İmam Sarığı Tatlısı
Malzemeler ;4 yumurta1 su bardağı toz şeker1 su bardağı unyarım paket kabartma tozu1 paket vanilya3 çorba kaşığı kakao3 çorba kaşığı suKrema:3 su bardağı süt1,5 çorba kaşığı un1 çorba kaşığı nişastayarım su bardağı toz şeker1 yumurta sarısı1 paket vanilyaÜzerine:100gr. bitter çikolataKenarlarına:hindistanceviziYapılışı ;Yumurtayı ve şekeri iyice çırpıyoruz sonra diğer malzemeleri karıştırıp çırpmaya devam ediyoruz.
Balık ile Peynir, Süt ve Yoğurt Yemek Zehirler mi?
Şehir efsanesi olarak dilden dile dağılan balıkla peynir, süt ve yoğurt yenilirse zehirler ibaresinin hata meydana geldiği profesyoneller aracılığıyla ispat etti . Balık zehirlenmesi sadece 2 tür vaziyette yaşanır. Bunlardan biri tropik sularda yetişmiş çeşitli tek çeşide sahip balıklar içerisinde ki zehirli maddelerden ötürü süt mahsulleri ile tüketilmese dahi zehirler fakat bu tip balıklar bizim ülkemizde koltuk almamaktadır. Balık ile peynir, süt ve yoğurt benzeri ürünlerin tüketiminden kaynaklı zehirlenme ise bedende ki Histamin maddesi artışıyla gerçekleşir. Süt ürünlerin de pek tüketilmediği halde zarar veren olmayan Histamin maddesi yer alır . Bayatlamış balıklarda da Histamin maddesinin yüklü tek şekilde artmasından ötürü hem tek süt mahsulleri ile hemde bayat balık ile vücudumuza tek sürü pek Histamin maddesi alırız ve böyle zehirlenme gerçekleşir.
Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve Mineraller
B1 vitamini Ortalamanın üzerindeki miktarlar (thiamin)   depresyon ve endişe krizlerini hafifletmeye yardımcı olur.B6 vitamini Dopamin ve norepinephrin gibi doğal (piridoksin) antidepresanların yeterli üretimine yardım eder.Pantotenik asit  Doğal bir gerilim azaltıcıdır.C vitamini stresle mücadelede esastır.Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve MinerallerB12 vitamini sinirliliği azaltmaya, konsantrasyonu artırmaya, enerjiyi yükseltmeye ve sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur.Kolin sinir tepilerini beyine gönderir ve sakinleştirici bir etki üretir.E vitamini  beyin hücrelerinin ihtiyaç duyulan oksijeni almasına yardım ederFolik asit yetersizliklerinin zihinsel hastalığa katkıda bulunan faktörler oldukları bulunmuştur...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Bitki Çayı Deyip Geçmeyin
Bitki çayları ile ilgili bilgi veren Dr. Funda Elmacıoğlu, bitki çaylarının bilinçli ve kararında tüketilmesinin yarar sağlayabileceğini ancak aksi durumların yarardan çok zarar getireceğini belirtiliyor.Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, bitki çayı kullanımının beslenmede doğru bilinen yanlışlardan olduğunu söylüyor. Kilo verme amacıyla tüketilen bitki çayı kullanımının abartılmasının sağlığımıza çok zararlı olduğunun altını çiziyor.Bilinçli tüketilmemesinin zararı dokunabilirBitki çaylarının bir zararı olmayacağından yola çıkara bilinçsizce tüketilmesinin doğru olmadığını söyleyen Elmacıoğlu, 'Kulaktan dolma bilgilerle sağlığımızla oynuyoruz. Bitkiseldir, zararı olmaz mantığı kesinlikle yanlıştır. Günde bir ile üç fincan bitki çayı içilmesi sağlık için yararlıdır ancak fazla miktarda tüketmemek ve hazırlanma aşamasında bazı kurallara dikkat etmek gerekir. Bazı bitkiler için demlenme süresi dahi önemlidir. Bazen yarardan çok zarar getirir.' diyor.Metabolizmayı hızlandırıyorProf. Dr. Elmacıoğlu, bitki çaylarının zayıflamaktan ziyade metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi;'Yapılan araştırmalarda bitkisel zayıflama çaylarının bileşenine en fazla giren bitkinin laksatif etki amacı ile kullanılan 'sinameki otu' olduğu belirlenmiştir. Uzun süre sinameki otu kullananlarda kas zayıflığı, tetani, anemi (kansızlık), yağlı dışkı, mide bağırsak kanamaları, baş dönmesi, çarpıntı, pankreas işlev bozukluğu gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bitki çaylarında bulunan flavonoidler gibi antioksidan maddelerin bazı yararları olabilir, ayrıca bazı bitkisel çaylar metabolizmayı hızlandırabilir ancak unutulmaması gereken, aşırı tüketildiğinde bitkisel çayların da zararlı etkilere sebep olabileceğidir. Bilinçsizce tüketimden kaçınılmalıdır.'
