16 Maddede "Bağcılar Güngören Esenler" Üçgeninde Hayatta Kalma Rehberi
Her şehrin tehlike arz eden bölgeleri vardır. İnsanlar oralara biraz çekine çekine gider. Olayı, kavgası, çatışması eksik olmaz. İşte İstanbul'da da o kadar olmasa da giderken 'acaba?' dediğimiz tehlikeli bir üçgen var; 'Bağcılar - Güngören - Esenler üçgeni'. Yolunuz buralara düşerse, hayatta kalabilmek için neler yapmalısınız, nasıl davranmalısınız sizler için araştırdık.
Antalya'da Deniz Yeşile Döndü Balıklar Öldü
Antalya'nın Konyaaltı Sahili'nde suyun renginin yeşile dönüştüğünü görenler denizden çıktı.Balık ölülerine de rastlanılan sahildeki güvenlikçiler düdük çalarak insanların denizden çıkmasını istedi.Belediyenin çevre sağlığı uzmanları esrarengiz olaya ilişkin inceleme amacıyla deniz suyundan numune aldı.Antalya'da Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki ANET A.Ş. tarafından işletilen ve halka ücretsiz şezlong ve şemsiye hizmetinin verildiği Konyaaltı Sahili'nde bugün öğle saatlerinde bir anda denizin rengi yeşile dönüştü. Sabahın erken saatlerinden itibaren denize gidenler, öğle saatlerinde doğu yönünden batıya doğru ilerleyen ve sahil kısmını tamamen yeşile dönüştüren olay sonrası hemen denizden çıktı. Kimyasal atık veya alg patlaması olabileceği düşünülen esrarengiz olay sonrası sahilde görev yapan Büyükşehir Belediyesi'nin güvenlik görevlileri, çok büyük bir alana yayılan suda oluşan yeşillik nedeniyle düdük çalarak vatandaşların denizden çıkmalarını istedi. Balık ölülerine de rastlanılan olaya ilişkin Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü uzman ekibi deniz suyundan numune aldı. Alınan numune incelenmek üzere laboratuvara götürüldü.Sahilde denize girenler ise yaşanan bu olay nedeniyle tepki gösterdi. Suyun yağlı olduğunu ve bu yüzden köpürdüğünü öne süren vatandaşlar, olayın kimyasal atık nedeniyle yaşanmış olabileceğini söyledi. Evsel ve sanayi atıklarının deniz, göl gibi su kaynaklarına bırakılması nedeniyle aşırı kirliliğin en büyük nedeni olan alg patlamasının da yaşanmış olabileceği düşünülüyor. Alg patlamasıyla birlikte su dibindeki ağırlıklı yosun ve diğer atıklar yüzeye çıkarak genellikle suyun renginin yeşile dönüşmesine neden oluyor.Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)
Cem Yılmaz'a Bile Satmadı
Amasya’da yaşayan bir oto elektrik ustası ’Hacı Murat’ olarak adlandırılan ve şu anda 2 bin kilometrede bulunan 40 yıllık Murat 124 marka otomobilini, Cem Yılmaz da dahil kimseye satmadı.İHAAmasya’da yaşayan bir oto elektrik ustası ’Hacı Murat’ olarak adlandırılan ve şu anda 2 bin kilometrede bulunan 40 yıllık Murat 124 marka otomobilini, Cem Yılmaz da dahil kimseye satmadı.Merzifon Sanayi Sitesi’nde 55 yıldır oto elektrik tamirhanesi işleten Basri Coşkun, 1980 yılında 165 liraya satın aldığı 1976 model Murat 124 marka otomobile adeta gözü gibi bakıyor. Birkaç defa bindikten sonra içine park ettiği tamirhanenin önüne masa koyup ve raf yaptırdığı için aracını çıkarmanın güç olduğunu belirten evli ve 1 çocuk babası Coşkun, aracın her gün içini, dışını sildiğini, ayrıca tekerlerinin havasının inmemesi içinde altına tahta kızak yerleştirdiğini söyledi.
Reklam
Güzel Dişlerin Sırrı Tükürüğün Kalitesinde
Uzmanlar, tükürüğün dişleri çürüğe karşı korunması, ağız içerisindeki bakterilerin oluşturduğu asidin tamponlaması ve enfeksiyonların önlenmesi gibi önemli fonksiyonları bulunduğunu söyledi.TÜKÜRÜĞÜN AKIŞ HIZI BİLE ÖNEMLİSağlıklı bir bireyin günde ortalama 500-1500 mililitre tükürük salgıladığını dile getiren Alpöz, 'Tükürük mikroorganizmaların diş yüzeylerinden uzaklaştırılması ve mekanik temizlemenin oluşmasını sağlar. Salgılanan tükürüğün belirli bir akış hızı vardır ancak bu miktar gün içerisinde değişkenlik göstermektedir' dedi.Doç. Dr. Alpöz, tükürüğün salgılanması veya akış hızındaki azalmanın ağız kuruluğu olarak isimlendirildiğini, böyle durumlarda da yaygın diş çürükleri ve dilde çatlaklar görüldüğünü anlattı.'TÜKÜRÜK BAKTERİ BİRİKİMİNİ ÖNLÜYOR'Tükürüğün dişler üzerinde oluşan bakteri birikimini önleyerek ağız florasını dengede tuttuğuna dikkati çeken Alpöz, şöyle konuştu:'Bakteri plağı, diş yüzeyinde oluşan yapışkan, renksiz bir birikintidir. Ağızdaki bakterilerden oluşan bu plak, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin mine tabakasının bozulmasına ve diş çürüğünün başlamasına neden olmaktadır. Tükürüğün akış hızı ve miktarındaki azalma, yetersiz ağız hijyeniyle birleştiğinde hızlı ilerleyen diş çürüklerine ve erken diş kayıplarına yol açar. Tükürük ile diş arasında sürekli bir iyon alışverişi vardır.'Doç. Dr. Alpöz, tükürüğün ağız, dişler ve çevre dokular için vazgeçilmez olduğuna işaret ederek, tükürük miktarı ve içeriğinde değişikliklere neden olan hastalıklarda ve kronik ilaç kullanımında düzenli diş hekimi muayenesinin yapılmasının potansiyel diş çürüğü riskini en aza indireceğini kaydetti.
Reklam
Bodrum'daki Yunus Parkı Kapatılacak
Bodrum'da kapatılması için 40 bin imza toplanan yunus parkının, deniz ve karadaki tesislerinin kaçak olduğu gerekçesiyle kapatılmasına karar verildi. Tesisin işletmecisi İsmet Parmak ise henüz kendilerine gelen bir tebligat olmadığını söyledi.Geçen 20 Haziran'da yunus parkının kapatılması için düzenlenen ve 40 bin imzanın toplandığı kampanyanın ardından bugün yazılı bir açıklama yapan Bodrum Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi Yaman Olgaç, Bodrum Belediyesi'nin konuyu meclis gündemine almadan yönlendirdiği encümenden söz konusu tesisle ilgili ruhsat iptaline yönelik karar çıktığını belirtip, 'Ağustos ayı sonunda alınan Bodrum Belediyesi Encümen kararında, tesisin denizdeki ve karadaki kaçak inşaatları için para cezası kesilmesi için adım atılmıştır. Karar 1 Eylül 2014 tarihinde Bodrum Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'ne gönderilmiştir. Bodrum Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğüne göre bu karar ruhsatın iptali için yeterli' dedi.Tesis işletmecisi İsmet Parmak ise yaptığı açıklamada, 'Bugüne kadar işletmemizi tamamen yasal zeminde yürüttük. Projelerini daha önce Mumcular Belediyesi'ne onaylatmıştık. Bizim kaçak bir inşaatımız yok, ormanlık alandan resmi olarak kiraladığımız yerde günübirlik tesis var. Kapatma veya para cezası ile ilgili bize ulaşan bir karar yok. Yıllardır turizme hizmet veriyoruz ve turistler de çok memnun' diye konuştu.CNN Türk
Rahim Ağzı Kanseri Nasıl Bulaşır?
Rahim Ağzı Kanseri ‘nin son yıllara kadar her kanser gibi kendi kendine oluştuğu düşünülüyordu fakat şimdi biliyoruz ki, buna bir virüs yol açıyor. İnsan siğil virüsü yani HPV virüsü neden olmaktadır. Bu virüs, tabi ki cinsel ilişki ile geçmektedir.Bu virüs deriden deriye geçtiği için, korunma yöntemleri olarak kullandığınız araçlar sizi korumayacaktır. Yani prezervatif kullandığınız da bile bacak arası cildinin diğer kişinin bacak arasına değmesiyle birlikte de rahim ağzı kanseri olabilirsiniz. Bu yüzden bu virüsten korunmanın bir yolu yoktur.Rahim ağzı kanseri nin %98 ‘i bu yolla geçmektedir, %2’si ise doğal yollardan insanlara bulaşmaktadır. Dolayısıyla virüsle oluşan kanserlerden bir tanesi de Rahim Ağzı Kanseri diyebiliriz.Benefitdo.com
Reklam
İnsanlar 500 Yılda 322 Hayvan Türünü Yok Etti
Nesli yok olan hayvan türlerine yönelik bir araştırma, 322 türün insanlar nedeniyle dünyadan silindiğini gösterdi. Araştırmada, türlerin yok olma hızının son 200 yılda hızlandığı belirtildi.Bilim insanları, hayvan türlerinin insanlar tarafından giderek artan bir tehdit altında kaldığını, özellikle amfibi ve omurgalı canlıların daha büyük bir risk altında olduğunu belirtti. Omurgalı hayvanların sayısının, insan nüfusunun iki katına çıktığı son 35 yılda yarı yarıya azaldığı belirtildi.Science dergisinde yayımlanan araştırma, insanların artan nüfusun etkisiyle geride kalan 500 yılda 322 hayvan türünün yol olduğunu ortaya koydu. Ekolog ve zoologların başını çektiği bilim insanları, eğer önlem alınmazsa hayvan türlerinin tersine çevrilmesi mümkün olmayan riskler altında kalacağı uyarısında bulundu.Stanford Üniversitesi'nden Rodolfo Dirzo, Discovery News sitesine yaptığı açıklamada, 'Eğer insan nüfusunun artışı kontrol edilmezse, 2100 yılında yaklaşık 27 milyar insan olacak. Bu düşünmesi bile zor olan, ayakta tutulması çok zor bir sayı' dedi.Dirzo, Dünya'nın kaynaklarının uzun ömürlü olması ve hayvanların riske atılmaması için 'nüfusun kontrol altına alınması gerektiğini, karbondan bağımsız teknolojilerin geliştirilmesini, gıda ve yiyeceklerin daha etkin üretilmesini ve daha az tüketmemiz gerektiğini' söyledi.Araştırma ekibinde yer alan Haldre Rogers ve Josh Tewksbury, 'hayvanların insanlar için öneminin yiyecek, enerji, para ve gelişimin gerisinde kaldığını' ifade etti. İkili, 'ekosistem içinde hayvanların değerine dikkat edilmediği sürece sayılarının azalmaya devam edeceğini' söyledi.Ekonomi ve gıda için çok önemlilerBilim insanları her ne kadar önemleri arka planda kalsa da, hayvanların gıda ve ekonominin sürekliliği adına çok önemli bir role sahip olduğuna dikkat çekti.Dünya Vahşi Yaşam Fonu'na bağlı Luc Hoffman Enstitüsü'nün direktörü olan Tewksbury, Güneydoğu Asya'daki Mekong Nehri Havzası'nın balık üretimiyle 60 milyon insana yiyecek sunduğunu; Namibya'nın yıllık ziyaretçilerinin yüzde 73'ünün ise ülkedeki ulusal parkları görmeye gelen turistler olduğunu belirtti.Tewksbury, Latin Amerika'da düzenlenen balina izleme turlarının her yıl 275 milyon dolarlık gelir sağladığını; sadece ABD'de köpekbalıkları izleme turlarının ise yıllık 314 milyon dolar kazanç getirdiğini söyledi. Bu sektör aynı zamanda ABD'de 10 bin kişiye iş imkanı sunuyor.Science dergisindeki araştırmaya katkıda bulunan Tewksbury ve diğer bilim insanları, ekosistemin korunması adına insan sağlığı, polen dağılımı, tarım ilacı kontrolü, su kalitesi, gıda yeterliliği ve diğer kritik faktörlerin düzene girmesi gerektiğinin altını çizdi.Kaynak: Al Jazeera
Erkeklerin Kadınlarda İlk Dikkat Ettiği Şeyler
Erkeklerin, biz kadınlarda ilk dikkat ettiği şeyleri hiç merak ettiniz mi? Bu çok gizemli sorudan ilham aldık ve erkeklerin en çok neye dikkat ettiklerini listeledik.Erkeklerin, biz kadınlarda ilk dikkat ettiği şeyleri hiç merak ettiniz mi? Bu çok gizemli sorudan ilham aldık ve erkeklerin en çok neye dikkat ettiklerini listeledik. Listede en yaygın bilinen şeylerin yanı sıra bugüne kadar hiç tahmin bile etmediğiniz detaylar da var.İşte erkeklerin kadınlarda en çok dikkat ettiği şeyler…
Reklam
Dünyanın En Büyük Bisiklet Parkının Temeli Hollanda'da Atıldı
Eric van Schagen, Hollanda'nın internet teknolojileri konusunda tanınmış holdinglerinden birinin yönetim kurulu başkanı. Birçok Hollandalı gibi onun da en önemli tutkularından biri bisiklet.Küçük arkadaş grubuyla, her yıl Avrupa'nın bir başka ülkesine bisikletle tatile gidiyor. Berlin, Roma, Prag, Dublin, Oslo bisikletle tatil güzergahlarından bazıları. Her yıl ortalama 15 gün süren tatiller boyunca bisikletle binlerce kilometre yol kat ediyor.Sadece tatillerde değil. Haftasonları ve zaman zaman da işe gidip gelirken yine bisiklet kullanıyor.Tıpkı, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ve kabine üyeleri gibi.2012 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Hollanda'ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. Gül'ün kabul ettiği Hollanda Başbakanı Rutte'nin görüşmeye bisikletle gelmesi, Türkiyeli gazetecilerin yoğun ilgisini çekmişti.Oysa bisikletle işe gidip gelen şık giyimli siyasteçi ya da iş adamı görüntüsü Hollandalılar için günlük sıradan görüntülerden biri.Bisikletin, günlük yaşamın vazgeçilmezlerinden bir olduğu ülke bu konuda yeni bir rekora daha imza atıyor.Dünyanın en büyük kapalı bisiklet parkı Hollanda'da yapılıyor. Utrecht kentinde temeli atılan bisiklet parkının 2016 yılında bitirilmesi planlanıyor.Utrecht Merkez Tren İstasyonu'nun bitişiğinde yapılacak 3 katlı tesiste, aynı anda 12 bin 500 bisiklet park edilebilecek.16 milyon nüfuslu ülkede 19 milyon civarında bisiklet bulunuyor. Her yaştan 13,5 milyon insan, yani nüfusun yüzde 84'ü bisiklet kullanıyor.Bisiklet kullananan kadın sayısı erkeklere göre daha fazla.Tren ve diğer toplu taşıma araçlarına bisikletle binilebiliyor. İş yeri uzakta olanlar, belli bir mesafeye kadar tren ya da otobüsle, geri kalanına bisikletle gidiyor.Bir Hollandalı bisikletle yılda 900 kilometre yol katediyor. Ülke genelinde bisikletle katedilen mesafe ise 15 milyar kilometre.Bisiklet kullanımı en fazla 'yerli' Hollandalılar arasında yaygın. Bunu Antilyanlar ve Surinamlılar izliyor. Fas kökenliler 4. sırada.Son sırada ise Türkiyeliler bulunuyor. Türkiye ve Faslıların başını çektiği göçmenler ise ulaşım için daha çok motorlu taşıtları tercih ediyor.Hollandalılar, küçük yaştan itibaren patlayan tekerleklerini kendilerini tamir ettikleri için bu konuda uzmanlaşmış. Bunu ek işe dönüştürenler de var.82 yaşındaki komşum Jan da bunlardan biri. Evinin garajında, çoğunluğu yabancılardan oluşan müşterilerinin bisikletlerini tamir ediyor.Çok fazla para talep etmiyor, benim de aralarında bulunduğum müşterilerinden. Kendine bir uğraş yaratmak daha önemli. Hem de bütçeye küçük bir katkı olarak görüyor.Hollanda'da çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren bisiklet eğitimi veriliyor. İlkokuldan üniversiteye kadar öğrencilerin büyük çoğunluğu bisiklet kullanıyor.Özlelikle sabahları okula giderken ya da akşamüstü okul dönüşü, tek elle bisiklet kullanıp diğeriyle el ele tutuşan sevgililer Hollanda'nın değişmez manzaralarından biri.Tek elle bisiklet kullanıp diğeriyle telefonda mesaj yazmak ya da yağmur altında şemsiye tutmak da bisiklet sürücülerinin olağan görüntülerinden.Bisiklete binmek teşvik de ediliyor. Belediyeler sorumluluk alanlarına yerleşen göçmenler için bisiklet kursları düzenliyor.Şirketler, çalışanlarını bisiklet kullanmaları için destekliyor. Bazı şirketler işe bisikletle gidip gelen çalışanlarına ek ödeme yapıyor.Hollandalılar dünyanın en tutumlu toplumlarından biri olarak tanınıyor. Hatta bununla ilgili yaygın bir deyim de var: Kijken kijken niet kopen (Bakar bakar satın almaz)Holandalların bisiklet tercihinin kökeninde bu tutumluluk yatıyor. En ucuz ulaşım aracı olduğu için tercih ediliyor. Sağlıklı ve çevre dostu olması da önemli bir etken.Hollanda'da yaşam süresi uzuyor. 100 yaşın üzerindeki Hollandalı sayısı önemli ölçüde artıyor. Bunda çocuk yaştan itibaren bisiklet kullanımının da etkili olduğu belirtiliyor. Yaşlılarıın büyük bölümü günlük ulaşımını bisikletle sağlıyor.Trafikte bisikletlilerin önceliği var. Yollarda bisikletliler için özel bölümler bulunuyor. Ülkenin her köşesi bisiklet yollarıyla birbirine bağlanıyor.Talebin fazla olması nedeniyle bisiklet modelleri de oldukça çeşitli. Yatarak sürülenden, ön ve arkasında bebek/çocuk koltuğu olana, Harley Davidson görünümlüden engelliler için 3 tekerlekli olanına kadar çok sayıda bisiklet bulunuyor.Ülkedeki en önemli suçlardan biri de bisiklet hırsızlığı... Her yıl 1 milyon civarında bisiklet çalınıyor. Hırsızlık özellikle büyük kentlerde yaygın.Birçok kimse, kilitlenmemiş bisiklet gördüğünde alıp gideceği yere kadar kullanıyor. Sonra ya bırakıp gidiyor ya da kanallardan birine atıyor.Amsterdam'daki kanallarda temizlik sırasında her yıl çok sayıda bisiklet çıkarılyor.BBC
Reklam
Size Yavaşça Zarar Veren 10 Günlük Alışkanlık
Oturarak çalışmakGünde 6 saatten fazla sandalyede oturuyorsanız kalp hastalığı riskiniz yüzde 64'e çıkıyor.Bilgisayar kullanmakBilgisayar kullanmak sağlığa zarar veriyor. Ekran parlaklığı göz yorgunluğu ve baş ağrısına yol açıyor. Ayrıca bazı bilgisayarlar sinirsel hasara neden olan toksinler de içeriyor.Her gün yıkanmakHer gün sıcak suyla yıkanmak ve cildinizi ovmak, cildinizin nemini kaybetmesine yol açar. Bu da sizi daha hızlı yaşlandırır.