300 Yılllık Hüseyin Paşa Yalısı Restorasyon İçin Ağaoğlu'na Emanet...
Anadolu Hisarı'nda yer alan 300 yıllık İstanbul'un en eski sivil mimari örneği Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı işadamı Ali Ağaoğlu tarafından restore edilecek.Konut inşaatı yapan firmanın tarihi eser restorasyonu yapacak olması şaşkınlık veriyor. Vakıflar mülk sahibi biz değiliz derken, Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı Başkanı Ahmet Cengiz Köprülü ise “ihalede en yüksek ücreti o şirket verdi” dedi. Tarihi yalı restorasyon sonrası Ali Ağaoğlu’nun konutu mu olacak, yoksa butik otel mi yapılacak şimdilik belli değil.Ömer Erbil ’in Radikal’deki haberine göre, Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı 1697 yılında inşa edildi. Boğazın hatta İstanbul’un en eski sivil mimari örneklerinden biri. Sadrazam Köprülü Fâzıl Ahmet Paşa'nın amcasının oğlu ve Sultan 2. Mustafa'nın sadrazamlarından 'Amcazâde' lakaplı, Hüseyin Paşa tarafından yaptırıldı. Tarihi yalı Osmanlı tarihinde büyük önemi olan Karlofça ve Pasarofça anlaşmasının imzalanmasına şahitlik etti. Sultan 2. Mustafa, Sultan 3. Ahmet ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa da bu yalıda misafir olarak ağırlandı. Bu nedenle Pâdişah ağırlamış ender yalılardan da biri…Mülkiyeti Mülhak Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı’na ait tarihi yalı 55 dönüm araziye sahip. 2007 yılında Ağaoğlu tarafından Restore et-işlet-devret modeliyle 25 yıllığına kiralanan yalının restorasyonuna tam 7 yıldır başlanılamadı.Tabelasında Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü yazmasına rağmen, Vakıflar ‘biz sadece denetleyiciyiz, söz sahibi değiliz’ diyor. Vakıf Başkanı Ahmet Cengiz Köprülü ise, “ihalede en yüksek ücreti Ağaoğlu verdi, restorasyon projesini uygulamak zorunda aksine izin vermeyiz” diyor.Arazinin tamamının 800 dönümden 55 dönüme düştüğünü belirten Köprülü, külliyenin şuan 8 bin 711 metrekare arsaya sahip olduğunu söyledi. Yıllarca içindeki gecekonduları temizlemekle uğraştıklarını anlatan Cengiz, 2 harem binası, divanhane, meşruta ile kuzey yalısının ayağa kaldırılacağını kaydetti.Restitute, röleve ve restorasyon projelerinin bitirildiğini, Koruma Kurulu’nun restitute ve röleve projelerini onayladığını şimdi restorasyon projesi için kuruldan onay beklediklerini ifade eden Cengiz, “Ekpertiz raporunu vakıflara yaptırdık. İhaleye o zaman Koç, Sabancı, Zorlu gibi önemli gruplar katıldı. İhaleyi Ağaoğlu kazandı. 25 yıllığına kiraladık. Toplam 85 milyon lira vakfa kaynak girecek. Şuan her ay 34 bin lira kira geliri getiriyor. 7 yıldır aksatmadan kiramız ödendi” dedi.Ağaoğlu’nun normal konut inşaatı yaptığını restorasyonun özel bilgi ve beceri gerekmez mi sorumuza ise Cengiz şu yanıtı verdi:“17. Yüzyıl mimarisi restore edecek bu çaplı bir restorasyon firması var mı? Ağaoğlu ya da başka bir firma. Kim alırsa alsın ihaledeki şartımız bizim restorasyon projemizin uygulanması. Proje dışında bir uygulamaya ne biz ne kurul izin vermez. Ağaoğlu da isterseniz biz çekilelim noktasına birkaç kez geldi. Çünkü yıllardır kurul ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ndeki bürokrasiden onlarda yıldı. 17. Yüzyıl üslubuna uygun ahşap olarak yapmak zorundalar. Aksi halde sözleşmemizi feshederiz. Bilim heyetimiz var her aşamasını denetleyecek.”Yalının bugünkü değeri yaklaşık 1 milyar dolar. 1893 Rus savaşı sırasında göçmenler bu yalıya yerleştirildiklerinden, yalı tamir olmaz şekilde tahrip oldu. Fildişi kakmayla tezyin edilmiş kapı cepheleri, altın yaldızlı bordürleri, lâlelerle süslü iç mimarisi ile yalı muhteşem bir güzelliğe sahipti. 19. yy. sonunda ise harem tamamen yandı. 1972 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından yalı tamir gördü. Osmanlı devlet adamlarının yalılarının kırmızı olması geleneğine uygun olarak aşı boyalı rengiyle dikkat çekiciydi. Şimdi yalının etrafı tamamen kapatıldı. Kuruldan çıkacak onaya göre restorasyon için gün sayılmaya başlandı.Ali Ağaoğlu proje ile ilgili daha önce tarihi yalının butik otel olarak işletileceğini açıklamıştı. Yakın zamanda bir gazeteye verdiği demeçte ise kendisinin taşınacağını belirtti.T24
Makineye Bulaşık Yerleştirebilen Robotlar
Britanya Bilim Festivali'nde sergilenen bir robotun kısa süre içinde bulaşık makinesine eşya yerleştirebilecek bir aygıt olarak görülebileceği ifade ediliyor. ' Boris ' adı verilen robot, tanımadığı nesneleri insan gibi eliyle kavrama yeteneğine sahip ilk robotlardan biri.Boris, İngiltere'deki Birmingham Üniversitesi tarafından beş yılda 350 bin sterlin harcama yapılarak geliştirilmiş bir robot.Yüzü ve bileklerine yerleştirilen derinlik sensörleri, 10 saniye içinde nesnelerin biçimini tespit ederek robot parmaklarıyla uygun bir tutma yöntemi uygulamasını ve isabetli kol hareketiyle engelleri aşarak hedefe ulaştırmasını sağlıyor.Robotu geliştiren ekibin başında görev yapan Profesör Jeremy Wyatt, Boris'in 'eşya tutmak için değil, nasıl tutacağını öğrenmek için programlandığını' belirtti.Profesör ve uluslararası PacMan projesindeki ekibi, 2015'in Nisan ayına kadar bu robotu 'bulaşık makinesine eşya yerleştirebilir' hale getirmeyi hedefliyor.Profesör Wyatt, 'Mutafak tezgahında olduğu gibi eşyaları dağıtıyorsunuz ve bunları inceleyen robot birini gözüne kestiriyor, tutuyor ve bulaşık makinesine yerleştiriyor' diyerek robotun çalışma mantığını açıklıyor.Boris'e neden mutfak işlerinin verildiği sorusuna ise Wyatt gülerek şu cevabı veriyor:'Bulaşık makinesine eşya yerleştiren robotları bugün için ekonomik ve sosyal bir gereklilik olarak gördüğümden değil tabii. Ama bu, insanın yüzmilyonlarca yıl süren evrimi sonrasında geliştirdiği ve manipülatif yetenek gerektiren tipik insan işlerinden biri. Yani bu işi bir robotun yapmasını sağlayarak gelecekte robotları daha esnek kılmayı ümit ediyoruz.'Sanayi robotlarını birinci kuşak, insansız hava araçları, şoförsüz arabalar ve diğer hareketli robotları ikinci kuşak robotlar olarak değerlendiren Profesör Wyatt, Boris'in üçüncü kuşak robotları temsil ettiğini belirtiyor.Akıllı robot BobFestivalde bilim ekipleri farklı bir akıllı robot olarak Bob'u da takdim ettiler.Boris maharetli ama hareketsiz iken Bob lazerli mesafe sensörleriyle etrafındaki nesnelerin ve insanların varlığını tespit ederek tekerlekleriyle rahatça dolaşabiliyor.Bob'u programlayan ekibin başında bulunan Dr. Nick Hawes bu robotun, 'etrafındaki engellerin yerini gösteren bir ısı haritası çıkardığını' söylüyor.En zoru ise hareket halindeki insanlar. Dr. Hawes, Bob'un insan gördüğünde yavaşladığını ve onlarla arasında koyacağı sosyal mesafeyi gözeterek durduğunu belirtiyor.Bob insan müdahalesi olmadan bir hafta boyunca kapalı bir ortamı keşfedip basit gözlemler yaparak belli görevleri yerine getirebiliyor.Dr Hawes , bu robotta yeni olan şeyin 'bağımsızlık' hali olduğunu ve kısa bir süre önce güvenlik şirketi G4S'te gözetim görevlisi olarak üç haftalık bir staj yaptığını söylüyor.Festivale katılan ekipler uzun vadede bu robotların ofis, hastane, depo gibi ortamlarda insanlarla yan yana çalışmasını sağlamayı hedeflediklerini ve İngiltere'nin 'marifetli el' sahibi robot teknolojisini patentleştirdiğini ifade ediyor.BBC Türkçe
Curiosity Mars'taki Dağa Ulaştı
ABD Uzay ve Havacılık Dairesi NASA'dan yapılan açıklamada, Mars'taki keşif aracı Curiosity’nin Mount Sharp'ın (Keskin Dağ) eteğine ulaştığı bildirildi. Curiosity‘nin gelecek hafta sondaja başlaması bekleniyor.Keşif aracı Curiosity, 2012 yılının ağustos ayında Mars'a inmişti. Misyonun hedefi, Kızıl Gezegen'de bir zamanlar yaşam bulunup bulunmadığını tespit edebilmek için Mars toprağının incelenmesini içeriyor.Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nde Curiosity projesinde yer alan bilim adamı John Grotzinger, “Nihayet uzun süredir hedeflediğimiz bu uzak sınıra ulaştık” dedi.Mount Sharp, antik Gale Krateri'nin içinde yer alıyor. Dağın yüksekliğinin 6 bin metre civarında olduğu belirtildi.© Deutsche Welle TürkçeAFP/AP, BS/EC
İnce ve Feminen Yüze Sahip Olanların Sperm Kalitesi Daha Yüksek
İspanya, Avustralya ve Colombiya’dan bilim insanlarının gerçekleştirdiği yeni bir araştırma maskülen, geniş ve köşeli yüzlere sahip erkeklerin sperm kalitelerinin ince ve feminen görünümlü yüzlere sahip hemcinslerinden daha düşük olduğunu gösterdi.Bilim adamları Evolutionary Biology dergisinde yayınladıkları çalışma için Valencia Üniversitesi’nden 50 erkeğin sperm kalitelerini inceledi ve sper örneği veren tüm deneklerin görünümlerinin “Ne kadar maskülen” olduğunu yüz genişliği, çene hatları ve burun şekli gibi kriterlere dayanarak puanladı.Araştırma neticesinde “Maskülenlik” konusunda düşük not alan deneklerin sperm kalitelerinin diğer deneklerden belirgin bir oranda daha yüksek olduğu görüldü. Uzmanlar bu etkinin fazla testesteron hormonunun sperm üretimini sekteye ...devam: 365haber.org/sağlık
Yeni Türkiye'de Öne Çıkan 11 Gelişme
etiket
Eski Türkiye çok sıkmış olacak ki ısrarla 'Yeni Türkiye'den bahsediliyor. Peki Yeni Türkiye nasıl bir yer olacak? İpuçlarını sizler için derleyip toparladık.
Reklam
Marvel Cinematic Universe(MCU)'ün Çıkarması Heyecanla Beklenen 10 Filmi
1 Mayıs 2015'te vizyona girecek film hem MCU'ya yeni bir yön verecek, hem de Marvel evreninin kapılarını daha da geniş bir şekilde açacak. Zaten Marvel, Guardians of the Galaxy ile farklı evrenleri seyirciye yavaştan kabul ettirmiş durumda. Avengers Age of Ultron'da da bu evrenler söz konusu hale gelebilir. Ayrıca yeni karakterler de izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Scarlet Witch ve Quicksilver yeni filmde Avengers'a katılacak iki isim. Yine ana Avengers karakterlerinden olan Vision da görücüye çıkacak. Ve gelelim ana kahramanımız Ultron'a... Orijinal hikayesinde Hank Pym tarafından yaratılan ve Tony Stark'ın yardımlarıyla geliştirilen, sonradan ise zıvanadan çıkan çılgın robot Ultron Avengers'ın en tehlikeli düşmanlarından biri. Ayrıca Captain America: The Winter Soldier'ın end credits kısmında karşımıza çıkan, yine Avengers'ın azılı düşmanlarından biri olan Hydra lideri Baron Von Strucker da filmde Avengers'ın uğraşması gereken konulardan biri. (Malum elinde Loki'nin asası var.)    Toparlarsak Avengers'ın yeni filmi bomba gibi gelmeye hazırlanıyor. Ayrıca ileride çıkacak Marvel filmleri hakkında da pek çok bilgi edineceğimiz bir film bizleri bekliyor.
Memeler Hakkında Bilmediğiniz 16 Şaşırtıcı Gerçek
2012'deki araştırmalar erkeklerin neden kadınların göğüslerini çekici bulduğunun sebeplerini göstermek istedi. Buldukları cevap ise Evrim'le doğrudan alakalıydı. Erkekler kadınları meme uçlarından uyarınca, kadınlar fiziksel olarak partnerlerine daha çekilmiş ve bağımlı hissediyor.
Reklam
Ozon Deliği Kapanıyor
Dünya Meteoloji Örgütü (DMÖ), güneşin zararlı ışınlarından yerküreyi koruyan atmosferdeki ozon miktarının son yıllarda artış gösterdiğini ve ozon deliğinin kapanmakta olduğunu bildirdi.DMÖ Bilimsel Araştırma Birimi Sorumlusu Geir Braathen, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, DMÖ'nün atmosferdeki ozon miktarı değişimine ilişkin raporunu açıkladı.Atmosferdeki ozon miktarını azaltan maddelerin yavaş yavaş kullanımdan kaldırılmasını amaçlayan 1987 tarihli Montreal Protokolü'nün başarı sağladığına işaret eden Braathen, DMÖ'nün ozon konusunda 4 yıl önce yaptığı son araştırmadan bugüne kadar çok iyi bir gelişme kaydedildiğini söyledi.Braathen, 'Bu raporda ilk kez, toplam ozon miktarında küçük bir artış belirtisi gördüğümüzü ifade ediyoruz. Bu da ozon katmanındaki iyileşmenin başlamış olduğunu gösteriyor' dedi.Yerden 40 kilometre yükseğe çıkıldığında, ozon miktarında gerçekleşen artışın net bir şekilde görülebildiğine işaret eden Braathen, Montreal Protokolü'ne tam olarak uyulması halinde 2050 yılına kadar ozon deliğinin kapanabileceğini kaydetti.BM Çevre Programı'na göre, Montreal Protokolü'ne uyulması halinde 2030'a kadar 2 milyon insanın cilt kanserine yakalanması önlenecek ve pekçok konuda insanların ve yerkürenin yaşadığı riskler azalacak.Muhabir: Murat Ünlü | AA
Dünyada Sadece Ankara'da Karşılaşabileceğiniz 10 Belediyecilik Örneği
etiket
Venedik... Londra.. Paris.. New York... Bütün bu şehirlerin milyonlarca turist toplamasının son derece akılcı sebepleri var elbette. Şu fani hayatımızda türlü çeşit siteye bakıp, paraları denkleştirip bu beldelere bir ziyaret gerçekleştirmek istiyorsak işte göreceğimiz tarihi ve kültürel yapılardır, başka yerde eşine rastlanmayacak gusto zevklerdir, sevdiceği romantik bir atmosfere sürükleyerek benzersiz bir tecrübe yaşama sevdasıdır bunun gibi türlü çeşit öğenin elbette payı var. Gerçekteyse Ankara'ya haksızlık yapıyoruz. Ankara bize eşsiz bir yaşam tecrübesi, her gün zihinsel kalıplarımızı zorlayan yepyeni eserler, başka hiçbir yerde karşımıza çıkmayacak fırsatlar veriyor. Bardağına musluk suyu dolduran sevdiceğinin elinden o bardağı kapan adamın kahramanlığını, aniden çökme tehlikesi geçiren yollardaki o müthiş hayatta kalma savaşının verdiği özgüveni, bir metro istasyonunda yağmur altında yürüyüş yapma keyfini, girdiğiniz tüneldeki o harikulade kanal sefasını küçümsemek kimsenin haddi değil. Ankara milyonlarca turist hak ediyor. Çünkü Ankara bizlere başka hiçbir yerde bulamayacağımız bir tecrübe sunuyor.
Evcil Hayvan Astım Riskini Azaltıyor
Almanya'da yapılan bir araştırmada, evcil hayvanlarla uyuyan çocuklarda astım riskinin azaldığı gözlemlendi.Münih’teki ‘Helmholtz Zentrum’ araştırma merkezinde, bilim insanları doğumundan itibaren yaklaşık 2 bin 500 çocuğun sağlık durumunu 10 yıl boyunca inceledi.Çocukların yarısından fazlası doğumu izleyen üç ay boyunca bir evcil hayvanın yanında uyudu. Hayvan tüyünün astıma olumsuz etkisini araştıran bilim insanları, evcil hayvanların yanında uyuyan çocukların 6 yaşına geldiğinde astım riskinin yüzde 79 azaldığını gördü.10 yaşına geldiklerinde de astım riskinin yüzde 41'e kadar indiği ortaya çıktı. Olumlu etkinin hayvan postu üzerinde uyuyan çocuklarda da görüldüğü belirtildi.Araştırmanın sonuçları Münih'te düzenlenen Avrupa Solunum Derneği Kongresi'nde sunuldu.Daha önce Finlandiya'da yapılan bir araştırma da doğumu izleyen 12 ay boyunca kedi ya da köpekle büyüyen çocuklarda kulak enfeksiyonu ile solunum yolu enfeksiyonları riskinin yüzde 30 azaldığını göstermişti.Kaynak: AA
Reklam
Stonehenge'in Esrarı Çözülüyor
İngiliz arkeologlar Stonehenge anıtının altındaki ve çevresindeki topraklara ait şimdiye kadarki en ayrıntılı haritayı açıkladı.Arkeologlar çok farklı cihazlarla zeminin üç metre derinliğini taradı. İlk veriler anıtın tek bir yapı olmadığını ve çevresinde 17 tapınak daha bulunduğunu gösteriyor.İngiltere'nin Wiltshere kentinde bulunan ve geçmişi milattan önce 8000 yılına kadar dayanan Stonehenge taş çemberinin tam olarak ne amaçla kullanıldığı hâlâ bilinmiyor.Elde edilen kapsamlı verilere dayanılarak Stonehenge anıtının zaman içinde nasıl değiştiğinin ortaya çıkarılması bekleniyor.Araştırmanın ortaya çıkardığı sürprizlerden biri, Durrington Walls'da bulunan ve 1,5 km. genişliğindeki 'süper anıt'ın bir parçasını oluşturan 60 kadar dev taş veya sütunun izlerinin keşfi oldu.İngiltere Bilim Festivali'nde konuşan, proje başkanı ve Birmingham Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Vincent Gaffney, 'Son dört yıldır bu hayret uyandıran anıta bakıp etrafında neler bulunduğunu anlamaya çalışıyoruz. Burası gerçekten de özel kişilerin gelebileceği, ayrıcalıklı bir yer miydi konusu, en temel soru olarak hep karşımızdaydı.' dedi.Araştırma ekibinin 12 kilometre kareyi kapsayan üç boyutlu haritası, durumun böyle olmadığını ortaya çıkardı.Araştırmacılar tüm alanı yüzeyin farklı derinliklerinde tarayabilmek için altı değişik teknik kullandı. Kullanılan cihazlar arasında mıknatıs ölçer, yer radarı ve üç boyutlu lazer tarayıcı gibi gereçler vardı.Leicester Üniversitesi araştırmacılarından Nishad Karim de, 16. yüzyıla ait Tudor mezarlarını yeniden oluştururken benzer bir yöntem kullanmıştı.Karim, BBC'ye yaptığı açıklamada 'Yeraltı Görüntüleme Cihazı ve diğer teknikler kullanılarak, toprağın derinlikleri açıkça görülebildi ve binlerce yıl önceki uygarlıkların neye benzediği keşfedildi.' dedi.Bölgedeki sayısız tümsekten birinin altında 33 metre uzunluğunda ve 6000 yıllık bir ahşap bina olduğu saptandı. Bu binanın geleneksel gömme törenlerinde ve büyük olasılıkla ölülerin kemiklerinin etten ayrılması gibi geleneklerin yerine getirilmesinde kullanıldığına inanılıyor.Araştırma ekibindeki bir diğer kurum olan Ludwig Boltzmann Enstitüsü müdürü Prof. Wolfgang Neubauer, 'Yapıda üç sıra çatı taşıyıcı direk var. 300 metrekarelik bir alana yayılmış ve hafif ikizkenar yamuk şeklinde. Bu ilginç bir nokta, zira, Avrupa kıtasında da, o dönemden 100-200 yıl önce, dev taşlarla ilişkili benzer ikizkenar yamuk yapı örnekleri görüyoruz.' dedi.Stonehenge civarındaki tümseklerde, anıtla hemen hemen aynı yaşlarda 17 dini anıt ve yapı bulunduğu belirlendi.Bütün bu ilk bulgular, araştırmacıların verileri daha derin incelemeleri ardından zamanla açığa çıkarılacak olan bölgenin karmaşık tarihine ve değişimine işaret ediyor.BBC
KA.DER: CHP Kotayı Kadın Adayların Aleyhinde Kullandı
KA.DER, CHP Parti Meclis seçimlerinde kadınlar için konan 'cinsiyet kotası'ndan üç erkeği gösterip iki kadının elenmesini kınayarak yöneticilerden haksız uygulamanın düzeltilmesini talep etti.KA.DER, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Parti Meclis seçimlerinde kadınlar için konan 'cinsiyet kotası'ndan üç erkeği gösterip iki kadının elenmesini kınadı.KA.DER, açıklamasında eşit temsil ilkesini ihlal eden bu haksız uygulamanın düzeltilmesini talep etti.'Sosyal demokrat bir siyasi parti olma iddiasındaki CHP, Parti Meclisi seçiminde 'cinsiyetçi kadın kotası'nı erkek egemen bakış açısıyla değerlendirmiş ve kotayı kadın adayların aleyhinde kullanmıştır.'CHP, oldukça karmaşık gibi görünen bir taktikle aslında tüzüğünde yer alan ve kadın temsiliyeti için konan yüzde 30 'cinsiyet kotası'nı tüzükte erkek ve kadın denmediği için erkekler lehine kullandı.Sistem şu şekilde işledi:CHP’de 60 kişilik Parti Meclisi listesinin sekiz kişisi “Bilim Yönetim ve Kültür Platformu” olarak seçiliyor. Bu platformun seçimlerinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu toplam 12 aday gösteriyor. Delegeler de bu 12 adaydan sekizini seçerek, Parti Meclisi’ne taşıyor.Kılıçdaroğlu dokuz kadını aday olarak gösterdi. Bu isimler şöyle: Emel Yıldırım, Elfin Tataroğlu, Ayşe Nilden Postalcı, Gülsün Bilgehan, Ayşe Eser Danişoğlu, Gaye Usluer, Selin Sayek Öke, Seyhan Erdoğdu, Ayşin Tektaş Keskin.Dokuz aday kadın olunca yüzde 30 kota doldurulacağı için kalan üç aday Mehmet Bekaroğlu, Sencer Ayata ve Burhan Şenatalar olarak gösterildi. Ancak bu üç erkek aday, seçilmeleri garanti olsun diye yüzde 30 cinsiyet kotasına dahil edildi. Böylece az oy alsalar bile kota sistemi nedeniyle seçilmiş olacaklardı.Böylelikle 1119 delegenin oy kullandığı seçimde en az oy alan isim Mehmet Bekaroğlu, kendisinden daha fazla oy alan Genel Başkan Yardımcısı Emel Yıldırım’ın önüne geçerek Parti Meclisi'ne girdi; Yıldırım ise meclis dışı kaldı.Aynı şekilde 683 oy alan Ayşe Nilden Postalcı liste dışı kalırken, 624 oy alan Sencer Ayata listeye girdi.Yani dokuz kadın adaydan beşi ve üç erkek PM'ye girmiş oldu.KA.DER açıklamasında şöyle dedi:'Ayşe Nilden Postalcı ve Emel Yıldırım'ı liste dışı bırakan anlayış, CHP'de uygulanmakta olan kadın kotasını üst sınır olarak kabul edip, PM'ye daha fazla kadın alınmasını engelleyen eril zihniyetin sonucu.'Oysa sözü edilen kota Parti Meclisi'nde yer alması gereken kadın sayısının alt sınırını kritik eşik olarak belirlemeli.'Yerel seçimlerde tüzüğündeki yüzde 33 kadın kotasını uygulamayıp yüzde 10‘a bile ulaşmayan CHP yönetimi, Parti Meclisi seçiminde söz konusu erkekler olunca çok hızlı bir çözüme imza atarak erkek egemen bir parti olduğunu bir kez daha gösterdi.' Bianet
İsteyen Kriptolu Cep Telefonu Kullanabilecek
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK’ın sivillere yönelik kriptolu telefon projesini yürüttüğünü bildirerek, 'İsteyen kriptolu cep telefonu kullanabilecek' dedi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, devletin zirvesinin kullandığı kriptolu telefonların dinlenmesinin ardından yeni kriptolu telefonlar hazırlandığını belirtti. Yazılımı ve donanımı değiştirilen yeni kriptolu telefonların yılbaşında devletin üst yöneticilerine dağıtılacağını açıklayan Işık, yılbaşından sonra devlet yöneticileri için 'yeni nesil' kriptolu telefonlar için yeni bir çalışma başlayacağını kaydetti.Bakan Işık, hukuksuz dinlemelerin bir örgütün işi olduğunu ifade ederek, kripto yazılımını yapanla dinlemeyi yapanın örgütsel işbirliği olmadan dinlemesinin mümkün olmadığını belirtti. Bakan Işık, hukuk devletinde yasadışı dinlemeyi kimsenin mazur ve meşru gösteremeyeceğini vurguladı.Sivillere de kriptolu telefonGündelik hayatta kullanılan cep telefonlarının dinlenilmemesine yönelik güvenlik tedbirlerinin olmadığını belirten Işık, kriptolu telefonların ise güvenlikli olduğunu ifade etti.Sivillerin özellikle de ticari şirketlerin güvenli görüşme için kriptolu görüşmeleri tercih ettiğini aktaran Bakan Işık, 'TÜBİTAK’ın sivil kullanıma yönelik cihaz üretim çağrısını çok önemsiyoruz. Herkesin kolaylıkla dinleyemeyeceği bir yapı oluşturmak istiyoruz. Buna yönelik olarak TÜBİTAK bir çalışma başlattı. Hiçbir iletişim yüzde 100 güvenli değildir. Buna karşılık, en güvenli görüşmeler kriptolu telefonlarla yapılıyor. Sivillerin talebiyle bunu yaygınlaştırmak istiyoruz. İsteyen kriptolu cep telefonu kullanabilecek' ifadelerini kullandı.AA
Reklam
50 Milyon Yıllık Karınca!
Bilim insanları, amber içerisinde günümüze kadar bozulmadan kalmış 50 milyon yıllık bir karınca ve onun başında parazit olarak yaşamış mayt (akar) buldu.İngiltere merkezli bilim dergisi Biology Letters'ın haberine göre, Berlin'deki Leibniz Enstitüsü'nde yer alan Doğa Tarihi Müzesi eklembacaklılar uzmanı Jason Dunlop önderliğindeki araştırma ekibi, gelişmiş tarayıcı ve kimyasallar ile amber içinde bozulmadan bulunan canlıların tam 50 milyon yıl yaşında olduğunu belirledi.Rusya'nın Kaliningrad bölgesinde, bir ağaç reçinesinin içine gömülmüş halde bulunan iki fosilin, karınca ve akarlar arasındaki en eski ortak yaşam örneklerinden birisini gösterdiği belirtildi.Araştırmaya göre, 54-38 milyon yıl önceki zaman aralığı Eosen'de yaşamış bu iki canlı, günümüzdeki benzer organizmalarla aynı özelikleri gösteriyor. Dergiye konuşan Jason Dunlop, 'Keşif önemli çünkü bu parazit akarlar ile karıncalar arasındaki ortak yaşam, günümüzde hala sürüyor. Amberin içindeki görüntü, iki canlının bundan 50 milyon yıl önce de aynı ortaklığı sürdürdüğünü gösteriyor. Karıncanın başındaki akar, mesostigmatids adı verilen ve fosillerde hayli nadir rastlanan bir tür' dedi.Akarlar, kalbi ve ciğerleri olmayan karıncaların 'hemolymph' adı verilen renksiz kanlarından beslenerek parazit bir yaşam sürdürebiliyor. Bitkilerden salınan reçine veya çeşitli sıvıların katılaşmış hali olan amberlerin içinde milyonlarca yıl öncesine ait canlılar mükemmel bir şekilde korunabiliyor. Eosen döneminde yaşanan iklim değişiklikleri, donan kutuplar, akıntılardaki yön değişiklikleri ve zorlu hava olayları sebebiyle dünya üzerinde yaşayan canlı türlerinin yüzde 20'sinin yok olduğu sanılıyor.GÖKHAN ÖZTÜRK - Zaman
Reklam
Milli 'Lazer Silahı' Projesinde İkinci Aşamaya Geçildi
Geliştirdiği yüksek teknolojili ürünlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin vurucu gücünü artıran Bilim, Sanayi Teknoloji Bakanlığı'na bağlı çalışan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ( TÜBİTAK ), savunma sanayisinde devrim yapacak yeni bir projeye öncülük ediyor.TÜBİTAK'ın dünyada sadece sayılı ülkelerde bulunan lazer silahın geliştirilmesi için başlattığı projenin diğer ortakları ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi . Savunma sanayisinde büyük devrim olacak lazer sistemi, TÜBİTAK'ın yüksek bütçeli çalışmaları arasında yer alırken, Milli Savunma Bakanlığı da projeyi yakından takip ediyor. Türkiye'nin önemli kurumlarını bir araya getiren proje için TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi ( BİLGEM ), TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ( MAM ), TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü ( UME ) ve Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi ( UNAM ) birlikte çalışıyor.Türk mühendisler, ülkelerin savunmasında geleceğin teknolojik silahı olarak tabir edilen ' lazersilahlar' için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Yüksek GüçlüLazer Sistemi (YGLS) Projesi'nin bütçesi 120 milyon lira olarak planlanıyor. Bu yılın başında hız kazanan çalışmalarda birinci altı aylık dönem tamamlandı. Yüksek güçlü lazersistemlerinin yerli olarak geliştirilmesi için başlatılan projede, tasarım aşamasına geçildi. Proje için tedarik faaliyetleri devam ediyor.Dünyada sayılı ülkelerde var olan teknolojiyle 6 yıl içinde 2 ayrı lazer silah geliştirilmesi hedefleniyor. Proje yöneticisi kuruluş olan TÜBİTAK BİLGEM, proje sonunda kullanılabilecek 2 yüksek güçlü lazersisteminin, istenen teknik özelliklerde üretilmesinden sorumlu olacak. Lazer sistemi ile kara, deniz ve havada tehdit unsuru oluşturan hedefler algılanacak, takip edilecek ve lazerle etkisiz hale getirilecek. Yüksek Güçlü Lazer Sistemi Projesi kapsamında geliştirilecek silahlar; insansız hava araçları, seyir füzeleri ve havan mühimmatlarına karşı kullanılabilecek.Kaynak: AA
Uzay İstasyonundaki HD Kameralar ile Yeryüzü Bir Başka Güzel
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)'nın Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)'ye yerleştirdiği 4 yüksek çözünürlüklü (HD) kamera ile Dünya'nın eşsiz güzellikteki görüntülerinin canlı yayını sürüyor.Yüksek Çözünürlüklü Yeryüzü Görüntüleme (HDEV) olarak adlandırılan deney kapsamında, Mart ayından bu yana uzay istasyonunun HD yayınını http://eol.jsc.nasa.gov/HDEV/ adresinden milyonlarca kişi izledi.Değişik ısı ve zorlu radyasyon koşullarına rağmen 720p çözünürlükte yayın yapılırken, UUİ ekibinin radyo bağlantısı üzerinden gerçekleştirdiği telsiz görüşmeleri de yayınla birlikte izleyicilere ulaştırılıyor. Canlı yayın sırasındaki karanlık görüntü, UUİ'nin gece döngüsü içinde olduğunu gösteriyor. Bu, her 90 dakikada bir tekrarlanıyor ve 40 dakika sürüyor. Eğer görüntü gri ise bu kameralar arasında geçiş yapıldığı anlamına geliyor.İki yıl devam edecek bu test süresince kamera donanımının uzayın zorlu şartlarına ne kadar dayandığı ve nasıl işlediği tespit edilecek. Görüntü kalitesini inceleyen NASA'daki bilim insanları, gelecekteki görevlerde hangi kameraların etkin bir şekilde kullanılabileceğine karar verecek.Yerden ortalama 350 kilometre yükseklikteki rotasında ilerlemeye devam eden ve halen boşluktaki tek faaliyet alanı olan UUİ, 16 ülkenin desteğiyle ayakta duruyor. Rusya'ya ait olan Mir İstasyonu'nun görevine 2001 yılında son verilmişti.Zaman
Anadolu İnsanının DNA'sı Çıkarılacak
Kahramanmaraş'taki Direkli mağarasında yürütülen kazılarda ortaya çıkan insan kemiklerinden alınacak örneklerin DNA analizi yapılacak. Kemikler, Anadolu insanının gen yapısına ilişkin ipucu verecek.Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek'in'in girişimiyle, Kahramanmaraş merkeze bağlı Döngel mahallesinde 2007'de başlayan kazı devam ediyor.Erek'in başkanlığında yürütülen çalışmalara, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra üniversite öğrencileri de katılıyor.Bu yılki kazılarda bulunan insan kemikleri, DNA analizi yapılmak üzere ABD'deki bir merkeze gönderilecek.DNA analiziyle, Anadolu insanı ve bölge arkeolojisine ilişkin önemli bilgilere ulaşılacağı tahmin ediliyor.Yrd. Doç. Dr. Erek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Direkli mağarasında yürütülen kazılarda kent ve Anadolu arkeolojisine yönelik çok farklı bilgiler elde ettiklerini söyledi.Kazılarda ortaya çıkan bulguların kendilerini M.Ö 14 bin yıla kadar götürdüğünü anlatan Erek, mağaranın, Anadolu ve Arap Yarımadası'nın kesişme noktasında bulunduğunu anımsattı.Direkli mağarasının aynı zamanda göç yolu üzerinde yer aldığını aktaran Erek, 'Burası, insanların belirli dönemde iskan ettiği bir yerleşim yeri. Besin kaynağı bol olduğu için tercih edildiğini tahmin ediyoruz. Mağarada en çok kaplumbağa ve dağ keçisi kemiğine rastladık. Bulgular bize en fazla bu hayvanların tüketildiğini gösteriyor' dedi.Erek, mağaradan çıkan insan kemikleriyle genetik araştırmalara başlanacağını vurguladı.Kemiklerin ABD'deki bir merkezde inceleneceğini anımsatan Erek, şöyle konuştu:'Bu çalışma bize bölgede yaşayan insanların genetik özelliklerinin ne kadarlık bir alana yayıldığını gösterecek. İnsanların Anadolu'ya dışarıdan geldiği söylenir. DNA analiziyle Anadolu kültürünün dışarıya gidip gitmediği konusunda fikir sahibi olacağımızı düşünüyorum. Gen tahlili birçok konuyu daha iyi anlamamızı sağlayacak. Dolayısıyla elde edilecek sonuçların geçmişe ilişkin önemli ipucu vereceğini inanıyorum.'Direkli MağarasıKahramanmaraş'a 65 kilometre uzaklıktaki Döngel köyündeki Direkli mağarasındaki çalışmalara 1959'da yaptığı araştırmayla ilk kez ışık tutan isim Prof. Dr. Kılıç Kökten oldu. Kökten'in yazdığı bir makaleden yola çıkılarak yürütülen çalışmalar doğrultusunda bölgede önemli gelişmeler kaydedildi. Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Cevdet Merih Erek'in başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında, 4 yıl önce bulunan ana tanrıça figürü, dünyanın birçok ülkesinde meraklıları tarafından ilgiyle karşılandı.Kaynak: AA
CHP'nin Parti Meclisi Kesinleşti
CHP'de Çankaya İlçe Seçim Kurulu itiraz edilen Parti Meclisi listesine ilişkin beklenen kararı verdi. Karar uyarınca Mehmet Bekaroğlu ve Sencer Ayata 'cinsiyet kotası' gereği Parti Meclisi'ne girdi.CHP'de tüzüğün gereği olan 'cinsiyet' ve 'gençlik' kotalarının nasıl uygulanacağı konusunda çıkan anlaşmazlık nedeniyle yaşanan gerileme ilçe seçim kurulu son kararı verdi. Karar uyarınca Mehmet Bekaroğlu ve Sencer Ayata 'cinsiyet kotası' gereği Parti Meclisi'ne girdi. Cinsiyet kotası uygulaması nedeniyle seçimlerde 60 kişilik PM'ye girmek için yeterli oyu alan Ali Özcan ise liste dışı kaldı, yerine kendisinden daha az oy almış Sera Kadıgil girdi.Çankaya Yüksek Seçim Kurulu'nun verdiği bu kararla bundan sonraki itirazlar ancak 'tam kanunsuzluk' gerekçesiyle YSK yapılabiliyor fakat YSK, CHP'nin cinsiyet ve gençlik kotası koymasından beri yapılan tüm itirazları esası görüşmeden reddetmişti. Cinsiyet kotasındakı kesin karar ile Kılıçdaroğlu'nun yakın çalışma arkadaşlarından Genel Başkan Yardımcısı Emel Yıldırım liste dışı kalmış oldu.Bekaroğlu ve Ayata PM'deCHP'nin kesinleşen PM listesi şu şekilde: Sera Kadıgil, Sena Kaleli, Ercan Karakaş, Haluk Koç, Ümran Köksüz, Bülent Kuşoğlu, Nihad Matkap, Ekrem Kerem Oktay, Gülseren Onanç, Kadir Gökmen Öğüt, İrfan Önal, Yasemin Öney Cankurtaran, Durdu Özbolat, Murat Özçelik, Tuncay Özkan, İhsan Özkes, Engin Özkoç, Faik Öztrak, Serpil Öztürk, Şafak Pavey, Şenal Sarıhan, Mehmet Ali Susam, Sezgin Tanrıkulu, Gürsel Tekin, Zekeriya Temizel, Bülent Tezcan, Erdoğan Toprak, Halit Toraman, Elif Uzunşimşek, Hüseyin Yaşar, İdris Yıldız, Candan Yüceer, Alaattin Yüksel, Gürkut Acar, Onursal Adıgüzel, Veli Ağbaba, Ezgi Akar, Yakup Akkaya, Zeynep Altıok, Enis Berberoğlu, Tekin Bingöl, Rana Bozkurt, Volkan Canalioğlu, Cemal Canpolat, İlhan Cihaner, Aytun Çıray, Gül Çiftçi, Zeki Eker, Ahmet Ertuğrul, Levent Gök, Didem Gültekin, Fevzi Gümüş, Sencer Ayata, Mehmet Bekaroğlu.SoL
Reklam