Eskiden Herkes Yapardı, Şimdi Rahatsız Ediyor: Komşulukta Değişen 6 Alışkanlık
Eskiden komşuluk denince akla habersiz kapı çalmak, saatlerce sohbet etmek ve birbirinin hayatından haberdar olmak gelirdi. Hatta komşusuyla görüşmeyen kişiler pek de hoş karşılanmazdı. Ancak genç kuşakların komşuluk ilişkilerinden beklentileri biraz farklı. Kimileri komşularıyla yakın ilişkiler kurmaktan hoşlanırken kimileri de selamlaşıp kendi hayatına devam etmeyi tercih ediyor. YourTango’da yayımlanan bir yazıda, Baby Boomer ve X kuşağının komşularından beklediği ancak gençlerin özel hayatlarına müdahale olarak görebildiği 6 davranış ele alındı.
Gelin, eskiden son derece normal karşılanan ancak günümüzde herkese aynı derecede samimi gelmeyen komşuluk alışkanlıklarına birlikte bakalım.
Kaynak: YourTango
Her karşılaşmada uzun uzun sohbet etmek
Eskiden apartman girişinde, kapı önünde veya sokakta karşılaşan komşuların ayaküstü sohbete dalması oldukça doğaldı. Hatta karşısındaki kişiyle konuşmadan geçip gitmek bazen kabalık olarak görülürdü.
Ancak genç kuşaklar her karşılaşmanın uzun bir sohbete dönüşmesini istemeyebiliyor. İşten yorgun dönen veya bir yere yetişmeye çalışan biri için birkaç dakikalık selamlaşma yeterli olabiliyor. Özellikle her karşılaşmada konuşmak zorunda hissetmek, bazı insanlara yorucu gelebiliyor.
Haber vermeden kapıya gelmek
Eskiden komşuya gitmek için önceden telefon açmaya pek gerek duyulmazdı. Kapı çalınır, ev sahibi müsaitse içeri buyur ederdi. Hatta çat kapı ziyaretler komşuluk ilişkilerinin en samimi yanlarından biri olarak görülürdü.
Şimdi ise durum biraz farklı. Özellikle evden çalışan veya yoğun bir günün ardından dinlenmek isteyen kişiler, kapılarının habersiz çalınmasından hoşlanmayabiliyor. Çünkü herkes evde olduğu zaman misafir ağırlamak istemeyebilir. Gençler için ziyaretten önce kısa bir mesaj atılması, karşı tarafın zamanına saygı göstermek anlamına gelebiliyor.
Komşunun evinde olup biten her şeyi takip etmek
“Yan daireye kim taşındı?”, “Üst kattakiler yeni araba mı aldı?”, “Karşı komşu evini mi yeniliyor?” Eskiden bu sorular komşular arasında sık sık konuşulurdu.
Özellikle eski kuşaklar, çevrelerinde olup bitenlerden haberdar olmayı güvenli bir mahalle ortamının parçası olarak görebiliyor. Ancak gençler aynı fikirde olmayabilir. Eve gelen misafirlerin, alışverişlerin veya günlük alışkanlıkların sürekli fark edilip yorumlanması rahatsız edici bulunabiliyor. Birinin nerede yaşadığınızı bilmesiyle hayatınızın her ayrıntısını takip etmesi arasında önemli bir fark var.
Her ihtiyaçta birbirinden yardım beklemek
Komşudan bir bardak şeker istemek, evde olmayan bir eşyayı ödünç almak veya kısa süreliğine bir işi halletmesini rica etmek eskiden oldukça yaygındı. Yardımlaşmak, iyi komşuluğun önemli bir parçası olarak kabul edilirdi.
Genç kuşaklar da ihtiyaç duyulduğunda komşularına yardım edebiliyor. Ancak sürekli bir şeyler istenmesi, zamanla zorunluluk gibi hissedilebiliyor. Özellikle kendi sorumluluklarıyla ilgilenmeye çalışan biri, her ricaya olumlu cevap vermek istemeyebilir. Gençler açısından iyi komşuluk, gerektiğinde yardımlaşmak kadar karşı tarafın müsait olmadığını da anlayabilmek anlamına geliyor.
Özel hayatla ilgili sorular sormak
“Evlenmeyi düşünmüyor musun?”, “Ne kadar kira ödüyorsun?”, “Sevgilin var mı?” gibi sorular bazı komşuluk ilişkilerinde hiç de yabancı değil.
Özellikle eski kuşaklar bu tür soruları karşılarındaki kişiyi daha yakından tanımak veya onun hayatıyla ilgilendiklerini göstermek için sorabiliyor. Ancak gençler için aynı sorular oldukça kişisel olabilir. İş hayatı, maddi durum veya ilişkiler hakkında konuşmak herkesin tercih edeceği bir şey değil. Üstelik bazı insanlar bu konuları yakın arkadaşlarıyla bile paylaşmak istemeyebiliyor. Bu yüzden iyi niyetle sorulmuş bir soru, karşı tarafta rahatsızlık yaratabiliyor.
İstenmediği hâlde öğüt vermek ve sorunlara karışmak
Eskiden komşular birbirlerinin sorunlarıyla yakından ilgilenir, gerektiğinde fikir vermekten çekinmezdi. Birinin ilişkisinde sorun yaşadığını veya yanlış bir karar verdiğini düşündüklerinde bunu söylemeyi komşuluk görevi olarak görebilirlerdi.
Ancak genç kuşaklar, özellikle kendi kararlarıyla ilgili istenmeyen tavsiyelerden rahatsız olabiliyor. Nasıl yaşadıkları, ilişkilerini nasıl yürüttükleri veya paralarını neye harcadıkları hakkında yorum duymak istemeyebiliyorlar. İyi niyetle yapılan bir uyarı bile bazen eleştiri gibi algılanabiliyor. Çünkü bir konuda yardım istemekle başkalarının o konuya kendiliğinden dahil olması aynı şey değil.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın