Burak Yılmaz Haberleri

Burak Yılmaz ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Burak Yılmaz ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Forvet Hattında Yerli Krizi
HABERLER Spor Herhangi bir ligdeki yabancı oyuncu sayısının o ülkenin futbolunu nasıl etkilediği konusunda farklı fikirler ortaya atılır. Kimisi kaliteli yabancı oyuncuların o ligdeki oyun kalitesini de yukarı taşıdığından dem vurur, kimisi lejyonerlerin sayısı arttıkça yerli oyuncuların fiyatlarının dengelendiğini savunur. İşe kulüpler açısından bakanlar, 'Ne kadar çok yabancı oyuncu, Avrupa kupalarında o kadar çok başarı' fikrine sahiptir. Bu fikirlerin hepsi tartışılabilir... Doğrulukları ya da yanlışlıkları üzerine farklı örnekler verilebilir. Evet, bazı yabancı oyuncuların gerçekten de sudan ucuzdur ama bu ülkede bir sezon boyu mahzun gözlerle yedek kulübesinden maç izleyen adı büyük golcülere milyonlarca euro sayıldığı da çok görülmüştür. Avrupa kupalarındaki başarı ise sadece yabancı oyuncuların çokluğu ya da kalitesiyle doğru orantılı olamaz. O zaman Galatasaray'ın dört yabancı oyuncuyla kazandığı UEFA Kupası zaferi nasıl izah edilebilir? Üstelik kupaya uzanan süreçte atılan 15 golün 11'ini yerliler, 4'ünü yabancılar atmışken. Futbol Federasyonu Basın Departmanı tarafından hazırlanan TamSaha Dergisi'nden Mazluç Uluç'un hazırladığı Türk futbolundaki yerli forvet krizi dosyasının detayları şöyle: Tüm bu tartışmaların arasındaki tartışılmaz tek gerçek, kulüplerde oynayan yabancı oyuncu sayısındaki artışın, forma giyebilen yerli oyuncu sayısını aşağıya çektiği ve Millî Takım'a seçilebilecek oyuncu alternatifini azalttığıdır. Zaten bu sorunu yakından hisseden Türkiye de son yıllarda Avrupa'da yetişen Türk asıllı oyuncuları Genç Millî Takımlardan itibaren kazanmaya çalışarak problemi çözmeye çalışıyor. Geçmiş sezonlarda ligimizde giderek artan sayılarda yabancı oyuncu gördük. Yakın dönemde sahada 6, yedek kulübesinde 2 yabancı yer alırken, kulüpler ayrıca istedikleri kadar lejyonerle sözleşme imzalıyordu. Bu sayı daha sonra sahada 6, yedek kulübesinde 2, toplamda 10 olarak sınırlandırıldı. Yeni sezonda ise kulüpler yine 10 yabancı oyuncuyla sözleşme imzalayabilse de 18 kişilik kadrolarında sadece 6 oyuncu bulundurabiliyor. Bu sınırlamanın yerli oyunculara daha fazla forma bulma şansı verdiği de gözle görülür bir gerçek. Nitekim Süper Lig'deki 18 takımın ideal on birlerine baktığımızda, forvet dışındaki tüm mevkilerde yeri oyuncu seçeneklerinin büyük ölçüde arttığını görebiliyoruz. Kalecilerde 10-8'lik yerli üstünlüğü var. Yerlilerin sağ bekte 13-5, sol bekte 14-4, orta sahada 21-15, kanatlarda da 22-14 üstünlüğü bulunuyor. Yabancılar stoperde 19-17 ile ele geçirdikleri üstünlüğü forvet ikilisinde 30'a 6 gibi ezici bir çoğunluğa yükseltiyor. Mevkilere göre dağılım: Kaleci: 10 yerli, 8 yabancı Sağ Bek: 13 yerli, 5 yabancı Stoper: 17 yerli, 19 yabancı Sol Bek: 14 yerli, 4 yabancı Orta saha: 21 yerli, 15 yabancı Kanatlar: 22 yerli, 14 yabancı Forvet: 6 yerli, 30 yabancı YABANCI KRALLAR Bu girizgâhtan sonra sanırız konunun ağırlığı belli oldu; Türkiye'deki yabancı forvet sayısının çokluğu! O zaman şöyle bir geçmişe uzanalım ve yabancı golcülerin ligimizdeki durumuna bir göz atalım. 56'ncı sezonu oynanan ligimizde geçmişte yabancı oyuncuların parmakla gösterildiğini ve bir ara da yabancı oyuncu transferinin yasaklandığını göz önünde tutarsak, 1983-84 sezonuna kadar Süper Lig'de bir yabancı gol kralının çıkmamasını normal karşılayabiliriz. 1970'lerin ikinci yarısından itibaren iki yabancı oyuncu transferine izin verilmesinin ardından ise ilk yabancı gol kralıyla 1983-84 sezonunda karşılaşıyoruz. Yugoslavya'dan gelerek 1981'de Galatasaray formasını giyen Boşnak Tarık Hodzic,bir sezon sonra aynı takımda top koşturmaya başladığı Mirsad Sejdic'in de asist desteğiyle 1983-84 sezonunda 16 gol atarak ligimizin ilk yabancı gol kralı oldu. Ancak yabancı oyuncu sayısının 3'ü geçmediği o yıllarda lejyonerler tam 11 yıl gol krallığı göremedi. Ta ki 1995-96'da Trabzonspor formasıyla 25 gol atarak bu tacı giyen Gürcü Shota Arveladze'ye kadar. Yabancı oyuncuların üçüncü gol krallığı için beklemesi de 10 yıl daha sürdü. Bu defa 2006-07 sezonunda Fenerbahçe'nin Brezilyalı yıldızı Alex De Souza 19 golle ligin gol krallığını elde etti. Ancak bu yıllarda yabancı oyuncu sayılarında önemli artışlar olmuş, takımlar özellikle gol bölgelerini büyük ölçüde lejyonerlere teslim etmeye başlamıştı. Nitekim Alex'in ardından ertesi sezon takım arkadaşı Semih Şentürk tacı taksa da sonraki üç sezonda sırasıyla Galatasaray'ın Çek santrforu Milan Baros, Kayserispor'un Portekizli santrforu Aziza Makakula ve bir kez daha Fenerbahçeli Alex De Souza gol kralı oldu. Son iki sezonda bu yabancı hegemonyası Burak Yılmaz sayesinde bozulmuş görünüyor. Burak son iki sezonda önce Trabzonspor formasıyla 33, sonra da Galatasaray formasıyla 24 gol atarak ligin kral tahtına oturdu. Ancak meseleye sadece bu açıdan bakarsak önemli bir gerçeği ıskalamış oluruz. O gerçek ne mi? Bakalım... Burak'ın 33 golle açık ara gol kralı olduğu sezonda 10 gol ve üzerinde gol kaydeden 18 oyuncu daha var ligimizde. Bu oyuncuların Burak'tan sonraki 6 sırasında yabancılar var. Kamara, Tum, Eneramo, Webo, Alex ve Doka'dan oluşan bu altılının ardından gelen 12 oyuncunun arasında ise sadece Necati Ateş, Selçuk İnan ve Muhammet Demir yer alabiliyor. Geçtiğimiz sezon Burak Yılmaz'ın 24 gollü krallığının arkasından ise Kalu Uche, Bobo, Pierre Webo, Moussa Sow, Pablo Batalla, Lamine Diarra, Mert Nobre listesi uzanıyor. Sonrasındaki 13 isim arasında ise yerli oyunculardan Necati Ateş, Umut Bulut, İlhan Parlak, Olcay Şahan ve Cenk Tosun yer alabiliyor. BU SEZON TABLO DAHA VAHİM Biz şimdi bu sezon ligin krallık yarışına bir göz atalım ve zirvede kimler var bir görelim. Sezonun ilk yarısı sona erdi ve zirvede Sivasspor'un 10 gollü Fransız oyuncusu Aatif Chahechouhe, Beşiktaş'ın Portekizli santrforu Hugo Almeida ile aynı sayıda gol atan son iki sezonun gol kralı Galatasaraylı Burak Yılmaz yer alıyor. Bu üçlünün arkasında Kasımpaşa'nın Arjantinli forveti Oscar Scarione ile Fenerbahçe'nin Senegalli golcüsü Moussa Sow 9'ar golle sıralanıyor. 8 gollü oyuncular ise Akhisar Belediye Gençlik ve Sporlu Oumar Nissa ile Fenerbahçeli Emmanuel Emenike. Yani zirvede ve hemen altındaki 7 oyuncu arasında sadece tek yerli isim bulunuyor. 7 gollü oyuncularda ise Fenerbahçeli Dirk Kuyt, Pierre Webo, Medical Park Antalyasporlu Lamine Diarra, Gençlerbirliği'nden Bogdan Stancu, Galatasara'dan Didier Drogba'nın arasına sadece Gaziantepspor'dan Cenk Tosun girebiliyor. 6 gollü oyuncularda da Akhisar Belediye Gençlik ve Spor 'dan Bruno Rosa, Sivasspor'dan Manuel Da Costa ve Trabzonspor'dan Paulo Henrique ile birlikte Sivassporlu Burhan Eşer, Beşiktaş'tan Olcay Şahan ve Kardemir Karabüksporlu İlhan Parlak listede kendilerine yer bulabiliyor. Kısaca özetlemek gerekirse ilk 20 sıradaki golcülerin arasında sadece 5 yerli oyuncu bulunuyor. GOL TİMLERİ LEJYONER Şimdi bu tablonun sebeplerine yakından bakalım. Neden gol krallığı listelerinde Türk oyuncuların isimleri yabancıların arasında kayboluyor. Bu soruya ilk etapta, 'Yabancı golcüler bizimkilerden daha becerikli ve daha yetenekli' cevabını verebilirsiniz. Ama haklı olmanız için yerli ve yabancı golcülerin eşit şartlarda bir yarışa girmesi ve yabancıların böyle bir yarışta üstünlük sağlaması gerekiyor. Çünkü Süper Lig'deki 18 takımın gole en yakın noktadaki ayaklarının büyük bölümünü yabancı oyuncular oluşturuyor. 'Gole en yakın nokta'dan kastımız santrforlar ve arkasında yer alan hücuma dönük orta saha oyuncuları. Takımların ideal on birlerinde bu bölgedeki 36 oyuncudan 30'u yabancı, sadece 6'sı Türk. 18 takım arasında bu bölgede direkt santrfor oynayan yerli oyuncular sadece Elazığspor'da Deniz Yılmaz, Gaziantepspor'da Muhammet Demir veya zaman zaman Cenk Tosun. Yani 18 takımdan sadece ikisinin santrforu Türk. Bu bölgeye orta sahadan destek veren oyunculara baktığımızda ise Elazığspor'da Köksal Yedek veya Mehmet Nas, Eskişehirspor'da Erman Kılıç, Galatasaray'da Burak Yılmaz, Torku Konyaspor'da Recep Aydın isimlerini görüyoruz. 36 oyuncuda 6 Türk'ün yüzdesi genel toplam içinde 16.6'ya tekabül ediyor ki, bu rakam da golcüler listesinde yerlilerin isimlerine neden bu kadar seyrek rastlandığını açıklamaya yetiyor. Takımlara tek tek yakından baktığımızda, zaman zaman da olsa yüzde yüz yerli hücum timine sahip tek ekip Elazığspor. Sağda Serdar Gürler, solda Serdar Özkan, forvet arkasında Köksal Yedek veya Mehmet Nas, santrforda Deniz Yılmaz dörtlüsüyle sık sık izlediğimiz Elazığspor, ligin son sırasında yer alıyor. Gaziantepspor, üç yerli oyuncunun yanında forvet arkasında oynattığı Traore ile hücum hattını ağırlıklı olarak Türk oyunculardan oluşturuyor. Torku Konyaspor da zaman zaman sağ kanatta Djalma'nın yerine Ömer Ali Şahiner'e yer verip forvette 3-1'lik yerli üstünlüğünü sağlıyor. Hücum hattını dört yabancıyla oluşturan takımlar da var ligimizde. Bu takımların başında lider Fenerbahçe geliyor. Sarı-lacivertli ekip Cristian'lı on birle oynadığı maçlarda hücum hattını Kuyt, Sow, Webo veya Emenike ile oluşturarak tamamen lejyoner bir forvetle gol arıyor. Aynı tablo Medical Park Antalyaspor için de söz konusu. Akdeniz ekibi sağda Isaac, solda 'vatandaş' Tita, forvet arkasında Insa ve santrforda Diarra ya da zaman zaman Baros'la tam bir yabancı hücum takımı görünümünde. Kasımpaşa da Adem Büyük'ün yerine Viudez'i kullandığı maçlarda Babel, Scarione ve Malki ile hücum hattını yabancı oyunculardan oluşturuyor. Kayserispor, Trabzonspor ve Kayseri Erciyesspor ise hücum timlerinde sadece birer yerli oyuncuya yer veriyor. KALEDE SIKINTI YOK Geçmişte çok sayıda yabancı kalecinin yer aldığı ligimizde bu sezon gerçek bir denge hâkim. Millî Takımımız için ligimizde sürekli görev yapan 10 kaleci seçeneği bulunuyor. Şampiyonluk yaşamış beş takımdan üçünün kalesini yerliler koruyor. Fenerbahçe'de Volkan Demirel, Beşiktaş'ta Tolga Zengin, Trabzonspor'da da Onur Kıvrak Millî Takım teknik ekibinin elini rahatlatan isimler. Sivasspor'da Korcan Çelikay, Medical Park Antalyaspor'da Hakan Arıkan, Kayserispor'da Gökhan Değirmenci ve Ertuğrul Taşkıran, Gençlerbirliği'nde Ramazan Köse, Çaykur Rizespor'da Serkan Kırıntılı ligde banko oynayan yerli kalecilerin sayısını 9'a yükseltiyor. Bu isimlere Elazığspor'da Vanja Ivesa'yı çoğu zaman yedek bırakan Zülfük Özer'i de eklemek ve sayıyı 10'a çıkarmak da mümkün. SAĞ VE SOL BEK PATLAMASI Geçmişte Millî Takım'ın oyuncu bulmakta sıkıntı çektiği sağ ve sol bekte Süper Lig takımları bu sezon yerli oyuncuları tercih etti. 18 takımdan 13'ü sağ bekte, 14'ü ise sol bekte tercihlerini yerli oyunculardan yana kullandı. Fenerbahçe'de Gökhan Gönül, Medical Park Antalyaspor'da Koray Arslan ve Serkan Balcı, Kayserispor'da Salih Dursun, Akhisar Belediyespor'da Emrah Eren, Gençlerbirliği'nde Serkan Kurtuluş ve Serkan Yanık, Beşiktaş'ta Serdar Kurtuluş, Kayseri Erciyesspor'da Cem Can, Eskişehirspor'da Veysel Sarı, Kardemir Karabükspor'da Uğur Uçar ve Erdem Özgenç, Kasımpaşa'da