Bilim, Kansere Karşı Başlattığı Savaşı Adım Adım Kazanıyor
Tıbbi gelişmelerin hızla arttığı çağımızda, en çok sorulan sorulardan birisi 'eğer bilim ve tıp bu kadar geliştiyse, neden insanlar hala kanser yüzünden ölüyor?' oluyor. Bu sorunun cevabı oldukça karmaşık, fakat bir o kadar da kesin: Bilim, kansere karşı başlattığı savaşı kazanmak üzere.
Yayından Kaldırılmasına Anlam Veremediğimiz 25 Dizi
2517 yılında bir uzay gemisinde görev alan 9 kişinin maceralarını anlatan, Joss Whedon imzalı dizi bir çok kesim tarafından TV tarihinin en iyi bilim-kurgu dizisi kabul edilmesine rağmen 14. bölümün sonunda yayından kaldırıldı. Dizinin Serenity adlı bir devam filmi de bulunmakta.
Nobel Kimya Ödülü Nanoskopi Araştırmasına Gitti
Nobel kimya ödülü iki Amerikalı ve bir Alman araştırmacıya gitti.Bilimadamları, dokuların moleküler yapısına inen süper güçlü bir mikroskop geliştirdikleri için ödüle layık görüldü.Ödülü paylaşacak olan 54 yaşındaki Eric Betzig ABD'nin Virginia eyaletinde Howard Huges Tıp Enstitüsü'nde, 61 yaşındaki William E. Moerner California'da Stanford Üniversitesi'nde ve 51 yaşındaki Stefan Hell ise Almanya'nın Göttingen kentinde yer alan Max Planck Biyofizik Kimya Enstitüsü'de ve Heidelberg'deki Alman Kanser Araştırmaları Merkezi'nde görevli.Nobel jürisi, üç bilimadamının geliştirdiği mikroskop sayesinde hastalıkların araştırılması ve ilaç tasarımında devrim niteliğinde bir ilerleme sağlandığını açıkladı.Jüri, çığır açan çalışmanın mikroskop teknolojisini ''nano-boyuta'' taşıdığını söylüyor.Nanoskopinin günümüzde dünya çapında kullanılır hale geldiğini söyleyen Nobel jürisi üç araştırmacının çalışmasından bütün insanlığın her gün faydalandığını belirtiyor.Ayrı ayrı çalışan üç bilimadamı optik mikroskoplardaki teorik limiti aşmayı başardı. Geliştirdikleri aletten önce bilim dünyası bir görüntünün çözünürlüğünün 200 nanometreyi (bir metrenin 200 milyarda birini) geçemeyeceğine inanıyordu.Üçlünün geliştirmeyi başardığı nanoskopik görüntüler ise bundan daha derinlemesine inen bir çözünürlük sunuyor.Nanoskopi sayesinde bilimadamları yaşayan hücrelerin içinde tek bir protein molekülünü gözlemleyebiliyor.Sekiz milyon İsveç kronou (1,1 milyon Amerikan doları) tutarındaki ödül üçlü arasında paylaşılacak.Nobel geleneği uyarınca sahipleri şimdi açıklanan ödül, Alfred Nobel'in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık'ta resmen takdim edilecek.BBC Türkçe
Google Glass Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Özellik
Google Glass dünya devi Google tarafından geliştirilen muhteşem bir teknoloji ürünü. Google Glass sadece bir gözlüğün çok ötesinde. Henüz piyasaya çıkmadan bu yeni teknolojik oyuncak hakkında bilmeniz gerek 10 önemli özelliği sizler için araştırdık.Gözlükten esinlenilerek dizayn edilen Google Glass’ta bir hoparlör, kamera ve görüntü izlemeye yarayan bir görüntü haznesi mevcut. Teknik özellikleriyle teknoloji sevenlerin yüzünü güldüren bu cihaz, 5 mega piksel kamera, 16 GB dahili hafıza, Wifi, Bluetooth gibi özelliklere sahip. Pil ömrü yaklaşık 24 saattir. Google Glass’ın en fantastik yönü kulaklığa gerek duymadan duyma imkanı sağlamasıdır çünkü bilim insanlarının gerçekleştirdiği teknolojik bir buluş sayesinde ses kafa kemiklerine çarparak iç kulağa kadar ulaşabilmektedir.Bu daha başlangıç… Google Glass’da bunlardan çok daha fazlası var. Neler mi? Cevapları aşağıda;1. Küçük (ama güçlü) DonanımProject Glass mühendislerinin bu kadar özelliği bu denli küçük bir aygıta nasıl yükleyebildikleri gerçekten inanılmaz! Google Glass bu küçük kasasında bluetooth, Wi-Fi, GPS, speaker, kamera, mikrofon ve touchpad gibi özellikler barındırıyor. Ayrıca istediğiniz veriyi size gösteren parmak büyüklüğünde bir ekran mevcut.2. Sesli Komut Alabilme ÖzelliğiTüm bu donanım bir araya gelmesi elbette bir sebep yüzünden. O da sesli komut özelliği. Google Glass’ı en ilgi çekici yapan özelliklerinden birisi bu. Google Now ile bağlantıda olan tümleşik mikrofonu sayesinde her hangi bir sorunuz arama motoruna sorgu olarak gönderilebilir.Google Now özelliğini aktive etmek için “Okay Glass” demeniz gerekiyor. (Ne yazık ki şu anda Türkçe desteklenmiyor). Google Now ile sesli komut alma özelliğini aktifleştirdikten sonra istediğiniz komutu söylüyorsunuz. Söyleyeceğiniz komut sadece arama motoru için bir sorgu olmak zorunda değil. Video veya fotoğraf çekmek de sesli komut özelliği ile mümkün. Daha fazla komutun sürekli olarak ekleneceği söyleniyor.3. Hayatı Donduran TeknolojiGoogle Glass sayesinde insanların an’ı dondurabilecek ve harika fotoğraflar ve videolar çekebilecekler. O mükemmel an’ı yakaladıktan sonra etrafta fotoğraf makinesi arama derdi artık yok. Sadece “Take a Photo” demeniz yeterli. Gözünüzlü o anda gördüğünüz kareyi ölümsüzleştirmek bu kadar kolay. Hayal gücünüzü zorlarsanız bu özelliğin altında daha çok şey çıkar.4. Konferans Görüşme ve WebcamVideo kaydetme özelliği bulunan Google Glass aynı zamanda bir webcam görevi de görebiliyor. Akıllı telefonunuzun veya her hangi bir yerde bulunan data bağlantısını kullanarak Google Glass’ı bir webcam’e çevirebilir ve örneğin Google Hangout ile grup görüşmesi gerçekleştirebilirsiniz. Üstelik bir masada oturmanıza gerek kalmadan. Ayrıca sesli komut özelliği ile söylediklerinizi yazıya çevirip bir text mesajı olarak gönderebilirsiniz.5. Kaybolmanız İmkansızGoogle Glass, üzerinde gelen GPS özelliği sayesinde Google Maps’ı kullanarak sizi istediğiniz yere götürebilir. Akıllı telefonlarda da bulunan bu özelliği Google Glass ile çok daha rahat kullanabilirsiniz çünkü arabada seyir halindeyken veya yürürken ve hatta bir dağa tırmanırken sadece gözünüzdeki ekrana bakmanız yeterli.6. Yabancı Yerleri KeşfedinGoogle arama motorunun gücünü kullanarak hiç bilmediğiniz yabancı bir ülkede, dilini konuşamasanız bile Google Glass size yardımcı olacaktır. Döviz veya her hangi bir birim çevirici ve İngilizce olarak sorduğunuz her hangi bir soruyu bulunduğunuz ülkenin diline çevirme özelliklerini kullanabilirsiniz. Ayrıca bulunduğunuz bölgedeki en iyi restoranlara, gezilecek yerlere veya bölgenin tarihine birkaç sorguyla ulaşabilirsiniz.7. Canlı BildirimlerGoogle Now sizi bundan böyle evinizden iş yerinize doğru çıkarken karşılaşacağınız kötü trafik konusunda uyarabilir veya tuttuğunuz takımın maç sonucunu anında size söyleyebilir. Ayrıca Google Now size uçuş biniş kartınızı, bir sonraki toplantınızı, otel veya restoran rezervasyonunuzu gösterebilir veya eşinizin doğum gününü hatırlatabilir.8. Farklı Platformlarla UyumlulukGoogle Glass sadece Anroid telefonlarla değil aynı zamanda iphone ile de çalışabiliyor. İçerisindeki GPS üzerinden alınabilecek veriler dışında Google Glass ile veri almak veya göndermek için kablosuz veya mobil bir bağlantıya ihtiyacınız var. Akıllı telefonunuzla Google Glass’ı pair yaparsanız sosyal medya hesaplarınıza gelen bildirimleri Glass ile anında alabilirsiniz. Bu sayede elinizdeki başka bir işle uğraşırken, akıllı telefonunuzu kontrol etmenize gerek kalmaz ve konsantrasyonunuz bozulmaz.9. Tasarım Harikasıİyi bir teknoloji iyi bir tasarım olmadan ne işe yarar? Google Glass sadece 36 gram ve harika bir tasarıma sahip. Shale, Tangerine, Charcoat, Cotton ve Sky adında 5 farklı renk seçeneği mevcut. Tüm yüz tiplerine uyabilmesi için malzemesinin esneyebilme kabiliyeti oldukça yüksek. Özellikle ekran ve lens bölümlerinde değişiklik yaparak cihazı farklılaştırmak mümkün. Şimdiden gözlük sektöründeki dünya markaları, Google Glass tasarımını kendilerine özgü hale getirmeye çalışıyorlar.10. Çıkmasına Çok Az Kaldı (fiyatı ne olacak?)Google firması Glass’ı ilk olarak Google I/O konferansında yazılım geliştiricilere sundu. Belirlenen fiyat ise1500 dolar civarındaydı. 2014 yılının sonunda son kullanıcı için beklenen fiyat da bu seviyelerde. Şu an için yazılım geliştiriciler dışında Glass satılmıyor.
Reklam
Nobel Fizik Ödülü Mavi LED Işıklarına
2014 Nobel Fizik Ödülü, mavi LED ışıklarını icat eden üç Japon profesöre verildi.'Işık yayan diyot' (LED) ışıkları, Profesör Isamu Akasaki, Hiroşi Amano ve Şuji Nakamura tarafından icat edildi.Ödülü kazanan bilim insanlarına yaklaşık 2 milyon 450 bin Türk Lirası tutarında ödül verilecek.Haberi Japonya'da uyanır uyanmaz aldığını söyleyen Profesör Şuji Nakamura, basın toplantısında 'Bu inanılmaz bir his' şeklinde konuştu.Nobel Vakfı, icadın kullanışlılığını dikkate alarak ödüle layık görüldüğünü belirtti.Pazartesi günü açıklanan Nobel Tıp Ödülü beynin yer belirleme sistemini keşfeden araştırmacılar Profesör John O'Keefe ile May-Britt Moser ve Edvard Moser'a verilmişti.BBC Türkçe
Reklam
Nobel Tıp Ödülü Sahiplerini Buldu
ABD'li John O'Keefe ile Norveçli araştırmacı çift May-Britt ve Edvard Moser, bu yıl Nobel Tıp Ödülü'nü paylaştı. Bilim insanları beyinde dâhili navigasyon sistemi işlevi gören hücreler keşfetmiş, sözkonusu hücrelerin yön tayininde önemli rol oynadığı kanıtlanmıştı. Nobel Tıp Ödülü'nün bu yıl 870 milyon euro değerinde olduğu belirtildi. 2014 Nobel ödüllerini kazananlar, bu hafta içinde duyuruluyor. Yarın fizik, çarşamba günü kimya, merakla beklenen barış ödülünün sahibi ise cuma günü açıklanacak.Haftaya pazartesi günü ekonomi ödülünün sahibi belli olacak. Edebiyat ödülünün açıklanacağı gün henüz kesinleşmedi. Gözlemciler bu alandaki ödülün sahibinin geleneklere uyularak perşembe günü belli olmasını bekliyor.Nobel Ödülleri, Alfred Nobel'in ölüm tarihi olan 10 Aralık'ta törenle sahiplerine sunulacak.  Nobel tıp ödülüne geçen yıl insan hücrelerindeki temel taşıma işleminin veziküller (kesecikler) yardımıyla gerçekleştirildiğini saptayan Alman Thomas Südhof ile Amerikalı meslektaşları James E. Rothman ve Randy W. Schekman layık görülmüştü.Deutsche Welle Türkçe
Optik İllüzyon ile Görünmezlik!
“Görünmezlik” pek çok bilim kurgu öğesine ilham olmuştur: casus filmleri, bilgisayar oyunları ve çizgi filmler gibi. University of Rochester’dan araştırmacılar tam olarak görünmezliğin sırrını keşfetmeseler de optik illüzyonlar sayesinde benzeri bir sistem elde etmeyi başardılar.Basitçe anlatmak gerekirse, normal lenslerden bir düzenek kuran bilim adamları iki lens arasına girin cisimlere giden ışık dalgalarını büküp cismin etrafından dolaşmasını sağlayarak cismi “arka plan görünmesine rağmen” görünmez kılmayı başardılar. Elbette bu hal sadece lenslerin içinden bakarken geçerli.Videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.
