onedio
Howard Wolowitz'in Annesinin Sesi Susi Hayatını Kaybetti
Dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip olan ve Türkiye'de de yayımlanan 'The Big Bang Theory' (Büyük Patlama Teorisi) dizisinde seslendirme yapan oyuncu Carol Ann Susi, 62 yaşında hayatını kaybetti.Pam Ellis-Evenas Ajansı, kanserle mücadele eden ünlü oyuncu Susi'nin Los Angeles'ta öldüğünü açıkladı.Birçok televizyon dizisinde seslendirme yapan Susi, tüm zamanların en çok izlenen komedi dizilerinden 'The Big Bang Theory'nin görünmeyen ana karakterlerinden 'Bayan Wolowitz'i seslendirmesiyle tanındı. Dört genç bilim adamının deneyimleri üstüne kurgulanan dizi, çok sayıda ülkede milyonlarca izleyiciye ulaştı.CNN Türk
Tartışmadan Bir Daha Düşünün!
Sık sık tartışmak, erken ölüme neden oluyor...Eşinizle, sevgilinizle ya da akrabalarınızla tartışırken bir daha düşünün... Danimarkalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, eşle, dostla veya akrabayla sık sık tartışmaya girmenin, orta yaşta ölüm olasılığını iki ya da üç kat artırdığını ortaya koydu. Sonuçları 'Journal of Epidemiology and Community Health' dergisinde yayımlanan araştırma, fazla münakaşadan en çok erkeklerin ve işsizlerin zarar gördüğünü, sürekli tartışmanın, arkasında yatan faktörler tam anlamıyla izah edilemediyse de ölüm olasılığını iki ya da üç kat artırdığını gösterdi. Kopenhag Üniversitesi'nde görevli araştırma ekibi, strese verilen yüksek tansiyon ve kardiyovasküler hastalık riski gibi psikolojik tepkilerin, artan ölüm olasılığının en muhtemel sebepleri olabileceğini bildirdi. Araştırmada, 'erkeklerin kortizol seviyelerinin stres faktörleri karşısında kadınlarınkinden daha fazla artış gösterdiği' de belirtildi. Stresli sosyal ilişkilerle erken ölüm arasındaki bağlantının araştırılması çerçevesinde, yaşları 36 ila 52 olan 9 bin 875 kadın ve erkekle ilgili veriler kullanıldı. Araştırma, sıklıkla çocuk ve eşlerden kaynaklanan talep ve endişelerin, ölüm riskini tüm nedenlerden yüzde 50 ila 100 oranında arttırdığı gözlendi. İşsiz olmanın da sosyal ilişkiler üzerinde olumsuz etkiyi artırdığı, işsizlerin iş sahibi olanlara göre herhangi bir sebeple ölme olasılığının önemli ölçüde yükseldiği bildirildi. Ayrıca, erkeklerin, özellikle eş kaynaklı talep ve endişelere karşı savunmasız göründüğü ve bu durumdaki erkeklerin ölüm oranlarının daha yüksek olduğu kaydedildi.adanadakik.com
Erdoğan, YÖK Başkanlığı'na 'Alo Fatih'in Kardeşi Yekta Saraç'ı Atadı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'na (YÖK) Profesör Yekta Saraç'ı seçti.Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde ilk kez imza attığı uygulama ile YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya'yı görevinden almıştı.YÖK Başkanları, bürokrasideki genel usulün dışında atanıyor. Cumhurbaşkanı, YÖK üyelerinden birini başkan olarak tayin ediyor. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 2011 yılında Çetinsaya'yı önce YÖK üyeliğine seçmiş ardından da başkan olarak atamıştı. Daha önce hiç bir YÖK Başkanı görevinden alınmamıştı. Çetinsaya, ilk kez görevinden alınan YÖK başkanı oldu. Çetinsaya'nın görevinden alındığı gün milliyet.com.tr, YÖK Başkanlığı için en güçlü adayın Yekta Saraç olduğunu kamuoyuna duyurmuştu.Cumhurbaşkanlığı'ndan bugün yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:'Sayın Cumhurbaşkanımız; açık bulunan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına, 2547 sayılı YükseköğretimKanununun 6 ncı maddesinin (c) fıkrası uyarınca Yükseköğretim Kurulu Üyesi Prof.Dr. M. A. Yekta Saraç'ı, açık bulunan Yükseköğretim Kurulu Üyeliği'ne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 6'ncı maddesinin b/1 bendi uyarınca Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ömer Demir'i seçmişlerdir.'Aydın Hasan/milliyet.com.tr
Dünyanın Baştan Aşağı Değişmekte Olduğunu Gösteren 19 Akıl Almaz Bilgi
Aslında birçoğumuz, tarihte meydana gelmiş büyük çaplı değişimlerin çok uzun sürdüğünü düşünüyoruz. Kısmen haklıyız da bunda. Fakat günümüzde, dünya tahmin ettiğimizden de hızlı değişiyor ve bugün toplumumuzu ayakta tutan birçok şey, yakın gelecekte değişecek. İşte o akıl almaz değişimlerden 19 tanesi;
Reklam
Araçların Rüzgarı ile Aydınlık Yollar
Yeni teknolojiler ile artık tasarruflu enerji kullanımı her alana girmeye başlıyorAraç Rüzgarı Enerjiye DönüyorSon yıllarda Teknoloji firmaları ve bilim insanlarının enerji üzerinde yaptığı çalışmalar meyvesini vermeye başlamış gibi gözüküyorEKO-Tasarım firması olarak bilinen TAK Firması tarafından geliştirilen sistem ile otobanlarda araçların oluşturmuş olduğu rüzgar enerjisi enerjiye dönüştürülerek daha aydınlık yollar yapılması planlanıyor.Özellikle ülkemizde görmeye alıştığımız karanlık otoban yolları için kullanışlı bir buluş olabilir. Çünkü ülkemizde dahil olmak üzere bir çok ülkede otoyolların sadece belirli bir bölümleri aydınlatılmaktadır. Yüksek enerji maliyetlerinden dolayı yolları komple aydınlatmak ülkelerin istemediği bir sistem olmuştur.Fakat bu sistem ile otoyollara dikilecek rüzgar gülleri ile hem bütün direkler kendi enerjisini üretecek hemde bütün yollar daha aydınlık olacaktır.Araçlar ve özellikle kamyonların karayollarında oluşturdukları rüzgar enerjisini kullanarak çalışacak sistem şuan için geliştirme aşamasındadır. Önümüzdeki yıllarda özellikle ülkemizde görmek istediğimiz bir teknoloji adımı olarak belirtebiliriz.
ODTÜ’nün Hedefi: Enerjisini Güneşten Alan 30.000 Kişilik ODTÜ Kenti
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Solar Kampüs Projeleri Koordinatörü Doç. Dr. Çetin Göksu, “ODTÜ uzun vadede ulaşım dahil enerjinin tamamen güneşten elde edildiği 30 bin kişilik kent haline gelecek” dedi.Göksu, “Solar Kampüs Güneş Projeleri”ne ilişkin soruları yanıtladı.Amaçlarının uzun vadede kentlerin, kampüslerin ve binaların güneşten maksimum şekilde yararlanmasını sağlamak olduğunu anlatan Göksu, “Binaların ısıtma, soğutma, aydınlatma, sıcak su gibi ihtiyaçlarını karşılayacak olan bütünleşmiş bir Mimari Güneş Cephesi Modeli’nin ilk örneğinin sonuçları test edilecek. Güneş cephesi bir Türkiye modeli olacak” diye konuştu.Enerji verimliliğinin önemine dikkati çeken Çetin Göksu, şöyle konuştu:“Bildiğimiz gibi enerji verimlilik yasası ve buna bağlı binalarda enerji performansı, her binaya enerji kimliğinin verilmesi konusu Türkiye’nin gündeminde. Fakat nasıl yapılacağı bilinmiyor. İşte güneş cephesi modeli, bina cephelerine monte edilerek binaların güneş enerjili hele getirilmesini sağlayacak bir araştırma geliştirme projesi. Güneş cephesi modelini bir yıl içerisinde ODTÜ’de uygulayıp, sonuçlarını test edip bütün Türkiye’de hem bakanlıkların kullanabileceği hem de özel sektörün kullanabileceği bir model haline getirmeyi amaçlıyoruz.”Projenin “Güneş Bisikleti” ayağından da söz eden Göksu, güneşle şarj edilebilen bisiklet modellerinin de geliştirilerek, üniversite içerisinde test edileceğini söyledi.Göksu, projenin amacının, kentlerdeki bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak olduğunu ifade ederek, “ODTÜ’de üretilecek güneş bisikletleri, binaların önünde kurulacak olan bisiklet parklarında güneş enerjisiyle sarj edilecek. Güneş bisikletinin en önemli tarafı özellikle engebeli arazilerde kolaylık sağlayacak. Bisiklet firmalarıyla görüşüp bu projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz” diye konuştu.ODTÜ Solar Kampüs Projeleri Koordinatörü Doç. Dr.Göksu, projenin diğer bir ayağının da Entegre Güneş Santrali olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:“Teknokent binalarının çatılarına entegre bir şekilde yerleştirilecek sistemde tamamı ODTÜ yapımı olan güneş pilleri kullanılacak. İlk hesaplara göre yıllık 13 bin megavat saat elektrik tüketen Teknokent’in 11 bin megavatsaatlik bölümü bu sayede karşılanacak. Eğer finansman bulunursa Teknokent’in elektriğinin tamamına yakın kısmını güneş panellerinden sağlayabiliriz. ODTÜ, uzun vadede ulaşım dahil enerjinin tamamen güneşten elde edildiği 30 bin kişilik kent haline gelecek.”Solar Kampüs Güneş Projeleri kapsamında “Güneş Serası Projesi”, “Güneş Köy Projesi”, “Güneş Araştırma Merkezi Proje’leri de bulunuyor.( Haber Ankara )
Reklam
Altın Manyetik Akışkan Magneto Fantezilerini Tatmin Ediyor
Renk değiştiren manyetik sıvılardan sonra şimdi de bizim isteğimize göre şekil değiştiren, iğnelenen ve dans eden altın sıvı ortaya çıktı. ThinkGeek tarafından 60 dolara satışa sunulan garip alet altın sarısı rengiyle siyah manyetik sıvıdan biraz daha pahalı ancak daha şık olduğu kesin. Uzayın derinliklerinden gelip cam kavanozun içine girmiş gibi duran sıvıyı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.
Dünya Aslında Böyle Dönüyor
Geçmiş çağlarda insanlar insanı evrenin merkezi olarak kabul eden anlayışlarıyla güneşin ve yıldızların dünyanın etrafında döndüğünü düşünüyorlardı. Kopernik’e kadar da böyle devam etmişti. Aşağıdaki sabitleştirilmiş hızlı çekim videosu ise izleyenlere dünyanın nasıl döndüğü hakkında yeni bir bakış açısı kazandırıyor.
İşte F5 Hortumunun En Hassas Simülasyonu
İnceleyecek kadar yanına yaklaşılamayan şey nasıl araştırılır? Elbette simülasyonu yapılarak. Wisconsin’de yapılan 27. Severe Local Storms Conference’da gösterilen bu hortum simülasyonu ölümcül F5 hortumunu araştırmak için hazırlanmış ve hortum tam 1 saat 40 dakika boyunca canlı tutularak incelenmiş. Açık alandan toplanan verilerin de hazırlanmasında önemli rol oynadığı simülasyon gelecekte hortumların neden oluştuğuna ve nasıl yaşamaya devam ettiklerini anlamaya yardımcı olacak.
Reklam
Güneşin İnanılmaz Videosu!
Geçtiğimiz ay güneş üzerinde son 22 senenin en büyük güneş lekesi gözlemlenmişti. AR 22 olarak adlandırılan leke teleskop olmadan da gözükebiliyordu. NASA’nın güneş dinamikleri laboratuvarından alınan 72GB’lık veriden oluşturulan (17.000 resimden fazla) ve 4K çözünürlüğünde hazırlanan bu videoda (ayarlardan seçmeyi unutmayın!) güneşe bakış açınız değişebilir.
Keşfedilen Tüm Asteroidler Tek Bir Videoda
1980’den 2014’e kadar keşfedilmiş yaklaşık 600.000 asteroid Scott Manley tarafından tek bir videoda toplandı. Oldukça ürkütücü olan bu gösteriyi aşağıdan izleyebilirsiniz.
Reklam
Harvard’daki "Nasıl Uyuyorsunuz" Sorusu Hayatını Değiştirdi
Geçen sene Harvard Üniversitesi’ndeki bir konferansta dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Gezi eylemlerinde hayatını kaybeden gençleri hatırlatıp, ‘Geceleri nasıl uyuyorsunuz’ diye soran Emrah Altındiş, o günden sonra birçok zorlukla karşılaştı.Emrah Altındiş’i, 31 Mayıs 2014’te araştırmacı olarak çalıştığı Harvard Üniversitesi’ne bir konuşma yapmaya gelen dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sorduğu soruyla tanıdı Türkiye. Gül’ün salondakilere Türkiye’nin demokrasi alanında yaşadığı ilerlemeyi anlattığı sırada, söz istedi. Ve polis şiddeti sonucu altı kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı Gezi eylemlerinin yıldönümüne denk gelen panelde, Abdullah Gül’e “Türkiye’de insanlar ölürken geceleri nasıl uyuyorsunuz” dedi.Dr. Altındiş’in hayatı işte o sorunun ardından, kabus dolu bir döneme girdi. Tehdit edildi. Hakaret mektupları aldı. Ve en tehlikelisi, Temmuz ayında, çalıştığı Harvard Üniversitesi’nin öğretim üyelerine, hakkında sahte isimle bir e-posta gönderildi. İçinde genç akademisyenin Türkiye’de çekilmiş özel fotoğraflarının da yer aldığı, yasadışı örgütlerle bağlantısı olduğunu iddia eden, son derece profesyonelce hazırlanmış, 19 sayfalık bir ihbar mektubu. İşini kaybediyordu. Ve Amerika’yı terk etmek zorunda bırakılıyordu. Ancak uzun bir polis soruşturmasından sonra haklı olduğu anlaşıldı. Hayatını geri kazandı. Harvard’a bağlı Joslin Diyabet Merkezi’nde Nobel’e aday gösterilen ünlü bilim adamı Ronald Kahn’ın laboratuvarında yeni bir işe başladı.Dr. Altındiş o soru sonrasında başına gelenleri Hürriyet gazetesi Washington temsilcisi Tolga Tanış’a anlattı.Ne oldu?Tam her şey yoluna girdi derken, 17 Temmuz’da çalıştığım bölümdeki hocalara bir e-posta gönderildi. Özetle, benim DHKP-C örgütüne üye çok tehlikeli bir terörist olduğumu, bölümdeki herkesin, hatta ailelerinin yaşamlarının bu yüzden tehlikede olduğunu söylüyordu. Ortalama bir Amerikalı’nın terör konusunda hassasiyetini bilen birileri tarafından yazıldığı, örgüte dair verdiği pek çok detaydan belliydi. Gereğinin derhal yapılmasını istiyordu.Siz nasıl öğrendiniz?Mesajı alan hocalardan.Kaç kişiye gönderilmiş?Bölümdeki bütün hocalara gitmiş. 30 kişiye birden. Bir kişiyi bile atlamamışlar.Ne yaptınız?Tabii insan saşırıyor. Boston’da ifade özgürlüğü konusunda uzman avukatlarla görüştük hemen. İnternet alanında tecrübeli avukatlarla da IP adresine ulaşıp araştırttık. Gönderildiği şehir neresi çıktı dersiniz? Ankara.Harvard olaya nasıl yaklaştı?Bu e-postanın amacını idrak edemeyen bir-iki kişi çıksa da, pek çok hoca gelip benimle konuştu, destek oldu. Zaten soru konusunu biliyorlardı ve hepsi bu saldırının ne amaçla yapıldığını anladı.Tehdit edildiniz mi?Evet, farklı adreslerden bana gönderilen yüz kadar tehdit ve hakaret mesajı da var.Ne tür hakaretler?Farklı motifler var. İlki ‘Ermeni dölü’, ‘Rum dölü’, ‘Yahudi dölü’, ‘Kansız Kürt’, ‘Sen Türk olamazsın’, ‘Vatan haini’ gibi ırkçı ezberler. Bir de ‘Ülkemizi küçük düşürdün alçak, şerefsiz’ minvalinde çirkin sözler. Uluslararası Çalışma Örgütü raporlarına göre iş kazalarında Avrupa birincisi, dünya üçüncüsüyüz. Sınır Tanımayan Gazeteciler’e göre basın özgürlüğünde 180 ülke arasında en sonlardayız (154′üncü sırada). OECD’nin son raporunda, 34 ülke arasında eğitimde son sıradayız. 1 katrilyona saraylar yapılırken, TÜİK’e göre nüfusun yaklaşık yüzde 20’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bizi rezil eden bir şey arayanlar bu bağımsız raporlara baksınlar.Tüm bu hakaretler, tehditler sizi ne kadar endişelendirdi?Ölüm tehditleri de aldım. ‘Seni bulacağız’, ‘Yaşatmayacağız’, ‘Kaçamayacaksın bizden’. Bu tehdit kampanyasının hangi kısmının resmi devlet görevlileri tarafından organize edilip hangisinin özde vatandaşlar tarafından yapıldığını, riskin ciddiyetini tabii ki ayırt edemiyoruz. Ancak Türkiye’de derin devletin çok köklü bir geleneği var. Ve insanın aklına her türlü ihtimal geliyor doğal olarak.Türkiye’de yaşanan yargı skandallarını gördükçe ‘Bunlar benim de başıma gelir mi’ diye düşündünüz mü?Siz olsanız düşünmez misiniz? Özellikle bölüme gönderilen mesaj, direkt bir iddianameye dönüşebilir. Şöyle garip olaylar da oldu. Bazı “kadın” profilleri sosyal medya aracılığı ile benimle ısrarla tanışmaya, görüşmeye, hatta Boston’a gelmeye çalıştılar. Buradaki avukatlarım Türkiye’den, Avrupa’dan farklı adresler saptadılar.Gerçek kişilerden gelmiş mesajlar mıydı?Tabii araştırdığımızda çoğunlukla bu profillerin gerçek olmadığını gördük. Belki de derin bir akıl beni rezil etmek, belki de özür diletmek için bir komplo çalışması yaptı. Bir de, sorunun hemen ertesi günü Twitter’da ismimle-resmimle bir hesap açıldı. Kapattırdık hemen. Ben de Twitter dünyasına girdim o vesileyle. O da garipti.Peki geriye dönüp baktığınızda, başınıza gelen bunca olaya rağmen ‘O soru için değdi’ der misiniz?Kesinlikle! Ufacık bir pişmanlığım yok. İnsan hakları ihlallerinden mağdur olmuş ailelerde ufacık bir ferahlama yarattıysam o bana bir ömür yeter. Ayrıca cesaret bulaşıcıdır. Bunu Gezi’den de, diğer demokrasi mücadelelerinden de biliyoruz. Türkiye’de insanlar farklılıklarına rağmen yan yana geldiklerinde korku duvarının yıkılabileceğini gördüler. Eminim bu antidemokratik duvarlar yeniden yıkılacak. Memlekette o kadar çok insan demokrasi ve özgürlük için bedel ödüyor ki, benim yaşadıklarım istisna değil.