onedio
Kafanızı Karıştıracak Kısa Film | Yansımalar (Reflections)
“Imagination Series” kısa film yarışmasının kazanlarından birisi olan Reflections ( Yansımalar) Anthony Khaseria’nın yarattığı karakterlerin şans eseri buldukları bir aynada kendi geleceklerini görmeleri ve hiç bitmeyen bir mücadele içinde sıkışmalarını konu alan kısa film
Almanya Vizesi İsteyen Türk Eşlerin Almanca Bilme Şartı Kaldırıldı
Avrupa Adalet Divanı, Almanya’da yaşayan Türklerin Almanya’ya getirmek istedikleri eşlerinin Almanca bilmek zorunda olmadıklarına hükmetti. Almanya 2007 yılında, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden, Almanya’daki eşlerinin yanına gelmek isteyenlerin temel düzeyde Almanca bilmeleri zorunluluğunu getirmişti. Almanya’da 1998 yılından beri yaşayan ve Almanca bilmediği için eşine vize verilmeyen bir Türkün açtığı davada mahkeme, kuralın Avrupa Birliği mevzuatına aykırı olduğuna karar verdi. Avrupa’nın en yüksek adli makamı olan Adalet Divanı, kararına esas olarak Avrupa Birliği’nin 1970′li yıllarda Türkiye ile yaptığı ve AB içinde yerleşme özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar getirilmeyeceğine ilişkin anlaşmayı gösterdi. Almanya’da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk’ten yaklaşık yarısı Alman uyruğu taşıyor. Mahkeme Alman yetkililerin, ailelerin birleştirilmesi amacıyla talep edilen vize başvurularında sadece Almanca bilgisine değil, tablonun bütününe bakmaları gerektiğini vurguladı. Avrupa Adalet Divanı’nın kararları temyiz edilemiyor. REUTERS
Samsung'un Yeni Sürprizi Sanal Gerçeklik Gözlüğü Olabilir
Son dönemin dikkat çeken ilgilerinden biri de sanal gerçeklik cihazları oldu. Teknoloji dünyasında birçok alanda ürünler katan Samsung görünüşe bakılırsa üçüncü çeyrekte sanal gerçeklik kategorisine adım atacak. SamMobile sitesinin ortaya çıkardığı Gear VR isimli sanal gerçeklik gözlüğü ya da başlığı, eylül başında Galaxy Note 4’le birlikte tanıtılacak. Galaxy cihazlarla USB 3.0 üzerinden bağlanabilecek Gear VR, gerçeklik deneyimini cihaz üzerindeki sensörler yerine baş hareketleri sayesinde sağlayacak. Gear VR ayrıca akıllı cihazda bulunan tüm sensörlerden ve işlemcinin gücünden faydalanacak. Gear VR’de yer alan donanım tamamen Samsung tarafından geliştirilecek. Cihazın yazılım tarafı ise 2014'ün Mart ayında 2 milyar dolar karşılığında Facebook tarafından satın alınan Oculus VR firması üstlenecek. Oculus VR bir Kickstarter projesi olan Oculus Rift adındaki sanal gerçeklik sunan başlığı bu yılın sonunda piyasaya sunacak. Gear VR’nin yan kısmında ayrıca Google Glass’ta olduğu gibi bir touchpad yer alıyor. Bu bölüm sayesinde çeşitli kontroller sağlanacak ve kullanıcı arayüzde gezebilecek. Gear VR hakkında daha fazla detayın tanıtım sürecine kadar gün yüzüne çıkması bekleniyor.teknolojioku
Kırmızı Işığı 3 Kez İhlal Ehliyeti Kaybettirecek
İçişleri Bakanlığı ‘Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde önemli değişikliklere gidecek. Üzerindeki çalışmaları son aşamaya getirilen tasarıda yıllardır dillendirilen ‘stajyer sürücülük’ de yer alıyor. İlk defa sürücü belgesi alanlar ehliyetini aldıkları tarihten itibaren 2 yıl süreyle ‘aday sürücü’ olacak. 1 ocak 2015 tarihinde uygulamaya başlanması planlanan aday sürücülük uygulamasında, adayların üç kez kırmızı ışık ihlali yapması, alkollü olarak araç kullanması, hız limitlerinin üç kez ihlal etmesi durumunda ehliyeti iptal edilecek. Ehliyeti iptal edilenler yeniden sürücü kurslarında eğitim alacak, yapılan sınavları geçmesi gerekecek. Bu kişilerin yeniden kursa başvurabilmeleri için psiko-teknik ve psikiyatri uzmanı raporu almaları zorunlu olacak.İçişleri Bakanlığı ‘Karayolları Trafik Yönetmeliği’ önemli değişiklikler yapacak bir tasarı üzerinde çalışmalarını yürütüyor. Çalışmaları son aşamaya gelen yönetmelik tasarısına yıllardır uygulamaya konması beklenen ‘aday (stajyer) sürücülük’ ile ilgili düzenlemeler yer alıyor. Cihan Haber Ajansı’nın (Cihan) ulaştığı ve önümüzdeki günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen düzenleme ile aday sürücülük uygulaması 1 Ocak 2015’ten itibaren başlayacak. Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sürücü belgesi alanlar belgenin alındığı tarihten itibaren 2 yıl süreyle aday sürücü olarak kabul edilecek. Düzenlemede önemli bir ayrıntı da yer alacak. Aday sürücülük uygulaması hem yeni ehliyet alanlara hem de çeşitli nedenlerle (alkollü araç kullanma, 100 ceza puanını aşmak, sürücü olmayı engelleyecek ölçüde sağlık şartlarının değişmesi ve sürücü belgesi almaya engel teşkil eden türden mahkumiyet alınması, 1 yıl içinde hız sınırı yüzde 30'dan fazla 5 defa aşıldığında) sürücü belgesi iptal edilmiş olup da yeniden sürücü belgesi alanlar da artık aday sürücü olacak. Aday sürücülükte, alkollü araç kullanımı, emniyet kemeri takmamak, yayaya yol vermemek gibi çeşitli davranışlardan dolayı ceza yazılacak. 75 CEZA PUANINI DOLDURANIN EHLİYETİ GERİ ALINACAK Aday sürücülük süresi içerisinde (2 yıl) üç kez kırmızı ışık ihlali, alkollü olarak araç kullanılması nedeniyle sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması, hız limitlerinin üç kez ihlal edilmesi, sağa ve sola dönüşlerde, yaya ve okul geçitlerinde ve kurallara uygun olarak karşıya geçen yayalara yol verilmemesi nedeniyle üç kez trafik cezası alınması, emniyet kemeri takmama nedeniyle üç kez trafik cezası alınması, 75 ceza puanının doldurulması, araç cinsine bakılmaksızın 0,20 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullanıldığının tespit edilmesi durumlarında sürücü belgesi trafik görevlilerince iptal edilecek. Belgesi iptal edilen aday sürücüler tekrar sürücü belgesi almak zorunda kalacak. Bu kişilerin sürücü kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak yeniden motorlu taşıt sürücüsü sertifikası almaları gerekecek. Ayrıca ehliyeti iptal edilen ve yeniden sürücü belgesi almak zorunda olan kişilerin sürücü kurslarında eğitime başlayabilmeleri için, psiko-teknik ve psikiyatri uzmanı raporu almaları zorunlu hale getirilecek. STAJYER SÜRÜCÜLÜK BİRÇOK AB ÜLKESİNDE UYGULANIYOR Sistem Almanya, Fransa, İtalya ve Danimarka gibi birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinde uygulanıyor. AB ülkelerinde stajyer sürücülerin uymaları gereken katı kurallar bulunuyor. İki yıl boyunca 5 kez kırmızı ışıkta geçen, 5 kez hız limitini aşan, alkol ve uyuşturucu aldığı halde araç kullanan, asli kusurlu olarak ölümlü ve yaralamalı kazalara karışan, 100 ceza puanını dolduran stajyer sürücülerin belgeleri geri alınarak iptal ediliyor. Bu kişilerin stajyerlik belgesini alabilmesi için yeniden sürücü kurslarında eğitim görmeleri gerekiyor. Eğitimlerini başarı ile tamamlayanlar yapılan sınavları tekrar başarılı olmalı. Ayrıca, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı tarafından muayene edilerek rapor almaları da isteniyor.YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.Cihan
Reklam
İhsanoğlu 'Ekmek İçin Ekmeleddin'i Tercih Etti, Twitter Sallandı
Çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı seçim çalışmalarında kullanacağı slogan ve logo bugün açıklanacak. İhsanoğlu,' Ekmek İçin Ekmeleddin'sloganını kullanacak. Logosu da Buğday tarlası şeklindeki Türkiye haritası olacak. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun kampanya detayları saat 11:30'da Çırağan Sarayı'nda düzenlenecek basın toplantısıyla açıklanacak. Toplantı için hazırlanan sahnede Buğdaş Tarlası şeklindeki Türkiye haritasının üzerine yazılan Ekmek İçin Ekmeleddin sloganı dikkat çekti. Aynı slogan İhsanoğlu'nun konuşma yapacağı kürsüde de yer alıyor. 'SEVGİYİ EKMEK İÇİN, BOLLUĞU EKMEK İÇİN EKMEK İÇİN EKMELEDDİN' Yine toplantı salonun çeşitli bölümlerine yerleştirilen panolarda İhsanoğlu için belirlenen diğer sloganlar bulunuyor. 'Sevgiyi Ekmek için, Bolluğu Ekmek için, Ekmek İçin Ekmeleddin' yazılı bu sloganlar kampanyada kullanılacak. Toplantı için hazırlanan ve seçim çalışmalarında kullanılacak broşürlerde de İhsanoglu'nun Ak Parti, MHP, CHP demeden bütün Türkiye'nin gururu olduğu vurgulanıyor. Tanıtım için hazırlanan 4 farklı kartta HDP, MHP, CHP ve Ak Parti seçmen profillerini gösteren aile fotoğraflarının üzerine Biz hep partimize oy verdik. Şimdi Oyumuz Ekmel Hoca'ya yazılı ifadeler yer aldı. DHA
Reklam
Umut Oran: Temiz Siyaset İçin ‘Hayati’ İstifa
Wright Kardeşler mezarlarından Hayati Yazıcı’ya katıla katıla gülüyorlardır Hayati Beyin mantığı Gana-İstanbul-Dubai üçgeninde, Bermuda Üçgeninde kayboldu! Bu kadar tesadüf ancak planlayarak olur! Maşallah Bakanlar Kurulu’nun dörtte biri Zarrab’ın altınlarının önünü açmak için seferber olmuş. Türk halkı “beşi bir yerde”yi sever Soruşturma komisyonunu beşlemek lazım. ANKARA Merkezinde Rıza Zarrab’ın olduğu, uçakla 1,5 tonluk altın kaçakçılığı yapılmasıyla ilgili yolsuzluğun üzerinin kapatılmaması için Varan 1, 2, 3 dosyalarını açıklayan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, dosyanın finalini Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’yı istifaya davet ederek yaptı.  Oran, “Hayati Yazıcı, uçağın ikmal için indiğini söylüyor, Gana-İstanbul-Dubai arasındaki üçgende uçak niye fazladan 4 bin km uçsun? Wright Kardeşler mezarlarından Hayati Yazıcı’ya katıla katıla gülüyorlardır. Hayati Beyin mantığı Gana-İstanbul-Dubai üçgeninde, Bermuda Üçgeninde kayboldu! Bu kadar tesadüf ancak planlayarak olur! Maşallah Bakanlar Kurulu’nun dörtte biri Zarrab’ın altınlarının önünü açmak için seferber olmuş. Soruşturma komisyonu 4 eski bakan için 64 günde zor kuruldu ama eksik oldu. Türk halkı “beşi bir yerde”yi sever komisyonu beşlemek lazım. Temiz siyaset için ‘Hayati’ istifa” diye konuştu. TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP’li Umut Oran, 62. kuruluş yıldönümünden dolayı Türkiye Gazeteciler Sendikası’nı kutlayarak sözlerine başladı. Bugünün Dünya Hukuk Günü olduğunu da anımsatan Umut Oran, şöyle konuştu: GİZEMLİ VE PAHALI UÇAK! Gelin şimdi de onlarca hukuksuzluğu bünyesinde barındıran gizemli ve pahalı bir uçaktan bahsedelim. Hani geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik verdiği uçak. Önce hukukun görevini yapmasını bekledim fakat yargının kapattığı dosyayı açma görevi de bize düştü. Geçen haftadan bu yana dikkat çekmeye çalıştığım konuyu biliyorsunuz. Gana’nın Başkenti Akra’dan havalanan ULS Havayollarına ait TC-ABK KZU755 sefer sayılı kargo uçağı 1 Ocak 2013’te İstanbul Atatürk Havalimanı’na indi ve bugüne dek süren bir zincirleme yolsuzluk silsilesi başladı. Herkesin tatil rehavetinde olduğu bir günde üstelik Sabiha Gökçen’e inmesi gerekirken yoğun sis nedeniyle Atatürk Havalimanına inmişti bu uçak. DOĞAL TAŞ DEDİLER! İran’da tutuklanan ve tüm malvarlığına el konulan Babek Zencani’nin kiraladığı bu uçağın yükünün “doğal taş” olarak bildirilmesinden şüphelenen gümrükçüler yaptıkları arama sonucunda 1,5 ton altın taşındığını görünce uçağı mühürlediler. Uçak personeli yükle ilgili ne bir fatura ne konşimento hiçbir belge sunamadılar. MÜTHİŞ TELEFON TRAFİĞİ BAŞLIYOR Bu mühürlemeden sonra Ankara’ya kadar uzanan müthiş bir telefon ve kurye trafiği başladı. 