Çamaşır Yıkarken Elektrik Faturasını Farkında Olmadan Artıran 5 Alışkanlık
Çamaşır makinesinin faturaya yansıyan payını yalnızca enerji sınıfı belirlemiyor; seçilen sıcaklık, program ve makineye konan çamaşır miktarı da hesabı doğrudan değiştiriyor. İngiltere merkezli enerji karşılaştırma platformu Selectra'nın verilerine göre bir yıkamada harcanan elektriğin yaklaşık yüzde 80'i tamburu döndürmeye değil, suyu ısıtmaya gidiyor. Düğmeyi çevirirken yapılan küçük tercihler bu yüzden ay sonunda gelen faturada hissediliyor. Çoğumuzun alışkanlıkla tekrarladığı beş hata ise ilk bakışta oldukça masum görünüyor.
Kaynak: Selectra UK
Her yıkamayı 60 derecede yapmak harcanan elektriği ikiye katlıyor
Beyazların ancak sıcak suda temizleneceği inancı pek çok evde hala geçerli. Oysa 60 derecelik bir yıkama yaklaşık 1,3 kilovatsaat elektrik harcarken aynı yük 30 derecede bunun yarısı kadar enerjiyle yıkanabiliyor. Haftada dört kez makine çalıştıran bir evde bu fark yılda 135 kilovatsaate yaklaşıyor.
Günümüz deterjanlarının çoğu düşük sıcaklıkta işe yarayacak şekilde üretildiği için günlük kıyafetlerde 30-40 derece çoğu zaman yeterli oluyor. Yüksek sıcaklığı havlu, nevresim ya da evde hasta biri olduğunda kullanılan çamaşırlara saklamak daha mantıklı. Programı seçmeden önce kıyafetin etiketine bakmak da hem kumaşı hem bütçeyi koruyor.
Yarım dolu makineyi çalıştırmak tasarruf gibi görünse de tersi oluyor
Birkaç parça kirli çamaşır için makineyi çalıştırmak pratik görünüyor, ama her yeni program suyu ısıtma ve tamburu döndürme işini sıfırdan başlatıyor. Selectra'nın hesabına göre yarım yük ayarı kullanılsa bile iki yarım yıkama, tek bir dolu yıkamadan daha fazla enerji harcıyor. Üstelik her döngüde ortalama 50 litre su gidiyor.
Bunun tersi de sorun yaratıyor. Tamburu ağzına kadar doldurmak çamaşırların suyun içinde rahatça dönmesini engelliyor; lekeler çıkmıyor ve aynı yük ikinci kez makineye giriyor. En doğrusu çamaşırı biriktirip tamburu üstte bir avuç boşluk kalacak kadar doldurmak.
Eko program uzun sürüyor diye kaçanlar daha fazla elektrik harcıyor
Hafif terlemiş bir tişört için en uzun ve en yoğun programı seçmek de faturayı gereksiz yere büyütüyor. Program kumaşın türüne ve kirin derecesine göre seçildiğinde, günlük çamaşırların büyük kısmı kısa ya da ekonomik programlarla rahatça temizlenebiliyor.
Eko program ise çoğu zaman yalnızca süresi yüzünden göz ardı ediliyor. İsviçre merkezli Blue News'ün aktardığı testlerde 40 derecelik pamuklu programın yaklaşık 1,11 kilovatsaat, eko programın ise 0,54 kilovatsaat harcadığı görüldü. Bunun sırrı, eko programın suyu daha az ve daha yavaş ısıtması; çamaşırlar yüksek sıcaklık yerine suda daha uzun kalarak temizleniyor. Eko ayarı markadan markaya değiştiği için makinenin kullanım kılavuzuna bir göz atmakta fayda var.
Fazla deterjan ve temizlenmeyen filtre makineyi daha çok yoruyor
Makinenin bakımı da faturayla doğrudan bağlantılı. Filtresi tıkanmış, deterjan çekmecesinde kalıntı birikmiş bir makine daha zor çalışıyor ve performansı düşüyor. Üreticinin önerdiği aralıklarla filtreyi temizlemek ve ayda bir boş makineyi 60 derecede çalıştırmak hem kötü kokunun hem de deterjan birikintisinin önüne geçiyor.
Daha fazla deterjanın daha temiz çamaşır anlamına geldiği düşüncesi de yanıltıcı. Fazla köpük durulamayı zorlaştırıyor, bazı makineler köpüğü atmak için ek durulama yapıyor ve bu da suyu ve elektriği boşa harcıyor. Kutunun üzerindeki ölçüye sadık kalmak bu yüzden hem kıyafetler hem fatura için en iyisi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın