onedio
Erotik- Fantazi Sanatı Ve Sanat Tarihinde Karşımıza Pek Çıkmayan Ustalar
Sanata meraklı olsanız da olmasanız da, mutlaka bir yerlerde Sürrealizm, Kübizm, ya da Romantizm gibi sanat akımlarını duymuşsunuzdur.Picasso, Dali, Rembrand yada Rothko gibi sanata damgasını vurmuş ustaların ardından epey bir zaman geçmesine rağmen halen isimlerini biliyor ve az çok yapıtlarını tanıyoruz.Dadaizm, Fovizm, Kavramsal Sanat ve Güncel Sanat derken aralarında bir türlü yer bulamamış, ve hiç bir sanat tarihi temalı kitapta adı geçmeyen oldukça ilginç bir sanat akımı daha vardır.Erotik Fantazi Sanatı!Teknolojini gelişmesi ile birlikte Dijital ortamda halen ilgi gören bu akımın belli başlı büyük öncüleri bulunmaktadır.Konusu ve çarpıcı gerçekçilik etkisi ile özellikle çizgi roman severlerin, dövme sanatçılarının, çok iyi bildiği, ancak sanat dünyasında kendisine zar zor yer edinen 3 büyük Erotik Fantazi Sanatının öncülerini huzurlarınıza sunuyorum.
Dünya Tarihinin Gördüğü En Ürkütücü 5 Bilim Adamı
20.yüzyılda yaşamış Sovyet bilim adamı, transplantasyon yani organ naklinin öncüsüdür.Ancak,genellikle hayvanlar ve özellikle köpekler üzerindeki organ nakilleriyle ünlenmiştir. Bir köpek yavrusunun başını, ön ayaklarıyla birlikte, bir Alman kurt köpeğine naklederek çift başlı köpek elde etmiştir ve buna benzer bir çok deney yapmıştır. Aynı zamanda Demihov tarihin en başarılı cerrahları arasında gösterilir.
Bowling Toplarıyla Sarkaç Dalgası Yapmak
Farklı uzunluklarda ve eşit kütlelerde oluşturulan sarkaç setlerinin düşey doğrultu ile açılar yaparak sallanması sonucu basit harmonik hareket ortaya çıkar.Sarkacın oluşturduğu periyot yer çekim ivmesine ve sarkaç uzunluğuna bağlı olduğu için farklı periyotlarda salınımlar gerçekleşir. Zaman zaman rastgele hareket yapıyormuş gibi görünen sistem belirli noktada örnekleme hareketler yapar.
Maven, Mars Yörüngesinde
NASA'nın Maven uzay aracı, bir yıl önce başlayan yolculuğunu tamamlayarak Mars'ın yörüngesine ulaştı. Keşif aracı, dün sona eren yolculuğunda toplam 710 milyon kilometre mesafe kat etti. Maven, Mars'ın üst atmosferini inceleyerek gezegenin geçmişine ait ipuçları bulmaya çalışacak.Maven robotik keşif aracı, bir yıl süren yolculuğunu tamamlayarak Mars yörüngesine girdi. NASA, uzay aracının dün gerekli manevrayı yaparak Kızıl Gezegen'in yörüngesinde konumlandığını açıkladı. 671 milyon dolarlık bir projenin ürünü olan Maven, Mars'ın üst atmosferi hakkında bilgi toplayacak.Maven'ın yörüngeye girmesini takip eden altı hafta boyunca Colorado'daki mühendisler yer istasyonlarından uzay aracının irtifasını ayarlayacak ve deneysel donanımları aktif edilecek. Mars yüzeyine inmeyecek olan Maven, Mars'ın atmosferinden topladığı örneklerle Kızıl Gezegen'in geçmişi ve yüzeyindeki değişimlere ışık tutmaya çalışacak.Bilim insanları, atmosferinden elde edilecek bilgilerle, bir zamanlar Dünya'ya benzediğine inanılan Mars'ın nasıl soğuk ve kuru bir hale geldiğini anlamaya çalışacak. Mars'ın su ve ideal sıcaklık içeren geçmişinde mikrobiyolojik yaşam barındırıp barındırmadığı sorusu halen net olarak cevaplanabilmiş değil.Başarı sinyali 12 dakikada geldiMaven, ABD'nin Mars'a yolladığı 10'uncu uzay aracını temsil ediyor. Bu araçlardan üçü başarısız olurken, yedisi Kızıl Gezegen'e ulaşmayı başardı. Maryland'de bulunan Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Colleen Hartman, 'Tırnaklarım kalmadı ama başardık. Gerçekten inanılmaz' ifadesini kullanırken, NASA bilim görevlerinin başında yer alan John Grunsfeld, 'Tek kelimeyle inanılmaz bir görüntü' yorumunda bulundu.NASA, Maven'ın yörüngeye girmek için yarım saat süren manevrasına başlamak için frenlerini devreye soktuğu esnada saatte 16 bin kilometre hızla ilerlediğini belirtti. Manevranın tamamlanmasının ardından Maven'ın başarılı olup olmadığını anlamak için 12 dakika daha beklemek gerekti. Bu süre içinde Maven'ın gönderdiği radyo sinyalleri, Pazar günü Dünya'dan 222 milyon uzakta olan Mars'tan yer istasyonlarına ulaştı.Mars yörüngesinde keşif yapan NASA'nın MRO (Mars Yörünge Kaşifi) ve ESA'nın Mars Express uzay araçlarına iki gün sonra Hindistan'ın Mangalyaan uzay aracı da katılacak.Kaynak: Al Jazeera
Tüm Bilimkurgu Filmlerindeki Uzay Gemileri!
Sağlam bir bilimkurgu hayranıysanız dikkat! Dirk Loechel günümüze kadarki bilim kurgu eserlerinde yer alan uzay gemileri derlemesi nihayet bitti. Bu inanılmaz büyüklükteki tabloda ‘neredeyse’ tüm gemiler dahil edilmiş, Star Wars serisindeki ‘Death Star’ tabloya dahil olmasa bile kalan gemileri birbirleriyle kıyaslamak için birebir. Buradan büyük boyutlu haline erişebilirsiniz.
Her - A Spike Jonze Love Story Filmini Merak Ettiren 10 Sebep
Film izlerken hiç hissetmediğiniz duyguları hissetmeye hazır mısınız? Bir tarafta çağımızın unutulan iletişim aracı mektup, diğer tarafta çağın vazgeçilmezi akıllı cihazların bir araya geldiği bir film: HER. Hem duygu yüklü, hem bilim kurgu içerikli bir başyapıt. Tahmin edemeyeceğiniz bu kurguda, sıradan yaşantısını teknolojiyle değiştiren Theodore’un hayatını izliyoruz. Hala izlememiş iseniz sizi huylandıracak 10 sebep...
Reklam
Metrobüsteki Yoğunluğa 'Bilimsel' Çözüm
TÜBİTAK tarafından İETT için geliştirilen ulaşım modelinin devreye alınmasıyla metrobüs hatlarındaki yolcu yoğunluğu ve duraklarda bekleme süresinin azaldığı bildirildiTÜBİTAK'ın İETT için gerçekleştirdiği 'Metrobüsün Kapasite Artırımı ve Esnek Toplu Ulaşım Modeli' projesi kapsamında uygulamaya alınan toplu ulaşım modeliyle metrobüs hatlarındaki yolcu yoğunluğu ve duraklarda bekleme süresinin azaldığı bildirildi.TÜBİTAK'a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) tarafından gerçekleştirilen projenin ilk ayağını oluşturan metrobüs sisteminin kapasitesinin artırılması kapsamında araştırmacılar, ilk olarak yolculuk analizleri yaptı. Yolcuların hangi duraklarda binip hangi duraklarda indikleri, durakların yoğunlukları ve talepleri değerlendirildi. Metrobüslerin hızı ve duraklar arası mesafelerin belirlemesinin ardından elde edilen verilerin istatistiksel analizi, sistemin bilimsel yöntemlerle modellenmesi ve modelin simülasyonla test edilmesi sonucu iki yeni hat devreye alındı.Proje yürütücüsü Fahrettin Eldemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, metrobüse yoğun talebi karşılamada sıkıntı yaşayan İETT'nin kapasitenin artırılması konusunda TÜBİTAK TÜSSİDE’ye başvurduğunu belirtti.İki kurum arasında imzalanan protokolün ardından çok ciddi altyapı maliyetlerine girmeden bu konuya nasıl çözüm getirebileceklerini düşünmeye başladıklarını dile getiren Eldemir, planlama konusuna bilimsel yönden yaklaşarak faydalı bir çözüm ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.'Metrobüsteki günlük ortalama yolcu sayısı 800 bine çıkacak'Eldemir, projeye başladıklarında metrobüs hattında 407 aracın çalıştığını, bu sayının daha sonra 450'ye çıktığını anlatarak, direkt otobüs sayısını artırmanın çözüm olmadığını kaydetti.Günde ortalama 700 bin yolculukla başlanıldığını, Kasım 2013'e gelindiğinde ortalama yolcu sayısının 780 bine çıktığını bildiren Eldemir, 'Bu rakam mart ayında dengelenme noktasına geldi, çünkü kapasite son noktasına kadar kullanılmaya başlanmıştı. Ekim ayıyla beraber yeniden yoğun bir talep başlayacak. Metrobüsteki günlük ortalama rakamların 800 bine çıkacağını tahmin ediyoruz' dedi.Özellikle projeye başladıklarında Cevizlibağ ile Şirinevler arasındaki kesitlerde İETT'nin sunduğu hizmetin ötesinde bir talebin söz konusu olduğuna dikkati çeken Eldemir, sözlerini şöyle sürdürdü:'İlk olarak 'otobüsleri hatlara daha uygun şekilde nasıl dağıtabiliriz' diye baktık. Olabilecek tüm hat kombinasyonlarını bir matematiksel modelin içine koyduk ve hiç çözüme müdahale etmeden tamamen bilgisayar yardımıyla çözüm istedik. Model bize yeni hatlar önerdi. Bu yeni hatların içinde uygulanabilir olanlarına baktık. Daha detaylı bir şekilde analiz edildi. Yolcu hareketleri nasıl değişiyor, ileriye yönelik nasıl bir sonuç verir, bütün bunlar analiz edildi. Emin olana kadar simülasyonlar yapıldı, matematiksel modelin verdiği çözümü direkt kabul etmek yerine duyarlılık analizleri de gerçekleştirip sahada kısmen uygulamaya geçmiş olduk.''Aktarma sayısını 18 binin altına indirdik'Fahrettin Eldemir, uygulama safhasında metrobüs hattına Söğütlüçeşme-Avcılar ve Beylikdüzü-Zincirlikuyu hattının eklendiğini belirterek, 'Aktarma sayılarında ciddi oranda düşüş oldu. 720 bin yolculuğun 200 bini aktarma kullanıyordu. Bu aktarma sayılarını 18 binin altına indirdiğimizi düşünüyoruz' diye konuştu.'En yoğun hatta sunulan kapasitenin yüzde 108'ine çıkılan zamanlar oluyordu' diyen Eldemir, 'Şimdi bu yoğunluk en yoğun olduğu zaman diliminde en yoğun kesitte yüzde 94-95 civarında kalmış olacak. Yani en yoğun kesitteki istasyonda bekleyen yolcunun dolu olduğu için otobüse binememe durumu olmayacak' değerlendirmesinde bulundu.Eldemir, sistemin henüz her şeyiyle çözülmediğini, metrodan yolcu aktarmalarının daha çok Şirinevler ve Yenibosna istasyonlarında gerçekleştiğini, bu istasyonlarda daha farklı çözümler düşünülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.'Yolcuların seyehat süresi kısaldı'İETT Genel Müdürü Mümin Kahveci ise toplu ulaşım hat ağını iyileştirmek, yolcuların gidecekleri yere daha kısa sürede varmalarını ve daha güvenli seyahat etmelerini sağlamak amacıyla TÜBİTAK TÜSSİDE ile işbirliği yaptıklarını söyledi.Projenin ilk aşamasındaki hedeflerinin metrobüsteki seyahat sürelerini kısaltmak, verimliliği ve güvenliği artırmak olduğunu dile getiren Kahveci, şöyle konuştu:'İlk adım uygulamaya başlandı. Beylikdüzü-Zincirlikuyu hattındaki yolcu kalabalıkları azaldı. Söğütlüçeşme'den Avcılar'a kadar yolcularımız kesintisiz seyahat edebiliyor. Şoförlerin çalışma şartları biraz daha iyileşti. Böylece hem bizim için ekonomik bir tasarruf oldu hem de yolcuların seyahat süresi kısaldı.'Projenin ikinci aşaması kapsamında İstanbul'daki 750 toplu ulaşım hattının optimizasyon çalışmasına başladıklarını vurgulayan Kahveci, araç teknolojisini iyileştirmeye ve akıllı ulaşım sistemleri konusunda TÜBİTAK'ın bilgi ve birikimlerinden yararlanmayı sürdüreceklerini kaydetti.Dünya
İnsan Hafızasıyla İlgili 10 İnanılmaz Gerçek
İnsan beyni evrenin en bilinmeyen, en karmaşık ve en mucizevi ögesidir. Bu yapıyı araştıran nöropsikoloji, psikoloji ve biyoloji olmak üzere üç bilim vardır.Bazen insan beyni hakkında ilginç şeyler öğreniriz. İşte burada da o şeylerden on tane var.
Reklam
Bu Hafta 8 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 4'ü yerli, 8 film vizyona girecek.'Kanunsuzlar'Barış Erçetin'in yönettiği ve Bülent Çolak, Orhan Eşkin, Umut Temizaş, Fatih Koyunoğlu, Sarp Bozkurt, Kerem Corogil, İsmail Oral, Erdinç Kurt, Levent İnanır, Rıza Sönmez, Aslı Altaylar, İhsan Gedik ile Zafer Atlı'nın oynadığı 'Kanunsuzlar' izleyici ile buluşacak.Filmde, kısa yoldan zengin olmak isteyen iki arkadaşın yaşadıkları anlatılıyor.'Çilek'Yönetmen Günhan Emrah Sönmez imzası taşıyan filmde, Azra Akın, Kadir Özdal, Bülent Şakrak ile Selen Öztürk rol aldı.Dram ve macera ağırlıklı polisiye türündeki filmde, kasabanın güzel kızı Çilek ile ona aşkını ilan etmek isteyen Kaan'ın maceraları beyaz perdeye yansıtılıyor.'Tersine'Faik Ahmet Akıncı'nın yönettiği ve Şenol İpek, Senem Hakkı, Cumhur Sarı ile Nuray Kanal'ın oynadığı 'Tersine', toplumdaki cinsiyet ayrımcılığı konusuna sıra dışı bir bakış açısıyla yaklaşıyor.'Dayak yiyen, tecavüze uğrayan, çocuk yaşta evlendirilip ağır sorumluluklar altına itilen, öldürülen erkek olsaydı?' teziyle yola çıkan film, insan ilişkilerinde kadın ve erkeğin hayat içindeki konumlarını değiştirip, yaşanılan sorunu erkeğin mağduriyeti açısından beyaz perdeye aktarıyor.'Böcek'Bora Tekay'ın yönettiği ve Uğur Bilgin, Leyla Yüngül, Barış Yılmaz Gündüz ile Engin Karabacak'ın oynadığı 'Böcek', fantistik komedi türünde bir yapım.Filmde DVD dükkanında çalışan çocukluk arkadaşı Uğur ve Barış'ın yaşadıklarına yer veriliyor.'Dünyada 20.000 Gün'33. İstanbul Film Festivali'nden Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü kazanan, Sundance Film Festivali'nden de 'En İyi Yönetmen' ve 'En İyi Kurgu' ödülleri ile dönen 'Dünyada 20.000 Gün', 40 yıldır müzik yapan şarkıcı, söz yazarı ve besteci Nick Cave'in yaşamını konu alıyor.Yönemen Iain Forsyth ve Jane Pollard'ın ilk uzun metrajlı filmi, sinemaseverleri Nick Cave'in yaşamındaki 20 bininci günü izlemeye davet ediyor. Cave'in sözlerini yazdığı ve ilk melodilerini oluşturduğu bestelerini nasıl canlı bir şova dönüştürdüğünün anlatıldığı filmde, sanatçının Kylie Minogue, Warren Ellis ve Ray Winstone gibi isimlerle yaşadığı anlardan kesitler sunuluyor.'Monako Prensesi Grace'Nicole Kidman, Tim Roth, Frank Langella ile Paz Vega'nın oynadığı 'Monako Prensesi Grace' adlı filmin yönetmen koltuğunda, 'Kaldırım Serçesi' filmiyle biyografi filmlerindeki başarısını ispat eden Olivier Dahan oturuyor.Filmde, Hollywood'daki şöhretini ve kariyerini bir kenara bırakarak Monaco Prensi Rainier ile evlenen Grace Kelly'nin, Prenses Grace olarak sürdürdüğü yaşamının öyküsü izlenebilecek. Filmde, Prenses Grace rolünde Avustralyalı Oscarlı yıldız Nicole Kidman rol alıyor.'Eğer Yaşarsam'R. J. Cutler'ın yönettiği 'Eğer Yaşarsam' filminin oyuncu kadrosunda Chloe Grace Moretz, Mireille Enos, Joshua Leonard ile Jamie Blackley bulunuyor.Gayle Forman'ın çok satan aynı adlı romanının uyarlaması olan filmin konusu özetle şöyle:'Mia Hall (Chloe Grace Moretz), hayatında karşı karşıya kalacağı en zor kararın, Juillard'da müzik hayallerinin peşinden gitmek ile hayatının aşkı Adam'la (Jamie Blackley) beraber olmak için farklı bir yol izlemek arasında olacağını sanıyordur. Fakat tasasız bir aile gezintisi olması gereken araba yolculuğu bir anda her şeyi değiştirir, şimdi Mia'nın hayatı pamuk ipliğine bağlıdır. Pek çok şeyin açıklığa kavuştuğu bir gün boyunca ölüm ile yaşam arasında sıkışıp kalan genç kızın vermesi gereken tek bir karar kalmıştır ve bu karar, yalnızca geleceğini değil, kaderini de belirleyecektir.''Labirent: Ölümcül Kaçış'Wes Ball'ın yönettiği ve Dylan O'Brien, Thomas Brodie Sangster, Will Poulter ile Kaya Scodelano'nun oynadığı 'Labirent: Ölümcül Kaçış' bilim kurgu ve aksiyon meraklılarının ilgisini çekmeye aday.James Dashner'ın Ekim 2009'da yayınladığı ve 'New York Times En İyi Satış' ödüllü kitabından esinlenilen filmde, Dylan O'Brien 'Thomas' adlı bir genci canlandırıyor.Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA
Astronotlar İçin Dar Biyo-Giysi Üretilecek
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacıları, astronotları fazlasıyla büyük basınçlı giysilerden kurtarmak için yeni bir biyo-giysi üzerinde çalışıyor. Yeni astronot giysisi, vücudu saracak şekilde tasarlandı.Astronotlar yakın gelecekteki uzay görevlerinde zar zor hareket ettikleri büyük giysilerden kurtulabilir. MIT'de uzay, havacılık ve mühendislik sistemleri profesörü olan Dava Nerman'ın başını çektiği araştırmada, astronotları 'ikinci deri' gibi saracak bir biyo-giysi geliştiriliyor. BioSuit adı verilen giysi, basınç oluşturmak için vücudu yay benzeri şeritlerle kaplayacak bir tasarıma sahip. Şerit iplikler, tek bir yöne bükülebilen veya kıvrılabilen nikel-titanyum alaşımdan yapıldı. Alaşım, ısıtıldığında ilk şekline geri dönme özelliğine sahip. Basınç kelepçeleri gibi tanımlanan alaşım şeritler, elektrik verildiği zaman ısınıyor ve büzülerek vücudu tamamen kaplayacak bir biyo-giysi haline geliyor.MIT News sitesinde çalışmalarını anlatan Newman, 'Geleneksel uzay giysileri, uzay boşluğunda hayatta kalmanız için gereken atmosferin 3'te 1'inin sağlayan gaz dolu bir balondan farksız... Biz aynı basıncı mekanik karşıbasınçla gerçekleştirmek istiyoruz. Basıncı doğrudan deriye uygulayarak, böylece tüm gaz basıncının önüne geçmeyi amaçlıyoruz' dedi.BioSuit, soğutulduğu zaman genişliyor ve rahatça çıkarılabilecek bir hale geliyor. Newman ve ekibinin üstesinden gelmesi gereken en önemli basamak ise BioSuit'i oluşturan şeritlerin kenetlenmiş halde durmasını sağlamak. Uzun bir süre giysiye elektrik vermek aşırı ısınmaya ve astronotun hareket edemez hale gelmesine neden olabilir. Bu aşamada araştırma ekibi giysiyi kenetlenmiş halde tutacak bir 'kilit sistemi' üzerinde kafa yoruyor.Newman, BioSuit giysininin sadece uzay görevlerinde değil, aynı zamanda atletler hatta askerler tarafından kullanılabileceğini düşünüyor. Newman, BioSuit'in sahip olacağı sensörler sayesinde giyen kişinin sağlık durumu hakkında da bilgi vereceğini ifade etti.BioSuit hakkındaki araştırma IEEE/ASME: Transactions on Mechatronics dergisinde yayımlandı.Kaynak: Al Jazeera
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
İskoçya’nın bağımsız yeni bir devlet olması için mücadele edenler, halkoylamasını net bir farkla kaybettiler. Evet ile hayır oyları arasındaki 11 puanlık fark, kamuoyu araştırmalarının son güne kadar verdikleri sonuçtan epey daha yüksek. İskoçya’nın Birlşik Krallık’tan ayrılmasını talep edenler halkoylamasını kaybetti ama sürecin en büyük kazananı gene de bağımsızlık yanlısı cephe oldu. Bağımsızlığa evet diyenlerin kamuoyu yoklamalarında beklenmedik biçimde son altı ayda yükselmesi karşısında paniğe kapılan Muhafazakar, Liberal ve İşçi partilerinin liderleri, yani iktidar ve muhalefet elele, seçimden üç gün önce ortak bir metin yayımlayıp, bir tür söz verme gereği duydular. Bir tarihi parşömeni andıran mizansende sunulan bu metinde üç lider, biraz kaba bir özetle, “n’olur gitmeyin, birlikte kalalım, ne isterseniz kabulümüz” diyorlardı.
Reklam
Hitchcock'un Filmi Bitkisel Hayattaki Hastayı Uyandırmaya Yetti
Yönetmenin ‘Bang! You're Dead’ filminin izletildiği, gözleri açık, komada olan 34 yaşındaki hastanın beyni, sağlıklı kişilerinkine benzer tepkiler verdi. Bilim insanları, filmlerin komada olduğu düşünülen hastalarda bilinç belirtilerini tespit için yeni bir kapı açabileceğini düşünüyor.İngiliz asıllı ABD’li yönetmen Alfred Joseph Hitchcock'un filmini izleyen bitkisel hayattaki hasta bazı uyanıklık ve farkındalık belirtileri gösterdi.Kanadalı bilim insanları, 1997'de bir kavga sırasında göğsüne aldığı yumruk nedeniyle bir süre kalbi duran ve üç hafta komada kalan, gözleri açık olmasına rağmen bitkisel hayata giren 34 yaşındaki hastanın Hitchcock'un 1961 yapımı televizyon dizisi ‘Bang! You're Dead’e tepki verdiğini belirledi.Bilim insanları amcasının tabancasını bulan ve bunu oyuncak sanıp etrafına ateş açan bir çocuğun hikayesinin anlatıldığı filmi önce 12 kişiye izletti ve katılımcıların beyin görüntülerini inceledi.Daha sonra film 16 yıldır bitkisel hayat yaşayan 34 yaşındaki hasta ile 2007'den bu yana komada olan 20 yaşındaki bir kadına izletildi.Kadının gözleri açık olsa da hiçbir bilinç belirtisi göstermediği tespit edildi. 34 yaşındaki hastanın beyninin ise filmi izlerken sağlıklı kişilerinkiyle benzer tepkiler verdiği görüldü.Bilim insanlarından Lorina Naci, tepki vermeyen hastalardaki bilince ilişkin sinir sinyalleri belirlemek için çok az yöntem bulunduğunu ve bunu televizyon filmiyle test etmek istediklerini belirtti.Filmi izlediğinde çok korktuğunu belirten Naci, herkesin tepkisinin aynı olmayabileceğini ancak 34 yaşındaki hastanın filmi anladığını düşündüklerini vurguladı.Bilim insanları bitkisel hayattaki beş hastadan birinin bilinçli olabileceğini, sadece tepki veremediğini belirterek, sonuçların derin komada olduğu düşünülen hastalarda bilinç belirtilerini tespit için yeni bir kapı açabileceğine dikkati çekti.Sonuçları ‘Nature’ dergisinde yayımlanan araştırma, 16 yıldır bitkisel hayatta olan hastanın ailesine de bir nebze umut verdi.Kaynak: AA
Hitchcock, 16 Yıldır Bitkisel Hayattaki Bir Hastayı ‘Uyandırdı’
İngiliz asıllı ABD'li yönetmen Alfred Joseph Hitchcock'un filmini izleyen bitkisel hayattaki hasta bazı uyanıklık ve farkındalık belirtileri gösterdi.Dünyaca ünlü korku filmi yönetmeni Alfred Hitchcock 'un 'Bang! You're Dead' filminin izletildiği, gözleri açık, komada olan 34 yaşındaki hastanın beyni, sağlıklı kişilerinkine benzer tepkiler verdi.Kanadalı bilim insanları, 1997'de bir kavga sırasında göğsüne aldığı yumruk nedeniyle bir süre kalbi duran ve 3 hafta komada kalan, gözleri açık olmasına rağmen bitkisel hayata giren 34 yaşındaki hastanın Hitchcock'un 1961 yapımı televizyon dizisi 'Bang! You're Dead'e tepki verdiğini belirledi.Bilim adamları önce 12 kişiye amcasının tabancasını bulan ve bunu oyuncak sanıp etrafına ateş açan bir çocuğun hikayesinin anlatıldığı filmi izletti ve katılımcıların beyin görüntüleri inceledi.Daha sonra film 16 yıldır bitkisel hayat yaşayan 34 yaşındaki hasta ile 2007'den bu yana komada olan 20 yaşındaki bir kadına izletildi. Kadının gözleri açık olsa da hiçbir bilinç belirtisi göstermediği tespit edildi. 34 yaşındaki hastanın beyninin ise filmi izlerken sağlıklı kişilerinkiyle benzer tepkiler verdiği görüldü.Bilim insanlarından Lorina Naci, tepki vermeyen hastalarda bilince ilişkin sinir sinyallerini belirlemek için çok az yöntem bulunduğunu ve bunu televizyon filmiyle test etmek istediklerini belirtti.Filmi izlediğinde çok korktuğunu belirten Naci, herkesin tepkisinin aynı olmayabileceğini ancak 34 yaşındaki hastanın filmi anladığını düşündüklerini vurguladı. Bilim adamları bitkisel hayattaki 5 hastadan 1'inin bilinçli olabileceğini, sadece tepki veremediğini belirterek sonuçların derin komada olduğu düşünülen hastalarda bilinç belirtilerini tespit için yeni bir kapı açabileceğine dikkati çekti.Sonuçları 'Nature' dergisinde yayımlanan araştırma, 16 yıldır bitkisel hayatta olan hastanın ailesine de bir nebze umut verdi.T24
Reklam
Müziğin Bugüne Kadar Bilmediğiniz Sağlık Üzerindeki 9 Faydası
etiket
Hiç müziğin olmadığı bir dünya düşündünüz mü? Ne kadar uzak değil mi? Tarihe baktığımızda hemen hemen her uygarlığın din, meditasyon, tıp, ritüeller ve eğlence için farklı şekillerde de olsa müziği kullandığını görürüz. Sizler için müziğin sağlık üzerindeki kanıtlanmış etkilerini derlemeye çalıştık.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Türkiye’nin IŞİD’i desteklediğini düşünmüyorum. Kuşkusuz Ankara Suriye politikasında hatalar yaptı, bazı ”nahoş” gruplarla fazla içli dışlı oldu, cihatçı gruplardan gelen tehdidi küçümsedi, Esad’ın devrilmesini rasyonel olmayan boyutlarda bir idefiks haline getirdi vs.Ancak IŞİD’e aktif olarak destek sağlamış değil.İyi de zaten bunu iddia eden de yok!Batı medyasında çıkan yayınlardan hiçbiri Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiğini iddia etmiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eleştiri oklarına hedef olan haberler, aslında IŞİD’le ilgili birçok ülkede yapılan haberlerden çok farklı değil.
Reklam
Destiny, Bütçesiyle Hollywood Filmlerini İkiye Katladı
Günümüzde piyasaya sürülen video oyunları maliyetleri ile Hollywood filmleri ile yarışır hale geliyor. Yaklaşık 500 milyon dolarlık (1.2 milyar TL) fiyatıyla 'Destiny' adlı oyun yeni bir rekora imza attı.Uzaylılara karşı verilen savaşı konu alan oyun, bütçesiyle çoğu Hollywood filmine rakip oldu. Yüksek bütçesiyle sektördeki çıtayı oldukça arttıran oyun, günümüzden 700 yıl sonrasını konu alan bilim kurgu bir senaryoya sahip bulunuyor. Oyunun 60 dolara (130 TL) satışa sunulacağı iddia ediliyor.teknolojioku
Japon Balığına Tümör Ameliyatı
Avustralya'da bir veteriner, bir Japon balığının kafasındaki tümörü ameliyatla aldı. Dr. Tristan Rich , 80 gramlık Japon balığının kafasında çıkan tümörü ameliyatla aldı. ' George ' adlı balığın başındaki tümörün büyümesini takip eden sahipleri, tümörün 10 yaşındaki balığın nefes almasını, yüzmesini ve görmesini zorlaştırması üzerine balığı muayeneye götürdü.Veterinerlerin muayene sonucu, balığın ameliyat edilmesi veya uyutularak öldürülmesi seçeneklerini sunması üzerine, George'un sahipleri ameliyatı seçti. Veteriner Rich , 200 dolara mal olan ameliyatta George'un başındaki tümörün başarıyla alındığını ve balığın iyileşme sürecinde olduğunu söyledi.Kaynak: Sabah
İnsanlar 500 Yılda 322 Hayvan Türünü Yok Etti
Nesli yok olan hayvan türlerine yönelik bir araştırma, 322 türün insanlar nedeniyle dünyadan silindiğini gösterdi. Araştırmada, türlerin yok olma hızının son 200 yılda hızlandığı belirtildi.Bilim insanları, hayvan türlerinin insanlar tarafından giderek artan bir tehdit altında kaldığını, özellikle amfibi ve omurgalı canlıların daha büyük bir risk altında olduğunu belirtti. Omurgalı hayvanların sayısının, insan nüfusunun iki katına çıktığı son 35 yılda yarı yarıya azaldığı belirtildi.Science dergisinde yayımlanan araştırma, insanların artan nüfusun etkisiyle geride kalan 500 yılda 322 hayvan türünün yol olduğunu ortaya koydu. Ekolog ve zoologların başını çektiği bilim insanları, eğer önlem alınmazsa hayvan türlerinin tersine çevrilmesi mümkün olmayan riskler altında kalacağı uyarısında bulundu.Stanford Üniversitesi'nden Rodolfo Dirzo, Discovery News sitesine yaptığı açıklamada, 'Eğer insan nüfusunun artışı kontrol edilmezse, 2100 yılında yaklaşık 27 milyar insan olacak. Bu düşünmesi bile zor olan, ayakta tutulması çok zor bir sayı' dedi.Dirzo, Dünya'nın kaynaklarının uzun ömürlü olması ve hayvanların riske atılmaması için 'nüfusun kontrol altına alınması gerektiğini, karbondan bağımsız teknolojilerin geliştirilmesini, gıda ve yiyeceklerin daha etkin üretilmesini ve daha az tüketmemiz gerektiğini' söyledi.Araştırma ekibinde yer alan Haldre Rogers ve Josh Tewksbury, 'hayvanların insanlar için öneminin yiyecek, enerji, para ve gelişimin gerisinde kaldığını' ifade etti. İkili, 'ekosistem içinde hayvanların değerine dikkat edilmediği sürece sayılarının azalmaya devam edeceğini' söyledi.Ekonomi ve gıda için çok önemlilerBilim insanları her ne kadar önemleri arka planda kalsa da, hayvanların gıda ve ekonominin sürekliliği adına çok önemli bir role sahip olduğuna dikkat çekti.Dünya Vahşi Yaşam Fonu'na bağlı Luc Hoffman Enstitüsü'nün direktörü olan Tewksbury, Güneydoğu Asya'daki Mekong Nehri Havzası'nın balık üretimiyle 60 milyon insana yiyecek sunduğunu; Namibya'nın yıllık ziyaretçilerinin yüzde 73'ünün ise ülkedeki ulusal parkları görmeye gelen turistler olduğunu belirtti.Tewksbury, Latin Amerika'da düzenlenen balina izleme turlarının her yıl 275 milyon dolarlık gelir sağladığını; sadece ABD'de köpekbalıkları izleme turlarının ise yıllık 314 milyon dolar kazanç getirdiğini söyledi. Bu sektör aynı zamanda ABD'de 10 bin kişiye iş imkanı sunuyor.Science dergisindeki araştırmaya katkıda bulunan Tewksbury ve diğer bilim insanları, ekosistemin korunması adına insan sağlığı, polen dağılımı, tarım ilacı kontrolü, su kalitesi, gıda yeterliliği ve diğer kritik faktörlerin düzene girmesi gerektiğinin altını çizdi.Kaynak: Al Jazeera
Reklam