onedio
Tarihte İran'ı Yönetmiş 10 Türk Devleti
Samanîler'den ayrılıp Afganistan'ın Gazne kentine yerleşen Alp Tegin'in 961 yılında kurduğu devlettir. Tam anlamıyla bağımsızlığı 977'de Sebük Tigin'in başa geçmesiyle gerçekleşmiştir. Daha sonraları İran üzerine yayılan Gazneliler, en parlak dönemini Sultan Mahmut ile yaşamıştır. Bu dönemde hem Hindistan'a 17 kez sefer yapılarak İslam bu bölgede yayılmış, hem de Abbasi Halifeliği Büveyhoğulları'ndan korunmuştur. Selçuklular'ın 1040 yılında yapılan Dandakan Savaşı ile güç kazanmasının ardından Gazneliler dağılmış, 1186'da Gurlular'ın son Gazneli sultanı Hüsrev Melik'i tutsak almasıyla devlet resmen son bulmuştur.
Magna Carta'nın 700 Yıllık Nüshası Bulundu
İngiltere'de bir belediyenin arşivindeki defterin arasında 700 yıllık orijinal Magna Carta kopyası bulundu.Tarihi belgeyle ilgili açıklama yapan İngiltere'nin doğusundaki Kent Bölgesi Belediyesi (KCC), araştırmacıların belediyeye ait Kent Tarih ve Kütüphane Merkezi'nin (KHLC) arşivinde bir defterin içerisinde Magna Carta'nın kopyası olan orijinal bir belge bulduğunu açıkladı. Magna Carta Projesi'nde araştırmacı olarak görev yapan Sophie Ambler, belgenin 1215 tarihli Magna Carta'nın 13'üncü yüzyıldaki 24'üncü kopyası olduğunu kaydetti.Yaklaşık 50 santimetre uzunluğundaki belgenin üçte birinin eksik olduğunu belirten Ambler, belgenin ıslandığı için zarar gördüğünü ve üzerindeki kraliyet damgasının kayıp olduğunu belirterek, ancak belgenin yayın tarihinin okunabildiğini söyledi.Tarihçiler, yeni bulunan belgenin dönemin İngiltere Kralı John'un ilkMagna Carta'yı imzalamasından 85 yıl sonra, Kral John'un torunu olan İngiltereKralı Birinci Edward döneminde basıldığını bildirdi.Belediye'nin arşivlerini tarayan KCC Tarih Sorumlusu Dr Mark Bateson tarafından bulunan belge ayrıca, 2007 yılından bu yana keşfedilen ilk Magna Carta kopyası olma özelliğini taşıyor. 1215 yılında İngiltere Kralı John tarafından imzalanan Magna Carta ile Birleşik Krallık'ta ilk kez kralın yetkileri kısıtlanarak, halka temel hak ve özgürlükler tanınmıştı. Magna Carta, günümüzdeki anayasal düzenin oluşması sürecinde en önemli belgelerden biri olarak kabul ediliyor ve bu yıl Magna Carta'nın 800'üncü yılı kutlanıyor.AA
Eski İnsanlar Nasıl Konuşuyorlardı? Unutulmuş Uygarlıklara Ait 7 Dil ve Telaffuzu
İnsanlık tarihi boyunca birçok kültür birbiriyle etkileşimde bulundu, birbirini değiştirdi. Yüzlerce imparatorluk kuruldu, yıkıldı; bir o kadar da dil konuşuldu ve öldü. Şu an konuşulmayan, ancak bulundukları dönemde dünyaya hükmetmiş 7 imparatorlukta konuşulan dilleri derledik.İşte Unutulmuş Uygarlıklara Ait 7 Dil ve Telafuzu!
Vera Tulyakova'nın Kaleminden Nazım Hikmet'e Dair İlginç Anılar
Nazım Hikmet'tin son eşi Vera Tulyakova 'Bahtiyar Ol Nazım' kitabında Nazım Hikmet'le yaşadığı tüm acıları, mutlulukları, gezileri ve diğer tüm güzel anıları tek tek anlatıyor. Bu kitaptan derlediğimiz eşsiz anılar Nazım Hikmet'i daha iyi tanımanızı sağlayacak...
