Psikologlara Göre 'Yarın Ne Olacak' Kaygısını Dindiren 3 Basit Alışkanlık
İş, para, ilişkiler... Bugünlerde hemen her konuda yarının ne getireceğini kestirmek giderek zorlaşıyor. Psikologlar, bu bitmeyen belirsizlik hissinin pek çok insanı düşünmeden verilen kararlara sürüklediğini söylüyor. Neyse ki kaygıyı yatıştırmak için karmaşık yöntemlere gerek yok; bazen yüze çarpılan bir avuç soğuk su bile işe yarıyor.
Kaynak: CNBC Make It
Belirsizlik insanları aceleci kararlara itiyor
Washington'da çalışan psikiyatrist ve yazar Suzan Song, son dönemde danışanlarının art arda aceleci kararlar verdiğini anlatıyor. Kimi yeni başladığı ilişkide hemen ciddi bir söz bekliyor, kimi elinde başka bir iş olmadan istifa ediyor. Song ve meslektaşları, bazı danışanların bir konuşmayı yorumlamak ya da ne yapacağına karar vermek için yapay zekaya danıştığını, hatta partner bulmak için falcılara ve aşk büyülerine yöneldiğini de gözlemliyor.
Uzmanlara göre bu davranışların ortak noktası belirsizlik. Amerikan Psikoloji Derneği'nin (APA) 2026 yılı stres raporuna göre ABD'deki yetişkinlerin üçte ikisinden fazlası belirsizlikle yaşamaya alıştığını söylüyor. Geleceği üzerinde neredeyse hiç kontrolü olmadığını düşünenlerin oranı ise bir yılda yüzde 23'ten yüzde 28'e çıkmış.
Değişen belirsizlik değil, ona maruz kalma biçimimiz
Uzmanlar belirsizliğin yeni bir şey olmadığının altını çiziyor; hem kişisel hayatlarda hem de dünyada her zaman vardı. Bugün farklı olan, işten paraya, ilişkilerden geleceğe kadar hemen her alanın aynı anda bulanık görünmesi. Akıllı telefonlar da bu yükü katlıyor: Gün boyu kendi dertlerimizle uğraşırken bir yandan da dünyanın dört bir yanından gelen kötü haberleri kaydırıp duruyoruz.
Kuzey Carolina'da çalışan psikolog Julie Pike bunu Soğuk Savaş örneğiyle anlatıyor: O yıllarda insanlar gelişmeleri gazeteden takip ediyordu ama saatlerce kısa video izleyip kaygı sarmalına girme imkanları yoktu. Gündelik dertler ile bitmeyen haber akışı üst üste bindikçe stres ve kaygı da birikiyor.
Her şeye anında cevap bulmak belirsizliğe tahammülümüzü azaltıyor
Indianapolis'te çalışan psikolog Natalie Dattilo'ya göre bilginin her an elimizin altında olması, belirsizliğe dayanma gücümüzü de zayıflatmış olabilir. Eskiden insanların bilinmezlikle bir süre baş başa kalıp onunla yaşamayı öğrenmekten başka seçeneği yoktu.
Bugün yapay zeka sohbet botları, hayattaki bazı dönüm noktalarına ne zaman ulaşabileceğimiz konusunda kabaca bir hesap bile çıkarabiliyor. Bu, kaygıyı bir süreliğine yatıştırsa da hiçbir program geleceği bilemiyor ve belirsizlik olduğu yerde duruyor. Peki bilinmezliğin içinde boğulduğunuzu hissettiğinizde ne yapmalı?
Yüze soğuk su çarpmak kaygıyı hızla yatıştırıyor
New York'ta çalışan psikoterapist Andrew Tepper, böyle anlarda dikkati bedendeki fiziksel hislere yöneltmeyi öneriyor. İlk tavsiyesi oldukça basit: yüze soğuk su çarpmak.
Tepper'a göre soğuk su, sinir sisteminin vücudu sakinleştiren kısmını harekete geçiriyor. Kaygı birden tırmandığında gerginliği almanın bildiği en hızlı yollarından biri de bu.
Çimenlere çıplak ayakla basmak sizi şimdiki ana getiriyor
Tepper'ın ikinci önerisi ayakkabıları çıkarıp çimenlere basmak. Aralarında gençlerin de bulunduğu bazı danışanları bunu artık alışkanlık haline getirmiş.
Ayağın altındaki toprağı, sıcaklığı ve dokuyu hissetmek dikkati şimdiki ana çekiyor. Tepper'ın deyişiyle belirsizliğin insanı en zor yakaladığı yer de tam olarak şimdiki an.
Doğada hareket etmek kaygı sarmalını kesiyor
Üçüncü öneri de yine bedenle ilgili: dışarı çıkıp hareket etmek. Kısa bir yürüyüş, doğa yürüyüşü ya da bisiklet turu fark etmiyor.
Tepper'a göre insan doğanın içindeyken ve kendini heyecanlandıran bir uğraşa dalmışken seneye ne olacağını kafasında kurup durmakta zorlanıyor. Yani zihninizdeki senaryolar büyümeye başladığında kendinizi dışarı atmak iyi bir başlangıç olabilir.
Kendinize tekrarlayacağınız tek bir cümle de işe yarayabilir
Psikolog Natalie Dattilo ise bedenin yanında zihne de bir dayanak öneriyor: 'Ne olursa olsun, bununla başa çıkacağımdan eminim' gibi bir cümleyi düzenli olarak tekrarlamak. Bunu haftada bir, her gün ya da ihtiyaç duydukça yapmak mümkün. Bu tür cümleler insanın ayağını yere bastırıyor ve kaygının bir kısmını dizginlemeye yardımcı oluyor.
Üstelik Dattilo'ya göre bu cümle yalnızca bir teselli değil, gerçeğin ta kendisi: Bundan sonra ne olursa olsun, onunla başa çıkamayacağınızı gösteren hiçbir şey yok.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın