Hakan Fidan Haberleri

Hakan Fidan ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Hakan Fidan ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Efkan Ala'ya Ait Olduğu İddia Edilen Ses Kayıtları Yayınlandı
İçişleri Bakanı Efkan Ala ve İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok arasında geçtiği iddia edilen bir telefon görüşmesinin ses kaydı sızdırıldı.Youtube’daki ‘BAŞÇALAN’ hesabından yayınlanan ses kaydının, 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu sonrasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen Selami Altınok’la, söz konusu tarihte Başbakanlık Müsteşarı olan Efkan Ala arasında geçtiği iddia ediliyor. İddiaya göre Cumhuriyet Savcısı Celal Kara’nın İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş’ı ifadeye çağırması üzerine Efkan Ala’yı arayan Selami Altınok, ne yapması gerektiğini danışıyor. Efkan Ala’nın; “Hiçbir kere, ifade mifade yok kardeşim”, “Yazıyı çöpe at, tanımıyoruz de”, gibi ifadeleri üzerine alt rütbeli memurların sıkıntıya gireceğini söyleyen Altınok, başsavcıyla görüşmeyi öneriyor. Altınok’un fikrini benimseyen Efkan Ala ise, kendisinin de Adalet Bakanı’yla görüşeceğini belirttikten sonra Altınok’a; “De ki, ben gönderirim Emniyetten adamları, seni alır getiririm; burada çete kurdunuz diye” söylüyor. Altınok’a valiyi de aramasını söyleyen Efkan Ala, tereddüt etmemesini de tembihliyor. Zete
Türkiye'de YouTube'un Beklenen Sonu
Twitter’ın ardından popüler video paylaşım sitesi Youtube’a erişim durduruldu. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) yeni değişikliklerle yürürlüğe giren internet 5651 nolu yasaya dayanarak siteye 'idari tedbir' konduğunu belirtti. TİB’in açıklamasında geçen ay değiştirilen internet yasasına atfen “5651 sayılı kanun uyarınca yapılan teknik inceleme ve hukuki değerlendirmeler sonucunda bu internet sitesi hakkındaki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın 27.03.2014 tarih ve 490.05.01.2014,-48125 sayılı kararına istinaden Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından idari tedbir uygulanmaktadır” ifadesi yer aldı. Dışişleri Bakanlığı'ndan, TİB'e gönderilen yazıda, sosyal paylaşım sitesi Youtube'deki bazı içeriklerin ulusal güvenliğe birinci derece tehdit oluşturduğu, bu nedenle bu adreslere erişimin derhal engellenmesinin önem taşıdığı belirtildi. 2007'de de kapatılmıştı Youtube Türkiye'de en son Mart 2007 ile Temmuz 2010 arasında Atatürk'e hakaret içeren videolar nedeniyle kapalı kalmıştı. Kararın İngilizcesi de siteye kondu. 17 Aralık sonrası Youtube'a Başbakan'a, ailesine, bakanlara ve iş adamlarına ait olduğu iddia edilen ses kayıtları konuldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hafta içinde katıldığı bir televizyon programında Twitter’a erişim engelini savunurken, “Bu işin arkasında Youtube var” demişti. En son bugün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da bulunduğu çok gizli bir toplantıya ait olduğu iddia edilen ses kayıtları Youtube’a konuldu. Görüşmede devlet mahremiyeti içeren konuşmalar yer alıyor. Kaynak: Al Jazeera
“4 Adam Gönderirim 8 Füze Attırırım” TBMM’de
CHP’li Umut Oran, Dışişleri Bakanı’na, skandal ses kaydını sordu: “Süleyman Şah Türbesi ne için imkan gibi değerlendirilecek?” “IŞİD Güçleri arasında Dışişleri veya MİT personeli var mıdır?”“Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve vatana ihanet değil midir?” ANKARA CHP, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Orgeneral Yaşar Güler arasında geçen skandal ses kaydını TBMM’ye taşıdı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Davutoğlu’na, “Süleyman Şah Türbesi ne için imkan gibi değerlendirilecek? IŞİD Güçleri arasında Dışişleri veya MİT personeli var mıdır? Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve vatana ihanet değil midir?” diye sordu. Başbakan, ‘Süleyman Şah imkan gibi değerlendirmeli’ diyor CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye bir soru önergesi verdi. Oran önergesinde, şu değerlendirmeyi yaptı: “Kamuoyuna yansıyan bazı bilgilere göre 13 Mart 2014 tarihinde Dışişleri Bakanlığı’nda, sizin başkanlığınızda, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Orgeneral Yaşar Güler’in katılılımıyla bir toplantı düzenlenmiştir. Toplantıda sizin “Başbakan da bu (Süleyman Şah Türbesi) bir imkan gibi değerlendirilmeli, bu konjuktürde diyor” dediğiniz, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın “Ben öbür tarafa (Suriye’ye) 4 tane adam gönderirim 8 tane füze attırırım sorun değil” dediği yine Hakan Fidan’ın bu zamana kadar Suriye’ye 2000’e yakın tır ve malzeme gönderildiğini ifade ettiği, Süleyman Şah Türbesi’nin hükümet için bir anlamı olmadığı, imaj açısından anlamı olduğu, eğer savaşa girilecekse biz bunu baştan planlayalım ve girelim dediği görülmektedir.” Toplantı kaydı bilginiz dahilinde mi? Umut Oran, Dışişleri Bakanı’na şu soruları yöneltti: Bu kayıtlar kim tarafından alınmıştır? 13 Mart’ta yaptığınız görüşmede odanızda bir kayıt cihazı bulunmakta mıdır veya sizin bilginiz dahilinde herhangi bir toplantı katılımcısı kayıt almış mıdır? Dışişleri’nde köstebek mi var? Bu kayıtlar kim tarafından alınmıştır? Dışişleri Bakanlığı mensupları arasında bir köstebek var mıdır? Bu kayıt onun tarafından alınıp, sızdırılmış olabilir mi? Bu konuda suç duyurusunda bulundunuz mu ve tarafınızca başlatılan bir tahkikat bulunmakta mıdır? Ses kaydı Hakan Fidan’ın mı? Bu kayıtlar MİT Müsteşarı Hakan Fidan tarafından mı alınmıştır? Kendisi tarafından kayıt alınmakta olduğu tarafınıza bildirilmiş midir? MİT Müsteşarı tarafından bu şekilde alınan başka kayıtlar var mıdır, bu kayıtlar nerededir? Siber saldırı için neden önlem alınmadı? Toplantı sırasında kayıt alınmasına, herhangi bir siber saldırıya veya ortam dinlenmesine karşı önlem neden alınmamıştır? Burada ihmali bulunan bürokratlar kimlerdir? Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı veya MİT Müsteşarı’nın burada herhangi bir kusuru var mıdır? Sorumlular hakkında ilgili amirleri ve sizin tarafınızdan adli veya idari bir soruşturma başlatılmış mıdır? ‘Paralel’ önlemini neden almadınız? Başbakan her yerde paralel devlet iddialarını gündeme getirirken, hiçbir önlem alınmadan bu toplantının yapılması Başbakan’ın paralel devlet iddialarının asılsız olduğunun bir göstergesi midir? Bu iddialar bakanlığınız tarafından ciddiye alınmamakta mıdır? IŞİD’de MİT personeli var mı? Eğer Türk bayrağı indirilmezse Süleyman Şah Türbesini bombalamakla tehdit eden IŞİD Güçleri arasında Dışişleri Bakanlığı veya MİT personeli bulunmakta mıdır? Bu tehdit bilginiz dahilinde mi yapılmıştır? Mehmetçik’e füze attırmak vatana ihanet değil mi? Süleyman Şah Türbesi’nde nöbet tutmakta olan Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve ihanet değil midir? Kendi vatandaşımızı öldürmeyi teklif eden şahıslar hakkında suç duyurusunda bulundunuz mu? Bu tarihe kadar suç duyurusunda bulunmamanızın sebebi nedir? Savaş için işbirliği suç değil mi? Türk Ceza Kanunu’nun 304. Maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Tahrik fiilinin basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır” bu tip eylemleri yapmak MİT’in ve Dışişleri Bakanlığı’nın görevleri arasında mıdır? Erdoğan’ın sözünü ettiği Süleyman Şah imkanı nedir? Başbakan’ın “Süleyman Şah Türbesi bir imkan gibi değerlendirmeli” cümlesinde geçen imkan nedir? Burada Başbakan “şayet Süleyman Şah türbesine bir saldırı olursa bu gerekçeyle Suriye’ye savaş açabiliriz, bu fırsatı değerlendiririz” mi demek istemektedir?
Akdoğan: 'Öcalan Süreci Daha Doğru Okuyor'
Başbakan Başdanışmanı Akdoğan, PKK liderinin çözüm sürecini diğer Kürt aktörlerden daha iyi değerlendirdiğini savundu, BDP Eşbaşkanı Demirtaş için 'Süreci sabote etmek için çırpınan adam görüntüsü veriyor' dedi. Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan Kürt sorununun çözümü için yürütülen süreci PKK lideri Abdullah Öcalan'ın, Kürt siyasi hareketinin diğer temsilcilerinden daha doğru okuduğunu söyledi. Akdoğan, Öcalan için 'Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi vardır.' dedi. Milliyet gazetesinden Serpil Çevikcan'a konuşan Akdoğan, (Öcalan'ı kast ederek) 'İmralı ile diyalog sağlıklı gidiyor mu?' sorusuna şu yanıtı verdi: 'Ben Öcalan’ın süreci diğerlerinden daha doğru okuduğunu düşünüyorum. Belki televizyon imkânı, birçok tartışma programı izlemesi rol oynamıştır. Suriye’de vesaire birçok ülkede farklı aşamalardan geçti. Onlarca yıldır bu işlerin içinde olduğu için farklı bir bakış açısı da vardır. Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi vardır. Dikkat ederseniz onun verdiği mesajlar diğerlerinin verdiği mesajlara göre sürecin geleceğini daha çok düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.' 'Süreci sabote etmek için çırpınan adam görüntüsü' Akdoğan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ı ise, Öcalan'ın aksine, 'çok tahrik edici açıklamalar' yapmakla suçladı. Akdoğan, 'Demirtaş başkan olduğunda bu bir şans olabilir diye bir köşe yazısı yazmıştım. Ama zaman içerisinde bunu boşa çıkardı. Biz tabii gençliğine verdik. Zamanla olgunlaşır dedik ama daha 40 fırın ekmek yemesi gerektiği anlaşılıyor. Sözü sürekli tahrik edici olursa o zaman anlamsızlaşmaya başlar. Ve üstleneceği misyon da zayıflar. Sözün ağırlığı ortadan kalkarsa ciddiye alınmamaya başlar. Diyarbakır’da yerel siyaset yapan, ülke gerçeklerini gözardı eden bir kişi gibi konuşursanız kuşatıcı bir genel başkan gibi davranamazsınız. Şu an süreci sabote etmek için çırpınan, sağa sola saldıran bir adam görüntüsü veriyor.' dedi. Öcalan ile siyasi görüşmeler Gazete, Akdoğan'a 'İmralı heyetinde Sırrı Süreyya Önder’ın ‘siyasi heyetlerle görüşmeler yürütülüyor’ sözü çok tartışma yarattı.' şeklinde bir hatırlatma yaptı. Akdoğan bununla ilgili de şunları söyledi: 'Beşir Bey (Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay), İçişleri Bakanı (Efkan Âlâ) ve Adalet Bakanı (Bekir Bozdağ) ile zaten görüşüyorlar. Bizim de sürekli görüşmelerimiz olmuştur. Diyalog kanalları açık. Herkes herkesle görüşüyor. HDP’lileri öcü gibi görmenin bir anlamı yok. Ancak bu ağırlığı taşımaları lazım. Tahrik edici açıklamalar yıkıcı etki yapıyor.' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hafta içinde Al Jazeera'nin bu yöndeki sorusuna 'Ham hayal bir şey. Böyle bir görüşme söz konusu değil. Böyle yaklaşmaları halinde kendi kapılarını da kapatırlar, açıkça söyleyeyim. (İmralı'ya) Bizim müsaade ettiğimiz HDP mensupları ve istihbarat teşkilatımız gitmektedir. Zaman zaman uluslararası veya sağlık noktasında gitmesi gerekenleri gönderdiğimiz olaylar olmuştur. Asla bunun dışında siyasi bir heyetin, ekibin oraya gitmesi veya basın mensuplarının oraya gitmesi böyle bir şeye müsaade etmiş değiliz, böyle bir şey yok, olamaz. İleride olur mu? Bunlar şartların olgunlaştıracağı şeylerdir' diye yanıt vermişti. 'Af beklentisi oluşturmak yanlış' Yalçın Akdoğan Öcalan'ın Kandil üzerindeki etkisinde problem yaşanıp yaşanmadığıyla ilgili soruyu, 'HDP’nin rolünü önemsiyoruz ama HDP’lilerin çok tahrik edici mesajlar verdiklerini görüyoruz. Bu HDP’yi anlamsızlaştırır, Öcalan’ı da boşa düşürür. Bunun sorumluluğunu müdrik olarak hareket etmeleri gerekiyor. Başbakanımıza, hükümete dönük hakaretvari açıklamalar var. Öcalan’ın kendi geleceği ile ilgili gündeme getirdiği bir konu var mı? Ama siz şehir merkezlerinde ‘Öcalan’a özgürlük’ diye standlar açıp eylemler yapıyorsunuz.' diyerek yanıtladı. Sürecin hukuki altyapısıyla ilgili çalışmaların da medya önünde konuşulamayacağını söyledi. Akdoğan, 'Mevcut yasa kapsamında zaten her hafta birileri gelip teslim