onedio
Dünyadan Saykodelik Mekanlar
Çizgi film stüdyolarına düştüğünüzü sanmayın. Çin'deki bu deli dağ oluşumu gerçekten var. Şu ışınlanmayı artık bulsalar da kaçıp kaçıp gitsek. Öteki türlü çok masraflı oluyor. Bu şekiller farklı renklerdeki kaya tozlarının ve minerallerin 24 milyon yıl boyunca üst üste baskılanması ve tektonik yüzeyle kaplanması sonucunda oluşmuş.
Yapay Damar Devrimi
Alman Fraunhofer Enstitüsü uzmanları, laboratuvar ortamında yapay olarak damar üretebilen bir teknoloji geliştirdi. Araştırmacılar bunun için bir özel yazıcıyı kullanıyor. Kan dolaşımın parmak uçlarına kadar hissetmenin tek çaresi artık spor yapmak değil. Kansız yaşamak ve kanı parmak uçlarına kadar ulaştıracak sağlıklı damarlar olmadan da uzuv ve organlara enerji gitmesi mümkün değil. Fraunhofer Enstitüsü'nün beş kişilik uzman ekibi, laboratuvarda yapay damar üretmeye çalışıyor. Fraunhofer Enstitüsü'nden Prof. Günter Tovar, 'Daha uzun ömürlü olmamıza rağmen zinde kalıyoruz ve bu formumuzu da korumak istiyoruz. Bu tıbbi desteksiz olmaz. Çünkü bağışlanan doku ve organlar yetersiz kaldığı için çare olmuyor. Bu açığı yapay organlar geliştirerek kapatacak bir teknoloji üzerinde çalışıyoruz' dedi. Yapay organlara enerji sağlamak için de kan şart. Bu yöntemde damarların kopyası organik mürekkeple çıkarılıyor. Bunun için bir özel yazıcı kullanılıyor. Özel yazıcıdan çıkan damarlar Organik mürekkep incecik tabakalar halinde üst üste basılarak damar özelliğinde üç boyutlu ince silindirler meydana getiriliyor. Yazıcı milimetrik toleransla çalışıyor. Vücudun en ince damarları çok daha hassas bir çalışma gerektiriyor. Lazer darbeleriyle binde bir milimetrik ölçüde damar örülebiliyor.Bilim insanları en hızlı şekilde sonuca ulaştıracak hızlı prototipleme yöntemini kullanıyorlar. Bu yöntemde, dijital görüntü verileri esas alınarak tabakalar halinde mikroskopla belirlenmiş malzeme üretiliyor. Yapay damara nakledilmeden önce insan vücudundaki dokulara bağlanabilmesi için çeşitli proteinler ilave ediliyor. Bu nedenle yapay damarların iç kısmı biyo reaktör yardımıyla endotel hücreleriyle kaplanıyor. Bu işlem, organizmadaki kan dolaşımının aksamaması için yapılıyor.TRTTÜRK
Philadelphia Deneyi
Philadelphia Deneyi Amerikan donanmasınında 28 Ekim 1943 tarihinde Pensilvanya eyaletine bağlı Philadelphia şehri limanında gerçekleştirildiği iddia edilen deneydir.Deneyin temelinde “Albert Einstein” ve “Birleşik Alan Teorisi” yer almaktadır.Teoriye göre maddeye yüksek değerde manyetik rezonans uygulanırsa zaman/boyut kırılmasına geçer.Amerikalar bu deneyi bir geminin üzerinde denediler.Albert Einstein Dr. John von Neumann ve Dr. Nikola Tesla’nın da zaman zaman proje dahilinde çalıştıkları iddia edilmiştir.Projenin dünyaca bilinen ismi “Rainbow Project” olarak geçmektedir.Proje 1936 yılında Nikola Tesla tarafından yönetiliyorken aynı yıl içinde denemeler yapılmıştır.İddiaya göre DE173 sınıfı 1240 tonluk USS Eldridge birkaç dakikada 600 km uzağa gidip geri dönmüştür.Gemi dakikalar içerisinde bir sis bulutu içinde kaybolmuş ve geri gelmiştir.İddialara göre sis azaldıktan sonra mürettabatın çoğu geminin yanından sarkıp kusmuş.Yine aynı şekilde bazı denizciler yok olmuş veya eriyen metal levhaların içinde kalmıştır.Mürettebatta bulunan insanların bazen görünmez oldukları rivayetler arasındadır.Deneye şahit olanlar hipnoz seansına katılabileceklerini veya pentotal (bilinci uyuşturarak iradeyi kıran ve doğruyu söyleten bir ilaç) kullanarak gördüklerini anlatabileceğini savunmuşlardır.Bu olaydan iki yıl kadar sonra tanıklardan birisi olan Morris Jessup, Miami’de Hammock Parkı’nda, kendi aracı içerisinde ölü bulunmuştur.Amerikan donanması böyle bir deneyin kayıtlarda olmadığını belirtirken, herhangi bir delil ise bulunmamaktadır.Resmi makamlarca defalarca yalanlanmasına rağmen bilim tarihinde en çok merak edilen konular arasında yerini korumaktadır.
Tuvaletteyken Oynayabileceğiniz En İyi 15 Android Oyunu
Sizler için sıkılmadım; siz sıkılmayın diye tuvaletteyken, geç kalan sevgilinizi beklerken, dolmuşta giderken, ATM 'de sıra beklerken oynayabileceğiniz 15 oyunu derledim. Ben bunlara çıtır oyunlar diyorum, yani ''ayak üstü açıp oynayabileceğiniz, o anlık sizi eğlendirebilecek ,şifonu çektikten sonra aman hangi levelde kaldım derdi olmayan'' oyunlar. İyi eğlenceler.
Reklam
UFO Sobalar İçin Toplatma Kararı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, oda ısıtıcısı ve yangın söndürme cihazlarının da aralarında bulunduğu güvensizliği tespit edilen 14 ürün hakkında toplatma kararı verdi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, oda ısıtıcısı ve yangın söndürme cihazlarının da aralarında bulunduğu güvensizliği tespit edilen 14 ürün hakkında toplatma kararı verdi. Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, haklarında piyasaya arz yasağı, toplatma ve bertaraf kararı verilen ürünler arasında, oda ısıtıcısı, gaz alarm cihazı, ani su ısıtıcısı, yangın söndürme cihazları bulunuyor. Duyuruda ayrıca, güvensizlik nedeni ile alınan toplatma kararlarının, mevzuat ile belirlenen süreçlerin tamamlanmasına müteakip duyurulmasına devam edileceği ve toplatmaya konu ürünlerden ellerinde bulunanların, ürünün üreticisine başvurması gerektiği ifade edildi. Toplatma kararı verilen ürünler şöyle Ufo Işıkla Isıtma Sistemleri San. ve Tic. Ltd.Şti | UFO Marka-S/23 Model 220-230V, 50-60 Hz, IPX0, 2300-2500 W Işımalı Oda Isıtıcısı Asel Madeni Eşya Sanayi Ticaret A.Ş.| Aselhot marka AH-8020 model 220-240V, 2000W İnfrared (Işımalı) Oda Isıtıcısı Gülpa Yangın Söndürme Cihazları San. Paz. Tic. Ltd. Şti. | GÜLPA marka 6 Kg Yangın Söndürme Cihazı Akkar Yangın Söndürme Bilgisayar Otomasyon Sistemleri İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.| Akkar marka 6 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı ÖzRadikal Yangın Söndürme Cihazları Ltd. Şti.| ÖzRadikal marka 6 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı Güney Yan. Sön. Yangın Söndürme Cihazları Hırdavat Elektrik Malz. San. Tic. Paz. Ltd. Şti. | Güney marka 2 Kg ABC KKT içeren Yangın Söndürme Cihazı Tek-Sön Yangın Söndürme Sanayi-Yaşar Trabzon | Teksön marka 6 kg’lık Yangın Söndürme Cihazı Yan-San Yangın Söndürme Sanayi Metin Çağlayan - YAN-SAN marka 6 kg’lık yangın söndürme cihazları Ekoplast Mühendislik Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti.| İnci marka EKO-ES-2010 model 7000 W ani su ısıtıcısı ABC Elektronik San. Tic. Ltd. Şti. | İkon marka GD 401 model Gaz Alarm Cihazı Güner Elektroplastik San. Tic. Ltd. Şti.| Sinan GÜNER marka GR 5023 model 7000W ani su ısıtıcısı Batum Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.- Termoking marka BT-605 Plus model 6700W ani su ısıtıcısı Ünsal Yapı ve Dayanıklı Tüketim Malları San. Tic. A.Ş.| Skytech marka ST 99 model 7000W ani su ısıtıcısı Ege-San Elektrikli-Elektriksiz Ev Aletleri San. Tic. Ltd. Şti.| Ege-San Prenses marka BT.M4 model 7300W ani su ısıtıcısı AA
Reklam
Beynin Sırlarını Çözecek Yeni Harita
Bilim insanları, insan beyninin nasıl çalıştığını ortaya çıkarmak için yaptıkları çalışmalarda önemli bir adım attı. Fare beynindeki tüm sinir bağlantılarını gösteren 3 boyutlu harita çıkarıldı. Nature dergisinde iki yeni araştırmanın sonuçlarını açıklayan bilim insanları, sağlıklı ve hasarlı insan beyninin nasıl çalıştığını anlamak adına önemli bir gelişme kaydedildiğini belirtti. İlk çalışmada, fare beynindeki kısımların birbirleriyle bağlantısını gösteren en detaylı harita sunulurken, ikinci çalışmada beynin gelişim süreci esnasında sinirlerin nasıl oluştuğu ortaya kondu. Gelişim sürecini gösteren ikinci harita, aynı zamanda farklı sinirlerin oluşumundan sorumlu genlerin de belirlenmesini sağladı. Bilim insanları, elde edilen haritanın, bugüne kadar bir memelinin beynine ait en detaylı bağlantı şeması olduğuna dikkat çekti. Araştırmacılar, beynin ‘Google Maps’ çalışması olarak adlandırdıkları her iki haritanın, beyni daha iyi anlamaya yardımcı olacağı ifade etti. ABD’nin Seattle kentindeki Allen Beyin Enstitüsü’nden Hongkui Zeng, ‘beyindeki bağlantıların son bir asırdır önemli bir araştırma dalı olduğunu ancak farklı beyin araştırmalarında hep bir kısma odaklanıldığı için önemli bilgiler elde edilemediğini’ söyledi. Zeng, “Görüntüleme ve bilgisayar teknolojisinde yaşanan gelişmeler, detaylı ve sistematik harita çıkarmamıza yardımcı oldu” dedi. Beyin hastalıklarının kökeni bulunabilir Elde edilen beyin haritası, belli hastalıkların anlaşılmasında tıp dünyasına yardımcı olabilir. Doktorların, beyin rahatsızlıklarına ait modelleri Zeng ve ekibinin geliştirdiği haritayla kıyaslamasıyla, hastalıkların beyindeki sinir bağlantılarını nasıl etkilediği görülebilecek. Zeng, sağlıklı ve hasta beyin modellerini yan yana koyarak, ‘beynin içinde neler olup bittiğini daha iyi anlayabileceklerini’ ifade etti. Dahası, beynin belli bölümlerinin hangi faaliyetlerden sorumlu olduğunu araştıran bilim insanları, yeni haritalardan yararlanabilecek. Gelişmekte olan beyindeki genetik özelliklerin ortaya çıkarılması ise özellikle hamilelik esnasında etkili olan genlerin tespit edilmesine yardımcı olacak. Bilim insanları bu şekilde hamilelik sürecinde ortaya çıkabilen beyin rahatsızlıklarının kökenini daha iyi anlayabilir. Fareler, büyüklük ve kapasite açısından olmasa da, beyinleri insan beynine en çok benzeyen canlılardan biri. Fare beyninden 2000 bin kat büyük olan insan beyninin sahip olduğu nöron oranı da 1000 kat daha fazla. İnsan beyni 86 milyar nöron içerirken aynı sayı şempanzede 28; babunda 14 milyar, farede ise 75 milyon. En az beyin nöronuna sahip toprak solucanında ise bu sayı 302. Zeng ve meslektaşları, fareler üzerinde büyük aşama kaydeden beyin araştırmalarının, yarar sağlaması açısından insan beyni üzerinde de ilerlemesi gerektiğine ifade etti. Zeng, Avrupa ülkeleri tarafından yürütülen ve insan beyninin bilgisayar ortamında simülasyonunun hazırlanmasını öngören Human Brain Project çalışmasına da katkıda bulunacaklarını açıkladı. aljazeera.com.tr
300 Bin Yıl Önce Karşımıza Çıktı
Bilim insanları, Almanya'daki kazılarda kılıç dişli kaplanın 300 bin yıl öncesine uzanan fosillerine ulaştı. Kalıntılar, ilk insanların yırtıcı hayvanlarla burun buruna geldiğini ve kendilerini korumayı başardığını gösterdi. Bir zamanlar sığ bir gölün kıyısında yer alan Schöningen madeninde yapılan kazılarda kılıç dişli bir kaplana ait kalıntılar bulan bilim insanları, bölgenin insanlarla yırtıcı kaplanların ilk kez karşı karşıya geldiği yer olduğunu düşünüyor. Tübingen Üniversitesi’nin başını çektiği araştırmada, insanların Schöningen gölü kıyısında yırtıcı kaplanlarla karşılaştığına kesin gözüyle bakılıyor. Araştırmada, 300 bin yıl önce bölgede yaşamış olan insanların kullandığı 2.3 metre uzunluğundaki mızrakların, sadece avlanmak değil, insanların hayatta kalmasında büyük rol oynayan bir silah olduğunu da anlaşılmış oldu. Kazılar Almanya'nın aşağı Saksyonya bölgesinde gerçekleştirildi ve Tübingen ile Leiden üniversiteleri tarafından yürütüldü. Homotherium latidens olarak adlandırılan kılıç dişli kaplanın, modern Afrika kaplanlarıyla benzer olarak yerden yaklaşık 1.1 metre yüksekliğe eriştiği ve ağırlığının 150-270 kg arasında olduğu düşünülüyor. Homotherium latidens, üst çenesindeki uzunluğu 10 santimetreyi geçen dişleriyle döneminin en yırtıcı hayvanlarından biriydi. Bulgular, kılıç dişli kaplanın Orta Avrupa’da sanılandan daha uzun yaşadığını gösterirken, Schöningen gölü civarında yaşayan antik insanların da tahtanın yanı sıra kemik ve taş eşyalar da yaptıkları ve at gibi büyük hayvanları avlıyor olabileceklerine işaret etti. Mızrakları hayatta kalmalarına büyük katkıda bulunan bu ilk insanların, Homo heidelbergenis olduğu düşünülüyor. Bilim insanları, Afrika’dan 70 bin yıl önce çıkan ve Avrupa’ya 40 bin yıl önce ulaşan Homo Sapiens’in varışından önce, ilk insanların kendilerini savunmak konusunda önemli yol kat ettiğine dikkat çekti.Al Jazeera
Reklam
Bitter Çikolata, Obeziteyi Önlüyor
Yapılan bir araştırmaya göre kakao yani bitter çikolata obezite ve tip 2 diyabeti önleyebiliyor Sağlıksız beslenme ile birlikte tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, insülin direnci gibi hastalıklar da artıyor. Yapılan bir araştırmaya göre kakao yani bitter çikolata obezite ve tip 2 diyabeti önleyebiliyor. Agricultural and Food Chemistry isimli bilimsel dergide yayınlanan bir makaleye göre kakaoda bulunan antioksidanlar kilo almayı önleyebileceği gibi kan şekeri seviyesini de düşürüyor. Dr. Andrew Nilson , kakaonun flavanoid bakımından en zengin besinlerden biri olmasının böyle bir etki yarattığını belirtti. Flavanoidler tip 2 diyabeti de önledi Dünyada birçok insanı tehdit eden tip 2 diyabetin en önemli nedeni karbonhidrat ağırlıklı ve aşırı yağlı beslenme. Flavanoidlerin bu etkisi ise insanlar için oldukça faydalı. Çünkü yapılan birçok araştırma, bir çeşit antioksidan olan flavanoidlerin tip 2 diyabeti önlemede etkisini gösteriyor. Tabii ayrıca cilt yaşlanmasını önlemek gibi faydaları da mevcut. Yüksek yağlı beslenenlerde flavanoidler kilo almayı önledi Bilim adamları fareler üzerinde yaptıkları araştırmada iki gruba ayırdığı fareleri yüksek ve az yağlı diyetlerle besledi. Yüksek oranda yağ tüketen farelere ise farklı flavanoidler verdi. Bunun sonucunda oligomerik prokanidin (PCs) ismi verilen madde farelerin kilosu üzerinde en büyük farkı yarattı. Ayrıca şeker toleransında da gelişme yarattı ve bu da tip 2 diyabetin önlenmesinde etkili oldu. Louisiana Eyalet Üniversitesi'nden bilim adamları kakaoda bulunan oligomerik PCs maddesinin kan basıncını da düşürdüğü ve kalp sağlığı üzerinde olumlu gelişmeleri olduğunu belirtti.t24.com.tr
Satürn Uydusunda Dev Okyanus Keşfedildi!
Bilim dergisi Science’ta bugün yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, Enceladus’un yüzeyinin altındaki büyük akıcı su kütlesi, bilinmeyen deniz canlılarına ev sahipliği yapıyor olabilir. İÇİNDE BÜYÜK BİR OKYANUS SAKLI Enceladus’ta bir okyanus olabileceği teorisi, 2005’te Cassini’nin uydunun güney kutbunda su buharı ve buz püskürten volkan ağızları keşfetmesiyle ortaya çıkmıştı. Cassini’den gelen son verileri inceleyen bilim insanları, ilk kez uydunun iç yapısına dair jeofiziksel ölçüleri belirledi. Elde edilen son datalara göre, yaklaşık 500 kilometre çapındaki Enceladus’un içinde büyük bir okyanus saklı. Uydunun yer çekimi özelliklerini inceleyen gök bilimciler, buz kaplı yüzeyin 30 – 40 kilometre altındaki okyanusun derinliğinin 10 kilometreyi aştığını belirtiyor. Gizli okyanusun, Güneş Sistemi’nde mikrobiyal hayata en uygun bölgelerden birisi olduğu kaydediliyor. NASA’nın California’daki Jet Tahriki Laboratuarı’ndan Sami Asmar, “Uydunun yer çekimi varyasyonlarını anlamak için, hız ölçen radar silahı ile aynı prensipleri içeren Doppler Efekti yöntemini kullandık. Enceladus’un üzerinde uçan Cassini’nin gönderdiği veriler, bize aşağıda bir okyanus olduğunu gösterdi” dedi. gazetevatan.com
Satürn'ün Uydusunda 'Okyanus Var'
Güneş sisteminin ikinci büyük gezegeni Satürn'ün uydusu Enceladus'un yüzeyinin altında büyük bir su kütlesi olabileceğine ilişkin işaretler güçleniyor. Satürn'ün altıncı büyük uydusunun güney kutbunda, 'şerit' gibi görünen bölümlerden uzaya fışkıran buzlu maddelerin görüntülenmesi bilim dünyasında heyecan yaratmıştı. Araştırmacılar, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'ya ait Cassini uzay aracının uydunun üzerinde uçarken yaptığı ölçümler sayesinde, suyun yerçekimsel sinyallerini tespit etti. Prof Luciano Iess, BBC'ye açıklamasında 'Ölçümlerimiz, Kuzey Amerika'daki Superior Gölü büyüklüğündeki bir su kütlesinin varlığına işaret ediyor' dedi. Bu İtalya'daki Garda gölünün 245 katı kadar bir su kütlesine karşılık geliyor. Prof Iess ve ekibinin ulaştığı veriler, 500 kilometre genişliğindeki uydunun, dünyadan sonra mikrobiyal yaşam araştırmaları yapmak için en ideal yer olabileceğini gösteriyor. Cassini'nin verileri, Enceladus'taki su kütlesinin yüzeyin 40 kilometre altında olduğuna işaret ediyor. Bu, kütlenin kayalık katmanın üzerinde olması anlamına geliyor. Buzulaltı okyanusunun varlığına ilişkin ilk veriler, Cassini'nin 2005'te uydunun dağınık bir atmosfere sahip olduğunu tespit etmesiyle alınmıştı. Daha sonraki gözlemlerde, bu atmosferin varlığı, kaplanların çizgilerini andıran şeritlerden yayılan mineral zengini buhara bağlanmıştı. Cassini, daha sonra bu buharların çok miktarda tuz ve organik molekül içerdiğini belirlemişti. BBC
Reklam
Satılık Hacettepe Üniversitesi!
Hacettepe Üniversitesi, Ankara’nın en gözde yerlerinden olan Beytepe’deki 350 dönüm arazisini satışa çıkardı. Hacettepe Üniversitesi Rektörü Murat Tuncer, 12 Eylül darbesinin ardından Genelkurmay’a tahsis edilen araziyi büyük uğraşlardan sonra yeniden üniversite bünyesine aldırmayı başardı. Ancak Tuncer’in önerisiyle Üniversite yönetimi, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nin biriken 250 milyon liralık borcunu ödemek ve yeni yatırımlarını finanse etmek gerekçesiyle, Başkentin en kıymetli bölgesinde yer alan yaklaşık 350 dönümlük araziyi satma kararı aldı. Rektör Tuncer, öğrenciler ve üniversite hocalarıyla Eylül ayında bir toplantı yaparak, Üniversite Yönetimi olarak Beytepe’deki araziyi satma kararı aldıklarını açıkladı. Sert tartışmaların yaşandığı bu toplantıda, hem akademisyenler hem de öğrenciler arazinin satışına itiraz ettiler.“DÖRT YÖNTEM VAR, BİZ DOĞRUDAN SATIŞI SEÇTİK” Öğrenci Kolektiflerinin kayıt altına aldığı toplantıda Rektör Tuncer, öncelikle arazinin imar geçmesi durumunda değerinin 1 ila 1.5 milyar lira olacağını söyledi. Arazinin 4 yöntemle değerlendirilebileceğini belirterek bunları şöyle açıkladı:  “Birinci yöntem, yeterlilik alan firmayla gelir paylaşımı anlaşması; bununla alışveriş merkezi, iş merkezi gibi çağdaş donatılarla uzun vadeli gelir elde etmek mümkün. İkincisi TOKİ ile hasılat paylaşımı modeline girmek. Gazi Üniversitesi Çukurambar’daki arazisini bu şekilde değerlendirdi; TOKİ onlara 60 milyon verdi; kendisi 800 milyona sattı. Üçüncüsü kamu özel ortaklığı. Ancak bu durumda Başbakanlık onayı gerekiyor ki, bu yöntem bizim açımızdan biraz sıkıntılı. Dördüncüsü de doğrudan satış. Net olarak satıp paranız size kalıyor. Yönetim kurulu ile tartıştık bunun daha uygun olacağı karar verdiler.”ALİ İSMAİL ORMANI OLSUN! Rektör Tuncer’in bu açıklamasından sonra söz alan akademisyenler ve öğrenciler, yönetime sert eleştiriler yönelttiler. Eğitim ve bilim kurumu olan üniversitenin rant yaratmak, gelir elde etme peşinde koşmak, yeşil alanları ranta talana açmak yerine; bilim üretmesi gerektiğini söylediler. Bir öğrenci Gezi Parkı olaylarında polis tarafından öldürülen üniversite öğrencisi  Ali İsmail Korkmaz’ın adının verileceği bir ormana dönüştürme teklifinde bulunarak, “Üç beş ağaç için öldü Ali İsmail, bari burada üniversitenin ormanında yaşasın” dedi.TÜRK TELEKOM FAKÜLTESİ YAPIN Bir başka öğrenci ise devletin, Hazinenin görevinin üniversiteyi, bilimi, hastaneyi desteklemek olduğunu belirterek, “Biz bu gerçeği bir kenara bırakmış, para peşinde koşuyoruz.  Ben daha çok para getirecek formüller biliyorum; Edebiyat Fakültemize reklam alalım; Türk Telekom Edebiyat Fakültesi olsun. Yemekhanemize de reklam alalım, adını Ülker Yemekhanesi olarak değiştirelim. Üniversite her sıkıştığında arazisini mi satacak? Bu nereye kadar böyle gidecek” diye konuştu.Rektör Tuncer, bu eleştiriler üzerine, hastane borçlarından, yarım kalan bina inşaatlarından söz etti. Gelir yaratmak zorunda olduklarını anlattı. Öğrenciler, böyle bir kararın sadece yönetim tarafından alınamayacağını; üniversitenin tüm bileşenlerinin katılacağı geniş bir toplantı yapılarak, arazi konusundaki tasarrufun burada alınması gerektiğine dikkat çektiler.“İMAR GEÇSE DEĞERİ 3 MİLYAR!” Arsanın imarsızken satılması yerine imar geçtikten sonra satılması halinde değerinin 2 ila 3 milyar liraya çıkacağı da iddia ediliyor.“EĞİTİM İÇİN KAMULAŞTIRILDI, SATILAMAZ, PARASIYLA BORÇ ÖDENEMEZ' Maliye Bakanlığı Milli Emlak yetkilileri, Hacettepe’nin Beytepe Bulamaçlı Mevkii’ndeki arazinin 1970’li yıllarda, şahıslardan eğitim amacıyla alınarak, kamulaştırıldığına dikkat çekerek;  “Üniversite bu araziyi satamaz. Çünkü bu arazi, onların kendi gelirleriyle elde ettikleri bir arazi değil. Eğitim amacıyla onlara tahsis edilmiş bir arazi” yorumunda bulundular. Ayrıca yetkililer, bu arsanın satışından elde edilecek paranın döner sermaye bütçesine aktarılamayacağına dolayısıyla da hastane borçlarını kapatmak için kullanılamayacağına dikkat çektiler.İLK İHALE ARALIK’TA Ancak arazinin satışına ilişkin kararlılığını sürdüren Üniversite Yönetimi, ilk ihaleye 12 Aralık 2013 tarihli Resmi Gazete ilanıyla çıktı. İhale günü olarak 24 Aralık 2013 tarihi belirlenirken, 6 kalem arsa için toplam muhammen bedel  889 bin lira olarak ilanedildiyse de teklif veren çıkmadı.17 Ocak’ta Resmi Gazete’de ikinci ihale ilanına çıkıldı. Bu kez toplam muhammen bedel 801 bin liraya indirildiyse de 30 Ocak’ta yapılan ihalede yine teklif olmadı. 28 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan üçüncü ihale duyurusunda ise ihale günü 8 Nisan olarak ilan edildi. Muhammen bedel ise değişmedi.'DÜNYA ÜNİVERSİTESİ KALABİLMEK İÇİN 600 MİLYONA İHTİYACIMIZ VAR' Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Murat Tuncer, görevi devraldığında eski yönetimin hesapsız harcamaları nedeniyle 270 milyon lira borç devraldıklarını, şu anda da 238 milyon lira borçları bulunduğunu söyledi. Hem bu borcun kapatılması hem de eğitim, nükleer mühendislik, hukuk, inşaat, çevre mühendisliği fakülteleri ile  nüfus etütleri merkezi yatırımı için 600 milyon lira finansman ihtiyacı olduğunu vurguladı. Tuncer, 'Dünya üniversitesi olarak kalabilmemiz, daha çok bilimsel araştırma yapabilmemiz için tabii ki paraya ihtiyacımız var. Bunun için de bu arsayı satmak zorundayız. İmarsız olarak ihaleye çıktık ama ihale günü satışı imarlı fiyattan yapacağız. 850 ila 1 milyar lira iyi bir fiyat olur. Rekabet oluşursa 1.5 milyar liraya kadar çıkar. Bu araziyi satamayacağımız söyleniyor. Peki Hacettepe'nin 3.5 milyon metrekarelik arsası nasıl oluyor da Bilkent üniversitesi tarafından kullanılıyor, hem de üzerinde Emlak Konut'un konutları, oteller, alışveriş merkezleri bulunuyor? Üniversitenin ayağa kaldırılması için bunların değerlendirilmesi gerekiyor. Kolektif öğrenci arkadaşlar, orman yapalım, deyince ben de Polatlı'daki 1 milyon metrekarelik yerimizi gösterdim, buyurun ağaç dikin, dedim. Kimse gelmedi' dedi.  Kaynak: Hürriyet
6 Adımda Kusursuz Güzellik
Her kadının hayali güzel bir görünüme sahip olmaktır. Siz de genç ve güzel görünmek istiyorsanız bu altı ipucunu dikkate almalısınız. İşte 6 adımda kusursuz güzellik sahibi olmak için yapmanız gereken 6 şey... Parlak saçlar için yapılması gerekenler Saçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler: Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın. Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın. Cildinizi salatalık sürerek canlandırın Salatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün 1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz. Cildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgâra karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar. Kırışıklıklara karşı meyve tüketin Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık, erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.Dudaklar balla parlasın Bal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı: 1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın. Yağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.
Reklam
Antik Mineral Magnezyum Yağı
Son zamanlarda teknolojinin gelişmesi, hayat stresinin artması ve katkılı gıdaların çoğalmasıyla birlikte insan sağlığı da tüm bunlardan olumsuz etkilenmiştir. Bu durum sağlık açısından doğaya ve doğal olana yönelmeyi de beraberinde getirmiştir. Bitkilerden ve doğada saf halde bulunan minerallerden elde edilen doğal yağlar birçok hastalığa iyi gelmektedir. Hastalıkların yanı sıra insan sağlığına da birçok faydası vardır yağların. Son dönemlerde ise bu yağlardan en çok dikkat çekeni Antik mineral magnezyum yağıdır. Kuzey Avrupa’da, Permiyan döneminde oluşan Eski Zechstein Denizyatağı bulunmaktadır. Yer kabuğunun 2000 metre altında yaklaşık olarak 250 milyon yıllık gerçek magnezyumlar bulunmaktadır. Bu bölgedeki magnezyum dünyada bulunan en doğal magnezyumdur. Bu magnezyumlardan özel ortamlarda üretilen Magnezyum yağı insan sağlığı için mucizevi diyebileceğimiz bir yağdır. Antik Mineral Yağı Faydaları Antik mineral magnezyum yağının faydaları saymakla bitmez. Daha çok kas ve eklem ağrıları için kullanılsa da cilt güzelliğinden sinirsel bozukluklara hatta migrene bile oldukça iyi gelir. Başlıca antik mineral yağının faydaları: Bel ve boyun fıtığı Bağ ağrısı ve migren Kramplar ve burkulmalar Eklem ağrıları Doku zedelenmesi ve burkulma Yorgunluk ve halsizlik Regl sancıları Kireçlenme Siyatik ağrıları Romatizmal ağrılar Menüsküs Ortopedinin her türlü hastalığına çare olan bu mucizevi yağı bu saydıklarımızla sınırlandırmak da oldukça yanlış olacaktır. Bunlara ek olarak bu yağ; cildi güzelleştirir, sinüzit gibi tıbbın çare bulamadığı kronik hastalıkları yok eder. Ayrıca felç gibi sinirsel bozukluklara da şaşırtıcı şekilde iyi geldiği görülmüştür. Birçok bilim adamı ve doğa bilimcileri bu mineral ve mineralden elde edilen yağ hakkında bilimsel araştırma yapmaktadır.                Antik Mineral Yağı Kullanımı Bu yağı kullanmadan önce problemi ve problemin kaynağını tam olarak tespit etmelisiniz. Daha sonra kronik rahatsızlıklarda 2-4 ay arası sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez kullanabilirsiniz. Burkulma, tutulma veya doku zedelenmesi gibi çok önemli olmayan durumlarda ise 1 hafta gibi bir süre ile tedavi edebilirsiniz. Yağı kullanmış olduğunuz bölgeye masaj yaparak daha iyi sonuçlar elde etmeniz mümkün olacaktır. Eğer hassas bir cilde sahipseniz su ile seyrelterek de kullanabilirsiniz
Diyet Kola Kilonuz İçin İyi, Peki Yaşam Süreniz İçin?
Tatlı diyet kolalarda kalori bulunmuyor ancak yapılan araştırmalar bu içeceklerin yaşam süreniz için değil yalnızca kilonuz için iyi olduğunu ortaya koyuyor. American College of Cardiology'nin Pazar günü yayınladığı araştırmaya göre; günde iki ya da daha fazla diyet kola tüketen yaşlı kadınların yüzde 30'unun kalp ve damarlara ilişkin beklenmeyen bir sorun ile karlaşma oranı daha yüksek ve bu içecekleri çok az tüketen kadınlara kıyasla bu haslıklarla ilişkili ölüm ihtimali yüzde 50 daha fazla. Araştırmanın başında yer alan Iowa Üniversitesi'nde kardiyovasküler hastalıklar uzmanı Ankur Vyas, 'Bulgularımızı daha önceki çalışmalar ile paralellik gösteriyor ve daha detaylı.' dedi. Araştırmada dikkat edilmesi gereken konu sonuçlar diyet kola içmek ile kalp hastalıkları arasında bir korelasyonu ortaya koyuyor, birinin bir diğerinin neden olduğu yönünde kanıt ortaya koymuyor. Diyet kola tüketimi ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen şu ana kadarki en geniş araştırmada yaşları 50 ila 79 arasında değişen 59.614 analiz edildi. Vyas araştırmanın şu an aynı alanda uzman diğer araştırmacılar tarafından değerlendirildiğini söyledi. 340 gramın tek bir içim olarak değerlendirildiği araştırmada içecekler olarak da diyet kolalar ile diyet meyve suları incelendi. Araştırmada elde edilen veriler ile demografik niteliklere ve beden-kitle indeksi, sigara içmek, hormon tedavisi, fiziksel aktivite, enerji alımı, tuz kullanımı, diyabetler, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve tatlandırıcı içecek kullanımı gibi kalp ve damarlara ilişkili diğer risk faktörlerine açıklama getirilmeye çalışıldı. Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 62,8 ve geçmişlerinde kalp ve damar hastalıkları olmayan kadınlar seçildi. Bu, benzer bulguları ortaya koyan ilk araştırma değil. 2012 yılında Fransız araştırmacıların The American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayınladıkları araştırmada diyet içecekler ve Tip 2 diyabet riski arasında güçlü bir korelasyon bulundu. Araştırma 'light' içecek tüketen kadınların tüketiminin normal şekerli içecek tüketen kadınların tüketiminden yüzde 43 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Dahası aynı miktarda bile içilse yapay olarak tatlandırılmış içecekler diyabetin gelişmesinde büyük risk ile ilişkili. İçecek sektörü ise sonuçların bir açıklamasının olduğunu belirtiyor: Amerikan İçecek Derneği sözcüsü Christopher Gindlesperger, kilo sorunu olan ve halihazırda kalp hastalığı riski taşıyanların kilolarını kontrol altında tutmak için daha fazla diyet kola içtiklerine dikkat çekiyor. The American Journal of Clinical Nutrition dergisine göre zayıflama planı kapsamında geleneksel kolalar yerine diyet kolaların (ya da suyun) tüketilmesi yüzde 2-2,5 oranında kilo kaybına neden oluyor. (İçecek devleri PepsiCo ve Coca-Cola ise açıklama isteklerimize yanıt vermediler.) Obezite oranı artmaya devam ediyor. Araştırma şirketi Gallup ve sağlık hizmetleri danışmanlık şirketi Healthways'in 2013 yılında yaptıkları 'Sağlık Endeksi' araştırmasına göre yetişkin Amerikalıların yüzde 27'si kendilerini obez olarak tanımlıyor. Washington merkezli kar gütmeyen Kamu Çıkarı Bilim Merkezi'nde beslenme politikası müdürü Margo G. Wootan yaptığı yorumda, insanlar kilolarını önemsememeye devam etse de gerçek obezite oranının nüfusun üçte birine yakın olduğunu söyledi. Diyet Coke ve diyet Pepsi gibi içeceklerde kullanılan yapay tatlandırıcı aspartame yani düşük kalorili tatlandırıcı uzun süredir sağlık savunucularını endişelendiriyor. MarketWatch'ın da haberinde yer verdiği gibi yayınlanmış araştırmaların büyük çoğunluğu farelerde kanser ve aspartame tüketimi arasında korelasyon ortaya koyuyor. Ancak Food and Chemical Toxicology dergisinde Temmuz 2013'te yayınlanan bir araştırma ise aspartame kullanımının kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına neden olmadığını kaydetti. Araştırma şirketi 2012'de Global Industry Analysts'e göre 2012'de 1,39 milyar dolar olan yapay tatlandırıcıların global pazarının 2018'e kadar 1,68 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yapay tatlandırıcıların popülaritesine karşın kısmen şişelenmiş su ve enerji içeceklerinden gelen rekabetin de etkisi ile diyet kolay satışları geriliyor. 15 Mart'ta sona eren yedi hafta içerisinde diyet kola satışları yüzde 7'nin üzerinde azalırken normal kola satışlarında hemen hemen bir değişim olmadı (%0,6 artış). Buna karşın aynı dönemde enerji içeceklerinin satışları yüzde 8'den fazla, maden suyu satışları yüzde 26 arttı. İçecek sektöründe son yıllarda diyet içeceklerin ağırlı oldukça fazla: Gindlesperger'a göre bugün satılan alkolsüz içeceklerin yüzde 45'i sıfır kalorili ve 1998-2010 arasında ortalama kalori ürün başına yüzde 23 düştü. WSJ Türkiye
Kanal İstanbul'un Güzergahı Değişti
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 'Çılgın proje' olarak adlandırılan Kanal İstanbul'un güzergahı değişti. Çılgın proje olarak anılan Kanal İstanbul için belirlenen Silivri, Ortaköy, İnceğiz, Gökçeli, Çanakça, Dağyenice bölgesinden, Karacaköy, Evcik Barajı’ndan Karadeniz’e bağlanan bölümde istimlak edilecek arazilerin çokluğu nedeniyle vazgeçildi. Küçükçekmece, Başakşehir ve Arnavutköy alternatif bölge olarak düşünülüyor. Bu konuda asıl gelişmenin ihale modeliyle ortaya çıkması bekleniyor. Yetkililerden edinilen bilgilere göre Kanal İstanbul projesi ile yerlilerin yanı sıra birçok yabancı şirket de ilgileniyor.   Panama Kanalı projesini yapan MWH Global ve Çinli birçok şirket ihaleye ilgi duyarken, TAV da ortağı CCC ile süreci yakından takip ediyor. Dünya Gazetesi'nin haberine göre, Rus ve İtalyan firmaları ile de bazı ön görüşmeler yapıldı. Bölgedeki deniz trafiğine de çözüm getirmesi beklenen proje, Karadeniz ve Boğazlar’ı yoğun kullanan Rusya’nın da radarında. İstanbul’daki deniz trafiğine çözüm için büyük bir Rus firması kanalın inşasını üstlenebileceğini iletti. 10 MİLAR DOLAR TAHMİNİ Bazı sivil toplum kuruluşları ve bilim adamlarının eleştirdiği, karşı çıktığı projenin tam detayları ortaya çıkmadığı için maliyeti hakkında kesin tespitler de yok. Ancak üçüncü havalimanı projesine yakın bir büyüklüğün ortaya çıkması bekleniyor. İlk telaffuzlara göre projenin maliyeti 10 milyar dolar! Kanal’ın 25 metre derinliğinde ve 150 metre genişliğinde olması öngörülüyor. 5.5 milyar TL olarak hesaplanan inşaat işleri kapsamında İstanbul Boğazı ile Silivri arasındaki doğu- batı ekseninde, proje ile çakışacak en az 5 otoyolu, karayolu ve demiryolunun deplase edilmesi (başka noktaya taşınması) planlanıyor. Kanal üzerine en az 8, en çok 11 köprü inşa edilmesi planlanıyor. Toplamda 10 milyar dolara mal olacak proje için parça parça ihaleye çıkılacak. Kanal, alttan kesik ‘V’ harfi biçiminde inşa edilecek. Alt bölümünün genişliğinin 100 metreye, V harfinin iki ucu arasındaki mesafenin 520 metreye kadar ulaşabilecek. Kanalın derinliği 20 metre olacak. GÜZERGÂH YAKINDA AÇIKLANACAK Kanal İstanbul projesi, güzergahının açıklanacağı tarihten itibaren gayrimenkul piyasasına büyük hareketlilik getirecek. Başbakan Erdoğan’ın ‘Çılgın Proje’ olarak tanımladığı Kanal İstanbul’un güzergahı henüz açıklanmadı fakat projeye ev sahipliği yapacak yerlerde arazi fiyatları tavan yaptı. Projenin yerinin şu an tam olarak belli olmadığını, çalışmalar yaptıklarını belirten yetkililer, “En kısa yol, en uygun yer neresidir onu araştırıyoruz. İstanbul Boğazı’na alternatif olacak güzergahı belirleme gayretindeyiz. 1-1,5 ay içinde güzergahı netleştireceğiz” dedi. Daha önce belirlenen Silivri, Ortaköy, İnceğiz, Gökçeli, Çanakça, Dağyenice bölgesinden, Karacaköy, Evcik Barajı’ndan Karadeniz’e bağlanan bölümde istimlak edilecek arazilerin çokluğu nedeniyle vazgeçildi. Diğer yandan Küçükçekmece, Başakşehir ve Arnavutköy’ün alternatif bölge olarak düşünüldüğü, kanal aksında bulunan arazilerin yaklaşık yüzde 80’inin Hazine'ye ait olmasının bu rotanın seçilmesinde önemli rol oynadığı öğrenildi. Eğer bu güzergah seçilirse proje, Küçükçekmece-Başakşehir- Arnavutköy ilçelerinden geçerek Karadeniz ile Marmara Denizi’ni birbirine bağlayacak. Projeyle Küçükçekmece Gölü kanala katılacak, Sazlıdere Barajı ise devre dışı kalacak. GÜNDE 160 GEMİ GEÇECEK Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘çılgın projem’ olarak adlandırdığı Kanal İstanbul uzun süre büyük ses getirmişti. Kanal İstanbul projesi ile beraber iki yarım ada ve bir ada oluşacak. Kanalın su derinliği yaklaşık 25 metre olacak. Su yüzeyinde genişlik 145-150 metre yi bulacak. Kanalın inşası sırasında ortaya çıkacak hafriyat büyük bir liman ve havalimanı yapımında, sönmüş maden ocaklarında ve kanalın kapatılma noktasında kullanılacak. Kanal İstanbul’dan günde 150-160 geminin geçmesi hedefleniyor. Projeye karşı çıkan sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin görüşleri özetle şöyle: • İstanbul’un doğal yaşam kaynaklarını tehlikeye atar. • Boğaz’daki tanker trafiğinin yarattığı tehlikeyi önleyemez. • İstanbul’un su kaynaklarını bitirebilir, deniz kimyasını bozarak canlıların yok olmasına yol açabilir. • Tarım-orman arazilerini olumsuz etkiler. • İstanbul’un deprem ve ulaşım gibi en önemli sorunlarına öncelik verilmeli. Proje deprem riskini artırabilir. • Tehdit altındaki doğal ve çevresel değerlerin kaybına yolaçar. • Projenin devreye girmesi, içme suyu rezervlerinden vazgeçmek anlamına gelir. Kaynak: http://www.anahaberler.com.tr/emlak/kanal-istanbulun-guzergahi-degisti-h15524.html
Halkalı Bir Asteroit Keşfedildi
Çeşitli gezegenlerin çevrelerinde halkalar olmasına alışkınızdır. Ancak astronomlar ilk kez bir asteroidin çevresinde bir çift halka keşfetti.Çeşitli gezegenlerin çevrelerinde halkalar olmasına alışkınızdır. Ancak astronomlar ilk kez bir asteroidin çevresinde bir çift halka keşfetti. 1997 yılında keşfedilen Chariklo isimli asteroit, Satürn ve Uranüs arasındaki bölgede bulunan bir yörüngeye sahip. Asteroidin dıştaki daha ince, içteki ise daha kalın olan halkaları kısmen buz içeriyor. Bu halkaların kaynağı üzerine düşünen astronomlar ortaya muhtemel iki sebep atıyor. Chariklo’nun halkaları, bu asteroide çarpan daha küçük bir cismin enkazının kütleçekimle tutulan parçalarından oluşmuş olabilir. Bunun yanında, Chariklo’ya eşlik eden daha küçük bir asteroit olabilir ve mikro meteroit çarpışmalar sonucu ondan ayrılan parçalar bu halkaları oluşturmuş olabilir.Ozan Karakaş/sol
Reklam