onedio
Ekşisözlük Yazarından İhsanoğlu’na: 'Ben Ateistim Beni de Sevecek misiniz?'
Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu buluşmayı Twitter hesabından 'Ekşi Sözlük'ten gençlerimizle bir araya geldik. Değerli soruları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum' mesajı ve bir fotoğrafla duyurdu. Buluşma sırasında “Ben ateistim. Cumhurbaşkanı olduğunuzda beni de sevecek misiniz?' diye soran ekşisözlük yazarına İhsanoğlu “Dinde zorlama yoktur. İnandığın dine kimse karışamaz. Önemli olan sen başkalarını zorluyor musun?” şeklinde cevap verdi. Hürriyet’te yer alan habere göre, toplantıdan sosyal medyaya yansıyan bilgilere göre, İhsanoğlu'nun en çok altını çizdiği mesaj, 'Ben partiler üstü adayım' mesajı oldu.   ‘Dinde zorlama yoktur’ İhsanoğlu'na kadın haklarından, mahkum haklarına, din özgürlüğüne kadar pek çok soru soruldu. 'Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde herkesi kucaklayacağını' söyleyen İhsanoğlu'na sorulan en ilginç sorulardan biri ise 'Ben ateistim. Cumhurbaşkanı olduğunuzda beni de sevecek misiniz?' oldu. Soruyu sorana, 'Sen benim kızım olsaydın ne yapacaktım ben seninle' diye hitap eden İhsanoğlu, ardından soruya 'Dinde zorlama yoktur. İnandığın dine kimse karışamaz. İster inanır, ister inanmazsın. Önemli olan sen başkalarını zorluyor musun?' yanıtını verdi. Ekşisözlük'teki İhsanoğlu profili Peki EkşiSözlük'te Ekmeleddin İhsanoğlu'nun nasıl bir profili var? Buluştuğu gençlerin de aralarında olduğu yazarlar kendisi hakkında neler yazmışlar? İhsanoğlu konusundaki ilk yorumlar, yıllar öncesinde İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliği'ne seçildiği dönemde yazılmış.  Bu döneme ait çok az sayıdaki yorumda, EkşiSözlük yazarları İhsanoğlu'nun akademisyen kimliğine atıf yapmışlar. İşte bunlardan birkaçı; Bilim tarihcisi, Prof.Dr. Kişilik olarak 'ismiyle özdeş' nadir insanlardandır. Osmanlı biliminin tarihsel gelişimi ve yapısı konusunda yetkin insandır. Siyasi konulardaki görüşlerine eleştiri hakkım saklı olmakla birlikte, Ekmeleddin hoca, sevdiğim ve saygı duyduğum bir insandır. Bilim tarihine ilgimi (ilgili olan herkesi) hep teşvik etmiştir. Uluslararası bilim tarihi ansiklopedilerinde 'Osmanlı bilimi'nin özel bir madde olarak yer almasını sağlamıştır (örnek: encyclopaedia of the history of science, technology, and medicine in non-western cultures, selin, helaine (ed.)). İhsanoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın başında olduğu dönemde özellikle bir konuda eleştiri almış... Sudan Lideri El Beşir'i koruyan açıklaması konusunda...'İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Uluslararası Ceza Mahkemesi`nin (UCM) Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir hakkında tutuklama kararı almasını derin bir hayal kırıklığı ile karşıladığını ve mantık dışı bu kararı reddettiğini söyledi.' Normaldir söylemiştir, şaşırılacak bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Bu konulardaki bu tavır bir tek kendisinin değil. Zaten asıl gerçekdışı olan katile ''katil'' demesini beklemektir. Sen dünyaya normal gözlerle baksan şaşırmalara doyamazsın ya neyse. Devam et mantık dışı demeye. Üç yüz bin insan. Aday oldu, yorumlar patladı Cumhurbaşkanlığı için adı geçmeden önce Ekşisözlük'te adı sadece iki sayfada anılan İhsanoğlu, adaylığı ortaya çıkar çıkmaz adeta 'yorum patlaması' yaşamış; Şu anda Ekşisözlük İhsanoğlu'na ilişkin yorumları içeren 309 sayfa var ve her geçen gün artıyor: 'İlginç bir kafa. İslam bilmem ne işbirliğinin başındaymış galiba. Bugün 9 yıllık görev süresinin bitimi nedeniyle ht gazetesine verdiği röportaja bir gözattım. Nerdeyse tek bir islami referans yok. Varsa yoksa demokrasi, Batı. İslam için en büyük tehdit radikallermiş, bu Frankenstein'ı bitirmek için canla başla çalışılmalıymış. Bunun için Marshall planı gibi uzun vadeli bir plan lazımmış. Vay be adam bu görevi baktıktan sonra ABD Başkanlığı için aday olacak sanki' İhsanoğlu'nun adaylığının kesinleşmesinden sonra ise yorumlarda ağırlık, AKP'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ile karşılaştırmaya kaymış. Bu yorumlarda İhsanoğlu'na oy vereceğini söyleyen de var, 'mecburiyet' diyen de, 'Erdoğan karşısında hiç şansı yok' yorumu yapan da var. 'Yeni cumhurbaşkanı aday adayı, ulusalcılar ve Kemalistler korktu sanırım. Tayyipçiler onlardan daha çok korkmuş olabilir ama' 'Mecbur oy vereceğimiz kişi. kendisinin kariyeri falan tartışılmaz da toplumdaki popülaritesine göre ikimiz girsek seçime, oylarımız yakın çıkar. RTE gibi bir figürün önüne Ekmeleddin İhsanoğlu? CHP hiç akıllanmayacak galiba.. Aday olursa islami kesimden de oy alabilecek önemli bir isim, ancak kamuoyunda fazla tanınmıyor olması nedeniyle aday yapılmasını ve aday olursa seçimleri kazanmasını bayağı zor görüyorum. Hele ki Erdoğan gibi karşısında çok tanınan bir aday olunca. Gerçi o da artık çok yıprandı ama İhsanoğlu'nu Türkiye'de islami camia da dahil olmak üzere kaç kişi tanır merak ediyorum. Yine de Türkiye gibi bir ülkede ne olacağı önceden asla kestirilemez ve İhsanoğlu adı çatı aday olarak pekala düşünülebilir. Kılıçdaroğlu'nun da iktidar için ne kadar hevesli ve inatçı bir isim olduğu bu hamlesiyle bir kez daha görüldü CHP/MHP kombosundan beklediğim gibi emekli bir memur/bürokrat adaydır Sadece ismi yüzünden bile kazanma ihtimali düşük olan eski diplomat Yazdığı kitap sayısı çok büyük ihtimalle Tayyip'in okuduğu kitap sayısından fazladır. ‘Dört büyüklere bomba transfer hediye etsin’ Ekşisözlük'te, İhsanoğlu ile görüşme hakkında herhangi bir yorum yok. Ancak yazarlar arasında kendisine seçimi kazandıracak 'parlak fikirler' önerenler bile olmuş; Hesabında biriken paralar ile dört büyüklere ilaç olacak birer tane bomba transfer hediye etmek suretiyle ipi göğüsleyeceğini umduğum cumhurbaşkanı adayı. Ekşisözlük'te İhsanoğlu hakkındaki yorumların gelişimini özetleyen yorum ise şu: ''KPSS güncel bilgilerden CHP cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar gelmiştir.'' T24
X-Men'i Kıskandıracak Süper Güçlere Sahip 10 ÖYM Sanığı
Bu ülkede doğmuş, yaşamış her insan evladının içine dert olan büyük sorunlardan birisi de şunca güzel memlekette bir süper kahraman çıkarma şansına sahip olamamaktır. El oğlu Süpermen'le, Örümcek Adam'la, Batman'le övünüp, Flash'ından Kaptan Amerika'sına süper kahramana doyamazken, Karaoğlan'dı, Yüzbaşı Volkan'dı bunları takip etmek hepimizin içinde bir ukde, bir yara oldu. Allah'tan demokrasimiz başka memleketleri imrendirecek bir hızla ilerleyerek ufukta kayboldu ki biz de yıllar yılı aradığımız süper kahramanlara mahkeme zabitlerinde kavuşma imkanı bulduk. Bu liste, mahkeme tutanaklarında, savcı iddianamelerinde yer alan iddialar çerçevesinde hazırlandı. Polis fezlekeleri, savcılar tarafından hazırlanıp mahkemelere sunularak kabul edilen iddianameler hatta mahkeme kararlarıyla sabit ki Türkiye'de akıl almaz sayıda süper güce sahip insan var. Bu insanlar görünmez olabiliyor, zamanda seyahat edebiliyor, en temel fizik kurallarını leblebi çekirdek niyetine yemeğine katık edip aynı anda üç yerde bile olabiliyor. Eğer güçlerini evreni kurtarmak, dünyaya barış getirmek için kullansalar 15 dakikada cihanda tozu alınmamış salon bile bırakmayacak bu süper kahramanları sizlere tanıtmak ve gece dualarınızdan onların isimlerini eksik etmemenizi sağlamak istedik. Kimbilir belki yarın jilet gibi kostümünü üstüne çekip karanlıkları aydınlığa çevirecek o biri çok uzak değil, hatta sandığımızdan da yakın, komşunuz olabilir.
