Altın Portakal Penelope Cruz ile Javier Bardem'i Bekliyor
51- Altın Portakal Film Festivali yaklaşırken, festivali düzenleyen ekipte İş Ortakları Direktörü Nurcan Kuzucan, Yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, Eski Direktör Hülya Uçansu, Yapımcı Elif Dağdeviren, Sinema Yazarı Alin Taşçıyan ve İletişimci Serap Engin yer aldı. Dağdeviren, “Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var” dedi. Hürriyet gazetesinden Zeynep Miraç ’a konuşan Altın Portakal ekibi, festivale dair ipuçları verdi. Zeynep Miraç’ın söyleşisi şöyle: Yerel seçimlerin ardından görevi devralan ekip 51. Altın Portakal’a dair tüyolar verdi. Nurcan Kuzucan (iş ortakları direktörü), Zeynep Özbatur Atakan (yapımcı), Hülya Uçansu (eski direktör), Elif Dağdeviren (yapımcı), Alin Taşçıyan (sinema yazarı), Serap Engin (iletişimci) 51. Altın Portakal’ı düzenleyen ekibin kadınlardan oluşması bir tesadüf mü? Elif Dağdeviren : Her konunun iyisini bulduk ve onlar kadınlardı. Özel olarak tasarlamadık. Yerel seçimlerden sonra alelacele bir Altın Portakal ekibi kurmamız gerekti. Tasarlanmış değildi ama başta benim, sonra da buluştuğumuz herkesin kadın olan inancı böyle bir ekibi kurdu. Biz bir araya gelince erkek önerilerine kulaklarımızı tıkamaya başladık. Bütün ekipte yalnızca iki erkek var. Bugüne kadar sinemada bir kadın hâkimiyeti var mıydı? Hülya Uçansu : En ağır yükü kim taşıyor? Genelde kadınlar. Daha çok özveriyle, daha düşük ücretle çalışanlar hep kadınlar. Bu ülkede ağır işçiler kadınlar. Dikkat edin, kadın yapımcılar yükselmeye başladı şimdi. Zeynep (Özbatur Atakan) bunların başında geliyor. Zeynep Özbatur Atakan : Hepimiz Türkiye koşullarında mucize gibi işler üretiyoruz. Hep limitler içinde en iyisini yapmayı öğreniyoruz. Elimizde çok kısa bir süre var. Beni aradılar, ‘Kış Uykusu’nun galasından hemen sonraydı ve “Bu yaz bir planın var mı?” dediler. Ben tatile çıkmayı düşünüyordum. Ama şimdi buradayım ve çalışıyorum. Altın Portakal’ın son döneminde dünya sinemasından pek çok konuk gelmişti. Bu yıl kimleri ağırlayacaksınız? Elif Dağdeviren : Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var. Çok kısa bir süre var ve yapmayı hayal ettiklerinizin bir bölümü eksik kalacak. Bu size bir risk olarak görünmedi mi? Elif Dağdeviren : Bu bir risk. Ama sinema ağırlıklı bir iş yaparsak bu kısa süreyi iyi değerlendirebiliriz. Festival tabii ki yan etkinlikleriyle bir festival haline geliyor. Bazılarını 2015’te ya da 2016’da yapabiliriz, şimdi esas amacımız sinemayla sektör buluşmasını sağlamak. Hülya Uçansu : Önceki yönetimden yeni ekibe pek bir miras kalmadı. Hiçbir bilgi devrolmadı. O nedenle de festival tecrübesi olanların birikimi devreye girdi. Teknoloji olmayan yıllar kâbus gibiydi, ama şimdi teknoloji neredeyse ışık hızında hizmet veriyor. Yanına birikim ve sürat eklendi. Yönetmeliklerin hepsi baştan yazıldı. Hiçbir ekip bunu daha hızlı çıkaramazdı. Bu ekip yalnızca bu yıl için mi bir araya geldi, yoksa önümüzdeki Altın Portakal festivallerinde devam edecek mi? Elif Dağdeviren : İnşallah uzun soluklu olacak. Çıkan sonuç bizi nereye taşıyacak bakalım. Aramızda önümüzdeki seneler için plan yapıyoruz. Menderes Türel kaldığı sürece hepimiz oradaymışız gibi davranıyoruz. Ama Türkiye, dinamikleri çok çabuk değişen bir ülke. Eskiden beş yıllık kalkınma planları yapılırdı, şimdi bir yıllık zor yapılıyor. Onun için bu bizim temennimiz. Hülya Uçansu : Yaptığımız basın toplantısında gelen haklı bir soru vardı: “Altın Portakal ne zaman kurumsallaşacak?” Belediyeler tarafından düzenlenmesinin yarattığı bir engel var, yönetimler değişiyor. Antalya’da arşiv çalışması yok. Eski jüriler bile bulunamıyor. Şimdi bir bilgi-belge merkezi başlatılması konusunda konuşuyoruz. Alin Taşçıyan : Benim belediyelerin sinemaya verdiği zarar üzerine bir yazım var. Ki bunu yazdığımda Altın Koza ve Altın Portakal için çalışıyordum. Bu işin patronu bile olsa, parasını ve kabiliyetlerini koyup kenara çekilmesi gerek. Onlar değişiyor ama sinema değişmiyor. Aynı insanlar üretime devam ediyor. En büyük eleştirilerden biri de gösterim koşullarının kötülüğü. Türkiye’nin hiçbir yerinde, İstanbul dahil, ideal koşullarda film gösterilemiyor. Biz Menderes Türel’den salonların elden geçirilmesi sözünü alıp yola çıktık. Hatta bir festival sarayı yaratma tasarısı konuşuluyor. Antalya Belediyesi şu an AK Parti’de. Siyasetin festivali etkilemeyeceğine dair bir güvence aldınız mı? Elif Dağdeviren : Menderes Türel bunu net bir şekilde açıkladı. Filmlerin içerikleri dahil hiçbir şeye karışılmayacağının garantisini verdi. Serap Engin : 2007 yılında festivalin açılış filmi olarak Ang Lee’nin “Lust Caution” filmini gösterdik. Venedik Film Festivali’ne gidip izlemiştim. İtalya’da Papalık erotik sahneler nedeniyle itiraz ettiği için film gösterilemiyordu. Oradan Antalya’ya geldiğimde bunu Menderes Bey’e söyledim, “Festival komitesi karar verdiyse neden olmasın?” dedi ve biz o filmi gösterdik. Hülya Uçansu : Gezi hakkında yapılmış bir filmin gösterilip gösterilmeyeceği sorulduğunda da, “Filmin seçicisi ben değilim. Kurul karar verir” dedi. Nurcan Kuzucan : Festivalin 51 yıllık geçmişine baktığınızda sürekli tekrarlayan bir ana sponsor, devletin dışında yok. Ya belediye ya Kültür Bakanlığı. Bir güven, bir markalaşma sağlanmamış. Şu ana kadarki çalışma sürecinde de siyasetle ilgili hiçbir kaygıyla karşılaşmadık. 51. Altın Portakal’ın bütçesi nedir? Elif Dağdeviren : Şu anda bir bütçe vermem zor. Şu da var. Geçmiş birkaç yılın borçları var. Antalya Belediyesi bu borçları ödemeye karar verdi. Zeynep Özbatur Atakan : Ben aynı zamanda Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği başkanıyım. Geçtiğimiz yıl Antalya’daki ödül paralarının ödenmemesiyle ilgili sektörde sıkıntılar yaşadık. Bunu düzeltmeden güven ortamı sağlamak zordu. Bu borçların ödenmesi çok önemli. Bundan önce Altın Portakal Film Festivali ile ilgili izleniminiz neydi? Sizinki nasıl olacak? Alin Taşçıyan : Yanlış kişiye soruyorsun. Bana kırmızı halı, tören, şatafat de, arkama bakmadan kaçayım. Öte yandan bir gelenek ve talep var. Benim aşırı