Reklam
Tok Tutan 4 Lifli Besin!
Yemek sonrası fazla zaman geçmeden acıkıyor musunuz ? Ne kadar yemek yerseniz yiyin, tam anlamıyla doymuş hissini yaşamıyorsanız lifli gıdalar tüketmenizde fayda var. Açlık krizlerini engelleyen ve doygunluk hissi veren lifli gıdalar sağlık için de faydalıdır.Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç konu ile ilgili bilgiler verdi. Baklagiller :Faydaları saymakla bitmeyen baklagiller,tam anlamıyla lif deposudur.Sindirim sistemi dostudur. Karbonhidrat içerdiklerinden tok tutarlar.Magnezyum, potasyum, kalsiyum, demir, B vitamini ve mineral içerirler. Baklagillerin bazı faydaları şunlardır: Hazmı yavaş olduğu için kan şekeri dengeler, vücutta kan şekerinin dengede olması çok önemlidir. Lif içerdikleri için midede kolay parçalanır, bu karbonhidrat ve protein emilmesini kolaylaştırır, kabızlığı önler. Lif açısından zengin gıdalar olduğundan bağırsakların çalışmasını düzenler. Magnezyum ve kalsiyum, kemikleri güçlendirir. Enginar Lif bakımından zengin olan bir besindir. Enginar, A,K ve C vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, demir, manganez ve fosfor mineralleri içerir. K vitamini deposu da olan enginar, kemik gelişimine katkıda bulunur ve ilerleyen yaşlarda oluşan çabuk kırılan kemik sorununun önüne geçer. Enginar karaciğer için çok faydalıdır; karaciğeri korur ve karaciğer hastalıklarının daha çabuk iyileşmesini sağlar. Kandaki şeker oranını ayarlar, kolesterolü düşürür ve vücuda dinçlik verir. Badem :Zayıflama da etkisi olan badem, çinko, demir, kalsiyum, potasyum, E vitamini gibi mineraller ve vitaminleri yönünden zengindir.Badem’in omega 3 seviyesi oldukça yüksektir. Bademin içindeki sağlıklı yağlar ve lifler açlık krizlerinin önüne geçiyor ve sizi tok tutuyor.Bağırsakların hareketlerini artırıyor.Diyet yapanlar için ara öğünlerin yıldızı olan badem,günde en fazla 10-15 adet tüketilebilir. Portakal Bilindiği gibi ilk başta C vitamini açısından zengin olan Portakal, B ve E vitaminleri ile fosfor, magnezyum ve potasyum minerali de içerir.Portakal’da ayrıca bakır, çinko, demir, bakır ve manganez mineralleri ile protein de bulunur. Bağışıklık sistemini güçlendirir.Lif oranı oldukça yüksek olan Portakal bir bütün olarak tüketilmelidir.Eğer Portakal’ın suyunu içmeyi tercih ederseniz liflerinden yeteri kadar faydalanamazsınız. Portakal,vücuttaki zararlı maddeleri temizler. Cilt sağlığı açısından da oldukça faydalıdır.Cildin taze ve pürüzsüz görünmesini sağlamasının yanında ,cilt kırışıklıklarını önler.Hazmı kolaylaştırır ve kabızlığa iyi gelir.C vitamini oranı yüksek olan portakal, yağ yakımını da hızlandırıyor.
Avokadolu Lezzetler
Hem büyüleyici rengi hem de egzotik görüntüsü ile ülkemizin Akdeniz kıyılarında yetişen avokado farklı lezzetlerle yemeklerimizde taze ve tropikal bir deneyim yaşatıyor. İşte avokadolu yemekler yaparken dikkat etmeniz gerekenler ve birkaç avokadolu lezzet tüyosu! Avokado oldukça sert bir meyvedir. Yiyecek kıvama gelmesi için birkaç gün oda sıcaklığında yumuşamasını beklemelisiniz. Avokadonun yumuşamasını hızlandırmak için bir gazete kağıdına sarın ve yanına birkaç adet elma koyun. Avokadoyu daha sonra tüketecekseniz ve yumuşamasını ertelemek istiyorsanız buzdolabına koyun. İdeal avokado yumuşaklığı kavun kıvamındadır. Avokadoyu çok bekletirseniz kabuğu siyahlaşır ve çürümeye başlar. Avokado lifli özelliği sayesinde çok faydalıdır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve antioksidandır. Avokado aynı zamanda cildi kurumaktan korur ve hücrelerin yenilenmesini destekler. Avokado çorbası soğuk günler için ideal lezzetlerden! 2 yemek kaşığı tereyağında 1 kuru soğanı kavurun. 2 yemek kaşığı rendelenmiş taze zencefili, 4 diş sarımsağı ve 1 adet doğranmış avokadoyu 5 dakika boyunca soteleyin. 3 su bardağı sıcak suyu ekleyin ve 10 dakika pişirin. 2 yemek kaşığı limon suyu, tuz, karabiber ve 1 su bardağı krema ekleyin. Özellikle Meksika lezzetlerinin yanına çok yakışan avokado sosu guacamole dip sos olarak kusursuz bir lezzet. 1 adet avokadonun kabuğunu soyup ezin ve küçük küçük doğranmış domates, soğan ile karıştırın. İçine zeytinyağı ve limon suyu da ekleyip tuz ile birlikte karıştırın. Sosunuz hazır! Avokado salata da çok güzel olan bir lezzet. İster domates, soğan, sivri biber, krema ve zeytinyağı ile bir araya getirip yoğun bir kıvam; ister yeşillikler, zeytinyağı, susam, limon suyu ve hardal ile bir araya getirip daha hafif bir kıvam elde edin.
Reklam
Pilav ile Devr-i Alem
Karbonhidrat oranı oldukça fazla olan ve hem vücudun hem de beynin işleyişine faydalı olan pirincin insan nüfusunda kişi başına düşen enerjinin yaklaşık %21ini, proteinin ise %15ini sağladığını biliyor muydunuz? Bu faydalı tahılı sofralarınızdan eksik etmeyin ve onu farklı şekillerde tariflerinizde değerlendirin. Pilav gibisi yok! Pilavınızı daha da lezzetli kılmak için dikkat etmeniz gereken bazı detayları paylaşalım sizlerle… Pirinç tatsız bir tahıl olduğu için onu tavuk, sebze ve et sularıyla birlikte hazırlamakta fayda var. Tereyağı da pilavın lezzetini artıran bir diğer detay. Pilavınızın bembeyaz rengini koruması için 1-2 çay kaşığı limon suyu ekleyebileceğinizi biliyor muydunuz? İtalyanların pilavı risotto da pirinç ile yapabileceğiniz diğer lezzetler arasında. Pirinçlerin nişastasını salmasıyla ortaya kremamsı bir lezzet çıkaran risottonun sırrı kullanılacak olan pirincin seçimi! Arborio, yani Japon pirinci olan ve İtalyada da bolca yetişen pirinç risottonun ilk adımı. Önce soğanı tereyağında kavurun, ardından pirinci ekleyin ve saydamlaşana kadar karıştırın. Ardından et suyu veya şarabınızı ekleyin ve ara ara bu suyu ekleye ekleye yaklaşık yarım saat sürekli karıştırarak pişirin. Risottonuza deniz mahsülleriyle lezzet katmayı unutmayın! İspanyollar`ın favori pilavı ise paella adında. Birçok farklı çeşitte hazırlanabilecek olan bu İspanyol pilavını evinizde siz de deneyebilirsiniz. Soğan ve sarımsağı kavurun. Bezelye ekleyin. Pirincinizi de karışıma ekledikten sonra yaklaşık 10 dakika pişirin. Sarımsak, midye, karides ve doğranmış domatesleri de ekleyip yaklaşık 10 dakika daha pişirdikten sonra karışımıza tavuk suyu ekleyin ve ara ara karıştırarak 25 dakika pişirin.
Amerika'da Yiyecek ve İçecekler
Elmalı pay, istiridye çorbası, Louisiana'nın bamya çorbası, etli pilav, istiridye ızgara, mısırlı börek, çilekli kek, pastırma, çavdar ekmeği, hamburger, Coca Cola, sütlü içecekler. 200 yıl boyunca ülkeye akan göçmenlerin ülkeye kattığı lezzetli yemeklerin yanında kolesterolü yükselten, aceleyle hazırlanmış, tek tip atıştırmalıklar da vardır.Amerikalıların damak tadı pek iyi değildir ve gündelik yemekleri tatsızdır ve/veya aşırı tatlı. İştah açıcı olarak şeker vermeleri bile mümkündür ve devasa olmasının yanında insanı hasta edecek tatlılar da yaygındır. Yine de Amerika'da köklü bir mutfak geleneği vardır. İrlandalıların, Polonyalıların, Musevilerin, Almanların, Ukraynalıların, Çinlilerin, Fransızların, Japonların, Taylandlıların, Vietnamlıların, Meksikalıların, İngilizlerin, Hinduların, Rusların (bütün ulusları sayana kadar bu böyle devam eder) yaşadığı bir ülkede yiyeceklerin çeşitli olması da kaçınılmazdır. Amerika'da nereye giderseniz gidin yöresel yemekler bulursunuz.
Türk Kahvesi Nasıl Yapılır?
Misafire kahve ikramı kültürümüzde çok geniş bir yer tutar. Tiryakileri vardır; içmeden yapamayanlar. Sade, orta, şekerli belki de kıtlama. Sevmeyeni yoktur, çocukken 'bıyığı çıkar' korkusuyla içemeyeni vardır.Türk kahvesi pişirmenin inceliklerini bilmek adabına uygun hazırlamak gerek, malumunuz olduğu üzere kırk yıl hatırı vardır.
Reklam
Çayın Bilinmeyen Faydaları!
Hayatım olmuş çay aşkı. Peki, sadece içmekle yetinir mi bir aşık? Elbette hayır…Bakın çayın bilinmeyen ne faydaları var daha...İçlerinden bir tanesi mutlaka size göre!
Akşam Yemeğinde Kurbağa Bacağı Tercih Edenlere 10 Lezzetli Yemek Önerisi
Dünya üzerinde bin bir kültür çeşidinden doğan nice güzel yemekler, nice güzel mutfaklar vardır. Bunlar bir tanesi de tabi ki aziz Türk Mutfağıdır. Her ne kadar güzel yemeklerimiz olsa da, tabi ki  farklı lezzetler denemek isteyen elitistlerimiz de yok değil. Özellikle son gözdeleri kurbağa bacağı yemeği ise hayli ilgi çekmektedir. :)  Bulgarlar tarafından pek bir sevilen, sirke ve şarapta dinlendirilerek pişirilen, kırmızı şarapla pek bir güzel olan kurbağa bacağı, Bebek'te arkadaşlarla lüks bir restaurantta yemek için ideal. (!) Bunun yanında tipik Türk insanın yemeye doyamadığı; yol üstünde ekmek arası, lavaş, pide yada normal olarak Allah ne verdiyse götürdüğü, birbirinden lezzetli 10 yemekle karşınızdayız efenim. Bir kurbağa bacağı olmasa da, yemeyip de yanında yatacağınızın garantisini verebiliriz...
Reklam
Salatalık Diyeti ile Sağlıklı Zayıflayın !
Merhaba sevgili onedio.com okurları.  Bugün sizlere Ender Saraç'ın hızlı kilo verdiren 'Salatalık Diyeti'ni paylaşacağım. Salatalık diyeti protein ve vitamin deposu özellikleriyle bilinir. Ödem sökücü ve hızlı sıkılaşma özellikleriyle de oldukça yararlıdır. Protein ağırlıklı olan salatalık diyetinde salatalık ve kabak bol olarak tüketilmelidir. Diyet 3 günlük bir diyettir.3 günde ortama 1.5 kiloverdirebilmektedir. Eğer daha uzun yapmak isterseniz 10 gün ara verip tekrar 3 günlük salatalık diyetini tekrar uygulayabilirler.Az yağlı, kızartma olmayan hayvansal ve bitkisel protein, yeşil mercimek ve tavuk etinin beyaz kısmı, yumurta beyazı ile hazırlanmış omlet gibi bol proteinli besinler tüketmelisiniz. Diyetin ana amacı protein + salatalık ve kabak şeklindedir. Kilo vermede oldukça etkili bir diyettir.Örnek Salatalık Diyeti ListesiSabah Kahvaltı1 bardak ılık, ballı, limonlu su ve 2 adet salatalık ya da 2 adet salatalık, kendi parmağınız ölçüsünde 2 parmak yağsız dil peyniriAra Öğün 2 adet salatalık, 1 bardak çok sulu ayran ya da 3 ceviz içi ve 3 adet salatalık ya da 1 adet yeşil elma Öğle1 kase light yoğurt, üzerine 1 tatlı kaşığı zencefil ve 3 orta boy haşlanmış kabakAkşam 3 Yumurta beyazından bol proteinli yağsız ya da çok az yağlı omlet yanında 2-3 adet salatalıkDiğer günlerde de yeşil mercimek, tavuk etinin beyaz kısmı gibi gıdalar ve yanında 2-3 adet salatalık tüketebilirsiniz.Ender Saraç akşam yemeklerinin erken yenilmesini önermektedir. Çünkü erken yemek sizin kilo vermenizde en büyük etkenlerden biri. Çünkü geç yenilen akşam yemekleri, hazmı uzun sürdüğü için yatağa girdiğinizde size kilo olarak dönmektedir. Diyet süresince bol bol su içebilirsiniz. Rezene ve yeşil çayları tüketebilirsiniz.Egzersiz yapmak daha hızlı kilo vermenize yardımcı olabilir.
Doğal Beslenme, Doğa ile Beslenme
İnsanoğlu dünyada var olmaya başladığı andan beri açlık hissini gidermek için sürekli yeme eylemini gerçekleştirerek çağımıza kadar varlığını sürdürmüştür. Her çağın farklı beslenme alışkanlıkları, dönemin koşullarına göre farklılaşmış; gerek coğrafyalardan, gerekse iklimlerin çeşitliliğinden dolayı çeşitli beslenme biçimleri oluşmaya başlamıştır. Tarihin tekerleğin icadından beri yuvarlanarak günümüze kadar gelişi, farklı evrelerden geçmiş, gelişmiş koşullarıda beraberinde getirmiştir. Bu durum bize insanın faaliyetlerinin her alanda yaşamsal değişkenliğe neden olduğunu göstermektedir. En nihayetinde insanın beslenme süreci değişimden de payını almış, her çağın farklıbeslenme alışkanlıkları ortaya çıkmıştır. Avcılık ve toplayıcılığın yaşandığı insanoğlunun ilk zamanlarında beslenme oldukça ilkel nitelikte idi. tabii tarihi yorumlardan çıkaracağımız sonuç ve nitelemeler günün koşullarını da dikkate almayı gerektirdiği için en optimum ve olması gereken beslenme biçimi şimdi ilkel diye nitelendirdiğimiz beslenme biçimidir. Tarihsel olarak beslenmeyi etkileyen süreçler şu şekilde gelişmeye başlamıştır. Milattan önce: 200’lerde Japonlar ilerde geleneksel içkileri olacak prinç rakısı Sake’yi ürettiler. Daha sonra 327’de Büyük İskenderin orduları muz ve şeker kamışı yemeye başladı. 350’de ilk yemek kitabını Archestratos yazdı. 400’lü yıllardan sonra baharat yolu ile Uzakdoğu’dan Avrupa’ya besin maddeleri taşınmaya başlandı. Bu durum farklı kültürlerin beslenme alışkanlıklarının kaynaşmasını da sağlamıştır. Kuzey Hindistan’da şeker kamışından şeker üretilmeye başlanırken tarih Milattan önce 500’lerdi. İlkel buzdolabı olarak nitelendirebileceğimiz yöntemiÇinliler 1000’li yıllarda besinlerinin bozulmaması için kullanmaya başladılar.1200’de Mısırlılar yağda kızartılan yemekler yapmaya başlarken,1680’de gene Mısır’da Mayalı hamurdan ekmek yapılmaya başlandı. Hamurabi kanunlarına bakıldığında özellikle 1700’lerde kıyılmış et ve tuzlanmış balığın tüketildiği anlaşılmaktadır. 2500’lüyıllarda Girit ve Yunan adalarında Şarap yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca Gılgamış Destanından da anlaşılabileceği gibi 3000’li yıllarda dönemin insanlarının salatalık, incir, soğan ve ekmek yediklerini görebiliriz. AşağıMezapotamyada 3500’lerden sonra şarap ve bira içilmeye başlanmıştır. 5000’den sonrada kaynatılmış hububat ve kızartılmış et yemeği yenilmeye başlanmıştır. Milattan sonraki süreç ise aşağıdaki periyotlarla gelişmiştir: Birinci yüzyılda batının ilk yemek kitabını Gaius Apicius yazdı. Gene Birinci yüzyılda Vandallar Batıya tereyağını getirdi. Beşinci yüzyılda İskoçya’da viskinin atasıVisce beatha üretildi. Onuncu yüzyılda Karanfil ve zencefil gibi baharatlar Yahudi tüccarlar tarafından Avrupa pazarlarında satılır hale geldi. Roqueforts peyniri ilk kez bu yüzyılda üretildi. On ikinci yüzyılda Almanya’da modern anlamdaki ilk tereyağı ortaya çıktı. Aynı yüzyılda İngiltere’de beslenme amaçlı Midye yetiştiriciliği yapılmaya başlandı.  On üçüncü yüzyılda Ringa balığı Avrupa nufüsünün yarısını doyurmaya yetiyordu. On dördüncü yüzyılda Konserve yöntemini Hollandalı Wilhelm Beuckelszon geliştirdi. On beşinci yüzyılda ilk camşişeler Fransada üretilmeye başlandı ve Venedikte ilk kez çatal kullanıldığı kayıtlara geçti. Gene on beşinci yüzyılda Fransa Kralı 1. François’nın düğününde ilk kez tabak kullanıldı, İtalya’da ilk dondurma üretildi, Venedig’de ilk kahvehane açıldı, Beşamel sos ilk kez kullanıldı, 14. Louis Paris’de ilk kez çatal kullandı, Fransız kimyager Denis Papin düdüklü tencereyi icat etti, Viyana Kuşatması’nın ardından ilk gerçek cafe açıldı, Cordon Bleu icat edildi, Dom Perignon şampanyayı icat etti. On sekizinci yüzyılda ise; Sir John Montagu hızlı yemek yiyebilmek için sandöviçi geliştirdi, Paris’de halkın gidebildiği ilk restoran açıldı, ‘Boulanger’ isimli lokantanın camında insanı yenilediği (restore) iddia edilen çorbanın afişi asılı olduğu için bu işletmeye “restoran” tanımı yapıldı. Camemberts peyniri üretilmeye başlandı, Aşçılar ilk kez bugünkülere benzeyen uzun “aşçı şapkası” giymeye başladı,  Steril hale gelmiş ve paketlenmiş ilk gıda maddeleri Nicolas Appert tarafından üretilir, Ruslar hızlı yemek yenen yerler için ilk kez hızlı anlamına gelen “bistro” kelimesinden bistro kavramını geliştirdiler, New York’daki Delmonico’s restoran ilk kez basılı yemek menusu kullandı, Havagazı ile çalışan ilk pişirme ocağı Southampton’da üretildi, Fransız Ferdinand Carre ilk buzdolabını üretti, Louis Pasteur pastörizasyon yöntemini geliştirdi, George Pullman ilk kez yemek vagonunu trenlerde kullanmaya başladı, Ünlü aşçı Auguste Escoffier, opera sanatçısı Nellie Melba için peşmelba (peach melba) tatlısını üretti, New York’un ilk pizza restoranı Spring Street’de açıldı, Retoran eleştiri rehberi Guide Michelin ilk kez Paris’de yayınlandı, ABD’de ilk hamburger zinciri kuruldu, ABD’de ilk dondurulmuş gıda üretildi.Beslenmenin genel süreçleri yukarıdaki örneklerle ortaya konulmuş ve bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Zira çoğaltabileceğimiz beslenme süreçleri ile ilgili gelişmeler son dönemlerde kendini özellikle modern hayatın kurallarına göre biçimlendirdi. Örneğin fast food, (GDO) genetiği değiştirilmiş organizmaların tüketilmesi ve organik gıda adı altında çeşitli ifadelerle yeni beslenme şekilleri icat oldu. Hal böyle iken pazarlama anlayışı da bu yönde kendini yenilemeye başladı. Artık doğal beslenmenin, doğaya uyumlu beslenmenin yolları aranmaya başlandı. Doğal dengenin küçük ama en ağır unsurları olan arılarımızla Doğal gıda üretimi sürecinde kaliteli ürünlerimizle sizlerle birlikteyiz.
Reklam
Zayıflamaya Yardımcı Olan Bitki Çayları
Şişmanlıkla ilgili fizyolojik bir probleminiz yoksa beslenme düzeninizi ve yaşam tarzınızı değiştirerek şişmanlıktan kurtulabilirsiniz. Şişmanlığın günümüzün en sık rastlanan sağlık problemleri arasındaki oranı giderek artıyor. Şişmanlık başlı başına bireylerin hayat kalitesini düşüren bir hastalık zaten. Ama bununla birlikte kanser, kalp damar hastalıkları, endokrin hastalıkları ve diyabet gibi birçok sorunun da habercisi olabiliyor. Şişmanlığın daha küçük yaşlarda daha sık görülmesi sorunun tehlikeli boyutlara ulaşmaya başladığının bir göstergesi. Ne mutlu ki artık hem uluslararası hem de ulusal otoriteler konuyla ilgili ciddi önlemler ve bilinçlendirme kampanyaları düzenliyor. Birçok nedene bağlı olarak gelişebilecek şişmanlığı besleyen kişisel etkenlerin başında beslenme düzeni bozukluğu ve hareketsizlik geliyor. Yani şişmanlığa karşı başka bir fizyolojik rahatsızlığınız yoksa beslenme düzeninizi ve yaşam tarzınızı değiştirerek mücadele edebilirsiniz. Şu ana kadar şişmanlığı önleyecek bir ilaç ya da aşı henüz geliştirilemedi. Piyasada ise zayıflattığı söylenen birçok zararlı kimyasal içeren kapsüller bulunuyor. Bu kapsüllerin içerikleri net olmadığı gibi kullanımı ölümcül sonuçlar doğuruyor. Bu ilaçların içeriklerinin tamamen bitkisel olduğu söyleniyor ancak incelendiğinde sonucun bu yönde olmadığı görülüyor ve kullanıldığında da kötü sonuçlara neden oluyor. Bu noktada zayıflama ve kilo kontrolünü destekleyici olarak bitki çaylarının kullanımını öneriyoruz. Uzman firmalar tarafından üretilmiş, içeriği belli bitki çayları, günlük hayatımızda sağladığı kullanım kolaylığı ile beslenme programlarının vazgeçilmezi olarak yerini alıyor. İçerikleri ile vücutta yağ birikiminin engellenmesini, vücuttaki ödemin atılabilmesini, şeker metabolizmasının düzenlenmesini, bağırsaklarda besinlerin kalış süresinin kısaltılmasını sağlayan çaylar kilo kontrolüne yönelik uygulamalarda daha hızlı ve kalıcı sonuçlar alınmasına yardımcı oluyor. Ancak bitki çaylarında da önemle altı çizilmesi gereken bir konu var. Güvenilir şekilde el değmeden paketlenmiş ürünleri tercih etmek, sağlımızı korumak adına atacağımız “bitki çayı kullanımı adımlarının” başında gelmeli. Açık olarak satılan ve kaynatılarak kullanıma sunulan bitkilerin üzerlerindeki küf, bakteri, ilaç kalıntısı ve fiziksel kirlilikler gibi tehlikeler asla göz ardı edilmemeli. Bir diğer önemli nokta ise hangi çayın, hangi bitkinin hangi etkiye karşı kullanılması gerektiğini bilmekten geçiyor. Burada ise biz hekimlerin, uzmanların ve bitki çayı üreten markaların tavsiyelerini dinleyerek ilerlemek gerekiyor. İçeriği tam olarak bilinmeyen, kuvvetli biyolojik sonuçlara yol açabilecek bitkileri kullanmadan önce yeterince araştırma yapmak şart. Yanı sıra bitki çayını kullanacak kişinin yaş grubu, ergenlik, hamilelik gibi özel durumları da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Örneğin; hamileler için kafein içermeyen beyaz çay gibi ürünler tavsiye edilirken, ergenlik çağındaki bireylere ise vitamin ve mineral içerikli çaylar önerilmelidir. •Yeşil ve beyaz çay Yağ yakıcı etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış bu çaylar, zengin kateşin içeriği ile zayıflama sürecinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. • Mate, kekik, biberiye içerikli çaylar Yağ yakıcı etkilerini yoğun olan bu bitkiler, değişik lezzetler ile harmanlanmış olarak kullanıma sunuluyor. • Barut ağacı Bağırsakların hızlı boşaltılmasına yardımcı olurken, kiraz sapı, funda yaprağı da vücuttaki ödemin atılmasına yardımcı oluyor. • Dut yaprağı ve tarçın kabuğu Şeker metabolizmasının düzenlenmesi ve insülin direncinin kontrol altında tutulması konusunda etkileri ortaya konulmuş bitkiler olarak diyetlerimizde yerini alabiliyor.
