'Fabrika Değil Cezaevi Yaptığı İçin Övünen Bir Yönetim Var'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Fabrika değil cezaevi yaptığı için övünen bir yönetim var' dedi.Mersin’in Tarsus ilçesinde partisinin düzenlediği mitinge katılan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 13 yılda iktidar olan AK Parti’nin Tarsus’a sadece adliye sarayı ve Türkiye’nin en büyük cezaevini yaptığını vurguladı. Türkiye’de fabrika değil de cezaevi yaptığı için övünen bir yönetim olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, 'Şimdi milletin önüne çıkıp bize oy verin diyorlar, hangi gerekçeyle istiyorlar? Türkiye büyüyor, kalkınıyor peki bundan kim pay alıyor? Bir avuç kişi yararlanıyor, halk yararlanıyor mu? Tabi ki hayır. 5 bin aile sosyal yardım alıyor, 12 milyon yoksul var. Yetki verin, yoksulluğu tarihe gömeceğiz. 720 TL’nin altında geliri olan hiç kimse olmayacak. Refahı tabana yayacağız. Ne ezen ne ezilen insanca halkça bir düzen kuracağız. Bin 100 odalı saraylarda oturuyorlar, Mercedesleri paylaşamıyorlar. 3 milyarlık araçlarına çerez parası diyorlar. ‘Emekliye iki maaş ikramiye vereceğiz' dedik, dönüp bana ‘parayı nerden bulacaksın’ diyorlar. O kaçak saraya bağlanan bütün hortumları keseceğiz ve emekliye ikramiyeyi vereceğim. Telaşları şu; ya düzgün bir yönetim olur da kul hakkı yemeyen, esnafı çiftçiyi, emekliyi koruyan bir yöntemi olur da bunlar başarılı olursa bizim kaçacak yerimiz olur mu diye endişe ediyorlar. Emekliye iki maaş ikramiye verince emekli kazanacak, emekli esnafa gidecek harcayacak esnaf kazanacak. Kim kaybedecek hortumcular kaybedecek ona üzülüyorlar.' şeklinde konuştu.  '6 MİLYON 250 İŞSİZ VAR'Türkiye’de 6 milyon 250 bin işsiz bulunduğunu aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, 'Biz işsizliği çözeceğiz. Onlar işsizliğin çözümüyle ilgili cümle kuramıyorlar. Onlar herkesin çocuğunu kendilerinki gibi KPSS’ye girmeden memur oluyor sanıyorlar. Siz bin bir zahmet ve emekle çocuklarınızı yetiştiriyor okutuyorsunuz. Kurs parası ödüyorsunuz. Daha sonra KPSS’ye giriyorlar ardından atamayı bekliyorsunuz. Onların çocukları jet hızıyla sınava girmeden memur oluyor. Bu düzeni yıkacağız. Siyaset zenginleşme aracı değil, halka hizmet, vatandaşın derdiğini çözmek için yapılır. Kendileri, yandaşları köşeyi döndü yine doymadılar. Bin 100 odalı saray yaptı doymadılar, bir değil 10 Mercedes aldı yine doymadılar. Dönüp vatandaşın haline bakmadılar. Bu ülkeyi çağ atlatmak için bölgenin en güzel ülkesi haline getirmek için dürüst namuslu olmak gerekiyor. Ben bunu yapacağım. Kalkınmadan, büyümeden herkes nasibini alacak.' ifadelerini kullandı.  'ÇİFTÇİYE MAZON 1,5 TL'Asgari ücreti bin 500 yapacaklarını yineleyen Kılıçdaroğlu, 'Ankara’daki beylerden biri bu işçiye zulümdür dedi. Mercedes’e çerez diyen kişi bu zulümdür diyor. Çiftçinin üretmesi lazım, alın terinin karşılığını alması lazım. Çiftçiye mazotu 1,5 liradan vereceğiz, koro halinde itiraz ediyorlar, buna nasıl verirsin. Bunu yapacağım. Sen yatlara mazotu KDV’siz verirken bir şey dedik mi? Sen elmastan, yakuttan, inciden KDV’yi kaldırınca bir şey dedik mi. Sen inciden kaldırıyorsun ben çiftçiden kaldırıyorum, aramızdaki fark bu. Ben emekten, üretenden yanayım.' diye konuştu.'BENİM BAKANLARIM BİRİLERİNİN ÖNÜNE YATMAYACAK'Tarsuslulardan 7 Haziran’da sandığa gitmelerini isteyen CHP Genel Başkanı, şunları söyeldi: 'Sadece sizin sandığa gidip oy atmanız yetmiyor. Yanınıza daha önce şu veya bu sebeple CHP’ye oy vermemiş bir vatandaşımızı alacaksınız, onu ikna edeceksiniz. 13 yıl iktidar oldular, ne yaptılar? Tarsus olarak sadece bir cezaevimiz var. Fabrika değil cezaevi yaptığı için övünen bir yönetim var. Gel bu sefer sandığa gidelim, bu kez 4 yıllık yetki için CHP’ye oy verelim deyin ve ikna edin. Hangi partiden olursanız olun; Davutoğlu, Erdoğan için çalışır; Kılıçdaroğlu halk için çalışır. Ben sabahın 6’sında oğluna telefon edip ‘oğlum paraları sıfırladın mı?' demeyeceğim, çünkü böyle bir para yok. Benim bakanlarım birilerinin önüne yatmayacak, çocuklarının odalarında boy boy para kasaları olmayacak. Siyaseti halka adanmışlık olarak kabul ediyorum. Benim değil halkın zenginleşmesi, benim çocuğumun değil vatandaşlarımızın çocuklarının iş bulması önemli. Gelin yeni bir başlangıç yapalım, güzel Türkiye’yi, yaşanacak Türkiye’yi birlikte kuralım. Suriye’ye, Mısır’a, Libya’ya, Irak’a bak kardeşim. Bütün dünyayla ilişkilerimizi bozdular. Ortadoğu’da Müslüman kanı akıyor silahlar buradan gidiyor. İnsanın insana silah çekmesini engelleyeceğiz. 30 yıl sonrası ne olacak diyorlar. 30, 50, 100 yılını düşünmeyen devlet yoktur. Ankara’daki beyler ceplerini düşünürken ülkenin geleceğini düşünmekten aciz.'CHA
TÜBİTAK: SBS, LYS ve TUS Soruları Önceden Sızdı
KPSS soruşturması kapsamında ÖSYM’ye yapılan baskında el konulan bilgisayarlar üzerinde inceleme yapan TÜBİTAK, hazırladığı raporda çarpıcı sonuçlara ulaştı.Dershane sahibi olduğu ortaya çıkan ÖSYM sınav komisyonu üyesi Gönül Tütüncü’nün, yine ÖSYM’de Bilgi İşlem Müdürü olan eşi Mustafa Tütüncü’nün bilgisayarında 2010 yılı LYS ve TUS sorularının çıktığı belirtilen raporda, 2010’daki KPSS’ye yönelik soruşturma başlatılması üzerine Mustafa Tütüncü’nün 20 Eylül 2010 tarihinde “SureDelete” isimli program kullanarak bilgisayarındaki birçok dosyayı geri dönülmez biçimde sildiği tespit edildi. KPSS soruşturmasını yürüten savcı Yücel Erkman, söz konusu soruların sızdırıldığı iddiasıyla yeni bir soruşturma başlattı.2010 yılının temmuz ayında yapılan KPSS’de 350 adayın Eğitim Bilimleri bölümünde tam puan alması kopya şüphesi doğurmuştu. Sonuçların açıklandığı ağustos 2010’da dönemin Ankara Başsavcılığı, hemen soruşturma başlatmıştı. Bu kapsamda polis, 2010 yılında ÖSYM’ye baskın düzenlemiş, Test Araştırma Birimi (TAB) ve ARGE’de görevli ÖSYM personelinin kullandığı bilgisayar hard disklerinin imajı almıştı.Soruşturmaya yaklaşık 1 yıl önce atanan savcı Yücel Erkman, söz konusu hard diskleri TÜBİTAK bilirkişilerine teslim ederek rapor alınmasını istemişti. Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre TÜBİTAK, bilgisayarlarına el konulan ÖSYM çalışanları Haydar Altunay, Safiye Açıkgöz ve Mustafa Tütüncü’nün bilgisayarlarında yaptığı incelemeyi tamamladı. İki TÜBİTAK uzmanı, 8 Mayıs tarihli 120 sayfalık inceleme raporunu KPSS soruşturmasını yürüten savcı Yücel Erkman’a geçen hafta gönderdi. Raporda, birçok sınava ilişkin kopya bulgusuna dikkat çekildi.
'Bu Gençlik Elinde Silahla Dolaşan Bir Gençlik Olmayacak'
Milli Eğitim Bakanlığı Fatih Projesi Tablet Dağıtım Töreni'ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Bu gençlik elinde silahla dolaşan bir gençlik olmayacak. Elinde kitabıyla dolaşan bir gençlik olacak' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bazıları Fatih projesi sona erdi diyor. Bunu neye dayanarak söyledikleri belli değil. Madem proje bitti. Bugün dağıtılacak tabletlere ne diyeceksiniz? Dert ne? Siyaseti dürüst yaparsanız ülke de millet de kazanır. Çamur at izi kalsın mantığıyla yapılan siyasetin kimseye faydası olmaz' dedi.  '12 YIL BOYUNCA ÖNCELİKLERİMİZİN EN BAŞINA EĞİTİMİ ALDIK'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bu tablet bilgisayarlar tamamen yerli tasarımlarla ülkemizde üretildi. Tabletlerimiz birçok bakımdan piyasadakilerden daha üstün niteliklere sahip. Biz çok derin bir ilim geleneğinin, ilimle yoğrulmuş irfanın temsilcisi bir milletiz. İlim anlayışımız taklitçiliğe, tekrara dayanmaz. Bizde ilim önce gönülle yapılır. İlmin peşine özellikle kazanç için değil hakikatlere ulaşmak için düşülür. Çağının önüne geçemeyen ilmin bizim nezdimizde bir kıymeti yoktur. Biz de 12 yıl boyunca önceliklerimizin en başına eğitimi aldık. Milli bütçenin yarısını eğitime ayırdık. İkinci sıraya sağlığı koyduk. Eğitim, sağlık, adalet ve emniyet dedik' dedi. 'KIRTASİYE DÜKKANLARININ ÖNÜNDE KUYRUĞA GİRERDİK'Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti; 'Ben İstanbul’da okudum. İmkanlar öyle sınırlıydı ki.. Bir sırada 3 öğrencinin oturduğu okullarda biz eğitim öğretim gördük. 70 kişilik sınıflarda.. Bu 100’e kadar çıkıyordu onu söyleyeyim. Kırtasiye dükkanlarının önünde kuyruğa girerdik acaba kitaplarımızı temin edebilir miyiz diye… Okulda abilerimizden teksir notları derdik, saman kağıdından ilkel bir makinesi vardı. O teksir notlarını abilerimizden satın almak isterdik, abilerimiz de bize vermezdi. Çalakalem notlarımızı alır ve eğitimimize devam ederdik. Yılın başından itibaren sıraların üstünde kitaplarınızı bulacaksınız dedik. Ve çocuklar okullara başlarken kitapları buldular. Ücretsiz olarak verdik. Niye? Çünkü eğitime çok önem veriyoruz. Kalemi, kağıdı paranızla bile alamadığınız dönemlerden bu ülke geçti. Okula ulaşmak için kilometrelerce yol yürümek gerekiyordu. Ben 45 dakikada ilkokula gidiyordum. Orta öğretim hayatım zaten yatılı olarak geçti. Biz bu kara günleri çocuklarımız yaşamasın diye eğitim altyapısını geliştirmek için çabaladık. Bugün ülkemin yüzde 75-80’inde 30 kişilik ve altı sınıflar var.''BUGÜN DAĞITILACAK TABLETLERE NE DİYECEKSİNİZ?' Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Eğitimde 4+4+4 sistemine geçerek darbe döneminin ürünü haksızlıklara son verdik. Meslek liseleri, imam hatipler, düz liseler arasındaki ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Bu yarışın içinde bu başı örtülü bu açık diye kimsenin ayrım yapmaya hakkı yok. Ortaokulda, lisede başörtüsü serbest dedi Danıştay. Bu karar adaletsizliğin giderilmesidir. Benim 2 çocuğum da başörtülü oldukları için Türkiye’de üniversite okuyamadılar. Erkek evladımın bir tanesi katsayıdan dolayı Boğaziçi’ne puanı tutmasına rağmen katsayı engeli nedeniyle burada okuyamadı. Harvard’da mastırını yaptı. Demek ki oluyormuş. Niye engelliyorsunuz. Büyük kızım ABD’nin en önemli üniversitesinden doktorasını yaptı. Şimdi hukuk ve adaletten Kuran ve siyer öğrenimine kadar pek çok dersi müfredata yerleştirdik. Bir nesil tarihini, dilini, dinini bilmiyorsa o neslin geleceği yoktur. Yoksulluk nedeniyle okula gidemeyen öğrenciler vardı. Annelere bundan dolayı özel burslar verdik. Şu anda ülkemizde vakıf üniversiteleri dahil 193 üniversite var. Üniversite olmayan ilimiz var. Üniversiteyi öğrencinin ayağına götürdük. Bazıları Fatih projesi sona erdi diyor. Bunu neye dayanarak söyledikleri belli değil. Madem proje bitti. Bugün dağıtılacak tabletlere ne diyeceksiniz? Dert ne? Siyaseti dürüst yaparsanız ülke de millet de kazanır. Çamur at izi kalsın mantığıyla yapılan siyasetin kimseye faydası olmaz. Yine birileri çıkmış bu kadar üniversite açılması hatadır diyor. Eğitim kimsenin tekelinde değildir, olamaz. Eğitim de sağlıkta ulaşımda sadece parası olanların değil tüm milletin hakkıdır. Bize devlet olarak düşen bütün gençlerimize eğitim yapabilecekleri imkanı hazırlamaktır' dedi. 'SİZDEN İSTEĞİM, BU TABLETLERİ İNTERNETİ AMACINA UYGUN OLARAK KULLANMAKTIR' Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Ne yaparsanız yapın çok çabuk unutuluyor. 12 yıl önce nasıl bir Türkiye. Bugün nasıl bir Türkiye. Şu anda burs ve kredi talebi için müracaat eden üniversite gençliğinin eli boş geri döndürüleni yoktur. Birileri tabela üniversitesi diyerek çamur atsın. ABD’yi gezsin dolaşsınlar. Öyle üniversiteler var ki bir apartmanı satın almış orada üniversite eğitimi veriyor. Mesele teoride kalmak değil pratiği süratle geliştirmek. Üniversitedeki hocalarımız da gençlerimizin eğitim kalitesini her yıl daha da güçlendirecektir. Yeni Türkiye’nin inşasında en büyük görevi üniversitelerin üstleneceğine inanıyorum. Bu cehalete çıkmaz sokak diyebilen gençlik. Bu gençlik elinde silahla dolaşan bir gençlik olmayacak. Elinde kitabıyla dolaşan bir gençlik olacak. Bizim zamanımızda kitap kalem bulmak zordu ama yüksek ideallerimiz vardı. Önümüzdeki dönemde ülkemizin yeni Alparslan’ı, Fatih’leri, yeni Gazi Mustafa Kemal’leri çıksın. 2023 bu yol haritasının ilk istasyonudur. Benim sizden isteğim, bu tabletleri interneti amacına uygun olarak kullanmaktır. Bilgisayarın sanal dünyasında kaybolup gerçek dünyadan, kitaplardan uzaklaşmayın. Asıl olan kitap, kalem, kağıt, öğretmen, onun size aktardığı irfandır' diye konuştu.
‘Bu Ahlaksız Düzeni Yerle Bir Edeceğim’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İzmit mitinginde yaptığı konuşmada, Türkiye'de 6 milyon 200 bin işssiz olduğunu ve bu sayının hızla attığını belirterek, 'Türkiye zengin bir ülke. Ama onlar faydalanıyor. Halk değil. Bütün hortumları kesip halka vereceğim. Sizin çocuklarınız devlet memuru olmak için KPSS sınavına giriyorlar. Onların çocukları sınava girmeden doğrudan devlet memuru oluyorlar. Sözüm söz, bu ahlaksız düzeni yerle bir edeceğim' dedi. İzmit Perşembepazarı Meydağı'nda CHP mitingi, öğleden sonra gecikmeli başladı. Aşırı sıcak hava nedeniyle birçok vatandaş baygınlık geçirdi. CHP Genel Kemal Kılıçdaroğlu platforma çıktıktan sonra, partisinin milletvekili adaylarını tek tek tanıttı. Kılıçdaroğlu, konuşmasında AK Parti'nin 13 yıldır ülkeyi yönettiğini hatırlatırken, kalabalıktan 'Yuh' sesleri yükselince, 'Yuhalamayın. Tepkimizi sandıkta demokratik yollardan göstereceğiz' diyerek yuhlalayanları susturdu.SANDIKTA DERS VERECEĞİZKonuşmasında, 'Türkiye'yi 21. yüzyılın yıldızı haline getireceğiz' diyen ve refahı da tabana yayacaklarını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:'Sandığa gidip derslerini vereceğiz. İş bu kadar basit. Kocaeli emeğin başkenti. Ama Kocaeli'nde isizlik var. Türkiyenin her yerinde işsizilk var. Ben 6 milyon 200 bin işsizim var diyordum. Daha da arttı. Şimdi her 4 gençten 1'i işsiz. Size söz verdim. Dedim ki, Türkiye'yi 21. yüzyılın yıldızı haline getireceğiz. İşsizlik, yolsuzluk, emeklinin, çiftçinin sorununu çözeceğiz. Büyümeden, kalkınmadan herkes nasibini alacak. Refahı nasıl tabana yayacağız. Refah tabana yayılmıyor. Tepede bir grup refah içersinde yaşıyor. Bizde bir avuç insan değil, 70 milyon insan rahat edecek. Refahı tabana yaymanın yolu dedik ki, birinci yolu 11 milyon emeklimiz var. Emeklinin yoksulluk içinde yaşadığını biliyoruz. Emekli Ramazan, Kurban bayramında torunundan kaçıyor. Ben emekliye Ramazan ve Kurban Bayramı'nda 2 maaş ikramiye vereceğim. İtiraz ediyorlar, 'kaynağı nerden bulacaksın?' diye. Türkiye zengin bir ülke. Ama onlar faydalanıyor. Halk değil. Bütün hortumları kesip halka vereceğim. Kendine, çoluk çocuğuna kaynak var ama emekliye gelince kaynak yok. Emekliye para da var, kaynak da var. Hiç meraklanmayın. Onlar sanıyorlar ki emeklinin durumu iyi. İki maaş ikramiye alacaklar koşarak gidip İsviçre bankalarında hesap açacaklar. Emekliye ne veriliyor? Onlar köşeyi dönmeyi düşünüyorlar ben sizi düşünüyorum. Rahmetli Ecevit ne diyordu? 'Ne ezen ne ezilen. İnsanca hakça bir düzeni' kuracağız. Herkes huzur içinde yaşayacak. Herkesin işi ve aşı olacak.'YANDAŞ YOK, VATANDAŞ VARKemal Kılıçdaroğlu, 'Bir ülkede işsizlik sorunu çözülmediyse o memlekte huzur olmaz. Çocuk işsiz, kızı işsiz, o evde huzur olurmu?' diyerek şöyle devam etti:'6 milyon 200 binin üzerinde işsiz ordusu yarattılar. Sizin çocuklarınız devlet memuru olmak için KPSS sınavına giriyorlar. Onların çocukları kursa, sınava gidiyor mu? Onların çocukları sınava girmeden doğrudan devlet memuru oluyorlar. Sözüm söz bu ahlaksız düzeni yerle bir edeceğim. Ben söz verdim ülkem için, bu ülkenin güzel insanları için çalışacağım. Benim kişisel çıkar peşinde koşmak diye bir düşüncem yok. Ben siyaseti kendi cebi için değil, vatandaşın cebini düşünerek yapacağım. Onlar kendilerini, yandaşlarını düşünüyorlar. Benim için yandaş yok, benim için vatandaş var.' KIDEM TAZMİNATLARINA GÖZ DİKTİLERKemal Kılıçdaroğlu konuşmasında, Kocaeli'nin işçi kenti olduğunu da hatırlatarak, 'İnsanlar emek harcıyorlar. Sizin kıdem tazminatınıza da göz diktiler. Sendikaların kabul etmediği kıdem tazminatı düzenlemesi asla ve asla parlementodan geçmeyecektir' dedi. Kılıçdaroğlu, 'Taşeron işçiliği tarihe gömeceğiz. Kişiler çalışıyorsa kadrolu çalışacaktır. Herkesin iş güvencesi olacaktır. Bunu söylediğimde yine koro halinde bağırdılar 'Kaynağı nereden bulacaksın?' diye. Kaynağı bulacağız. Bu ülkede kimin sorunu varsa çözüm adresi CHP'dir. Bu ülkede yoksulluğu bitirmek istiyorsak çözüm adresi CHP'dir. İşsizliği, yolsuzlukla mücadelenin çözüm adresi CHP'dir. Bu ülkede etnik kimlik üzerinden inanç üzerinden siyaset, yapmayacağız ve yaptırmayacağız ve bunun adresi de yine CHP'dir.' diye konuştu.Kemal Kılıçdaroğlu, kamyoncuların sorunları bulunduğunu ve onların da haklarını temsil edeceklerini belirtirken, '24 saat çalışıp büyük acılar çekiyorlar. Gelir elde edemiyorlar. Vergiler pahalı. Eğer sen de yaşanacak bir ülke istiyorsan kamyoncu kardeşim geleceksin ve sen de CHP diyeceksin' diyerek onları da CHP'ye oy vermeye çağırdı. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: FAİZLERİN YÜZDE 80'İNİ SİLECEĞİZ'Kocaeli, yurttaşların aynı zamanda çok borçlandıkları bir kent. Tüketici borcu, kredi kartı borcu var. Sözüm söz bu faizleri en az yüzde 80'ini sileceğiz. Diyorlar ki 'kaynağı nerde? Bankalarla oturup anlaşacağız. Getirdiğimiz projeler devletin nasıl yönetilmesi gerektiğini gösteren projelerdir. CHP iktidarında onlar için kurs açacağım. Devlet nasıl yönetiliir? Vatandaşın borcu nasıl silinir? Bunların tamamını onlara öğreteceğim. Sözüm sözdür.'SİZİN İÇİN ALIN TERİ DÖKECEĞİMKemal Kılıçdaroğlu partililere, 'Geçtiğimiz dönemlerde CHP ye oy vermeyenleri ikna edeceksiniz. 'Gelin kardeşim beraber sandığa gidelim' diyeceksiniz.' diyerek ' Sandığa götürmeye söz veriyor musunu?' diye sordu. Kalabalığın 'evet' cevabı vermesi üzerine de 'Ben de size söz veriyorum. Sizin için, bayrağımız için emek harcayacağım, alın teri dökeceğim. Döktüğüm alın teri size helal olsun diyeceğim' dedi. 'İKTİDARIN DEĞİL HALKIN POLİSİ OLUN'Seçmenlerden 13 yıl için değil sadece 4 yıl için yetki istediğini, 4 yılda işssizliği yeneceğini belirten kılıçdaroğlu, '4 yılda işsizliği yeneceğim. Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. 4 yılda herkes hakkını alacak. Herkes kazanacak. Sadece ve sadece hortumcular kaybedecek. Bizim bu mitingi düzenlememize güvenlik önlemlerini alan polis kardeşlerimiz, onların da sıkıntısı var. Dedim ki sizin de sorunlarınızın çözüm adresi CHP'dir. 'Sizden bir isteğim var; iktidarın polisi olmayın, olacaksanız halkın polisi olun' dedim. Ben bu ülkede çatık kaşlı insanların sokakta gezmesini istemiyorum. Caddede sokakta tarlada fabrikada huzur içinde çalışmasını istiyorum. Bana vereceğiniz destek Türkiye'ye çocuklarımıza bayrağımıza vereceğimiz destektir unutmayın' dedi.ÇERKEZLERİN ACISINI PAYLAŞTIKılıçdaroğlu, konuşmasının son bölümünde Çarlık Rusya döneminde bundan 151 yıl önce çürük gemilere bindirilerek Osmanlı topraklarına gönderilen, ancak binlercesi gemilerin batması sonucu ölen Çerkeslerin bugün Kandıra Kefken'de anma töreni yapacaklarını hatırlatarak, onların da acılarını paylaştığını söyledi. kılıçdaroğlu daha sonda Kocaeli'den ayrıldı. DHA
KPSS Operasyonunda 4 TRT Çalışanı Tutuklandı
2010 yılındaki KPSS'de usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında TRT Genel Müdürlüğü'nde çalışan 4 kişi tutuklandı.2010'daki Kamu Personel Seçme Sınavı'nda (KPSS) usulsüzlük iddialarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4'ü tutuklandı. Soruşturma kapsamında TRT Genel Müdürlüğü'nde teknik personel olarak çalıştığı tespit edilen 5 şüpheli adliyeye sevk edilmişti.
KPSS Başvuruları Haftaya Başlayacak
ÖSYM tarafından Temmuz'da yapılacak KPSS'ye 6-21 Mayıs tarihlerinde başvurulabilecek.ÖSYM'nin internet sayfasındaki sınav takvimine göre, KPSS (A Grubu ve Öğretmenlik) 4-5 Temmuz'da, Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) ise 12 Temmuz'da gerçekleştirilecek.KPSS'ye, lisans mezunları ile bir lisans programından mezun olabilecek durumdaki adaylar başvurabilecek. ÖABT dahil KPSS'ye başvuru işlemleri 6 Mayıs'ta başlayacak, 21 Mayıs'ta sona erecek.Başvurular, ÖSYM merkezleri ve 'osym.gov.tr' internet adresinden yapılabilecek.AA
Reklam
KPSS Soruşturmasında 6 Tutuklama
Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği, KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 6 şüphelinin tutuklanmasına karar verdi.Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği, KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturma  kapsamında, savcılığın 14 kişinin serbest bırakılmasına yaptığı itirazı kabul ederek, 6 kişi hakkında tutuklama istemiyle yakalama kararı verdi.Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman, Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin serbest bıraktığı 25 şüpheliden 14'ünün tutuklanması için itirazda bulunmuştu.İtirazı değerlendiren hakimlik, talebi reddederek, dosyayı bir üst mahkemeye gönderdi.Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği de şüphelilerden 6'sı hakkında, tutuklanmaları istemiyle yakalama kararı çıkardı.Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Erkman, soruşturmanın ikinci etabında gözaltına alınanlardan 42'sini, tutuklama talebiyle 23 Nisan'da nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk etmişti. Zanlılardan 17'si tutuklanırken, 25'i adli kontrolle serbest bırakılmıştı.AA
"Meydanı Pensilvanya'dan Gelen Talimatlar Alan Hakimlere, Savcılara Bırakmayız"
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Samanyolu Grup Başkanı Hidayet Karaca ve 70 polisin tahliye kararıyla ilgili ‘Yargıda bir darbe yapmaya kalkıştılar. Asliye hukuk mahkemesi, yasaların dışına çıkarak tutuklularla ilgili tahliye kararı aldı’ dedi. Bir hafta önce Pensilvanya’dan talimat alındığını belirten Başbakan Davutoğlu ‘Kayıtları bizde’ diye konuştu.Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Gümüşhane’de düzenlenen mitinginde konuştu. Davutoğlu özetle şöyle dedi:Din dersini kaldıracağız, diyaneti kaldıracağız diyenler sandığa gömülürler. CHP de HDP de din dersini kaldıracağız diyorlar yarış içinde. Bunlara izin verir misiniz siz? Din derslerinin Diyanet’in kaldırılmasına göz yumar mısınız? Onlar akıllarını başka yerlerden alırlar. Üst akıldan alırlar. Bakın şimdi yine bugünlerde bu paralel çete harekete geçti.GÜMÜŞHANE’YE GELDİLER MİSeçimlerden önce hep bunu yaparlar. 2013 Mayıs’ında Türkiye ekonomisi zirve yapmıştı. Türkiye IMF’ye son taksitini ödemişti. Gezi provokasyonunu başlattılar.Vandallar İstanbul sokaklarını, Ankara sokaklarını İzmir sokaklarını doldurmaya kalkıştı. Gümüşhane’ye ulaşabildiler mi? Siz vandallara, palavracılara meydanı bırakmadınız. Onlar buraya kolay kolay gelemezler.“BİZ BAŞKA HOCALARA BENZEMEYİZ”17-25 Aralık’ta bu sefer, Müslüman halkın dini duygularını istismar ederek topladıkları paralarla, kumpaslara giren paralel çeteyi harekete geçirdiler. Biz başka hocalara benzemeyiz. Biz bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz. Bazı hoca adı altında yurt dışından bu kumpası yapanlar, onlar bu hocalık ünvanını hak etmezler, bu topraklarda yaşamayı da hak etmezler.ÇATI ADAYIÇatı aday oldu çatı maskot. Bir işaret yapacağım derken yanlış işaret yapıyor.Ona uyup oy veren MHP’li seçmenlerime sesleniyorum. En ufak şeyi bile öğrenemeyenden ne beklersiniz?“DÜN DARBE YAPMAYA KALKIŞTILAR”Dün biz Erzurum’dan Bismillah dedik. Şerler def ola dedik ya, hemen şer kendini gösterecek. Dün birden, yargıda bir darbe yapmaya kalkıştılar. Yetkili olmayan bir mahkeme, asliye hukuk mahkemesi yetkili olmadığı halde, yasaların dışına çıkarak, tutuklularla ilgili tahliye kararı aldı.Yetkin yok, yasal hiçbir zemini yok. Niye bunu yapıyorlar biliyor musunuz? Hala şunu demeye çalışıyorlar, biz buradayız, hala güçlüyüz.Ben de ona sesleniyorum, devlet olarak millet olarak biz de buradayız. Meydanı size bırakmayız. Meydanı Pensilvanya’dan gelen talimatla hareket eden hakimlere savcılara bırakmayız.“BİR HAFTA ÖNCE TALİMAT ALDILAR”Bir hafta önce Pensilvanya’dan bir talimat aldılar, kayıtları var bizde. ‘Hapishaneden çıkarılsınlar’ gibi bir talimat. İşte biz bunun gibi yargıyı yönetmeye kalkışanlara karşı, yargının tam bağımsızlığı dedik. Birileri bizi yanlış anladı.Eğer birisi size şöyle ya da böyle yap diye mesaj gönderirse, o sese kulak verirseniz, adalete yargıya ihanet etmiş olursunuz. Vicdanınızla karar vereceksiniz. Arkanızda bu millet, arkanızda hükümetler her zaman olacak.
Reklam
KPSS Soruşturmasında 17 Tutuklama
KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanma talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen 42 şüpheliden 17'si tutuklandı, 25'i ise adli kontrolle serbest bırakıldı.Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye getirildi. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman, 44 şüpheliden 2 kadını serbest bırakırken, 42'sini, 'suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak', 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık' ve 'evrakta sahtecilik' suçlarından tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk etti.Nöbetçi Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği, 17 kişinin tutuklanmasına, 25 kişinin ise adli kontrolle serbest bırakılmasına hükmetti.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010 KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturmasının ikinci etabında 78 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılmıştı.Bu arada, Sulh Ceza hakimliklerinin polis koruma sayısının artırıldığı öğrenildi.
Öğretmen Olmak İçin Artık Atanmak Yeterli Olmayacak
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde değişikliğe gitti. Öğretmen olmak için artık atanmak yeterli değil. Öğretmen adayları performans değerlendirmesine tabi olacaklar. Ayrıca bakanlığın yazılı ve sözlü sınavlarında başarılı olmak zorundalar, aksi takdirde memurlukla ilişikleri kesilecek.Öğretmenlik mesleğinin kalitesini artırmak isteyen hükümet, öğretmen atamaları sistemini sil baştan değiştirdi. Bu günlerde yeni öğretmen atamaları konuşulurken, yayımlanan yönetmelik yeni bir dönemi başlatacak. Öğretmenlik için 3 kademeli kriter getirildi. KPSS ile atanan öğretmen, 1 yıl aday öğretmen olacak. Performans kriterini geçen aday yazılı ve sözlü sınava alınacak. Milli eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin il dışı tayinlerinde ailenin birliğini ve öğretmenin sosyal durumunu baz alacak. Resmi Gazete'de yayımlandı MEB, öğretmen yetiştirme ve atama sistemiyle ilgili önemli değişiklikler yaptı. Resmi Gazete'de yayımlanan 'Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'ne göre, aday öğretmenler yeni bir atama sistemine tabi tutulacak. Yeni sistem şöyle: Başarısız olana memuriyet yok KPSS puanıyla ilk atamada atanan öğretmen, 1 yıl aday öğretmen olacak. Aday öğretmen performans değerlendirilmesine tabi tutulacak. Performans değerlendirmesini müfettiş, okul müdürü ve bir danışman öğretmen yapacak. Performans değerlendirmesinde toplamda 50 puan alamayan öğretmen memuriyetten atılacak. 50 puan alabilen ise MEB'in yapacağı yazılı ve sözlü sınava girecek. Bu 2 sınavın ortalamasından 60 alan öğretmenin aday öğretmenliği bitecek, öğretmen olacak. Rotasyon kademeli olacakŞehit ve gazi yakını öğretmenler, engelli öğretmenler ve özel eğitim okullarındaki öğretmenler rotasyondan muaf tutulacak. Aynı okulda 8 yıl görev yapan öğretmenler rotasyona tabi olacak. Yer değiştirme yapılacak yılın 30 Eylül tarihi itibarıyla 8 yıl görev yapan öğretmenlerin atamaları, ders yılının sona erdiği tarihten itibaren en fazla 2 ay içinde gerçekleştirilecek. 2015-2016'da 11 yıl, 2016-2017'de 10 yıl, 2017-2018'de 9 yıl, daha sonraki yıl ise 8 yıl görev yapanlar rotasyona tabi tutulacak. Doğuda kalana ek puan Zorunlu hizmetini tamamladıktan sonra, öğretmen aynı yerde kalmak isterse ek hizmet puanı alacak. Hizmet puanı birinci yıl için yüzde 25, ikinci yıl için yüzde 50, üçüncü yıl için ise yüzde 100 artırılacak. Bu, özellikle puanı yüksek olan okullarda, görev yapan öğretmenlere tayin döneminde avantaj sağlayacak. Tayinde aile birliği kriteri Eşi veya çocuğu ölen öğretmenler, ölüm tarihinden; eşi emekli olanlar ise eşinin emekliye ayrılış tarihinden itibaren bir yıl içerisinde, eşinin ikamet ettiği yere tayin isteyebilecek. İkisi de öğretmen olanların eş durumuna bağlı yer değişikliklerinde, ilde norm kadronun bulunmadığı hallerde, eşler üçüncü bir il ve ilçede buluşturulacak.
Reklam
Davutoğlu'ndan Liste Açıklaması: 'Cumhurbaşkanı'nın Müdahalesi Söz Konusu Değildir'
Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aday listelerine müdahale edip etmediği sorularını yanıtladı: Müdahil olma durumu söz konusu değil. Hassasiyetler yansımış olur tabii ki, ben onun hassasiyetlerini en yakından bilirim.NTV'nin sorularını yanıtlayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran genel seçimi için partisinin aday listesine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın müdahale edip etmediği konusunu değerlendirdi. Davutoğlu, 'Aday listelerini inceleyenlerin yorumları oldu, Cumhurbaşkanı'na çok yakın isimlerin yer aldığı şekilde, bir dahli oldu mu?' sorusunu şöyle yanıtladı:'Bu yorumları ben de takip ediyorum, öyle bir intiba veriliyor ki sanki biz ayrı gelenek ve çizgilerdeydik ve ayrı ekiplerle çalışıyorduk da ayrı adaylar tespitte yarıştı, kime yakın olduğu konusunda ağırlık tespiti yapıldı ve sonuca ulaşıldı. Bu çok yanlış bir algı. Onun ekibi benim ekibim, benim ekibim onundu. Ben dışişleri bakanıydım, o başbakandı. Şunu açık şekilde söyleyeyim: 30 Mart'a giden ekip hangi mantıkla bir aradaysa, şimdi de öyle. Davutoğlu'nun ekibi Erdoğan'ın ekibi demek suni bir ayrımdır. Dava arkadaşlarımız hem ona hem bana bağlılar, değişik vesilelerle gösterdiler. Dışarıya farklı görüntü vermek isteyenlere söyledim, 'Cumhurbaşkanımızın yanında olmayan benim yanımda da olmasın' dedim. Ekip olarak bir dava yolculuğu, siyaset felsefesi yolculuğu olarak Cumhurbaşkanının ekibi, başbakanın ekibi gibi bir yaklaşımımız olamaz. Devletin kurumsal işleyişi olarak Cumhurbaşkanı'nın yeri de bellidir, benim yerim de bellidir.''Saatlerce görüşmeye ihtiyaç yok''Listelere müdahil olma durumu sözkonusu değil ama Cumhurbaşkanı'na yakın denilen isimlerin çoğu benimle akademik hayatta beraber olduğum arkadaşlar, bana yakın isimler de Cumhurbaşkanı'na danışmanlık yapmış isimler, insanlar kutuplaşıyor, şunun yanında olanlar bunun yanındalar. Hassasiyetler yansımış olur tabii ki, ben onun hassasiyetlerini en yakından bilirim. Saatlerce görüşmeye de ihtiyaç yok, benim hassasiytlerimi de bilen odur. Konuşmadan anlaşılan, sadece bakışlarla bile yürüyebilen bir ilişkiden söz ediyoruz. Bütün aday belirleme sürecinde benim de üst kuruldaki arkadaşların da esas aldığı kriterler oldu. Çözüm süreci başta olmak üzere duyulan aidiyet, AK Parti'nin vizyonunu benimseme, ulusal ölçekte bir katkı ve yerel ölçekte temsil edileceğ şehir tarafından bilinmek. Benim bana kimler yakın diye bir kriterim söz konusu olmadı ya da şuna kimler yakın onu alayım... Objektif kurallar ve saatlerce süren müzakerelerle ortaya çıkan bir tablo.''Görevi teslim ederim'Başbakan Davutoğlu’na seçimlerden birinci çıkamazsa ne yapılacağı da soruldu. Davutoğlu bunun üstüne, “Yani birinci parti olmazsak bu emanetin hakkını veremediğimi düşünür başka arkadaşıma görev tevdi ederim. Ben makam peşinde koşmadım, makam beni kovaladı. O da takdirdir Başarısız olduğumu düşündüğümde bunu teslim etmek benim için kutsi bir görev olur. Bakalım benim kullandığım rahatlıkta Kılıçdaroğlu, Bahçeli diyebilecekler mi? Birinci olamayacağının farkında, şimdiden garanti altına almaya çalışıyor” dedi.3 dönem kuralına takılanlar ne olacak?AK Parti’de üç dönem milletvekilliği yapanlar kural gereği yeniden seçilemiyor. Bu nedenle Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Ali Babacan gibi isimler liste dışı kaldı. Davutoğlu’na göre, üç dönem kuralına takılanlar verdikleri sınavla Türk siyasi tarihine geçti.'Dört yıl sonra yeniden aday olabilirler” diyen Davutoğlu, “Bu 4 yıl içinde benim en çok güvendiğim, en zor zamanlarda bürokratik statü, âkil insan anlamında en yakınımda devam edecekler. Bir mekanizma da olabilir, olağan kongrede MKYK içinde olabilirler, süreçte yerlerini alırlar” dedi.'İhtimal dışı değil'Davutoğlu, “Ara verdikten sonra dışarıdan bakanlık olarak devam imkanı tanınıyor mu?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:“Bunlar ihtimal dışı değil ama bunun doğası, seçimler yapıldıktan sonra bir iki istisna için benimle ilgili de oldu, yeni siyasete girmiş arkadaşlara, iki dönemliklerin de önünü açmak lazım. Teşkilatlarda yenilenmeye sebebiyet veriyor. İlkeleri koyalım dedim arkadaşlara, akrabalık ilişkileri nereye kadar olacak diye. Objektif kriteri uyguladık. Sadece milletvekilleri değil, parti yetkililerinin de akrabaları dedik. Olağan kongremizi seçimden sonra yapacağız, yeni bir siyasi kadro devreye girmeli, bu bir kartopu şeklinde büyümeli.”Savcı Sayan'ın adaylığıAK Parti’nin aday listesinde eski CHP’li ve eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yakın isimlerden Savcı Sayan da var. Davutoğlu, Savcı Sayan ve adaylığı için, “Şahsen de tanıyorum, hiçbir adayı tek başına değerlendirmedik. Çok geniş bir profil içinde bütün bir kadroyu 550 kişiyi birlikte düşünerek karar aldık. Eminin kendisine de önemli bir yerde, İzmir’de 7’yi çıkaracağız diye düşünüyoruz. Savcı Bey’in katkısıyla 7’yi alırız diye düşünüyorum. O’nun dinamizmini orada görmek ümidiyle onu oraya yerleştirdik. Kılıçdaroğlu’nu bilen bir figür olarak da O’nun performansına güvenimiz tam” dedi.Seçim anketlerinde tedirgin edici bir durum olmadığını da söyleyen Davutoğlu’na 7 Haziran akşamı bir balkon konuşması yapıp yapmayacağı da soruldu. Başbakan, “Ben her konuşmayı kafamda demlerim, yolda düşünürüm, bir yere yazmam, doğal seyri içinde olur. O gün yaklaştığında onu da demleriz. Güzel bir hitapta bulunuruz inşallah hayırlı bir sonuç olur da…” diye konuştu.'Ciddi bir eleme oldu”Hükümetin “paralel yapı” diye adlandırdığı Fethullah Gülen Cemaati ile mücadele de Davutoğlu’na sorulan başlıklardandı. Davutoğlu’na, “Fethullahçı terör örgütü” diye açılan dava hatırlatıldı. Davutoğlu öncelikle milletvekili aday listelerini hazırlarken bununla ilgili bir eleme yapıp yapmadığı sorusunu cevapladı.“Çok ince eleyip sık dokumaya dikkat ettik, bu tür bağlantıları düşünmek bizim görevimiz. Ben sadece beni seçecekler demeyeceğim, 550 kişi için oy isteyeceğim. Ciddi bir eleme, göz üzerinde olma hali oldu. Güç bir müddet sonra yozlaştırıcı bir etki yapıyor. Bürokraside askeri müdahaleler böyle oldu. Sivil toplumdan hareketle bürokrasiyi kontrol ederek devleti yönetmek, yani milletin önüne çıkmadan sistemi by-pass ederek devleti yönetme çabasının her biri darbe çabasıdır. Bu ister bir iç cuntalaşmayla olsun, dini ya da laik, şucu bucu, bir şekilde dışarıda yapılanıp devlet içine organize şekilde girmişse, irrasyonel taraftar tercihi yapmışsa, memur alımındaki sınav sorularını çalmaya başlamışsa bu, devleti ele geçirme operasyonudur. Ona karşı tedbirli olmak bu makamdakilerin asli görevidir.”“Özellikle görevlendirilenler var”Davutoğlu, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararından sonra bu konuyla ilgili özellikle görevlendirilmiş kişiler olduğunu söyledi. Kopya iddiaları nedeniyle soruşturmanın başlatıldığı 2010’daki Kamu Personeli Seçme Sınavı’nı (KPSS) da örnek verdi.