Çorapla yatmakYatağa çorapla girmek, sadece cilt hücrelerini değil, beyin hücrelerini de içeren vücuttaki hücrelerin gaz alışverişini engeller.Saç kurutmakSaçları, sürekli saç kurutma makinesiyle kurutmak sağlığınıza zarar verir. Elektromanyetik radyasyon yayan saç kurutma makinesi, bilgisayar, televizyon, mikro dalga fırın gibi elektromanyetik ısınım yayan cihazlar doku hücrelerinin kimyasal yapısını bozar, hücrelerdeki büyük moleküllerin zarar görmesine, hücre zarlarının birbirine yapışmasına, hücre iyon dengesinin bozulmasına, sinir sisteminin etkilenmesine, beyinin elektriksel işaretinin değişmesine, ayrıca, uykusuzluk, bas ağrısı ve dönmesine neden olabilir. Tüm bunların yanı sıra radyasyonun hafıza kaybı, sinir ve dolaşım sistemi bozuklukları, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi hasarlara yol açtığı da iddia ediliyor.Kalem ısırmakStresten bu hareketi yapıyor olabilirsiniz ama hiç de güvenli olmadığını söyleyelim. Kalem ısırmak dişlerinize zarar verir, konumlarının kaymasına yol açabilir.Güneş kremi sürmemekDışarı çıkarken güneş kremi sürmemek cildinize zarar verir. Güneş kremi sadece cildinizi güneşin zararlı UV ışınlarından korumakla kalmaz, cildinizin genç görünmesine de yardım eder.Hız artırarak jogging yapmaHızınızı artırarak koşu yapmak, hasarı daha çok dizlerde hissedilen artrit (eklemlerde vücut tarafından üretilen bir iltihap) riskini artırır.Limon yemekLimon yemek yanlış bir şey değil. Ancak limonda bulunan asit, sağlıklı bir ağız için temel niteliği taşıyan diş minesini aşındırabilir. Kararında tüketmek gerekiyor.Patlamış mısır yemekFilm izleme keyfini ikiye katlayan bir etkinlik olan mısır yemek, dişlerinize zarar verebilir. Patlamış mısır dişlerinizin arasına sıkışarak enfeksiyona yol açabilir. Ayrıca sert kuruyemiş yerken de dikkat etmelisiniz. Eğer dişleriniz hassassa kuruyemiş ısırırken dişlerinizi çatlatabilirsiniz.
Doğayla İç İçe 10 Yeşil Fikir
Şehirlerde kalan azıcık yeşil alanlar artık yetmiyorsa, ayda yılda bir çıkabildiğimiz doğayı özlüyorsak, çare bizim ona gitmemiz kadar onun da bize gelmesi! Evde, işte, hatta yanımızda doğayı yaşatmanın 10 farklı yolunu ve dizaynını sizin için bir araya getirdik!
Depresyondaki Birinin Duymayı En Son İsteyeceği 16 Cümle
Depresyon ülkemizde 'iç sıkıntısı' olarak algılanmaya ve ciddiye alınmamaya devam ediliyor. Kafaya takmayarak, arkadaşlarla iki gece dışarı çıkılarak üstesinden gelinebileceği düşünülüyor.Oysa kişi içine atmasa, anlatsa iki saatte atlatacak ama işte olmuyor.
Anneler Dikkat Meme Önemli
Kimse bize bir ay boyunca iki meme dışarıda ateşler basarak zombi gibi evin içinde dolaşacaksın dememişti. Ama gerçek bu sevgili anne adayları…Gecelerce dua ettim “Allah’ım nooooolursun yardım et!” diye… Hadi benim günahım çoktur belki kucağımdaki daha yeni doğmuş bebenin hatırına belki kabul eder diye de düşünmedim değil. Şimdi bunun her yanında melekler var di mi? Zaten kendi melek… O zaman duanın ulaşma süresi kısalır, zaten aylardan Ramazan, duanın kabul olma oranı çarpı iki point falan… Hep bunlar geçti işte aklımdan… Niye? Memelerim iyileşsin diye. Sonunda Allah kabul etti dualarımı ve akıl fikir ihsan etti de bir dermatoloğa gitmeyi düşünebildim.Vallaha da billaha da evlenen arkadaşlarıma bundan sonra çeyrek altın yerine meme bakım kremi takacağım. Kesinlikle. İlk gün… Bebem mememle buluştu. Dünyanın en kutsal duygusu! Mu bilmiyorum. Çünkü o anın heyecanı, hastane odasındaki yaklaşık 20 kişi, aman da aman tamam da tamam tamtamlamaları falan derken an geçip gidiyor. Ulvi bir duygudan öte şaşkınlıktı hissettiğim. Karnımdan çıkan canlı şimdi kucağımdaydı ve ikimiz de ne yapacağımızı bilmiyorduk. Daha doğrusu o biliyormuş, lönk diye yapıştı mememe ve daha önce 3 ay emme kursuna gitmiş gibi çekmeye başladı sütü. O an tek düşündüğüm küçücük burnuydu. Ya o minnoş burun göğsüme yapışırsa ve nefes alamazsa. Aman tanrım! 3 gün sonra tek düşündüğüm ise emzirmemekti.“Ay ben hiç yaşamadım” diyen anne görmedim şimdiye kadar. Olsa olsa “Evet oldu ama hemen geçti” demişlerdir. Bu meme ucu çatlak ve yaraları… Henüz hamileydim. 20 günlük bebeğini ziyarete gittiğim arkadaşım da dediydi, “Canım gitti, memene bak” dediydi ama bir kulağımdan girdi öbüründen çıktı. Sonrasında da canım çıktı.Benim göğüslerimde mantar oluşmuş. Nedeni bebeğin ağzındaki pamukçuk imiş. 12 gün sabredebildim. Önce internetten okuyup lanoninli kremler kullandım. Olmadı. Kadın doğum uzmanı şöyle bir gözünün ucuyla bakıp Garmastan Pomat yazdı, kullandım, olmadı. Silikon meme ucu aldım, bebem kabul etmedi, emmedi. Makine ile sağdım daha beter oldu. Banyoda su değdi, ölüyorum sandım, çıktığımda göz yaşları içinde “Ben emzirmiyorum” dedim ama yine gözyaşları içindeki bebeme kıyamayarak can vere vere yine emzirdim. Sonunda yok böyle olmayacak deyip eve en yakın hastanedeki dermatoloğa attım kendimi. Şanslıydım. Tek bakışta mantar teşhisi koyan doktorum beni kurtardı. İki şişe izotonik sodyum klorür serumu her emzirme sonrası memelerime sürdüm, iki tane mantar kremi kullandım, bir antibiyotik bitirdim, tek dozluk mantar ilaçları içtim, ağrı kesici kullandım ve bu toplu tedavinin ardından gerçekten kırkıncı gün acımın artık dayanılır boyutta olduğunu fark ettim. Beş günde bir ilerlemeyi görmek için kontrole çağırdı doktorum. Her seferinde emzirmeye devam mı diye soruyordu. Yavrumun adını küçük fare takmıştı. Nedenini son kontrolde söyledi. Meğer meme uçlarımdaki yaralar fare kemirmiş gibiymiş. Uçları kopmuştu zaten. Kanlar içindeydi. Ancak bir buçuk ayın ardından rahat edebilmiştim.Emzirmek acı demekti, emzirmemek de acı demekti. Çünkü memeler süt doluyor, o da vücutta ateş basması, sıtma dedikleri şeyi yapıyordu. Bu sefer böğrün yanıyor ama üşüyorum diye battaniyeler altında kabuslar göre göre yatıyordum. İçeride bebe ağlıyor, yakınlar hadi gel emzir kızım diye abanırken, ben evin içinde kaçacak delik arıyor, bazen yarım saat boyunca tuvaletten çıkmıyordum. Ama işte zaman her şeyin ilacı… Bir de dermatolog J (Benimki Hisar Intercontinental Hospital’dan uzman doktor Funda Ataman idi. Çok tatlı kadın.)Demem o ki, annelik benim için eşittir “meme” olmuştu. Sütyenin içine göğüs kalkanı (Philips Avent göğüs kalkanı, meme ucunu koruyor) taktım ve ancak bir buçuk ay sonunda bebeğimi kucağıma alabildim. Yüzüne bakarak “Barıştık mı kızım?” diye sordum. O da gözlerini şaşı yaptı, ağzını açtı, kafasını sağa sola çevirip, “heh eh heh eh” diye sesler çıkarmaya başladı. Hadi uğraştırma karnım aç demekti bu. İki dakika anne duygusallığı yapayım demiştim ve kızım içine etmişti anlayacağınız.Şimdi doğurdum diyen herkese memelerin nasıl diye soruyorum, hamileyim diyen herkese memelerine iyi bak diyorum. Bu travmayı geçirmek istemeyen tüm anne adaylarına da yaşadıklarımın küpe olmasını temenni ediyor, meme bakımlarını ihmal etmemelerini öğütlüyorum.Annelerin hayal kırıklıklarını yazmayı sürdüreceğim.Sağlık, sevgi…Yazar: Anayım BenYazarın diğer yazılarını okumak için tıklayın...
Reklam