uçta görüşlerim var, mümkünse hiç tören olmasın. Ama yapılacaksa da durmuş oturmuş, kibar yapılmasını istiyorum. Hülya Uçansu : Alin’in radikal yaklaşımının yanında benim organizasyonun daha evrensel standartlara getirilmesi konusunda isteğim var. Elbette ki 50 yıl önce Türkiye’de bir film festivali başlatıldığında o günün ölçüleriyle bakılmış. İçine sayısız konser, eğlence konmuş. O dönemin Yeşilçam çalışanlarının Antalya Film Festivali’nde geçirilecek on güne çok farklı yaklaşımları olmuş. Ancak bunlar zamanla bir tür imtiyaza dönüşmüş. Eğer biz Antalya’yı uluslararası standartlara taşımak istiyorsak, bu eski kemikleşmiş hatalar geride bırakılmak zorunda. Yapamıyorsak biz de başarısız olacağız. Orası eski sinemacıların tatil yaptıkları bir yer değil. Serap Engin : Altın Portakal, tüm olumsuz eleştirilere rağmen sinema sektörünün en önemsediği festivallerden biri. Geçen yıllardaki hatalar yapılmayacak. Ama kırmızı halı ya da galaları yok sayamayız. En önemli amaç elbette filmlerin seyirciyle buluşması, ancak renkli etkinlikleri göz ardı etmek mümkün değil. 50 yıldır sinemaya ev sahipliği yapan Antalya seyircisinin diğer şehirlerin seyircisinden bir farkı var mı? Alin Taşçıyan : İki döneme ayırmak lazım. İlk dönemde sadece ulusal yarışma yapılır, diğer filmler gösterilmezdi. İzleyici ilgisi azdı. Sonra uluslararası program başladı, izleyici dönmeye başladı. Bir şehirde 50 yıl fil festivali yapılıyorsa, o şehirde bambaşka bir sinema ortamı olmasını bekleriz. Sıkı bir sinefil kitlesi yok ama oluşacak inşallah. Zeynep Özbatur Atakan : Türkiye’deki sinema endüstrisinin neye ihtiyacı olduğuna dair de kafa yoruyoruz. Bu yıl yurtiçi projeleri değerlendireceğiz, önümüzdeki yıl bölgesel projelerin de başvuracağı iki aşamalı bir bölümümüz var. Festivaller artık yalnızca filmleri göstermekle kalmıyor, filmlerin başlamasına motivasyon sağlayan ödüller de veriyorlar. Ben zaten bir projenin fikir aşamasından itibaren finansmanını yaratacağına inanıyorum. Bir de kurgu aşamasındaki filmlerin ödüllendirileceği bir bölümümüz var. Bu şekilde yeni yapımcılar, yönetmenler keşfedilecek.T24
Britney Spears'e Ait En İyi 21 Dans Gifi
Britney Jean Spears Grammy Ödülü kazanmış Amerikalı pop müzik sanatçısı, dansçı, ve sinema oyuncusudur. RIAA tarafından belirlenen satışlara göre tüm dünyada 100 milyon albüm, 100 milyondan fazla ise single satmıştır. Amerikan müzik tarihinde En Çok Satan 8. Kadın, En Çok Satan En Genç Kadın Şarkıcıdır. 2009 yılında Guiness Rekorlar Kitabına 21. yüzyılın En İyi Kadın Şarkıcısı olarak geçmiştir. 3 yaşından beri dans dersleri almış fakat dizini 3 kere sakatladığı için artık eskisi gibi dans edemesede hala o dans için yaratılmış bir sanatçıdır.
Bu Hafta 5 Yeni Film Vizyonda
KAHRAMAN ŞÖVALYE JUSTIN Manuel Sicilia'nın yönettiği animasyon filmi 'Kahraman Şövalye'nin seslendirmelerini Freddie Highmore, Antonio Banderas, James Cosmo ile Charles Dance yaptı. Filmde bürokratların yönettiği ve şövalyelerin yasaklandığı bir krallıkta yaşayan Justin'in maceraları izlenebilecek.
Reklam
Reklam
Yüzlerce Andy Warhol Filmi Vizyona Girmeye Hazırlanıyor
Warhol Müzesi’nin tozlu raflarında unutulmaya yüz tutmuş yaklaşık 500 adet kısa ve uzun metrajlı Andy Warhol filmi, dijital formata aktarılıyor. Daha önce gün yüzüne çıkmamış yüzlerce Andy Warhol filminin kamulaştırılacağı açıklandı. 1000 küsür rulo içinde bulunan 16mm’lik filmler kalitelinin de kalitelisi olan 2K görüntü formatına çevrilecek ve festival gösterimleriyle hayranlarıyla buluşması sağlanacak. Museum of Modern Art ve Warhol Müzesi’nin işbirliğiyle 2K’ya çevrilecek filmlerin gösterimleri çok yakında gerçekleşecek. Birçok kayıp eserinin olduğu bilinen sanatçının 1985 yılında Amiga’nın grafiksel yeteneklerini göstermek için yaptığı deneysel çizimlerin yaklaşık 30 yıl sonra bir diskette fark edilerek karşımıza çıkmasının üzerinden çok geçmedi. Warhol Müzesi baş arşivcisi Matt Wrbican’ın açıklamasına bakılırsa bunun gibi daha birçok sürpriz bizleri bekliyor.Play Tuşu
Reklam
ABD'li Aktör Robin Williams 'Parkinson Hastasıydı'
Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren ünlü aktör Robin Williams’ın Parkinson hastası olduğu belirtildi. Aktörün eşi Susan Schneider, Williams’ın Parkinson hastalığının ön safhasında olduğunu belirterek bunu kamuoyu ile paylaşmaya hazır olmadığını söyledi. Schneider, eşinin ölmeden önce ayrıca endişe ve depresyondan muzdarip olduğunu dile getirdi. ABD'li ünlü aktör Robin Williams California'daki evinde haftabaşı ölü bulundu. Marin County polisi 63 yaşındaki aktörün kendini asarak yaşamına son verdiğini açıkladı. Polis, öğle saatlerinde aldığı bir acil durum ihbarıyla eve geldiğinde Robin Williams'ın cansız bedenini bulmuştu. Williams, Ölü Ozanlar Derneği ve Günaydın Vietnam gibi filmleriyle ün kazanmıştı. Williams, alkol ve uyuşturucu bağımlılığından ve bunlarla mücadelesinden açıkça bahseden bir isimdi. Son olarak Temmuz ayında Los Angeles Times gazetesi, aktörün, tedavisinde bir 'ince ayar' yapmak üzere kısa süreliğine rehabilitasyon merkezine gideceğini yazmıştı. Robin Williams'ın karısı Susan Schneider yazılı bir açıklama yaparak şunları söyledi: 'Bu sabah kocamı ve en iyi arkadaşımı kaybettim. Dünya ise en çok sevilen aktörlerden birisini ve mükemmel bir insanı kaybetti. Büyük acımız nedeniyle mahremiyetimize saygı duyulmasını rica ediyoruz. Umarız Robin hatıralarda ölümüyle değil, milyonlarca insana verdiği sayısız keyifli ve kahkaha dolu anla kalır.' Ünlü aktörün menajeri ise yaptığı açıklamada, 'Robin Williams'ı kaybettik. Kendisi bir süredir derin bir depresyon içerisindeydi. Bu çok trajik ve ani bir kayıp oldu' dedi. 1951 yılında Chicago'da doğan Williams daha lisedeyken tiyatro kulübüne katıldı. Ardından ABD'nin prestijli sanat okulu Julliard'a kabul edilen Williams'a oradaki öğretmenleri komediye yönelmesini tavsiye etti. Robin Williams'ın ilk çıkışı 1970'lerde televizyon dizisi Mork ve Mindy'de canlandırdığı uzaylı karakteriyle oldu. Rollerinin büyük kısmı komedi ağırlıklı olsa da Williams'a Oscar ödülünü getiren rol, 1998 yapımı Can Dostum /Good Will Hunting) filmindeki psikolog rolü olmuştu. ABD'li komedyen Steve Martin, Robin Williams'ın ölüm haberinin gelmesinin ardından Twitter hesabından bir mesaj paylaştı ve 'Robim Williams'ı kaybettiğimiz için büyük bir şoktayım. Onurlu insan, büyük yetenek, sahne arkadaşım, içten bir ruh' dedi. BBC Türkçe
