Erdoğan: 'Yeni Bir Göç Dalgasını Tek Başımıza Göğüsleyemeyeceğiz'

 > -

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Suriye kaynaklı göç probleminin tek çözüm yolu, mültecilerin bizim sınırlarımız içinde tutulması olarak görülemez. Türkiye böyle bir yükü, böyle ağır bir sorumluluğu ilanihaye taşımak zorunda değildir. Ülkemiz son 8 senede insanlık adına, uluslararası toplum adına elini taşın altına fazlasıyla koymuştur" dedi ve ekledi: "Açık ve net söylüyorum, yeni bir göç dalgası yaşanması halinde artık biz bunu tek başına göğüsleyemeyeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda Budapeşte Süreci 6. Bakanlar Konferansı'na katılan konuk bakan ve heyet başkanları onuruna verdiği akşam yemeğinde konuştu. 🎥

Erdoğan, insanların sadece daha iyi bir iş, daha yüksek bir hayat standardı için değil, hayatlarını devam ettirebilmek, karınlarını doyurabilmek, çocuklarına bir lokma ekmek bulabilmek için göç ettiğini belirterek, çıkılan bu umut yolculuklarının ise çoğu zaman ölümle, felaketle sonuçlandığını kaydetti. 

Son 6 senede 18 binin üzerinde kişinin hayatını kaybettiği Akdeniz'i büyük mülteciler mezarlığına dönüştürenin macera hevesi değil, çaresizlik olduğunu vurgulayan Erdoğan, Sahra Çölü'nün cehennem sıcağında solup giden hayatların her birinin gerisinde büyük bir dram ve acı bir hikaye olduğunu söyledi. 

Erdoğan, kaderlerini bir derme çatma botla azgın dalgaların insafına bırakanların, bunu adrenalin tutkusundan değil, umutsuzluktan, artık başka seçenekleri kalmadığından yaptığını anlatarak, her şeyini geride bırakmış bu insanları açık hava hapishanelerine ve toplama kampı tarzı yerlere mahkum etmenin vicdanlara sığmayacağını ve hapsedilemeyeceğini vurguladı.

"İnsanları siyaset malzemesi yapmak yanlıştır"

Bu insanların dramları üzerinden siyaset yapmanın, toplumdaki ön yargıları kaşıyarak siyasi rant peşine düşmenin de çok daha utanç verici olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Filistinli mültecilere verilen yardımları kesmek, onları yokluk ve yoksullukla terbiye etmeye çalışmak da insanlık dışıdır. 70 yıldır evlerinden, vatanlarından uzakta hayata tutunmaya çalışan insanları siyaset malzemesi yapmak, son derece yanlıştır. Ben bütün bunları çatışmaların ve düzensiz göç hareketlerinin uzağında bir ülkenin cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan bir ülkenin cumhurbaşkanı olarak ifade ediyorum. Hemen her gün şahit olduğumuz insani trajediler, göç meselesinde aysbergin, yani buz dağının görünen yüzüdür. Göç ve mülteciler konusunu sadece güvenlik perspektifinden ele almak, indirgemeci bir yaklaşım olacaktır. Daha yüksek duvarlar inşa etmenin, daha fazla dikenli tel çekmenin düzensiz göçü önlemek için çözüm olmadığı aşikardır. Şayet bu meseleyi doğru bir değerlendirmeye tabi tutacaksak görünenle, özellikle suyun altında kalan kısma, yani asıl problemlere odaklanmalıyız."

"Avrupa Birliği'nin taahhüt ettiği 6 milyar euronun henüz ilk dilimi dahi Suriyelilere ulaşabilmiş değil"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 7 yılda Türkiye'de dünyaya gözlerini açan Suriyelilerin sayısının 380 bini geçtiğini kaydederek, şöyle devam etti:

"Sığınmacılar için kendi milli imkanlarımızla harcadığımız rakam Birleşmiş Milletler kriterlerine göre şu an itibarıyla 37 milyar doları aştı. Fakat Avrupa Birliği'nin bize verdiği söz, 3+3 milyar avro Türkiye'ye uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla ödeyeceğiz dediler. Şu ana kadar bu uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla gelen bir milyar 750 milyon avro. Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliği vasıtasıyla gelen 750 milyon dolar. Bizim harcadığımız ise 37 milyar dolar. Hesap bu. Dünya hala bu işe sessiz, Batı sessiz. Birçok sözler de verdiler ama tutmadılar. Ayrıca ülkemiz Küresel İnsani Yardım Raporuna göre 2017 yılında 8,1 milyar doların üzerindeki yardımla dünya ilk sıralara yükseldi. Aynı dönemde dışarıdan ülkemize gelen yardım miktarı ise son derece kısıtlıdır. Avrupa Birliği'nin taahhüt ettiği 6 milyar avronun henüz ilk dilimi dahi Suriyelilere ulaşabilmiş değil."

"Avrupalı siyasetçiler, mülteci düşmanlığı üzerinden koltuk kapmanın hesabını yapıyor"

Düzensiz göç ve mülteci meselesinde yük olan değil, yük alan bir ülke olarak Türkiye'nin süreçte tek başına bırakıldığını aktaran Erdoğan, "İnsani değerlerin yerini çok kısa sürede ön yargılara terk ettiğini görüyoruz. Biz 8 yıldır 4 milyon insana sahip çıkarken, ekonomik imkanları bizden fazla olan ülkeler 100-150 göçmeni kabul etmemek için adeta birbirini yiyor. Irkçı partiler başta olmak üzere Avrupalı siyasetçiler, mülteci düşmanlığı üzerinden koltuk kapmanın hesabını yapıyor. Bugün dünyanın diğer devletlerine demokrasi ve insan hakkı dersi veren birçok ülkede, mülteci ve yabancılar en büyük tehdit olarak görülüyor. Zenofobi ve İslamofobi tıpkı zehirli bir sarmaşık gibi Avrupa toplumlarında günden güne yayılıyor.

"İdlib mutabakatı büyük bir kitlesel göçün önüne geçmiştir"

Türkiye'nin bu tür olumsuzluklar karşısında elbette sessiz ve tepkisiz kalmasının mümkün olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: 

"Biz de ilgili birimlerimizle, muhataplarımız ve mahkemeler nezdinde gerekenleri yapıyoruz, yapmayı da sürdüreceğiz. Bunun yanında komşumuz Suriye'den ülkemize ve Avrupa'ya yönelen düzensiz göçün engellenmesi için de çaba sarf ediyoruz. Suriye kaynaklı göç probleminin tek çözüm yolu, mültecilerin bizim sınırlarımız içinde tutulması olarak görülemez. Türkiye böyle bir yükü, böyle ağır bir sorumluluğu ilanihaye taşımak zorunda değildir. Ülkemiz son 8 senede insanlık adına, uluslararası toplum adına elini taşın altına fazlasıyla koşmuştur. Açık ve net söylüyorum, yeni bir göç dalgası yaşanması halinde artık biz bunu tek başına göğüsleyemeyeceğiz. İşte İdlib olayında, eğer İdlib'deki halk Türkiye'ye girseydi ki 300-400 bin insandır, bu olay çok daha farklı bir şekilde gelişirdi onu da buradan söylemek zorundayım."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Avrupa BirliğiBirleşmiş MilletlerBudapeşteİdlibRecep Tayyip ErdoğanSuriyeolay
Görüş Bildir