti dosya raftan indiÖSYM elde ettiği verilerle, bu iki kişinin sınavlarını kopya çektikleri gerekçesiyle iptal ederken, savcılığa da suç duyurusunda bulundu. Aralarında ses kaydının olduğu deliller, dönemin KPSS soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan’a teslim edildi. Ancak bu ihbardan bir sonuç çıkmazken, sınavları iptal edilen iki kişi ise konuyu yargıya taşıdı. Mahkeme tarafından sonuçların iptal edilmesi hukuka aykırı bulunarak, bu iki kişinin sınavı geçerli sayıldı. Ancak ÖSYM yetkilileri kopya iddiaları netlik kazanmadığı için KPSS Savcısı Sakınan’ın yerine Yücel Erkmen’in gelmesiyle birlikte konuyu tekrar savcılığa taşıdı. Erkmen tarafından da 2010 yılındaki ÜDS sınavıyla ilgili olarak dosya raftan tekrar indirilerek araştırma başlatıldı.
Meslek Lisesi Tercihi İkiye Katlandı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Yıldırım, üniversiteye girişte (28 Şubat süreciyle birlikte) getirilen katsayı uygulamasının 2009'da kaldırılmasıyla, mesleki ve teknik eğitime devam eden öğrenci oranının yüzde 27'den yüzde 54'e çıktığını bildirdi.MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nce Sakıp Sabancı Basın Merkezi'nde düzenlenen toplantıya katılan Yıldırım, gazetecilere çalışmaları hakkında bilgiler verdi.Mesleki ve teknik eğitim okullarında 2014-2015 eğitim öğretim yılında 3 bin 296 okul ve 1 milyon 875 bin 599 öğrencinin bulunduğunu belirten Yıldırım, mezunların işgücüne katılım oranının yüzde 65 düzeyinde olduğunu dile getirdi. Yıldırım, mesleki ve teknik lise mezunlarının yüzde 25-30'unun üniversiteye devam ettiğini söyledi.Mesleki ve teknik eğitimde geçen yıl yapılan düzenlemeyle 22 okul çeşidinin 'mesleki ve teknik anadolu lisesi' altında birleştirildiğini dile getiren Yıldırım, hazırlanan Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve eylem planının uygulanmaya başladığını vurguladı. Eylem planına göre, mesleki ve teknik eğitimde kalite güvence sisteminin kurulacağını ifade eden Yıldırım, böylece okulların belli standardın üzerinde kalması ve bu standardı taahhüt etmelerine ilişkin çalışma yapılacağını ve okulların dış denetçilere açılacağını belirterek, 'akredite'ye dayalı bir sistemin kurma çalışmalarını da sürdürdüklerini bildirdi.Yıldırım, (28 Şubat süreciyle getirilen) üniversiteye girişte katsayı uygulamasının 2009'da kaldırılmasının ardından mesleki ve teknik eğitimi tercih eden öğrenci sayısında büyük artış yaşandığına dikkati çekerek, '2009'dan itibaren yüzde 27'lere düşen mesleki ve teknik eğitim öğrenci oranı, katsayının kaldırılmasının ardından kademeli olarak artarak, geçen eğitim-öğretim yılında yüzde 54'e ulaştı. Böylece Türkiye, mesleki ve teknik eğitimde okullaşma oranında, yüzde 46 olan OECD ortalamasının üzerine çıktı' dedi. TEOG sonuçlarına göre mesleki ve teknik eğitimi tercih eden öğrenci sayısının 2014-2015 döneminde 638 bine ulaştığını bildiren Yıldırım, mesleki ve teknik liselerin, kısa vadede meslek edinmek isteyenler için değil, aynı zamanda üniversiteye devam etmek isteyenler için de fırsatlar içerdiğini ifade etti.Meslek lisesi 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin fizik, kimya, matematik ve biyoloji derslerini zorunlu olarak, 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin de seçmeli olarak alabildiğini; teknik lisesi öğrencilerinin de bu dersleri 4 yıl boyunca zorunlu olarak aldıklarını bildiren Yıldırım, böylece lise eğitiminin ardından üniversiteye gitmek isteyen öğrencilerin akademik eğitimine de destek verildiğini kaydetti.Yıldırım, yapılan araştırmalara göre, mesleki ve teknik eğitim mezunu ve sektörde çalışan öğrencilerin okulda edindikleri becerilerden memnuniyet oranının yüzde 80 düzeyinde, sektörün öğrencilerden memnuniyetinin ise yüzde 70'in üzerine çıktığını bildirdi.Almanya'daki Türklere sertifika müjdesiAvrupa Birliği ülkelerinde özellikle 'usta' istihdamı için sadece meslek lisesi diplomasının yetmediğini, bunun yanında ayrıca belgeler gerektiğini aktaran Yıldırım, bu sebeple Ulusal Referans Noktası (URN) ile çalışmaların tamamlandığını ve URN sitesinde mesleki ve teknik eğitim alan ve dallarına ilişkin EUROPASS sertifika eklerinin yayımlandığını bildirdi. Yıldırım, bu uygulamanın Avrupa ülkelerinde işe girme ya da ücret artışı için gerekli olduğuna işaret ederek, özellikle Almanya'daki Türk vatandaşlarının mesleklerinde ilerlemeleri için büyük önem taşıdığını kaydetti.Enerji Meslek Lisesi'nin temeli atılacakOsman Yıldırım, mesleki ve teknik eğitimde Türkiye'de bir ilki hayata geçireceklerini bildirerek, Ankara'da 'yeşil teknoloji' konusunda uluslararası eğitim merkezi olarak faaliyet gösterecek bir okul yapmayı planladıklarını bildirdi.Bu okulun iş ve işlemleriyle ilgili ihale aşamasının Ankara Valiliği tarafından yürütüldüğünü belirten Yıldırım, 'Burada yenilenebilir enerji ile ilgili 3 yıl önce bir alan açtık. Öğrenciler, bu okulda rüzgar ve güneş enerjisi gibi dallarda eğitim alacaklar, bina ise kullandığı enerjiyi tamamen kendi üretecek. Yani okul tamamen akıllı bir okul olacak' bilgisini verdi.3. havaalanına personel yetiştirilecekMesleki ve teknik eğitimde ilk defa uygulamaya konulacak 'sivil havacılık' alanı yer hizmetleri öğretim programının geliştirileceğini ve uygulamaya konulacağını kaydeden Yıldırım, 'Ülkemizde dünyanın en büyük 3. havaalanı yapılacak. Bununla birlikte yer hizmetleri alanında çok fazla elemana ihtiyaç olacak. Bu ihtiyacı karşılayabilmek için sivil havacılık yer hizmetleri öğretim programını taslak olarak hazırladık. Önümüzdeki yıl, bunu uygulamaya koyacağız' ifadesini kullandı.Eğitime 3. boyut geliyorOsman Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın 1. eğitim öğretim dönemi karnelerini dağıttığı Kızılcahamam Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde aynı anda 3D Laboratuvarının açılışını da yaptığını anımsatarak, 'Burada mesleki ve teknik eğitimde 3 boyutlu materyal hazırlama projesini tüm alanlar için yaygınlaştırıp video olarak tüm okullara yaygınlaştıracağız. Bundan sonra tüm meslek liselerinde 3 boyutlu eğitim materyalleri kullanılacak. Bu eğitimler bir perde üzerinde üç boyutlu görüntülerle verildiğinden gerçekten de sinema keyfi veriyor ve öğrencilerin motivasyonunu da arttırıyor' dedi.Genel Müdür Yıldırım, proje kapsamında bir ekip kurulacağını ve öğretmenlere eğitimler verileceğini sözlerine ekledi.Selma Kasap, AA
Reklam
Bakan Avcı'dan 40 Yaş ve Üstü Öğretmenlere Müjde
MİLLİ Eğitim Bakanı Nabi Avcı, branş öğretmenleri atamasında 40 yaş sınırını kaldırdıklarını söyleyerek, 'Buna niçin ihtiyaç duyduk? Özellikle 28 Şubat döneminde KPSS'yi kazandıkları veya müracaat ettikleri halde o günün koşullarında bu hakları ellerinden alınan öğretmen adayları da bu atama döneminde bundan yararlanabilsinler' dedi.Milli Eğtimi Bakanı Bakan Nabi Avcı, Eskişehir'de Odunpazarı İlçe Halk Eğitimi Merkezi'nin açılış törenine katıldı. Bakan Avcı tören sonrasında basın mensuplarının yönelttiği çeşitli soruları yanıtladı. Avcı, branş öğretmenlerinin ataması ile ilgili olarak şöyle konuştu:'Bunlar nasıl belirleniyor? İhtiyaçlara bakıyoruz. Türkiye genelinde hangi branştan ne kadar açığımız var, hangi illerde o branşlarda açık var bunlara bakıyoruz ve ona göre dengeli bir biçimde branşlar arasında elimizdeki kadroları dağıtmaya çalışıyoruz. Bu yıl biliyorsunuz Resmi Gazetede yayınlandı. Yönetmelikte yaptığımız bir değişiklikle yaş sınırı şartını da kaldırdık. Daha önce 40 yaşın altında olmak koşulu vardı müracaat edebilmek için. Şimdi o koşulu da yönetmelikte yaptığımız bir değişiklikle kaldırdık. 40 yaş şartı yok. Buna niçin ihtiyaç duyduk? Özellikle 28 Şubat döneminde KPSS'yi kazandıkları veya müracaat ettikleri halde o günün koşullarında bu hakları ellerinden alınan öğretmen adayları da bu atama döneminde bundan yararlanabilsinler. Eğer koşulları, şartları tutuyorsa onlarda müracaat edebilsinler diye bu yönetmelik maddesini de kaldırdık. 40 yaş koşulu kalktı.'ELÇİLİKLER BÜNYESİNDEKİ OKULLARIN SAYISI ARTACAKBakan Avcı, yurt dışındaki okullar konusunda Bakanlar Kurulu'na bir sunum yaptıklarını belirtti. Avcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:'160 ülkede faaliyetlerini yürüten kurumlardan, kuruluşlardan söz ediyoruz. Dolayısıyla her birinin kendi özel şartları vardır, kuruluş koşulları vardır. Bunların çok büyük bir bölümü özellikle son 10-12 yılda AK Parti hükümetlerinin de himayesinde gelişmiş kurumlardır. Dolayısıyla şimdi en son Sayın Cumhurbaşkanı'nın Afrika ziyaretinde olduğu gibi o ülkelerin yetkilileri bizden tekrar tesviye talebinde bulundukları zaman kendilerine Milli Eğitim Bakanlığımızın veya sivil toplum kuruluşlarımızın bu hizmetleri layıkıyla yerine getirebileceğini, bunun için hazırlıklarımızın tamam olduğunu söylüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız orada ifade etti zaten. Bu hazırlıklarımız tamamlandıktan sonra bu bir sivil yapılanma içerisinde, devletin de himayesinde Milli Eğitim Bakanlığının, Dışişleri Bakanlığı'nın, Kültür Bakanlığı'nın yani topyekün hükümetin himayesinde ama sivil bir girişim olarak bu hizmetler sürdürülür. Yeni okullar açılır. Bizim zaten yurt dışında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı elçilikler bünyesinde faaliyet gösteren 66 okulumuz var. İlk, orta ve lise türünde. Onları da içine alacak şekilde yurt dışında eğitim veren bütün kurumların eğitim amaçlarına uygun davranacakları bir yapıya kavuşturulmaları için gerekli düzenlemeleri yapıyoruz, yapacağız. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan elçilikler bünyesinde bugüne kadar faaliyet gösteren okullarında sayısı artacak. Afrika açılımı nedeniyle Afrika'da çalışan Türk vatandaşlarımızın sayısında da artış oldu. Tabi sadece Türk Cumhuriyeti vatandaşlarına değil talep eden herkese nitelikli eğitim vermek üzere bu düzenlemeleri yapıyoruz. İnşallah önümüzdeki haftaki bakanlar kurulunda nihai şeklini verir daha ayrıntılı açıklama yaparız.'Bakan Nabi Avcı, törenin ardından çeşitli açılış ve ziyaretlerde bulunmak üzere Eskişehir'in Beylikova İlçesi'ne hareket etti.Hakan TÜRKTAN- Saadet YÖRÜKÇÜ / ESKİŞEHİR (DHA)
Bakan Avcı: 'KPSS İddiaları İle İlgili Çalışmalar Başlatılıyor'