“Sizi en çok üzen ne oldu?Benim Cumhurbaskanı’na yönelttiğim soru insan haklarına dair bir soruydu. Türkiye’de yaşam hakkı halen her gün ihlal ediliyor. Ermenek, Isparta iş cinayetleri daha dün oldu. Keza her gün kadın cinayetleri. Roboski katliamından yargılanan bir kişi bile yok. Başıma gelenlerden öte Türkiye’de insan hakları ihlallerinin hız kesmeden sürmesine çok üzülüyorum. Türkiye insanı bunları hak etmiyor.Bir gün Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz?Türkiye’ye dönmeyi çok istiyorum, üniversitelerle ciddi görüşmelerim de vardı ancak şu anda bu planımı erteledim. Gelecekte İstanbul ya da memleketim İzmir’e dönüp bir kamu üniversitesinde çalışmak istiyorum. Ancak bugün dönsem, güvenlik risklerini geçtim, AKP’nin kontrolündeki YÖK ve TÜBİTAK gibi kurumlar, benim için bir sürü akademik engel yaratacaktır.Bu yaşadıklarınız Türkiye’ye bakışınızı değiştirdi mi?Olumsuz anlamda diyorsanız, elbette hayır. Amerikalı entelektüel Noam Chomsky hoca ile birkaç kez görüşme imkânım oldu. Ve her seferinde Türkiyeli insanların cesaretine ve özgürlük arayışına olan saygısını dile getirdi. Bugün demokrasi ve insan hakları konusunda oldukça üzücü günlerden geçiyor olsak da, ben bunun değişeceğinden eminim. Gezi’yi Gezi yapan o rengarenk gençler… Kürtlerin, Alevilerin, azınlıkların eşit yurttaşlık mücadelesi… Kadınların özgürlük ve yaşam mücadelesi… HES’lere, nükleere karşı direnen Karadeniz insanı… İslam’ı zenginlerin hegemonyasından kurtarmaya çalışan antikapitalist Müslümanlar… Taşerona ve sömürüye karşı mücadele eden işçiler… Bunları görünce ben Türkiye insanına çok güveniyorum. Türkiye, bugün yaşadığımız koşullardan çok daha iyisini hak ediyor.Zete
20'li Yaşlarda İşi Gücü Bırakıp, Seyahate Çıkmaya Sizi İkna Edecek 4 Sebep
Yirmili yaşlarınızın keyfini çıkarmak istiyorsanız, bunu yurt dışında bir yerlerde yapın. Önünüzde çalışmak için koskoca bir hayat var –ki ekonominin gidişatına bakılırsa ölünceye dek çalışacaksınız. Yaşlandığınızda yapmak istediğiniz her şeyi gençliğinizde daha iyi yapabilecekken neden en iyi yıllarınızı heba edesiniz ki?Ben derim ki işinizi bırakın ve dünyayı dolaşın. Benliğinizi yollarda keşfedin. Daha iyi bir ‘siz’ olun. İşinizi bırakıp seyahat etmeniz için 4 sebep;
Reklam
İlk Ay Üssü İnşaat Planı Hazır
Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Ay'da inşa edilmesi planlanan ilk koloninin nasıl kurulacağına ait planını sundu. Ay üssünün belkemiği 3D yazıcı robotlar olacak.Ay'da üs kurma planları kuran organizasyonların arasında yer alan ESA, dört astronotla temelleri atılacak ilk koloninin planlarını açıkladı. ESA, Dünya'nın aksine radyasyon, gama ışınları, meteorit çarpmaları ve anormal yüzey sıcaklıklarına karşı atmosfer kalkanı bulunmayan Ay'da 3D yazıcıların öne çıkacağını belirtti.3D Ay üssü, Ariane roketiyle fırlatılacak kapsül ile başlayacak. Kapsül, Ay'a ulaşacak dört astronotun yaşam alanı olacak. Kapsül, Ay'ın sürekli güneş ışını gören güney yarımküresinde, Shackleton kraterine iniş yapacak.