Google'ın Robotu İlk Denemeden Geçti
Google'ın sahibi olduğu Boston Dynamics firması tarafından geliştirilen dört ayaklı askeri robot, ABD ordusu tarafından yapılan ilk denemeleri tamamladı. Google'ın LS3 adı verilen dört ayaklı askeri robotu, üç seneyi aşkın süren geliştirme sürecinin ardınndan ilk kez denendi. Big Dog yani Büyük Köpek adı da verilen robot, ABD ordusunda askerler için her türlü arazide malzeme taşımak için geliştirildi. Google, Big Dog'u üreten Boston Dynamics firmasını Aralık 2013'te satın almıştı. Google, sözleşmelerinin büyük kısmı ABD Savunma Bakanlığı tarafından karşılanan Boston Dynamics'in projelerine sadık kalınacağını belirtmişti. Hawaii'deki Kahuku Eğitim Alanı'nda yapılan ilk denemede, Big Dog arazide askerlere su taşıma amacıyla kullanıldı. Askerler, robota Stephen King'in aynı isimli romanından esinlenerek Cujo lakabını taktı. Cujo, dolambaçlı yollarda ve tepelerde biraz zorlanmasına rağmen güçlü denge kabiliyetiyle ilk denemeden başarıyla geçti. LS3, bir askeri takip etmesi için programlanabildiği gibi, bir el konsoluyla da kontrol edilebiliyor. Robot, bir gün içinde 32 kilometre yol alabiliyor ve 180 kg ağırlık taşıyabiliyor. Big Dog, motorunun çok fazla ses çıkarması nedeniyle şu an sadece lojistik görevler için düşünülüyor. Her türlü arazide yüzde 70-80 oranında başarılı kabul edilen Big Dog, dengesini kaybettiği zaman kendiliğinden doğrulma yeteneğine sahip. Big Dog, dünyanın en gelişmiş arazi robotu olarak kabul ediliyor. Kaynak: Al Jazeera
Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri Atak T129 Avrupa'yı Fethetti
İngiltere'nin Farnborough kentinde düzenlenenen uluslararası havacılık fuarında, Türk mühendislerinin hazırladığı yerli yapım taarruz ve taktik keşif helikopteri ATAK ile insanız hava aracı ANKA MALE tanıtıldı. Türk Havacılık ve Uzak Sanayi (TUSAŞ)'nin katıldığı fuarda bu yıl, T129 ATAK taarruz ve taktik keşif helikopteri ve ANKA insansız hava aracı (İHA) sistemi ile birlikte diğer hava araçlarının sergilendiği statik alanda görücüye çıktı. Fuarda ATAK bir de uçuş gösterisi gerçekleştirdi. Avrupa'da ilk, dünyada ise ikinci kez uçuş gösterisinin gerçekleştirildiği ATAK helikopteri sergi alanında oldukça ilgi topladı. Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda stand açan TUSAŞ, hava araçlarının tanıtımının yanısıra Martin Baker firmaları arasında 'Fırlatma Koltuğu Alt Sözleşme İmza Töreni ve ardından bir resepsiyon düzenledi. Dünyanın en etkin taarruz helikopteri olma ünvanını elinde bulunduran T129 ATAK helikopteri, taarruz ve taktik keşif görevleri için çok amaçlı olarak Türk mühendisleri taradından tasarlanarak tamamlandı. Orta irtifa uzun havada kalışlı, insanız hava aracı ANKA ise gece ve gündüz, her türlü hava koşulunda, keşif, gözetleme, sabit/hareketli hedef tespit, teşhis ve gerçek zamanlı görüntülü istihbarat görevleri ve bir çok uçuş yeneteneği ile donatıldı. Fuara katılan TUSAŞ Grup Başkanı Bekir Ata Yılmaz, TUSAŞ'ın her yıl bu fuara katılmasına karşın bu yıl diğerlerinden farklılık gösterdiğini belirterek ilk kez kendi üretim ve tasarımları ile tamamlanan ürünleri sergilediklerini kaydetti. Yılmaz; ''İlk kez Türk mühendislerinin tasarladığı ürünler dünya fuarında görücüye çıktı. O bakımdan mutluyuz. Bundan sonra da özgün Türk çözümleri görülmeye devam edecek. Biz sadece Türkiye'nin ihtiyaçlarına çözüm üretmekle yetinmiyoruz. Aynı zamanda dünyanın önde gelen havacılık firmalarına da çok ciddi tasarım artı üretim ortağı olma vizyonumuzu da muhafaza ediyoruz diye konuştu. Yılmaz, büyük havacılık firmaları ile ilişkileri geliştirme hem de milli çözümler açısından TUSAŞ bugün önemli bir noktayı yaşadığını ifade etti. ATAK helikopterinin test uçuşu pilotları Arif Ateş ve Gökhan Korkmaztürk de uçuş gösterisinin ardından hava araçlarının sergilendiği alanda DHA'nın sorularını yanıtladı. Helikopterin ilk test uçuşlarını gerçekleştirdiklerini ve şu anda aracın kullanıma hazır olduğunu belirten test pilotu Gökhan Korkmaztürk, helikopter hazır olduğu için artık yurt dışında da tüm fuarlara katılabildiklerini belirterek hali hazırda ilk üç adetinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verildiğini ifade etti. ''TUSAŞ ve Türkiye olarak havacılık sektöründe varız demek istiyoruz'' diye konuşan test pilotu Arif Ateş ise, Avrupa'da ilk dünyada ise ikinci kez gösteri uçuşunu gerçekleştirdiklerini belirterek bu uçuşta helikopterin manevra kabiliyetini kısıtlı olarak gösterdiklerini ancak helikopterin gerçekte çok yüksek manevra kalibiyetine sahip olduğunu kaydetti. Dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda hava ve savunma sanayi firmalarının katıldığı fuar, 20 Temmuz'a kadar devam edecek.teknolojioku
Dünyamızın Bilinmeyen Gerçekleri!
Güneş Sistemi’nin 9 gezegeninden biri olan Dünya hakkında bilinmeyenbelki milyonlarca, belki de daha fazla şey var. Pek çok bilim insanı ve kaşif Dünya üzerinde çalışmalarına devam ediyor ve her geçen gün dünya hakkında yeni bilgi ve gerçekleri ortaya çıkartıyorlar. Dünya ile ilgili bu bilgilerin içinden en ilginç olanlarını derlemeye çalışmak istedik ve ortaya faydalı ve enteresan bilgilerle dolu uzun bir liste çıktı. İşte dünyamız hakkındaki ilginç ve enteresan bilgiler! DÜNYA HAKKINDA BİLİNMEYEN GERÇEKLER -Dünya, bir bowling topundan bile daha pürüzsüzdür. Bowling topunun üzerindeki, hissedilemeyen pürüzlerin aksine, en yüksek dağ ile en derin okyanus bile Dünya yüzeyinin kalınlığının sadece 5.000′de 1′ini oluşturur. -Her gün, uzayda yarattığımız uydu çöplüğünden ortalama olarak 1 parça Dünya’ya geri düşmektedir. -Her gün uzaydan Dünya’ya 100 ton ağırlığında meteorit tozu düşmektedir. -Ozon deliği küçülmektedir. 2012 senesinde deliğin büyüklüğü, son 10 senedeki tüm değerlerden daha küçüktü. -Eğer fabrikalara uygulanan CO2 salınımı ücretlendirmesi üzerinden hesap yapılacak olursa, atmosferin parasal değeri 4.300.000.000.000.000 Sterlin olacaktır. Atmosferdeki her metreküp başına 1.3 CO2 molekülü düşer. -Dünya’da üretilen en pahalı yapı, yapımı için 150 milyar dolar harcanmış olan Uluslararası Uzay İstasyonu’dur. -Dünya üzerinde keşfedilmiş en dayanıklı canlı olan Tardigrad, vakumlu uzay ortamında 10 gün hayatta kalabilmektedir. -Çin’deki hava kirliliği uzaydan görülmektedir ancak Çin Seddi, uzaydan görülemez. -Bir günde tam olarak 24 saat yoktur. Doğrusu, 23 saat 56 dakika 4 saniyedir. -Günümüzde, an itibariyle Dünya etrafında 22.000 adet uydu dolanmaktadır. Bunların sadece %5′i çalışmaktadır, %8′inin yakıtı bitmiştir, %87′si ise bozuktur/çalışmamaktadır. -Dünya’ya düşen en büyük meteor, krater oluşturmamıştır. Meteor, yapısı itibariyle köşeli ve kenarları düz olduğu için, muhtemelen bir taşın suda sekmesi gibi yüzeyde sekmiş ve durmuştur. -Armstrong Limiti olarak bilinen yükseklik limiti yerden 19 kilometredir. Bu limitten sonra astronot kıyafeti giymek gerekmektedir. Eğer giyilmeyecek olursa, vücuttaki su, vücut sıcaklığında kaynamaya başlayacaktır. -Dünya’daki suların %97′si tuzlu, %3′ü tatlı sudur. -Antarktika’daki toplam buz miktarı, Atlas Okyanusu’ndaki su miktarına eşittir. -Bir Litre okyanus suyu içerisinde, 1 gram altının 13 milyarda biri kadar altın elementi bulunur. -Dünyaya her saniye 50 ila 100 şimşek düşer. -Denizlerdeki atıkların %90′ı plastiklerdir. -Okyanuslarda ortalama 1.000.000 adet tür yaşadığı düşünülmektedir. Üstelik tüm okyanus türlerinin sadece%33′ünün keşfedildiği düşünülmektedir. -Dünya üzerindeki tüm volkanik aktivitelerin, %90′ı okyanus tabanlarında