Elyasa Süme ve Orhan Şam, Çaykur Rizespor'da Koray Altınay, Torku Konyaspor'da Ali Turan, Elazığspor'da Adem Alkaşi ile Deniz Aslan forma giyiyor. Sağ bekte yabancıya yer veren takımlar ise Bursaspor (Basser), Sivasspor (Cicinho), Gaziantepspor (Binya), Trabzonspor (Bosingwa) ve Galatasaray (Eboue). Uzun yıllardır Gökhan Gönül ile Sabri Sarıoğlu dışında alternatif bulmakta zorlanan Millî Takım için bu sezon Salih Dursun, Serkan Kurtuluş, Koray Altınay gibi isimler de seçenek oldu. Yine bir dönem sıkıntı yaşanan ve sağ ayaklı Ümit Özat'la çözüm bulunmaya çalışılan sol bekte de 14 takım yerli oyuncuya yer veriyor. Fenerbahçe'de Caner Erkin, Hasan Ali Kaldırım, Galatasaray'da Hakan Balta, Trabzonspor'da Kadir Keleş, Elazığspor'da Özgür Özkaya, Sivasspor'da Ziya Erdal, Kayserispor'da Ömer Bayram ve Alper Uludağ, Akhisar Belediyespor'da Çağdaş Atan, Gençlerbirliği'nde Uğur Çiftçi, Gaziantepspor'da Şenol Can, Kayseri Erciyesspor'da Emre Öztürk ve Ekrem Ekşioğlu, Eskişehirspor'da Tarık Çamdal, Kardemir Karabükspor'da İshak Doğan, Kasımpaşa'da Sancak Kaplan ve İlhan Eker, Torku Konyaspor'da Mehmet Uslu ve Ergün Teber sezonun ilk yarısında forma giyen sol bekler. Sol beklerini yabancılara emanet eden takımlar ise Bursaspor (Taiwo), Medical Park Antalyaspor (Vederson - TC vatandaşı), Beşiktaş (Motta) ve Çaykur Rizespor (Ali Adnan). Yerli sol beklerden Tarık Çamdal, Uğur Çiftçi ve İshak Doğan son Millî Takım kadrosunda yer alarak ay-yıldızın alternatiflerini çoğalttı. STOPERDE YABANCILAR ÖNDE 18 takımın stoper tercihinde ise forvetler kadar olmasa da yabancıların üstünlüğü bulunuyor. Takımlarının ilk on birlerinde ağırlıklı olarak oynayan 36 stoperin 19'u yabancı, 17'si yerli. Stoperde yüzde yüz yerliyi tercih eden takımlar Emre Güngör-Musa Nizam ikilisiyle Medical Park Antalyaspor, zaman zaman Bamba'ya şans tanısa ada Mustafa Yumlu-Aykut Demir ikilisiyle Trabzonspor, İbrahim Kaş-Görkem Görk ikilisiyle Elazığspor. Torku Konyaspor'da da Kokaloviç'in sakatlığında Selim Ay-Erdinç Yavuz ikilisinin kullanıldığını vurgulamak gerekiyor. Yüzde yüz yabancı stoperlere ise Fonseca Sereno- Khizanishvili ikilisiyle Kayserispor, Kecojeviç-Stankevicius ikilisiyle Gaziantepspor, Akaminko-Diego ikilisiyle Eskişehirspor, Mabiala-Puygrenier ikilisiyle Kardemir Karabükspor, Oboabona-Viera ikilisiyle de Çaykur Rizespor sahip. ORTA SAHADA YERLİLER FAZLA Orta sahanın ortasında yer alan 36 oyuncuda da yerlilerin 21'e 15 üstünlüğü bulunuyor. Bu bölgede yüzde yüz yerli ikililer kullanan takımlar Batalla'nın ayrılmasının ardından Belluschi'nin forvet arkasına kaymasıyla Bursaspor (Şamil Çinaz - Murat Yıldırım veya Musa Çağıran), Sivasspor (Kadir Bekmezci - Adem Koçak), MP Antalyaspor (Serkan Balcı - Uğur İnceman), Akhisar Belediyespor (Merter Yüce - Bilal Kısa), Torku Konyaspor (Ali Çamdalı - Mehmet Güven), zaman zaman da Fenerbahçe (Alper Potuk - Mehmet Topal) ve Beşiktaş (Veli Kavlak - Oğuzhan Özyakup). Bu bölgede yüzde yüz yabancıyı tercih eden takımlar ise Elazığspor (Sane - Vitolo/Sow), Kayserispor (Mijailoviç - Cleyton) ve Trabzonspor (Zokora - Colman). KANATLAR YERLİYLE UÇUYOR Hücum hattının her iki kanadındaki 36 oyuncu tercihinin de 24'ü yerli, 12'si yabancı. Bu bölgede Elazığspor (Serdar Gürler - Serdar Özkan), Bursaspor (Kazım Kazım - Ferhat Kiraz), Sivasspor (Burhan Eşer - Aydın Karabulut), Akhisar Belediyespor (Ahmet Cebe / Kenan Özer - Güray Vural / Sertan Vardar), Gaziantepspor (İbrahim Akın / Taşkın Çalış - Cenk Tosun / Turgut Doğan Şahin), Beşiktaş (Gökhan Töre - Olcay Şahan), Kardemir Karabükspor (İlhan Parlak - Ahmet İlhan Özek / Erkan Kaş), Çaykur Rizespor (Tevfik Köse - Sercan Kaya) yüzde yüz yerli oyuncu tercihleri kullanırken, kanatlarını tamamen yabancı oyunculara emanet eden takımlar ise Medical Park Antalyaspor (Promise Isaac - Tita / TC vatandaşı), Fenerbahçe (Dirk Kuyt - Moussa Sow) ve zaman zaman da Kasımpaşa (Viudez - Babel). Not: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçen lejyoner oyuncular, bu araştırmada 'yabancı' kategorisinde değerlendirilmiştir. Süper Lig'in Gol Kralları 1983-1984 Tarık Hodzic 16 1984-1985 Aykut Yiğit 20 1985-1986 Tanju Çolak 33 1986-1987 Tanju Çolak 25 1987-1988 Tanju Çolak 39 1988-1989 Aykut Kocaman 29 1989-1990 Feyyaz Uçar 28 1990-1991 Tanju Çolak 31 1991-1992 Aykut Kocaman 25 1992-1993 Tanju Çolak 27 1993-1994 Bülent Uygun 22 1994-1995 Aykut Kocaman 27 1995-1996 Shota Arveladze 25 1996-1997 Hakan Şükür 38 1997-1998 Hakan Şükür 33 1998-1999 Hakan Şükür 18 1999-2000 Serkan Aykut 30 2000-2001 Okan Yılmaz 23 2001-2002 Arif Erdem 21, İlhan Mansız 21 2002-2003 Okan Yılmaz 24 2003-2004 Zafer Biryol 25 2004-2005 Fatih Tekke 31 2005-2006 Gökhan Ünal 25 2006-2007 Alex De Souza 19 2007-2008 Semih Şentürk 17 2008-2009 Milan Baros 20 2009-2010 Aziza Makakula 21 2010-2011 Alex De Souza 28 2011-2012 Burak Yılmaz 33 2012-2013 Burak Yılmaz 24 CİHAN
Kartlar Havada Uçuştu Kazanan Aslan Oldu
Tüm Türkiye'nin nefesini tutarak beklediği derbide gülen taraf Galatasaray oldu. Sarı kırmızılı takım Fenerbahçe'yi Hollandalı yıldızı Sneijder'in attığı golle 1-0 mağlup etti. Tüm Türkiye'nin nefesini tutarak beklediği derbide gülen taraf Galatasaray oldu. Sarı kırmızılı takım Fenerbahçe'yi Hollandalı yıldızı Sneijder'in attığı golle 1-0 mağlup etti. Stadı dolduran taraftarlarının önündeki karşılaşmaya iyi başlayan Galatasaray, 9. dakikada Sneijder'in golüyle öne geçti. Orta sahada kontrolü elinde tutarak oyununu Fenerbahçe yarı sahasına yıkmaya çalışan sarı-kırmızılı takım, rakibinin hızlı hücumlarla kalesine gelmeye çalıştığı dakikalarda ise savunmasında açık vermedi. Drobga ile bir topu da direkten dönen Galatasaray, ilk yarıyı 1-0 önde bitirdi. Maça daha kontrollü başladığı görülen lider Fenerbahçe, rakibinin baskısını artırdığı dönemde savunma hatalarıyla dikkati çekti. Yapılan bir kademe hatasında Sneijder'in golüne engel olmayan sarı-lacivertli takım, 1-0 geriye düştü. Golden sonra ani ataklarla rakip kaleye gitmeye çalışan Fenerbahçe, istediği pozisyonları üretemedi ve gergin geçen derbide soyunma odasına 1-0 geride gitti. 9- dakikada Galatasaray 1-0 öne geçti. Soldan Selçuk İnan'ın yaptığı ortada Melo, topu sol çaprazdan ceza sahasına giren Sneijder'e indirdi. Bu futbolcunun gelişine yaptığı sert vuruşta, meşin yuvarlak uzak köşeden ağlara gitti: 1-0 22- dakikada Fenerbahçe'nin kullandığı korner atışı sonrasında hızlı çıkan Galatasaray'da Drogba, uzun pasıyla savunmanın arkasına kaçan Sneijder'i topla buluşturdu. Sol çaprazdan ceza sahasına giren Hollandalı futbolcu, dar açıdan şutunu çekerken meşin yuvarlak araya giren Gökhan Gönül'e çarparak kornere gitti. Aynı dakikada Telles'in ceza sahası dışından çektiği sert şutta, kaleci Volkan Demirel yerden seken topu son anda çeldi. 32- dakikada Selçuk İnan'ın soldan kullandığı serbest atışta, ceza sahası çizgisi üzerinde topu önüne indiren Drogba'nın güzel vuruşunda, meşin yuvarlak yan kale direğinden oyun alanına döndü. 33. dakikada Bekir İrtegün'ün ceza alanı dışından vuruşunda, top yandan auta gitti. 40- dakikada Galatasaray yarı sahasında Melo, Emre Belözoğlu'nun müdahalesiyle yerde kalınca, hakem Bülent Yıldırım, sarı-lacivertli futbolcuyu ikinci sarı karttan, kırmızı kartla oyundan ihraç etti. Kalan sürede sonuç değişmedi ve Galatasaray, gergin bir atmosferde oynanan karşılaşmanın ilk yarısını 1-0 önde bitirdi. İkinci 45 dakikada Burak Yılmaz ile farkı ikiye yükseltmek adına çok sayıda fırsatı değerlendiremeyen Galatasaray rakibine de gol fırsatı tanımadı ve sahadan 1-0'lık galibiyetle ayrılarak hem farkı yediye indirdi hem de Şampiyonlar Ligi için avantaj yakaladı.Eurosport
"Türk Futbolu İçin Çok Umutlu Değilim"
Arda Turan, Madrid’de FourFourTwo dergisinden Ahmet Yavuz’a bu sezonki performansının sırlarını anlattı.Bu akşam Atletico Madrid formasıyla Chelsea karşısında yarı final rövanş maçına çıkacak Arda Turan, Madrid’de FourFourTwo dergisinden Ahmet Yavuz’a bu sezonki performansının sırlarını anlattı. İspanya Ligi’nde şampiyonluğu hayal dahi edemeyeceğini belirten milli oyuncumuz şampiyonlar ligi’ndeyse sezon başında final oynama hedefinin olduğunu söyledi. Arda ayrıca gece yastığa başını koyduğunda eğer çok geç olmadan bir gün Türkiye’ye dönmesi durumunda Avrupa’da kupa kazandıracak bir kadronun içinde yer alabileceğini ve o takıma liderlik edebileceğinin hayalini kurduğunu belirtti. “Bu halimi seviyorum” diyor Arda. Kısa saç ve uzun sakal... “Böyle havalı bir şey oldu. Kendime geldim.” Arda’nın çeşitli ve her biri olay yaratan saç stillerinden sonra denediği bu imajı, 300 Spartalı filmiyle birlikte anılmıştı. Taraftarlar, Arda’yı Atletico Madrid’in Real Madrid’i 14 yıl aradan sonra mağlup ettiği maçın ardından filmdeki “Kral Leonidas” karakterine benzettiler. Gerard Butler’ın hayat verdiği bu karakter, gerçek bir öykünün kahramanıydı ve klasik antik çağda var olmuş Sparta Uygarlığı’na komuta ediyordu. Küçük devletini düşman işgaline karşı savunan ve sayıca çok üstün Pers Krallığı’na boyun eğdiren Spartalılar, bunu Kral Leonidas’ın o damarı sayesinde başarmışlardı: İnatçı, risk almayı seven ve korkusuz... Kralın 300 kişilik orduyla Persleri alt etmesi için sihire ihtiyacı vardı. Tıpkı Arda Turan gibi... 'Gözümün korktuğu şeyden korkmam' Kral Leonidas’ın tüm bu vasıfları, Arda Turan’ı ona benzetenlerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Gözümün gördüğü bir şeyden korkmam” diyor Arda. Barcelona’ysa çıkar oynarız. Real Madrid’se çıkar oynarız. Evet, dünyanın en iyi takımları, en büyük takımları... Ama öyle kimseden korkacak bir durumumuz yok!” Kral Leonidas, Atletico Madrid forması giyse, muhtemelen o da Real ve Barça için aynı şeyleri söylerdi. Atletico Madrid’le 2017 yılına kadar sözleşmesini uzatan Arda, Madri’de oldukça mutlu... Bu sezon İspanya’ya ve Avrupa’ya damga vuran takımdan ayrılmak gibi bir düşüncesi yok. Elbette kimse sezon başında ligde Atletico Madrid adına böyle bir senaryoyu hayal etmiyordu. Arda da öyle... Açıkçası iyi bir peformans sergileyip ligi ilk dört sırada bitireceğimizi tahmin ediyordum” diyor. Ama asla son haftalara girilirken Real Madrid ve Barcelona’nın önünde puan farkıyla lider olacağımızı düşünmemiştim.” Ligdeki insanüstü” performansa şaşırmış olsa da Şampiyonlar Ligi için büyük” düşünüyordu. Hayallerimi çok fazla söylemiyorum çünkü bazen kendim gibi gülüyorum. O kadar büyük hayallerim var ki...” diyor ama artık Avrupa’nın bir numaralı organizasyonu için sezon başında düşündüklerini rahat rahat söyleyebilir. Sezon başında Şampiyonlar Ligi’nde finale gitmek gibi bir hayalim vardı.” Arda, Atletico Madrid’in sahası Vicente Calderon Stadı’nın çimlerinde FourFourTwo’nun sorularını içtenlikle yanıtladı. Takım olarak bu sezon çok yoğun bir fikstürde mücadele ettiniz. Fiziksel olarak ne durumdasın? Yıprandık... Vücut olarak hepimizin yıprandığı aşikâr. Bizim oynadığımız sistemde biz topa sahip olan değil, topun arkasında duran bir takımız. Savunma üzerine kurulu bir sistemimiz var. O yüzden özellikle benim gibi ikinci bölgenin kenarlarında oynayan oyuncular için çok sıkıntılı bir sistem bu. Çok fazla efor sarfedilen bir sistem. Ama sezon sonuna kadar elimizden ne geliyorsa yapacağız. Simeone senin için “İspanyolca bilmiyor ama onunla bakışarak, vücut diliyle anlaşıyoruz” demişti. Aranızda nasıl bir iletişim var? Biz onunla sahanın içinde bazen bir bakışla bile anlaşıyoruz. Bakışıp gülüşüyoruz... Mesela Şampiyonlar Ligi müziği çaldığında dönüp bana bakar ya da büyük maçlarda seramoniye çıkarken gelip kulağıma bir şey fısıldar... Beni çok fazla geliştirdiğini, çok yönlü bir oyuncu yaptığını düşünüyorum. Beni benden daha iyi tanıyor ve çok iyi kullanıyor. Enerjimi, gücümü ve zekâmı maksimum seviyede kullanabilecek ender hocalardan biri. Onun yönetiminde daha fazla efor sarfedip daha az gole gidip atağı organize ediyorum. Tamamıyla hocanın istedikleri doğrultusunda hareket ediyorum. Zaten doğrusu da bu... Real Madrid ve Barcelona’yla baş edip, onları alt etmek nasıl bir duygu? Barcelona ve Real Madrid’in çok özel oyuncuları var. Messi ve Ronaldo’nun durumu, Neymar’ın ve Bale’in durumu... Çok özel oyunculara sahipler. Ama onlarla savaşmak hoşumuza gidiyor. Finansal güçleri, taraftar sayıları, global değerleri ortada. Ama bizim kendi halinde, taraftarıyla bütünleşmiş, birbiri için savaşan, daha özel bir halimiz var. İnsanların gözünde daha sempatiğiz. Bu güçle, her şeyi kazanabiliriz. Peki sence Atletico Madrid’in başarısı sürdürülebilir olacak mı? Bence Atletico Madrid transfer politikasını çok iyi sürdürebilen bir kulüp. Zaten bu seviyeyi korursak yayın gelirlerinde payımız artacaktır. Tabii ki kulüp olarak Real Madrid ve Barcelona’nın seviyesine ulaşmak çok zor. Zaman alacaktır. Ama Atletico Madrid İspanya’da bu konuda potansiyeli olan en büyük kulüp. Diğer taraftan yeni stat geliyor, yeni tesisler geliyor... Her sene Şampiyonlar Ligi’nde kalıp ligde şampiyonluğu kovalayabilecek bir durumumuz var. O yüzden her şey olabilir. Bir röportajında “Fiziksel olarak Messi ve Ronaldo kadar iyi olmam mümkün değil” demiştin. Senin için zirve noktası neresi? Açıkçası 27 ile 31 yaş arasında sahip olduğum potansiyeli daha fazla açığa çıkarabileceğimi düşünüyorum. Eğer Atletico Madrid gibi dünya devleriyle yarışan, uluslararası arenada boy gösteren bir takımın oyuncusuysam içimde çok büyük bir potansiyel var demektir. Sadece bunu daha sürekli bir hale getirmeliyim. Ama bunu tabii lafta bırakmamak, çok çalışmak lazım. Özellikle Atletico Madrid kariyerine bakınca “çalışmak” kelimesinin senin için anahtar kelime olduğunu söyleyebilir miyiz? Kesinlikle… Mesela bizim takımda Raul Garcia muhteşem bir örnek. Bir gün kitap yazarsam kitabımda muhteşem bir yeri olacak. Yüzde 30 yetenek, yüzde 70 çalışmadır. Çalışırsan oynarsın. Gerçekten kitap yazacak mısın? Evet yazacağım. Çok laylaylom bir kitap olmayacak. Herkesi eleştiren, gerçekleri söyleyen bir kitap olacak. Basının önünde her şeyi söyleyemiyorsun, politik davranıyorsun. Atletico Madrid’e gittiğin ilk aylarda TFF’nin Tam Saha dergisine verdiğin röportajda “Burada insan olarak bir birey olduğumu hatırladım” demiştin. Hala böyle mi düşünüyorsun? Çok büyük laf etmişim be! Doğru laf etmişim ama... Hâlâ arkasındayım! Mesela biraz önce antrenman bitti, bundan sonra hayat bana ait. Kimsenin hatrı gönlü yok. Türkiye’de sürekli birilerini ziyaret etmeniz gerekiyor. Kırılanlar var, bozulanlar var, dedikodular var. Dedikodulara cevap vermek zorundasın... Galatasaray taraftarıyla arandaki buzlar eridi mi? Galatasaray camiasının her zaman altın çocuğu oldum. El bebek gül bebek yetiştik. Tabii ki sorunlar oldu, ağladık sızladık falan. Ben de Galatasaray’a karşı elimden gelenin en iyisini vermeye çalıştım. Sadakatli davranmaya çalıştım. 24 yaşına kadar hep Avrupa takımları isterken Galatasaray’da kaldım. Bu da gözardı edilmemeli. ‘Bırakıp kaçtı’ diyenler var. Ben bırakıp kaçmadım. Takım sekizinciyken iğneyle çıkıp oynadım. Doktorlar orada... Takım yeni sezonda muhteşem bir kadro kurmuştu, şampiyon olacağı belliydi, ben o zaman gittim. Bırakıp kaçmak o zamanlar ben sakatım deyip oynamamaktı. Herkes Manisa’da nasıl oynadığımı biliyor. Öyle üç kuruşa beş köfte yok. Peki bu süreçte suçlu Galatasaray taraftarı mıydı? Taraftar suçlu olur mu? Arda Turan diye stadı inletirken iyiydi. Şimdi kötü mü olacak? Ve sen de kafana koydun ve Atletico Madrid’in yolunu tuttun… Çünkü yaşam alanı bırakmadılar bana... Eğer yaşam alanı verilseydi Selçuk, Burak, Sabri, o zaman Caner de bizdeydi; bu kadroyla Şampiyonlar Ligi olmasa da en azından Avrupa Ligi’nde şampiyon olabilirdik. Hâlâ bazen yatarken eğer çok geç olmadan bir gün dönersem Avrupa’da bir kupa kazandıracak kadronun içinde yer alabilirim diye düşünüyorum. Madrid’de mutlu musun? Burada kendime ait vaktim oldu. Kendimi bıraktım. Düşünme fırsatı buldum. Kafam temizlendi. Geçen gün okuyorum, Selçuk’la Burak’ın stattan arabalarıyla ayırlmaları bile problem. Kardeşim nolur ya! Maç bitmiş, ne istiyorsa yapsın futbolcu. İstiyorsa yürüyerek gitsin. Burada biz maça iki saat kala otomobillerimizle geliyoruz, herkes de otomobiliyle ayrılıyor. Kız arkadaşıyla maça gel, ne var bunda? Profesyonel futbolcu milyon dolarlar kazanıyor. İşyerine ihanet edecek kadar aptal mı? İhanet eden zaten üç gün sonra kendini sahada belli eder. Şikayetçi olduğun hiç mi bir şey yok? Bütün gün uyuyorlar (gülüyor). Geç yemek yiyorlar. Benim de bu yüzden kilo problemim oluyor, moralim bozuluyor. Saat 21:30’da yemek daha yeni başlıyor! Karnını nasıl doyuruyorsun? Her kültürün yemeğini yiyebiliyorum. Dünya mutfağını da seviyorum. Çin yemeği seviyorum