Hapishaneden Müdürü Kaçırıp Banka Soymaya Giderek Tarihe Geçen Bir Garip Suçlu: John Dillinger

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Asıl adı John Herbert Dillinger, asıl özelliğiyse türlü soygunlar yaparken halkın bir kısmı tarafından kahraman bir kısmı tarafından ise halk düşmanı olarak anılması! 30'lu yıllara damgasını vuran bu ilginç karakter o denli sorun çıkartmıştır ki günümüzde FBI atış poligonlarında fotoğrafı kullanıldığı söylenir.

ABD suç tarihine damgasını vuran Dillinger'ın serüveni öyle kenar mahallelerde, suç batağında değil donanmada başlamış!

20'li yaşlarında sırf keyif için çaldığı aracı takip eden polis tarafından yakalanıp hapsi boylayınca hapisten kaçış yolunu donanmaya katılmak olarak bulur Dillinger. Birkaç ay kürek mahkumu olarak çalıştıktan sonra sıkıya gelemez ve donanmadan da kaçar.

Kabadayı ve korkulan suçlu profilinden uzaklığı, cana yakınlığı ve "eğlenceli" bir kişiliğe sahip oluşu onu farklı kılmıştı belki de.

Dillinger gerçekleştirdiği suçlarda her türlü yöntemi denese de şiddetten uzak durmayı tercih ediyordu. Genelde onun için zor kısım yakalandığı yerden kaçmak olduğu için şiddetten ziyade kıvrak zekası ona yardımcı oluyordu.

Kişiliği de farklıydı, yöntemleri de farklıydı.

Indiana'da yakalanan Dillinger, Crown Point kasabasında hapse atılır. Tutuklu bulunduğu sırada aklına parlak bir fikir gelir: Hapishanede silaha benzer bir tahtayı silah gibi göstererek polisi korkutur ve bu yöntemle hapisten kaçmayı başarır.

Olay ülkede öyle bir yayılır ki Crown Point bir süre Clown (Palyaço) Point olarak anılır!

Tutukluluk hikayeleri soygunlarından bile ünlü hale gelmiştir Dillinger'ın.

Rivayete göre tutuklu bulunduğu bir hapishanede Dillinger müdürü rehin alarak hapishanenin arabasını ister. Arabayı, müdürü ve şoförü emrine alarak kaçarken gözüne bir bankayı kestirir...

Dillinger durur mu? Hapishane müdürü ve şoförüyle birlikte bankayı soymaya girişir.

Tabii soyar da. Bu işbirlikleri için hapishane müdürü ve şoförüne çaldığı paranın bir kısmını da verir. Adil mi yoksa dalga mı geçiyor, anlamak mümkün değil.

Tüm bunlar olurken FBI neredeydi?

O dönemde banka soygunu ve cinayetler görev alanına girmediği için FBI Dillinger ve vakalarıyla yakından ilgilenmiyordu. Son soygununda klasik olarak polis merkezinden kaçan Dillinger şefin aracını çalma gafleti gösterene dek bu durum sürdü. Bu federal suç FBI'ın görev alanının tam ortasındaydı.

O yıllarda kurumsallığını yeni yeni tamamlayan FBI'ın başkanı Edgar Hoover, Dillinger'ın yakalanmasıyla halkın FBI'a desteğini arttıracağını düşündü.

Bu olaydan sonra ölümüne dek FBI hep onun peşinde oldu.

Dillinger'ın ünü bir suçlu olarak ne kadar hızlı artıyorsa bir simge olarak da aynı hızla artıyordu.

O dönemde yaptığı soygun ve kaçışları gazete manşetlerinde o kadar yer aldı ki bir Hollywood yıldızı kadar göz önündeydi. Medya ve şirketlerle ilişkisine bir diğer örnek, bir kaçışında Hudson marka otomobil kullandığı için Hudson araçları satılırken "Dillinger 1934 Model Bir Hudson'ı Kullanıyor!" sloganı hayli yaygınlaşmıştı.

Dillinger Hudson'dan Ford'a geçiş yaptığında kampanya da transfer olmuş sayıldı.

Ford V8'in satış broşüründe şunlar yazıyordu: "Polisler John Dillinger'ı yakalayabilecek mi? For V8 kullanırken asla!"

"Yaşadığı dönemde Dillinger'a hem halk hem şirketler nasıl bu kadar sempati duyuyordu?" sorusu akıllara geliyor.

Halkın ve şirketlerin sempatisi konusunda iki farklı yaklaşım var. İlki ve en yaygın olanı Dillinger döneminde ABD'nin içinde bulunduğu Büyük Buhran'ın ekonomik etkileri. Yaklaşıma göre bu dönemde paralarını yitirdikleri bankalara ve süreci yönetemeyen devlete karşı tepki besleyen halk bankaların soyulması ya da polislerin rehin alınmasıyla bir nebze moral buluyordu.

Diğer eleştirel yaklaşıma göreyse Dillinger hiç de şiddetten uzak, sempatik bir karakter değildi.

FBI kayıtlarına göre karıştığı birçok olayda çetesiyle 10 polis memurunun canına kıydığı söylenen Dillinger'ın birçok yaralama vakası da var. Devlete tepki vermeye hazır kitleleri yönetmek için kilit noktalarda "satın" aldığı kişilerle yürüttüğü halkla ilişkiler politikasının onu bu seviyede sempatik gösterdiği söylenir.

Kimilerine göre kampanyanın ürünü, kimilerine göre halkın göz bebeği olan Dillinger bu şöhretini çok fazla kullanamamıştır.

31 yaşında sinema çıkışında federaller kız arkadaşının ihbarıyla onu yakalamış ve öldürülmüştür. 3 ajan tarafından 3 yerinden vurulan Dillinger vurulduğu sırada sokağı boyayan kanından mendilleriyle hatıra almaya çalışan insanlar olduğu rivayet edilir.

Yaşattığı kargaşa nedeniyle "bir numaralı halk düşmanı" olarak FBI'ın adlandırdığı Dillinger'ın hayatı dönemin diğer azılı suçlularıyla birlikte beyazperdede de yer buldu.

2009 yılında vizyona giren filmde Dillinger'a Johnny Depp hayat verdi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
palembe

filmi var public enemies adı. ben çok beğenmiştim. john dillingerı johnny depp oynuyo filmde

captainjackiee

Filmini de hikayesini de çok seviyorum nedensizce :)

vo2

yine bir kadın ihaneti, aldatmıştır belki, belki de sırf onsuz sinemaya gitti die ihbar etmiş bile olabilir, öldüğünde vicdan azabı çekmiş midir acaba?, kafamda deli sorular.

gollum

Aynı bizim Jet Fadıl :) Kerizleri düdüklüyor :) hahaha

levoo

lanet federaller.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriCasusJohnny DeppPolisSinemaTerciholaytransfer
Görüş Bildir