gerçekleşmektedir. -Dünya’nın en derin noktası olan Mariana Çukuru, okyanus yüzeyinin yaklaşık 11 kilometre dibindedir. -Dünya, Güneş Sistemi içerisinde levha tektoniğine sahip tek gezegendir. Ancak eğer levha hareketi olmasaydı, karbon tüketilip yenilenemezdi ve Dünya, tıpkı Venüs gibi aşırı ısınırdı. -Nadir elementler olarak bilinen kimyasallar, sanıldığı kadar ‘nadir’ değildirler. Lutetyum elementi Dünya kabuğunda altından 200 kat daha fazla bulunur. Ki bu, nadir elementler arasında en seyrek bulunanıdır. -Dünya’daki altının %99′u, çekirdeği içerisinde bulunur. Öyle ki, Dünya’nın çevresini 45 santimetre kalınlığında sarabilecek kadar altın vardır. -Dünya’nın çekirdek kısmı 5500 santigrat derece sıcaklıktadır. Bu sıcaklık, Güneş’in yüzey sıcaklığına hemen hemen eşittir. -Dünya’nın kalbi olarak sayabileceğimiz çekirdek, 2500 kilometre çapa sahip bir demir küredir. Akkor olacak düzeyde sıcak olmasına rağmen, çekirdek üzerindeki basınç o kadar fazladır ki, demir bu sıcaklıkta eriyemez. -Dünya’nın en büyük kristalleri, 55 ton ağırlığındadır. Bu kristaller, Meksika’nın altındaki Naica gümüş madenlerinde yatmaktadır. -Dünya üzerinde açılan en derin delik, Sakharin-1 kuyusudur ve 12.4 kilometre derinliğe inmiştir. Dünya’nın yüzeyinden merkezine olan uzaklık (yarıçapı) ise 6371 kilometredir. -Dünya’nın en derin noktasında (karada) yaşayan bakteriler, yüzeyin 2.8 kilometre altında bulunmuştur. Bu bakteriler hayatta kalabilmek için uranyumdan yayılan radyoaktiviteyi kullanarak suyu kullanılabilir enerjiye dönüştürecek bir metot geliştirmiştir. -Amazon Nehri’nin yaklaşık olarak tam altında, yer yüzeyinden 4 kilometre derinlikte, Rio Hamza Nehri adı verilen bir su akmaktadır. Bazı noktalarda 400 kilometre kadar genişliğe ulaşabilen bu nehir, toprağın içerisinde saatte sadece 1 milimetre akabilmektedir. -Her yıl, Sahra Çölü’nden Amazon Ormanları’na 40 milyon ton ağırlığında, besince zengin kum taneleri uçmaktadır. -Türkmenistan’da bulunan Cehennem Kapısı isimli çukur, yer altında sıkışmış gazın, düzgün bir krater içerisinde alev almasından ötürü, 40 yıldan uzun bir süredir, durmaksızın yanmaktadır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık, 1922 yılında Libya’nın El Azizia ilinde kaydedilen 57.8 santigrat derece sıcaklıktır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en soğuk gün, Antarktika’daki Vostok İstasyonu’nda kaydedilmiştir ve -89.2 santigrat derecedir. -Dünya üzerindeki ilk canlılık örneklerine günümüzden 3.5 milyar yıl öncesine ait tabakalarda, Avusturalya’darastlanmaktadır. Bu o kadar uzun bir süredir ki, o dönemde atmosferde oksijen bile bulunmamaktadır. -Dünya’nın en kurak bölgesi olarak bilinen Antarktika’nın Kuru Vadi bölgesine son 2.000.000 yıldır hiç yağış düşmemiştir. -Bugüne kadar gezegenimizde 106.000.000.000 insan yaşamıştır. 2050 yılına ulaştığımızda Dünya’da 9.200.000.000 insan olacağı tahmin edilmektedir. -Dünya’nın yaşı yaklaşık olarak 5 milyar yıl olarak hesaplanırken, Dünya’daki yaşam yalnız son 150 – 200 milyon yılda vardır. Yani ‘yaşam’, Dünya hayatının yalnız 5% – 10%’u kadardır. -Dünya’nın en büyük çölü Sahara, 9 000 000 km2′siyle neredeyse ABD büyüklüğündedir. -Güneş ışınları (ışık fotonu) Dünya’ya 8 dakika 3 saniye içinde ulaşmaktadır. -Dünya’nın en büyük şelalesi, 979 metresiyle Venezuella’daki Angel Şelalesidir. -Asya kıtası Dünya kuru alanının %30′unu kaplamaktadır ve Dünya nüfusunun 60%’ını barındırmaktadır. -Dünyanın en geniş alana yayılmış kenti 25.427 km2 ile Avustralya’nın Mt.Isa Queensland kentidir. -Dünyanın en çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin’dir. Çimin komşu ülke sayısı ise 15 dir. -Dünyanın en yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda olan Çin’in Webzhuan bölgesidir. -Dünyada en çok can kaybına yol açan Cyclone adlı kasırga Bangladeş’te 1991 yılında gerçekleşmiştir ve 200.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.teknokulis
Geleceğin Savaş Teknolojisi: İnsansız Savaş Uçakları
Adını Keltik mitolojisindeki gök gürültüsü ve yıldırımlar tanrısından alan 'Taranis' isimli uçak, İngiltere'nin çokuluslu savunma şirketi BAE Systems'ın da en tuhaf görünen hava aracı. Firma, gri, pürüzsüz kanatları geriye doğru uzanan kama şeklindeki bu İnsansız Savaş Uçağı (UCAV), veya genel adıyla insansız hava aracı (İHA) için 'İngiltere'de üretilen en gelişmiş savaş uçağı' diyor. Taranis, çatışma bölgelerinde uzun menzilli atışlar yapabilecek insansız savaş uçaklarının bir prototipi olarak tasarlandı. İngiltere'nin en yeni savaş uçağı 'Thyphoon' modelinin 2030 yılında yenisiyle değiştirilmesi planlanıyor. Taranis projesinin başarısı, İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne gelecekte kullanacağı pilotlu ve pilotusuz savaş uçakları konusunda karar vermesi için yardımcı olacak. Taranis hakkındaki detaylar gizli tutuluyor. Ama boyutları yaklaşık, Hava Kuvvetleri'nin mevcut eğitim uçağı Hawk kadar. Düşük radar kapasitesi ve kızılötesi ışınlarla nesneleri tespit etme özelliklerine sahip olacak şekilde tasarlanan Taranis'in gelişmiş bir egzoz sitemi var. Motorlarının ısısıyla çıkabilecek izlerin takip edilmemesi ve vurulmaması için farklı bir teknolojiye sahip. Savunma şirketi BAE Systems'la Taranis'in üretimi için ortak çalışan Rolls-Royce'un araştırma geliştirme birimi başmühendisi Conrad Banks, 'Yapmamız gereken gaz türbinini tamamen savaş uçağının bedenine iliştirmekti' diyor. BAE Systems, bu hafta düzenlenen Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda, Taranis'in adı gizli tutulan bir bölgede yaptığı test uçuşlarını ve gelişmiş gizlilik yetenekleriyle ilgili son havadisleri paylaştı. BAE Systems'ın geleceğin savaş uçakları mühendisliği birimi müdürü Chris Garside 'Taranis projesi, İngiltere hükümeti ve İngiltere sanayisini nasıl bir arada çalışabileceğini gösteren muazzam bir örnek' yorumunu yapıyor. Avrupa'nın tek insansız savaş uçağı projesi Taranis değil. Kanalın hemen diğer ucu Fransa'da da, Dassault Aviation adlı havacılık firması, Neuron isimli benzer bir savaş uçağının denemelerini yapıyor. Fuarda ayrıca, Fransa ve İngiltere, iki yıl boyunca savaş uçakları sistemlerinin gelişimi için 120 milyon sterlin'lik (205 milyon dolar) ortak çalışma planını açıkladı. Proje kapsamında, Taranis ve Neuron'un denemelerinden alınan dersler de birleştirip ortak çalışma yürütülecek. Fransa geçen yıl, bütçe kaygılarını göz önünde bulundurarak ABD'nin US Reaper model insansız hava aracından almaya karar verdi. Avrupa devletleri, tek başlarına insansız savaş uçakları için etkin bir pazar olacak kadar büyük değil. Dolayısıyla, bu sistem ancak, diğer ülkelerle beraber çok uluslu İHA'lar geliştirmeleri durumunda ekonomik olabilir. Farnborough fuarında, her türden, her boyuttan insansız hava aracına (İHA) sahip olan 80 firma var. Fakat bu İHA'ların çoğu silah taşımaya uygun tasarlanmamış. Büyük çoğunluğu bilgi taşımak ve gözlem amaçlı geliştirilmiş. Dünyanın en sık İHA kullanan birimi ABD silahlı kuvvetleri, 8 bin İHA'ya sahip olabilir ama yalnızca yüzde 1'i silahlı. İnsanlı ya da insansız, savaş uçakları geliştirmenin ve üretmenin pahalı olduğu, ekonomik bir gerçek. Taranis şimdiden 185 milyon sterline mal oldu. Yine de, artan maliyetlerine rağmen İHA'lar tüm dünya genelinde hava kuvvetlerinde önemli bir rol oynamaya devam edecek. Bunun nedeni ise açık: İnsansız hava araçları sıkıcı ama karmaşık meseleleri çabucak halledebiliyor. Yapamadıkları şey ise, nüanslara dayanan kararlar alabilmek. Bu nedenle hem pratik hem de ahlaki nedenlerle yakın zaman içerisinde bu insansız araçların insanlı uçakların yerini tamamen aldıklarını görmemiz mümkün olmayacak. Geleceğin savaşları açısından daha mümkün olan ise, insansız araçların insanlılarla beraber iş görmesi. Fakat bu kadar farklı sistemlere sahip yapıları yakın şekilde çalıştırma konusu henüz üzerinde çalışılmaya başlanmış bir mesele. Bu yıl başında, Dassault'un Neuron İHA'sı, insansız savaş uçakları açısından önemli bir ilki gerçekleştirdi ve yanında bir diğer savaş uçağı olan Fransa'nın son model insanlı jeti Rafale ile beraber uçtu. Fakat insansız savaş araçları Taranis ve Neuron gibi İHA'lara benzemeyebilir. İnsansız savaş araçları, şu anda var olan ve hali hazırda pilotların kullandığı savaş jetlerinin insansız versiyonları olabilir. İsveç'in Saab firması, Gripen tipi çok amaçlı savaş uçağının insansız modelini geliştirme fikrini değerlendirmeye aldı. Saab'ı bu fikre iten sebep ise, hava kuvvetleri için, bir geleneksel uçak bir de insansız savaş uçağı üretmek yerine tek tip bir uçak gövdesi geliştirmenin daha ucuz olacağı gerçeği. Saab Genel Müdürü Hakan Buskhe, 'Bu, bir uçağın çeşitli görevler için pilotlu mu pilotsuz mu uçacağına dair kararlar alınırken uygun maliyetli çözümler bulma arayışıyla ilgili' diyor. Yalnızca İsveçliler değil, Boeing de F-16 savaş uçakları için benzer bir değerlendirme yapıyor. Avrupalı politikacıların askeri İHA'larla ilgili karşılaştıkları zorluklara rağmen, küresel İHA pazarı, son yıllarda birçok ülkede kısıtlanan askeri bütçelerin büyük oranda dışında tutuluyor. Pazar yılda yüzde 5'e yakın büyüyor ve İngiliz danışmanlık şirketi IHS'nin uzmanlarına göre gelecek 10 yılda da büyümeye devam edecek. Pazar, 2014 ve 2023 yılları arasında 90 milyar dolara kadar çıkacak. Fakat, bu büyümeyi sağlayacak olan, kısa vadede küçüleceği öngörülen ABD savunma pazarı olmayacak. İHA pazarının ABD dışında yıllık büyüme oranının da gelecek on yılda yüzde 10 veya daha fazla olacağı öngörülüyor. IHS danışmanlık kuruluşundan İHA uzmanı Derrick Maple, 'Bu oranın çoğu, kendi sanayilerini geliştiren Rusya ve Çin'den geliyor' diyor ve ekliyor: 'Öncelikli talepleri kendileri için kullanmak fakat özellikle Çin'in ihraç etme isteği var.' Uzman, Rusya'nın da 'gelecek on yılda 10 milyar dolardan fazla harcama amacında olduğunu' belirtiyor ve 'İnsansız savaş araçları üretecekler' diyor. Taranis'in başarısına rağmen, Avrupalı ülkelerin, 2030 yılı sonrasında pilotlu savaş uçaklarının yanında kendi insansız savaş uçaklarını üretip üretmeyecekleri henüz kesin olarak bilinmiyor. İHA uzmanı Maple, 'Çok uluslu programların geliştirilmesi siyasi olarak zorlayıcı bir durum' diyor ve şöyle devam ediyor: 'Ama bana göre bunun üstesinden gelmek Avrupa için bir ihtiyaç, aksi halde ABD ve İsrail'e bağımlı olmaya devam edecekler.'BBC Türkçe
Reklam
11 Soruda Higgs Bozonu Nedir? Ne Değildir?
1. Higgs bozonu nedir? Evrenin başlangıcı kabul edilen Büyük Patlama'nın hemen saniyenin milyonda biri kadar ertesinde ilk parçacıklar da etrafa saçıldı. Bu parçacıklar saf enerjiydi,  bir kütleleri yoktu. Onlara kütle kazandıran mekanizmanın Higgs bozonu olduğu 1964 yılında ortaya atıldı. Dün yapılan açıklamayla da bu 48 yıllık teori deneysel olarak da kanıtlanmış oldu. 2. Higgs parçacığa kütleyi nasıl kazandırıyor? Higgs bozonunun bir diğer adı da 'Higgs alanı.' Higgs mekanizması denen şey, bu alanda gerçekleşiyor. Parçacık alandan geçerken alanla etkileşime giriyor, alan o anda ortadan kayboluyor, parçacık ise kütle kazanıyor. Bu kütle sayesinde atomlar oluşuyor ve nihayetinde biz oluşuyoruz. 3. Higgs'in önemi ne? Parçacıklara kütle kazandırması dışında Higgs'in esas büyük önemi, ilk atomların oluşumunu açıklayan elimizdeki en geçerli teori olan Standart Model'in bel kemiğini oluşturması. Bunu devasa ve bilmediğimiz sayıda parçadan oluşan bir yapboz gibi düşünün. Yapbozun bütün parçalarını bir araya getirsek bile sonunda nasıl bir resimle karşılaşacağımızı da bilmiyoruz. İşte bu devasa yapboz içinde matematik öyle gerektirdiği için olması gereken ama bu sabaha kadar da varlığı kanıtlanmamış olan ana parçalardan biriydi Higgs. 4. Higgs olmasa ne olacaktı? Evrenin başlangıç koşullarında bir 'süper simetri' olduğuna inanılıyor. Bu simetri bir biçimde ve Higgs'in de katkısıyla bozuldu, o sayede evren ve bizler var olabildik. Higgs bozonu olmasaydı, o zaman bizim evrendeki varlığımızı açıklayacak, parçacıkların neden ve nasıl kütle sahibi olduğuna herkesi ikna edip kanıtlanabilecek yep yeni bir teoriye ihtiyacımız olacaktı. 5. Higgs'i nasıl gördüler? Görmediler. Çünkü Higgs görülemez. Bir parçacıkla etkileşime girdiği anda yok oluyor Higgs. CERN'deki bilim insanları onu yok olduktan sonra ortaya çıkan etkilerden hareketle saptayabiliyorlar ancak. 6. Higgs'in varlığından yüzde 100 emin miyiz? Hayır. Tam rakamıyla söyleyecek olursak Higgs'in varlığından yüzde 99.9999426697 oranında eminiz şu an için. Gelecekte CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'ndan gelecek ilave verilerle bu rakam daha da yükselebilir ama hiçbir zaman yüzde 100 olmayacak. 7. Neden yüzde 100 emin olamıyoruz? Bunun sebebi klasik fizikte değil kuvantum fiziğinde yatıyor. Kutantum mekaniğinin meşhur belirsizlik ilkesinin emirleri gereği atom altı parçacıkların konumunu ve hızını aynı anda bilemiyoruz. Bunu bilemediğimiz için de olasılık teorisinden ve bunun matematiğinden yararlanarak çok kuvvetli tahminler yapıyoruz. Mesela yüzde 99. 9999426697 oranında emin olmak şu anlama geliyor: CERN'deki deney 3 milyon kere tekrarlansa bu tekrarlarda ancak 1 kez Higgs'e benzeyen bir şey tesadüfen ortaya çıkabilir. Eğer bir şey yüz seferden 99. 9999426697 seferinde ortaya çıkıyorsa o Higgs'dir. 8. Higgs bulundu diye boyumuz bir karış uzayacak mı? Bunu bilemeyiz. Bilim ve insanlığın doğayı anlama çabasındaki çok önemli bir aşamaydı bu sabahki açıklama. Genellikle böyle önemli bilimsel buluşlar doğrudan olmasa da dolaylı yollarla teknolojiye ve dolayısıyla insanlığın refahına önemli hizmetler yapıyor. Laser teknolojisi kuvantum fiziğinin sonuçlarından biri. Ama bu teknoloji bize önce müzik CD'lerini ve DVD'leri verdi, ardından da devasa bilgi depolama disklerini. Yani Higgs'in insanlığa nasıl bir teknoloji getireceğini, getirip getirmeyeceğini bugünden kestiremeyiz. 9. Buna neden 'Tanrı Parçacığı' deniyor? Aslında bu isim bir şakadan ibaret. Standart Model'i popüler dilde anlatmayı deneyen bir kitabın içinde, parçacığa adını veren Peter Higgs'in 'Şu Allahın belası parçacık da bulunamadı gitti' diye bir cümlesi var. O cümle zamanla kılık değiştirip 'Tanrı Parçacığı' şekline dönüştü. Popüler dilde, özellikle de gazeteler ve televizyonlarda kullanıla kullanıla da yaygınlaştı. 10. Parçacığın Tanrıyla bir ililşkisi var mı? Hayır, bilim buna bakmıyor. Bilimin aradığı cevap Tanrının varlığı veya yokluğu değil, ilk atomların nasıl olup da oluştuğu, evrenin nasıl oluştuğu vs. İnançlı biri çıkıp 'Siz atom nasıl oluştu diye bakıyorsunuz ama Büyük Patlamayı Tanrı yaptı' diyebilir hala. 11. Peki Büyük Patlama nasıl oldu sahiden? Bunu bilmiyoruz. Hatta Büyük Patlama sırasında geçerli fizik kanunlarını da bilmiyoruz. Tek bildiğimiz, bizim şu anki fizik kanunlarımızın o sırada geçerli olmadığı. Fizikte buna 'tekillik' deniyor. Benzer bir 'tekilliği' kara deliklerin içinde de görüyoruz. Kara delik, ışığın bile dışarı kaçmasına izin veremeyecek kadar güçlü bir çekim kuvveti demek. Dışarı ışık bile kaçamadığı için içinde ne olduğu hakkında ancak spekülasyon yapabiliriz.
Çin'de Dört Kanatlı Dinozor Bulundu
Çin'de dört kanatlı ve uzun kuyruklu yepyeni bir dinozor türü keşfedildi. Changyuraptor yangi (C. Yangi) isimli bu dinozorun mezozoik dönemin sonlarında, Çin'in günümüzdeki Liaoning eyaletinin bulunduğu bölgede yaşamış olduğu düşünülüyor. Dört tane kanadı olmasının yanı sıra bu dinozoru ilginç kılan özelliklerinden biri de kuyruğundaki eşi benzeri görülmemiş uzunluktaki tüyleri. 30 cm'yi bulan bu tüylere iki kanatlı olmayan dinozorlarda şu ana kadar hiç rastlanmamıştı. Bilim insanları, bu uzun tüyler sayesinde C. Yangi dinozorunun uçtuğu sırada ve inerken kendini yavaşlatabildiğini öne sürüyor. C. Yangi'nin 'mikroraptorin' denilen dinozor grubuna ait olduğu düşünülüyor, dört kanat ve kuyruk bu dinozor türünde mevcut. Paleontologlar arasında bu keşfe kadar dört kanatlı canlı türlerinin, iki kanatlı canlı türlerinin evrim sürecinde bir basamak olduğu düşünülüyordu. Fakat C. Yangi'nin bu evrim sürecinin çatallanması sonucu olduğu tahmin ediliyor. Uçuş yetisine sahip canlı türlerinin, günümüzde kuş olarak sınıflandırılan grubunun fizyolojik yapısı dışında da evrim geçirdiği düşünülüyor. C. Yangi'nin iskelet kalıntıları Bohai Üniversitesi ve Los Angeles Doğa Tarihi Müzesi'nden uzmanların oluşturduğu bir ekip tarafından bulundu. Burnundan kuyruğunun sonuna kadar 132 cm uzunlukta olan bu yeni tür, şu ana kadar rastlanılan en büyük dört kanatlı dinozor. Araştırmacılar bu yeni dinozor türünün arka bacaklarında bulunan çıkıntılı tüyleri uçuş amaçlı kullandıklarını söylüyor. Uzmanlar, C. Yangi'nin uzun kuyruk tüyleriyle uçabildiğini, aksi takdirde o kanat yapısıyla havalanamayacak kadar ağır ve büyük bir canlı olduğunu da belirtiyor. BBC Türkçe
Reklam
Mars'taki Kanallar Sıvı Suyla Oluşmadı
Mars Yörünge Kaşifi (MRO) tarafından ilk kez 2010'da görüntülenen ve sıvı suyun etkisiyle oluşmuş olabileceği belirtilen kanalların, kuru buz etkisiyle ortaya çıktığı belirlendi. NASA, görüntülerini ilk kez Mart ayında açıkladığı su kanallarına ait yapıların sıvı suyla değil, kuru buz etkisiyle oluştuğunu açıkladı. Yeni analizler, Mars'ın yüzeyindeki su kanallarının karbon dioksitin mevsimsel olarak donmasıyla belirdiğini destekledi. Icarus dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan ABD Jeolojik Araştırmalar Astrojeoloji Bilim Merkezi'nden Colin Dundas, 'Yaklaşık beş yıl önce Mars'taki kanalların sıvı su etkisiyle oluştuğunu düşündük... Yaptığımız daha fazla gözlemle kanalların zaman içindeki oluşumu ve değişimini inceledik. Sonuçlar, bu hareketliliğin kışın gerçekleştiğini gösterdi' bilgisini verdi. Bilim insanları Mars'ta su kanallarına ait izleri ilk kez 2000'li yıllarda elde etmiş ve Kızıl Gezegen'de sıvı su bulunma ihtimali heyecan yaratmıştı. Su buharı ve donmuş halde su içerse de, Mars'ın yaşamın kaynağı olduğu kabul edilen sıvı halde suya sahip olduğu henüz kanıtlanmadı. Dundas ve meslektaşları, MRO'nun HiRISE kamerasıyla 2006'dan bu yana üzerinde gözlem yapılan 356 su kanalı yapısına ait fotoğrafları inceledi. İncelenen su kanallarının 38'i, tortu birikimi ve kanallarda genişleme gibi aktif hareketlilik gösterdi. Oluşumların öncesi ve sonrasına ait fotoğrafları analiz eden Dundas ve ekibi, değişimlerin karbondioksitin donduğu kış mevsiminde yaşandığı sonucuna vardı. Kısaca, Mars'taki sıcaklık değişimleriyle sıvı suyun ortaya çıktığı düşüncesi doğrulanamamış oldu. Kuru buz olarak adlandırılan donmuş karbondioksit, Dünya'da doğal olarak bulunmasa da Kızıl Gezegen'de bolca bulunuyor. Su kanallarındaki hareketliliğin, kuru buzun gaz haline geçmesi veya eğimli yüzeylerde biriken tortunun akmasından kaynaklandığı düşünülüyor. Dundas, 'Mars'taki kanalların Dünya'da eşi bulunmayan bir gözlem imkanı sunduğunu' söylerken, araştırmada yer alan NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'ndan (JPL) Serine Diniega, 'MRO gibi uzun süreli gözlemler yapan uzay araçları sayesinde belli yüzeyler üzerinde sürekli gözlem yapabiliyoruz' diyerek gelecekte daha fazla bilgi sahibi olacaklarını ifade etti. Kaynak: Al Jazeera
LED Çiftlikte Günde 10 Bin Marul
Japon bir bilim insanı, yarı iletken fabrikasını dünyanın en büyük kapalı çiftliklerinden birine dönüştürdü. LED aydınlatmalı çiftlikte her gün 10 bin marul yetiştiriliyor. Bitki fizyoloğu Şigeharu Şimamura, Sony'nin eski bir yarı iletken fabrikasını marul çiftliğine dönüştürdü. Japonya'da Temmuz ayında açılan ve bitkilerin LED aydınlatma ile yetiştirildiği çiftlik, kıtlık, doğal afet ve tahıl ürünlerini etkileyen hastalıkların önüne geçmek için en iyi yöntem olarak kabul ediliyor. Şimamura, bir futbol sahasının yarısını kaplayacak büyüklükteki çiftliğinde her gün 10 bin marul üretiyor. Her biri 15 katlı toplam 18 tarım rafının yer aldığı çiftlikte, 17 bin 500 LED ışık kullanılıyor. Şimamura, 'bitki yetiştirmeyi donanımla bir araya getirmek istediğini' belirterek, oluşturdukları ortamda bitkiler için daha fazla gün ve gece ayarı yaptıklarını, ayrıca aydınlatmayı ve ortamdaki şartları kontrol ederek en iyi fotosentez düzenini sağladıklarını söyledi. LED aydınlatma, ısı ve nemi kontrol edebilen Japon araştırmacılar, marulları doğal ortamda verilen su miktarının sadece yüzde 1'iyle büyütüyor. Şimamura, marulların kontrollü ortamda doğal ortamdakinden 2.5 kat daha hızlı geliştiklerini belirtti. Japonya, Mart 2011'de yaşanan yıkıcı depremin ardından en fazla zarar gören yer olan Miyagi bölgesinde LED çiftlikler kurmayı planlıyor. Şimamura, 'yakın zamanda gerçek tarım sanayileşmesine başlayacaklarını' söyledi. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Ay'da 440.000 Dönüm Arsa Sahibi Türk
Emre Özerginli hakkında fazla bilgi sahibi değiliz, sadece Moon-Star Limunary adlı aracı şirketin sahibi vede Ay'da arsa satan çeşitli şirketler ile çalıştığını biliniyor.Bunun yanında yurtdışında bilim ve teknoloji dergilerine vede portallara çeşitli beyanatlar vermesiyle adından söz ettirmiştir.Özellikle yer altından çıkabilecek değerli madenler, minareller ve Ay'ın A.B.D'nin eyaleti olması gerektiği konusunda.    Emre Özeginli'nin ardından zirveye doğru 630.000 dönüm ile Tom Cruıse, 700.000 dönüm ile Bill Gates, 880.000 dönüm ile eski A.B.D başkanı George H.W.Bush, 1.000.000 dönüm ile ünlü Rus iş adamı Roman Abramoviç, listenin zirvesinde ise 1.500.000 dönüm ile iş adamı David M.Rothschild bulunuyor.   Peki nasıl olabiliyor da Ay'da arsa sahibi olunabiliyor, bilimsel ve hukuksal bir dayanğı var mı işte yapılan açıklama;Amerikalı bir avukat olan Dennis Hope, 1980 yılında Birleşmiş Milletler Uzay Antlaşması yasasındaki bir boşluğu fark ederek, Ay'ı kendi üzerine tescil ettirdi. Yasada hiçbir ülkenin uzaydaki bir gezegen üzerinde hak iddia edemeyeceği yazıyordu. Hope bu maddeye dayanarak; ülkelerin gezegenler üzerinde herhangi bir hak iddia edemeyeceği, ancak şahısların toprak satın almasında herhangi bir kısıtlayıcı madde olmadığını farketti ve Ay'ı kendi adına tescil ettirdi ardından Beyaz Saraya, Kremlin'e ve birleşmiş milletlere bir mektup yazıp Ay'ın artık kendi tescilinde olduğunu bildirdi hatta belgelerini ve kendi hazırladığı tapu örneğini de gönderdi olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt gelmeyince de kanuni süreç başlamış oldu ve Ay'ı kendi üzerine tescil ettirdi. Hope Ay`ı her biri 4 bin metrekarelik 5 milyon parsele bölerek satışa çıkardı.Bakalım Türkiye'den Emre Özerginli'den başka bu büyük çapta başka yatırımlar olacak mı?Bekleyip görecez.
Mekandan Hatun Kaldırmak İçin 18 Altın Kural
Mekandan kız kaldırmak bir Türk erkeği için; sünnet, ehliyet, askerlik gibi tamamlanması gereken bir görevdir. Bu tarihi adımı atamamış hiç bir erkeğin tam olarak hayat çizgisini doğru olarak devam ettirdiğinden bahsedilemez. Şimdi birbirimizi kandırmayalım bu ülkede yaşayan erkeklerin ancak %1'i bu ulvi görevi yerine getirmiştir. Geri kalan %99'un bir kısmı ya bu işi beceremeyeceğini baştan kabul etmiştir, ya da 'Ben de yaptım' diye yalan söylemektedir. Yalana ve boyun eğmeye gerek yok arkadaşlar. Bu listedeki 18 şeyi kesinlikle yapmadığınız sürece şans size de gülecektir. Koca yaz boş kollarla geçmez, haydin barlara gece kulüplerine bilimum hatun bulunası yerlere koşun, vatan sizden hizmet bekler!
Reklam
Bunları Biliyor Musunuz?
Hayata dair her zaman her şeyi bilemeyebiliriz. Bakalım bunları biliyor musunuz?-Bilim insanlarına göreIQ’nuz ne kadar yüksekse o kadar çok rüya görürsünüz.-Filler zıplayamayan tek memelidir.-Mide asidiniz bir jileti eritebilir.-Hapşurduğunuz zaman kalbinizde dahil tüm fonksiyonlarınız durur.-Yaşamınız boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyiyorsunuz.-Eğer çok şiddetli hapşırırsanız kaburgalarınızı bile kırabilirsiniz.-Çakmak kibritten önce bulunmuştur.-Diş minesi vücudunuzun her sert yeridir.-Zürafaların ses telleri yoktur.-İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.-Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.-Sevdiğiniz birisine bakarken göz bebekleriniz genişler.-Bir karınca kendi ağırlığından 50 kat fazla ağırlık taşıyabilir.-Kangurular geri geri yürüyemez.-Dünya’ya her yıl düşen yağış miktarı eşittir.-Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km.-Hastalıkların çoğu strese bağlı oluşmaktadır.-Aşırı stresli insanlar daha zor öğrenir çünkü stres, beynin direkt öğrenme ile ilgili bölümünü etkiler.-Kedi sahibi olan insanların kalp krizi geçirme riski % 30 daha azdır.-Her saniyede 1 sayıyı okuyarak bile 1 trilyona kadar saymanız 31 bin 688 yıl sürer.-Kanada’daki çeşme suları,şişe sularından daha temiz ve sağlıklıdır.-Gözdeki çekiklik aşağıya doğruysa Japon, kulak hizasındaysa Çinli, yukarıya doğru ise Koreli’dir.-Ruj eski Mısırda icat edilmiştir.-Beyin vücudunuzun ağırlık olarak %2′sini oluşturmasına rağmen bütün enerji ihtiyacınızın %20′sini kullanır.-Çok uyumak ve sürekli uyku hali, bir depresyon belirtisidir.
Reklam
'Gencecik Kızlarımıza Sıkmabaş, Sevgi Dolu Gençlerimize Çapulcu Dedirtmem'
Seçim bildirgesini okuyan muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu , “Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem” dedi. İhsanoğlu, “28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarımıza sıkmabaş diye bağıranlar vardı. Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum, makamım elimden alındı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden almasına izin veremezdim” diye konuştu. Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim bildirgesini okuyor. İhsanoğlu konuşmasına, tıpkı Başbakan Tayyip Erdoğan gibi duayla başladı. İhsanoğlu, “Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum, hamd olsun, Allah’ımıza hamd olsun, o özünde merhametli işinde merhametli. Rabbimiz yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım isteriz. Nimet verdiklerinin yoluna gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil, doğru yola. Amin” dedi. Ekmeleddin İhsanoğu, kampanyası boyunca kullanacağı seçim bildirgesini açıklarken şunları söyledi: Cumhuriyetimizin en kritik dönemlerinden birinde, cumhurbaşkanının ilk kez vatandaşların oylarıyla belirleneceği bu dönemde, Türkiye’nin 12’nci cumhurbaşkanı adayı olarak huzurunuzdayım. Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum, hamd olsun, Allah’ımıza hamd olsun, o özünde merhametli işinde merhametli. Rabbimiz yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım isteriz. Nimet verdiklerinin yoluna gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil, doğru yola. Amin. Bu çok hassas dönemde seçime giderken, ülkemizin içeride huzurunu korumaya, komşularıyla ihtilaflarını çözmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Ey azizler diye hitap etmek istiyorum. Erzurumlu İbrahim Hakkı dostlarına şu şekilde seslenirdi “Ey aziz, ey azizler” çok hassas dönemden geçiyoruz. Daha fazla huzura ihtiyacımız var. Ben MHP, CHP dahil, AKP, HDP, BBP seçmenlerinin, tüm Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayıyım. Hiçbir partiye diğer partilerden daha yakın veya uzak değilim. Her partide namusuyla çalışan bürokrat teknokrat var. Benim tüm ülkede, sevdiğim saydığım milletim vardır. Sevgili ey azizler, elimde bir avuç tohum var. Bu tohumları ekmek istiyorum. Sevmek istiyorum. Sevgi ekeyim ki sevgi filizlensin. İnsanlarımız kavga etmesin. 28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarımıza sıkmabaş diye bağıranlar vardı. Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum, makamım elimden alındı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden almasına izin veremezdim. Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem. Ali İsmail Korkmaz da onlardan biriydi. Onun da tüm kaybettiğimiz canların da ruhu şad olsun. Elbette her yerde her zaman bu gibi demokratik gösterileri suiistimal etmeye çalışan gruplar olacaktır. Şurada 1000 kişi toplansa, önce su satan esnaf, sonra polis, sonra o küçük gruplar. Devletin görevi sapla samanı ayırmaktır. Bu ülkeyi üçe beşe bölmekle, her fırsatta ikilik çıkartmakla siyaset yapılır belki ama devlet yönetemez. Analar bu çocukları doğuruyor, yemiyor içmiyor büyütüyor. Gençlerimiz çok kıymetli, tüm gençlerimiz hepsi çok kıymetli. Edirne’deki evlatlarımız çok kıymetli, Hakkari’deki evlatlarımız da çok kuvvetli. Kadınlarımız da çok kuvvetli. Ama ne yazık ki kadınlarımız ne siyasette ne de istihdamda hak ettikleri noktalara gelebilmişlerdir. Çocuk gelinlerde dünya üçüncüsüyüz. Cinayetlerde de üst sıradayız. Ben çocuklarımızın katil olmayacağı, kimsenin kimsenin canına kast etmeyeceği bir Türkiye hayal ediyorum. Ey azizler, saygı. Ekeceğimiz diğer tohum saygıdır. Üslüpta saygı. Bağımsız yargı, bir suç iddiasıyla ilgili hükmünü bildirmedikçe, böyle bir hükmü vermek, yargısız infaz demektir. Maalesef ülkemizde yargısız infazları görüyoruz. Herkesin herkesle ilgili peşin bir hükmü var. düşünceler kamplaşıyor. Saygısızlık tarafların hepsini üzer, zarar verir. Bu sebeple, cumhurbaşkanı seçilirsem derin yaralar almış, hatta neredeyse kangren haline dönüşmüş bu ilişkileri saygı çerçevesinde iyileştirmek için çalışacağım. Hükümleri hukuk versin, hukuka herkes güvensin, hiç kimse adaletten üstün değildir. Suçu ispatlanmadıkça hiç kimse suçlu değildir. O halde adalete saygılı, muhalefete saygılı, farklı görüşlere sahip olanlara saygılı olmak. Hükümete saygılı, toplumun her kesimine saygılı olmak için bu tarlaya saygı ekmemiz gerekecek. Saygı ekmek için verin elinizi. Ey azizler. Dirlik. Ekeceğimiz diğer tohum da dirlik. Ne demek dirlik? Dirlik bir insanın sağlığı, huzuru, güveni demektir. Fertleri dirlik içinde bir toplum, topyekun dirlik içindedir. Oysa çoğumuz borçluyuz. Hem devlet hem millet boçlu. Zenginin borcu olabilir, ama onun çocuklarının eğitimi aksamaz, sofrada bal kaymak eksik olmaz. Ya fakirin borcu? Bak pahalı arabaya, zengin çok görünür fakir az görünür. Ödenemez biçimde kredi kartı borcu içinde. Bu borcu ödemek için vatandaşlarımız yemelerinden içmelerinden kesiyorlar. Köylü memur esnaf işçi işsiz, nereye gitsem duyduğum tek şey bu faizli borçlu halidir. Diyeceksiniz ki cumhurbaşkanlığı icra makamı değildir. Evet icra yetkisi yoktur ama icrayla el ele vererek, çağrı yaparak, yetkisini ve pozisyonunu kullanarak yol gösterir. Cumhurbaşkanları yol yapmaz ama yol gösterir. Türkiye’nin en yoksul kesimini bir basamak yukarı çıkartmak, çok büyük bir siyasi mutabakat meselesidir. Zordur ama imkansız değildir. AK Partilisi, CHP’lisi, HDP’lisi el ele verirse, bu sosyal yaraya çözüm üretiriz. Hür düşünce olmazsa, Amerika’nın akıllı telefonuna Güney Kore rakip olamaz. Eğitimde, sanatta her alanda sonsuz hürriyet. Hürriyet, demokraside şarttır. Hürriyet olmazsa demokrasi olmaz, demokrasi olmazsa hürriyet olmaz. Bu hürriyet havasını keserseniz o ülke nefessiz kalır. Şu tabloda görüyorsunuz. Türkiye’de 2000 yılında dünyanın 18’nci ülkesi. 2014’de 19’ncü ülkesi. 14 yılda geldiğimiz yer burasıdır. Yani gerilemiş, gelirimiz artmış mı artmış, ama herkesin geliri artmış. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz. Ve potansiyelimiz büyüktür. Bu gençler kahve köşelerinde ömür tüketiyorlar. Gençlerin aklını fikrini bilime, sanayiye kanalize etmeliyiz. Bunun sonunda ne oluyor, işte bu tablolar çıkıyor. Dünyanın gittiği yer patenttir, bilimdir, matematiktir. Bunlara dikkat etmezsek, düne göre iyi oluruz belki ama rakiplerimize göre iyi olur muyuz esas soru bu. Biz şimdiye kadar tek bir Nobel kazandık, o da Orhan Pamuk sayesinde. Bilimde, tıpta, fizikte, kimyada Nobel kazanmadık. Bizimle yarışa, bizden sonra kalkan ülkeler bunu başardı. Ben size Hindistan’dan Çin’den bahsetmeyeceğim. Mısır’dan Pakistan’dan bahsedeceğim. 80’li yıllarda Pakistan’dan fizik ödülü almıştır. 15 yıl önce Mısır’dan bir kimyager ödül almıştır. Türkiye bu hedefe ulaşması için çalışması lazım. Daha fazla destek ve toplumda huzur. Diyorum ki dirlik ekmek için verin elinizi. Tarlamız büyük ve bereketli, tıpkı ülkemiz gibi. Ey azizler, son tohum sevgi saygı ve dirlikten sonra, birlik tohumudur. Birlikte yaşama kültürüne herkesten daha fazla sahip bir milletiz. Yıllardır ortak acılarımız devam ediyor. Suriye’de yaşanan trajedi, Soma’da aç gözlü kapitalist anlayışın faturasına, rehin alınan vatandaşlarımıza, ölen her bir cana ortak olarak üzülüyoruz. Ama çok uzun zamandır hep birlikte sevinemiyoruz, sevinmeyen bir ülke ülke olma vasfını yitirmeye başlar. Barajlarımız, tüp geçitlerimiz, yollarımız hepimizin vergisiyle yapılıyor. Ama bunun için bile ortak bir sevincimiz olmuyor. Bu konuda bile bir ikilik, yarış, 70 sene önceki ülkelerle anlamsız kıyaslamalar arasında kaybolup gidiyor sevinçlerimiz. Dış dünyaya gelince, Atatürk’ün sözünü her yere yazıyoruz “Yurtta sulh cihanda sulh” diyoruz. uygulamada ne kadar başarılı oluyoruz Atatürk şu anda yaşasaydı ne yapardı? Atatürk en akılcı çözümleri üreten bir liderdir. Şunu kesinlikle söyleyebilirim. Şu anda yaşasaydı, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar’da barış ve refah için temelini atmıştı. Filistinli çocuğun attığı tweet, New York’taki Yahudi genci ağlatıyıor. Bir saniyede olup bitiveriyor. Bizim teknik üniversitelerimiz var, aydın modern milyonlarca gencimiz var. Şirketlerimiz çevre ülkelerinde büyük başarılara imza atmışlardır. O halde, paylaşamadığımız nedir? Bu koca coğrafyada değil mezhep milliyet savaşlarıyla despotluk kibir mi üretecek? Yoksa laik demokratik bir biçimde el ele vereceğiz? Barış mı kazanacak savaş mı kazanacak? Birlik mi kazanacak ayrışma mı? Ben birlikten yanayım. Neredeyse bir ay sonra Türkiye önemli bir seçim yapacak, ama bizim elimizde bu masraflı seçimi finanse edecek imkanlar yok. Bir rakibimiz hem iktidar olmanın getirdiği avantajla, hem de başbakanlığın imkanlarıyla bolluk içerisinde bir kampanya yapabilecek. Bazı kanallarda aman Ekmel Bey’i aciz gösterin, dili sürçer ise bunu abartın, iyi bir söz söylerse görmezden gelin, onu örtünüz gibi dolaşıyor. Gizlisi saklısı yok, iftiranın biri bin para. Güvendiğim tek şey var, Türk milletinin derin sağ duyusu. Türk milleti tarih boyunca bunu göstermiştir. Güzel milletime bir çift sözüm var. Aziz kardeşlerim, ey azizler, korkmayınız, Türkiye’de istikrarı sarsacak hiçbir şey yapmayacağım. AK Parti dahil bütün partilerle el ele vereceğim. Ekmek için… Ne demek ekmek için? Milletimizin kültüründe çok kutsal kavramlar var. bunun başında kitap gelir. Biz kitap diye Kuran-ı Kerim'e deriz. Bir başka kutsalımız var, bayrağımızdır. Bayrağımız bizim canımızdır, kanımızdır. Bu devletin tapu senedidir. Bir başka kutsalımız ekmektir. Ekmek bizim için çok kutsal bir kavramdır. Ekmek fırından aldığımız ekmek, Ekmek tüten ocak demektir, ekmek alın teri demektir. Şerefimiz namusumuz demektir. Kitabımıza bayrağımıza ekmeğimize sahip çıkalım. Ben Mehmet Akif Ersoy’un dergahında büyümüş bir gurbetçi çocuğuyum. Taksicisi simitçisi garsonu mevsimlik işçisi hepimizin derdi ekmek. Suriye’nin ekmeği elinden alındı. Sokaklarda perişan biçimde. O kadar zulüm mazlum gördüm ki, en zor şartlarda ara buluculuk yaptım. Filistin’de devlet nişanı alan ilk ve tek Türk benim. 20 bin yetimin kefaletini, Gazze’de Somali’de İslam dünyasının bir çok yerinde, aç susuz kalmış insana, bebeğe, karnını doyurmasına sebep oldum. Yüz binlerce insanın hayatta kalmasına sebep oldum. Çoluğunun çocuğunun mürvetini görmek herkesin hakkı. Torun sevmek herkesin hakkı. Sadece sevgi ekelim, saygı ekelim, nezaket ekelim ki, bu topraklar nice Yunus’lara Nazım’lara Akif’lere vatan olsun. Çünkü ne ekersek onu biçeriz. Güzellikleri ekmek için Türkiyemizin emrindeyim. Allah bu millete devlete zeval vermemesi niyazıyla, hepinize teşekkür eder saygılarımı sunarım. Anadolu Ajansı Aydın ziyaretiniz sırasında, Irak Filistin olayları için Türkiye’nin taraf olmaması gerektiğini ifade etmiştiniz. Bu açıklamanıza eleştiriler yöneltildi. Şu anda İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ediyor. Hayatını kaybedenlerin sayısı 75’i buldu. Türkiye’nin tarafsız kalması gerektiğini düşünüyor musunuz? İstanbul’da Türk Sol’u dergisiyle pozunuz çıkmıştı. Bu dergi daha önce sloganlarla gündeme gelmişti. Görüşünüz nedir? Birinci olarak, taraf tutmaması meselesi Filistin’le ilgili değil. Arap ülkeleri kavgalarıyla, arap liderleri arasındaki kavgalarla ilgili söyledim. Bu konuda taraf tutmanın, bölgeye ve Türkiye’ye neler getirdiğini izah etmeye ihtiyaç var. O bakımdan bunu herhalde bir daha açıklama ihtiyacı duymuyorum. Arife Bağdat tarif edilmez. İkinci mesele, Filistinle ilgili olarak benim böyle bir sözüm yok. Bunu söyleyenler herhalde yanlış bilgi edindiler bir yerden. Benim 9 sene içerisinde genel sekreter olarak yaptığım, Filistin halkına yaptığım hizmet herkesin bildiği konudur. 2006 Aralık ayında, Hamas ile Fetih arasındaki ilk ateşkesi ben sağladım. Bunu uzun boylu, mekik diplomasisi icra ederek, Ramallah’da Abbas ile, Gazze’de başbakan ile, Şam’da Hamas lideriyle beraber, o üç merkez arasında mekik dokuyarak, sessizce giderek en sonunda aralık ayının sonuna doğru ateşkes sağladık. Birbirlerini öldürüyorlardı. Bu hamas ile fetih arasındaki ilk ateşkes sayesinde, milli mutabakat hükümetinin kurulması çalışıldı. Hükümetin kuruluş merasimine filistin dışından davet edilen tek kişi bu kardeşiniz olmuştur. Sonra, çalışmalarımız devam etmiştir. Bunlardan bazıları Gazze’ye yapılan saldırılar. Hava saldırıları, karayolundan saldırılar. Biz burada teşkilatımızın karar organlarını davet ettik. BM Güvenlik konseyi kilitlenmişti 2006’da Lübnan’ın güneyinde yapılan saldırılar neticesinde. Biz baskı yaparak güvenlik konseyinin toplanmasını sağladık ve bir ateşkes kararı çıktı. Biz Gazze’ye sayısız defalarca gittim ben. Orada çok büyük sayıda insani yardım, sağlık, barınma gıda icraaları. Bir kalp nakli, kornea nakli yapıldı ilk olarak. Bizim her yerden götürdüğümüz yardımlar sayesinde oldu. Biraz önce gördüğünüz o yaşlı hanımla olan bir fotoğraf vardı, bu Abdurabbu ailesinden 4-5 katlı evi yıkılmış bir hanımın eviydi. Ben o kadıncağızı teselli ediyordum. 77 senesinde İsrail’in gaddarca saldırı neticesinde daha önceki evleri yıkılıyor, kocası öldürülüyor. Bu sefer çocukları öldürülüyor, bütün mal mülk kaybediyor. Ben o kadıncağızı çadırında ziyaret ettim. Ona ve etrafındakilere yardım götürdüm. Daha sonra Kudüs’le ilgili olarak teşkilatımızın tarihinde ilk defa stratejik bir plan yaptık. Kudüslüler eşit vatandaşlık hakkına, insan haklarının tatminine yönelik imkanları yok, işgal altında. Kendi vatanlarında evlerinde yabancı olarak muamele görüyorlar. 