Sony, Otomobil Parçası Üretecek
Sony bu kez tüketiciler için elektronik bir cihaz üretmek yerine otomobil üreticileri için görüntü sensörü üretti.Bu ay yaptığımız bir haberde Japonya’da sanayi sektöründeki gelirlerin son günlerde tüketici ürünlerinden daha çok sanayi ürünleri üretmesi nedeni ile arttığına yer vermiştik.Bunlardan birisi de Sony’nin otomobillere monte edilen kameralar üreteceğini açıklaması oldu. Otomobil üreticileri sürücülere park ve güvenli sürüş konusunda yardımcı olması için otomobillere kameralar monte etmeyi tercih ediyor. Bu sensörlerin ayrıca kendi kendine giden otomobiller üretme çabalarına yardımcı olması da bekleniyor.Sony sözcüsü konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu, otomobillere yönelik ürettiğimiz ilk sensör. Bu sektörün büyüme potansiyeli olduğunu gördüğümüz için bu segmente girmeye karar verdik” dedi.Sony, Aralık 2015’te satışa sunulması beklenen sensörlerin karanlıkta daha iyi görüş açısı sunacağını belirtiyor. Şirket halihazırda otomobil üreticileri için kameralar satıyor ancak bu kameralar otomobil odaklı olmaktan çok genel amaçlı kameralar.Sensör üretimi elektronik devi için yıldız bir oyuncu gibi. Sony’nin ürettiği sensörler Apple’ın iPhone telefonları ve Sony’nin kendi üretimi olan Xperia telefonlarında da kullanılıyor. Haziran ayı sonunda biten üç aylık periyotta sensör segmentinden elde edilen gelir bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 91 artışla 164 milyon dolara yükseldi.Şirketin CEO’su Kazuo Hirai, sensör segmentini oyun ve mobil seğmenleri ile birlikte kilit öneme sahip üç segmentten biri olarak gösterdi.Silikon Vadisi’nin yeni oyuncuları Google ve Tesla Motors gibi şirketler otomobillerde inovasyona ağırlık veriyor. Aynı zamanda bir çok Japon şirketi de bu oyuna dahil olmaya çalışıyor. Tesla’ya da batarya üreten Panasonic otomobil parçası üretimini önemli bir segment olarak gösteriyor.Analistler geç kalmış olsa da Sony’nin otomobil sensörü üretimi ile bu segmentte önemli bir oyuncu olacağını belirtiyor.WSJ
17 Ekim 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Hayvanlar Alemi Algınızı Değiştirecek 19 Sıradışı Bakış Açısı
Bu fotoğrafları gördükten sonra hayvanat bahçesi ziyaretleriniz asla eskisi gibi olmayacak. Belki de yolda gördüğünüz bir hayvan hakkında çok farklı şeyler düşüneceksiniz. Ama haksız mıyım? Dünyaya farklı bir açıdan bakıp, hayvanların ilginç yönlerini görebilmek oldukça ilginç değil mi?
Mutlu Olmanın 10 Bilimsel Formulü
Psychological Bulletin'de yayınlanan araştırmaya göre; kendiniz için değil de, başka insanlar için para harcamak, size kendinizi daha iyi hissettirecek. En mutlu insanların, en büyük vericiler olduğunu ortaya koyan araştırmaya göre; bağış yaparak ve başkalarına para vererek mutluluğu yakalayabilirsiniz.
Zeytin Ağaçları Hukuksuz Kesilen Yırcalılar: 'Evlatlarımız Kesiliyor'
Soma’ya bağlı Yırca’ya yapılması planlanan kömürlü termik santrali için Kolin A.Ş. tarafından zeytin ağaçlarının kesilmesi üzerine bir grup köylü eylem yaptı.Kesilen zeytin ağaçlarını yanlarına alan köylüler, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ile birlikte otobüsle Manisa Valiliği önüne geldi. Köylü kadınlar ’Zeytinimi Kesme’, ’Zeytinime Dokunma’ pankartlarını açarak tepkilerini dile getirdi. Kesilen zeytin ağaçları, Valilik önüne bırakıldı.'Tarım arazilerimiz neden yok ediliyor?'Yırca Köyü sakinlerinden Sedat Sami Özdemir , köylerinin yakınında 2 termik santral bulunduğunu, üçüncüsünü istemediklerini ve zeytin ağaçlarının hukuksuzca kesilmesinin önlenmesi gerektiğini söyledi.Özdemir, şöyle dedi: 'Mağdur durumdayız. Motorlu testerelerle zeytinlik alanına girip, kanunsuz bir biçimde zeytin ağaçlarını kesiyorlar. Böyle bir şey yasal değilse neden kesiyorlar? Devletimiz bizi neden korumuyor? Devletimizin 3-5 çapulcu teröristin ayağına gidip pazarlığa oturuyor da köylüye gelip de neden bize yol göstermiyor? Neden bizimle anlaşmıyor? Bizim yaşama hakkımız yok mu? Bu tarım arazilerimiz neden yok ediliyor? Bizimle bile temasa geçmiyorlar.''Yetiştirdiğimiz evlatlarımız kesiliyor'Yırca Köyü sakinlerinden Nermin Kocaeri ise, zeytin ağaçlarını evlatları gibi gördüklerini anlatırken, 'Yetiştirdiğimiz bu evlatlarımız kesiliyor. Bir çocuğun el ve ayağını kesebilir misin? Zeytinlerimizi çocuk gibi yetiştirdik. Malımızı, canımızı alıyorlar. Biz para pul değil, canımızı istiyoruz' dedi.CHP'li Özgür Özel: Firma milis güçleri oluşturmuşAcele kamulaştırmanın iptali için açılan davanın Danıştay 6’ncı Dairesi’nde görüldüğünü belirten CHP’li Özel, şöyle dedi: 'Bu acele kamulaştırmaya karşı Danıştay 6’ncı Dairesi Kolin A.Ş.’nin savunmasını istedi. Yürütmeyi durdurmayla ilgili kararını vermek üzere firmaya 15 gün savunma süresi verdi. Bu 15 gün sonunda mahkeme bir karar verecek. Bu karardan önce firma usulsüz milis güçleri oluşturmuş. 4 tane adam var. Ellerinde elektrikli testere ve koşarak giderek, 10 saniyede bir ağaç kesiyorlar.'Vali Yardımcısı Yüce ile görüşen köylüler daha sonra geldikleri otobüsle Yırca’ya döndü.T24
Reklam
Kocasının Spor Arabasını Sanat Eserine Dönüştüren Yaratıcı Sanatçı
Collen Kelton, Japonya'da bulunan ABD birliklerinde çalışıyor ve tam bir spor arana hastası diyebiliriz. 1995 model bir R33 Nissan Skyline GTR'ı var. Aracın performansının harika olmasına karşın Kelton'un araçta sevmediği bir şey vardı. O da aracın gri rengi...  O dönemde kız arkadaşı, şimdilerde ise eşi olan sanatçı Allison bu duruma harika bir çözüm önerisi getirdi. İlk önce Collen'i ikna etmek için tamponun minik bir kısmına girdap deseni yaptı. Collen beğenince de tüm arabayı bu desenlerle donattı ve ortaya sanat eseri gibi duran bir sürat makinesi çıktı. Eşlerimizin ve kız arkadaşlarımızın bu kadını örnek alarak arabalarımızı kıskanmak yerine, onlarla iyi geçinmesi dileğiyle...
