onedio
Bir Arada Kalmışlık Hikayesi: Ortanca Çocuk Olmakla İlgili 29 Şey
'Bari sen yapma', 'Sen ablasın', 'Sen küçüksün', 'O daha küçük örnek olacaksın', 'Onlar büyük sen onlarla oynayamazsın', 'Sen dururken abin mi yapacak?', 'O daha bebek nasıl yapsın, hadi sen yap', vb. Bu gibi sözlerle büyüyen, küçük mü olsun, büyük gibi mi davransın karar veremeyen, kendini değersiz hisseden, büyük veya küçük olmak gibi doğuştan gelen özellikleri olmayan, kendini ispat çabasında, mükemmel arabulucu, dehşet müzakereci, yeri geldiğinde manipülatör, diplomat... Kısacası ortanca olmakla ilgili her şey.
Eski Sevgiliyi Unutmak İçin Neler Yapılabilir?
Eski sevgiliyi unutmak, pek çok “yeni ayrılmış”ın (bazen eski ayrılmış da olabilir) peşinden koştuğu bir ideal. Şu ya da bu şekilde ilişkisi biten insanların önemli sorunlarından biri, yeni durumla başa çıkamamak. Bu yazıda eski sevgiliyi unutmak isteyenler için bazı bakış açıları sunmaya çalışacağım. Bunun için öncelikle, adı sanı belirsizleştirilen bir okuyucu sorusunu sizinle paylaşmama müsaade edin: Merhaba. Ben size K. şehrinden yazıyorum. İnternette arama yaparken sitenize ulaştım. Bir sorunumu sizinle paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 4 ay önce sevgilimden ayrıldım; ama hala onu unutamadım. Artık onu unutmak istiyorum. Çünkü eski sevgilimi hatırlamak hayatımı zorlaştırıyor. Eski sevgilimi unutmak için neler yapabilirim. Cevaplarsanız çok memnun olurum. Teşekkürler. Eski sevgiliyi unutmak beklentisini anlamak için öncelikle “unutmak” kelimesine bakmamız fayda sağlayabilir. Unutmak, Türk Dil Kurumu Sözlüğünde, beş anlamla karşılık buluyor: Aklında kalmamak, hatırlamamak Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak Bir şeyi yapamaz duruma gelmek Bağışlamak Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak Hatırdan, gönülden çıkarmak Şimdi, eski sevgiliyi unutmak beklentisinde olanlar, öncelikle unutma ile ilgili yukarıdaki tanımlardan hangisini ya da hangilerini kast ettiklerini kendilerine sormalılar. Eski sevgiliyi unutmak talebiyle psikoterapi desteği almaya gelenlere, “tam olarak neyi istediklerini” sorduğumda, bazılarının, “Onunla yaşadıklarım tamamen aklımdan çıksın.” tarzında cevapları oluyor. Yani, unutmak kelimesinin birinci anlamının peşinde oluyorlar. Bazıları ise, “Onu unutamayacağımı biliyorum ama, acı çekmek istemiyorum.” diye ifade ediyorlar beklentilerini. Demem o ki, psikoterapi açısından baktığımızda, beklentiler çok farklı olabiliyor. Unutmak ile ilgili ilk bilmemiz gereken şey, onun çok iradi bir yaşantı olmadığıdır. Yani biz, unutmaya çalışarak unutmayız. Hatta unutmayı çoğunlukla, “Bir baktım ki, unutmuşum!” şeklinde deneyimleriz. Bunu bilinçli bir şekilde deneyebilirsiniz. Kendinize bir anı (Mesela elma ağacı anısı olsun bu) belirleyin ve her sabah uyandığınızda, “Bu gün “elma ağacı anısını” unutacağım” deyin. Bakın bakalım unutabilecek misiniz. Unutmanın zıttı gibi duran hatırlamak , bir çeşit dikkati odaklama halidir. Yani siz bir şeyi hatırladığınızda dikkatinizi ona odaklamış olursunuz. Eski sevgiliyi unutmak peşinde olanların yaşadıkları paradokslardan biri de, dikkatlerini aynı şeye odaklı tuttukları halde o şeyi unutmaya çalışmalarıdır. Bir başka nokta, unutmak için zamana ihtiyaç olduğudur. İstisnai durumlar dışında, bizim için önemli yaşantıları hemen unutamayız. Şayet bizim için çok önemli bir şeyi çok kısa zamanda unutmuş isek, orada başka bir psikolojik durum (Bir savunma mekanizması olarak disosiyasyon ya da yok sayma gibi) söz konusu olabilir. Unutmak için gerekli zaman ise herkes için değişkenlik gösterebilir. Bizim için önemli olan şeyleri zor, önemsiz olan şeyleri ise daha kolay unuturuz. Dolayısıyla, biten ilişkimiz bizim için önemliyse, onu unutmamız daha zor olacaktır. Yeni yaşantılar, eski yaşantıları unutmamıza yardımcı olur. Bu da, eski sevgiliyi unutmak derdinde olanların en çok dikkat etmeleri gereken noktalardan biridir. Ben her şeyden önce, eski sevgiliyi unutmak isteyenlerin asıl derdinin, biten ilişkilerinin ortaya çıkardığı acıları yaşamak istemedikleri olduğunu düşünüyorum. Yani eski sevgilimi unutmak istiyorum diyen birisi aslında, “Eski ilişkimi hatırladığımda yaşadığım ve katlanmakta zorlandığım duyguları (hayal kırıklığı, özlem, yalnızlık, çaresizlik, değersizlik, terk edilmişlik vb.) yaşamak istemiyorum.” demek istiyordur. Bu yüzden amacının, eski sevgiliyi unutmak değil de, yaşadıklarıyla sağlıklı şekilde başa çıkabilmek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu amaca dönük yapılabileceklrle ilgili şunları önerebilirim: Özetle, eski sevgiliyi unutmak ancak ve ancak şimdiye odaklandığınızda mümkün olacaktır ve yaşadığınız her şey, şayet yeterince kabullenici olabilirseniz sizi olgunlaştıracaktır. Konu ile ilgili soru ve düşüncelerinizi yazının yorum kısmından benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.
Bir İngiliz İle Evlenmek – Vizeler Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey
1) Birleşik Krallık’ta evlenmek istiyorsanız, bir AEA (Avrupa Ekonomik Alanı) veya İsviçre vatandaşı değilseniz bir vize almanız gerekir: Ziyaret-Evlilik Vizesi veya Nişanlılık Vizesi.2) Birleşik Krallık’ta yaşamak istiyor ama nerede evleneceğinizi düşünüyorsanız, yurtdışında (Birleşik Krallık dışında) evlenip daha sonra bir Eş Vizesine başvurmanız daha ucuz ve kolaydır. Birleşik Krallık’ta evlenmeye karar verirseniz önce Nişanlı Vizesine ve evlenmenizden itibaren 6 ay içerisinde bir Eş Vizesine başvurmanız gerekir. Bu, stresli olmasının yanında pahalı ve zaman alıcı bir süreç olacaktır. 3) Siz de sponsorunuz (eşiniz) da Yerleşim Vizesi için 18 yaşını doldurmuş olmalısınız. 4) Sponsorunuzun (eşinizin) (İngiliz Vatandaşı veya Birleşik Krallık’ta yerleşik) yıllık gelirinin en az 18600 Sterlin olması gerekir. 5) Vize seçenekleriniz: Ziyaret- Ziyaret -Evlilik Vizesi – Birleşik Krallık’a sadece evlenmeye gelip ve/veya evlendiğinizi bildirmeye gelip sonrasında Birleşik Krallık’tan ayrılmanız için kullanılan vize türüdür; veya Yerleşim – Nişanlılık Vizesi (diğer adıyla Evlilik Vizesi) – Birleşik Krallık’ta evlenip veya hemcins birlikteliği töreni yapıp sonrasında Birleşik Krallık’ta yaşamaya devam etmek için kullanılan bir vize türüdür (eşlerden biri İngiliz vatandaşı veya Birleşik Krallık’ta Süresiz Oturum İzni bulunan bir kişi olmalıdır). Yerleşim – Eş/Hemcins Birlikteliği Vizesi – Mevcut durumda evli veya hemcins birlikteliğini kaydettirmiş kişilere yönelik başvuru türüdür (eşlerden biri İngiliz vatandaşı veya Birleşik Krallık’ta Süresiz Oturum İzni bulunan bir kişi olmalıdır). Yerleşim – Evli Olmayan Eş Vizesi – En az 2 yıldır birlikte yaşadıktan sonra (karı-koca hayatı) Birleşik Krallık’ta birlikte yaşama niyetinde olanlara yönelik başvuru türüdür (eşlerden biri İngiliz vatandaşı veya Birleşik Krallık’ta Süresiz Oturum İzni bulunan bir kişi olmalıdır). 1) If you want to get married in the UK you need a visa (unless you are a citizen of an EEA country or Switzerland) – either a Visit-Marriage Visa or a Fiancé(e) Visa. 2) If you want to live in the UK, but are wondering where to marry, it may be cheaper and easier to marry overseas and then to apply for a Spouse Visa. If you marry in the UK instead you have to make two applications – first for a Fiancé(e) Visa then, within 6 months, for a Spouse/Civil Partner Visa. This can be expensive and time-consuming, not to mention stressful. 3) You both have to be over 18 to be eligible for any of the ‘Settlement’ Visas. 4) The sponsor (British Citizen or British permanent resident) must show they can support their partner with a minimum income of £18,600 5) The visa options: Visit -Visit-Marriage Visa – just to visit the UK to give notice of a marriage and/or to get married, then to leave the UK; or Settlement – Fiancé(e) Visa (aka Marriage Visa) – for those intending to marry or have a civil partnership ceremony in the UK, then remain living in the UK (one partner must be British or have Indefinite Leave to Remain in the UK) Settlement – Spouse/Civil Partnership Visa – for those who are already married or have registered as civil partners (one partner must be British or have Indefinite Leave to Remain in the UK) Settlement – Unmarried Partner Visa – for those who can demonstrate that they have been living together in a relationship ‘akin to marriage’ for at least 2 years, who now want to live together in the UK (one partner must be British or have Indefinite Leave to Remain in the UK). Etiketler: bir İngiliz ile evlenmek, ingiltere aile birleşimi, ingiltere yerleşim vizesi
Kadınların Erkekleri Bir Türlü İkna Edemediği 24 Şey
Her defasında sebeplerini tane tane açıklasalar da erkeklerin kadınlar konusunda bir türlü ikna olmadığı şeyleri sizler için araştırdık. Neden 1 saatten aşağı hazırlanamazlar, neden tuvalete grup halinde giderler, neden depresyona girince soluğu kuaförde alırlar. İşte kadınların pek çok defa izah etmesine karşın erkekleri bir türlü ikna edemedikleri başlıca 24 şey.
Reklam
Sibel Kekilli: Game of Thrones’da Daha Çok Erkek Soyunmalı
Dünyaca ünlü Game of Thrones dizisinin Türk asıllı Alman yıldızı Sibel Kekilli dizide erkeklerin de soyunmasını istedi. Kekilli, dizinin Londra’daki basın tanıtımında bir gazetecinin, “Dizide erkeklerin de soyunmasını ister miydiniz?” sorusuna, “Elbette. Neden hep kadınlar çıplak ki bu dizide? Erkekler de soyunmalı. Tabii yakışıklı olanları kastediyorum. Conleth Hill, Nikolaj Coster-Waldau ve Peter Dinklage’ı çıplak görmeyi isterim” dedi. 33 yaşındaki oyuncu sözlerine şakayla karışık bir şekilde, “Senaryo yazarları David Benioff ve Dan Weiss ile konuşacağız” diyerek devam etti. Dizide hayat kadını Shae’yi canlandıran Kekilli’den önce rol arkadaşı Carice van Houten da oldukça fazla cinsellik sahnesi içeren Game of Thrones’da erkek oyuncuların da soyunması gerektiğini söylemişti.Medyafaresi
Reklam
Külüne Muhtaç Olmak İstemeyeceğiniz 16 Komşu Tipi
Ev alma komşu al, komşu komşunun külüne muhtaçtır gibi güzel atasözlerimizi kulaklarımızda çınlatan komşulardan bahsedeceğiz sizlere, bunlardan bahsederken 'kötü komşu insanı ev sahibi yapar' atasözünü de aklınızdan çıkarmamanızı isteyeceğiz. Olumlu yanlarını da görmek lazım bu komuşularımızın.
Erkekleri 'Kaba'laştıran Kadınlar!
Kadınlar güçlü erkekleri seviyor. Kabalık ise, zaafların ve kişilik zayıflıklarının üstünü örtüp erkek bedenine ve kimliğine kallavi bir cila atıyor! Sevgiliye hakaret etmeler, sert çıkmalar, en basit nezaket kurallarını bile unutmalarla birlikte, ciddi bir kıskançlık da söz konusu. Ancak erkeği asıl kaba yapan nedenler bunlar değil. Asıl sebep kadının imajı, toplum içindeki varlığını değerini gün geçtikçe sağlamlaştırması. Çalışma hayatındaki koltuklar kadınlar tarafından paylaşılıyor, kadınlar erkeklerden daha fazla kazanabiliyor ve ne yazık ki artık kadın kendini erkeğine saklamıyor! Dolayısıyla kadınlar, cinsel olarak da en az erkekler kadar tecrübeli bir hale geldiler Erkeğe has olan ne varsa, kadın da buna ortak; bir tek yalnız üreyemiyorlar ve dolayısıyla da bu konuda erkeklere ihtiyaç duyuyorlar. İşte tam da o safhada devreye giren erkeklik gururu, çalınan rollerin öcünü, kadınlardan çeşitli kabalıklar ve sertliklerle almaya dönüşüyor. Özgüvenlerini gün geçtikçe yitiren erkekler, yitik özgüvenlerinin üstünü, kabalık ve maçoluk kisvesiyle, külhanbeyi tavırlarla örtmeye çalışıyorlar. Toplumsal roller bize erkeğin sert olması gerektiğini öğütlüyor: ‘Erkekler ağlamaz’ gibi deyimlerle erkeğin sert olması gerekiyor. Dolayısıyla kibarlık göstermeyen, hayatındaki kadına maço davranan erkek modelini, doğru kişi sanma yanılgısına düşebiliyoruz. Yatakta daha iyi olacaklarına inanılıyor: Kaba erkeklerin yatakta da akıl almaz olacağına inanılıyor oysa sonuç çoğunlukla hüsran oluyor.
Reklam
Ofis Çalışanının 24 Rutini
Günümüzün büyük bölümünü iş yerinde geçiriyoruz. Karşımıza enteresan durumlar, ilginç olaylar çıkabiliyor. Bazı olaylar ise istisnasız her gün tekerrür ediyor. İşte iş yerinde karşımıza her gün çıkan durumlar, kişiler ve olaylardan bazıları.
12 Yaş Altı Çocuklarda Mobil Cihazların Yasaklanması İçin 10 Sebep
Amerikan Pediatri Akademisine ve Kanada Pediatri Derneği'ne göre 0-2 yaş arasındaki çocuklar teknoloji ile haşır neşir olmamalı, 3-5 yaş arasında günde 1 saat, 6-18 yaş arasında ise teknoloji kullanımları günde 2 saat ile sınırlanmalı. Teknoloji ile bu önerilerin 4-5 katı fazla içli dışlı olan çocuklar ve gençler ciddi tehlikeler ile karşı karşıya kalıyor.  Elde kullanılan cihazlar (cep telefonları, tabletler, elektronik oyunlar, vb.) özellikle küçük çocuklarda teknolojiye erişimi ve teknoloji kullanımını artırıyor. Pediatrik terapistler okullara, hükümetlere, ailelere 12 yaş altındaki çocukların bu tür cihazları kullanmalarını yasaklamaları çağrısında bulunuyor. Sizlere bu yasaklamaya gerekçe olarak araştırmalarla kanıtlanmış 10 gerçeği açıklıyoruz.
"Evlilik Ne Zaman" Sorusuna Tokat Gibi Cevap: 14 Yılda Mankenlerle Aile Albümü
'Evlensene artık bir sen kaldın, Yok mu ufukta bir gelin/damat adayı, Ben artık torun sevmek istiyorum, Bak aile kur ki yaşlanınca sana baksınlar' gibi süper daraltıcı sorulardan bunalan Suzanne Heints 'Durun ben size bir facebook albümü yapayım da sesiniz kesilsin' temalı çalışması ile bizlerle.  Bu plastik gülücüklerle süslenmiş, her pikselinden samimiyet damlayan, en az 58 like'ı ve 'Harika çıkmışsınız cnm öpüyorum' yorumu garanti aile albümünün en şaşırtıcı yanı tam 14 senede, dünyayı arşınlayarak hazırlanmış olması. Tabii bi diğer bayıldığımız nokta da 'kociş ve meleğim' i başarıyla canlandıran vitrin mankenleri. Hepsini ayrı ayrı like ediyor ve sanatçının bütün çalışmaları için sizi şöyle alıyoruz:  http://suzanneheintz.prosite.com/7996/135487/gallery/life-once-removed Not: Fotoğraf başlıkları sanatçıya ait değil.