Şarabı Bir Profesyonel Gibi Sipariş Etmenin 3 Yöntemi
Herkes bir restaurant’ta “oerkek” olmak ister. Şarap listesini güvenle inceleyip, tereddütsüz seçebilen vemükemmel şarabı bulan. “Hmm, evet bize bir şişe ……. lütfen”Hepimiz şaraptan anlıyormuşgibi görünmek isteriz. Özellikle de yemekte patronumuz, müşterimiz veya birkadınla birlikteyken. Ama ne yazık ki çok az kişi bu zevki yaşayabilir. Peki bubizim pes etmemizi gerektirir mi? Kesinlikle hayır! Bir umut var. İşteöğrendiğimiz birkaç ipucu. Bunlar şarap sipariş ederken kesinlikle işinizeyarayacak:1. Someliyer veya garsondan yardım isteyin. Hepaksi gibi düşünülse de yardım istemek erkeklere yakışmayacak bir durumdeğildir. Garsona bu konuda danışarak uygun şarabı bulmak harika bir yöntemdir.Ona “ En heyecan verici şarap hangisi?” diye sorun. Listede olmayan bir şarabıbile size sunabilir. Ayrıca sakın garsonun sizi en pahalı şaraba yönlendirecekolması için korkmayın. Birçok garson/someliyer satılan şaraptan komisyon almaz,bahşişle çalışır. Size sunacağı harika bir şarapla, iyi bir bahşişi hakedeceğini bilir. Amacı önce sizi mutlu etmektir. 75 TL’lik bir şarapla mutlu olmanızı,400 TL’lik bir şarapla mutsuz olmanıza tercih eder.2. Bir bütçeniz olsun. Bunda utanılacak bir şey yok. Herkesin bir bütçesivardır. Someliyer veya garsonun sizin bunun için bütçenizi bilmesi, daha hızlıve daha uygun bir seçimin yapılmasını kolaylaştırır. Eğer yemek arkadaşlarınızönünde bu fiyattan bahsetmekten sıkılıyorsanız, işte size bir trick; garsonayakta sizi beklerken, menüden bütçenize uygun belirlediğiniz şaraplarıelinizle ona göstererek, “Şu şaraplar ilgimi çekiyor” diyebilirsiniz. Bunugösterirken parmağınızı şarabın adı üzerine değil de fiyatın üzerine koyarsanız,o bunun ne anlama geldiğini anlayacaktır.3. Referans bir şarabınız veya stiliniz olsun. Someliyer veya garson, yemeğinize en uygun şarabısize sunmak isteyecektir. Ama şarap tercihleri subjektifdir. Eğer seveceğinizbir şarabı içmek istiyorsanız, aklınızda referans bir şarap olsun. Dışarıçıkmadan önce sevebileceğiniz şarapları web’de arayıp inceleyerek bilgi sahibiolabilirsiniz. Bu sayede, garsonunuza “Ben genellikle ….. tarz şaraplarıseverim” diyebilirsiniz. Bu durumda çoğu garson aradığınızın ne olduğunuanlayacak ve size hemen seçenekleri sunacaktır. Öyle olmasa bile, sevdiğiniztarz konusunda ona bir ipucu vermiş olacaksınız.Her şeyden önce bununeğlenceli yanlarını bulun. Sevdiğiniz şeyler konusunda fikir sahibi olmanız veyeniliklere açık olmak her zaman iyidir. Her zaman söylendiği gibi, yenişaraplar hakkında öğrenmenin en güzel yanı, yeni şarap içiyor olmaktır.
B12 Vitaminini Eksik Etmeyin
Suda çözünür ve oldukça küçük dozlarda etkilidir. Temel mineral unsurlarını içeren tek vitamindir. Midede tam olarak asimile edilemez. Vücuda tam olarak fayda sağlaması açısından emilim sırasında kalsiyumla birleştirilmeye ihtiyaç duyar. Yetişkinlere tavsiye edilen doz 2 mcg., hamile kadınlar için 2.2 mcg. ve emziren kadınlar için 2.6 mcg.dir. Bl olarak düşük ve folik asit olarak yüksek bir diyet (vejetaryen diyeti gibi) genellikle B12 yetersizliğini gizler. Düzgün işlev gösteren bir tiroid bezi B12′nin emilmesi­ne yardımcı olur. B12 yetersizliğinin semptomlarının vücut­ta görülmesi beş seneyi bulabilir. Bitkisel gıdalar (ufak istisnalar hariç) B12vitamini içer­mediğinden genellikle hayvansal ürünlerden elde edilir. haber kaynağı:365haber.org
Kuru Meyveli Ve Yulaflı Diyet Bar
Diyet için size ilginç bir tarif vereceğiz. Kuru meyveli ve yulaflı diyet bar, hem besleyici hem doyurucu… Malzemeler 7-8 adet kuru kayısı 5 adet kuru incir Yarım kâse kuş üzümü Yarım kâse badem Yarım kâse fındık 1 kâse yulaf ezmesi 2 adet yumurta Hazırlanışı Kuru kayısı ve kuru incirleri küçük küçük doğrayın. Yarım kase fındık ve badem içlerini çok ufalanmadan rondodan geçirin. İki yumurtayı geniş bir kaba kırın ve hafif çırpın. Kuru meyveleri, fındık, badem içlerini ve yulaf ezmesini de bu karışıma ekleyin. İyice karıştırdıktan sonra yağlı kâğıt serdiğiniz fırın tepsisine bir yemek kaşığı dolusu olacak şekilde toplar bırakın (dilerseniz elinizle de istediğiniz şekli verebilirsiniz.) Yulaflı ve kuru meyveli barlarınızı 170 derecelik fırında 20 dakika kadar pişirin. Afiyet olsun.
Reklam