60 seneden beri mektep bakımından, hastane bakımındna, ev barınma ihtiyacı bakımından sıkıntı içerisinde. Çünkü işgal kuvvetleri müsaade etmiyor. Biz barınma eğitim sağlık ihtİyacını gidermek için Kudüslülerle beraber, belediye reisi, valisi, filistinle beraber, islam kalkınma bankasını devreye sokarak, bir Kudüs kurtarma planı yaptık. Ben bunu devlet zirvelerine götürdüm ve bunlar kabul edildi, uygulanıyor şimdi. Filistin davasına yaptığım en büyük hizmetlerden birisi, Filistin’in BM ve bağlı kuruluşlarına üyeliğini sağlamaktır. UNESCO’ya tam üyelik olmuştur. Filistin devleti BM’nin bir alt organında tam üye oluyor. Güvenlik konseyinde, Filistin’in tam üye olması mümkün değildi, o zaman gözlemci üye olması lazım. Güvenlik konseyi bildiğiniz sebeplerden dolayı evet demiyordu. Bunları yapan bir insana siz nasıl diyebilirsiniz ki Filistin’e hizmet etmedi? Bana bütün bunların hepsinden en üstünü, Gazze’ye gidip birkaç defa o insanlarla temas etmek, tarihimizin 20’nci ve 21’nci yüz yılın kara lekesi olan Filistin davası, oradaki insani yaşama şartlarının altında yaşayan Gazzelilerin halini görmek ve yardımcı olmak. İkinci gururum, Mescidi Aksa’da, Hazreti peygamberimizin miraca yükseldiği noktada namaz kılmayı nasip etti. Gerisi beni ilgilendirmez. Murat Yetkin / Hürriyet Daily News Atatürk’teki yurtta sulh cihanda sulh sözünün gereğinin yapılmaması gerektiğini söylediniz. Bugün kü dış politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ey azizler dediniz, Bunlar monşer sözüne atıfla mı söylendi? Ben size referansımı söyledim. Bugün pilotlarınız, diplomatlarınız rehin alınıyorsa ve içeride dışarda siz hedef oluyorsanız komşularınızla herhalde bir sıkıntı vardır. Birkaç ülkede büyükelçiniz yoksa ve eski ticaret yollarınız kapatılmışsa, herhalde burada bir sıkıntı var. Gerçekten bunu gidermenin zamanının geldiğine inanıyorum. Aksi takdirde bizim dünyadaki yalnızlığımız daha da artacaktır. Mümtazer Türköne / Zaman Temsili demokrasinin vazgeçilmez şartı seçimler. Siz kampanyanızı yeni başlattınız. Sanıyorum bir ay zarfında,seçimin adil şartlarda yapılması meselesi olacak. Sonuçlar üzerinde belki de bir şaibe oluşturacak. Bu itirazlarınız doğrultusunda neler yapmayı planlıyorsunuz? Dünyanın hiçbir yerinde cumhurbaşkanlığı seçimi iki ayda yapılmaz. ABD’de iki sene falan devam ediyor. Biz iki aya indiriyoruz, bu tuhaf bir şey. Mesele diyoruz ki devlet para vermesin. E peki, birileri devletin imkanlarıyla yararlanıyor? İki aday neden yararlanmasın? Ondan sonra iki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi? Demek ki öyle düşünülmüş. Bugün gazetelerde gördüm. TRT sayın başbakanımıza, 553 dakika tahsis etmiş. Bu abdı acizlerine, bu adaya ve Selahattin beye de üç dakika falan lütfetmiş. Bu milletin gözünden kaçmıyor. Birinci sırada oturanlar hatırlar, üçüncü dördüncü sıradakiler hatırlamazlar. 80’li yıllarda, o devrin muktedirleri, apoletli olanlar, oturdular masa başında siyasi rejim kurdular. Dediler ki Turgut Sunal paşayı sağ partinin başı yapalım, bizim Necdet paşa iyi adamdır onu da sol başkanı yapalım. Rahmetli Turgut Özal çıktı ve buna meydan okudu. Biz de milletin desteğiyle bu seçimi kazanacağız. Abbas Güçlü / Milliyet Eğitime bilime gençlere yönelik vurgular yaptınız. Siyasetçilerden bu kadar çok vurguyu göremiyorduk. Öğretmenler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sözlerinin cumhurbaşkanlığı seçimleri için mi geçerli? Hizmet aşkınız devam edecek mi? Kazanamazsanız bu söyledikleriniz rafa mı kalkacak? Şimdi tabi bilim ve teknoloji konusunda benim görüşlerim bir yerde inançlarımdır. Ben fen fakültesinde yetişmiş, doktora sonrasını hep kimyada yapmış bir insanım. Onun için bilimle ilgili ilgim çok yakındadır ve teknik seviyededir. Ben bizim ülkemizin geleceğini ilmi araştırmalarda, yani biz şimdi ilmi araştırma seviyesinde ikinci ligdeyiz. Bu 20 seneden beri bu şekilde. Biz 2023’e hedef koyduk. İlk on ekonomi arasına girmek. Hepimizin çalışmamız lazım. Ama aynı şeyi bilim konusunda araştırma geliştirme konusunda aynı şeyi yapmamız lazım. İkinci ligde birinci lige girmemiz lazım. Siz ileri teknoloji kullanırsanız ve yeni teknolojileri keşfederseniz katma değeriniz yüksek olur. O yüzden ekonomiyle bilim ve teknoloji arasındaki karşılıklı etkileşim çok önemli. Mevkiim ne olursa olsun ona inanacağım. Ezgi Başaran / Radikal Herkesin aday olduğunu söylüyorsunuz. Kürt sorununda nerede durduğunuzu öğrenmek istiyorum. Hükümetin yürüttüğü çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz? Prensipte Abdullah Öcalan ile görüşülmesine ne dersiniz? Kürt meselesi bizim en hassas, mühim meselemizdir. Barış elbette barış. Savaş elbette hayır. Ve barışla bu işi halletme yollarını bulmamız lazım. Bu barışı sağlamak için bizim çok önemli tecrübelerimiz var. biz bin senedir beraber yaşıyoruz. Sosyal hayatlarımız örf adetlerimiz yemeklerimiz her şeyimiz. Birbirine baktığınız zaman kimin Kürt kimin Türk olduğunu fark etmek mümkün değil. ama dil farkı var. o dile karşı da ülkemiz hata yapmıştır. Biz her şeyi sopayla halletmeye çalışmış bir mirastan geliyoruz maalesef. İnsanları susturmak, ana dillerini konuşmamalarını sağlamak kabul edilemez bir şey. Ben yabancı bir ülkede doğdum. Benim için ana dilim, ana sütü gibi, ana dili insanın temel hakkıdır. Ana dilini konuştuğu yer vatandır. Eğer siz konuşamıyorsanız siz vatanınızda yaşamıyorsunuz. Bu olacak şey değil, çok büyük haksızlık oldu. bunun giderilmesi şarttır. Bunu nasıl yapacağız? Bu bin senelik tarihin, genlerimize işlemiş kodlarıyla, bugün insan hak ve hürriyetlerinin anayasa konması, kanunların geliştirilmesi, hedef aldığımız AB normlarını getirmektir ve bu gibi problemi meselesi olan tek ülke biz değiliz. Bunları yaparken sonunda siz bunu muhakkak Meclis’e götürmeniz lazım. Parlamentonun bunu kabul etmesi lazım. Ülkede bir milli mutabakatın olması lazım. Bunu sağlamadığınız takdirde bu barış aksak bir barış olur. Doğuracağı sıkıntılar menfaatlerden daha fazla olur. Ateşkesin devam etmesi lazım. İnsanların hürriyet içerisinde istedikleri yerde yaşamaları lazım. Bunu yaparken, ülkenin toprak bütünlüğünü, hakimiyet milletindir, anayasal sisteminin korunması lazım, bayrağın birliği ve resmi dilin birliği konusunda büyük bir anlayış görüyorum. Biz bu imkanlara sahibiz. Elbette cumhurbaşkanı bunları kolaylaştırıcı rol oynaması lazım. Halk oylamasıyla seçilecek cumhurbaşkanının bir elinde anayasa bir elinde halktan aldığı güçle hükümete destek verebilir, bu yolları açabilir. Ayrıntılar geliyor...T24
Sinema Tarihine Damga Vuran 15 Yönetmen
Amerikalı yönetmen, yapımcı, oyuncu ve müzisyen Woody Allen 1 Aralık 1935 de New York da doğdu. Eserlerinde genelde insan ilişkileri ve kara mizahı konu alan Allen, neredeyse 50 yıldır film piyasasında ve makine gibi çalışan kafası sayesinde her yıl bir film yönetmek-yazmak dan geri kalmıyor. Annie Hall, Manhattan, Midnight in Paris filmleri ustanın en iyi filmleridir.
Tüm Zamanların En Çok İzlenen 5 TED Talks Videosu
“Yaymaya Değer Fikirler/Ideas Worth Spreading” sloganı ile 1984 yılında konferanslar serisine başlayan TED, dünyanın en büyük fikir paylaşım platformlarından biri olmayı başarmış durumda. Teknoloji, eğlence ve dizayn ile başlayan konuşmalar bugün, bilimden iş dünyasına ve global konulara kadar alanında en iyisi olan kişileri konuşmacı olarak bizlere sunuyor.TED.com adresinde 100 farklı dilde alt yazılı olarak bu videoları bulabilirsiniz, tabii aralarında Türkçe de var. Ara sıra beğendiğim TED videolarını paylaşıyorum (ör 1 , 2 ..). Alanında uzman kişilerin oldukça ilginç ve bilgi verici konuşmalarını izlemek keyif verici. Bu yazıda da tüm zamanlara ait en çok izlenen 5 TED Talks videosunu paylaşmak istiyorum. Sizler de sitede ilgi duyduğunuz alanlarla ilgili videoları, alt yazıları Türkçe yaparak izleyebilirsiniz.
Reklam