'Ebola Bir Aya Avrupa'da'
İngiliz basını, Batı Afrika'da 3 binden fazla kişiyi öldüren Ebola virüsünün ekim sonuna kadar Fransa veya İngiltere üzerinden Avrupa'ya ulaşabileceğini söyledi.İngiliz basını, Aralık 2013’ten bu yana 3 bin 400 kişinin ölümüne neden olan Ebola virüsünün ekim sonlarında Fransa ve İngiltere'ye ulaşabileceğini açıkladı. Hastalığın yayılma biçimlerini ve uluslararası havayolu trafik verilerini değerlendiren Independent gazetesi, virüsün 24 Ekim'e kadar Fransa'ya ulaşma ihtimalinin yüzde 75, İngiltere'ye ulaşma ihtimalinin de yüzde 50 olduğunu yazdı.Lancaster Üniversitesi'nden virüs uzmanı Dr. Derek Gatherer, Daily Mirror gazetesine yaptığı değerlendirmede, virüsün Batı Afrika ülkelerinden yolcu taşıyan uçaklarla Avrupa'ya gelmesinin an meselesi olduğunu söyledi.Şimdiye kadar Avrupa'da sadece tek bir hastada virüs görünse de, hastalıktan en çok etkilenen Gine, Sierra Leone ve Liberya gibi Afrika ülkelerinden Fransa'ya çok sayıda kişi seyahat ediyor. Bu nedenle, virüsten en çok etkilenen ülkeler arasında Fransa'nın olabileceği tahmin ediliyor.Bilim dergisi PloS 'da yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, hastalığın Belçika üzerinden Avrupa'ya taşınması riski yüzde 40, İspanya ve İsviçre üzerinden ise yüzde 14 olarak hesaplandı.Dünya Sağlık Örgütü, virüsten en çok etkilenen ülkelere yönelik bugüne dek hiçbir seyahat sınırlaması koymazken, İngiliz Havayolları ile Emirates bu ülkelere bazı uçuşlarını durdurdu.Batı Afrika’yı yıktıİlk defa Aralık 2013’te Gine'de iki yaşında bir çocukta tespit edilen Ebola virüsü, Batı Afrika'da bugüne kadar 3 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.Henüz kesin bir tedavisi olmayan hastalığın belirtileri halsizlik, ateş, kas ağrıları, kusma, ishal ve kanama. Virüs, kan ve vücut sıvıları dahil yakın temas yoluyla bulaşıyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden (CDC) 1 Ekim Çarşamba günü yapılan açıklamada, Dallas’ta tecrit altında tedavi edilen bir Amerikalıda Ebola virüsüne rastlandığı açıklandı. Liberya’dan uçakla gelen hastanın 20 Eylül’de Dallas’a indiği ifade edildi.Kaynak: DHA, Reuters
Reklam
Telefonlarda Hala Olmayan 7 Şey!
Telefonlarımız çok etkileyici teknolojik cihazlar olabilir, ancak bu özelliklere hala sahip değillerMükemmel ekranlar, yoğun pikseller ve keskin kenarlar... Son nesil akıllı telefonlar, şüphesiz övgüyü hak eden yeniliklere sahipler. Ancak hala gerçeğe dönüştürmedikleri birçok hayalimiz var. Bunların bazısı son derece mümkün, bazısı bilim-kurgunun konusuna giriyor. Ama hayal kurmakta ne sakınca var ki?Daha iyi pilTelefonlarımızın yapabildiklerini düşündüğümüzde, tek şarjla bir günü hala çıkaramıyor olmaları saçma görünüyor. Telefonların performansıyla birlikte elbette piller de geliştiler, ancak pil ömrü hala aynı seviyede.Daha hızlı şarjSamsung, Galaxy Note 4'teki yeni hızlı şarj olabilen pilin 30 dakikada yüzde 50 şarj olabildiğini gösteriyor. 1 dakikada olmasını beklerdik ancak yine de iyi bir başlangıç.Tek bir kablosuz şarj standardıKablosuz şarjda tek bir şarj standardında hala anlaşma sağlanmış olmasa da, buna giderek yaklaşıyoruz. Apple'ın iWatch için sunacağı kablosuz şarj yöntemi, bu alanda tek bir standarda yönelimi hızlandırabilir.Evrensel çevirmenBilim kurgu gibi görünse de gerçek zamanlı tercüme sistemleri, birçok durumda dil bariyerini ortadan kaldırabilir.Farklı şarj yöntemleriÜreticiler neden farklı şarj yöntemlerini denemiyor? Telefonlara güneş paneli eklemek, belki de microUSB üzerinden şarja iyi bir alternatif olabilir. Veya yürürken kinetik enerjiyle kendi kendini şarj edebilen bir telefon, hiç de fena olmazdı.Daha dayanıklı telefonlarSu ve toz geçirmeyen telefonlar, standartlaşmaya başladılar. Peki ya bütün telefonlar daha dayanıklı olsaydı, düşmelere kolayca dayansaydı?Pico projektörlerBu tür projeksiyonları telefonunuza eklemeniz mümkün. Ancak ceplere entegre sunulacak projeksiyon, iş kullanıcılarının ilgisini çekebilirdi.Chip
Dünya Bilim Tarihinin En Akıl Almaz 25 Sıradışı Deneyi
etiket
Bilimin sınırlarının ne olduğu ve bir takım ahlaki değerleri göz önüne alıp almaması gerektiği hala tartışılmakta. Bir argümana göre, bilimin gelişmesi için hiçbir sınır gözetilmemeli ve bilim adamları tamamen özgür bırakılmalı. Karşıt argümana gelirsek, ışın tedavileri ve uzay yolculukları güzel gelişmeler, fakat bilimin durması gereken bir nokta var. Bize 'bu adamlar ne yapıyor yahu?' dedirten ve bilimin sınırlarını zorlayan bu 25 sıradışı deneye bir göz atın ve ardından kararınızı verin: bilimde sınırlar olmalı mı?Aman dikkat! Galeride bulunan dünya tarihinin en akıl almaz bu 25 çılgın deneyinden bazıları başınızı döndürebilir veya midenizi kaldırabilir!
Reklam
Neden Kendi Sesimiz Videolarda ve Ses Kayıtlarında Bize Çok Değişik Geliyor?
Evet gerçekten böyle duyuluyor. Videoyu izlemeye üşenenler ve İngilizce bilmeyenler için özet geçelim.  Sesinizi mikrofondan duyduğunuzda, ya da bir videoda izlediğinizde, ya da ses kaydınızı dinlediğinizde çok garip gelmesi çok normal. Çünkü bu herkese oluyor ve oldukça basit bir açıklaması var. Konuştuğunuz zaman, sesiniz size birkaç farklı kaynaktan geliyor. Aslında duyduğunuz bir nevi bu ikisinin birleşimi. 1- Ağzınızdan çıkan sesi duyuyorsunuz (diğer insanların da duyduğu)2- Kafanızın içinde yankılanan, kafatasınızın, dokuların ve organların yansıttığı, direk iç kulağınıza ulaşan sesİki numaradan gelen ses daha düşük frekansları daha iyi ilettiği için, kendi sesiniz size normalde olduğundan daha düşük frekansta duyulur.Şimdi artık biliyorsunuz :)
İsveç'te Rahim Nakli Yapılan Kadın Doğurdu
İsveç'te tıp tarihinde ilk kez rahim nakli yapılan bir kadın doğum yaptı.Gothenburg Üniversitesi ve Stockholm Tüp Bebek Ünitesi'nde görevli doktor Mats Brannstrom liderliğindeki ekibin rahim nakli yaptığı 36 yaşındaki kadının, geçen ay bir erkek çocuk dünyaya getirdiği bildirildi.İsmi açıklanmayan kadına, geçen yıl menopoza girmiş, iki çocuk sahibi 61 yaşındaki yakın bir aile dostundan alınan rahim nakledildi.Vücudunun organı reddetmemesi için ilaç tedavisi gören kadın, nakilden altı hafta sonra rahmin sağlıklı olduğunun göstergesi olarak adet görmeye başladı.Bir yıl sonra Brannstrom ve ekibi, organın iyi çalıştığından emin olunca kadından alınan yumurta ve kocasının spermini kullanarak laboratuvar ortamında dölledikleri tek bir embriyoyu kadının rahmine yerleştirdi.Tek böbrekli kadın, tüp bebek tedavisi sırasında, biri gebelik sırasında olmak üzere hafif seyreden üç reddetme vakası yaşadı, ancak hepsi ilaçlarla başarılı bir şekilde tedavi edildi.Maliyeti Jane ve Dan Olsson Bilim Vakfı tarafından karşılanan araştırmada gebelik 31. haftaya kadar normal seyrederken, annenin preeklampsi geliştirmesi ve ölümcül kalp ritminin tespiti üzerine erkek bebek sezaryenle dünyaya getirildi.Gebeliğin bu döneminde normal karşılanan, 1 kilo 800 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek, doğumdan sonraki 10 gün boyunca yenidoğan ünitesinde tutuldu. Şu anda evlerinde olan bebek ve annenin durumlarının iyi olduğu belirtildi.Tüm bu işlemlerden önce sağlıklı yumurtalıklara sahip İsveçli kadının, 4 bin 500 kız çocuğunda bir rastlanan bir durum olan rahimsiz dünyaya geldiği ifade edildi.Mats Brannstrom, böyle yaşlı bir rahmin işe yaraması karşısında şaşkınlığa düştüğünü belirterek, 'Bebek harika. Ebeveynlerin sevincini ve onları nasıl mutlu ettiğimizi görmek çok güzel' dedi.Brannstrom, öte yandan sezaryen sırasında nakledilen rahme zarar vermiş olabileceğinden endişe ettiğini belirterek, annenin, rahminin ikinci bir hamilelik için hazır olup olmadığını anlamak için birkaç hafta beklemeleri gerektiğini söyledi.Yine ismi açıklanmayan baba, karısı ve kendisinin, deney aşamasındaki prosedürün işe yaracağından emin olduğunu belirterek, bebek için 'Çok ama çok tatlı, hiç bağırmıyor bile, sadece mırıldanıyor' dedi.Bebeklerinin, diğer çocuklardan hiçbir farkı olmadığını belirten baba, 'Anlatacak güzel bir hikayesi var. Birgün nasıl dünyaya geldiğini ve dünyada bu şekilde doğan ilk bebek olduğunu öğrenmek için gazetelere bakabilir' diye konuştu.Brannstrom ve meslektaşları, son iki yılda dokuz kadına rahim nakletti, ancak yaşanan komplikasyonlar iki vakada organların çıkarılmasıyla sonuçlandı.Yıl başında Brannstrom, yedi kadına embriyo transferine başladı. Bu kadınlardan ikisinin de en az 25 haftalık hamile olduğu açıklandı.Türkiye'deki çalışmalarTürkiye'de de rahim nakli konusunda çalışmalar sürüyor.Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi ve Estetik Rekonstrüktif Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, 8 Ağustos 2011'de 23 yaşındaki Derya Sert'e kadavradan rahim nakli yapmış, Sert dünyada bu şekilde nakil yapılan ilk kişi olmuştu.Özkan ve ekibi, sonrasında embriyo transferi yapılan Sert'in geçen yıl hamile kaldığını açıklamış, ancak kadının gebeliği 8. hafta sonundaki kontrolünde embriyo kalp atışlarının izlenmemesi üzerine sonlandırılmıştı.Bazı uzmanlar, hayattaki bir kişiden rahim alınmasını etik dışı ve hayat kurtarıcı olmayan bir ameliyat için bağışçı açısından çok riskli buluyor.AA
Reklam
Türkiye'nin Tam Bir Turizm Cenneti Olduğunun 7 Kanıtı
Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) her sene ülkelerden gelen verileri toplayarak sıralamayı açıklar. Bu verilere göre 2013 yılında Türkiye Dünya sıralamasında Almanya ve Birleşik Krallık’ı geride bırakarak ilk 6 da yer almıştır. Listenin üst sıralarında İtalya, İspanya, Çin, A.B.D. ve Fransa bulunur. Avrupa sıralamasında ise Fransa, İspanya, İtalya’dan sonra 4’üncü sıradadır. Gayet iyi derecelere sahip olan Türkiye turizmi, yükseliş ivmesini korumaktadır.
Öldükten Sonra Dirilmek Mümkün mü?
“Vücut ısınız 10 santigrat derece, beyin fonksiyonlarınız durmuş, kanınız akıtılmış ve kalbiniz durmuşsa, herkes bunu ölüm olarak tanımlama konusunda hemfikir olacaktır,” diyen Arizona Üniversitesi’nden Peter Rhee. “Ama sizi yine de hayata döndürebiliriz,” diye devam ediyor.Maryland Üniversitesi’nden Samuel Tisherma n ile birlikte, bedenin saatlerce ‘gecikmeli canlandırma’ adı verilen durumda kalmasının mümkün olduğunu gösterdiler. Bugüne kadar sadece hayvanlar üzerinde denenmiş olan bu uygulama, vücuttan kanın boşatılmasını ve vücut ısısının 20 santigrat derece düşürülmesini gerektiriyor.Yaralanma hali giderildikten sonra kan geri pompalanıyor ve vücut ısısı yavaş yavaş yükseltiliyor. “Kan geri pompalandığında vücut hemen pembeleşiyor,” diyor Rhee. Vücut ısısı belli bir dereceye ulaştığında kalp kendiliğinden çalışmaya başlıyor. “Çok ilginç bir şekilde, 30 derecede kalp birdenbire tek tek atmaya başlıyor; ısı yükseldikçe kalp atışı da kendiliğinden artıyor,” diyor. Bu işlemden geçen hayvanlar uyandığında pek yan etki görülmeden ertesi gün normale dönüyor.Bir süre önce Tisherman’ın, bu tekniğin Pennsylvania’da kurşun yarası almış insanlar üzerinde deneneceğini açıklaması bütün dünyada yankı yaratmıştı. Yani yaralanma sonucu kalp atışları duran bu hastalar için bu uygulama son şansları olacaktı.Tisherman kamuoyunun bu tekniği bilim-kurgu olarak algılamasını istemiyor. Ancak Rhee bu çalışmanın böylesi bir deneyin başlangıcı olabileceği görüşünde.New York Devlet Üniversitesi’nden Sam Parnia bu konuda şunları söylüyor: “Hepimiz ölümün mutlak bir an olduğu düşüncesiyle yetiştirildik; ölünce artık geri dönüşünüz yok gibi. Bu bir zamanlar doğruydu, ama şimdi kalp masajının keşfinden bu yana şunu anladık ki öldükten saatler sonra bile vücudunuzdaki hücreler ‘ölü’ hale gelmiyor hemen… Kadavra olduktan sonra bile hala hayata döndürülebilirsiniz yani.”Tisherman artık ölümü, tanımın sübjektif olduğunun farkında olmakla beraber, doktorların kalp masajından umut kestikleri an olarak değerlendiriyor. Geçen Aralık ayında Resuscitation adlı dergide yayımlanan bir makale çalkantı yaratmıştı. Makalede, hastanelerin acil servislerinde çalışan doktorlar arasında yapılan bir ankette, bu doktorların %50’sinin, ‘Lazarus olgusu’ olarak adlandırılan ve artık umut kesilen bazı hastalarda kalbin kendi kendine yeniden çalışmaya başlamasına tanık oldukları belirtiliyordu.Kalbi yeniden çalıştırmak işin sadece başlangıcı; kalp durması ardından görülen oksijen yetersizliği, başta beyin olmak üzere hayati organlarda ciddi hasara yol açabiliyor. Tisherman, oksijensiz geçen her dakikada bu organlar yavaş yavaş ölmeye başlıyor,” diyor.Tisherman’ın öğretmeni ve 1960’larda geliştirdiği kalp masajı tekniğiyle ölüm algısının değişmesine yol açan bir bilim adamı olan Peter Safar bu soruna da bir çözüm getirmiş: Buz parçalarıyla vücut ısısını 33 dereceye kadar düşürüp hücrelerin daha yavaş çalışmasını sağlayarak oksijen eksikliğinin yol açacağı hasarı asgariye indirmek.Kalbi yeniden çalıştırılmak için uğraşılırken, kan dolaşımını ve oksijen pompalama görevini üstlenen makinelerle birlikte bu uygulama da kalp durması ve beyin ölümü vakaları açısından yeni bir fırsat yarattı.Bir süre önce Texas’taki bir hastanede 40 yaşındaki bir adamın üç buçuk saat süren kalp masajı boyunca zihni melekelerini yitirmeden hayatta kaldığı bildirilmişti. Ancak doktorların bu kadar uzun süre kalp masajına devam etmesini sağlayan motivasyon unsuru, kalp masajı sırasında hastanın bilincinin geri gelmesi ve konuşmaya başlaması olmuş. Buna şahit olan doktorlar daha önce böyle bir vakayla karşılaşmadıklarını belirtiyor.Kalp durmasına travma sonucu yaralanma (kurşun yarası ya da araba kazası) durumu da eşlik ediyorsa hayata döndürme işlemlerini bu kadar uzun süreli uygulamak şu an için mümkün değil. Bugün açısından cerrahların yapabileceği en iyi şey, kol ve bacaklara giden atardamarları tıkadıktan sonra göğsü açıp kalp masajı yaparak yaralar dikilinceye kadar beyne birazcık kan akışını sağlamak. Bu durumda hayatta kalma oranı yüzde 10’dan daha az.Bu nedenle Tisherman, vücut ısısını 10-15 dereceye kadar düşürerek doktorlara ameliyat için birkaç saat daha kazandırmak istiyor. Bu ölçüde vücut soğutma işlemi bugün de bazı kalp ameliyatlarında uygulanıyor. Tisherman’ın projesinde ise bu işlem ilk kez hastaneye ‘ölü’ olarak gelen kişilere uygulanıp kişi yeniden hayata döndürülmeye çalışılacak. Ölüm nedeniyle metabolizma durmuş olduğundan ve hücreleri canlı tutmak için kan gerekmediğinden vücuttaki kan boşaltılıyor ve vücudun hızlı bir şekilde soğuması için yerine tuzlu soğuk su dolduruluyor. Bu vücudu soğutmanın en hızlı yolu olarak biliniyor.Tisherman, Rhee ve başka bilim insanlarıyla 20 yıllık bir çalışma sonucunda bu uygulamanın güvenli ve etkili olduğunu kanıtlayacak verileri toplamış. Deneylerin birçoğunda ölümcül yara almış domuzlar kullanılmış. Hayvanlar gerektiği kadar hızlı bir şekilde soğutulabilmişse ki bu vücut ısısını dakikada 2 derece düşürmek demek, yüzde 90’dan fazlası, bir saatlik işlemin ardından vücutlarına kan geri pompalandığında yeniden canlanmış. Bu hayvanlar üzerinde yapılan testler, beyin aktivitelerinde de herhangi bir hasar oluşmadığını ve hafıza kaybı ortaya çıkmadığını göstermiş.Bu uygulamanın insanlar üzerinde denenmesi için izin almak kolay olmamış elbette. Ama bu yıl Tisherman’a Pennsylvania eyaletindeki Pittsburgh kentinde silahla yaralanmış hastalar üzerinde pilot deneme yapması için izin verilmiş. Baltimore ve Tuscon’da da deneme hazırlıkları yapılıyor.Bütün tıbbi araştırmalarda olduğu gibi bunda da hayvanlar üzerindeki deneylerden insana geçiş bazı zorluklar içeriyor. Örneğin hayvanlara ameliyat sonrası kendi kanları verilmiş; insanlara ise kan bankalarında haftalarca beklemiş kanlar nakledilecek. Ayrıca hayvanlar anestezi altında yaralanırken, ateşli silahla yaralanmış insanlar normal haldeyken bu yarayı almış olacağı için vücudun bu travmaya vereceği tepki farklı olabilir. Fakat Tisherman iyimser bakıyor. “Domuzlar ve köpekler kanama halinde insana benzer tepki veriyor,” diyor.Diğer doktorlar ise gelişmeleri ilgiyle izliyor. Bir doktor, beyni korumak için vücudu alışılagelmiş uygulamadan çok daha fazla soğutmak gerektiğini birçok kişinin bildiğini, ama uygulamadan korkulduğunu belirtiyor.Denemeler başarılı olursa Tisherman bu işlemleri farklı travmalarda da kullanmak istiyor. İlk denemede kurşunla yaralanmış olanların seçilmesinin nedeni, kan kaybı kaynağının kolay bulunması. Ancak bir gün bu işlemin araba kazalarındaki yaralanmalarda görülen iç kanamalarda, kalp krizi ve daha başka hastalıklarda da uygulanması ümit ediliyor.David Robson / BBC Türkçe
Titan'ın 'Sihirli Adası' Yeniden Belirdi
Satürn sistemini gözlemleyen Cassini uzay aracı, birkaç ay önce tespit ettiği Titan'daki 'sihirli adayı' yeniden gözlemledi. Ancak sırrı çözülemeyen adanın değiştiği fark edildi.Cassini'nin ilk olarak Haziran ayında fotoğraflarını elde ettiği Titan'daki esrarengiz yapı, ortadan kaybolduktan birkaç ay sonra yeniden belirdi. Titan'ın sıvı metan dolu Ligeia Mare denizinde tespit edilen ve 'sihirli ada' olarak adlandırılan yapı, yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.Cassini, sihirli adayı tespit ettiği bölgeyi ilk kez 2007 yılında görüntülemiş ve fotoğraflar, karanlık bir alan ortaya koymuştu. Cassini, yazın çektiği fotoğraflarda Ligeia Mare'deki bölgede değişim gözlemlemişti. Bir süre gözden kaybolan esrarengiz yapı, yeniden ortaya çıktı.Bilim insanları, denizde yaşanan buharlaşmanın söz konusu değişime neden olduğunu düşünüyor. Yakınlardaki kıyı şeridinde bir değişim yaşanmaması, bu olasılığı güçlendiriyor. Diğer olasılıklar arasında ise dalgalara neden olan güçlü rüzgarlar, suyun yüzeyine yükselen gaz kabarcıkları, su üzerinde yüzen katı maddeler veya sığ sularda sürüklenen katı nesneler yer alıyor.NASA, öne sürülen olasılıklardan 'daha ilginç' bir durumun da söz konusu olabileceğini belirtse de, dünya dışı canlı ihtimali şu an çok güçlü görünmüyor. NASA, değişimlerin buzul uydu Titan'daki mevsimsel değişimlerden de kaynaklanıyor olabileceğini ifade etti.Cassini radar ekibinin başında yer alan Stephen Wall, 'Bilim gizemleri seviyor. Bu anlaşılmaz durum, Titan'da heyecan verici bir değişime tanıklık etmemizi sağlıyor. Değişim üzerindeki gözlemlere devam ederek daha fazla detay elde edebileceğimizi umuyoruz' dedi.NASA, yapılacak gözlemlere rağmen ne olduğunu bilinmeyen yapının esrarını ancak Titan'a gönderilecek bir uzay aracıyla çözebileceklerini belirtti.Kaynak: Al Jazeera
Reklam