Sadece Seyahat Tutkunlarının Anlayabileceği 30 Durum
Ev; 4 duvar arasına kurulan yaşam alanı değil, insanın kendini huzurlu hissettiği yerdir diye boşuna dememişler. Eğer siz de bir seyahat tutkunuysanız eviniz olarak tabir edebileceğiniz birden fazla şehir olduğuna eminiz.  Seyahat tutkunları için söyleyeceklerimizin hepsi bu kadar değil tabi ki:İşte, size 'bizi bizden başka kimse anlamaz' dedirten 30 durum;
Reklam
Tarihin En Sıcak Eylül'ü
NASA, tarihin en sıcak Ağustos ayının ardından, Eylül'ün de kendi rekorunu kırdığını açıkladı. Verilere göre 2014 insanlık tarihinin en sıcak yılı olabilir.NASA Uzay Çalışmaları Goddard Enstitüsü (GISS) tarafından yapılan analizler, Ağustos'un ardından bugüne kadar yaşanan en sıcak Eylül'ü geride bıraktığımızı gösterdi. 1880'den bu yana yapılan ölçümlerde, bir önceki rekor 2005 yılındaki Eylül'de kırılmıştı. Ölçümlere göre, Eylül ayı 1951-1980 ortalamasının 0.778 derece daha üzerine çıktı.NASA ve Ulusal İklim Veri Merkezi (NCDC), geride kalan yazı, tarihin en sıcak ayların olarak açıklarken, 2014'ün insanlık tarihinin en sıcak yılı olabileceği ifade edildi. NCDC'de iklim bilimci olan Jake Crouch, 'geride kalan ayların bugüne kadar ölçülen en sıcak aylar sıralamasında ilk beşe girmesi halinde 2014'ün en sıcak yıl olacağını' söyledi.Bilim insanları, sıcaklık artışında okyanuslardaki ısının önemli rol oynadığını, Pasifik Okyanusu'nun tropik bölgelerindeki artışa El Nino'nun katkıda bulunduğunu belirtti. Livescience sitesine açıklama yapan Atmosfer Araştırması Ulusal Merkezi'nden Kevin Trenberth, 'sera gazlarıyla yayılan ısının yüzde 90'ının okyanuslarda saklandığını' ifade etti.Sırasıyla en sıcak yıllar olarak kayıtlara geçen 2010, 2005, 1998, 2013 ve 2003 yılları arasında sadece 2013 büyük bir El Nino'ya tanık olmadı. 2014'te de yaşanmasa da, bilim insanları, yıl sona ermeden El Nino güney salınımlarının gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu belirtti.Araştırmacılar, en sıcak aylar arasındaki sıcaklık farkının birçok faktörden kaynaklanıyor olabileceğini, farklılıkları tespit ederek küresel ısınmaya daha geniş açıdan bakabileceklerini not düştü.Kaynak: Al Jazeera
Size 'Şu Adam/Kadına Bak, Bir de Yanındakine Bak!' Dedirtecek 15 Çift
Toplumun gözü önünde olan insanlar için yaşadıkları ilişkiler her zaman soruna yol açmıştır. Hayranlarının tepkilerinden tutun da, magazin basınına kadar herkes ilişkinizin içindedir. Biz de kamuoyu tarafından farklı tepkilerle karşılanan, yok artık dedirten ilişkileri inceledik. NOT: Galeri hazırlanırken kesinlikle kişisel tercihlerle dalga geçme gibi bir niyet güdülmemiştir. En nihayetinde bu aşktır, güzel bir şeydir.
Reklam
Sevgilinizi Terk Ederken Kullanabileceğiniz 12 Yalandan Teselli Cümlesi
Sevgilimiz olan kişiye, onunla olan ilişkimizi bitirmek istediğimizi söyleyebilmek için şekilden şekile gireriz. Birçoğumuz için, belki de hayatımızdaki en zor anlardır onlar. Bir türlü uygun zaman gelmez veya gereken cesareti bulamayız. Kıvrınıp dururuz ama ilişkiyi bitirmek istediğimizi bir türlü söyleyemeyiz. Bu gibi anlarda, klişe sayılabilecek fakat oldukça faydalı olan 'teselli cümleleri' yardımımıza koşar ve ilişkiyi bitirme anını bizler için oldukça kolaylaştırırz. Bu cümleleri galeride bir araya getirdim. Sizin kullandığınız daha yaratıcı 'teselli cümleleri' var mı?
Aldatıldığınızı Anlamanın 10 Yolu
Eşiniz sizi aldatıyor mu? Peki, bunu nasıl anlayacaksınız? İşte aldatıldığınızı anlamanın 20 yöntemi...Birlikte olduğunuz sevgiliniz ya da bir hayatı paylaştığınızı sandığınız eşiniz sizi aldatıyor mu? Peki, bunu nasıl anlayacaksınız? İşte aldatıldığınızı anlamanın 20 yöntemi…1. Gündelik hayatındaki alışkanlıklarını değiştirir ya da yeni hobiler edinir.2. Alışkanlığı olmadığı halde sık sık hediyeler alır.3. Olur olmaz nedenlerden kavga çıkarabilir.4. Bahaneler yaratarak sizinle daha az konuşmaya ve daha az vakit geçirmeye başlar.5. Sık sık kabuslar geçirir ve tanımadığınız kişilerin ismini sayıklar.6. Sinema ve müzik gibi alanlarda zevkleri değişebilir.7. Kendisine daha çok vakit ayırır ve daha fazla bakımlı olmaya başlar.8. Sizi başkalarıyla kıyaslar.9. Sizin artık kendisiyle ilgili sorular sormanıza tahammülü kalmaz. “Neredesin?” sorusu onu bir anda sinirlendirmeye yeterli olur.10. Kendisiyle ilgili hiçbir eleştiriyi kabul etmez.
Reklam
Isıtılıp Yenen Makarna 'Daha Az Kilo Yapıyor'
Yüksek karbonhidrat değerlerine sahip makarnanın şişmanlattığı algısı oldukça yaygındır. Ancak yapılan son araştırmalar pişirildikten sonra soğumaya bırakılan makarnanın vücut tarafından lifli gıdalar gibi algılandığını gösteriyor.Normalde makarnadaki karbonhidrat vücuttaki enzimler tarafından moleküllere ayrılıp şeker haline getiriliyor. Bunun sonucunda da kandaki şeker seviyesi yükseliyor.Şeker seviyesini tekrar normale indirmeye çalışan vücut da insülin salgılıyor ve tüm bu süreç vücudu yorup acıkma hissinin çok kısa sürede geri dönmesine yol açıyor.Son araştırmalar ise piştikten sonra soğumaya bırakılan makarnanın molekül yapısının değiştiğini ve 'dirençli nişasta' olarak tanımlanan bir yapıya büründüğünü gösterdi.'Dirençli nişasta' enzimler tarafından parçalanamıyor ve glükoza dönüşmüyor. Böyle olunca hem vücut daha az yoruluyor hem de kandaki şeker değerleri yükselmiyor.Soğutulmuş makarnanın faydalarını keşfeden İngiltere'deki Surrey Üniversitesi'nden Denise Robertson 'Eğer makarnayı pişirdikten sonra soğutup yerseniz vücudunuz bunu aynı lifli gıdalar gibi algılayacaktır. Daha az glükoz üreteceksiniz ve bağırsaklarınızdaki faydalı bakteriler de destek görecek' diyor.Soğutulan makarnanın kalorisi de daha düşük.Peki makarnayı soğuk yemeyi tercih eder misiniz? Genelde alınan cevap 'Hayır'.University College London'ın medyatik doktoru Chris van Tulleken, makarnanın soğuduktan sonra tekrar ısıtıldığında 'dirençli nişastanın' faydalı özelliklerini koruyup korumadığını merak etti.Seçilen deneklere haftanın üç farklı gününde aç karnına makarna yedirildi.Servis edilen makarnalar gelişigüzel biçimde sıcak, soğuk ya da yeniden ısıtılmıştı.Denekler her öğünden sonra iki saat boyunca her 15 dakikada bir kan örneklerini verdiler. Çıkan sonuç ise şaşırtıcıydı: Tekrar ısıtılan makarnanın soğuk makarnadan bile daha sağlıklı hale geldiği görüldü.Yeniden ısıtılan makarnayı yiyenlerde kana karışan şeker oranı yüzde 50 azaldı. Doktor Chris van Tulleken, makarnanın yeniden ısıtılmasıyla birlikte 'daha da dirençli' bir nişasta türünün elde edildiğini söylüyor.BBC Türkçe
Sigarayı Bırakmak İsteyenlere Bakanlık Desteği
Sigarayı bırakmak için kullanılan ilaçlar sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın vatandaşlara ücretsiz verilecek.Bakanlar Kurulunca nikotin replasman preparatları ile Bupropion HCI ve Vareniklin içerikli ilaçların, sigarayı bırakma tedavisi alanlara sayıları 300 bini geçmemek şartıyla sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz karşılanması kararlaştırıldı.Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında, sigarayı bırakma tedavisi alan hastaların; sayıları 300 bini geçmemek şartıyla herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığınca temin edilerek birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtımı yapılacak nikotin replasman preparatları ile Bupropion HCI ve Vareniklin içerikli ilaçlardan, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri vasıtasıyla yararlanmada, 4736 sayılı Kanunun 1'inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaf olduğu belirtildi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye gelen İran Tedavi ve Tıp Eğitimi Bakanı Seyyid Hassan Qazizadeh Hashemi ve beraberindeki heyeti kabulünün ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.Müezzinoğlu, bugün sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilaçların vatandaşlara ücretsiz verilmesine ilişkin Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na ilişkin bir soru üzerine de 'Türkiye'nin Dumansız Hava Sahası' adı altında tütün ve tütün ürünleri ile mücadele noktasında çok başarılı sonuçlar elde ettiğini söyledi.Şu anda 2 milyonun üzerinde kişinin sigarayı bıraktığını ifade eden Müezzinoğlu, burada esas başarının son 5 yılda 15-25 yaş grubunda sigaraya başlama oranındaki düşme ile elde ettiklerini belirtti. Müezzinoğlu, bu oranın yüzde 7-8 civarında olduğunu kaydetti.'Sigara bırakma polikliniklerinde ilaç desteğini ücretsiz olarak, Bakanlar Kurulu kararı ile 300 bin vakaya yine verilecek' diyen Müezzinoğlu, ilgili vakaların kimler olacağına 'sigara bırakma polikliniklerinde görev yapan hekimlerin karar vereceğini' bildirdi.İranlı gazetecinin sorusu üzerine Müezzinoğlu, dünyanın ülkeye uyguladığı ambargo dolayısıyla Türkiye'nin duruşunu en iyi İran halkının bildiğini belirterek, 'Son dönemlerde Mısır'daki darbe konusunda da yine Türkiye'nin duruşu nettir ve bellidir. Türkiye ve Türk halkı fıtratı gereği, haksızlıklara, adaletsizliklere ve zulümlere karşı değerlerinde olan bir duruşu yönetim olarak sergilemiştir ve sergilemeye de devam edecektir' diye konuştu.Bir başka gazetecinin, 'İki ülke arasında yapılan mutabakat zaptında yer alan organ naklinde işbirliği sağlanacağı belirtiliyor. İran'da farklı bir model var. Nasıl olacak?' sorusu üzerine Müezzinoğlu, 'Bu konular, bizim gündemimize aldığımız ve bizim onlardan, onların bizden fikir, tecrübe ve yol haritası olarak istifade edebileceğimiz alanlar. Şu anda bunların değerlendirmesini teknik heyetler yapıyor' dedi.Müezzinoğlu, İran'ın organ naklindeki başarı ve uygulamadaki farklılıklarına değinerek, 'Tabii ki Türkiye, 'ben de bu çerçeveyi değerlendirebilirim' diyebilir veya 'ülkemde bunu uygulamayacağım' diyebilir. Bunlar, bizim şu anda ortak konu başlıklarımız. Alınmış bir karar yok' yanıtını verdi.'Şu anda ülkemiz adına, panik yapacak durumda değiliz'Bir gazetecinin, 'Dünyada eboladan ölenlerin sayısı artıyor. Sağlık Bakanlığı olarak, alınan ek önlemler var mı?' sorusu üzerine Müezzinoğlu, ebolanın bugün için dünyayı tehdit edecek bir noktaya geldiğini söyledi.Bu virüse karşı henüz bir aşının üretime geçmediğinin altını çizen Müezzinoğlu, dolayısıyla alınabilecek tedbirlerin çok sınırlı olduğunu vurguladı. Müezzinoğlu, uyarıcı ve erken tedbirlerin alınmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti:'Özellikle bulaşıcılığın kontrol altında tutulması önemli. Türkiye olarak yaklaşık 4 aydır, belki de daha aşkın süredir özellikle salgının olduğu bölgelerden geliş-gidişlerde, gerek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerekse o bölgelerden değişik amaçlı gelen-gidenleri, gerek bilgilendirme, gerekse en ufak bir sağlık sorunu veya risk taşımaları konusunda son derece duyarlı olunuyor.Uçağa binildiği andan itibaren takip eden ve bunu sistematik yapan, belki de dünyada bu anlamda duyarlılığı en üst düzeyde tutan ülkeyiz ya da ülkeler arasındayız.'Müezzinoğlu, dün itibariyle bir şüpheli vakanın olduğunu ifade ederek, 'Sanırım 5. vaka oldu. Hepsinde sıtma teşhisi konuldu. Tedavisi henüz tıp alanında olmadığı için tedbir konusunu öncelikliyoruz. Tedbirleri en üst düzeyde tutuyoruz' dedi.Ebolanın birçok ülkede sıkıntı yarattığını, ancak bu durumun Türkiye için geçerli olmadığının altını çizen Müezzinoğlu, 'Şu anda ülkemiz adına, halkı panik yapacak bir durumda değiliz' açıklamasında bulundu.İstanbul'da 6 ilçede yapılan çocuk felci aşısının Türkiye genelinde yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir soru üzerine de Müezzinoğlu, 'Özellikle güney sınır bölgemizde 2 periyot olarak aşı yaptık. Geçtiğimiz Mayıs ayında da Bilim Kurulumuz İstanbul'da da 6 bölgede aşılama yapılmasında yarar olacağı kararını verince, biz 6 ilçemizde aşı yaptık. Onun ikinci periyodunu şimdi yapıyoruz.Burada karar, Sağlık Bakanlığının değil. Karar, bilim kurullarınındır. Bulaşıcı hastalıklarda alınması gereken tedbirleri devamlı bizim bilim kurullarımız takip ediyor ve buradan bize gösterilen yol haritasına göre adımları atıyoruz. Şu anda bu anlamda ilçeleri genişletecek bir risk bize yansıtılmadı.'Muhabir: Selma Bıyıklı Adabaş, Yeşim Sert Karaaslan | AA
Reklam
4 Yıldır Kayıp Olan Papağan İspanyolca Öğrenmiş
 ABD'nin California eyaletinde kaybolmadan önce İngiliz aksanlı İngilizce konuşan bir papağan, dört yıl sonra geri döndüğünde İspanyolca konuşurken bulunduNigel adlı Afrika gri papağanı dört yıllık aradan sonra geçen hafta İngiliz sahibi Darren Chick ile yeniden buluştu. Papağanın bu dört yıllık sürede neler yaptığı, başına neler geldiği bilinmiyor, ancak sık sık 'Larry' diyor.Torrance kentinde yaşanan olayda Nigel'ın sağlık durumunun iyi olduğu, ancak buluştuklarında Darren Chick'i birkaç kez ısırmaya çalıştığı söyleniyor.Dört yıl ortadan kaybolan papağan Nigel ilk olarak cins köpekler yetiştiren Jonathan ve Julia Sperlin çiftinin evinin bahçesinde bulundu.Sperling papağanı bulduğunda olanları 'Bulduğumuzda şarkı söylüyor, bir şeyler diyor ve köpek gibi havlıyordu. Ben Panamalıyım. İspanyolca 'Ne oldu?' diyordu' diye anlatıyor.ÜZERİNDEKİ MİKROÇİPTEN SAHİBİ BULUNDUSperling papağanın sahibini bulmaya çalışırken kendi kayıp Afrika gri papağanını arayan veteriner Teresa Micco'yla karşılaştı.Micco Nigel'ın kendi papağanı olmadığını anlayınca kuşun üzerindeki mikroçip sayesinde sahibi Darren Chick'e ulaştı.Chick 'Nigel'ın sağlık durumu harika. Gerçekten garip bir durum. Görür görmez o olduğunu anladım' dedi.BBC TÜRKÇE