17 Aralık sonrasında ortalığa saçılan tapelerde de gördük ki insanın küçük dilini yutacağı o kadar çok telefon görüşmesi yapılmış ki. Reza Zarrab mesela hemen kankası olan Ekonomi Bakanı olan Zafer Çağlayan’ı arıyor, Zafer Beyin özel Kalem Müdürü Onur Kaya, Gümrük Bakanlığı Müsteşarı Ziya Altunyıldız’ı arıyor. O kadar rahatlar ki Zarrab adamına, “Bakan Beyi aradım daha ötesi var mı ki” diyebiliyor, pes! Yine bu diyaloglardan dürüstlük abidesi memur Teoman’ı da öğreniyoruz UÇAK GİTTİKTEN BİR AY SONRA BAKAN TALİMAT VERİYOR Zarrab’ın sözlerinden anlıyoruz ki ‘daha ötesi’ de varmış ve o da devreye girince sonuçta uçak 17 Ocak’ta Türkiye’den Dubai’ye gitti. Ama Sayın Bakan Hayati Yazıcı ancak bir ay sonra aklı başına geldi ve 15 Şubat’ta altın kaçakçılığıyla ilgili soruşturma talimatı verebildi. Olay basına yansımasa bu talimatı da mı vermeyecekti acaba! Neden bir ay bekledi? MÜFETTİŞİ SINIRLAYAN İFADELER Üstelik Hayati Bey, soruşturma talimat yazısında, “uçağın taşıdığı eşyanın transit eşyası olduğunu, Dubai’ye gittiğini, akaryakıt ikmali için Türkiye’ye iniş yaptığını” savunarak araştıracak müfettişe yol ve yordam göstermeyi de ihmal etmiyor. Sayın Bakan nereden biliyorsun 1,5 ton altının Dubai’ye gittiğini ve ikmal için İstanbul’a inildiğini? Uçağın rotasını sen mi çizdin? Üstelik o kadar kör gözüne parmak iş yapıyor ki müfettişe bir ayda soruşturmanı bitir diyor. Buradan mektup yazsan Gana’dan bir ayda anca yanıtı gelir! MÜFETTİŞ: KAÇAKÇILIK VAR AMA… Gümrük Başmüfettişi de 18.3.2013 tarihli raporunda, “Külçe altınların Gana’dan, Gana mevzuatına uygun olmayan bir şekilde kaçak olarak yurt dışına çıkarıldığını” belirtiyor ama her ne hikmetse sonuç bölümünde Kaçakçılık Yasasına muhalefetten işlem yapmaya gerek görmüyor ve konunun idari para cezalarıyla kapatılmasını sağlıyor. İnsanüstü bir çalışmayla uluslar arası boyutu da olan bir olayı bir ayda inceleyip çözerek raporunu yazan başmüfettişin acaba Gana ile hiç yazışma yapmadan internet sitelerine girip hiçbir resmi niteliği olmayan bazı sayfalardan kes, kopyala, yapıştır yaparak dosya hazırlaması ne kadar hukukidir? Kaçakçılık Mücadele Yasası’na göre kiralanmış olan bu uçağa bile devletin el koyması mümkünken konuyu geçiştiriyor. WRİGHT KARDEŞLER HAYATİ YAZICI’YA GÜLÜYOR Altıncı hissi güçlü olan Hayati Bey, uçağın akaryakıt ikmali için İstanbul’a indiğini aslında Dubai’ye gittiğini söylerken eminim Wright Kardeşler mezarlarından kendisine Hayati Yazıcı’ya katıla katıla gülüyorlardır. Çünkü Gana ile İstanbul arası havadan 7 bin 354 kilometre, İstanbul’la Dubai arası da 2 bin 992 kilometre. Yani Gana’dan İstanbul aktarmalı Dubai uçuşu toplam 10 bin 346 kilometre. Oysa Gana ile Dubai arası ise 6 bin 293 km. Madem bu uçak Dubai’ye gidecekti neden fazladan 4 bin 53 kilometre uçuyor! Burada mantık aramayın çünkü Hayati Beyin mantığı Gana-İstanbul-Dubai üçgeninde, Bermuda Üçgeninde kayboldu! ‘DERİNLİKLİ’ DIŞİŞLERİ DE DEVREDE Zarrab ‘daha ötesini’ hep aramış dosya da onu da görüyoruz çünkü hiç ilgisi yokken bu olaya Dışişleri Bakanlığı da karışmış. Dışişleri, 8 Ocak 2013’te Gümrük Bakanlığına resmi olarak başvurarak “yapılacak bir görüşmede ele alınmak üzere konuyla ilgili tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesini” istiyor. ‘Derinlikli’ Dışişleri’miz Ortadoğu batağıyla ilgileneceğine Zarrab’ın uçağının akıbetinin peşine düşüyor. 292 KG ALTIN KAYBOLUYOR KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL! Olaydaki soru işaretleri o kadar fazla ki hangi birisini anlatayım bir de uçaktaki 1,5 tonluk altının durduğu yerde çekmesi, ağırlığını yitirmesi var. Uçak mühürlendiğinde 1 Ocak’ta 1500 kg olan altın her ne hikmetse 16 Ocak’taki incelemede 1208 kilograma düşüvermiş. 292 kg altın durduğu yerde 15 günde buharlaşır mı arkadaşlar üstelik Ocak ayında? Kimsenin umurunda da değil ‘arkadaş nereye gitti bu 292 kg altın’ diye soran da yok, Tam 16,4 milyon dolarlık altın kayboluyor beyefendiler için rutin bir işlem umursamıyorlar bile, insaf! TAPELERDEN SONRA YAZICI’DAN YENİ TALİMAT Bir yıl sonra tapelerin ortalığa dökülmesiyle Gümrük Bakanlığında yeni bir telaş başlıyor ve Hayati Bey uçağın gitmesinden 371 gün sonra 24 Ocak’ta yeniden soruşturma talimatı vermek zorunda kalıyor. Üstelik bu talimatın içine dürüst memur Teoman da katılıyor ve 17 gümrükçü hakkında güya inceleme yapılıyor. O zaman biz de sayın bakana soralım 18 Mart 2013 tarihli ilk müfettiş raporu yanlış mıydı ki ikinci inceleme talimatını veriyorsun? İlkinde usulsüzlük varsa o raporu düzenleyen müfettiş hakkında neden inceleme yaptırmadın? BAKANLARIN ¼’Ü ZARRAB’IN ALTINLARI İÇİN SEFERBER OLMUŞ Arkadaşlar bu kadar tesadüf ancak planlayarak olur! Maşallah Bakanlar Kurulu’nun dörtte biri Zarrab’ın altınlarının önünü açmak için seferber olmuş. Tüm bu karanlık çarpık ilişkileri alt alta koyduğumuzda ortaya çıkan sonuç şudur ki Gümrük bürokratlarının Hayati Beyin onayı olmadan tek bir adım atması dahi mümkün olamazdı. Altın dolu uçak take-off yapabildiyse bu Hayati Yazıcı ve uçağın pilotu sayesindedir. YOLSUZLUKLA İLGİLİ 2 HADİSİ HATIRLATTI Muhalefet ağzıyla kuş tutsa dahi itibar etmeyen AKP hükümetine Hadis-i Şerifle sesleneyim belki etkilenirler bu mübarek ramazan ayında. Peygamber efendimizin 'Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa mutlaka cezalandırırdım', 'Rüşveti alan da veren de cehennemdedir'hadislerini unutmuşa benziyorlar. SORUŞTURMA KOMİSYONU 5’LEMEK LAZIM Soruşturma Komisyonu AKP’nin engellemesi yüzünden 64 gün sonra kuruldu. Ama eksik oldu, çünkü sadece 4 bakan için kuruldu.Biliyorsunuz Türk halkı “beşi bir yerde”yi sever bunu beşe tamamlamak lazım ve bunun için gerekeni yapacağız. Ama öncesinde geçmişte hakimlik de yapmış olan Hayati Yazıcı’yı, “peygamber postu” da denilen bu yüce mesleğin onurundan dolayı istifaya davet ediyorum. TEMİZ SİYASET İÇİN HAYATİ İSTİFA DİYORUM.
'Gencecik Kızlarımıza Sıkmabaş, Sevgi Dolu Gençlerimize Çapulcu Dedirtmem'
Seçim bildirgesini okuyan muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu , “Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem” dedi. İhsanoğlu, “28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarımıza sıkmabaş diye bağıranlar vardı. Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum, makamım elimden alındı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden almasına izin veremezdim” diye konuştu. Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim bildirgesini okuyor. İhsanoğlu konuşmasına, tıpkı Başbakan Tayyip Erdoğan gibi duayla başladı. İhsanoğlu, “Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum, hamd olsun, Allah’ımıza hamd olsun, o özünde merhametli işinde merhametli. Rabbimiz yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım isteriz. Nimet verdiklerinin yoluna gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil, doğru yola. Amin” dedi. Ekmeleddin İhsanoğu, kampanyası boyunca kullanacağı seçim bildirgesini açıklarken şunları söyledi: Cumhuriyetimizin en kritik dönemlerinden birinde, cumhurbaşkanının ilk kez vatandaşların oylarıyla belirleneceği bu dönemde, Türkiye’nin 12’nci cumhurbaşkanı adayı olarak huzurunuzdayım. Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum, hamd olsun, Allah’ımıza hamd olsun, o özünde merhametli işinde merhametli. Rabbimiz yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım isteriz. Nimet verdiklerinin yoluna gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil, doğru yola. Amin. Bu çok hassas dönemde seçime giderken, ülkemizin içeride huzurunu korumaya, komşularıyla ihtilaflarını çözmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Ey azizler diye hitap etmek istiyorum. Erzurumlu İbrahim Hakkı dostlarına şu şekilde seslenirdi “Ey aziz, ey azizler” çok hassas dönemden geçiyoruz. Daha fazla huzura ihtiyacımız var. Ben MHP, CHP dahil, AKP, HDP, BBP seçmenlerinin, tüm Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayıyım. Hiçbir partiye diğer partilerden daha yakın veya uzak değilim. Her partide namusuyla çalışan bürokrat teknokrat var. Benim tüm ülkede, sevdiğim saydığım milletim vardır. Sevgili ey azizler, elimde bir avuç tohum var. Bu tohumları ekmek istiyorum. Sevmek istiyorum. Sevgi ekeyim ki sevgi filizlensin. İnsanlarımız kavga etmesin. 28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarımıza sıkmabaş diye bağıranlar vardı. Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum, makamım elimden alındı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden almasına izin veremezdim. Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem. Ali İsmail Korkmaz da onlardan biriydi. Onun da tüm kaybettiğimiz canların da ruhu şad olsun. Elbette her yerde her zaman bu gibi demokratik gösterileri suiistimal etmeye çalışan gruplar olacaktır. Şurada 1000 kişi toplansa, önce su satan esnaf, sonra polis, sonra o küçük gruplar. Devletin görevi sapla samanı ayırmaktır. Bu ülkeyi üçe beşe bölmekle, her fırsatta ikilik çıkartmakla siyaset yapılır belki ama devlet yönetemez. Analar bu çocukları doğuruyor, yemiyor içmiyor büyütüyor. Gençlerimiz çok kıymetli, tüm gençlerimiz hepsi çok kıymetli. Edirne’deki evlatlarımız çok kıymetli, Hakkari’deki evlatlarımız da çok kuvvetli. Kadınlarımız da çok kuvvetli. Ama ne yazık ki kadınlarımız ne siyasette ne de istihdamda hak ettikleri noktalara gelebilmişlerdir. Çocuk gelinlerde dünya üçüncüsüyüz. Cinayetlerde de üst sıradayız. Ben çocuklarımızın katil olmayacağı, kimsenin kimsenin canına kast etmeyeceği bir Türkiye hayal ediyorum. Ey azizler, saygı. Ekeceğimiz diğer tohum saygıdır. Üslüpta saygı. Bağımsız yargı, bir suç iddiasıyla ilgili hükmünü bildirmedikçe, böyle bir hükmü vermek, yargısız infaz demektir. Maalesef ülkemizde yargısız infazları görüyoruz. Herkesin herkesle ilgili peşin bir hükmü var. düşünceler kamplaşıyor. Saygısızlık tarafların hepsini üzer, zarar verir. Bu sebeple, cumhurbaşkanı seçilirsem derin yaralar almış, hatta neredeyse kangren haline dönüşmüş bu ilişkileri saygı çerçevesinde iyileştirmek için çalışacağım. Hükümleri hukuk versin, hukuka herkes güvensin, hiç kimse adaletten üstün değildir. Suçu ispatlanmadıkça hiç kimse suçlu değildir. O halde adalete saygılı, muhalefete saygılı, farklı görüşlere sahip olanlara saygılı olmak. Hükümete saygılı, toplumun her kesimine saygılı olmak için bu tarlaya saygı ekmemiz gerekecek. Saygı ekmek için verin elinizi. Ey azizler. Dirlik. Ekeceğimiz diğer tohum da dirlik. Ne demek dirlik? Dirlik bir insanın sağlığı, huzuru, güveni demektir. Fertleri dirlik içinde bir toplum, topyekun dirlik içindedir. Oysa çoğumuz borçluyuz. Hem devlet hem millet boçlu. Zenginin borcu olabilir, ama onun çocuklarının eğitimi aksamaz, sofrada bal kaymak eksik olmaz. Ya fakirin borcu? Bak pahalı arabaya, zengin çok görünür fakir az görünür. Ödenemez biçimde kredi kartı borcu içinde. Bu borcu ödemek için vatandaşlarımız yemelerinden içmelerinden kesiyorlar. Köylü memur esnaf işçi işsiz, nereye gitsem duyduğum tek şey bu faizli borçlu halidir. Diyeceksiniz ki cumhurbaşkanlığı icra makamı değildir. Evet icra yetkisi yoktur ama icrayla el ele vererek, çağrı yaparak, yetkisini ve pozisyonunu kullanarak yol gösterir. Cumhurbaşkanları yol yapmaz ama yol gösterir. Türkiye’nin en yoksul kesimini bir basamak yukarı çıkartmak, çok büyük bir siyasi mutabakat meselesidir. Zordur ama imkansız değildir. AK Partilisi, CHP’lisi, HDP’lisi el ele verirse, bu sosyal yaraya çözüm üretiriz. Hür düşünce olmazsa, Amerika’nın akıllı telefonuna Güney Kore rakip olamaz. Eğitimde, sanatta her alanda sonsuz hürriyet. Hürriyet, demokraside şarttır. Hürriyet olmazsa demokrasi olmaz, demokrasi olmazsa hürriyet olmaz. Bu hürriyet havasını keserseniz o ülke nefessiz kalır. Şu tabloda görüyorsunuz. Türkiye’de 2000 yılında dünyanın 18’nci ülkesi. 2014’de 19’ncü ülkesi. 14 yılda geldiğimiz yer burasıdır. Yani gerilemiş, gelirimiz artmış mı artmış, ama herkesin geliri artmış. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz. Ve potansiyelimiz büyüktür. Bu gençler kahve köşelerinde ömür tüketiyorlar. Gençlerin aklını fikrini bilime, sanayiye kanalize etmeliyiz. Bunun sonunda ne oluyor, işte bu tablolar çıkıyor. Dünyanın gittiği yer patenttir, bilimdir, matematiktir. Bunlara dikkat etmezsek, düne göre iyi oluruz belki ama rakiplerimize göre iyi olur muyuz esas soru bu. Biz şimdiye kadar tek bir Nobel kazandık, o da Orhan Pamuk sayesinde. Bilimde, tıpta, fizikte, kimyada Nobel kazanmadık. Bizimle yarışa, bizden sonra kalkan ülkeler bunu başardı. Ben size Hindistan’dan Çin’den bahsetmeyeceğim. Mısır’dan Pakistan’dan bahsedeceğim. 80’li yıllarda Pakistan’dan fizik ödülü almıştır. 15 yıl önce Mısır’dan bir kimyager ödül almıştır. Türkiye bu hedefe ulaşması için çalışması lazım. Daha fazla destek ve toplumda huzur. Diyorum ki dirlik ekmek için verin elinizi. Tarlamız büyük ve bereketli, tıpkı ülkemiz gibi. Ey azizler, son tohum sevgi saygı ve dirlikten sonra, birlik tohumudur. Birlikte yaşama kültürüne herkesten daha fazla sahip bir milletiz. Yıllardır ortak acılarımız devam ediyor. Suriye’de yaşanan trajedi, Soma’da aç gözlü kapitalist anlayışın faturasına, rehin alınan vatandaşlarımıza, ölen her bir cana ortak olarak üzülüyoruz. Ama çok uzun zamandır hep birlikte sevinemiyoruz, sevinmeyen bir ülke ülke olma vasfını yitirmeye başlar. Barajlarımız, tüp geçitlerimiz, yollarımız hepimizin vergisiyle yapılıyor. Ama bunun için bile ortak bir sevincimiz olmuyor. Bu konuda bile bir ikilik, yarış, 70 sene önceki ülkelerle anlamsız kıyaslamalar arasında kaybolup gidiyor sevinçlerimiz. Dış dünyaya gelince, Atatürk’ün sözünü her yere yazıyoruz “Yurtta sulh cihanda sulh” diyoruz. uygulamada ne kadar başarılı oluyoruz Atatürk şu anda yaşasaydı ne yapardı? Atatürk en akılcı çözümleri üreten bir liderdir. Şunu kesinlikle söyleyebilirim. Şu anda yaşasaydı, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar’da barış ve refah için temelini atmıştı. Filistinli çocuğun attığı tweet, New York’taki Yahudi genci ağlatıyıor. Bir saniyede olup bitiveriyor. Bizim teknik üniversitelerimiz var, aydın modern milyonlarca gencimiz var. Şirketlerimiz çevre ülkelerinde büyük başarılara imza atmışlardır. O halde, paylaşamadığımız nedir? Bu koca coğrafyada değil mezhep milliyet savaşlarıyla despotluk kibir mi üretecek? Yoksa laik demokratik bir biçimde el ele vereceğiz? Barış mı kazanacak savaş mı kazanacak? Birlik mi kazanacak ayrışma mı? Ben birlikten yanayım. Neredeyse bir ay sonra Türkiye önemli bir seçim yapacak, ama bizim elimizde bu masraflı seçimi finanse edecek imkanlar yok. Bir rakibimiz hem iktidar olmanın getirdiği avantajla, hem de başbakanlığın imkanlarıyla bolluk içerisinde bir kampanya yapabilecek. Bazı kanallarda aman Ekmel Bey’i aciz gösterin, dili sürçer ise bunu abartın, iyi bir söz söylerse görmezden gelin, onu örtünüz gibi dolaşıyor. Gizlisi saklısı yok, iftiranın biri bin para. Güvendiğim tek şey var, Türk milletinin derin sağ duyusu. Türk milleti tarih boyunca bunu göstermiştir. Güzel milletime bir çift sözüm var. Aziz kardeşlerim, ey azizler, korkmayınız, Türkiye’de istikrarı sarsacak hiçbir şey yapmayacağım. AK Parti dahil bütün partilerle el ele vereceğim. Ekmek için… Ne demek ekmek için? Milletimizin kültüründe çok kutsal kavramlar var. bunun başında kitap gelir. Biz kitap diye Kuran-ı Kerim'e deriz. Bir başka kutsalımız var, bayrağımızdır. Bayrağımız bizim canımızdır, kanımızdır. Bu devletin tapu senedidir. Bir başka kutsalımız ekmektir. Ekmek bizim için çok kutsal bir kavramdır. Ekmek fırından aldığımız ekmek, Ekmek tüten ocak demektir, ekmek alın teri demektir. Şerefimiz namusumuz demektir. Kitabımıza bayrağımıza ekmeğimize sahip çıkalım. Ben Mehmet Akif Ersoy’un dergahında büyümüş bir gurbetçi çocuğuyum. Taksicisi simitçisi garsonu mevsimlik işçisi hepimizin derdi ekmek. Suriye’nin ekmeği elinden alındı. Sokaklarda perişan biçimde. O kadar zulüm mazlum gördüm ki, en zor şartlarda ara buluculuk yaptım. Filistin’de devlet nişanı alan ilk ve tek Türk benim. 20 bin yetimin kefaletini, Gazze’de Somali’de İslam dünyasının bir çok yerinde, aç susuz kalmış insana, bebeğe, karnını doyurmasına sebep oldum. Yüz binlerce insanın hayatta kalmasına sebep oldum. Çoluğunun çocuğunun mürvetini görmek herkesin hakkı. Torun sevmek herkesin hakkı. Sadece sevgi ekelim, saygı ekelim, nezaket ekelim ki, bu topraklar nice Yunus’lara Nazım’lara Akif’lere vatan olsun. Çünkü ne ekersek onu biçeriz. Güzellikleri ekmek için Türkiyemizin emrindeyim. Allah bu millete devlete zeval vermemesi niyazıyla, hepinize teşekkür eder saygılarımı sunarım. Anadolu Ajansı Aydın ziyaretiniz sırasında, Irak Filistin olayları için Türkiye’nin taraf olmaması gerektiğini ifade etmiştiniz. Bu açıklamanıza eleştiriler yöneltildi. Şu anda İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ediyor. Hayatını kaybedenlerin sayısı 75’i buldu. Türkiye’nin tarafsız kalması gerektiğini düşünüyor musunuz? İstanbul’da Türk Sol’u dergisiyle pozunuz çıkmıştı. Bu dergi daha önce sloganlarla gündeme gelmişti. Görüşünüz nedir? Birinci olarak, taraf tutmaması meselesi Filistin’le ilgili değil. Arap ülkeleri kavgalarıyla, arap liderleri arasındaki kavgalarla ilgili söyledim. Bu konuda taraf tutmanın, bölgeye ve Türkiye’ye neler getirdiğini izah etmeye ihtiyaç var. O bakımdan bunu herhalde bir daha açıklama ihtiyacı duymuyorum. Arife Bağdat tarif edilmez. İkinci mesele, Filistinle ilgili olarak benim böyle bir sözüm yok. Bunu söyleyenler herhalde yanlış bilgi edindiler bir yerden. Benim 9 sene içerisinde genel sekreter olarak yaptığım, Filistin halkına yaptığım hizmet herkesin bildiği konudur. 2006 Aralık ayında, Hamas ile Fetih arasındaki ilk ateşkesi ben sağladım. Bunu uzun boylu, mekik diplomasisi icra ederek, Ramallah’da Abbas ile, Gazze’de başbakan ile, Şam’da Hamas lideriyle beraber, o üç merkez arasında mekik dokuyarak, sessizce giderek en sonunda aralık ayının sonuna doğru ateşkes sağladık. Birbirlerini öldürüyorlardı. Bu hamas ile fetih arasındaki ilk ateşkes sayesinde, milli mutabakat hükümetinin kurulması çalışıldı. Hükümetin kuruluş merasimine filistin dışından davet edilen tek kişi bu kardeşiniz olmuştur. Sonra, çalışmalarımız devam etmiştir. Bunlardan bazıları Gazze’ye yapılan saldırılar. Hava saldırıları, karayolundan saldırılar. Biz burada teşkilatımızın karar organlarını davet ettik. BM Güvenlik konseyi kilitlenmişti 2006’da Lübnan’ın güneyinde yapılan saldırılar neticesinde. Biz baskı yaparak güvenlik konseyinin toplanmasını sağladık ve bir ateşkes kararı çıktı. Biz Gazze’ye sayısız defalarca gittim ben. Orada çok büyük sayıda insani yardım, sağlık, barınma gıda icraaları. Bir kalp nakli, kornea nakli yapıldı ilk olarak. Bizim her yerden götürdüğümüz yardımlar sayesinde oldu. Biraz önce gördüğünüz o yaşlı hanımla olan bir fotoğraf vardı, bu Abdurabbu ailesinden 4-5 katlı evi yıkılmış bir hanımın eviydi. Ben o kadıncağızı teselli ediyordum. 77 senesinde İsrail’in gaddarca saldırı neticesinde daha önceki evleri yıkılıyor, kocası öldürülüyor. Bu sefer çocukları öldürülüyor, bütün mal mülk kaybediyor. Ben o kadıncağızı çadırında ziyaret ettim. Ona ve etrafındakilere yardım götürdüm. Daha sonra Kudüs’le ilgili olarak teşkilatımızın tarihinde ilk defa stratejik bir plan yaptık. Kudüslüler eşit vatandaşlık hakkına, insan haklarının tatminine yönelik imkanları yok, işgal altında. Kendi vatanlarında evlerinde yabancı olarak muamele görüyorlar. 60 seneden beri mektep bakımından, hastane bakımındna, ev barınma ihtiyacı bakımından sıkıntı içerisinde. Çünkü işgal kuvvetleri müsaade etmiyor. Biz barınma eğitim sağlık ihtİyacını gidermek için Kudüslülerle beraber, belediye reisi, valisi, filistinle beraber, islam kalkınma bankasını devreye sokarak, bir Kudüs kurtarma planı yaptık. Ben bunu devlet zirvelerine götürdüm ve bunlar kabul edildi, uygulanıyor şimdi. Filistin davasına yaptığım en büyük hizmetlerden birisi, Filistin’in BM ve bağlı kuruluşlarına üyeliğini sağlamaktır. UNESCO’ya tam üyelik olmuştur. Filistin devleti BM’nin bir alt organında tam üye oluyor. Güvenlik konseyinde, Filistin’in tam üye olması mümkün değildi, o zaman gözlemci üye olması lazım. Güvenlik konseyi bildiğiniz sebeplerden dolayı evet demiyordu. Bunları yapan bir insana siz nasıl diyebilirsiniz ki Filistin’e hizmet etmedi? Bana bütün bunların hepsinden en üstünü, Gazze’ye gidip birkaç defa o insanlarla temas etmek, tarihimizin 20’nci ve 21’nci yüz yılın kara lekesi olan Filistin davası, oradaki insani yaşama şartlarının altında yaşayan Gazzelilerin halini görmek ve yardımcı olmak. İkinci gururum, Mescidi Aksa’da, Hazreti peygamberimizin miraca yükseldiği noktada namaz kılmayı nasip etti. Gerisi beni ilgilendirmez. Murat Yetkin / Hürriyet Daily News Atatürk’teki yurtta sulh cihanda sulh sözünün gereğinin yapılmaması gerektiğini söylediniz. Bugün kü dış politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ey azizler dediniz, Bunlar monşer sözüne atıfla mı söylendi? Ben size referansımı söyledim. Bugün pilotlarınız, diplomatlarınız rehin alınıyorsa ve içeride dışarda siz hedef oluyorsanız komşularınızla herhalde bir sıkıntı vardır. Birkaç ülkede büyükelçiniz yoksa ve eski ticaret yollarınız kapatılmışsa, herhalde burada bir sıkıntı var. Gerçekten bunu gidermenin zamanının geldiğine inanıyorum. Aksi takdirde bizim dünyadaki yalnızlığımız daha da artacaktır. Mümtazer Türköne / Zaman Temsili demokrasinin vazgeçilmez şartı seçimler. Siz kampanyanızı yeni başlattınız. Sanıyorum bir ay zarfında,seçimin adil şartlarda yapılması meselesi olacak. Sonuçlar üzerinde belki de bir şaibe oluşturacak. Bu itirazlarınız doğrultusunda neler yapmayı planlıyorsunuz? Dünyanın hiçbir yerinde cumhurbaşkanlığı seçimi iki ayda yapılmaz. ABD’de iki sene falan devam ediyor. Biz iki aya indiriyoruz, bu tuhaf bir şey. Mesele diyoruz ki devlet para vermesin. E peki, birileri devletin imkanlarıyla yararlanıyor? İki aday neden yararlanmasın? Ondan sonra iki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi? Demek ki öyle düşünülmüş. Bugün gazetelerde gördüm. TRT sayın başbakanımıza, 553 dakika tahsis etmiş. Bu abdı acizlerine, bu adaya ve Selahattin beye de üç dakika falan lütfetmiş. Bu milletin gözünden kaçmıyor. Birinci sırada oturanlar hatırlar, üçüncü dördüncü sıradakiler hatırlamazlar. 80’li yıllarda, o devrin muktedirleri, apoletli olanlar, oturdular masa başında siyasi rejim kurdular. Dediler ki Turgut Sunal paşayı sağ partinin başı yapalım, bizim Necdet paşa iyi adamdır onu da sol başkanı yapalım. Rahmetli Turgut Özal çıktı ve buna meydan okudu. Biz de milletin desteğiyle bu seçimi kazanacağız. Abbas Güçlü / Milliyet Eğitime bilime gençlere yönelik vurgular yaptınız. Siyasetçilerden bu kadar çok vurguyu göremiyorduk. Öğretmenler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sözlerinin cumhurbaşkanlığı seçimleri için mi geçerli? Hizmet aşkınız devam edecek mi? Kazanamazsanız bu söyledikleriniz rafa mı kalkacak? Şimdi tabi bilim ve teknoloji konusunda benim görüşlerim bir yerde inançlarımdır. Ben fen fakültesinde yetişmiş, doktora sonrasını hep kimyada yapmış bir insanım. Onun için bilimle ilgili ilgim çok yakındadır ve teknik seviyededir. Ben bizim ülkemizin geleceğini ilmi araştırmalarda, yani biz şimdi ilmi araştırma seviyesinde ikinci ligdeyiz. Bu 20 seneden beri bu şekilde. Biz 2023’e hedef koyduk. İlk on ekonomi arasına girmek. Hepimizin çalışmamız lazım. Ama aynı şeyi bilim konusunda araştırma geliştirme konusunda aynı şeyi yapmamız lazım. İkinci ligde birinci lige girmemiz lazım. Siz ileri teknoloji kullanırsanız ve yeni teknolojileri keşfederseniz katma değeriniz yüksek olur. O yüzden ekonomiyle bilim ve teknoloji arasındaki karşılıklı etkileşim çok önemli. Mevkiim ne olursa olsun ona inanacağım. Ezgi Başaran / Radikal Herkesin aday olduğunu söylüyorsunuz. Kürt sorununda nerede durduğunuzu öğrenmek istiyorum. Hükümetin yürüttüğü çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz? Prensipte Abdullah Öcalan ile görüşülmesine ne dersiniz? Kürt meselesi bizim en hassas, mühim meselemizdir. Barış elbette barış. Savaş elbette hayır. Ve barışla bu işi halletme yollarını bulmamız lazım. Bu barışı sağlamak için bizim çok önemli tecrübelerimiz var. biz bin senedir beraber yaşıyoruz. Sosyal hayatlarımız örf adetlerimiz yemeklerimiz her şeyimiz. Birbirine baktığınız zaman kimin Kürt kimin Türk olduğunu fark etmek mümkün değil. ama dil farkı var. o dile karşı da ülkemiz hata yapmıştır. Biz her şeyi sopayla halletmeye çalışmış bir mirastan geliyoruz maalesef. İnsanları susturmak, ana dillerini konuşmamalarını sağlamak kabul edilemez bir şey. Ben yabancı bir ülkede doğdum. Benim için ana dilim, ana sütü gibi, ana dili insanın temel hakkıdır. Ana dilini konuştuğu yer vatandır. Eğer siz konuşamıyorsanız siz vatanınızda yaşamıyorsunuz. Bu olacak şey değil, çok büyük haksızlık oldu. bunun giderilmesi şarttır. Bunu nasıl yapacağız? Bu bin senelik tarihin, genlerimize işlemiş kodlarıyla, bugün insan hak ve hürriyetlerinin anayasa konması, kanunların geliştirilmesi, hedef aldığımız AB normlarını getirmektir ve bu gibi problemi meselesi olan tek ülke biz değiliz. Bunları yaparken sonunda siz bunu muhakkak Meclis’e götürmeniz lazım. Parlamentonun bunu kabul etmesi lazım. Ülkede bir milli mutabakatın olması lazım. Bunu sağlamadığınız takdirde bu barış aksak bir barış olur. Doğuracağı sıkıntılar menfaatlerden daha fazla olur. Ateşkesin devam etmesi lazım. İnsanların hürriyet içerisinde istedikleri yerde yaşamaları lazım. Bunu yaparken, ülkenin toprak bütünlüğünü, hakimiyet milletindir, anayasal sisteminin korunması lazım, bayrağın birliği ve resmi dilin birliği konusunda büyük bir anlayış görüyorum. Biz bu imkanlara sahibiz. Elbette cumhurbaşkanı bunları kolaylaştırıcı rol oynaması lazım. Halk oylamasıyla seçilecek cumhurbaşkanının bir elinde anayasa bir elinde halktan aldığı güçle hükümete destek verebilir, bu yolları açabilir. Ayrıntılar geliyor...T24
Reklam
Selfie Çekim Odaklı Xperia C3'ün Satış Fiyatı Açıklandı
Sony geçtiğimiz günlerde duyurduğu özçekim (selfie) çekim odaklı akıllı telefon Xperia C3’ün satış fiyatını açıkladı. Ağustos ayında Avrupa’da pek çok ülkede kullanıcılarla buluşacak orta düzey akıllı telefonun fiyatı 359€ (1.005 lira) olarak belirlendi. LED flaş destekli 5MP çözünürlüklü ön kamerasıyla Sony’nin iddiasına göre dünyanın en iyi selfie çeken akıllı telefonu olarak lanse edilen Xperia C3, sahip olduğu diğer donanım detaylarıyla orta seviyede konumlandırılıyor. 1,2GHz frekans hızında çalışan dört çekirdekli Snapdragon 400 işlemcisinde güç alan akıllı telefonda ayrıca 1GB RAM, 8GB dahili depolama, Bluetooth 4.0, STAMINA 3.0 modu destekli 2.500mAh kapasiteli pil, 8MP çözünürlüğünde Full HD video kaydı gerçekleştiren otomatik odaklanmalı Exmor RS arka kamera ve Android 4.4.4 KitKat işletim sistemi yer alıyor. Xperia C3’ün en dikkat çeken özelliği ise ön kamerası. Geniş açılı 5MP çözünürlüklü kamera üstün otomatik mod özelliğine sahip. Kullanıcılar ön kamera ile AR Effect (artırılmış gerçeklik) modlarını kullanabilecek ve PROselfie uygulaması sayesinde selfie çekim öncesi ve sonrasında görüntü üzerinde oynamalar gerçekleştirebilecek.teknolojioku
Hangi Milli Takımı Desteklemelisin?
etiket
Ağaçlardaki kuşlardan damdaki kedilere, yoldan geçen adamlardan pazardan alışverişini yapan teyzelere kadar herkes bu turnuvayı bekliyor. Tamam biraz abarttık. Ama 4 milyar kişinin canlı izleyeceği bu büyük turnuvayı beklerken Türkiye'nin olmaması bizleri etkilememeli.  O yüzden biz de tam sizin için hangi takımı destekleyeceğinizi belirleyeceğiniz bir test hazırladık.
Üzerinde Tetris Oynanabilen Tişört
Programcı Marc Kerger’in tasarladığı bu ilginç tişört büyük ilgi topladı. Çünkü bu tişörtü giyenler, efsanevi oyun tetrisi oynamanın çok farklı bir yöntemini tecrübe ediyor. Bilgisayar programcısı Marc Kerger üzerinde tetris oynanabilen bir tişört tasarladı. Efsanevi tetris oyununun 30. yılı dolayısıyla hazırladığı bu tişörtü bir videoyla tanıtan Kerger büyük ilgi topluyor. Kenarlarında kontrol tuşlarının ve bir tetris ekranının desenleri olan tişörtün içinde ince bir elektronik kontrol tahtası ve 128 küçük led ampül var. Kerger’in tetris oynanabilen o tişörtü denediği ilginç video internette şimdiden yüzbinlere ulaştı.
Reklam
Banyo Aynasını Sanat Eserine Çeviren Yaratıcı Kız ve Maceraları
etiket
Mirrorsme isimli boredpanda.com kullanıcısı aynalar üzerine harika çizimler yaparak kendini ilginç ve eğlenceli durumlara sokuyor. Çizdiği resimlerin içine kendisini de entegre ettikten sonra elindeki telefonla fotoğraflayarak anı ölümsüzleştiriyor.İlk kez ev arkadaşına not bırakmak için aynaya çizim yapan yetenekli arkadaş daha sonra bu olayı ilerletmiş ve eğlenmeye başlamış. Alanında çok başarılı olduğunu söyleyip hakkını vermemiz gerekir.İyi eğlenceler dileriz...
Sinema Tarihine Damga Vuran 15 Yönetmen
Amerikalı yönetmen, yapımcı, oyuncu ve müzisyen Woody Allen 1 Aralık 1935 de New York da doğdu. Eserlerinde genelde insan ilişkileri ve kara mizahı konu alan Allen, neredeyse 50 yıldır film piyasasında ve makine gibi çalışan kafası sayesinde her yıl bir film yönetmek-yazmak dan geri kalmıyor. Annie Hall, Manhattan, Midnight in Paris filmleri ustanın en iyi filmleridir.
Reklam
Rowling'den Harry Potter'a Devam Öyküsü
J.K. Rowling, dünya edebiyatının en ünlü kitap serisinin devamını, kitaplardaki gazeteci karakteri Rita Skeeter'ın ağzından yazdı Dünyada geniş çapta bir hayran kitlesine sahip 'Harry Potter' serisinin yazarı J.K. Rowling, Pottermore adlı internet sitesine Harry Potter'ın devam hikayesini yazdı. Los Angeles Times'ta yer alan habere göre, 2007’den bu yana Harry Potter’la ilgili bir metin yazmayan ünlü yazar, hayranlarını şaşırttı. Yazısını, kitaptaki Rita Skeeter adlı gazetecinin dilinden kaleme alan Rowling, hikayeyi sitenin Daily Prophet adlı bölümüne, köşe yazısı formatında yükledi. 1500 kelimelik hikayede Potter, 34 yaşına basmak üzereyken tasvir ediliyor. Yakın arkadaşları Ron ve Hermione ve ailesiyle birlikte Quidditch Dünya Şampiyonası’nı izleyen Harry’nin saçlarında beyazlar olması dikkat çekiyor. Ron’un saçlarının ise seyreldiği belirtiliyor. Hikayenin bir diğer dikkat çekici noktası ise Harry’nin Ginny Weasley ile yaşadığı evlilikle ilgili yapılan tahminler. Gazeteci Skeeter, Harry’nin aynı gözlüğü taktığını belirtirken, yaşına uygun giyinmediği için onu eleştiriyor. Birçok karakterin hayatıyla ilgili detaylara yer verilen yazının ardından hayranlar yeni bir kitabın basılıp basılmayacağı sorusunu sormaya başladı. Rowling’in sözcüsü Mark Hutchinson ise yeni bir romanın planlanmadığını ifade etti.Milliyet Sanat
Kan Donduran Cinayet!
İSTANBUL'da yaşayan 19 yaşındaki Kemal A. hafta sonu gezmeye geldiği Sapanca il ormanında, aynı yaştaki nişanlısı Nuriye T.'yi bakire olmadığı iddiasıyla kesici bir aletle öldürüp cesedini gömdü. Kemal A. dün akşam İstanbul Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğüne gidip suçunu itiraf etmesiyle cinayet ortaya çıktı. Zanlının ifadesi sonrasında Sapanca il ormanında tarif ettiği yerde yapılan kazıda, talihsiz kızın kanlar içerisinde cesedi bulunarak İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Dün akşam İstanbul Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğüne giden Kemal A. bir süre önce nişanlanlandığı Nuriye T. ile pazar günü Sakarya'ya gezmeye gittiklerini; kent ormanında gezerlerken nişanlısının bakire olmadığını ögrenince kendini kaybederek öldürüp ormana gömdüğünü söyledi. Emniyette ifade veren Kemal A.'nın, 'Bir süredir beraberiz. Pazar günü İstanbul'dan gezmek için Sakarya'ya geldik. İl Ormanında dolaşırken onun kız olmadığını ögrendiğimde kendimi kaybettim. Ne yaptığımı bilmiyorum. Kendime geldiğimde elim yüzüm kan içerisinde idi. Sonra onu ormanlık alanda açtığım çukura gömüp kaçtım ve İstanbul'a geldim. İki gün rüyalarıma girince polise gelip teslim oldum' dediği öğrenildi. Bu ifade sonrasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü cinayeti, Sakarya polisine bildirdi. Sabah saatlerinde, olay yerinin Jandarma bölgesi olması nedeniyle Jandarma ekipleri Cumhuriyet Savcısı ile birlikte İl Ormanı'nda zanlının tarif ettiği bölgede yaptığı araştırma sonucu Nuriye T.'nin kesici bir aletle öldürülmüş kanlar içindeki cesedini toprağa bir metre altında gömülü olarak buldu. Talihsiz kızın gömülü olduğu yerden çıkartılan cesedi, ölüm sebebinin tespit için İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Bu arada nişanlısını öldürüp gömen Kemal A. ise suç yerinin Sakarya olması nedeniyle Sakarya İl Jandarma Komutanlığı'ndan İstanbul'a giden ekip tarafından teslim alınarak Adapazarı'na getirilecek. Zafer TOKUŞ- Aziz GÜVENER/ ADAPAZARI (Sakarya)(DHA)-
Sokak Köpeklerinin Kurtarılmadan Önceki ve Sonraki Hallerini Gösteren 25 Fotoğraf
etiket
Her gün sokaklarda gördüğümüz onlarca yardıma muhtaç sahipsiz hayvanın da aslında uygun koşullar altında ne denli sevimli canlılara dönüşebileceğini gösteren bir çalışmayla karşı karşıyayız. Umarız tüm sokak hayvanları kendi kahramanlarını bulurlar ve huzurlu bir yuvada yaşamaya başlarlar. Lütfen heves uğruna hayvan alıp sonrada onu kaderine terk etmeyin!  Aldığınız en ufak bir canlı bile kocaman bir sorumluluk gerektirir.
Reklam