Reklam
Kadınları Cinsellikten Soğutan 10 Neden!
Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat ,8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeni ile kadınlarda cinsel sağlık konusunu ele alan son araştırma sonuçlarını açıklıyor “Zannedildiğinin aksine, kadınlarda cinsel sorunlar erkeklere aslında daha fazla görülüyor. 27 ülkede yaklaşık 12 bin kadını takip eden uluslararası bir çalışma neredeyse 10 kadından 6'sının cinsel tatminsizlik yaşadığı gösterildi. Yine 29 ülkede 30 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırmada kadınların %40'ının en az bir cinsel sorun yaşadığı ortaya kondu. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak internet üzerinde yaptığımız bir çalışmamıza göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar! Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var! Üstelik sorun bununla da sınırlı değil. Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor. Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor. Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor”. KADINLARI CİNSELLİKTEN SOĞUTAN 10 NEDEN Prof. Dr. Halim Hattat internet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 nedenin şöyle sıralandığını belirtiyor: 1- İlişkideki duygusal problemler 2- Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar 3- Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar 4- Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi) 5- Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi) 6- Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar) 7- Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneleri 8- Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı gibi) 9- Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak 10- Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam TÜRK KADINLARı NE SORUYOR? Kadınlarda başlıca görülen cinsel sorunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma, ıslanma ve orgazm problemleri ile ağrı hastalıkları ve vajinismus (cinsel birleşme sağlayamayacak derecede kasılma) yer alıyor. En sık görülen sorun ise cinsel isteksizlik! Ancak ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine göre vajinismus sorunu ve ağrı hastalıkları ön plana çıkıyor. Kadınlarda cinsel sorunlar genelde bir arada görülüyor. Örneğin orgazm olamayan bir kadında zamanla cinsel isteksizlik gelişebiliyor. Veya cinsel ilişkide kayganlık sağlama güçlüğü çeken bir kadın ağrılı cinsellik yaşayabiliyor. Dolayısıyla öncelikli problemin ne olduğunun anlaşılması ve buna yönelik bir tedavi planı oluşturulması gerekiyor. 2002 yılından itibaren Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin Cinsel Sağlık Danışma Hattına kadınlar tarafından sorulan soruların dağılımı şöyle: Cinsel İstekte Azalma %24 KADIN CİNSEL SORUNLARI SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL! Kadınlarda cinsel sorunların tamamen stresten ve ruh halinden kaynaklandığına inanılıyor. Oysa kadınlarda da cinsel sorunlar -aynı erkeklerde olduğu gibi- fizyolojik, psikolojik veya sosyal kaynaklı oluşuyor. Üstelik son yıllarda yapılan çalışmalar, kadın cinsel fonksiyon sorunlarında organik faktörlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Anatomik, damarsal, hormonsal, sinir sistemik kaynaklı sorunlar organik nedenleri oluşturuyor. Altta yatan şeker hastalığı, yüksek tansiyon-kolesterol, kalp-damar sorunları, idrar yolu enfeksiyonları ile jinekolojik rahatsızlıklar kadınlarda cinsellik için sık rastlanan risk faktörleri arasında bulunuyor. Sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam, sigara-alkol, stres gibi yaşam tarzı faktörleri de cinsel sorunların oluşmasına etki ediyor. Özellikle damar sertliği ve sigara alışkanlığı kadınlarda cinsel organlara giden kan akışını azaltıp, uyarılmayı ve kayganlığı azaltabiliyor. Tiroid problemlerinde de cinsel isteksizlik görülebiliyor. Nörolojik hastalıklar sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenebiliyor. Üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında yaşanan hormon eksikliği veya mastektomi (memenin alınması) sonrasında gelişen vücut imajı sıkıntıları da cinsel yaşamı etkileyebiliyor. Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler de cinsel isteği ve uyarılmayı azaltabiliyor. Kadın cinselliği erkeklere göre daha karmaşık ve duygusallığın ön plana çıktığı bir yapıya sahip. Dolayısıyla kadınlarda cinselliğin psikolojik boyutu da çok önemli. Şefkat ve yakınlık hisleri birçok kadın için cinselliği teşvik edici oluyor. İlişki sorunları, duygusallıktan, yakınlıktan, iletişimden uzak bir beraberlik ise cinsel problemlere zemin hazırlıyor. Yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen veya çocukluk döneminde cinsel travma yaşayan bireylerde cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşuyor. Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel tatminsizlik, cinsellikten korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış şehir efsaneleri, depresyon, endişe sorunları, aile ve iş yaşamında yoğun stres, vücut imajı sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor. Kadın cinsel sorunlarının gelişimden eşin cinsel performansı da önem taşıyor. Eşinde cinsel isteksizlik olan, sertleşme sorunu veya erken boşalma problemi bulunan, eşiyle hiç önsevişme yaşayamayan, cinsel istek ve arzularını eşiyle paylaşamayan bir kadında mutlaka ve mutlaka tatmin azalıyor. Kadın vücudunun cinselliğe hazır hale gelmesi, cinsellikte keyif alınan noktalar erkekten farklılık gösteriyor. Bu nedenle psikolojik sebepleri araştırırken, cinsel ilişki rutinini de incelemek gerekiyor. Kadın cinsel sorunlarının tedavisindeki ilk adım problemi kabul edip, bir uzmana başvurmak. Cinsel sorun yaşayan 10 kadından 4’ü problemini hiç kimseyle konuşmuyor ve 10 hastadan 8’i tedavi görmediğini belirtiyor. Oysa kadınlarda uzman bir ekip, doğru tanı ve tedavi seçenekleri ile cinsel sorunların tedavisi mümkün. Tedavideki amaç, cinselliği etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörleri ortaya çıkarıp, hem cinsel sorunları tedavi etmek hem de çiftin birlikte mutlu ve kaliteli bir cinsel yaşama kavuşmalarını sağlamak. Şu anda tedavide kullanılabilen sistemik veya lokal ilaç tedavileri ile terapi teknikleri bulunuyor. Kadın cinselliği ile ilgili hormon takviyeleri ve diğer ilaç destekleri konusunda çeşitli araştırmalar devam ediyor. Tedavilerin başarı oranları konusunda gelişmeler var. Ancak kadınlarda cinsel sorunların aynı anda birden fazla görülmesi ve duygusal-psikolojik ve sosyal faktörlerin organik faktörle iç içe olması nedeniyle, cinsel sağlık sorunu yaşayan kadınlarda tanı ve tedavi süreçleri daha kapsamlı olabiliyor ve birden fazla tedavi gerekebiliyor. Bu durumda ana problemin ne olduğunun ortaya çıkarılması ve tedavinin esas etken faktörlere göre düzenlenmesi önem taşıyor.
Erkekler Kadınlardan Neden Korkar?
70'lerini sürerken 2003 yılında hayata veda eden Cournut, ruh sağlığının toplumsal yönüyle ilgilendiği ömrü boyunca sayısız kitaba imza atmış ve yine Fransız psikanaliz edebiyatının en önemli ödülü olan Maurice Bouvet'yi de almıştı. Bu en çok ilgi gören kitabında, erkeklerin kadınlardan neden korktuğunu, mitolojiden edebiyata, antropolojiden sosyolojiye, psikolojiden felsefeye kadar pek çok açıdan, neredeyse bir feminist titizliğiyle inceleyen Cournut, şöyle diyor: 'Dünyada sağduyudan daha fazla ve en iyi paylaştırılmış şey cinsiyet farklılığıdır. Bu farklılık erkeklerin tarih boyunca kadına hükmetmesine neden olur. Neden? Erkekler kadınları egemenlikleri altında tutarlar çünkü onlardan korkarlar!' Ona göre söz konusu korkunun pek çok çeşidi var; mesela erkekler kadınlardan, penislerine sahip olmak istediklerini düşündükleri için korkuyorlar. Ya da sadık olmamalarından çekindikleri için... Babalıklarından hiçbir zaman tam olarak emin olmadıkları için... Kadınların şeytansı, gizemli, tılsımlı olduğuna inandıkları için... Edilginliği 'kadınsı' buldukları için... Ama hangisi ağır basarsa bassın, ona göre erkekler, aslında kadınlardan gerçekten neden korktuklarını bilmedikleri için korkuyorlar! Hemen hatırlatalım: Aşağıda bazı alıntılarını bulacağınız bu teze daha başlığı görür görmez karşı çıkacak erkeklerin sayısı milyarları bulabilir; ama görüştüğümüz erkekler bunu itiraf etmekten korkmadılar..Tatmin edememe korkusuKadınların cinsel açıdan gözü doymaz varlıklar olduğu ve erkeklerin onları tatmin etmede büyük güçlük çekecekleri fikri evrenseldir. (...) Ortaçağ tarihçileri yapıtlarında karıları tarafından zehirlenen bir sürü prensin öyküsüne yer vermişler, harem dairesinde mayalanan binbir çeşit büyüye değinmişlerdir (...) Tarihçiler bu korkuya görünüşe bakılırsa üstü kapalı ama varlığı bayağı hissedilen bir korku daha eklerler: 'Her akşam yatağına giren gözü doymaz şehvetini tatmin edebileceğinden emin olmadığı o Havva...'Kadınlar şeytansıdır korkusuBu konu kadının kutsanmasıyla bir gidiyor, Cournut'ye göre. Meryem Ana, Laura ve Beatrice gibi azizelerin ve şehitlerin karşısında Kirke, Medeia, Erinyes, Lorelei gibi, Çılgın Mag ve hem ilk anne hem de yakıp yıkıcı Pandora olan Hint tanrıçası Kan İçici Kali gibi ne kadar da çok şeytansı kadın var! Hazreti İsa'nın kadınlara gösterdiği saygıya her zaman değiniliyor ancak Cournut onun cinsel yaşamı hakkında hiçbir şey bilinmediğinin altını çiziyor. Bu şeytansı kadın tasarımının karşısında bir de antitez var: Meryem Ana. İdeal ana-kadın. 'Yani hiç günah işlememiş, yani cinselliğe hiç bulaşmamış.' En azından o kimseyi korkutmuyor!Penisimi istiyor korkusuCournut'ye göre erkekler kadınların erkeklere baktığında kendilerinde bir şeyin eksik olduğuna inandıklarına inanırlar. Kadın ne ister? Sahip olmadığı penisi! Erkekler Freud'a göre kadınların 'hadım edilmiş dişi'yi simgelediklerine inandıkları ölçüde, onların karşısında hadım edilme korkusuna kapılırlar. Bu korkuyu savmak için de kadınları niteliklerle, mücevherlerle, fetişlerle ve ayrıca annelik vasfıyla süsleyip donatırlar. Korkuyu önlemenin diğer bir şekli de kadınların cinselliğinden yararlanmaktan ibarettir. Bu yararlanma nevroz gelip de ya erkekte ya da kadında süreci aksatmadığı müddetçe iki tarafa da keyif verir. Ancak kabul edilmelidir ki her halükárda gizemli bir geri plan varlığını korur: Kadın ne ister?Sadık değil korkusuErkeklerin en azından bir kadını kendilerine mal etme, ona sahip olma ya da onun tarafından sahip olunma, onunla birleşme, ona bağlanma, onu koruma konusundaki ısrarları sürer ve bu duygulara genel olarak aşk denir. Ne var ki bu aşk, birazcık bulanık olması halinde, tehdit altında değilse bile daima az ya da çok kırılganlık gösterir. Peki ama neden, her yönüyle bir huzur ortamı ve karşılıklı güven sağlanmış görünürken bile sürekli bir sadakatsizlik kuşkusu erkekleri kemirir? Bunun altında her erkeğin hayatının ilk kadınıyla yani annesiyle yaşadığı geçmiş yatar. Erkeğin kalbine bir mülkiyet duygusu kök salmıştır ama yitirilmiş bir mülkiyet; çünkü o kadın ona daha doğmadan önce ihanet etmiştir. Erkek o andan itibaren güvensizdir artık. Kendisi baba olduğunda ise anne-çocuk ilişkisinde dışlanmış olduğunu görür ve güvensizliği daha da artar. Zamanında bu anne bu çocuğa kendisiyle ihanet etmiş olsa dahi...Herakles'in kadınlığı, Helene'in muzafferliğiEski Yunan'da, yani Atina'da kadın yoktur, kadın yurttaş kabul edilmez. Ama muzaffer erkeklikli kahraman Herakles kendi içinde kadınlığın da olduğunun farkına varır. Kraliçe Omphale'nin dizlerinin dibinde iplik büker, onun entarisini giyer ve Nessos'un gömleğini sırtına geçirdiğinde 'bir kadın olarak acı çeker.' Erkekler Herakles'in acılı kadınlığından korkar. Helene ise en güzel ve en arzu edilen kadındır ama onca yiğit -erkek- savaşçının hayatına malolan Truva savaşı onun yüzünden patlak vermiştir. Erkekler Helene'in muzaffer kadınlığından da korkar.Baba gerçekten ben miyim korkusuHamileliğin ve doğumun çıplak gerçeğinden erkekler hiçbir şey anlamazlar. İçinden önce acı, sonra mutluluk içinde küçük bir canlı varlığın çıktığı şişmiş bir karın karşısında erkekler kendi kendilerine böylesi olayların nasıl gerçekleşebildiğini sorarlar. Bilimsel yaklaşımın uyanışıdır bu; arzunun nedeni unutulur ve araştırılır. Kuşkusuz hiçbir şeyden emin olunamaz. Bu durumda erkekler anlamadıkları sürece karşılık simgeseli icat etmişlerdir. Ben bebeğe sadece bir yaşam vermiyorum, ona bir ad da veriyorum. Kendi adımı, atalarımın, kanımın, toprağımın adını. Kadınlar kadın kalsınlar ve anneler bebeklerini emzirsinler. Bundan böyle fallik düzen hüküm sürsün. Bununla birlikte, anneliğin tartışılmaz olmasına karşılık, biyolojik babalığın kaynağında, belirsizlik, kendinden menkullük, dilek, günahsız bakire hamileliği ve kutsal hukukun egemenliğine ilişkin büyüsel düşünce yatar.Korkar ama yine de severlerErkekler kadınlardan korkarlar ve yine de çoğu kez onları sevmekten alamazlar kendilerini, diyor Cournut. İşin bu yanı, erkeklerin kadınlarla ilişkilerinde en apaçık biçimde gün ışığına serilebilir paradokslardan biri: Aşk... Cournut, aşkın tüm hallerini, sorularını, paradokslarını anlattıktan sonra, şöyle bir sonuca varıyor: Aşk duygudur, eylemdir, doruktur, paradokslardır ve karşılıklı söylenen sözcüklerdir. Bu, çoğu kez, anlaşılmayan şeyden daha az korkulmasını sağlar...Tehlikesiz hale getirmeye çalışırlarErkekler; onları kadınlara açıkça ya da sinsice egemen olmaya kışkırtan bu dişiyi şeytandan arındırmayı denemek üzere birbirlerine her zaman hikayeler anlatıp durmuşlardır: Kuramsal, bilimsel, ahlaki vs. hikayeler. Yani korkuyu setlemek ve iktidarı haklı çıkarmak üzere anlatılan, aldatıcı girişimler olmaktan öteye gitmeyen hikayeler... Hiç kuşkusuz sayılamayacak kadar çok olan bu hikayeler dünyanın her tarafında, çeşitli mitlerde, ideolojilerde ve dünya görüşlerinden sayısız biçimler altında ama ortak temeller çerçevesinde boy gösterirler.Bunlardan da korkuyorlar:Kadınların hayvani, vahşi bir cinselliğin ete kemiğe bürünmüş hali olduğuna inanırlar. Kadınlar cinsel doyuma ulaştığında, bunun hiçbir zaman noktalanmayacağı izlenimine kapılırlar.Sırlara ve tılsımlara sahip, gizemli varlıklar olduklarını düşünürler.Ölümün (ama aynı zamanda yaşamın ve 'gerçek' değerlerin) ete kemiğe bürünmüş hali olduklarına inanırlar.Kadınlardan korkan erkekler, gerek onları ülküleştirdikleri, gerekse tehlikeli buldukları için onlara yaklaşmakta tereddüt ederler.Erkekler edilginlikten korkarlar; çünkü edilginliğin aşırı kadınsı olduğunu düşünürler.Milliyet
Reklam
Aldatmayla İlgili 10 Tuhaf Gerçek
Erkekler kadar kadınlar da aldatıyor...İlişki terapistleri ve uzman psikologlardan edindiğimiz bilgilere göre günümüzde erkeklere yakın bir oranda kadınlar da aldatıyor. Özellikle sosyal medya ağlarının sağladığı kolay ulaşılabilirlik tanışma süreçlerini hızlandırarak sanal ortamları daha cazip kılıyor. Yapılan araştırmalar uzun süreli ilişkilerde yitirilen heyecan, gizem ve tutku gibi hislerin partnerlerini aldatarak kısa süreli de olsa yeniden tattıklarını göstermektedir. Peki, nedir aldatmayla ilgili o tuhaf gerçekler?
Cinsel Terimler Sözlüğü
Acil Kontrasepsiyon : Doğum kontrol yöntemi uygulamadan ilişkiye girilmesi sonucu ya da uygulanan doğum kontrol yöntemlerine rağmen dikkatsizlik sebebiyle hamile kalınma tehlikesine karşı uygulanan acil müdahale. Aseksüel : Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişi. Bakir : Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan erkek. Bakire : Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan kadın.  Bekâret : Cinsel deneyimi olmama durumu. Biseksüel : Her iki cinsle de ilişkiye giren ve her iki cinse de ilgi duyan. Cinsel taciz : İstek dışı cinsel ilişkide bulunmak ya da ilişkide bulunmaya zorlamak. Dildo : Suni penis. Diyafram : Kase şeklinde olup vajina içine yerleştirilen ve spermlerin burada birikerek etkisiz hale gelmesini sağlayan yöntem. Doğum kontrol hapı : Yüksek dozda östrojen ve progesteron hormonu içerek, kadındaki yumurtlama (ovulasyon) sürecini geçici bir süre durdurmaya yarayan haplar. Ensest : Kanuni ya da kan yoluyla yakın olan kişilerin cinsel ilişkide bulunması. Ereksiyon : Penis ya da klitorisin cinsel ilişki sırasında kan ile dolarak sertleşip şişmesi. Erken boşalma : Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha erken boşalmak. Gebelikten koruyucu iğneler : Gebelikten koruyucu iğneler, kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteron içeren ilaçlar. Geç boşalma : Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha geç boşalmak.  Gerantofili : Kendisinden yaşça büyük kişilerle cinsel ilişkiye girme eylemi. Geri Çekme : Cinsel temas sırasında, erkeğin boşalma anında penisini dışarı çekmesi ve spermini dışarı boşaltarak gebeliğin önlenmesi. Heteroseksüel : Karşı cinse ilgi duyan ve karşı cinsle ilişkiye giren kişi. Homoseksüel : Kendi cinsine ilgi duyan kişi. İktidarsızlık : Daha çok ereksiyona geçememesinden dolayı erkeğin cinsel ilişkide bulunamaması. Kısırlık : Kadının hamile kalamaması, erkeğin ise hamile bırakamaması. Klitoris : Kadının cinsel organındaki en duyarlı nokta. Klitoris üzerine baskı uygulamak ya da klitorisi elle, penisle, dille veya herhangi bir objeyle uyarmak kadının cinsel ilişki sırasında çok büyük haz almasını sağlar. Lezbiyen : Kendi cinsine ilgi duyan ve kendi cinsiyle ilişkiye giren kadın. Mastürbasyon : Kişinin kendi kendini elle uyararak cinsel yönden tatmin etmesi. Mazoşizm : Cinsel ilişki sırasında acı çekerek zevk almak. Nekrofili : Cesetlerle cinsel ilişkiye girme eylemi (Ölüsevicilik). Oral Seks : Ağız yoluyla gerçekleştirilen cinsel ilişki. İlişki sırasında partnerlerden biri diğerinin cinsel organına ağzıyla öpme, emme, yalama gibi temaslarda bulunur. Orgazm : Cinsel ilişki anında en yüksek doyuma ve hazza ulaşılması. Östrojen : Kadınlık hormonu. Pedofili : Küçük çocuklarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Sübyancılık). Penetrasyon : Erkeğin cinsel organın partnerinin cinsel organına ya da anüsüne girmesi. Penis : Erkeğin cinsel organı. Prezervatif : Cinsel ilişki öncesinde erkeğin cinsel organına takılarak, boşalma sırasında spermin kadının genital sistemine ulaşmasını engelleyen koruma aracı. Sadizm : Cinsel ilişki sırasında acı vererek zevk almak. Sperm : Erkeğin cinsel organından çıkıp üremeyi başlatan hücre. Spiral : Rahim içine yerleştirilen, kıvrıntılı, ince ufak plastikten yapılmış ve rahim içini tahriş etmeden gebeliği önleyen araç. Takvim tutma : Kadının adet kanamaları ve yumurtlama günleri esas alınarak, riskli günlerde cinsel ilişkiye girmeyerek uyguladığı doğum kontrol yöntemi. Testosteron : Erkeklik hormonu. Transeksüel : Karşı cinse ilgi gösteren, tıbbi müdahale ile cinsiyetini değiştiren kişi. Travesti : Karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi. Tüplerin bağlanması : Yumurtlama döneminde, yumurta hücresine sperm taşıyan 'fallop' adı verilen kanalcıkların tahrip edilerek, sperm iletemez duruma getirilmesi. Vajina : Kadının cinsel organı. Vazektomi : Erkekte spermatik yolunun cerrahi müdahale ile bağlanıp, cinsel temasta spermin kadına geçmemesinin sağlandığı bir operasyon. Vibratör : Titreşimli suni penis. Zoofili : Hayvanlarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Hayvansevicilik).
Onunla Beraber Olursam Hakkımda Ne Düşünür?
Onunla beraber olmayı mı düşünüyorsunuz? İlk önce ikinizin de aynı sebeplerden orada olduğundan emin olun. Tanıştık, beğendik, kalbimiz çarpıyor. Buluştunuz ve her şey şahane gidiyor. Gecenin sonunda sizi evine davet etti ya da kibarca ona bir kahve yapıp yapamayacağınızı soruyor? Kafanızın içinde sorular: “İlk buluşmada beraber olmamalı mıyım? Beraber olursak beni bir daha aramaz mı? Ne kadar sonra beraber olmak mantıklı?” Elbette bu işlerin bir matematiği yok, bazı kadınlar ilişkinin adı konana kadar beraber olmak istemez bazı kadınlar da nasıl denemeden ayakkabı almıyorsak ten uyumu olup olmadığını bilmeden ilişkiyi uzatmayı tercih etmez. Önyargılar kaçınılmaz. İlk buluşmada beraber olan kadını hafife alan erkek çok fazla. Cinsiyetler arasındaki denge maalesef hala adil değil ve kadının kendini erkeğin gösterdiği ilgi üzerinden tanımlaması da işin içine girince olaylar daha da çetrefilli hale geliyor. Yine de ilk düşünmeniz gereken şey karşınızdaki erkeğin sizin hakkınızda ne düşüneceği değil sizin kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Başkalarının bizimle ilgili düşüncelerini ve yargılarını kontrol etme imkanımız yok. Farkında olduğumuz ve değiştirebileceğimiz tek şey kendimizle kurduğumuz ilişkidir. İsterseniz beraber olursunuz istemezseniz olmazsınız. Önyargıları olan insan bu tavrını eninde sonunda ortaya koyacaktır. Esas sorunlardan birisi ise kadınların seks ile duygularını ayırt etmede daha çok güçlük yaşamasıdır. Tam da bu yüzden karşınızdaki erkekle ilgili duygularınızı henüz anlamadan beraber olmak sonrasında duyduğunuz özlemin neden kaynaklandığını çözememenize de sebep olabilir. Ve bazen tek bir reddedilme ya da beraber olduktan sonra sizi aramayan erkek başlı başına bir şey ifade etmese de üst üste gelen olaylar özgüveninize zarar verebilir ya da bir ilişkinin devam edeceğine dair inancınızı kırabilir. İlk olarak yapmanız gereken şey kendi ruhunuzu, kendinize olan inancınızı korumak. Beklemek veya bekletmek ilişki üzerinde sihirli değnek etkisi yapmaz ya da onun gözünde daha değerli olmazsınız ama duygularınızı daha iyi tartmanıza yardımcı olabilir. Hoşlandığınız, sevdiğiniz erkeği kaybetme korkusuyla sevişmek de sadece onun önyargıları yüzünden istediğiniz halde sevişmemek de tek başına doğru değil. İlk önce kendinizle kurduğunuz ilişki sevgi ve saygı dolu olsun. Kendinize güvenin ve kendinize saygı duyun.
Acaba Sizi Yeterince Cazibeli Buluyor Mu?
Erkeklerin bu konuda ne düşündüğünü duymak hem şaşırtacak, hem de kendinize güveninizi arttıracak. İşinize yarayacak bir kaç tüyo verelim;Onları hareketlerinizle etkileyinStresten dudaklarını ısıranlardan mısınız? Sizler stres içinde kıvranırken, karşımızda dudaklarınızı ısırdığınızı gören erkeklerin çok hoşuna gidiyor.Kravat bağlamayı bilmenizde fayda var. Çünkü kıravatını bağladığınız bir erkek anında etki alanınıza girer.En önemlilerden biri de elbette masaj. Sadece ‘masaj’ sözcüğü duymak bile karşınızdakinin keyfini yerine getirecektir.Göz teması çok önemlidir. Göz göze geldiğniz an gözlerinizi kaçırmadığınız taktirde özgüveniniz onu etkileyecektir.Giyim tarzınızın şehvetiÇıplaklık seksidir düşüncesi gücünü kaybedeli çok oldu. Artık kıyafetlerimizle seksi olma zamanı. Dekolte giymeden dekolte vermek ustalık ister!Seksiliğin ilk adımı topuklu ayakkabı ile başlar. Sessizliği yaran topuk sesleriniz erkeğin kalp ritmini bozmalıdır adeta.Üst olarak tercihiniz boyundan bağlı ve straplez olmalıdır. Ufacık bir frikiğinizle bile onun kimyasını bozabilirsiniz.Halka küpelerle iddialı duruşunuzugarantilersiniz ve onu kendinize hapsedebilirsiniz.Tek omzu düşük kıyafetleri çok seksi bulduklarından da emin olabilirsiniz. Deri ya da lateks kıyafetleri de unutmamak gerek. Seksiliğiniz sizi saran deri parçalarla kat ve kat artacak.Saçların doğru kullanımı önemliKadını kadın yapan en önemli silah kuşkusuz saçtır. Saç rengi tercihi erkekten erkeğe değişse de, buluştukları ortak noktalar da bulunmakta.Erkeklerin çoğu için kadın dediğin uzun saçlıdır. Örneğin kahkülü çok seviyorlar. Üstelik bir işle meşgulken yüzünüze düşen saçı kenara alış şekliniz çok önemli bu hareketle de onu çıldırtabilirsiniz. Her ne kadar klişe olsada çok etkili olan bir yöntem de saçlarınıza kalem kullanarak verdiğiniz dağınık topuz modeli.Bilimsel yöntemİngiltere’de Leeds Üniversitesinde yapılan bir araştırma ya göre erkekleri etkilemek isteyen kadınların tenlerinin yüzde 40’ını açıkta bırakması gerektiğini söylüyor. Psikolog Colin Hendrie’nin yürüttüğü araştırmaya göre bundan daha kapalı giyinen kadınlar muhafazakar olarak algılanırken, yüzde 40’ın üzerinde açanlar ise sadakatsiz olarak görülüyor.
Reklam