Aras Nehri Kuş Cenneti Kuraklığa Kurban Gidiyor
Google Earth’den görünce çok iyi bildikleri yörenin gerçeğiyle karşılaştılar. Bu manzarının peşine düşen Kuzey Doğa Derneği Başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu ve ekibi Aras Kuş Cenneti'ni böyle görüntülemeyi başardı. Şimdi ekip tehdit altındaki bölgenin telef olmasına engel olmaya çalışıyor.IĞDIR’daki 258 kuş türüne sahip ’Aras Nehri Kuş Cenneti’ 200 metre yüksekten kuşbakışı görüntülendi. Kars’taki Kuyucuk Kuş Cenneti’nin kuraklığa kurban gittiğini belirten Kuzey Doğa Derneği Başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, 'Aras Kuş Cenneti yok olmasın' dedi.Tuzluca ilçesinin Yukarı Çıyrıklı köyünde 2006 yılından beri yaptıkları bilimsel çalışmalarla alanda barınan 258 kuş türünü kayıt altına alan ve 67 binden fazla kuşu halkalayan Kuzey Doğa Derneğinin Başkanı ve Utah Universitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, Aras Kuş Cenneti’ni yüksekten görüntüleyip, kuşlar gibi görmeye çalıştıklarını ifade ederek şunları söyledi:'Aras Nehri’ni 2005 yılında Google Earth’den görünce bir kuş cenneti olduğunu o zamandan fark ettik. Yöreyi çok iyi bilmemize rağmen görüntüleri izleyince nefesimiz kesildi. Alanı kuşların gözünden en iyi şekilde görebilmek için uçan kameranın sınırlarını aştım. 200 metre yukarı çıkardım, bin 100 metre uzağa yolladım. Risk aldım ve çekimler esnasında uçan kamera Aras Nehri’ne düşerek kayboldu. Ama aldığımız görüntülere değdi. Etrafı tamamen kurak ve bozkırla çevrili bir cennet. Sibirya’dan Ortadoğu ve Afrika’nın zorlu coğrafyalarına gidip gelen milyonlarca kuş için hayati önem taşıyan bir konaklama, beslenme, üreme ve kışlama alanı. Aras Nehri Kus Cenneti’nin vahası bölgeye yapılması planlanan baraj yapımı yüzünden yok olursa, göç esnasında yüz binlerce kuş alıştıkları bu vahayı kaybeder ve telef olur.'Aras Nehri boyunca yaklaşık 10 kilometrekarelik bir alanı kaplayan Kuş Cenneti’nin Doğu Anadolu’nun ilk ’Tabiatı Koruma Alanı’ ilan edilmesinin, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce uygun görüldüğünü bildiren Doç. Dr. Şekercioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aras’ın tabiatı koruma alanı ilan edilmesi Türkiyede doğa koruma, ekolojik araştırma ve ekoturizm için son yılların en büyük başarılarından biri olacaktır. Aras Nehri Kuş Cenneti’nde 2006 yılından beri yaptığımız çalışmalar sonucu 67 binden fazla kuşa halka taktık. Bu Halkalı kuşlar 3 ayrı kıtada Güney Afrika, Zambiya, Rusya, Macaristan, Kıbrıs, İsrail, arabistan gibi birçok ülkeye gitti ve diğer ülkelerden bize birçok halkalı kuş geldi. Ümidimiz Aras Nehri Kuş Cenneti’ni kuş gözlem kulesi, konukevi gibi diğer yatırımlarla Iğdır’ın ekoturizm merkezi ve dünya çapında bir marka noktası haline gelmesi. Kars’taki Kuyucuk Kuş Cenneti kurudu, Doğu Anadolu’nun en zengini Iğdır’daki Aras Kuş Cenneti yok olmasın.'Bedir ALTUNOK/IĞDIR, (DHA)
Reklam