oluyor. Ama yasanın kapsamı ne olmalıdır, biraz daha genişletilebilir mi o da tartışılan bir konu. ‘Şu olacak’ demek ya da böyle bir af beklentisi oluşturmak doğru şeyler değil. Çünkü hem toplumsal tepkiye sebep oluyor hem de insanlara gereksiz bir umut aşılamak anlamına gelir.' dedi. Cumhurbaşkanlığı seçimi Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili de konuşan Akdoğan, Başbakan Erdoğan ile ilgili 'padişahlık' yorumlarını 'afakî' olarak değerlendirdi ve doğru olmadığını savundu: 'Liderlik özelliklerine sahip genel başkanlar dönemi, Tayyip Erdoğan’a kadar neredeyse kapanmıştı. Atatürk, İnönü, Menderes dönemi var, daha sonra Özal, Erbakan, Türkeş, Demirel. Ondan sonra güçlü liderler ortaya çıkmadı. Bu yüzden de Tayyip Erdoğan Türkiye’nin geleceğinde en önemli lider olmaya devam edecektir. Ama burada halkın seçtiği cumhurbaşkanı, padişah olacak gibi yorumlar yapmak da, tedirginlikler üretmek de doğru değil. Her şeye o karar verecek, her şeyi o idare edecek gibi afakî değerlendirmeler yaparak, tedirginlik üretmeyi ben doğru bulmuyorum.' '...Ama halkın seçtiği cumhurbaşkanı, elbette farklı bir misyon üstlenebilir. Tedirginlik pompalamak doğru değil. ‘Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olsun hiçbir şeye karışmasın’ demek de son derece yanlış olur.' 'Cumhurbaşkanı ve Başbakan uyumlu olmalı' Akdoğan 'Başbakan'ın Köşk'e çıkması, (Cumhurbaşkanı) Abdullah Gül'ün başbakanlığı devralmasının sigortası olabilir mi?' şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi: 'Tayyip Erdoğan ile uyumlu olmak da burada her zaman en önemli noktadır. Cumhurbaşkanı-başbakan uyumu küçümsenmemesi gereken bir durum. Cumhurbaşkanımız belki de tarihin en başarılı cumhurbaşkanlıklarından birini ortaya koydu. ‘Köşk’e gider, hiçbir şeye karışmaz’ ya da ‘karışmasın’ türü bir yaklaşım gayritabii olur ve doğru bir yaklaşım da olmaz. Sayın Başbakanımız devlet terbiyesine sahip biri olarak her makamın gerektirdiği teamülleri dikkate almıştır. Halkın seçeceği cumhurbaşkanı kavramının ne tür teamüller oluşturulacağı da önemli bir konudur. Ama her kim olursa olsun Ak Parti’de başbakanlık yapacak isim güçlü bir siyasi aktör olacaktır ve uyumlu çalışacak birisi olmalıdır.' Başbakan kim olur? Akdoğan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması durumunda başbakanın kim olacağı yönündeki yorumları da değerlendirdi. Genel seçime kadar Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın başbakan olabileceği yönündeki haberler için 'Herkes bir şey konuşur ama partinin yetkili kurulları karar verir. İsim düzeyindeki spekülasyonlar kişileri yıpratır.' ifadesini kullandı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun başbakanlığa, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da dışişleri bakanlığına getirilebileceği yönündeki haberler için de, ''Üçüncü dönem sıkıntısı olan biri olmazsa kim olabilir' diye bakıldığında Davutoğlu ismi elbette gündeme geliyor. Bütün milletvekilleri gündeme gelebilir tabii. Her arkadaşımız kıymetlidir.' dedi. Kaynak: Milliyet
IŞİD, Musul'da Türkiye Konsolosluğunu Bastı
Musul’un Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanları tarafından dün ele geçirilmesinin ardından şehirdeki Türk konsolosluğu bir grup militan tarafından ele geçirildi. Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz ile 14- 15 diplomat dahil 48 kişi rehin alındı. Kaçırılan personel arasında özel harekat polisleri de bulunuyor.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
İSRAİL Gazze'ye acımasızca saldırırken...'Büyük Usta'nın bu saldırılara karşı politikası da belli oldu.İsrail'in vahşi saldırganlığına karşı...'Büyük Usta' şu iki şevi söylüyor: BİR: Tarafsız kalamayız.İKİ: İsrail'le görüşmeyiz. Birincisi için söylenecek tek şev var: Yüzlerce masum insanın üzerine bombalar yağdırılırken, çoluk çocuk katledilirken, camilere nokta atışları yapılırken. Gazze'ye ölüm kustunılıırken, vahşetin de vahşeti sergilenirken...Yok bir de tarafsız kalsaydın.İkincisi için ise sadece şu söylenebilir: İsrail için de çok fifiydi yani sen'ın kendisiyle görüşüp görüşmemen..