MİLLİ Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ana, ilk ve ortaokul öğrencilerine matematik ve fen alanlarında uygulamalı eğitimler veren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Kampüsü'nde çalışmalar sürdüren İTÜ Bilim Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Avcı, açılışın ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Bakan Avcı, 2010'da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavları’nda (KPSS) kopyaya ilişkin yürütülen soruşturmaya dair ÖSYM Başkanı Ali Demir'in 'Soruşturma, 2010 yılı KPSS ile sınırlı kalmayacak' yönündeki açıklamalarına ilişkin, 'Daha önce başlamış ve galiba üzeri kapatılmış bir yargı ve adli soruşturma söz konusu idi. Onunla ilgili adli soruşturma ve incelemeler zannediyorum belli aşamaya gelmiş olmalı ki, şimdi bununla ilgili bu çalışma başlatılıyor. Hayırlı olsun' dedi.'OKUL YÖNETİCİLERİMİZİ, OKUL GÜVENLİĞİ KONUSUNDA UYARIYORUZ'Bir gazetecinin, geçtiğimiz günlerde Arnavutköy'de bir ilkokulun yangın merdiveninden düşerek bir öğrencinin hayatını kaybettiği olayı hatırlatarak, 'Yangın merdiveninde korkuluğu olmayan o okula dün gittik ve değişen bir şey yok. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?' şeklindeki bir soruya Nabi Avcı, 'Bu konuda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz gerekeni yapıyor. Çocuğumuza Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum. Müteaddit defalar okullarımızı, okul yöneticilerimizi okul güvenliği konusunda uyarıyoruz. Zaman zaman merkezden, zaman zamanda illerden gönderilen müfettişler aracılığıyla denetimleri yapıyoruz. Ancak yine de bu tür üzücü olaylarla maalesef karşılaşıyoruz. Bunların olmaması için çok daha dikkatli, gayretli olmamız gerektiğini il, ilçe yöneticilerimize maarif müfettişlerimize, okul müdürlerimize bir kere daha hatırlatıyoruz' diye yanıt verdi.'PROJEDE HERHANGİ BİR AKSAKLIK SÖZ KONUSU DEĞİL'Bakan Avcı, eğitimdeki FATİH projesi ile ilgili bir soruyu da 'Önümüzde bu konu ile ilgili büyük bir ihale var. Biz FATİH projesini sadece çocuklarımıza tablet bilgisayar dağıtılan bir proje olarak görmüyoruz. Aynı zamanda Türkiye'de gerek donanım, gerekse de yazılım bakımından bilgisayar teknolojisinin ve sektörlerinin gelişmesine öncülük edecek bir büyük proje olarak görüyoruz. O yüzden başlattığımız ihale süreci de 10 milyon 600 bin tablet bilgisayar alımına ilişkin dünya çapında bir ihale sürecidir bu. Bu ihale sürecinin en önemli bileşenlerinden bir tanesi yerlilik oranıdır. Dolayısıyla bazı çekilmeler oldu. Komisyon toplantısında gecikmeler oldu. Ancak projede herhangi bir aksaklık söz konusu değil' şeklinde yanıtladı.Enver ALAS - Güven Usta/İSTANBUL, (DHA)
CHP'li Haluk Koç'tan 'Üçüncü VIP Torpil Listesi'
CUMHURİYET Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, basın toplantısı düzenleyerek Ak Parti döneminde hukuksuz olarak yapıldığını savunduğu atamalarla ilgili belgeleri kamuoyu ile paylaştı.Toplantıda Sultanahmet'teki Turizm Polisi Şube Müdürlüğü'ne düzenlenen ve bir polis memurunun hayatını kaybettiği canlı bombalı saldırısı hakkında konuşan Koç, 'DHKP-C dediler, CHP ile bir şekilde ilişkilendirmeye çalıştılar sonra bir Dağıstanlı, bir radikal terörist Sultanahmet'te bir canlı bomba eylemi gerçekleştirmişti. Bu eylemde şehit olan bir polis memurumuz var. Kenan Kumaş, fizik öğretmeniydi. Torpili olmadığı için atanamamıştı. Bu işin aynı zamanda vebali de büyük' dedi.CHP'li Haluk Koç, düzenlediği basın toplantısında Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS)'na girmeden devlet memurluğuna atandığını iddia ettiği Ak Parti yönetici yakınlarını şu şekilde açıkladı:'AKP'li Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun kuzeni Mehmet Şenbabaoğlu sınavsız olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na Bakanlık Müşaviri olarak atandı.AKP'li Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin ablasının torunu Gülsün Özdemir, Temmuz 2012'de Denizli Valiliği'nde özel kalem müdürü yapılarak açıktan memur olması sağlandı.AKP'li Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin yeğeni Ümit Hamal, Denizli Belediyesi'ne Özel Kalem Müdürü olarak atanıp sınavsız ve açıktan memur olması sağlandı.AKP Adana Milletvekili Necdet Ünüvar'ın oğlu Alaattin Ünüvar (25 yaşında) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na KPSS vb. herhangi bir sınava girmeksizin Bakanlık Müşaviri olarak atandı.AKP Karabük Milletvekili Osman Kahveci'nin öz yeğeni Bilal Kahveci, Pendik Belediye'sinde işe alındıktan kısa bir süre sonra memur kadrosuyla Karabük İl Bayındırlık Müdürlüğü'ne tayin edildi. Diğer yeğeni Sezgin Kahveci yine Pendik Belediye'sinde işe alındıktan kısa bir süre sonra Karabük Orman İşletme Müdürlüğü'ne atandı. Osman Kahveci'nin oğlu Rıdvan Kahveci, Telekomünikasyon Bakanlığı'nda çalışırken TİB'de Daire Başkanlığına atandı. Osman Kahveci'nin gelini Zeynep Kahveci de TBMM'ye atandı.AKP İstanbul Milletvekili Harun Karaca'nın oğlu Fatih Karaca, önce KPSS'siz olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda Özel Kalem Müdürü olarak atandı. Ardından da kadrosu İstanbul Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü'ne alındı.AKP Ankara Milletvekili Ülker Güzel'in gelini Cemre Güzel, Başbakanlık'ta Basın ve Halkla ilişkiler Müşaviri olarak görevlendirildi ve KPSS'siz olarak memur olması sağlandı.AKP Kilis Milletvekili Hasan Kara'nın yeğeni Bekir Çiftçi, Kilis Valiliği'ne Özel Kalem Müdürü olarak atanıp memur olması sağlandı.AKP Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan'ın yeğeninin kocası Güray Oruç, özel sektörde çalışırken KPSS'siz olarak 2014 Mayıs ayında Kocaeli Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü'ne atanarak memur olması sağlandı.AKP Diyarbakır Milletvekili Mine Lök Beyaz'ın eşi Necat Beyaz, Başbakanlık Müşaviri yapıldı.AKP Van Milletvekili Fatih Çiftçi'nin kardeşi Suna Çiftçi, Temmuz 2013 tarihinde Ankara Valiliği'nde Özel Kalem Müdürü olarak memur yapıldı. 1 ay sonra da Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü'nde mühendis olarak çalışmaya başladı.AKP Adana Milletvekili Fatoş Gürkan'ın kocası Erhan Gürkan, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü'nde Bakanlık müşaviri olarak göreve başlatıldı.AKP Zonguldak Milletvekili Ercan Candan'ın kuzeni Esra Aydın, Zonguldak Valiliği'nde Özel Kalem Müdürlüğü'ne atanıp sınavsız olarak memur yapıldı. Nisan 2014'te de TBMM Genel Sekreterliği'nde çalışmaya başladı.AKP Gaziantep Milletvekili Mehmet Sarı'nın eniştesi İbrahim Alakuş, Haziran 2014'te Gaziantep'te Özel Kalem Müdürlüğü görevine getirilerek sınavsız olarak memur olması sağlandı.AKP Erzurum Milletvekili Muhyettin Aksak'ın kızı Kübra Aksak Dönmez, 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Özel Kalem Müdürü olarak çalışmaya başladı.AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş'ın dünürü (lise mezunu) Fevzi Yılmaz, Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne Özel Kalem Müdürü olarak atandı.AKP Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi'nin oğlu Ömer Faruk Tanrıverdi, Ocak 2014'te Avrupa Birliği Bakanlığı'nda Özel Kalem Müdürü olarak atanıp, açıktan memur olması sağlandı.AKP Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen'in kuzeni Muhammed Said Güllüoğlu, Şanlıurfa Belediyesi'ne Özel Kalem Müdürü olarak atanıp açıktan, sınavsız memur olması sağlandı.AKP İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık'ın damadı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Başbakanlık Müşaviri olarak atandı.AKP Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir'in kuzeni Mustafa Erkin Demir, Kepez Belediye Başkanlığı'na Özel Kalem Müdürü olarak atanıp açıktan memur olması sağlandı.AKP Adıyaman eski Milletvekili ve şimdiki Adıyaman Belediye Başkanı Fehmi Hüsrev Kutlu'nun eniştesi Mahmut Said Kutlu, Adıyaman Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü'ne atandı.AKP Gümüşhane eski Milletvekili Yahya Doğan'ın yeğeni Merve Şirin Başer, 2008 yılında Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nde Basın ve Halkla İlişkiler biriminde 'Müşavirö yapıldı.AKP Bolu eski Milletvekili Yüksel Coşkunyürek'in bacanağı Tahsin Akduman, Bolu İl İdaresi Genel Sekreterliği'ne atandı.AKP Ankara eski Milletvekili İsmail Alptekin'in oğlu Mehmet Fatih Alptekin, TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlı Dolmabahçe Sarayı'nda KPSS'siz olarak müşavir yapıldı.AKP Sivas eski Milletvekili Osman Kılıç'ın damadı Yusuf Deliser, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'ne Özel Kalem Müdürü olarak atandı, sonrasında mühendis kadrosuna geçmesi sağlandı.AKP Konya eski Milletvekili Mustafa Ünaldı'nın oğlu Abdullah Enes Ünaldı, Konya Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'ne Basın Müşaviri olarak atandı.AKP eski İstanbul Milletvekili ve şimdiki Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmek'in erkek kardeşinin kayını Mahmut Bektaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi'ne Özel Kalem Müdürü olarak atanıp açıktan memur olması sağlandı.Kadın ve Aile Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın sınıf arkadaşı Hatun Özkümüş, 4 yıl önce emekli oldu. İslam'ın Bakan olmasının ardından sanki devlette memur kalmamış gibi, emeklilikten sonra yeniden görev verilerek, Bakanlıkta daire başkanı yapıldı.Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanı Ramazan Bal'ın kızı Handan (Bal) Ceylan, Eylül ayında Van'ın Saray ilçesinin bir köyüne öğretmen olarak atandı. Önce Van merkeze görevlendirildi. Kobani olaylarının hemen ardından birkaç haftalık rapor aldı. Sonrasında da babasının devreye girmesiyle Ankara Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi'nde göreve başlatıldı. Kasım'dan bu yana da Ankara'da görev yapıyor. Oysa yeni yönetmeliğe göre ilk atanan öğretmenlerin 3 yıl atandığı yerden ayrılmasına imkan tanınmıyor'CHP'li ayrıca Ak Parti'nin 'VİP torpil' ile memuriyete yükseldiğini iddia ettiği isimleri de şöyle sıraladı:'AKP'li TBMM BAŞKANI Cemil Çiçek'in yeğeni Mustafa Çiçek, TÜRKSAT'ta direktör yapıldı. Yeğeninin eşi Yıldız Çiçek de TOKİ'de uzman olarak göreve başlatıldı. Cemil Çiçek'in diğer yeğeni Çiğdem Çiçek ise MEB'de öğretmenken TRT'ye uzman olarak geçiş yaptı.AKP'li kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın eniştesi Muzaffer Çakar, Bingöl Üniversitesi'nde Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirildi.AKP'li Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun kızının kayını Mustafa Seğer, Orman ve Su İşleri Bakanlığında Müşavir yapıldı.Gümrük Bakanı Nurettin Canikli'nin bacanağı Orhan Öğe, Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na Müsteşar Yardımcısı olarak atandı.AKP'li Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in kardeşi Ramazan Çelik, öğretmen olarak çalışmakta iken Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na müşavir yapıldı.AKP'li Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in yeğeni Ali Fuat Eker, Müşavir kadrosuyla Tarım İl Müdürlüğü'nde görevlendirildi.AKP'li Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in kuzeni Sedat Yenidünya, Bakanlığa bağlı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'ne KPSS'siz olarak Daire Başkanı yapıldı.AKP'li eski Milli Savunma Bakanı ve şimdiki İzmir Milletvekili Mehmet Vecdi Gönül'ün oğlu İbrahim Ömer Gönül, Sermaye Piyasası Kurulu'na müşavir olarak atandı.AKP'li eski Ulaştırma Bakanı ve İzmir Milletvekili Binali Yıldırım'ın eniştesi Mücahit Demirtaş (lise mezunu), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na müsteşar yardımcısı olarak atandı.AKP Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın kardeşi Nevzat Aydın, herhangi bir vazifesi yok iken DHMİ'de müdür oldu. Normal prosedür gereğince bir kişinin bu göreve atanabilmesi için ortalama 20 yıllık bir mesleki birikim gerekiyor.AKP Hatay Milletvekili Adem Yeşildal'ın kayınbiraderi Ahmet Tiryaki, TELEKOM'da sözleşmeli personel iken Hatay Aile ve Sosyal Politikalar'da kadrolu memur yapıldı.AKP Bingöl Milletvekili Abdurrahman Anık'ın (üvey) yeğeni Sadrettin Dinler, Bingöl Valiliği'ne Yazı İşleri Müdürü yapıldı.AKP Diyarbakır Milletvekili Mehmet Süleyman Hamzaoğlulları'nın kuzeni Feyza Ergün, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nde müşavir olarak göreve başlatıldı.AKP Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık'ın eşi Muharrem Çığlık, eşi Milletvekili olduktan sonra 2008 yılından itibaren Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nde müşavir olarak çalışmaya başladı.AKP Samsun Milletvekili Ahmet Yeni'nin kayını Ömer Altınsoy, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na Spor Genel Müdürü Yardımcısı olarak atandı.AKP Ankara Milletvekili Bülent Gedikli'nin kayını Rıfat Cihan Sevim, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü'ne müşavir olarak atandı.AKP Osmaniye Milletvekili Durdu Mehmet Kastal'ın kuzeni Kadir Kanat, Kalkınma Bakanlığı'na müşavir olarak atandı.AKP Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil'in eniştesi Mümin Kahveci, İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü'ne Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı.AKP Tokat Milletvekili Dilek Yüksel'in eşi Uğur Yüksel, Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler birimine müşavir olarak atandı.AKP'li eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın kayını Feyzullah Cihanser Erel, Kemal Unakıtan Bakan olduğu dönemde, Sağlık Bakanlığı'na müsteşar yardımcısı olarak atandı.AKP Ankara eski Milletvekili Remziye Öztoprak'ın kardeşinin baldızı Rahile Doğru, 4 yıllık üniversite mezunu olmadan, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü'nde müşavir yapıldı.AKP Sinop eski Milletvekili Cahit Can'ın damadı Seyfullah Aslantürk, Açıköğretim Fakültesinde İktisat Bölümü okumuş olup, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın danışmanlığını yaptı. Ve kısa bir süre önce Başbakanlık Müşavirliği görevine getirildi.AKP Bingöl eski Milletvekili Feyzi Berdibek'in kardeşi Muhammed Berdibek, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluğu Kurumu'na Uzman olarak atandı.AKP Çorum eski Milletvekili Agah Kafkas'ın yeğeninin kocası Yakup Güzel, Sanayii ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'nde Genel Müdür Yardımcısı olarak görevlendirildi.AKP Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş'ın kuzeni Sinan Göktaş, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK) müşavir olarak atandı.AKP Van eski Milletvekili Maliki Ejder Arvas'ın dünürü Raif Kutluk, Kalkınma Bakanlığı'na müşavir olarak atandı.AKP Kilis eski Milletvekili Hasan Kara'nın kayını Lokman Yeğen, Sanayii ve Teknoloji Bakanlığı'na müşavir olarak atandı.Bilal Erdoğan'ın arkadaşı 1981 İstanbul doğumlu Rize kütüğüne bağlı Erkan Kandemir, İnşaat Mühendisliğinden, Sağlık Bakanı Yardımcılığına terfi etti''BU İŞİN AYNI ZAMANDA VEBALİ DE BÜYÜK'İstanbul Sultanahmet'teki Turizm Polisi Şube Müdürlüğü'ne düzenlenen ve polis memuru Kenan Kumaş'ın hayatını kaybettiği canlı bombalı saldırısı ile ilgili konuşan Haluk Koç, 'İstanbul'da biliyorsunuz önce DHKP-C dediler, CHP ile bir şekilde ilişkilendirmeye çalıştılar sonra bir Dağıstanlı, bir radikal terörist Sultanahmet'te bir canlı bomba eylemi gerçekleştirmişti. Bu eylemde şehit olan bir polis memurumuz var, Kenan Kumaş. Bir kere daha Allah'ın rahmeti üzerine olsun diyorum. Biliyorsunuz Kenan Kumaş, fizik öğretmeniydi. Atanamamıştı. Çok uğraşmıştı, atanamamıştı. Torpili olmadığı için atanamamıştı. Şehit oldu. Bu işin aynı zamanda vebali de büyük' ifadelerini kullandı.Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Kampüs Yerine Külliye Diyelim'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:Tarihi bugüne bugünü tarihe taşımada ne mutlu bizimde katkımız oldu. Kampüs yerine 'külliye' demek daha isabetli olur. Türkiye'nin her alanda kalkınmasına ihiyacımız vardır. Önümüzdeki yıllarada örnek olacak bir üniversite olacaktır.-2011'de kurulmasına rağmen Yıldırım Beyazıt Üniversitesi emin adımlarla büyüyerek yoluna devam ediyor..Çubuk külliyesi diğer üniversitelerimiz için de örnek teşkil edecektir.-Ellerinde darbe dövizleriyle yürüyüşler yapan akademisyenleri gördük.-Kılık kıyafeti nedeniyle kampüslerden, külliyelerden çıkarılan öğrencilerimizi gördük.-Türkiye'de her alanda olduğu gibi eğitimde de büyük değişim dönüşüm yaşanıyor..HIRSIZLAR BİZİ MAL SAHİBİ YAPTI-Benim çocuklarım katsayı farkı nedeniyle yurtdışında okumak zorunda kaldılar.-Ama ne oldu. hırsızlar bizi mal sahibi yaptı.-Dünyada ilk 500 üniversite arasında neden 50 Türk üniversitesi olmasın.-Ama biz bunu halledeceğiz. Lamı cimi yok. Bunu başaracağız. Çünkü sizlere güveniyoruz.-Bilimi en süt seviyede yapmak için elimizden geleni yapacağız. Üniversitelerimizin başarılarıyla gurur duymak istiyoruz.SULTANAHMET'TEKİ SALDIRI-Elinde taşla üniversitelere giden bir genç istemiyoruz.-İşte dün Sultanahmet'te bir canlı bomba kadın gitti intihar saldırısı yaptı. Şehit polis Kenan kardeşime Allah'tan rahmet yaralı polisimize de acil şifalar diliyorum. O kadın için hiçbir şey demiyorum.-Acaba bu eylemi yaptın da ne oldu. Nasıl yetiştirildin? Bu saldırılarla ideolojilerinizin egemen olacağınızı mı sanıyorsunuz?
Reklam