“Bir kez bu devleti ele geçirdiğinde, artık tartışılmaz bir otorite ve tartışılamaz bir örgütsel yapı olur. KCK da böyle, seçilmiş bir yapı var, illegal olmayan onu yönetmeye çalışıyor. Bunu kim yaparsa yapsın tedbir alınır. Şu anda etkilerinin kırılmış olması, ÖSYM’de diğer yerlerde yaptığımız, attığımız adımlar, soruşturmalar, birçok yerde adımlar atılıyor. Bu konuda özellikle görevlendirilmiş arkadaşlar da var MGK kararından sonra. Devlete sızmış illegal paralel yapılanmalar, bunu kim yaparsa yapsın. Bu yapı veya başka bir yapı, benim önüme birisi bir isim getirdiğinde, bizim dışımızda bir güç onda belirleyici olmuşsa onu bertaraf etmek görevimizdir. İşlenen suç küçük suçlar değil, ‘Ya ne olmuş bir kopya çekilmiş’, hayır. Birinin yapabileceği en büyük ahlaksızlık eşit şartlar altında sınava girenler arasında ayrımcılık yapılmasıdır. KPSS’ye girenler arasında ister bana ertesi gün suikast tertip edecek varsa o ve başkası sınava girmişse, o sınava girmesi işini takip ederim. Birisinin girmesi diğerinin girmemesi demek, siz kader yazıcı değilsiniz. Bizim hiçbirimiz kader yazıcı değiliz, herkesin kendi çabasıdır. Ama siz oturduğunuz yerden şu isimler şu bakanlığa girecek, onun üzerinden şu isimler yükseltilecek. Onların yükselmesi için şunların itibarı zedelenecek, tapeler çıkaracak. Bunu kesmek insani bir görev.”Al Jazeera Turk
Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir Serbest
2010 KPSS’de soruların çalındığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade veren eski ÖSYM Başkanı Ali Demir adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010'daki Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Ardından Demir adli kontrol uygulanması istemiyle mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi hakimlik, adli kontrol kapsamında Demir'in yurt dışına çıkışını yasakladı, ayrıca haftada 2 gün karakola imza vermesi şartı getirdi.Demir, 'sınav kitapçıklarının imhası yönündeki talimatını, kanuna aykırı olmasına karşın uygulayarak, delilleri yok ettiği ve böylece görevini kötüye kullandığı' iddialarıyla karşı karşıya.Adliye çıkışı gazetecilere açıklama yapan Ali Demir, 'Görevi devrettiğimiz 29 Mart 2015'e kadar ÖSYM yönetimi olarak birinci önceliğimiz sınav güvenliği olmuştur' dedi.Göreve başladıkları ilk günden son güne kadar sınav adaleti için çalıştıklarını söyleyen Demir, şunları kaydetti:'Bunun için gayret ettik ve yaptığımız sayısız uygulamalarla, her adaya farklı soru kitapçığı, soru havuzlarının oluşturulması, salonlara kamera uygulanması, tüm araçların ve salonların takip edilmesi de dahil olmak üzere bütün çalışmaları sınav adaletinin tesis etmek için yaptık. Bütün bunları yaptıktan sonra bizden önce vaka olmuş. Bizim hiçbir dahilimiz olmayan bir konuyla suçlanmak bize ağır gelmiştir. Tüm kamuoyuna bildiriyorum, bütün çalışmamız sınav adaletini, sınav güvenliğini sağlamak içindir. Böyle bir ifadeye çağrılmayı dahi hak etmediğimizi düşünüyorum.'
Son 5 Yıldaki Tüm Sınavlar Mercek Altında
KPSS’de usülsüzlük iddialarının ardından askeri ve polis okulları ile Adalet Bakanlığı sınavları başta olmak üzere, 2010-2015 döneminde yapılan tüm sınavlar mercek altına alındı.Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre, geçen mart ayında başlatılan, gözaltına alınan 62 zanlıdan 32'sinin tutuklandığı KPSS'de usulsüzlük soruşturması derinleştiriliyor.Zanlıların, polise verdikleri ifadelerin yanı sıra başta YÖK, ÖSYM, Jandarma, Emniyet, TÜBİTAK ve MASAK'tan gelen raporlar ve analizler doğrultusunda, 2010-2015 döneminde gerçekleştirilen askeri okullar ve polis okullarına giriş, Adalet Bakanlığı sınavları ile diğer bazı kamu kurumlarına giriş sınavları çok yönlü ve çok boyutlu biçimde incelenecek.EMNİYET İFADEYE ÇAĞIRACAKÖte yandan, 2010 yılındaki KPSS'ye yönelik soruşturma kapsamında 'şüpheli' konumunda olan 3 bin 500 kişinin yaklaşık bin 500'ünün 'doğrudan şüpheli' olduğu, kalanlarının ise 'paralel yapı' ile bağlantılı olduğu iddia edildi.Emniyet yetkilileri, doğrudan şüpheli olanların yakalanması için operasyonların süreceğini, kalanların ise emniyet tarafından ifadeye çağrılacağını bildirdi. AA
Reklam
Mali Müşavir Kimdir Nedir .?
İşletme, iktisat, maliye, kamu yönetimi gibi İİBF bölümlerinde okuyan öğrencilerin tamamına yakınının, girdiği kpss b,  kpss a, ales ve yds sınavlardan sonra yenik düştüklerini anladıkları an akıllarına gelen ve birden hedeflediği üst düzey muhasebecilik pozisyonudur.Netice de daha az uğraşla daha çok parası olan bir meslek sahibi olacaklarını düşündüklerinden dolayıdır.Stajı dahil doktordan çok okuyan ama daha az para alan, bir hukuk fakültesi mezunu kadar hukuk bilen ama avukat sayılmayan, saygın meslektir.
Mahkemeye Sevk Edilen ÖSYM Eski  Başkanı Yarımağan Serbest Bırakıldı
KPSS'de usulsüzlük soruşturması kapsamında savcılıkça ifadesi alınan eski ÖSYM Başkanı Yarımağan, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturması kapsamında ifadesi alınan eski ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, tutuklama istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilmişti. Ünal Yarımağan'ın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi.Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı Yücel Erkman, 'şüpheli' sıfatıyla ifadesini aldığı Yarımağan'ın, 'görevi kötüye kullanmak, devlet memurunun resmi belgede sahteciliği ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek' suçlarından tutuklanmasını talep etmişti.AA
Reklam
Demir: ‘Bildiğim Ne Varsa Anlatacağım’
Eski ÖSYM Başkanı Demir, KPSS'deki usulsüzlük iddiaları soruşturmasına ilişkin, 'Yargıya saygımız var. Bildiğimiz ne varsa anlatacağım' dedi.Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Yücel Erkman'ın daveti kapsamında ifade vereceğini söyledi.Yargıya saygı duyduğunu ifade eden Demir, 'Yargıya saygımız var. Bildiğimiz ne varsa anlatacağım. Gerçeğin açığa çıkması, hakkın ve adaletin tesis edilmesi için elimden geleni yaptım, yapmaya da devam edeceğim. Görev sürem boyunca kimseye haksızlık etmedim. Edilmesine de müsaade etmedim. Suçluların ortaya çıkartılması için ne gerekiyorsa her türlü katkıyı verdim. Talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi geciktirmeden ilgililere ilettim' dedi.ÖSYM'nin her yıl 500 milyon sayfa sınav evrakı bastığını, bunu depolaması için de mekanı ve imkanı bulunmadığını belirten Demir, depo ihtiyacı oluştuğunda Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden de izin alınarak, yasal işlemlerinin yapılmasının ardından saklama süresi dolan evrakın imha edildiğini söyledi.Bunun kurum için olağan bir uygulama olduğunu ve kendilerinin de bu doğrultuda her yıl evrakı imha ettiğini anlatan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:'Özellikle herhangi bir sınava yönelik olarak evrakı imha etmemiz diye bir şey söz konusu olmamıştır. İlgili yılda söz konusu sınav evrakının imhası hususunda devam eden soruşturmanın olumsuz etkilenmemesi için öncelikle savcılığın görüşü talep edilmiş ve oradan gelen 'olur' doğrultusunda sınav evrakı imha edilmiştir. 'KPSS evrakını yakma ile imha etme' diye bir şey söz konusu olmadığı gibi bu tür bir suçlama da gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu kopya olayı ben göreve gelmeden 3 ay önce gerçekleşmiştir. İlgili sınav evrakının akıbeti hakkında göreve gelmeden önce neler olduğunu bilemem. Göreve geldikten sonra soru kitapçıkları ile ilgili bir talep ile karşılaşmadım. Doğal olarak gerekli olan tüm evrakın savcılık tarafından el konulduğunu düşündüm. Savcılık tarafından talep edilen diğer bilgileri geciktirmeden temin edip sunmak dışında sürece hiç bir zaman dahil olmadım. Dolayısıyla ben görevde iken savcılığın bilgisi dışında bir imha söz konusu olmamıştır. Ben, görev sürem olan 4,5 yıl boyunca kurum içerisinde soruşturmaya ve mahkemelere konu olan sınav evrakının türü ne olursa olsun imha edilmemesi talimatını da verdim. Uygulama da bu yönde gerçekleşti.'Ali Demir, 2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarını soruşturan Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Yücel Erkman tarafından, UYAP Sistemi üzerinden SMS ile 4 yıl yürüten Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan'ın, 'sınav kitapçıklarının imhası yönündeki talimatını, kanuna aykırı olmasına karşın uygulayarak, delilleri yok ettiği ve böylece görevini kötüye kullandığı' iddialarıyla ilgili ifadeye çağrılmıştı.Yıldız Aktaş, AA
KPSS'deki Gülen Dosyası 'Paralel Yapı' Savcısında
2010'daki KPSS'de usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturmada, 1 numaralı şüpheli olduğu belirtilen Fetullah Gülen hakkındaki dosya, 'Devlette Paralel Yapı' iddialarına ilişkin soruşturma dosyasıyla birleştirildi.KPSS'de usulsüzlük iddialarını soruşturan Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman, Gülen dosyasını ayırma kararı verdi. Erkman, ayırdığı dosyayı, 'Devlette Paralel Yapı' iddialarıyla ilgili ana soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun'a gönderdi.Savcı Coşkun, gelen dosyayı, 'Devlette Paralel Yapı' dosyasıyla birleştirdi.Ayırma kararındaki değerlendirmelerKararda, 2010'daki genel kültür, genel yetenek ve eğitim bilimleri alanlarından oluşan KPSS sınavının üçüne de giren adaylar yönünden, sınav sorularının önceden elde edilerek aracılar ve adaylar vasıtasıyla sınava girenlere dağıtılmasıyla ilgili 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak', 'resmi belgede sahtecilik', 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'suç delillerini yok etme', 'görevi kötüye kullanma' suçlarından yapılan soruşturmada, şüpheli sayısının net belli olmadığı kaydedildi.Ayırma kararda, 23 Mart 2015'teki adli soruşturma ve yakalama kararları uyarınca 32 şüphelinin tutuklandığı, 30 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildiği hatırlatıldı.YÖK Denetleme Kurulu, Jandarma Kriminal, Emniyet Bilişim Uzmanlığı, TÜBİTAK, MASAK raporları, ÖSYM, SGK, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, Kredi ve Yurtlar Kurumundan alınan yazılar, müşteki beyanları, bir kısım şüpheli ikrarı, bilirkişi raporları, HTS analizleri ile tüm delillere göre, YÖK raporunda 100 ve üzeri net yapan 3 bin 227 adayın şüpheli konumunda olduğu ifade edilen kararda, 'bin 435 şüphelinin doğrudan, kalanların ise büyük çoğunluğunun dolaylı olarak kamuoyunda bilinen bir yapıyla bağlantılı olduğunun tespit edildiği' aktarıldı.Kararda, 'Fezlekede 1. sırada gösterilen Fetullah Gülen ile ilgili değerlendirmeler ve delillere göre, tarafınızca yapılmakta olan 'ana örgüt' soruşturması kapsamında, iki dosya arasında fiili ve kişisel bağlandı olduğu değerlendirilmiştir' denildi.AA
Bakan Avcı: 'Türkiye'nin 115 Bin 400 Yeni Öğretmen İhtiyacı Var'
Milli Eğitim Bakanı Avcı, Türkiye'nin öğretmen ihtiyacı sayısının ideal koşullarda 115 bin 420 olduğunu söyledi.TBMMMilli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi kurulmasını öngören Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Öğretmen atamalarına esas olan KPSS'nin Temmuz ayında yapılacağını belirten Avcı, 'Nisan sonunda öğretmen ataması yapılmayacak. KPSS'ye girecek yüzbinlerce gencin, kendilerinin de değerlendirileceği tarihte atama yapılması için haklı talebi var. İnşallah ağustostan itibaren bu adımları planlayacağız' diye konuştu.Türkiye'nin öğretmen ihtiyacı sayısının emekli olacakların branş dağılımına göre değişebileceğine işaret eden Avcı, 'İdeal koşullarda 115 bin 420 yeni öğretmen ihtiyacı var' dedi. Konuşmaların ardından, teklifin maddelerinin görüşülmesine geçildi.Muhabir: Ali Hakan DerAA
Bakan Işık: 'Kişilerin Sahte Delillerle Suçlanması Son Derece Vahimdi'
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Balyoz davasında verilen 236 beraat kararıyla ilgili, 'Kişilerin sahte delillerle suçlanması son derece vahimdi, beraat kararları sevindirici” dedi.Katıldığı bir televizyon programında gündemini değerlendiren Bakan Işık, sıcak gündemi yorumladı. Balyoz davasında verilen 236 beraat kararını değerlendiren Işık, sahte delillerle suçlanan sanıkların beraat etmesinin sevindirici olduğunu söyledi. Bakan Işık, 'Bütün sanıkların beraat etmesi sevindirici, insanların ceza alması kimseyi sevindirmez, baştan beni tavrımız ’ümit ederiz suçsuz bulunurlar’ şeklindeydi. Burada kişilerin sahte delillerle suçlanıyor olmasıdır bu hukuk açısından son derece vahimdi, bu durumun neden olduğunu biliyoruz, devletin içinde yapılanan paralel yapının nasıl sahte delil üreteceğini, mizansenler kurup masum insanları suçlayacağını görmüş olduk.Emniyette yapılanmış, TÜBİTAK’ta TİB’de ve yargıda, diğer bazı kritik devlet yapılarında yapılanmış bir ağ meydana getirmişler. Bir yere sahte delil koyuyorlar, hakim delilin doğruluğunu belirlemek için TÜBİTAK’a gönderiyor, paralel yapıya mensup bilirkişi ’sahte değil’ raporu veriyor sonra hakim karar eriyor. Hakim bazen bunlardan oluyor bazen bunlardan olmayan ama eldeki delile göre karar verince durum farklı oluyor. Türkiye kritik bir dönem yaşadı. Ümit ediyoruz bundan sonra hiçbir paralel yapıya müsaade edilmez ve hukukun dışına çıkılmaz' dedi.“MUHALEFET SÜT DÖKMÜŞ KEDİ”2010 KPSS’nin sorularının çalındığı iddialarıyla ilgili soru üzerine Bakan Işık, muhalefetin tavrını da eleştirdi. Işık, 'Muhalefetin KPSS konusu paralel yapıya dayandığında hemen suskunlaştığını görüyoruz. Hükümet söz konusu olunca aslan kesiliyorlar, işin ucu paralele dayanınca kör sağır oluyorlar. Bu toplumda ciddi endişeler oluşturuyor. İddialar ilk ortaya atıldığında muhalefet KPSS’de yolsuzluk oldu üzerine girelim diyordu. Bunun altından paralel yapı çıkınca süt dökmüş kedi gibiler' şeklinde konuştu.İHA
Reklam