Kesinlikle İzlemeniz Gereken 8 Ünlü Müzikal
1958 yazında Danny Zuko (John Travolta) ve Sandra Olsson (Olivia Newton-John) bir yaz aşkı yaşamıştır. Yaz biterken Sandy Danny'e Avustralya'da okula devam edeceğini söyler ve çift ayrılmak zorunda kalır. Danny, okuduğu okul olan Rydell Lisesi'deki ilk gününde, deri ceketli serseri çetesi T-Birds'ün başına yeniden geçer. En yakın arkadaşları Kencikie, Doody, Sonny ve Putzie ile yaz tatilinde ne kadar eğlendiğini ve çapkınlığını anlatırken, Avustralya'ya gitmeyen ve tesadüfen aynı okula kaydolmuş olan Sandy ile karşılaşır. Sandy, Betty Rizzo'nun (Channing) başını çektiği Pink Ladies'e katılmıştır. Danny, Sandy'e deli gibi aşık olsa da tavırlarından vazgeçmeyecektir. Danny, okuldaki popülaritesini yitirmekten korkmaktadır. Sandy ve Danny aşkları sayesinde tekrar bir araya gelirler. Bu arada Betty de Kenickie (Jeff Conaway) ile çıkmaya başlar.IMDb: 7.2
Filistinli Modacıdan Erdoğan'a 'Koruyucu Lider' Tasviri
Filistinli moda tasarımcısı Zağlul: 'Erdoğan'ın daima sağlam duruşu var. O, cücelerin zamanında dev bir adam' Filistinli moda tasarımcısı Hibe Zağlul, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinden duyduğu sevinci yaptığı fotoğraf çalışmasıyla anlattı. ABD'nin Chicago kentinde yaşayan Zağlul, cumhurbaşkanlığı zaferi ve Filistin meselesindeki duruşundan ötürü yaşadığı sevinci anlatmak için Erdoğan'ı, İsrail saldırısında Gazze'deki bir binadan yükselen alev topunu Kubbetu's-Sahra'ya (Hz. Ömer Camisi) benzettiği resminde 'koruyucu lider' olarak tasvir etti. AA muhabirine konuşan Zağlul, Filistin halkını her şartta korumaya çalışan Erdoğan'ı, duruşu, sözleri ve eylemleri nedeniyle bu şekilde resmetmeyi tercih ettiğini söyledi. Filistinli genç kız, 'Erdoğan'ın daima sağlam duruşu var. O, cücelerin zamanında dev bir adam' dedi. Zağlul, seçimi kazandığı ve seçim sürecinde olmasına rağmen Filistin'e olan desteğini esirgemediği için Erdoğan'ı resmetmeyi seçtiğini ifade etti. AA
Reklam
Michael Jackson'ın Yeni Klibi Twitter Üzerinden Yayınlandı
Michael Jackson’ın duyulmamış şarkılarının yer aldığı ‘Xscape’ adlı albümünden ‘A place with no name’ parçasının video klibi Twitter üzerinden görücüye çıktı. Twitter’ın daha fazla sponsor ve reklam videolu tweet’lere yer vereceğine dair politikasını duyurduğu hafta yayınlanan video, 10 saat içinde 34 binden fazla retweet aldı. Bu durum Twitter’ın video promosyonunun başarıya ulaşması olarak yorumlandı. ‘A place with no name’ şarkısıyla birlikte albümde Jackson’ın 1983 ve 1999 arasında kaydettiği Xscape, Slave to the rhythm ve Justin Timberlake’in eşlik ettiği ‘Love never felt so good’ şarkıları yer alıyor. Diken
Reklam
Graffiti, Sokaktan Müzeye Taşındı
İlhamını sokaktan alan graffiti sanatı, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde dile geldi. Dün açılan “Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı” sergisinde Amerika, Almanya, Fransa, Japonya ve Türkiye’den graffiti sanatçıları, müzenin duvarlarını kullanarak eserlerini yaptı. 5 Ekim’e kadar açık kalacak sergi, ‘içeri’ ve ‘dışarı’ kavramını tartışmaya açıyor. Sokak sanatı graffiti, bugünlerde Suna ve İnan Kıraç Vakfı Müzesi'nin duvarlarında dile geldi. Dün açılan “Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı” adlı sergi, sokakların başkaldırısı olarak başlayan, günümüzde çağdaş kent sanatı olarak da adlandırılan ve son yıllarda sanat gündemindeki en popüler konulardan biri haline gelen graffitiyi sokaktan müzeye taşıyarak, sadece sanat çevrelerini değil, birkaç kuşağı etkilemiş bu fenomenin hem kapsamını hem de kültürel çeşitliliğini yansıtmayı hedefliyor. Roxane Ayral küratörlüğünde gerçekleşen, Amerika, Almanya, Fransa, Japonya gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye'den de sanatçıların yer aldığı sergide Futura, Mare 139, Cope 2, Turbo, Wyne, JonOne, Tilt, Mist, Psyckoze, KR, Herakut, Logan Hicks, C215, Suiko, Evol, Gaia, Tabone, Funk ve No More Lies gibi farklı kuşaklardan ve disiplinlerden sanatçılar Pera Müzesi'ne özel projelerini gerçekleştirirken, Martha Cooper, Henry Chalfant ve Hugh Holland gibi fotoğrafçıların önemli kareleri sergide de yerini alıyor. Kökleri ilkçağ mağara resimlerine de dayandırılan graffiti, 1970'lerde New York'ta azınlık Afrika ve Hispanik kökenli gençlerin, kendilerini ifade etme ihtiyacı sonucu doğdu. Kısa zamanda yaygınlaştı ve bu sanata ilgi giderek arttı. Günümüzde underground (yeraltı) dönemini geride bırakan graffiti, artık küresel bir sanat akımı olarak anılıyor. Sanatçıların farklı stil ve teknikler kullanarak çeşitlenen eserleriyle kültürlerarası bir değer oluşturdukları bu sanat akımı, yalnızca bireysel bir varoluş mücadelesi olmaktan çıkıp toplumsal ve sosyal konuları da ele alarak daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Sergi, uluslararası ve yerel sanatçı seçkisi ve tarihsel bir incelemeye olanak veren kurgusuyla, sokağın günümüz dinamiklerini, farklı stil ve estetik anlayışlarını bir araya getiriyor ve bu akımı fotoğraf, müzik gibi disiplinlerle birlikte ele alıyor. Sergi sadece müzede değil, Beyoğlu ve Beşiktaş belediyelerinin ayırdığı kent duvarlarıyla, İstanbul sokaklarını da graffitiye açarak hem daha geniş bir alana ve kitleye yayıyor, hem de içeri ile dışarı kavramlarını tartışma imkânı veriyor. “Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı”, 5 Ekim'e kadar görülebilir. Zaman
İklim Değişikliği ve Kuraklığın Tüm Dünyayı Etkilediğinin İspatı 22 Fotoğraf
Yaşadığımız dünyanın ikliminin hızla değiştiğini düşünmüyorsanız, hemen klimanızı kapatıp gözlerinizi açın. Sonra dünyada neler olduğunu, aşağıda göreceğiniz resimlere bakarak anlayın. Herkes kendi görüşlerine sahiptir ama gerçekler, gerçektir. İnsanlar iklim değişiminin olduğuna bile katılmıyorlar ama iklim değişiminin olduğunu kabul etmeleri gerekir.Eğer biz yollarımızı değiştirmezsek, iklim değişimleri daha kötü bir hal almaya devam edecek. Bu sorun ağzıma hap almakla olacak şey değil, bunun  hepimiz farkında olmalıyız. Sadece kendi iyiliğimiz için değil, geleceğimiz için..Hadi bi göz atalım Dünya'da neler değişmiş.
Reklam