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
2 Haziran 2013’te Antakya’daki Gezi Parkı protestoları sırasında polisin başından biber gazı fişeğiyle vurup öldürdüğü Abdullah Cömert’in davası, Balıkesir’e taşınacak. Neden? Hep duyduğumuz gerekçeyle: ‘Güvenlik.’ Kimin güvenliği? Herkesin olabilir ama, öncelikle sanık, sanık müdafileri ve yakınlarının ‘güvenliği.’ Ölenin hakları? Ölenin canlıyken ‘güvenliği’ nin hiçe sayılması, öldürenin güvenliğine dair bu titizlenmenin bir sonucu aslen. Türkiye’de yargı göçebeleştiriliyor. ‘Önemli’ ceza davaları, ‘olağan mahkeme’ lerinde değil, başka başka yerlerde görülüyor. Şüphelileri kamu görevlisi olan davalarda artık kural haline gelmiş bir tuhaflık bu. ‘Şeklen’ kurallara uygun gibi duruyor, çünkü kanunlarda ‘güvenlik’ gerekçesiyle davaların taşınabileceği yazıyor. O halde önce basit kuralı hatırlatalım: Bir ceza davası, fiilin işlediği yerde görülür. Niçin? Bir yanıyla idari karışıklıkları önlemek nedeniyle. Basit çözüm, iyi çözümdür.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
25 Aralık yolsuzluk operasyonunun polis fezlekesi, yer yer komik, ama ciddi okunduğunda trajik sahnelere ve bir komedi dizisinden alındığı izlenimi veren diyaloglara yer veriyor. Bir yandan da ülkenin nasıl yönetildiğine, rantın nasıl dağıtıldığına, zirvede nasıl iş bitirildiğine dair somut kanıtlar sunuyor. Ekip işbaşında Kurnaz bir ekip düşünün şimdi… Polis tabiriyle “örgüt”… Başbakan’a mektup yazmaya çalışıyorlar. Aslında onu bir karara yönlendirecekler, ama bunu onu kızdırmadan yapmak zorundalar.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
… Başbakan’ın aralarında 3 yıl olan iki konuşmasında da, etnik kimliklerle ilgili olarak aynı vurguyu yapmış olması, bunun artık bir dil sürçmesi olmadığını, “amacını aşan” bir söz olmadığını açıklıkla ortaya koyuyor. Ve ne yazık ki ortaya ırkçı bir Başbakan portresinin çıkmasına da neden oluyor. Bir etnik kimliği hakaret olarak algılamak, ondan söz ederken “affedersiniz” eklemesi yapma ihtiyacını duymak, başka hiçbir şeye işaret etmiyor.Bu açık bir ırkçı nefret suçudur! Ama kuşkusuz ki Türkiye’de kovuşturulamayacak bir suç! Birincisi söyleyen Başbakan, yargı kendisine bağlı, hiçbir savcının cesaret edip de bir fezleke düzenleyemeyeceği bir sistem var. İkincisi zaten dokunulmazlığı var, üçüncüsü cumhurbaşkanı olmayı da başarırsa zaten artık hayatının sonuna kadar sürecek bir dokunulmazlığa da sahip olacak!Ama işlediği bu suçun kovuşturulamıyor olması, bu suçun üzerine yapışmış bir kara leke olarak ebediyete kadar kalmasına da engel olmayacak. Tarih, birçok başka kötü özelliklerinin arasında “ırkçı” sıfatını da isminin önüne ekleyecek, öyle anılacak. Bundan sonra istediği kadar kardeşlikten, “yaradılanı yaradandan dolayı sevmekten” söz etsin.