İniş modüşü, Shackleton'a ulaşılmasının ardından iglo şeklindeki destek yapısını şişirecek ve iki 3D yazıcı robotu serbest bırakacak. Kepçeleriyle Ay tozunu toplayacak olan robotlar, materyali işleyerek robotik kollarının ucundaki başlıkla inşaat yapacak. 3 ay içinde 3D yazıcıdan çıkan bir örtüyle kaplanan yaşam modülü ve destek yapısı, Ay'ın olumsuz tüm atmosferik etkilerinden korunmuş olacak.Hollanda'da geçtiğimiz hafta düzenlenen ve 350 bilim insanı ve mühendisin katıldığı uzay-havacılık atölyesi düzenleyen ESA, uzay keşfi için her alandan bilim insanının katkı göstereceği ortak çalışmanın öne çıkarılması gerektiği mesajı verdi. Atölyede sunulan modellerde, Ay üssünün inşasında 3D yazıcıların öne çıkacağı ve böylece diğer alternatiflere kıyasla yüzde 80 daha az girdi kullanırak üretim yapılabileceği ifade edildi.Al Jazeera
Mucitleri Yanlış Bilinen 9 İcat
Muciti: Xerox PARCYanlış bilinen mucit: Microsoft (Windows)Bilgisayar kurtlarının birçoğu, grafiksel kullanıcı arayüzününün (GUI) Microsoft tarafından Windows ile ortaya çıkarılmış olduğunu düşünür. Ancak gerçek çok karmaşık da olsa böyle değildir.Fare ile kontrol edilen ve masaüstü ekranına sahip olan ilk GUI, Xerox tarafından Xerox Alto kişisel bilgisayarı için geliştirilmiştir. Doug Engelbart'ın daha önceki çalışmaları üzerine geliştirilen grafiksel arayüz ardından, o zamanki adı Apple Computers olan Apple'a gösterilmiştir.Fikre bayılan Apple, büyük oranda Xerox'un arayüzünden etkilenen ilk ticari bilgisayarı 'Macintosh'u üreterek 24 Ocak 1984'te, George Orwel'in '1984' isimli kitabına atfen '1984, asla 1984 gibi olmayacak' sloganıyla piyasaya sürer. Microsoft ise, 1985'in Kasım ayına kadar Windows'u piyasaya süremez.Windows piyasaya sürüldüğünde ise, ortaya çıkan üründe pencereler (diyalog kutuları hariç) birbirlerinin üstünde yer alamıyordu. Bunun sebebi, birbirleri üstünde duran pencerelerin patent hakkının halen Apple'ın elinde olmasıdır. Ayrıca Windows piyasaya ilk çıktığında Apple'ın Macintosh işletim sistemi gibi başlı başına bir işletim sistemi olmak yerine, Microsoft'un işletim sistemi DOS üzerinde çalışan bir arayüz halindeydi.
100 Yıl İçinde Yok Olacak 9 Dünya Şehiri
Bir dahaki sefere Venedik'te bir gondol turu yaparken veya San Francisco'nun ünlü köprüsü Golden Gate'in inanılmaz mimarisine bakarken yanınızda çok iyi bir fotoğraf makinası bulundurduğunuza emin olun. Çünkü eğer bilim adamlarının tahminleri doğruysa bu şehirleri büyük büyük torunlarınızın görebilmesinin tek yolu bu fotoğraflar olacak.Toprak Ana 100 sene içerisinde bu şehirlerin iklim değişimleri, depremler, doğal afetler ve ekonomik sebeplerle ortadan kaybolmasına ve yeni birer Atlantis olmalarına karar vermişe benziyor.
Reklam