Bu Liste 2019 Yılı Boyunca Tüm Film İhtiyacınızı Karşılayacak! Le Monde’un Seçimine Göre Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Film

-

Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde, "En İyi 100 Film"i seçti. 1944’ten bu yana her 10 yıl için filmleri sıralayan Le Monde’un listesinde, Türkiye’den de bir film var!

Eminiz ki, bu liste 2019 yılı boyunca, tüm film ihtiyacınızı kökünden çözecek, hadi başlayalım!

1950’ler

‘Nehir’, Jean Renoir (1951)

‘Ugetsu’, Kenji Mizoguchi (1953)

‘Tokyo Hikayesi’, Yasujiro Ozu (1953) 

‘Yedi Samuray’, Akira Kurosawa (1954)

‘Vertigo’, Alfred Hitchcock (1958)

"Vertigo", Hitchcock’un teknik ve işlediği konu itibariyle sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Bir suçluyu kovalarken çatıdan düşen ortağını kurtaramayan dedektif Scottie Ferguson’da, bu olayın ardından yükseklik korkusu baş gösterir. “Vertigo” hastalığına dönüşen bu korku nedeniyle mesleğini bırakıp emekli olan dedektif, eski bir arkadaşı tarafından, ruhsal sağlığından şüphe ettiği karısı Madeleine’ni izlemesi için kiralanır. Scottie de kadını daha yakından izledikçe bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder; dahası kadının intihara meyilli olduğunu görür. Artık işleri yoluna koymak için uzaktan takip etmek yetersiz kalacak, Scottie’yi kendi korkularıyla da yüzleşeceği bir mücadelenin içerisine sürükleyecektir.

‘Söz’, Carl Theodor Dreyer (1955) 

‘Asi Gençlik’, Nicholas Ray (1955)

‘Amcam’, Jacques Tati (1959)

‘400 Darbe’, François Truffaut (1959)

"400 Darbe" filminde, 1950'lerin başlarında Paris'te yaşayan 12 yaşındaki Antoine, ailesiyle yaşadığı problemler ve okuldaki öğretmeni tarafından sıkça aşağılanması yüzünden ne okulda ne de evde huzur bulabilmektedir. Ödevini yapmadığı için arkadaşıyla birlikte okuldan kaçtıkları bir gün sokakta annesini başka bir adamla gören Antoine, şoku üstünden atamadan okula döner ve ödevi yapmamasının mazereti olarak annesinin öldüğü yalanını söyler. Anne ve baba sağlam bir şekilde okula geldikleri an ise gerçekler ortaya çıkar ve Antoine bir süreliğine uzaklaştırma cezası alır. Şimdi de ailesinden korktuğu için eve gitmeye korkan Antoine, yakın arkadaşıyla birlikte deniz kenarına kaçmaya karar verirler. Amaç babasının daktilosunu çalıp satarak para kazanmaktır. Ancak işler yine beklendiği gibi gitmez...

1960’lar

‘Serüven’, Michelangelo Antonioni (1960)

‘Delik’, Jacques Becker (1960)

‘Serseri Aşıklar’, Jean-Luc Godard (1960) 

‘Sekiz Buçuk’, Federico Fellini (1963)

‘Cherbourg Şemsiyeleri’, Jacques Demmy (1964)

Cannes'dan "En İyi Film Ödülü"yle dönen 'Cherbourg Şemsiyeleri', bir şemsiye dükkanının sahibi olan ve üvey annesiyle birlikte yaşayan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor. Bir süre sonra aşık olduğu adamla evlenmek istemesi ve annesinin buna karşı çıkmasıyla başlayan olaylar, kadının sevgilisinin iki yıllığına askere gitmesiyle dramatik bir boyut kazanıyor...

‘Cepteki Yumruklar’, Marco Bellocchio (1965) 

‘Persona’, Ingmar Bergman (1966)

‘Cinayeti Gördüm’, Michelangelo Antonioni (1967)

‘Mouchette’, Robert Bresson (1967)

‘Teorem’, Pier Paolo Pasolini (1968)

‘Rosemary’nin Bebeği’, Roman Polanski (1968)

Tanınmış bir aktör olmak için çabalayan Guy ve güzeller güzeli karısı Rosemary, New York'taki yeni hayatlarına başlamak için eski bir binada mütevazi bir daire kiralarlar. Genç çiftin bu yabancı yere alışmalarındaki en büyük yardımcısı üst katlarında oturan yaşlı Castavet çifti olur. Castavet çiftinin 'fazlaca' misafirperver olan tavırları güzel Rosemary'i şüphelere sürüklerken kocası Guy olan bitenin farkında değildir. Günden güne tedirginleşen ve şüpheleri kocası tarafından önemsenmeyen Rosemary gördüğü tuhaf ve korkutucu bir rüyayla derinden sarsılır. Rüyasında şeytani bir varlık tarafından tecavüze uğradığını gören kadın gerçek hayatında da hamile kaldığında komşuların gizemi giderek artacaktır.

‘Kerkenez’, Ken Loach (1969)

‘Antonio Das Mortes’, Glauber Rocha (1969)

‘Andrei Rublev’, Andrei Tarkovski (1969)

‘Keder ve Acıma’, Marcel Ophuls (1969)

1970’ler

‘Deep End’, Jerzy Skolimowski (1970)

‘Kanunun Kuvveti’, William Friedkin (1971)

‘Otomatik Portakal’, Stanley Kubrick (1971)

"Otomatik Portakal", şiddet bağımlısı gençlerden kurulu bir çetenin, çevrelerine saçtığı dehşet ve korkuyu işleyerek bir korku imparatorluğunun resmini çizmektedir. Çetenin lideri Alex, işler çığırından çıkınca yakalanır ve gözaltına alınır. Ama hapse atılmaz; cezası bir şiddet deneyine kobay olarak kullanılmak olur. Bu deney insanoğlu ve şiddet kavramı arasındaki ilişkiyi ortaya koyma amaçlıdır ama deneyin kendisi de bir o kadar insan doğasına aykırıdır.

‘Lo Scopone Scientifico’, Luigi Comencini (1972)

‘Bir Çakalın Yolculuğu’, Djibril Diop Manbety (1972)

‘La Gueule Ouverte’, Maurice Pialat (1974)

‘Kaderi Arayan Adam’, Joseph Losey (1976)

‘Manhattan’, Woody Allen (1979)

Varlıklı ve ünlü Isaac Davis entelektüel bir senaristtir. Yıllarca yaptığı bu işten fazlasıyla sıkılan Isaac, en büyük hayalini gerçekleştirmek için ciddi bir çalışmaya başlar. Başarılı senarist ilk bölümünde çok sevdiği Manhattan'ı anlattığı kitabını ne pahasına olursa olsun bitirecektir. Ancak ortada bir sorun vardır: Isaac bu büyülü şehre öylesine bağlıdır ki bir türlü ikinci bölüme geçemez. Bu süreçte yakın çevresindeki sorunlar da cabasıdır. Eski karısı artık bir lezbiyendir ve yeni yazdığı kitabında Isaac'la olan ilişkisini tüm çıplaklığıyla anlatmıştır. Diğer yandan en yakın arkadaşı Yale ve eski karısı arasında yaşananlar da Isaac'i sıkıntıya sürüklemektedir. Isaac tüm bu olup bitenin arasında bir şekilde yaşamaya çalışır...

‘Dağ Geçidi’, Jean-François Stévenin (1978)

‘Amor De Perdicao’, Manoel de Oliveira (1978)

‘Avcı’, Michael Cimino (1979)

‘Yaratık’, Ridley Scott (1979)

1980’ler

‘Cennetin Kapısı,’ Michael Cimino (1980)

‘Fil Adam’, David Lynch (1981)

Fil Adam, gerçek bir hayat öyküsünü anlatıyor. 1880’ler Londra’sındayız. Şehrin sokaklarından süzülen kasvet ve karamsarlık, arka sokaklarda olup bitenleri belli eder nitelikte. Doktor Treves, isli sokaklarda gezindiği esnada gezici bir sirke rastlıyor. Önündeki kalabalıktan anlaşıldığı üzere içeride normal olmayan bir gösteri var... Ve bu normal olmayan gösterinin kahramanı, doğuştan engelli olan John Merrick. Annesi Merrick’e hamileyken bir fil tarafından saldırıya uğradığı söylenir bu sirkte. Doktor Treves ise hızlı bir hamleyle tedavi altına almak ister bu fil görünümlü adamı ve istediği gibi de olur. Her haliyle ürkütücü olan fil adamın bu korkunç görünümünün altında, gönlünde yatanlar ise zamanla dökülmeye başlar.

‘E.T.’, Steven Spielberg (1982)

‘Fanny ve Alexander’, Ingmar Bergman (1983)

‘Arkadaşım İvan Lapşin’, Aleksey German (1984)

Yaşama Zamanı, Ölme Zamanı’, Hou Hsiao-Hsien (1985)

‘Shoah’, Claude Lanzmann (1985)

‘Maine Océan’, Jacques Rozier (1986)

‘Arıcı‘, Theo Angeloupoulos (1987)

Sypros; sağlam yapılı, kırlaşan bıyıklı bir Yunan köylüsüdür. Sisli gün doğumlarının, hüzünlü gün batımlarının, taştan köylerin oluşturduğu bir dünyaya aittir. Bir gün ardına bir kez olsun bile bakmadan arabasına atlar ve çiçek tozu güzergahını izlemek üzere kovanlarıyla birlikte yola çıkar. Otostopçu bir kız bu yolculuğunda ona eşlik edecektir...

1990’lar

‘Smoking/No Smoking‘, Alain Resnais (1993)

‘Piyano’, Jane Campion (1993)

‘Sevgili Günlüğüm’, Nanni Moretti (1994)

‘A Comedia de Deus’, Joao Cesar Monteiro (1996)

‘Comment je me suis disputé… (ma vie sexuelle)’, Arnaud Desplechin (1996)

‘Kirazın Tadı’, Abbas Kiyarüstemî (1997)

Bay Badii arabasıyla bir yola çıkmıştır. Bu yolculuğun amacı bellidir. Badii, kendisini öldürmek için ikna edeceği bir adam bulacaktır ve bu iş için ona para verecektir. Önce bir Kürt asker bulur, daha sonra Afgan asıllı bir öğretmen ve en sonunda da ihtiyar bir Türk... En sonunda aralarından birine teklifini kabul ettirecektir. Ancak tüm bu boşvermişliğine rağmen halen öğrenmesi gereken çok şey vardır.
Kiarostami filmografisinin en değerli yapıtlarından biri olan Kirazın Tadı, gösterildiği birçok festivalden ödüllerle dönmüştü.

‘Xiao Wu’, Jia Jang Ke (1997)

‘Çıplak Ten’, Pedro Almodovar (1997)

‘Havai Fişekler’, Takeshi Kitano (1997)

‘Suzaku’, Naomi Kawase (1997)

‘İnsanlık’, Bruno Dumont (1997)

2000’ler

‘Tutsak Kadın’, Chantal Akerman (2000)

‘Yi Yi,’ Edward Yang (2000)

Tayvan'ın başkenti Taipei'de yaşayan Jian ailesinin hayatını ele alan filmde, hikayeleri farklı bakış açılarından ele alınıyor. Ailenin orta yaşlı babası NJ çalıştığı yerde mutsuzdur. İş ortakları yeni yapacakları iş anlaşmasında sadece daha fazla para kazanmanın derdindedir ve bu durum NJ'nin dürüst yapısına aykırıdır. Ayrıca kendisini bekleyen büyük bir sürpriz vardır. Ailenin küçük oğlunun başı okul ve öğretmenleriyle derttedir, kızları Ting-Ting ise zor bir aşk üçgeninin tam ortasında kalmıştır. NJ'nin en büyük problemi ise annelerinin komaya girmesi, bu nedenle de evlerine yerleşmesidir. Ancak bu misafir zamanla ailenin tüm fertlerinin birbirlerine olan bakışlarını değiştirecek sıra dışı bir sınav olacaktır.

‘Çeteler Savaşı’, James Gray (2000)

‘Ruhların Kaçışı’, Hayao Miyazaki (2001)

‘Tie Xi Qu: Rayların Batısında’, Wang Bing (2003)

‘Kanlı Altın’, Jafar Panahi (2003)

‘Fil’, Gus Van Sant (2003)

‘Milyonluk Bebek’, Clint Eastwood (2005)

‘Şiddetin Tarihçesi’, David Cronenberg (2005)

Tom Stall'ın hayatında anlatmaya değer hiçbir şey yoktur. Ailesiyle ve çocuklarıyla beraber oldukça sıradan, başı sonu belli bir hayat sürmektedir. Ancak bir gün kendisine bulaşan bir çıkıntıya gününü gösterir ve işler onun için büsbütün değişir. Artık basının kahramanı olmuştur. Ancak bir mafya grubu da yıllardır aradığı adamı bulmuştur. Bu olay Tom'un gizlemeye çalıştığı geçmişine dair birçok gizemi de ortaya çıkaracaktır. Sıradan bir adam olan Tom, aslında türlü sıra dışılıklar ile örülü bir hayata sahiptir.

‘Sıradan Aşıklar’, Philippe Garrel (2005)

‘Lady Chatterley’, Pascal Ferran (2006)

‘Bled Number One’, Rabah Ameur-Zaimeche (2006)

‘4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’, Christian Mungiu (2007)

‘İklimler’, Nuri Bilge Ceylan (2007)

Farklı bölgelerinin kendine has iklimleri olduğu gibi, ruhların da kendi iklimleri vardır. Üstelik değişmek için mevsimlerin dönüşünü beklemeyen, anlık değişimler bile gösterebilen iklimler.
İsa ve Bahar, çalkantılı ruhlarının farklı iklimlerinde ortak bir mutluluğu paylaşamamaktadırlar. Mimar olan İsa ile televizyonda çalışan Bahar, iki farklı iklimin yaşandığı Kaş ve Ağrı’da, birbirini takip eden süreçlerde bir araya gelirler. Kaş, güneşin, kuytuda tek bir bilinmeyen bırakmayan parıltılı hali ile Ağrı ise soğuk ve kardan sıkı sıkıya örtülen bedenlerin aksine, kar beyazının aydınlığı ile, gerek hayatlarında gerekse ilişkilerinde hiçbir bilinmeyen bırakmayacaktır.

‘İhtiyarlara Yer Yok’, Ethan ve Joel Coen (2007)

‘Vol-İ’, Andrew Stanton (2008)

‘My Magic’, Eric Khoo (2008)

‘Vincere’, Marco Bellocchio (2008)

‘Yeraltı Peygamberi’, Jacques Audiard (2009)

Altı yıllık cezasını çekmek üzere Fransa'da bir hapishaneye giren Malik Djabena, hayata karşı geç kalmış bir adamdır. Ne okuyabiliyordur ne de yazabiliyordur. Henüz 19 yaşının sonuna doğru gelmektedir ve diğer mahkumlara göre oldukça zayıf görünmektedir. Genelde azınlıklardan olan suçluların bulunduğu bu hapishanede, bir yeni gelen olarak Malik'in de çeşitli yükümlülükleri olacaktır. Günden güne görevleri yerine getirdikçe hapishanede nüfuz sahibi olmaya başlayan Malik, bulunduğu ortamda yavaş yavaş yükselip kendi planlarını yapmaya başlayacaktır.

‘Bizim Sevgili Ağustosumuz’, Miguel Gomes (2009)

‘Ölümcül Tuzak’, Kathryn Bigelow (2009)

2010’lar

Lizbon’un Gizleri‘, Raoul Ruiz (2010)

‘Zindan Adası’, Martin Scorsese (2010)

‘Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor‘, Apichatpong Weerasethakul (2010)

‘Le BM du seigneur’, Jean-Charles Hue (2011)

‘L’Apollonide’, Bertrand Bonello (2011)

‘Melankoli’, Lars von Trier (2011)

Yeni evlenen çift Justin ve Micheal evliliklerini Justine'nin ablası Claire'nın malikanesinde, görkemli bir davet ile kutlarlar. Fakat bu iki kız kardeş yapı itibariyle birbirlerine ters karakterdedirler. Justine depresyona, drama ve melankoliye yakın ve yatkın bir kadınken, Claire kız kardeşine göre daha normal olan taraftır. Justine'nin düğün gününde ise ailede herkesin kendine has arızaları bir bir ortaya çıkmaya başlar. 
Tam da bu kutlama esnasında Melankolia adlı bir gezegen, şimdiye kadar güneşin arkasında saklı kaldığı yörüngeden çıkarak dünyaya doğru gelmektedir. Şimdi herkesin kıyameti kendisine göredir...

‘Kutsal Motorlar’, Leos Carax (2012)

‘Saudade’, Katsuya Tomita (2012)

‘Göldeki Yabancı’, Alain Guiraudie (2013)

‘Shokuzai’, Kiyoshi Kurosawa (2013)

‘Tip Top’, Serge Bozon (2013)

‘Aşk’, Michael Haneke (2012)

80'lerinde emekli ve eğitimli iki müzik öğretmeni olan Georges ve Anne, ilerlemiş yaşlarına rağmen geride kalan ömürlerini huzur ve mutluluk içerisinde geçiren bir çifttir. Yaşlı çiftin sakin hayatı bir gün Anne'nin kriz geçirip, boyundan aşağısının felç olması ile altüst olur. Georges karısına elinden geldiğince iyi bakar ama onun da yapabilecekleri sınırlıdır. Üstelik Anne'nin durumu git gide kötüleşir. Georges çareyi en sonunda iki ayrı hemşire tutmakta bulur. Şimdi onca yıla yayılmış olan evlilikleri, bir kez daha bağlılık sınavı verecektir.

‘Derinin Altında’, Jonathan Glazer (2014)

‘Silvered Water, Syria Self-Portrait’, Ossama Mohammed ve Wiam Simav Bedirxan (2014)

‘Timbuktu’, Abderrahmane Sissako (2014)

‘Aquarius’, Kleber Mendonça Filho (2016)

‘Yaşamın Kıyısında’, Kenneth Lonergan (2016)

Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur. Hastanede alacağı haberle de birlikte hayatı değişecektir.

‘Billy Lynn’in Uzun Yürüyüşü’, Ang Lee (2017)

‘Ay Işığı’, Barry Jenkins (2017)

‘Phantom Thread’, Paul Thomas Anderson (2018)

‘Kısmet, Sevgilim: İlk Şarkı’, Abdellatif Kechiche (2018)

‘High Life’, Claire Denis (2018)

Bizde daha ne film listeleri var bir bilseniz!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
viyol10sel

ülkemizde pek değeri olmayan, popüler kültürün acımasız girdabinda kaybolan efsane filmler.

kalemine

ben zevksizim sanırım bu konuda sadece zindan adasını izlemişim :/

Görüş Bildir