ama çok kızartma işi var. Çünkü biz küçükken Bayrampaşa’da arka tarafta Çin restoranı vardı, hep oraya gider yerdik (gülüyor). Paella seviyorum. Deniz mahsullerinden böcekleri çok seviyorum. Şimdi ‘Ne havaya girmiş’ diyecekler ama çok seviyorum, ne yapayım. Sonradan görme olduğum için bunların hepsini çok seviyorum (gülüyor). Galatasaray’daki süreci de takip ediyor musun? Futbolcular da baskı altında... Çok fazla takip etmiyorum çünkü canım sıkılıyor, üzülüyorum. Arkadaşlarımın hepsi özel oyuncular, korunmaya ihtiyaçları yok. Sonuçta son iki senenin şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali var. Birazcık saygı diyorum. Mancini’yi başarılı buluyor musun? Mancini zaten durumu açıkladı. ‘Ben buraya yeni takım kurma hedefiyle geldim’ dedi. O tabii Avrupa’da görmediği tarzda şeyler gördüğü için yadırgaması, sinirlenmesi çok normal. Ama Türkiye şartları böyle, alışması lazım. Hedefinin bu sene olmadığını söyledi. Beklemek lazım... Manchester City’de, Inter’de yıldız oyuncuları idare etmek ve başarılı olmak... Bunlar büyük işler. Mancini büyük bir hoca. Sana göre Türkiye’den Avrupa’ya gidebilecek oyuncular kimler? Gökhan Gönül ve Caner Erkin oynayabilir. Selçuk İnan, Burak Yılmaz ve Semih Kaya da öyle... Arda, Olcan Adın’ın da büyük potansiyeli olduğunu düşünüyor. Trabzon’da bütün yük ona kalıyor. Salih Uçan’ın, Emre Çolak’ın, Muhammed Demirci’nin ve Muhammed Demir’in kendini geliştirmesi lazım. Cenk Tosun’da iyi bir potansiyel var. Oyuncularımızın potansiyeli var ama bu potansiyel yetmeyebilir. Çalışmak, üzerine koymak lazım çünkü buralar başka bir seviye. “Arda Turan’ın başarısı, Türk futbolunun başarısı değildir.” Bu görüşe katılıyor musun? Yüzde 100 katılıyorum. Şansım çok yanımda oldu. Ben Mleda Boleslav maçında böyle olmasam... Millet bana şımarık falan diyor ya, öyle olmasam bugünlere gelemezdim ki! Ben nasıl oynayacağımı çözdüm, biraz Şam şeytanlığı yaptım. Böyle oynarsam formayı alırım diye kendi yolumu buldum. Sana bir süpergüç verip, “Türk futbolunda bir şeyi değiştirebilirsin” deseler neyi değiştirirsin? Bir hakkım olsa bütün kulüplerin altyapı tesislerini değiştiririm. Yataklı, eğitmenli, psikolojik danışmanlı, özel hocalı, İngilizce eğitmenli... Muhteşem çim sahalar... İşin temeli burada. Altyapı hocasına 2-3 bin lira maaş verirsen bu iş olmaz. Kulüp, altyapılarına kaynak ayıracak ki orası maddi olarak tatmin olunan bir yer olsun. Böylece eski futbolcu yorumculuğa kaçmayıp o işe odaklansın. Maalesesf altyapı hocalığını önemsizleştirdiler, itibarsızlaştırdılar. Kulüplerin altyapı hocaları kendi statlarında maç bile izleyemiyorlar! Türk futbolunun geleceği için umutlu musun? Çok umutlu değilim, çok da endişeli değilim. İpin üzerinde gidiyoruz. Fatih hoca bunun planlarını yapıyor. Sadece onun değil, altında çalışan herkesin aç olması lazım. Mesela bu ülke Abdullah Avcı’yı kaybetmemeli. Abdullah hoca bir gün tekrar bu milli takımın başına gelebilmeli. Bir kere olmadı diye vazgeçmemeliyiz.
Roberto Mancini: "Bu Takımı 9. Sıradayken Aldım"
Galatasaray 'ın İtalyan teknik direktörü Roberto Mancini , sarı-kırmızılı kulüple 2 yıllık sözleşmesi olduğunu hatırlatarak, 'Şu an için kesin olan tek şey bu' dedi. Mancini, İtalyan La Gazzetta dello Sport gazetesine yaptığı açıklamada, ülkesini özlese de Galatasaray'da mutlu olduğunu belirterek, 'Burada gayet iyiyim. Kulüp iyi organize olmuş bir yapıda. (Türkiye'yi) Futbolun üçüncü dünya ülkesi olarak düşünmeyin. İtalya'yı özlüyorum ama yurt dışında olan herkes özler' değerlendirmesinde bulundu. İtalyan kulübü Inter ile herhangi bir teması olup olmadığı sorusuna, 'Hayır, Moratti ile uzun süredir yok' yanıtını veren Mancini, soruya Juventus 'un da dahil edilmesi üzerine, 'Juventus'un en güçlü takım olduğunu her zaman söyledim. Fakat şunu hemen açıklığa kavuşturayım ki Galatasaray ile 2 yıllık sözleşmem var. Şu an için kesin olan tek şey bu' ifadelerini kullandı. Hafta içi Eskişehirspor ile oynayacakları Ziraat Türkiye Kupası finalini kazanmaları ve ligi ikinci sırada bitirmeleri durumunda Galatasaray camiası ve taraftarları için iyi şeyler yapmış olacağını dile getiren 49 yaşındaki teknik adam, 'Kolay değil. Ben bu takımı ekim ayında aldığımda sıralamada 9. basamaktaydı. İkinci sıraya kadar yükseldik. Ligin seviyesi yüksek olmasa da zorlu. Dört büyükler sert rakipler' diye görüşlerini aktardı. Mancini, kendisini Galatasaray'da en çok şaşırtanın ne olduğu sorusuna, ' Felipe Melo . İnanılmaz bir karakteri var. Büyük bir oyuncu ve büyük bir karakter' yanıtını verdi. İtalyan teknik adam, Hollandalı futbolcu Wesley Sneijder 'in ise başka bir sınıfta olduğunu ve işini iyi yaptığını belirtti. 'Balotelli ile Manchester City döneminden beri görüşmedim' Galatasaray deneyiminin kendisi için iyi geçtiğini dile getiren İtalyan çalıştırıcı, 'Juventus'u eledik. Böylece bir mucizeyi gerçekleştirdik. Chelsea objektif olarak imkansızdı' ifadelerini kullandı. Mancini, Galatasaray'da kalırsa nelerin değişeceği sorusuna şu cevabı verdi: 'Burada Semih Kaya , Burak Yılmaz , Selçuk İnan gibi iyi oyuncular var. Gelecek vadeden hücum oyuncusu İsmail Ünsal var ama her şeyin yeniden programlanması lazım.' Mancini, Galatasaray'ın transfer listesinde olduğu iddia edilen eski öğrencisi ve vatandaşı Mario Balotelli hakkında ise şunları kaydetti: 'Manchester City döneminden bu yana onunla görüşmedim. Genellikle bir oyuncuyu bıraktığım zaman iletişim bilgilerini de tutmuyorum. Onun patlama yapması için halen zamana ihtiyacı var.'ligtv
Semih Şentürk'ten İtiraf: "3 Temmuz'da..."
12 sezon formasını giydiği F.Bahçe ile yollarını devre arasında ayıran Semih Şentürk, önemli açıklamalarda bulundu.DİLE kolay F.Bahçe formasıyla geçen tam 12 sezon... 205 lig maçı, 56 gol, 1 gol krallığı, 5 şampiyonluk, 2 Türkiye Kupası, 2 TFF Süper Kupa şampiyonluğu... 16 yaşında altyapısına girdiği F.Bahçe'de geçen 15 yılda hem takımla hem de bireysel olarak birçok başarıya ulaştıktan sonra 31 yaşında sarı-lacivertli formaya veda etti Semih. Sezon başı kadro dışı bırakıldı, devre arasında ise Antalyaspor'un yolunu tuttu. Bu sürede hakkında çok şey söylendi, yazıldı. Sonradan oyuna girdikten sonra attığı goller nedeniyle 'Nöbetçi Golcü' lakabı takılan Semih, F.Bahçe'deki nöbetinin nasıl sona erdiğini, 3 Temmuz sürecinde, son sezonunda yaşadıklarını ve sarı-lacivertli renklere nasıl veda ettiğini tüm içtenliği ile VATAN'a anlattı: Alex de sen de uzun yıllar hizmet ettiniz F.Bahçe’ye, ancak gitme şekliniz veda gibi değildi? Gitmek için aceleci mi davrandın? Serdar Kesimal affedildi ama sen gitmeyi tercih ettin. “6 ay zor günler geçirdim. Tek başıma kaldım. Sezon sonuna kadar kalabilirdim ama kariyerime yakışmazdı. Gönderiliş şeklime kırıldım. Sözleşmemi tamamlayabilirdim belki ama bazen forma şansını az buldum kimi zaman da 3 Temmuz sürecinde yaşadıklarım bana ağır geldi.” ‘BU HALDE BIENVENU'YÜ NASIL KESEYİM?’ Kusura bakma ama Bienvenu’yü kesemedin derim ben de... “NASIL mı kesemedim, nasıl keseyim? 3 Temmuz sonrası adım çıkmış. Sabah 7’lere kadar evin camından 'Ha şimdi polis gelip beni alacak' diye bakıyorum. Yok 1. yok 2. dalga. Hele bir gece sitenin güvenlik aracı geçiyor ben de çöp atmak için dışarı çıktım. Polis geldi zannettim. Bir an neye uğradığımı şaşırdım. Bu normal mi? ARDINDAN çocuğum Ada dünyaya geldi. Bir taraftan kendi stresim diğer yanda uykusuz geceler. İdmana gidiyorum ayakta duracak halim yok. Eve dönüyorum aynı şeyler devam ediyor. Sabahlara kadar bahçede oturup beni ne zaman almaya gelecekler diye bekledim. 'Semih üflesen düşecek haldeydi' diyorlardı. Normaldir. Yaşadıklarımdan dolayı kendim bile söylüyorum işte ayakta zor duruyordum. 3 Temmuz süreci beni çok fazla etkiledi. İsmimin geçmesini hiç sindiremedim. 2010-2011 sezonunda sahada nasıl zorlanarak kazandığımızı ve anlımızın terini daha nasıl izah edeyim. Bu iftiraları hiç yakıştıramadım.” ‘Başkanla bizzat görüşmeliydim’ Takımdan ayrı kalıp başladığın yere altyapıya döndün. Ne hissettin, zor oldu mu? “ZOR olmaz mı? 30 gün boyunca çift idman yaptım. A takım nasıl çalışıyorsa ben de aynı şekilde çalıştım. Neden böyle olduğuna gelince; haziranın ilk haftası menajerimi Hasan Çetinkaya aramış. (Bu arada ben de menajerimle kavgalıyım) Diyor ki, başkan, Semih’le alakalı kendisini kulübe çağırıyor. Menajerim de ‘Ben konuşmuyorum ama kendisine iletirim’ diyerek bu mesajı bana ulaştırdı. Öyle veya böyle başkan çağırıyorsa gidip kendim görüşmeliydim. Menajerim olmadığı için yetki verdiğim kişi gitti. Kalemimi çoktan kırmışlardı ama gidip yüz yüze görüşmeliydim. Belki ikna ederdim. ‘2 senedir verimli olamıyor. Haftanın 2 günü idmana çıkmıyormuşum' demiş başkan. Aykut hocanın raporunda böyle yazılıymış. 'Şampiyon kadro kuracağım için gitsin kolaylık sağlayacağım’ da demiş. MANİSA maçı öncesi Aykut hocamla tartışmıştım. Antep maçında sakattım. Devre arası oyundan çıktım. Bana ‘Manisa’ya seni götüreceğim’ dedi. Belim ağrıyordu, MR sonuçlarım vardı. Doktor da şahit. 'İsterseniz geleyim ama benden yararlanamazsınız' dedim. Gitmedim. Sonra odasına gittim 'İstemiyoruz seni' dedi. Zaten 3-4 ay kadroya giremedim.” ‘Söyle Aykut, Alex nerede?’ diye bağırdığım yalan’ KLİŞE?olacak ama 'her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır' sözü Semih'in zarif eşi Pınar Hanım'a tam olarak uyuyor. Öyle ki eşinin gol atacağını rüyasında görmesiyle biliniyor. “Söyle Aykut, Alex nerede?” tezahüratına tribünde eşlik ettiği iddia edildi. Semih’in gidişinde bunun etken olduğu ileri sürüldü. Biz de kritik soruyu Pınar Şentürk'e sorduk. İşte yanıtı: 'VARSA detay, görüntü çıkarsınlar. Ben, orada kocama bağırırım, Alex’e niye bağırayım. Hem deli gibi Fenerliyimdir. Maç bitimine 5-10 dakika kala da stattan ayrıldım. Bu söylentiler nereden çıktı derseniz kadınların maç izlediği yerde söylenti olmaz mı? Sözde yakınımda oturan biri, yöneticilere durumu anlatmış. Bir kere yıllardır sarışındım ve o gün esmerdim. Beni kim tanımış da yememiş içmemiş gidip dedikodumu yapmış.' ‘Alex bile daha çok arıyor’ 'Takım arkadaşlarım beni aramadı' demiştin... “30’UMA kadar acı ama gerçek, lay lay lom yaşamışım. Arkadaş, dost ve takım arkadaşlarımı kendim gibi bildim. Yüzeysel yaşamışım. Kadro dışı kalınca hayatın gerçek yüzünü gördüm. 3-5 kişi hariç arayan olmadı. Çocuğum olduğunda görmeye gelmediler. Üzülmedim, kırıldım. Ama yanlış. 10 yıl oynamışız. Alex bile Brezilya’dan daha çok arıyor vallahi.” ‘Köstebek değildim ihale bana kaldı’ Çoğu kişiyle aran iyiydi camiada. Senin için takımın köstebeği diyorlardı... “FUTBOL yaşantımda en çok rahatsızlık duyduğum konu buydu. Buna burada nokta koyacağım. İspat etsinler futbolu bırakayım. 15 sene F.Bahçe’ye hizmet ettim. Ne başkanın ne yönetici ne hocaların ne de oyuncular arasındaki bir diyaloğu sizlere söyledim. Dostlarımla daha doğrusu dost bildiklerimle bir şeyler paylaşıyorum ve onlar gidip konuşmalarımı yayıyor. Şimdi arkamdan neler döndüğünü anlıyorum. Kimlerin hakkımda sürekli konuştuğunu geç de olsa öğrendim. İhale bana kaldığında kendimi anlatamadım.” ‘Bir hoşçakal bile denmedi’ Başkan Aziz Yıldırım? “BAŞKANIM beni gönderse de ben onu seviyorum. Kötü ayrılmasam da bire bir görüşüp ayrılabilirdim. Bir şey de çok zoruma gitti. Bunu da söylemek istiyorum; F.Bahçe’den çok futbolcu gelip geçiyor bana bir 'hoşçakal' yayınlaması bile yapılmadı. İnternet sitesinden bir teşekkür edebilirlerdi. Herkese yaptılar herhalde beni unuttular!” ‘Nöbetçi lakabını Doğan ağabey taktı’ Her golcü de gol atamama stresi olur ama sen yaşamıyordun... “NEDEN olmadı, çünkü sürekli oynamadım. Bana 'nöbetçi' diyorlar ya ilk 11’de 60-70 golüm var. Sonradan girdiğimde belki 30. Bu arada bu lakabı bana takan da şu anda aramızda olan Doğan Çil’dir. Ve o lakabı takan ağabeyimin ben ellerinden öpüyorum. (gülüyor). Çok anım var nöbetçiyle ilgili. Oynayıp gol atamadığımda takım arkadaşlarım 'Sen 11 başlama, oyuna sonradan gir' diyorlardı.” ‘Yeni Semih, Webo’ F.Bahçe’nin forvetleri nasıl? “HEPSİ kaliteli ve birbirinden farklı. Sow bitirici, Emenike kuvvetli, Kuyt çok yetenekli olmasa da akıllı. Webo’nun da Semih Şentürk’e bürünmesi golcüleri tamamladı. Bu arada Webo’nun çok önemli golleri de var.” ‘Trabzon’da Burak oldu’ Burak’ın çıkışı için yorumun ne? “BURAK Yılmaz son 2-3 seneye damga?vurdu Burak’ın oyun zekası var. Burak’ı Burak yapan Trabzonspor’dur. Her golcü ve forvet oynadıkça açılır. Kendine özgüven de gelir, gollerinin devamı da.” ‘Fatih hoca beni G.Saray’a istedi ama...’ Hep duyarız Fatih hoca seni istedi diye? “FATİH hocayla kısa dönem çalıştım ama bana çok şey kattı. F.Bahçe’yle sözleşmem bittiğinde beni G.Saray’a istemişti. Ama F.Bahçe’den G.Saray’a gitmek zor. Aynı şekilde tam tersi de. Onunla çalışmaktan keyif alıyorum. İnşallah iyi ve kuvvetli olduğumda gollerimi attığımda beni yeniden milli takıma çağırır.” Keşke diyorsun ama daha biten bir şey yok“Allah’a şükür daha 4-5 senem var. Allah sağlık sıhhat verirse...” ‘Euro 2008 sonu gitmeliydim’ Selçuk da yedek kaldı ama görev verildiğinde elinden geleni yaptı. Sen de yaptın ama kendini neden ön plana çıkaramadın? “KENDİMİ?hep geri planda tuttum. İyi oynadığım, popüler olduğumda bile arka planda kaldım. Toplantılarda konuşmadım. Kaptanlık bandını almamam da olay oldu. Keşke bunları yapmasaydım. Birinin bir şeyine kızdım kaptanlığı istemedim. Nabza göre şerbet veremedim. BİR de ne kadar yapmayın desem de menajerimin, kulübü TFF’ye şikayet etmesi hoş olmadı. Euro 2008 sonrası gitmeliydim. A.Madrid, Ajax, Fiorentina beni istiyordu. O dönem bonservis ücretim vardı. İmzalamasam giderdim.”‘2010-11’de adeta ölüyorduk’ “BİZ?alnımızın teriyle mücadele ettik. Kazandığımız şampiyonluk da anamızın ak sütü kadar helaldir. İlk kez bir anımı paylaşacağım; Buca’da maç 3-1... Dakika 70 veya 75, santrada bir skorboarda bir Alex’e bakıyorum, diyorum ki 'Baba döner mi?', Alex 'Çok zor baba' diyor. 3-2 oldu yine sordum Alex 'Zor' dedi. 3-3 oldu, Alex’e yine döndüm, 'Dönecek galiba' dedi. Antep maçı 90+4. G.Saray maçı girdim golü attım sonra Alex’in kafası. Ölüyorduk ya. Sivas maçı 4-3. Son 10 dakika geçmek bilmedi. F.Bahçe’yi ele geçirme operasyonuydu 3 Temmuz.” (sampiy10.com)
Terim'in En Mutlu Günü
Fatih Terim'in kızı Buse Terim ile Volkan Bahçekapılı'nın düğünü gerçekleşti.Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören eşi Revna ve kızı Yelda Demirören, Demirören Şirketler grubu yönetim kurulu başkanı Erdoğan Demirören, Galatasaray’ın eski futbolcu ve antrenörleri Ümit Davala ve Hasan Şaş, Emre Altuğ – Çağla Şikel, Arda Turan, Emre Belözoğlu, Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Eski Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Galatasaray’ın ve Milli Takım’ın efsane teknik drektörleri arasında yer alan Mustafa Denizli, oyuncu ve sunucu Derya Baykal, Yılmaz Erdoğan, Oğulcan Engin – Elif Özkul, Engin Altan Düzyatan – Neslişah Alkoçlar, Yılmaz Erdoğan, Şansal Büyüka, Demet Akbağ – Zafer Çika, Dilek Hanif, İdil Fırat gibi iş, sanat, spor, siyaset ve televizyon dünyasının önemli isimleri katıldı. Yaklaşık 800 kişinin katıldığı düğünün en önemli detayı ise Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal’ın düğüne gelmemesi oldu. Göreve geldiğinde Fatih Terim’le anlaşarak caminaın büyük takdirini toplayan ancak ünlü teknik adamın milli takımla da anlaşması sonucunda kendisini takımdan göndererek tüm şimşekleri üzerine çeken Ünal Aysal, Fatih Terim’in bu mutlu gününe iştirak etmezken, yine eski başkanlardan Adnan Polat’ta yoğun iş programı dolayısıyla geceye katılamadı. Çiftin daha önceden nikah kıymaları dolayısıyla gecede oyuncu Yılmaz Erdoğan Volkan Bahçekapılı ve Buse Terim’i temsili olarak nikahlayarak bir ömür boyu mutluluklar diledi. Düğün devam ettiği sırada organizasyonun yapıldığı otelin kapısına gelen Fatih Terim ve eşi Fulya Terim basın mensuplarına açıklamalarda bulundular; ”Yılmaz Erdoğan Buse ve Volkan’ın temsili nikahını kıydı. İkiside düğünlerini erteleyerek Türkiye’nin mevcut durumuna kayıtsız kalmayıp örnek bir davranış sergilediler. Kızımız Merve bugün aramızda olamadı. Kendisi Amerika’da ve doğum heyecanı yaşamak için gün sayıyor. Önemli olan bize sağlıklı bir bebekle dönmesi. Hepimiz çok mutluyuz. İnşallah bundan sonra torunlarımızı seveceğiz.” ifadelerini kullanan Fatih Terim ve eşi Fulya Terim’in mutluukları gözlerinden okunuyordu. Burak Yılmaz girişte çok yakında evleneceğim diyerek herkesi şaşırttı. Düğün sonrası yaptığı açıklamada ise espri yaptım ama doğru insanı bulursam evlenmeyi çok isterim. Şuan öyle bir durum söz konusu değil sadece espriydi dedi. Rüya gibi bir düğünle dünya evine giren çift düğünün ardından after parti için Esma Sultan Yalısı’na geçtiler. Kendileri için özel olarak hazırlnanan eğlence için otelden ayrılan Volkan Bahçekapılı ve Buse Terim yaklaşık 250 kişinin katıldığı after partide doyasıya eğlenerek mutluluklarını dostları ile paylaştılar.AMK Spor
Osmanlı İmparatorluğu En Geniş Haliyle Hala Ayakta Olsaydı, Dünya Kupasına Hangi Kadro ile Katılırdı?
Malum bu aralar spor programlarında 'Yugoslavya dağılmasaydı şöyle güzel bir takım olurdu', 'Sovyetler dağılmasaydı böyle güçlü bir takım olurdu' muhabbetleri pek bir revaçta. Onu bunu geçtik de Osmanlı İmparatorluğu, o en büyük topraklarıyla ve doğal sınırlarına ulaşmış haliyle bugün ayakta olsaydı ne olurdu, onu hiç düşündünüz mü? Biz düşündük ve geniş bir kadro yarattık. Ve bu kadro emin olun Dünya Kupası'nın en büyük favorilerinden biri olurdu. Takımın yaş ortalaması: 26.5 Değeri ise: 361 Miyon Euro Not: Hırvatistan, Fas ve Ukrayna'yı; Osmanlı buraları tam olarak fethedemediği için listeye almadım. İşte o kadro: