onedio
Uzaylılar İle Karşılaşma Çok Yakında Olabilir
NASA, 20 yıl içinde uazylılarla karşılaşacağımızı açıklayarak herkesi fena halde şaşırttı!NASA'nın en üst konumlardaki bilim adamları ile yapılan bir görüşmede, güneş sistemimiz dışında yaşayan canlılar ile önümüzdeki 20 yıl içerisinde karşılaşmamızın beklendiği söylendi. Bilim adamlarının bu güveni ise, Kepler uzay teleskopunun gücünden kaynaklanıyor. Kepler uzay teleskopu sayesinde, sadece 2014 içerisinde daha önce bilmediğimiz 700 adet gezegen bulunmuş durumda.NASA, ayrıca, ' Transiting Exoplanet Survey Satellite ' adlı, Kepler'in geliştirilmiş bir sürümünü de 2017 yılında çalışmaya başlatmayı planladığını duyurdu. NASA'dan Jeff Grunsfeld, diğer gezegenleri incelemek için kullandıkları teknolojinin son derecede gerçek olduğunu ve James Webb uzay teleskobu ve diğer gelişimlerin her an ilerlemekte olduğunu söylüyor. NASA astronomu Kevin Hand de ' önümüzdeki 20 yıl içerisinde, evrende yalnız olmadığımızı bulacağımıza' inandığını söylüyor.İlginç olan durum ise, NASA'nın genellikle bu şekilde cesur açıklamalar yapmıyor olması. Başka bir deyiş ile, bu açıklamaların arkasında, bizlerin halen bilmediği bir keşif yatıyor olabilir. Önümüzdeki on yıllar içerisinde uzaylılarla karşılaşmamız sonucunda ise, ümit edebileceğimiz tek şey, pek çok uzaylı filminin içeriğinin, senaryo olarak kalması ve barışçıl bir karşılaşma yaşamamız...
Türk Bilim Adamından Kansere Karşı ''DNA Onarımı'' Buluşu
Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Sancar, kanser tedavisinde ''sirkadiyen saat (ritmik saat) '' buluşuna imza attı. Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, kanser tedavisinde ''sirkadiyen saat (ritmik saat) '' buluşuna imza attı. Kuzey Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Sancar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanser konusunda önemli çalışmalar yapıldığını belirtirken, kanser mekanizmasının 10 yıl içinde çözüleceğine inandığını söyledi. Ancak kanserin nasıl olduğunu çözümlemenin onu tedavi etmek anlamına gelmediğine işaret eden Sancar, tedavi konusunda bir şey söylemek için erken olduğunu belirtti. Her kanser çeşidinde farklı mutasyonların tespit edildiğini, dokudaki bazı kanserli hücreler öldürülse dahi başka mutasyonları kontrol etmenin zor olduğunu anlatan Sancar, ''Kanser demek bir tek hücre tipi değildir, kanserde çok hücre tipi vardır, bütün bu hücrelere göre tedaviyi yöneltmek gerekiyor'' dedi. Kanserle ilgili olarak ''DNA onarımı'' konusunda çalışma yaptığını bildiren Sancar, şunları kaydetti: ''Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA'yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları, o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Biz bu mekanizmayı anlamak, aydınlatmak için bir çalışma başlattık. Bu mekanizmayı anlayınca onu 'inhibe' edip, kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacağız. DNA onarımı mekanizmasını aydınlatmak, kanser tedavisi noktasında çok önemli. Gayemiz bu mekanizmayı açıklamak.'' DNA onarımının en az olduğu saatler tespit edilerek, kanserle savaşılacak Sirkadiyen saat (günlük ritm) konusunda önemli bir buluş yaptıklarını bildiren Sancar, sirkadiyen saatin DNA onarımını kontrol ettiğini ifade etti. Sancar, DNA onarımının günün belli saatlerinde arttığını, belli saatlerde de minimum seviyeye indiğini söyledi. Amaçlarının vücuttaki DNA onarımının minimum olduğu zamanı tespit edip, kanser hücrelerine ilaç verip, bu hücrelerin ölmesini sağlamak olduğunu belirten Sancar, ''HedefimizDNA onarımının ne zaman minimum ne zaman maksimum olduğunu belirleyerek, DNA onarımı potansiyelinin en az olduğu zaman ilaç tedavisi uygulayarak, hem ilacın etkisini çoğaltmak, hem de yan etkileri azaltmak'' şeklinde konuştu. Bu kapsamda çalışmayı öncelikle kalın bağırsak kanseri üzerinden başlatacaklarını anlatan Sancar, ''Kalın bağırsağın biyolojisi ve DNA onarımı saatleri konusunda daha çok bilgi sahibi olmamız nedeniyle bu kanser çeşidinden çalışmalarımızı başlatacağız. Araştırma çalışmalarına 2-3 ay içinde başlıyoruz'' dedi. Deri kanserinin önüne geçilebilecek Sirkadiyen saat konusundaki çalışmalarının deri kanserini önleme noktasında da faydalı olacağına dikkati çeken Sancar, bu şekilde hangi saatlerde güneşlenildiğinde kanser riskinin arttığının, hangi zamanlarda azaldığının tespit edilebileceğini ifade etti. Fareler üzerinde yaptıkları bilimsel çalışmalarda, UV ışınlarına maruz kalan farelerde kanser riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu tespit ettiklerini belirten Sancar, şöyle devam etti: ''Fareler üzerinde yaptığımız araştırmalarda sabah saatlerindeki UV maruziyeti sonucu kanser riskinin akşamüstü saat 4'teki tespit ettiğimiz oranlara göre 5 misli daha yüksek olduğunu gördük. Yani farelerde deri kanseri riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu belirledik. Farelerde ortaya çıkan sonuçlar insanlarda tam tersidir. Buna dayanarak, insanlar için sabah saatlerinin deri kanseri riski açısından daha düşük olacağını söyleyebiliriz. Yani sabah saatlerinde güneşlenmek, öğlen ve akşamüstüne göre daha az risk taşıyor. Ancak bunu kesin olarak söylemek için öncelikle insanlar üzerinde deney yapmamız lazım'' Bu konuda çalışmalara başladıklarını ve Amerikan Sağlık Bakanlığından izin aldıklarını anlatan Sancar, ilk etapta gönüllüler topladıklarını ve gönüllülerin derilerindeki DNA onarımlarını gün boyu nasıl olduğunu ölçmek için çalışma yapacaklarını söyledi. Sancar, ''Yani DNA onarımı konusunda kalın bağırsakta yapacağımız çalışma kanserin tedavisini, cilt üzerinde yapacağız çalışma da kanseri önlemeyi amaçlıyor'' ifadelerine yer verdi. AA
Bir Kağıdı 103 Kez Katlarsanız Evrenin Genişliğine Ulaşabilir mi?
Peki bir kağıdı 103 kez katlayabilsek evrenin tümünden daha büyük olabilir mi? İşte youtube’ de bir dahi bunu hesapladı. Eğer bir kağıdı 103 kez katlayabilseydik gözlenebilir evrenin sınırının dışına çıkabilirdik. Hipotez olarak hesaplandığından üstel(eksponansiyel) hesaplama gereği 93 milyar ışık yılı uzunluğa ulaşılıyor. Aslında bu inanılmaz bir hesap cidden. Bir sayfa kağıdın kalınlığı normalde 0,009906 cm civarında tutuyor. İşte bu sayfayı ikiye katlarsanız kalınlığı iki katına çıkar. Bir sayfayı üç kez katlarsanız bir tırnak kalınlığına, yedi kez katlarsanız 128 sayfalık bir kitabın kalınlığına ulaşır. 10 kez katlarsanız bir el kadar kalın olur. 23 kez katlarsanız 1 km(1000m) kalınlığa ulaşır. 30 kez katlarsanız uzaya ulaşırsınız yani 100 km kalınlığa, 42 katlama Ay’a 51 katlama Güneş’e ulaştırır.81 katlama 127,786 ışık yılı uzaklığa yani, Andromeda Galaksisi’nin genişliğine denktir. 90 katlama ise 130,8 milyon ışık yılı genişliğinde yani Virgo (Başak ) takım yıldızından yani 110 milyon ışık yılı genişlikten daha fazlaya gelir. Başak kümesi Andromeda ve Samanyolu gibi 100 civarı galaksiyi kapsar. İşte 103. katlamadan  sonra gözlenebilir Evren’in dışına yani 93 milyar ışık yılı çapına ulaşırsınız. İşte matematiğin gizemlerinden biridir üstel fonksiyonlar. Çarpıldıkça büyürler, aynı bakterilerin hızla virüslerin hızla üremesi gibi… Daha öncesinde Mythbusters programında futbol sahası büyüklüğünde bir kağıdı 11 kez katladı. Bu arada dünya kağıt katlama rekoru 12 kezdir . (Britney Gallivan)
HIV/AIDS Tedavisinde Kötü Haber
ABD'de maymunlar üzerinde yapılan yeni bir bir araştırma, erken teşhisin HIV virüsü taşıyan hastaların tedavisinde olumlu sonuç verebileceğine dair umutları azalttı. Araştırmaya göre, bağışıklık sistemini etkileyen bir virüs olarak AIDS hastalığına yol açan HIV vücutta hızla 'düşürülemez kaleler' oluşturabiliyor. Bu bulgu virüsün erken tedavi ile altedilebileceği yönündeki umutlara darbe vurdu. Maymunlar üzerinde yapılan ve sonuçları Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, HIV kanda tespit edilmeden önce bile dokunulmaz 'viral rezervuarlar' oluşturmakta. Uzmanlar bunu 'zihin açıcı' ve 'çarpıcı' bir bulgu olarak nitelendirdi. Bağırsak ve beyin dokusundaki HIV rezervuarları tedavi önündeki en büyük engeller. Antiretroviral ilaçların geliştirilmesinde sağlanan kayda değer ilerlemeler sayesinde, kan dolaşımındaki HIV kontrol edilebiliyor. Bu da hastanın normale yakın bir yaşam beklentisinin olması demek. Ama ilaçlar durdurulursa virüs yeniden ortaya çıkıyor. Son araştırmada ise hedef virüsü rezervuarların dışına çıkarmaktı. Erken tedavinin de, rezervuarların en başta oluşmasını önleyebileceği umuluyordu. Maymunlara, HIV'in eşdeğeri olan SIV yani Simian bağışıklık sistemi bozucu virüs, enjekte edildi. Maymunlara, daha sonra üç günden iki haftaya kadar değişen sürelerde antiretroviral ilaçlar verildi. Tedavi altı ay sonra durduruldu. Ancak virüs, antiretroviral tedaviye rağmen hızlı bir şekilde yeniden ortaya çıktı. Viral rezervuarların enfeksiyonun çok erken bir aşamasında meydana geldiği belirlendi. HIV ile doğan bir bebeğin de çok erken teşhis sonrası tedavi olduğuna inanılıyordu. 'Mississippi bebeğine' ilk 18 ay boyunca HIV ilaçları verildi ama sonra ilaçlar durduruldu. Başlangıçta tedavinin etkili olduğu umudu doğdu. Ama geçen hafta, şimdi dört yaşında olan kızda, ilaçların kesilmesinden yaklaşık iki yıl sonra yeniden virüsün görüldüğü açıklandı.BBC Türkçe
Dünyanın İlk Aile Robotu Jibo
Jibo, sosyal bir robot ve ailenizin yeni üyesi olmaya aday. Yapımcısı MIT Media Laboratuvarı Kişisel Robot Grubu Direktörü Dr. Cynthia Breazeal, onu arkadaş canlısı, yardım sever ve zeki diye nitelemiş. Öyle de görünüyor. Yapımcısı Jibo’yu Yıldız Savaşları ve NASA’nın Mars’taki robotlarından esinlenmiş. Ancak bize sorarsanız Jibo, Pixar’ın animasyon lambası ve fenomen robotu Wall-E’nin melez hali ve biraz da IQ’su yüksek bir Siri’nin “ete kemiğe bürünmüş” versiyonu olabilir. Zira Jibo, etrafından öğrenebilme, farklı sesleri tanıyabilme ve farklı yüzleri birbirinden ayırt edebilme iddiasında. Jibo’nun sosyal bir robot olarak tanımlanmasının nedeni, insanlarla etkileşime geçebilmesi. Birçok akıllı asistan gibi Jibo proaktif olarak size hatırlatmalar yapabiliyor, e-posta’nızı gönderiyor, sesli mesajlarınızı bildiriyor, fotoğraf çekebiliyor ve çocuklarınız için interaktif hikayeler anlatabiliyor.Jibo’nun bu özellikleri ve başarılı tanıtımı birçok insanı etkilemiş gibi görünüyor. 100 bin dolar fon hedefiyle bir Indiegogo kampanyası olarak başlayan Jibo projesi, hedefinden 26 gün önce yaklaşık 883 bin dolar toplamayı başardı. Jibo, ev versiyonu için Indiegogo üzerinden 499 dolara ön siparişleri şimdiden alıyor. Girişimin bir hedefi de Jibo’yu Nest termostatı gibi evdeki bağlantılı cihazlarla eşleştirmek. Burada amaç, termostatınız her zamanki gibi çalışmasına devam ederken, sizin telefonunuz yerine, kontrolü Jibo’ya bırakmanız. Jibo ile çalışmak isteyecek geliştiriciler için geliştirici versiyonu 599 dolardan, Indiegogo üzerinden ön siparişe sunulmuş. Girişim Jibo’nun sevkiyatına 2015 yılında başlamayı planlıyor. Jibo’yu incelemek isterseniz burada.Webrazzi
'20 Yıl İçinde Uzaylıları Bulacağız'
NASA, yakın gelecekte hizmete girecek yeni nesil uzay teleskoplarının yardımı sayesinde, yaşam saklayan dış gezegenleri 20 yıl içinde keşfedebileceklerini belirtti. NASA gökbilimcileri, Washington D.C'de düzenlenen bir açık oturumda 'Dünya dışı yaşamı keşfetmeye giderek yaklaştıklarını' belirtti. Gökbilimci Kevin Hand, '20 yıl içinde evrende yalnız olmadığımızı göreceğimizi tahmin ediyoruz' ifadesini kullandı. Baltimore Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü'nden Matt Mountain, beş binden fazla dış gezegen tespit eden Kepler Uzay Teleskobu'nun Dünya dışı yaşam arayışında çok büyük katkısı olduğunu belirterek, James Webb Teleskobu ile bekledikleri sonucu alabileceklerini söyledi. Webb teleskobu ekibinde de yer alan Mountain, 'Etrafımızdaki yıldızların yüzde 10 ila 20'si, yaşanabilir bölgelerinde Dünya benzeri gezegenler barındırıyor. Bu, beş yıl önce sahip olmadığımız bir bilgiydi. Dünyayı sonsuza kadar değiştirecek bir keşif bize sandığımızdan daha yakın' ifadesini kullandı. Gökbilimciler sadece Güneş Sistemi'nin yer aldığı Samanyolu Galaksisi'nde 100 ila 400 milyar yıldız olduğunu tahmin ediyor. İki teleskop göreve hazırlanıyor NASA, 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla TESS ve James Webb Uzay Teleskobu'nu ateşleyecek. TESS'in taşıdığı dört teleskop, Samanyolu'ndaki en az 500 bin yıldız sistemini inceleyecek ve Dünya benzeri gezegenlere sahip olup olmadıklarını tespit edecek. Yıldızların yaşanabilir bölgesinde gezegen tespit edilirse, bu gezegenleri gözlemleme görevi JSWT'a ait olacak. JSWT, 1990'dan bu yana gözlemler yapan Hubble Uzay Teleskobu'ndan 15 kat daha fazla alanı tarama kapasitesine sahip olacak. NASA dev teleskopların ateşlenmesi için 130 ton taşıma yükü olan SLS (Space Launch System) roketini geliştirmeye çalışıyor. Mountain, 'Sadece ilk yaşam sinyallerini aldığımız anı düşünün. İnsanlığın uzaydaki yalnızlığının sona erdiğini, evrende daha fazla yalnız olmadığımızı gördüğü anı hayal edin' ifadesini kullandı. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Elektrik Yiyen Bakteri Türleri Keşfedildi
Bilim insanları, saf enerjiyle beslenen ve atık olarak yine saf enerji salgılayan yeni bakteri türleri keşfetti. New Scientist dergisinde yayınlanan habere göre, bilim insanları elektrik yiyen ve dışkı olarak yine elektrik salgılayan sekiz yeni bakteri türü keşfetti. Pil elektrotları üzerinde yetiştirilen bakterilerle kanıtlanan keşif, mikrobiyal dünyanın sandığımızdan daha büyük ve farklı olduğunun göstergesi niteliğinde. Bu alanda çalışmalar gerçekleştiren ABD’li bilim insanı Kenneth Nealson, meslektaşlarının keşfinin çok önemli olduğunu söylüyor ve elektrik bakterilerinin, insanlığın daha önce farkına bile varamadığı yepyeni bir mikrobiyal dünyanın varlığını kanıtladığını belirtiyor.stuff
Reklam
Elektrik Yiyen Bakteriler
Bilim adamları geçtiğimiz günlerde ilginç bakteri türleri keşfetti. Bu bakteriler alışılmışın dışında elektrikle yani saf enerjiyle besleniyorlar. New Scientist dergisinde yayınlanan makaleye göre, Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki bazı araştırmacılar elektrik yiyerek hayatta kalan 8 bakteri türü keşfetti. Bilim adamlarına göre elektrik bakterileri, daha önce farkında bile olmadığımız farklı tür bir mikrobiyal dünyanın varlığına işaret ediyor.
Wikipedia Makalelerini Yazılımlar Üretiyor
Dünyanın en büyük dijital ansiklopedisi olan Wikipedia'nın hızla artan makalelerinin arkasında otomatik yazılımların olduğu tespit edildi. Botlar, günde yaklaşık 10 bin makale yazıyor. Wikipedia'da hızla artan makale sayısının arkasında botlar olarak da adlandırılan otomatik yazılımların olduğu anlaşıldı. Yazılımlar, veri tabanlarından çektikleri bilgileri daha sonra standart şablonlar altında metin haline getiriyor. Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre, sadece İsveç'te bulunan tek bir bot, Wikipedia için 2.7 milyon makale yazmış durumda. Bu sayı, ansiklopedideki toplam makalalerin yüzde 8.5'ine denk geliyor. Söz konusu botun 'Lsjbot' adını taşıdığı ve İsveçli akademisyen Sverker Johansson tarafından geliştirildiği belirtildi. Dil bilimi, sivil mühendislik, iktisat ve parçacık fiziği alanlarında uzman olan Johansson'un editör botu, günde 10 bin makale yazabiliyor. 'Makalelerin bir çoğunu inekler yazıyor' WSJ'nin mercek altına yatırdığı bot, ağırlıklı olarak hayvan türleri ve Filipinler'deki küçük kasabalar hakkında makaleler üretiyor. Lsjbot'un ürettiği makalelerin üçte ikisi Filipin dilinde, üçte biri ise İsveççe yazılıyor. Johansson'un konuyu belirlemesinin ardından, bot makaleyi otomatik olarak yazarak Wikipedia'da yayına alıyor. Lsjbot'un yanı sıra, Wikipedia için farklı dillerde makaleler üreten birçok bot yer alıyor. Bunlardan bir tanesi, ABD'deki şehirler ve bölgeler hakkında makaleler üreten 'rambot.' Wikipedia'daki makalelerin ne kadar doğru içeriğe sahip olduğu tartışması giderek büyüse de, Johansson yaptığı işi savundu. WSJ'ye açıklama yapan İsveçli akademisyen, 'Wikipedia yazarlarının büyük kısmının ineklerden oluştuğunu' söyledi. Johansson, İsveççe Wikipedia'da 'Yüzüklerin Efendisi' serisine ait 150'den fazla karakteri anlatan sayfa olduğunu ancak Vietnam Savaşı'ndaki isimlerden sadece 10 tanesine yer verildiğini söyledi. Wikipedia'nın bot yazarlarının tüm listesine bu bağlantıdan bakılabilir: http://en.wikipedia.org/wiki/Category:AllWikipediabots WSJ ve Al Jazeera
Rusya'daki Dev Deliğin Esrarı Çözüldü: Küresel Isınma
Rusya 'nın kuzeyinde yer alan Yamal Yarımadası'nda geçtiğimiz günlerde esrarengiz bir görüntü uydu fotoğraflarına yansıdı. Görüntülerde yarımada üzerinde derinliği 80 metreye varan büyük bir delik görülürken, bilim adamları da olayı çözmek için incelemeye gitti. Bu esnada fotoğrafların internete düşmesiyle birlikte delik üzerine birçok yorum yapıldı. Kimi görüş deliğin sıkışan metan gazının patlaması sonucu meydana geldiğini savunurken, kimi görüş de bir göktaşının düşmesi sonucu bu görüntünün meydana gelmiş olabileceğine dikkat çekti. Ancak gerçek çok geçmeden ortaya çıktı. Deliğin bulunduğu yarımadadan toprak, hava ve su numunesi alan bilim adamları, meydana gelen deliğin aşırı ısınmadan kaynaklandığını belirledi. Küresel ısınma neticesinde neredeyse yüzde 80'i buzla kaplı bölgede buzların erimesinin yol açtığı deliğin esrarı böylece çözülmüş oldu.Yüksekova Haber
Reklam
Çelik Zırhtan Kuvvetli: Örümcek Ağı
Araştırmalar, bilinen en sağlam doğal fiber olan örümcek ağının çelikten daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Amaç askeri zırh yapımı ve gündemde ipek böceklerinden örümcek ağı elde edilmesi var. Örümcek ağının askeri zırh olarak kullanılması için çalışmalar devam ediyor. Esnek ve hafif yapısı olan örümcek ağı, ağırlığına göre yüksek kaliteli çelikten daha sağlam. Çok güçlü bir yapıya ve en sağlam doğal liflere sahip olan örümcek ağının, askerleri, kurşun ve savaş ortamındaki diğer tehditlere karşı koruyabileceği düşünülüyor. Cerrahi sütür (damar ve deri gibi dokuların bütünlüğünün sağlanması ve iyileşmenin hızlanması için kullanılan maddeler) olarak değerlendirilen örümcek ağının, sanayide daha geniş alanlarda kullanılması için çalışmalar sürüyor. Şimdilik en önemli engel ise, örümcek ağının ticari olarak kullanılacak miktarda üretilmesi. Livescience’da yer alan habere göre, Michigan merkezli Kraig Biocraft Laboratuvarı, genetik çalışmalar yaparak örümcek ağı elde etmek için ipek böcekleri üzerinde çalışmalar yürütüyor. Habere göre firma, yakında test amaçlı eldivenler üretecek.
Tarçın Ve Bal Karışımının İnanılmaz Faydaları
Tarçınlı tek kelime ile mucizevi doğal bir ilaç. Kanserden kilo vermeye, kalp hastalıklarından kolesterole, soğuk algınlığından cilt enfeksiyonlarına kadar iyileştiremediği hastalık yok gibi... Hindistan'da bir geleneksel tıbbi tedavi yöntemi ile balın yanık tedavisindeki etkisin kıyaslandığını ve 1 haftanın sonunda balla tedavi edilen yanıkların %91, diğer yöntemle tedavi edilenlerin %7 oranlarında enfeksiyon riskinden korunduğunu biliyor muydunuz? Tarçın ve Bal Mucizesi İlaç firmaları bu bilgilerin yayılmasından hoşlanmayacak, çünkü tarçınlı düzenli kullanıldığında pek çok ilaçtan daha sağlıklı ve daha etkili bir ilaç. Bal ve karışımının pek çok hastalığı iyileştirdiği biliniyor. Bir yan etkisinin olmaması da cabası. Şekerli olmasına rağmen doğru miktarda alındığında diyabet hastalarına dahi zarar vermiyor. Batılı bilim insanlarının araştırmalarına göre: Kalp Hastalıkları: Bal ile toz tarçını karıştırın ve kahvaltıda kızarmış ekmekle yiyin. Kolesterolü düşürür ve muhtemelen kalp krizini önler. Tarçınlı balın düzenli olarak tüketilmesi kalp vuruşlarını güçlendirir. Yaşlandıkça atar damarlar ve toplar damarlar esnekliklerini kaybediyor ve tıkanıyor. Tarçınlı ise damarları yeniden canlandırıyor. Arterit: Arterit hastalar bir fincan sıcak suya iki yemekkaşığı ve bir çay kaçığı toz koyarak faydalı bir içecek hazırlayabilirler. Günlük olarak içilirse kronik arterit hastaları dahi iyileşebilir. Kopenhag Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada 200 hastalarını kahvaltıdan önce bir kaşık bala yarım çay kaşığı ile tedavi eden doktorlar 73 hastanın tümüyle ağrıdan kurtulduğunu, bir ay içerisinde ağrı yüzünden hareket edemeyen hastaların hemen hepsinin ağrı çekmeksizin yürümeye başladığını gördü. İdrar Yolu Enfeksiyonu İki yemek kaşığı toz ile bir yemek kaşığı balı ılık suya ekleyerek için. İdrar yolundaki mikropları öldürür. Kim bilebilirdi ki? Kolesterol İki yemek kaşığı ve üç yemek kaşığı toz 450 gram çay kolesterol hastasına verildiğinde iki saat içerisinde kandaki kolesterol oranunun %10 azaldığı görüldü. Günde üçkez alındığında kronik kolesterol dahi tedavi edilebiliyor. Günlük olarak yenen ise kolesterol şikayeterini azaltıyor. Soğuk Algınlığı Sık ya da ağır şikayeti olanlar bir kaşık ılık çeyrek kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez alabilir. Bu tedavi çoğu kronik öksürüğü ve soğuk algınlığını tedavi edebilir, sinüsleri temizleyebilir. Boğaz Tahrişi Tarçınlı balın boğaz ağrısını iyileştirdiği ve boğaz ülserini kökünden kazıdığı söyleniyor. Gaz Hindistan ve Japonya'da yapılan araştırmalar tarçınlı balın midede oluşan gazları önlediğini gösteriyor. Bağışıklık Sistemi Tarçınlı balın günlük tüketimi bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve vücudu bakteri ile virüs saldırılarından koruyor. Balın düzenli tüketimi akyuvarları güçlendirerek bakteriyel ve virütik hastalıklara karşı direnci artırıyor. Sindirim Güçlüğü: İ ki yemek kaşığı bala serpilen toz tarçının yemek yemeden önce aınması asitliliği önlüyor ve en ağır yemekler dahi sindirilebiliyor. Grip İspanyol bir bilim insanı baldakı doğal bir bileşenin grip mikrobunu öldürdüğünü ve hastayı gripten kurtardığını kanıtladı. Uzun Ömür Bal ve toz ile hazırlanan çay düzenli olarak içildiğinde ileri yaşın etkilerini azaltıyor. Çay yapmak için dört yemek kaşığı , bir çay kaşığı ve üç fincan kaynamış su kullanın. Günde 3-4 kez 1/4 fincan için. Cildi taze ve yumuşak tutar ve yaşlanmayı önler. Boğaz Ağrısı Boğaz ağrıdığında ya da gıdıklandığında bir kaşık yiyin. Boğazınızdaki raatlık geçene dek 3 saatte bir tekrarlayın. Sivilceler Üç yemek kaşığı ve bir çaykaşığı toz tarçını karıştırın. Yatmadan önce sivilcelerinizin üzerine sürün ve ertesi gün ılık suyla yıkayın. İki hafta her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden söker. Cilt Enfeksiyonları Bal ve toz tarçını etkilenen bölgelere eşit miktarda uygulamak egzama, mantar ve her türlü cilt enfeksiyonunu iyileştirir. Kilo Verme Her gün sabahları kahvaltıdan yarım saat önce, boş mideye ve geceleri yatmadan önce bir bardak kaynamış suyun içine ve toz koyup için. Düzenli olarak alındığında obezite sorunu yaşayanlarda bile kilo kaybı sağlıyor. Kanser Japonya ve Avustralya'da yapılan araştırmalar mide ve kemik kanserinin başarıyla tedavi edilebildiğini gösterdi. Bu kanser çeşitlerinden muzdarip hastalar günde bir yemek kaşığı ve bir çay kaşığı tarçını üç parçaya bölerek bir ay boyunca almalı. Yorgunluk Yakın zamanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki baldaki şeker vücudun güç kazanmasına yardımcı oluyor. Bal ve toz tüketen yaşlılar daha zinde ve esnek olduklarını ifade ediyor. Her gün diş fırçaladıktan sonra ve öğleden sonra 15.00'te alındığında bir haftada vücut direnci artıyor. Kötü nefes Güney Amerikalılar sabahları bir çay kaşığı ve konmuş suyla gargara yapıyor böylece nefesleri gün boyu güzel kokuyor. İşitme kaybı Günlük olarak sabah ve akşamları bal-tarçın ikilisini almak duyma kaybını giderebiliyor. Tarçınlı Balın Hazırlanışı Önce bir bardak suyu kaynatın, sıcak suya koyun ve demlenmeye ve soğumaya bırakın. Kaynar suya koymayın. Sıcak su baldaki enzimleri öldürür. Su oda sıcaklığına geldiğinde tarçının iki katı kadar ekleyin. Yatmadan bardağın yarısını için ve diğer yarısını sabaha bırakın.
Independent: 'O Çocuklar Bir Gün Büyüyüp İsrail'e Geri Saldıracak'
Independent‘ın Gazze’de bulunan muhabiri, İsrail’in Gazze’ye kara operasyonunu başlatmadan önce uygulanan beş saatlik ateşkes sırasında konuştuğu Gazzelilerin görüşlerini aktarıyor. Filistin yönetiminden bir bakanla, İsrail’in Çarşamba günü Gazze’de bir sahile düzenlediği saldırıda yaralanan 11 yaşındaki çocuğu ziyarete giden Independent muhabiri, bakanın şu sözlerini aktarıyor: “İsrail küçük çocuklara saldırıyor, ama bu çocuk bir gün büyüyecek ve İsrail’e geri saldırmak isteyecek. İşte İsrail’in yarattığı şey bu”. Muhabir, saldırıda kardeşini ve kuzenini kaybeden 11 yaşındaki yaralı çocuğun İsraili hiç affetmeyeceğini söylediğini belirtiyor. Muhabirin “ileride sen de savaşmak istiyor musun?” sorusuna ise çocuk “Hayır, sadece babam gibi balıkçı olmak istiyorum. Hepsi bu” cevabını veriyor. Daily Telegraph da Hamas’ın siyasi lideri Halid Meşal ile yaptığı röportajda, Meşal’in “basit bir ateşkesi kabul etmeyeceklerini” yinelediğini yazıyor. İsrail’in kara operasyonu başlamadan önce yapılan röportajda Meşal, Gazze’deki ablukanın hafifletilmesinin Hamas için artık yeterli olmadığını, ablukanın tamamen kaldırılmasından başka bir seçeneğe razı gelmeyeceklerini söylüyor. Meşal, Mısır’ın hafta başında sunduğu ateşkes planını da medyadan duyduklarını, kimsenin kendilerine danışmadığını belirtiyor. Demokrat Haber
Reklam
Google'ın Akıllı Lensi Şeker Ölçümü Yapacak
Geçtiğimiz hafta ABD Patent ve Marka Ofisi, Google'ın akıllı lensinin yeni yönlerini ortaya çıkartan bir patent başvurusu yayınladı. Patentte 'Kontakt lens kullanılarak gözyaşı örneği toplama ve testi' geçiyor. Entegre glikoz testi yani şeker testi ile Google'ın zamanlaması daha iyi olamazdı. Kısa bir süre önce Google'ın akıllı lens teknolojisi lisansı için Alcon'la bir anlaşma yaptığı haberleri çıkmıştı. Apple ve Google şu anda ev ve sağlık pazarında büyük bir savaş içinde. Google önemli adımlar attı. Apple'ın bazı şirketlerle yakından ilgilendiği belirtiliyor. Google'ın son patenti aslında oldukça önemli. Dünyada birçok diyabet hastası var ve şeker ölçümü açısından akıllı lens önemli bir yardımcı olabilir. Lens şu anda halen geliştirme aşamasında ve ne zaman son tüketici için çıkacağı ise belirsiz.Teknokulis
Bilim İnsanları Ölme İhtimalini Tahmin Eden Kan Testi Keşfetti
Finlandiya merkezli Moleküler Tıp Enstitüsü uzmanlarından Bilimadamı Dr.Johannes Kettunen ve ekibi, kişinin 5 yıl içinde ölme ihtimalini tahmin eden bir kan testi keşfetti.Sağlıklı bir kişinin önümüzdeki 5 yıl içinde ölme ihtimali nedir ? Bilim insanları, basit bir kan testiyle artık bu soruyak yanıt verebilecekleri görüşünde. Finlandiya merkezli Moleküler Tıp Enstitüsü uzmanlarından Bilimadamı Dr.Johannes Kettunen ve ekibi, kişinin 5 yıl içinde ölme ihtimalini tahmin eden bir kan testi keşfetti. Araştırmacılar, kandaki 4 değerin belirleyici olduğunu söylüyor. Araştırmada, sağlık sorunu olmayan 17 bin kişinin kanlarındaki yüz farklı biyomoleküle bakıldı. Kişilerin sağlık durumları 5 yıl boyunca takip edildi. Takip süresince bu kişilerden yaklaşık 700′ükalp ve kanser de dahil çeşitli hastalıklar nedeniyle öldü. Ölenlerin hepsinde dört değerin benzer seviyede olduğu saptandı. Dört değere bakarak ölüp ölmeyeceği anlaşılabiliyor. Bu göstergeler albumin, alfa-1 asit glikoprotein, sitrat ve düşük yoğunluklu lipoprotein. Bilim insanları, bu dört değere bakarak insanların 5 yıl içinde ölüp ölmeyeceğinin anlaşılabileceğini söylüyor. Sağlıklı insanların 5 yıl içinde kanser, kalp gibi hastalıklara yakalanıp ölme riskini belirleyen ve bu nedenle de “ölüm testi”olarak tanımlanan kan testi, bilim dünyasını da ikiye böldü. Bazı bilimadamları Dr.Kettunen gibi sağlıklı bireylerin kendilerini öldürme riski yüksek olan hastalığa karşı tedbir alması için bir fırsat olarak değerlendirirken, bazı bilimadamları bilim dünyasının artık ölüm değil ölümsüzlük üzerinde çalıştığını bu nedenle de ölüm testinin beynin sınırlarını zorlayan bir çalışma olmadığı kanaatini taşıyor. Bu konuda Erzurum Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Bölüm Başkanı Doç.Dr.Hasan TÜRKEZ ise şunları söylüyor; Şu andaki testlerle ilerleyen yıllarda hangi hastalıklara yakalanacağınız zaten saptanıyor. Hatta doğuştan DNA testleriyle kişinin ilerleyen yaşlarında hangi hastalıklara yakalanacağı da saptanabilir. Tıpta bu etik olarak tartışılan bir konudur. Bireye, ’30 yaşında ölüm riskin var’ demenin bireye ne faydası olacaktır? Bilim dünyası şu anda insanların ne zaman öleceği değil ölümsüzlüğün keşfi üzerinde çalışıyor. Mesela “C-elegans” isimli solucanda, ölümsüzlük büyük ölçüde gerçekleşti. İnsan gibi komleks bir organizmada bu hala teori aşamasında. Bireye ne zaman öleceğinin söylenebiliyor olması beyin sınırlarını zorlayan bir test olmadığı gibi etik de değil. Zaten ölüm vakalarının başında birinci sırada kalp, ikinci sırada kanser hastalıkları geliyor. Bunların da zaten belirteçleri var. Doktorlar da bu belirteçlere bakıp, ‘Senin 6 ay ömrün kalmış’ diyebiliyor. Bu bilgiler ile birlikte tartışmalar “ölümü engelleyecek bir şey yapılamayacaksa, öleceğini daha önceden bilen bir kişinin bu bilgi ile hiçbir şey yapamayacak olması” konusunda düğümlenmekte.Teknoloji Oku
Reklam
Ekşisözlük Yazarından İhsanoğlu’na: 'Ben Ateistim Beni de Sevecek misiniz?'
Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu buluşmayı Twitter hesabından 'Ekşi Sözlük'ten gençlerimizle bir araya geldik. Değerli soruları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum' mesajı ve bir fotoğrafla duyurdu. Buluşma sırasında “Ben ateistim. Cumhurbaşkanı olduğunuzda beni de sevecek misiniz?' diye soran ekşisözlük yazarına İhsanoğlu “Dinde zorlama yoktur. İnandığın dine kimse karışamaz. Önemli olan sen başkalarını zorluyor musun?” şeklinde cevap verdi. Hürriyet’te yer alan habere göre, toplantıdan sosyal medyaya yansıyan bilgilere göre, İhsanoğlu'nun en çok altını çizdiği mesaj, 'Ben partiler üstü adayım' mesajı oldu.   ‘Dinde zorlama yoktur’ İhsanoğlu'na kadın haklarından, mahkum haklarına, din özgürlüğüne kadar pek çok soru soruldu. 'Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde herkesi kucaklayacağını' söyleyen İhsanoğlu'na sorulan en ilginç sorulardan biri ise 'Ben ateistim. Cumhurbaşkanı olduğunuzda beni de sevecek misiniz?' oldu. Soruyu sorana, 'Sen benim kızım olsaydın ne yapacaktım ben seninle' diye hitap eden İhsanoğlu, ardından soruya 'Dinde zorlama yoktur. İnandığın dine kimse karışamaz. İster inanır, ister inanmazsın. Önemli olan sen başkalarını zorluyor musun?' yanıtını verdi. Ekşisözlük'teki İhsanoğlu profili Peki EkşiSözlük'te Ekmeleddin İhsanoğlu'nun nasıl bir profili var? Buluştuğu gençlerin de aralarında olduğu yazarlar kendisi hakkında neler yazmışlar? İhsanoğlu konusundaki ilk yorumlar, yıllar öncesinde İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliği'ne seçildiği dönemde yazılmış.  Bu döneme ait çok az sayıdaki yorumda, EkşiSözlük yazarları İhsanoğlu'nun akademisyen kimliğine atıf yapmışlar. İşte bunlardan birkaçı; Bilim tarihcisi, Prof.Dr. Kişilik olarak 'ismiyle özdeş' nadir insanlardandır. Osmanlı biliminin tarihsel gelişimi ve yapısı konusunda yetkin insandır. Siyasi konulardaki görüşlerine eleştiri hakkım saklı olmakla birlikte, Ekmeleddin hoca, sevdiğim ve saygı duyduğum bir insandır. Bilim tarihine ilgimi (ilgili olan herkesi) hep teşvik etmiştir. Uluslararası bilim tarihi ansiklopedilerinde 'Osmanlı bilimi'nin özel bir madde olarak yer almasını sağlamıştır (örnek: encyclopaedia of the history of science, technology, and medicine in non-western cultures, selin, helaine (ed.)). İhsanoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın başında olduğu dönemde özellikle bir konuda eleştiri almış... Sudan Lideri El Beşir'i koruyan açıklaması konusunda...'İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Uluslararası Ceza Mahkemesi`nin (UCM) Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir hakkında tutuklama kararı almasını derin bir hayal kırıklığı ile karşıladığını ve mantık dışı bu kararı reddettiğini söyledi.' Normaldir söylemiştir, şaşırılacak bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Bu konulardaki bu tavır bir tek kendisinin değil. Zaten asıl gerçekdışı olan katile ''katil'' demesini beklemektir. Sen dünyaya normal gözlerle baksan şaşırmalara doyamazsın ya neyse. Devam et mantık dışı demeye. Üç yüz bin insan. Aday oldu, yorumlar patladı Cumhurbaşkanlığı için adı geçmeden önce Ekşisözlük'te adı sadece iki sayfada anılan İhsanoğlu, adaylığı ortaya çıkar çıkmaz adeta 'yorum patlaması' yaşamış; Şu anda Ekşisözlük İhsanoğlu'na ilişkin yorumları içeren 309 sayfa var ve her geçen gün artıyor: 'İlginç bir kafa. İslam bilmem ne işbirliğinin başındaymış galiba. Bugün 9 yıllık görev süresinin bitimi nedeniyle ht gazetesine verdiği röportaja bir gözattım. Nerdeyse tek bir islami referans yok. Varsa yoksa demokrasi, Batı. İslam için en büyük tehdit radikallermiş, bu Frankenstein'ı bitirmek için canla başla çalışılmalıymış. Bunun için Marshall planı gibi uzun vadeli bir plan lazımmış. Vay be adam bu görevi baktıktan sonra ABD Başkanlığı için aday olacak sanki' İhsanoğlu'nun adaylığının kesinleşmesinden sonra ise yorumlarda ağırlık, AKP'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ile karşılaştırmaya kaymış. Bu yorumlarda İhsanoğlu'na oy vereceğini söyleyen de var, 'mecburiyet' diyen de, 'Erdoğan karşısında hiç şansı yok' yorumu yapan da var. 'Yeni cumhurbaşkanı aday adayı, ulusalcılar ve Kemalistler korktu sanırım. Tayyipçiler onlardan daha çok korkmuş olabilir ama' 'Mecbur oy vereceğimiz kişi. kendisinin kariyeri falan tartışılmaz da toplumdaki popülaritesine göre ikimiz girsek seçime, oylarımız yakın çıkar. RTE gibi bir figürün önüne Ekmeleddin İhsanoğlu? CHP hiç akıllanmayacak galiba.. Aday olursa islami kesimden de oy alabilecek önemli bir isim, ancak kamuoyunda fazla tanınmıyor olması nedeniyle aday yapılmasını ve aday olursa seçimleri kazanmasını bayağı zor görüyorum. Hele ki Erdoğan gibi karşısında çok tanınan bir aday olunca. Gerçi o da artık çok yıprandı ama İhsanoğlu'nu Türkiye'de islami camia da dahil olmak üzere kaç kişi tanır merak ediyorum. Yine de Türkiye gibi bir ülkede ne olacağı önceden asla kestirilemez ve İhsanoğlu adı çatı aday olarak pekala düşünülebilir. Kılıçdaroğlu'nun da iktidar için ne kadar hevesli ve inatçı bir isim olduğu bu hamlesiyle bir kez daha görüldü CHP/MHP kombosundan beklediğim gibi emekli bir memur/bürokrat adaydır Sadece ismi yüzünden bile kazanma ihtimali düşük olan eski diplomat Yazdığı kitap sayısı çok büyük ihtimalle Tayyip'in okuduğu kitap sayısından fazladır. ‘Dört büyüklere bomba transfer hediye etsin’ Ekşisözlük'te, İhsanoğlu ile görüşme hakkında herhangi bir yorum yok. Ancak yazarlar arasında kendisine seçimi kazandıracak 'parlak fikirler' önerenler bile olmuş; Hesabında biriken paralar ile dört büyüklere ilaç olacak birer tane bomba transfer hediye etmek suretiyle ipi göğüsleyeceğini umduğum cumhurbaşkanı adayı. Ekşisözlük'te İhsanoğlu hakkındaki yorumların gelişimini özetleyen yorum ise şu: ''KPSS güncel bilgilerden CHP cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar gelmiştir.'' T24
X-Men'i Kıskandıracak Süper Güçlere Sahip 10 ÖYM Sanığı
Bu ülkede doğmuş, yaşamış her insan evladının içine dert olan büyük sorunlardan birisi de şunca güzel memlekette bir süper kahraman çıkarma şansına sahip olamamaktır. El oğlu Süpermen'le, Örümcek Adam'la, Batman'le övünüp, Flash'ından Kaptan Amerika'sına süper kahramana doyamazken, Karaoğlan'dı, Yüzbaşı Volkan'dı bunları takip etmek hepimizin içinde bir ukde, bir yara oldu. Allah'tan demokrasimiz başka memleketleri imrendirecek bir hızla ilerleyerek ufukta kayboldu ki biz de yıllar yılı aradığımız süper kahramanlara mahkeme zabitlerinde kavuşma imkanı bulduk. Bu liste, mahkeme tutanaklarında, savcı iddianamelerinde yer alan iddialar çerçevesinde hazırlandı. Polis fezlekeleri, savcılar tarafından hazırlanıp mahkemelere sunularak kabul edilen iddianameler hatta mahkeme kararlarıyla sabit ki Türkiye'de akıl almaz sayıda süper güce sahip insan var. Bu insanlar görünmez olabiliyor, zamanda seyahat edebiliyor, en temel fizik kurallarını leblebi çekirdek niyetine yemeğine katık edip aynı anda üç yerde bile olabiliyor. Eğer güçlerini evreni kurtarmak, dünyaya barış getirmek için kullansalar 15 dakikada cihanda tozu alınmamış salon bile bırakmayacak bu süper kahramanları sizlere tanıtmak ve gece dualarınızdan onların isimlerini eksik etmemenizi sağlamak istedik. Kimbilir belki yarın jilet gibi kostümünü üstüne çekip karanlıkları aydınlığa çevirecek o biri çok uzak değil, hatta sandığımızdan da yakın, komşunuz olabilir.
Google'ın Robotu İlk Denemeden Geçti
Google'ın sahibi olduğu Boston Dynamics firması tarafından geliştirilen dört ayaklı askeri robot, ABD ordusu tarafından yapılan ilk denemeleri tamamladı. Google'ın LS3 adı verilen dört ayaklı askeri robotu, üç seneyi aşkın süren geliştirme sürecinin ardınndan ilk kez denendi. Big Dog yani Büyük Köpek adı da verilen robot, ABD ordusunda askerler için her türlü arazide malzeme taşımak için geliştirildi. Google, Big Dog'u üreten Boston Dynamics firmasını Aralık 2013'te satın almıştı. Google, sözleşmelerinin büyük kısmı ABD Savunma Bakanlığı tarafından karşılanan Boston Dynamics'in projelerine sadık kalınacağını belirtmişti. Hawaii'deki Kahuku Eğitim Alanı'nda yapılan ilk denemede, Big Dog arazide askerlere su taşıma amacıyla kullanıldı. Askerler, robota Stephen King'in aynı isimli romanından esinlenerek Cujo lakabını taktı. Cujo, dolambaçlı yollarda ve tepelerde biraz zorlanmasına rağmen güçlü denge kabiliyetiyle ilk denemeden başarıyla geçti. LS3, bir askeri takip etmesi için programlanabildiği gibi, bir el konsoluyla da kontrol edilebiliyor. Robot, bir gün içinde 32 kilometre yol alabiliyor ve 180 kg ağırlık taşıyabiliyor. Big Dog, motorunun çok fazla ses çıkarması nedeniyle şu an sadece lojistik görevler için düşünülüyor. Her türlü arazide yüzde 70-80 oranında başarılı kabul edilen Big Dog, dengesini kaybettiği zaman kendiliğinden doğrulma yeteneğine sahip. Big Dog, dünyanın en gelişmiş arazi robotu olarak kabul ediliyor. Kaynak: Al Jazeera
Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri Atak T129 Avrupa'yı Fethetti
İngiltere'nin Farnborough kentinde düzenlenenen uluslararası havacılık fuarında, Türk mühendislerinin hazırladığı yerli yapım taarruz ve taktik keşif helikopteri ATAK ile insanız hava aracı ANKA MALE tanıtıldı. Türk Havacılık ve Uzak Sanayi (TUSAŞ)'nin katıldığı fuarda bu yıl, T129 ATAK taarruz ve taktik keşif helikopteri ve ANKA insansız hava aracı (İHA) sistemi ile birlikte diğer hava araçlarının sergilendiği statik alanda görücüye çıktı. Fuarda ATAK bir de uçuş gösterisi gerçekleştirdi. Avrupa'da ilk, dünyada ise ikinci kez uçuş gösterisinin gerçekleştirildiği ATAK helikopteri sergi alanında oldukça ilgi topladı. Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda stand açan TUSAŞ, hava araçlarının tanıtımının yanısıra Martin Baker firmaları arasında 'Fırlatma Koltuğu Alt Sözleşme İmza Töreni ve ardından bir resepsiyon düzenledi. Dünyanın en etkin taarruz helikopteri olma ünvanını elinde bulunduran T129 ATAK helikopteri, taarruz ve taktik keşif görevleri için çok amaçlı olarak Türk mühendisleri taradından tasarlanarak tamamlandı. Orta irtifa uzun havada kalışlı, insanız hava aracı ANKA ise gece ve gündüz, her türlü hava koşulunda, keşif, gözetleme, sabit/hareketli hedef tespit, teşhis ve gerçek zamanlı görüntülü istihbarat görevleri ve bir çok uçuş yeneteneği ile donatıldı. Fuara katılan TUSAŞ Grup Başkanı Bekir Ata Yılmaz, TUSAŞ'ın her yıl bu fuara katılmasına karşın bu yıl diğerlerinden farklılık gösterdiğini belirterek ilk kez kendi üretim ve tasarımları ile tamamlanan ürünleri sergilediklerini kaydetti. Yılmaz; ''İlk kez Türk mühendislerinin tasarladığı ürünler dünya fuarında görücüye çıktı. O bakımdan mutluyuz. Bundan sonra da özgün Türk çözümleri görülmeye devam edecek. Biz sadece Türkiye'nin ihtiyaçlarına çözüm üretmekle yetinmiyoruz. Aynı zamanda dünyanın önde gelen havacılık firmalarına da çok ciddi tasarım artı üretim ortağı olma vizyonumuzu da muhafaza ediyoruz diye konuştu. Yılmaz, büyük havacılık firmaları ile ilişkileri geliştirme hem de milli çözümler açısından TUSAŞ bugün önemli bir noktayı yaşadığını ifade etti. ATAK helikopterinin test uçuşu pilotları Arif Ateş ve Gökhan Korkmaztürk de uçuş gösterisinin ardından hava araçlarının sergilendiği alanda DHA'nın sorularını yanıtladı. Helikopterin ilk test uçuşlarını gerçekleştirdiklerini ve şu anda aracın kullanıma hazır olduğunu belirten test pilotu Gökhan Korkmaztürk, helikopter hazır olduğu için artık yurt dışında da tüm fuarlara katılabildiklerini belirterek hali hazırda ilk üç adetinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verildiğini ifade etti. ''TUSAŞ ve Türkiye olarak havacılık sektöründe varız demek istiyoruz'' diye konuşan test pilotu Arif Ateş ise, Avrupa'da ilk dünyada ise ikinci kez gösteri uçuşunu gerçekleştirdiklerini belirterek bu uçuşta helikopterin manevra kabiliyetini kısıtlı olarak gösterdiklerini ancak helikopterin gerçekte çok yüksek manevra kalibiyetine sahip olduğunu kaydetti. Dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda hava ve savunma sanayi firmalarının katıldığı fuar, 20 Temmuz'a kadar devam edecek.teknolojioku
Reklam