Bin 500 Yıllık Kaledeki Tarihi Top Çalındı
Mersin'in Anamur İlçesi'nde 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine giren bin 500 yıllık Mamure Kalesi'nin girişindeki savunma topu çalındı.Bu sabah saatlerinde Mamure Kalesi'nin asırlardır yerinde duran kapı savunma topunun yerinde olmadığını gören görevliler, önce İlçe Müze Müdürlüğü'ne sonra da jandarmaya bilgi verdi. Jandarma ekipleri, hırsızlık olayıyla ilgili çalışma başlattı. Anamur İlçe Müze Müdürü Murat Kalas'ın, jandarma güçlerine çalınan topun daha önce müzenin envanter listesinde olmadığını söylediği öğrenildi. Topun kimin ya da kimlerin çalındığı belirlenemezken, hurdacılar veya kaçak antikacılık yapanlar üzerinde duruluyor.DHA
Selanik Belediye Başkanı: 'Atatürk'ün Evi Olarak Bilinen Ev Gerçek Evi Değil'
Selanik Belediye Başkanı Atatürk'ün evi olarak tanıtılan evin Atatürk'ün gerçek evi olmadığını öne sürdüSelanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris, bugüne kadar bilinen evin Atatürk'ün doğduğu ev olmadığını, gerçek evinin Selanik yakınlarındaki Langada’da bulunduğunu öne sürdü. Selanik’teki bilinen evin Atatürk’ün büyüdüğü ev olduğunu belirten Boutaris, 'Biz Selanik’teki evin çevresini düzenliyoruz. Langada Belediye Başkanı oradaki evi tanıtmak istiyor. Doğduğu ve büyüdüğü ev bağlantısı kurmak istiyoruz. Atatürk Türk olabilir, ama önce Selanikli. Büyük bir şahsiyet. Turizm için değil, Selanik’in Osmanlı geçmişi bir gerçektir, biz tarihi ortaya çıkarmak ve tanıtmak istiyoruz. Düşmanlıklar sona ermeli' dedi. Selanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş’ı makamında ziyaret etti. Boutaris ve Demirtaş, İzmir-Selanik arasında direk uçak seferleri, feribot seferlerinin çok yararlı olacağını, bunun için karşılıklı olarak girişimlerde bulunulması gerektiğini söyledi. Boutaris, 'İnsanlar İzmir ve Selanik arasında iş yapmak için gidip gelmeli. Bu yolu açmak istiyoruz. İş olanaklarını tanıtmak istiyoruz. İTO’nun katkısı önemli' dedi.Boutaris, Selanik yakınlarındaki Langada’da Atatürk’ün gerçekten doğduğu düşünülen evin bulunduğunu söyledi. Selanik’teki evin çevresinde düzenlemeler yapmaya başladıklarını belirten Boutaris, 'TÜRSAB da destek verecek. Çünkü bizim paramız yok. Langada Belediye Başkanı da Atatürk’ün doğduğu evi ortaya çıkarmak ve tanıtmak istiyor. Doğduğu ev ve büyüdüğü ev olarak bağlantı kurmak istiyoruz. Atatürk büyük bir şahsiyet. Türk olabilir ama ilk önce Selanikli. Tarihi hatırlamak, tanıtmak istiyoruz. Bu çalışmaları turist toplamak için yapmıyoruz. Tarihi ortaya çıkarmak gereklidir. Selanik’in Osmanlı geçmişi bir gerçek. Bunu tanıtmalıylız. Düşmanlıkların ortadan kalkması gerekli. Selanik’te İslam Sanatları ve Osmanlı Sanatları koleksiyonu sergisi açmak istiyoruz. Bu bir kültür hazinesidir' ifadelerini kullandı. Demirtaş, İzmir’de kruvaziyer turizmini geliştirmek için yıllarca ayak bastı barasını İTO’nun ödediğini söyledi. Kruvaziyer gemilerin Selanik’e uğramadıklarını belirten Boutaris ise daha şehirde yapacak çok işleri olduğunu, limanla ilgili sorunlar da bulunduğunu söyledi. Boutaris, espriyle karışık İTO’nun Selanik Belediyesi danışmanı olabileceğini söyledi. Demirtaş da bunun üzerine Kordonboyu’nun Pasaport bölgesinde yat limanı ve düzenleme projelerini Boutaris’e gösterdi. Boutaris, Selanik için de benzer proje olduğunu belirtti. Kaynak: DHA
Reklam
Reklam
55 Yıl Önce 'Bir Hayalim Var' Diyen 4 Cesur Gencin Tarihin Akışını Değiştiren Duygu Dolu Hikayesi
Bir Hayalim Var! (Konuşmasından alıntılanan bir bölüm)Bir hayalim var! Gün gelecek, eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia’nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.Bir hayalim var! Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o eyalet bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.Bir hayalim var! Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre nitelendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.Özgürlüğün yankılanmasını sağladığımızda, her kasabadan ve köyden, her eyaletten ve kentten özgürlüğün yankısını duyduğumuzda, o gün yakın demektir ve o gün tanrının bütün kulları, siyahlar ve beyazlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar,  Budistler herkes el ele tutuşup eski bir zenci ilahîsini söyleyecekler:Sonunda özgürüz! Sonunda özgürüz!Şükürler olsun Tanrım!Sonunda hepimiz özgürüz!Martin Luther KingAşağıdaki galeri, Cemal Tunçdemir'in (www.amerikabulteni.com) sitesindeki Martin Luther King mi Malcolm X mi haklı çıktı? | Amerika Bülteni yazısından derlenmiştir.
Dünyanın İlk Maden Ruhsatı, Koruma Altına Alındı
Niğde'nin Ulukışla İlçesi'ne bağlı Maden Köyü'nde, Geç Hitit Dönemi'ne ait olan ve dünyada bilinen ilk maden ruhsatı olduğu belirtilen yazıt, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenip koruma altına alındı.Ulukışla Kaymakamı Ferhat Atar, Bolkar Dağları'nda bir kaya üzerinde bulunan ve yaklaşık 3 bin yıllık olduğu belirtilen yazıtın 1973'te arkeolog Mustafa Kalaç tarafından bulunduğunu hatırlattı. Kaymakam Atar, 'İçeriği o zaman okunmuş ve dünyanın ilk maden ruhsatı olduğu tespit edilmiştir' dedi. Köy gezileri sırasında Maden Köyü'nü ziyaret ettiğinde köylülerin kendine yazılı bir taş olduğunu söylemesi üzerine yazıtta incelemelerde bulunduğunu kaydeden Atar, şunları söyledi:'Sayın Valimiz Necmeddin Kılıç başkanlığında yapılan Aralık Ayı ilçe Değerlendirme Toplantısı'nda Maden Köyü Kalkankaya mevkisinde yazılı bir taşın dünyada bilinen ilk maden ruhsatı olduğu ve bunun koruma altına alınması gerektiği belirttim. Sayın Valimizin girişimleriyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gelen uzmanların yaptıkları inceleme sonunda, dünyanın ilk maden ruhsatı olan yazıt tescillenip koruma altına alındı. Yaklaşık 3 bin yıllık olduğu tahmin edilen yazıt, çalışma sonucunda mumyalama tekniğiyle kopyalanarak Niğde Müzesi'nde sergilenecektir. Orijinali ise koruma altına alınacak olup Kayseri Rulo ve Anıtlar Müdürlüğü ile Nevşehir Restorasyon ve Konserversiyon Müdürlüğü'nün koordineli bir şekilde tadilatı ve koruması yapılacak.'NE YAZIYOR?Hititçe yazan yazıtın bir kısmı şimdiki hali ile okunup tercüme edildi. Okunan bölümler ise şöyle:'Ben Tarhunazi, Prens Tarhuwartanun oğlu, Kral Warpalawanın kahramanı, vazal hizmetkarıyım.''Ve beyim Kral Warpalawaya iyi hizmet ettim. Ve o bana tanrı Muti Dağını verdi''Ve beyim Kral Warpalawayı iyi şekilde yükseltti''Fakat o bana süratli katırlar verdi.'Ve Tarhunazi bu tanrılara her yıl kurban eder''Ve ona Muti Dağı tanrıları iyi gelirler''Bu yazıyı kim kazırsa silerse parçalarsa''Bu kimseyi fırtına tanrısı ve tanrılar sürsünler''Ve ay tanrısı onu yakalasın''Ve tanrı Nikaruha onu yesin'DHA
Pablo Escobar: Bir Adamın Devlet Olma Hikayesi
Dünyaca ünlü uyuşturucu baronu, bir halk kahramanı ve yasal düzenin en büyük karşıtlarından birisi haline gelen bir Kolombiyalı; Pablo Escobar. Bu ünlü isim hakkında pek çok şey yazılıp çizilmiş, hatta çekilmiştir. Peki Pablo Escobar kimdir? Hayat hikayesi nedir ve hayatı boyunca neler yapmıştır? Gelin hep birlikte bakalım.
Reklam
Dünyadaki İlkleri Konu Alan 15 Şaşırtıcı Bilgi
1850 yılında Portland'a taşındı ve 'şekerli kaymak', 'beyaz dağ', 'dördü birden', 'en büyük ve en güzel' gibi adlarla parafin cikletler üreterek sattı. Bu arada, sattığı cikletlerin içerisine bazı armağanlar koymayı da unutmadı. Sakızla birlikte verdiği ilk armağan, amerikan bayrağıydı.
Rumeli Hisarı Açıkhava Tiyatrosu Cami Oluyor
Açıkhava Tiyatrosu’nun bulunduğu bölgede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) öncülüğünde Boğazkesen Mescidi’nin ana duvarının inşasına başlandı. Tarihî Açıkhava Tiyatrosu’nun yerine inşa edilecek mescidi, şehir plancısı Ayşegül Başak Kutlu, Agos için değerlendirdi.Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethi öncesinde yaptırılan ve günümüzde müze ve Açıkhava Tiyatrosu olarak kullanılan Rumeli Hisarı’ndaki restorasyon sırasında, Açıkhava Tiyatrosu’nun yer aldığı bölümde, 14. yüzyılda inşa edilen Boğazkesen Mescidi’nin minaresi ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine, İstanbul 3 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 7 Ekim 2009’da, tarihî mescidin minaresinin, duvar ve sarnıç kalıntılarının mevcut durumlarıyla muhafaza edilmesine karar verirken, mescit 1. grup kültür varlığı olarak tescil edildi. Ardından da Açıkhava Tiyatrosu’nun bulunduğu bölgede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) öncülüğünde Boğazkesen Mescidi’nin ana duvarının inşasına başlandı. Tarihî Açıkhava Tiyatrosu’nun yerine inşa edilecek mescidi, şehir plancısı Ayşegül Başak Kutlu, Agos için değerlendirdi.Mescidin kamusallığı tartışmalı“Türkiye’de son dönemde kentsel yenileme çalışmaları kapsamında yoğunluklu olarak cami, türbe ve medreselerin ihya edildiği apaçık ortada. Özellikle yandaş yerel yönetimler yıkılmış, yanmış veya herhangi başka bir nedenle harap duruma gelmiş türbe, cami ve medreseleri ihya ederek sergilediği “göstermelik” korumacı yaklaşımla iftihar ediyor. Ancak, dikkat çekici olan, yok olmanın eşiğinde çok sayıda kültürel miras olmasına rağmen, bu yapay korumacılık, varlığını yalnızca dinî yapılar üzerinden gösteriyor.”Sorular ve kuşkular“15. ve 18. yüzyıllar arasında varlığını sürdürmüş olan ve günümüze yalnızca minare gövdesi ulaşabilen Boğazkesen Mescidi’nin ihya projesi, içinde pek çok soru işareti barındıran bir konu. İlk olarak Rumeli Hisarı’na yapılacak herhangi bir müdahalenin, hele ki bu bir rekonstrüksiyon projesi ise, alandaki fiziksel bütünlüğü bozmaması gerekir. Şimdiki Rumeli Hisarı Açıkhava Tiyatrosu’nun yerinde bulunan Boğazkesen Mescidi’nin restitüsyon projesinin olmaması, alandaki mimari bütünlük açısından şüpheyle karşılanıyor. Yeniden inşa edilecek olan mescidin, neye göre ve nasıl inşa edileceği başlı başına bir soru işareti. Ayrıca, yeniden inşa edilen mescidin kamusallığı da tartışmalı. Belirli bir ücret verilerek girilen Açıkhava Müzesi’nin içinde yapılacak mescidin kullanıcı kitlesi kim olacak? Ya da etrafı sac levhalarla çevrilip gizliden gizliye yürütülen daha kaç projeye şahit olacağız? Ve son bir soru olarak da, Bakanlar Kurulu’nun 8 Temmuz 2013 tarihli 2013/5118 no’lu kararı ile ‘riskli alan’ ilan edilen Rumeli Hisarı’nı, gelecekte neler bekliyor?”Vartan Estukyan | AGOS
Gandhi ve İnsanlığı Etkileyen 13 Sözü
Hindistan bağımsızlık hareketinin öncüsü Gandhi, 67 sene önce bugün bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Gandhi'yi önemli yapan yalnızca Hindistan'ın siyasi ve ruhani lideri olması değildi, aynı zamanda şiddet içermeyen direniş biçimi olan 'pasif direniş'i de dünya ondan öğrendi. Doğum günü olan 2 Ekim, Hindistan'da resmi tatildir, aynı zamanda BM tarafından 'Dünya Şiddete Hayır Günü' olarak belirlenmiştir. Çıkrık kullanarak yaptığı kendi beyaz elbisesi ile, yalnızca meyve ve sebze yiyerek beslenmesi ile çok sade bir hayat sürdüren Hindistan'ın simge ismi Gandhi ve ona ait, birbirinden önemli cümleleri bir araya getirdik.
Reklam
Topkapı Sarayı Hakkında Az Bilinen 10 Gerçek
Fatih Sultan Mehmed’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesinden sonra 1460 yıllarında yapımına başlanan ve 1478 yılında tamamlanan Saray; Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasındaki tarihi İstanbul yarımadasının ucundaki Sarayburnu’nda bulunan Doğu Roma akropolü üzerindeki 700.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmed’den itibaren otuzbirinci padişah Sultan Abdülmecid’e kadar yaklaşık dört yüz yıl süreyle imparatorluğun idare, eğitim ve sanat merkezi olarak kullanılmıştır. 19.yüzyılın ortalarında hanedanın Dolmabahçe Sarayı’na taşınması ile terkedilmiş olmasına rağmen önemini her zaman korumuştur.
19 Fotoğraf ile İnsanlık Tarihinin Yüz Karası: Auschwitz
Auschwitz'te 1940 – 1945 yılları arasında 1,1 milyon kişi katledildi. Kurbanların büyük kısmı Yahudi'ydi. Kampta esir tutulanlar, 27 Ocak 1945 tarihinde kurtarıldı.Auschwitz-Birkenau'ya tüm Avrupa'dan 1,3 milyon insan yerleştirilmiştir. Bunların, 1 milyonu Yahudi olmak üzere 1,1 milyon insanın öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Yaklaşık 900.000 kişi kampa geldikleri anda doğrudan gaz odalarına gönderilmiş ya da vurularak öldürülmüştür. Kalan 200.000 kişi, hastalık, eksik beslenme, kötü muamele, tıbbi deneyler nedeniyle ve daha sonra gönderildikleri gaz odalarında ölmüştür. Ortalama 6 ay içinde ölen tutsaklar, en ağır şartlarda günde en az 10 saat çalıştırıldılar. Gaz odalarına gönderilirken, saç kesme, ceset toplama, yakma gibi işlemleri de yine kendileri yapıyorlardı.İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Auschwitz, eski adıyla Oscwinchim, yarısı Yahudi olan 14 bin kişinin yaşadığı sakin bir kasabaydı. Auschwitz ismi, Holokost sürecinde kurban olanların ve dolayısıyla II. Dünya Savaşı'ndaki Nazi dehşetinin sembolü olmuştur. Bu kamplarda, Yahudi, Roman, eşcinseller gibi Nazilerin düşman ilan ettikleri gruplar başta olmak üzere milyonlar ile ifade edilen sayıda insan öldürülmüştür. 1979 yılında UNESCO'nun İnsanlığın Kültür Mirası listesine eklenen bu iki kampın kalıntıları ve Yahudi mezarlığı, Auschwitz-Birkenau Devlet Müzesi ve Holokost anma mekanı olarak kamuya açılmıştır.
Reklam
Tarihin En Acımasız 6 Korsanının Etkileyici Hikayeleri
Henry Morgan aslında bir korsan değil, deniz akıncısıydı. Uzun yıllar boyunca İngiltereye hizmet ettikten sonra, tayfasıyla beraber başıboş kalmış ve sıradan bir hayatı yaşamak yerine, İspanyol gemilerine ve şehirlerine saldırmayı tercih etmiştir. Henry toplamda 6 İspanyol şehrine saldırmış ve bunlardan biri olan Jamaica limanını da ele geçirmiştir. Bu olaydan sonra İngiltere tarafından kendisine 'Sir' ünvanı ve Jamaica Valiliği verilmiştir. Bir süre sonra İspanyolların geri saldırısı sonucu limanı kaybetse de, tekrar saldırıp geri kazanmasını bilmiştir. Henry Jamaica'yı geri kazandıktan sonra emekli olmuş ve karısıyla beraber sakin bir hayat sürmüştür 1688 yılında tüberkülozdan ölmüştür.
15 Tarihi Siyah Beyaz Fotoğrafın Nasıl Renklendirildiğine Bir de Bu Açıdan Bakın
Teknolojideki gelişmeler sayesinde geçmişten günüme ulaşmış siyah beyaz tarihi fotoğraflar artık kolayca renklendirilebiliyor. Hatta günümüzde bunun da ötesinde Şahane Hayat / It's a Wonderful Life (1946) gibi sonradan renklendirilmiş filmlere bile rastlamak mümkün. Bu galerinin tek önemli farkı aslında küçük bir hileden yola çıkılarak büyüleyen bir çalışmaya imza atmış olmaları. Dijital bir ortamda üst üste koyulmuş orjinal ve renklendirilmiş fotoğraf basit bir silme aracıyla silinirken yapılan eylem bir gif olarak kaydedilmiş. Bu görüntüler de silme işlemi yapılırken sanki o an renklendiriliyormuş hissi bırakmış.
Moderni Tamamlamak: 1950-1960 Türkiyesinde Murano'lar
1980 sonrasına kadar Türkiye'ye ithali yasak malların listesi oldukça kalabalıktı. Bu durumun özellikle 1960 - 1970li yıllarda modaya uymak, teknolojiyi takip etmek isteyen alıcıları adı 'kaçakçılar pazarı' olarak geçen yurt dışı menşeli ürünlerin uygun fiyata bulunduğu pazarlara yönlendirdiği bilinen bir gerçek. Hatta Lale Oraloğlu 1975 senesinde Ağrı'da kaçakçılar pazarından aldığı bir fincan takımı yüzünden 10 ay hapis cezası almıştı. Kaçak mal kontrolünün bu kadar sıkı yapıldığı bir dönemde gerek satıcıların gerek alıcıların farklı yollara başvurmuş olması pek de şaşırılacak bir durum değil. Şanslı olanlar ise yurtdışına gidip istedikleri eşyaları yanlarında getirebiliyorlardı. İşte 'Modern Mekan' ve onun ayrılmaz bir parçası olan 1950 - 1960lı yılların ikonik 'Murano camların' Türkiye'de dolaşımı.
Cengiz Kağan Hakkında Az Bilinen 9 Şey
etiket
Moğolların büyük kağanı yaklaşık 1162 yılında Onon Nehri kıyısında doğdu. İsmi 'demirden' veya 'demirci' manasına gelen 'Timuçin' idi. 1206 yılına kadar Cengiz Kağan ismini kullanmadı. Cengiz isminin ne anlama geldiği de hala tarihçiler arasında bir tartışma konusu. 'Adil' veya 'Okyanus' anlamına geliyor olabilir. Bağlamı içerisinde Cengiz Kağan, 'Ulu Kağan' anlamında da kullanıldı.
Reklam