Güneş Sistemindeki Hangi Gezegene Aitsin?
Hepimiz gibi sen de Dünyalısın tamam ama ya başka bir gezegene aitsen? Belki de Jüpiter tam seni tanımlıyordur, belki de Neptün ile ruh ikizisindir. Testi çöz, Güneş sisteminde hangi gezegen olduğunu gör.
90'lı Yılların En İyi 20 Filmi
Siyah giyen adamlar-Başrolde Will Smith'in oynadığı şahane film,90'larda ne kadar iyi filmler olsa da öne çıkıp bir farklılık yaratmıştır,tabii Men In Black müziği de herkesi havaya sokmaya yetti.
“Mutluluk” Beklentiler Ve Kıyaslamalarda Gizli!
Nedir mutluluğun formülü? 2010 yılında İngiliz bilim adamları bir araştırma yaptılar ve mutluluğun beklentiler, ödüller ve geçmiş deneyimlerle ilişkili olduğunu ortaya koydular. İşte mutluluk araştırmasının ilginç sonuçları… Anlarda gizlenen ve tam yakaladığımızı düşünürken elimizden kaçıp giden mutluluğun formülünü merak ediyor musunuz? Öyleyse bilim dünyasından sizin için mutlu bir haber var. İngiliz bilim insanlarının 2010’dan beri topladıkları verilere dayanarak hazırlanan ve PNAS dergisinde yayınlanan çalışmanın sonuçlarına göre mutluluk üzerinde beklentiler, ödüller ve geçmişte deneyim edilenler etkili. İşte mutluluğun formülü: London College Üniversitesi’nden Dr. Robb Rutledge “Geçmişte aldığınız kararlara ve sonuçlara bakarak o zamanda ne kadar mutlu olduğunuzu artık öğrenmemiz mümkün” diyor. Beynimizin tüm karar, beklenti ve sonuçları bir araya getirip gelecekte daha iyi kararlar almak için kullandığını belirten Rutledge’e göre beklentilerinizi düşük tutup sonrasında daha iyi bir durumla karşılaşmanız halinde mutluluk kapınızı çalıyor. Matematiksel bir formül oluşturmak için 26 kişiyle çalışan ve katılımcılara sonucu net ya da riskli maddi ödüller öneren bilim insanları, tekrarlanan denemeler sırasında katılımcıların mutluluk seviyelerini not etmelerini istemişler. Bu işlemler sırasında katılımcıların beyinleri de fMRI yöntemi ile sürekli taranmış. Elde edilen denklem 18.000 insanın oynadığı “ The Great Brain Experiment ” adlı risk-ödül oyununa uygulanmış ve böylelikle kognitif davranışla ilgili daha geniş çaplı bilgiye erişilmiş. Oyunda büyük para kazananların değil, beklediklerinden çok para kazananların daha mutlu olduğu gözlemlenmiş. Çalışma belki varoluşsal sorunlarımıza çare bulmuyor ancak yine de insanların mutlu olabildikleri ortak anları belirleyebiliyor. Araştırmacılardan Prof. Oswald’a göre ulaştığınız yer ile beklediğiniz şey arasındaki fark mutluluğun ölçüsünü belirleyebilir. Örneğin, ekonomistlerin mutluluk ve iş yerinde tatmin arasındaki ilişkinin kişinin maaşından etkilendiğine dair tespitlerini ele alalım. Eğer bir insanın ne kadar mutlu olduğunu öğrenmek istiyorsak, ona maaşını değil, iş arkadaşlarından fazla kazanıp kazanmadığını ya da eski maaşına göre ne kadar zam aldığını sormamız mantıklı olacaktır. Çalışma, anlık mutluluğun formülünü oluştururken insan özüyle ilgili bir gerçeği de ortaya koyuyor: Kıyaslamadan duramıyoruz ve beklentilerimizin altında mutsuz olabiliyoruz. Belki de mutluluğun formülü kendi hayatımızı daha iyi ya da kötü bulduğumuz hayatlarla kıyaslamadan özgür ve özgünce yaşamaktır. Kaynak : Radikal mutlu olmanın yolları mutluluk mutluluk formülü mutluluk nedir mutluluk sende kimsin nasıl mutlu olunur
Zengin İnsanların Günlük Hayatlarında "Farklı" Yaptıkları 9 Şey
Araştırmacı yazar Thomas Corley, 'Rich Habits: The Daily Success Habits Of Wealthy Individuals' (Zengin Alışkanlıkları : Varlıklı Bireylerin Başarı Getiren Rutin Davranışları) adlı kitabı için, yıllık geliri $160,000 ve fazlası olan 'zengin'lerle, $35,000 aşağısı olan 'fakir'leri araştırdı. Corley'e göre Aslında gündelik hareketleriniz, yaşam standartlarınızı öyle bir ele veriyor ki... 'Zengin' , 'fakir'kavramları işin şakası tabii. İşte başlı başına 'varlıklı' ve 'yoksul' insanların gündelik hareketlerine yansıyan davranışları.Kaynak
IBM Beyni Taklit Eden İşlemci Üretti
IBM, insan beyninin mimarisini taklit eden bilgisayar işlemcisi geliştirdi. 1 milyon elektronik sinir içeren TrueNorth adındaki çip, beyin gibi algılayabilen işlemcilerin geliştirilmesi adına çok önemli bir adım olarak görülüyor. IBM'in dünya genelindeki 12 laboratuvarından oluşan Ar-Ge birimi IBM Research, insan beynine en çok benzeyen bilgisayar işlemcisini üretmeyi başardı. TrueNorth adı verilen çip, 1 milyon programlanabilir sinir, 4 bin 96 bireysel nörosinaptik çekirdek ve 5.4 milyon transistör içeriyor. İnsan beynini taklit etmesi için geliştirilen işlemci, sahip olduğu milyonlarca transistöre rağmen sadece 72 miliwatt gücünde enerji harcıyor. Science dergisinde yayımlanan araştırmayla duyurulan TrueNorth, birbirine bağlı transistör ağıyla insan beyninin karmaşık sinir ağını model alıyor. Çip, bu sayede beyin gibi algılama özelliği kazanıyor. New York Times'ın haberine göre, TrueNorth'un sahip olduğu elektronik sinirler, ışık gibi verileri belli bir eşik değerini geçtikleri zaman fark etme ve birbirlerinden ayırt etme özelliğine sahip. Programlanabilir sinirler, veriyi desenlere içinde organize ederek ışığın parlaklığının artması, renginin veya şeklinin değişmesi gibi değişimleri fark edebiliyor. Bu özelliği, işlemcinin bir videoda yer alan insan hareketlerini algılayabilmesini sağlıyor. Örneğin, bir kadınının cüzdanını çıkartması hareketini insan beyni bilinçli düşünce olmaksının algılayabilirken, günümüzde robotlar ve bilgisayarlar bu hareketleri yorumlayamıyor. TrueNorth, taklit ettiği yapısıyla, beyin gibi yorum yapabilen ilk işlemci olabilir. Tartışmaları beraberinde getirdi ExtremeTech sitesinin verdiği bilgiye göre, Samsung'un 28 nanometre yongaları kullanılarak üretilen TrueNorth, watt başına saniyede 400 milyar sinaptik işlem yapabiliyor. Bu miktar, TrueNorth'a kadar geliştirilen beyin mimarisi taşıyan modern işlemcilerden 176 bin kat daha etkin. Modern bir silikon işlemci, evrendeki en gelişmiş bilgisayar olarak kabul edilen ve toplam enerji tüketimi 20 watt olan insan beynine kıyasla milyonlarca kat daha fazla enerji harcıyor. IBM'in, TrueNorth ile insan beyni gibi çalışan ilk bilgisayar işlemcisine giden yolda önemli bir adım attığı kabul ediliyor. New York Times'a konuşan Facebook yapay zeka araştırmaları direktörü Yann LeCun ise IBM'in günümüzün en hızlı işlemcilerini geçebileceği konusunda şüpheli olduğunu belirtti. LeCun, 'TrueNorth'un birçok açıdan limitli olduğunu ve performansının görüldüğü kadar yüksek olduğunu sanmadığını' belirtti. LeCun, makine öğrenimi alanında TrueNorth'un etki yapabileceğini düşünmediğini ifade etti. Salk Enstitüsü Bilgisayımsal Sinirbilim Laboratuvarı'ndan Terrence T. Sejnowski ise TrueNorth'un uzun bir gelişim süreci geçireceğini ancak bir gün akıllı telefonlara eklenebilecek bir teknoloji haline geleceğini savundu. İki amaca hizmet edecek TrueNorth, Pentagon'un Ar-Ge kurumu DARPA tarafından desteklenen SyNAPSE programı kapsamında geliştirildi. Programın direktörü Gill PRatt, DARPA'nın makine öğrenimi çalışmalarıyla iki amacı olduğunu belirtti. İlk olarak askeri drone'ları otomatik hale getirmek istediklerini söyleyen Pratt, böylece kontrol etmesi için yeterli insan bulunmayan verilerle baş edebileceklerini belirtti. İkinci amaç ise beynin nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için bilim insanlarının laboratuvarlarda kullanabileceği yeni bir teknoloji geliştirmek olarak açıklandı. IBM'in ilk başarısı değil IBM, insan beyni gibi çalışan işlemci konusunda yaptığı çalışmalarda ilk önemli başarıyı Kasım 2012'de göstermiş ve en büyük beyin simülasyonunun oluşturulduğunu açıklamıştı. DARPA'nın desteklediği projede, 10 milyar sinir hücresi ve 100 trilyon sinaps kullanılarak bilinen en büyük beyin simülasyonu hazırlamıştı. IBM, Mart 2013'te ise silikon çiplerden çok daha etkin olacak yeni nesil transistör geliştirildiğini açıklamıştı. Al Jazeera
50 Yıl İçinde Başımıza Gelecek 10 Şey
Teknolojik gelişmelerin hızıkatlanarak artıyor; önümüzdeki 50 yıl ise aklımızıbaşımızdan alacak. Nesneler akıllanacak, insan beyni kontroledilecek, sağlık alanında devrim niteliğinde gelişmeleryaşanacak. Bir de uzaylılarla tanışacağız. “Yok daha neler!”diyorsanız; buyrun, buradan bakalım:
Kahkaha Atmanın Faydaları Nelerdir?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Kadın herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacak.” sözlerine tepkiler çığ gibi büyürken, akıllara kahkaha atmanın insan sağlığına etkileri nelerdir? Sorusunu da beraberinde getirdi ve araştırmalara göre, kahkaha atmanın insan sağlığı üzerinde bir çok olumlu etkisi bulunuyor. Uzmanlara göre, kahkaha atmanın psikolojik etkilerinin yanı sıra fizyolojik etkileri de söz konusudur. Bilimsel olarak gösterilmiştir ki gülme esnasında vücuttaki birçok kas uyarılmakta, ağrı ve acıya tolerans artmakta olup, otonom sinir sistemine etki yapılarak stres hormonlarının salınımı olumlu yönde değiştirilmektedir. Kahkaha esnasında özellikle karın kasları gerilmekte ve bu gerilme karın bölgesinin düzleşmesinde ciddi bir etki göstermektedir. Kahkaha atmanın formda kalmak yönünde fizyolojik etkisi ile birlikte, psikolojik etkisi de söz konusudur. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki; mutlu insanlar, mutsuz insanlardan daha zayıf ve daha formdadır. Bunun ana nedeni gülme eyleminin yemeğe olan düşkünlüğü azaltmasıdır. Mutsuz ve depresif insanlar yeme eğilimlerini artırmakta, zaman zaman bu eğilim kontrolsüz hale gelebilmektedir. Kahkaha atmanın insan sağlığı üzerinde bilinen en olumlu etkisi, Oxfordlu bilim adamlarının yürüttüğü deneyin sonuçlarına göre kahkaha atmanın acıyı azalttığı kaydedildi. kendinigelistir
Türkiye'den Mars'a Gitmek İçin Bin Kişi Müracaat Etti
Mars-One Projesi Kurucu Ortağı Lansdorp 'Türkiye'den bin kişi olmak üzere dünyanın çeşitli ükelerinden 200 binden fazla insan Mars'a gitmek için web sitemizden başvuru yaptı' dedi. Webit Kongresi'nin ikinci gününde, 'Teknolojiler, Engeller ve Yenilikler' paneliyle yeni ürün ve hizmetler ele alındı. Panelde, 2023 yılında Mars'a insan göndermeyi amaçlayan Mars-One Projesi'nin Kurucu Ortağı Hollandalı girişimci Bas Lansdorp da bir sunum gerçekleştirdi. 200 BİN KİŞİ BAŞVURU YAPTI Mars'a gitmenin teknolojik imkanlara sahip olunması durumunda mümkün olabileceğini ifade eden Lansdorp, bini Türkiye'den olmak üzere yaklaşık 200 bin kişinin Mars'a gitmek için web siteleri üzerinden başvuru yaptığını kaydetti. Mars'a gittikten sonra dönüş imkanı olmadığını ve gidenlerin orada kalmak zorunda olduğunu kaydeden Lansdorp, bu yolculuk için bazı önemli aşamalardan geçilmesi gerektiğini söyledi. Mars'a yolculuğun zaman çizelgesine ilişkin bilgi veren Lansdorp, 'İlk grup dünyayı 2022 yılında terkederek 2023 yılında kırmızı gezegene varacak. Bunun öncesinde Mars-One insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli malzemeleri gönderecek. Ardından ikinci grup 2024’te Mars'a ayak basacak' dedi. Projeyi 'en tutkulu' projelerden biri olarak nitelendiren Lansdorp, projenin başarılı olması için yatırımcıları da projeye katkı yapmaya davet etti. Projeyle ilgili http://www.mars-one.com/en/ adresinden bilgi alınabiliyor. Panelde 'Sanal Ortam ve Gerçek Dünya Problemleri İçin Çözümler' konulu sunum yapan Yandex Ürün Pazarlama Direktörü Andrey Sebrant ise bağlantı özelliğine sahip cihazların neredeyse yaşamlarının tamamında insanlara eşlik ettiğini, mobil uygulamaların internet tarayıcılarının yerini alması gerektiğini, dünyanın değiştiğini ve kişiselleştimenin önem kazandığını kaydetti. Volkswagen Dijital Pazarlama Yöneticisi Ertuğrul Malatyalı da sosyal medyanın, özellikle Twitter ve Facebook'un kötü müşteri deneyimlerini öğrenmek için en iyi yollardan biri olduğunu, müşteri hizmetlerinin geliştirilerek sosyal medyaya uyumlu hale getirilmesi gerektiğini anlattı. Kaynak : Türkiye’den bin kişi Mars’a gitmek için başvuru yaptı
Gerçek Hayattan Uyarlanmış 10 Korku Filmi
Korkarak izlediğiniz filmlerin gerçek olabilme olanağını düşündünüz mü hiç?Birçoğumuzun izlediği filmler gerçek hayattan ilham alınarak yapılmış.Bakalım hangileriymiş.
Gerçek Bir Gülüşle Sahte Gülüş Arasındaki Farkı Bulabilecek misin?
California Üniverisitesi Psikoloji profesörlerinden Paul Ekman'ın yaptığı bu test, insanın gülüşleri hakkında bir fikir veriyor. Peki sen, ne kadar insan sarrafısın? Gerçek bir gülüşle, sahte bir gülüş arasındaki farkı bulabilecek misin? Bu çok eğlenceli, bir o kadar bilimsel testi çöz, öğren!
Durup Dururken Dünyayı Yok Edebilecek 6 Şey
Bu aslında dünyayı yok etmiyor ama dünyadaki bütün teknolojiyi ve onu kullanan insanları yok ediyor. Yani güneşli bir günde telefonunuzla konuşurken güneşli bir günün olmasına sebebiyet veren güneş, bir fırtınayla dünya nüfusunun %80'in filan (kafadan attım ama bence bi o kadar gider) ölmesine sebebiyet verebilir. Bu fırtınalar sürekli olmakla birlikte dünyaya ulaşmasını engelleyen dünyanın bir katmanı vardır. Kuzey ışıklarının olma sebebi de odur. Lakin katmanın ismini bir türlü tam hatırlayamadım o yüzden yazmayı reddediyorum. Her kuzey ışığı çıktığında fırtına kopmuş demektir ama bir kere bu güneş fırtınası o katmanı aşıp dünyayı 1859'da vurduğunda telgraf sisteminin için edip dünyayı bir daha aramadan tek gecelik ilişkimizi bitirmiştir. Kayıtlara geçen en baba güneş fırtınası budur. Eğer o kadar büyük bir fırtına şimdi dünyaya ulaşırsa, telefonla konuşurken ölebilirsiniz. Bir kabileler hayatta kalır sanırım bu şekilde. Tabii insanlığın ölümü güneşten olsun diyebiliriz de.
Robotlar İnsanoğlunu İşsiz mi Bırakacak?
The Pew Research Internet Project, 2000’e yakın uzmandan fikir alarak yaptığı araştırma kapsamında 10 sene içerisinde robot kullanımının işsizliğe nasıl bir etkisi olabileceğinin cevabını aradı. Araştırmaya katkıda bulunan uzmanların yüzde 48’i, 2025 senesinde robot kullanımının işsizliği arttıracağını öne sürdü. Uzmanların yüzde 52’si ise robotların bazı başka sektörlerde iş fırsatları doğuracağı görüşünü paylaştı. Google’ın üzerinde çalıştığı insansız araba modelini ve Amazon’un uzun vadede posta dağıtımını insansız araçlarla yapmak istemesini örnek gösteren uzmanlar, bu alanlarda çalışan insanların uzun vadede işlerini kaybedeceklerini öne sürdü. Bu fikre katılmayan uzmanlar ise uzun vaadede robotların yok edebileceği sektörlere karşılık yeni iş alanları açılmasında ve insanların bu alanlarda istihdam edilmesinde rol oynayabileceğini savundu.Robot teknolojisi ne kadar gelişirse gelişsin asıl olan insandır. Ve teknolojinin kullanımı nitelikli insan gücüne bağlıdır.teknolojioku
Gelecekte Yaşadığımızı Gösteren 21 Gelişme
Uçan arabalar, havada giden kay kaylar nerede? diye sormak yerine belki yaşadığımız gelişmelere odaklansak aslında zaten hayal ettiğimiz geleceğin içinde yaşadığımızı görebiliriz.