onedio
Veba Hakında Yeni Teori
Orrta Çağ’ın en büyük salgını olan ve 14’üncü yüzyıl sonunda 450 milyon olan dünya nüfusunu 350-375 milyona indiren veba hakkında şaşırtıcı bir teori öne sürüldü. Londra’nın doğusundaki bir mezarlıktan çıkarılan 25 iskeleti inceleyen bilim insanları, tarihe Kara Ölüm olarak geçen hastalığın kabul edildiği gibi Yersinia pestis bakterisini taşıyan pirelerle değil ancak havadan bulaşmış olabileceğine dair bulgular elde etti. Bilim insanları demir yolu inşası esnasında geçtiğimiz yıl ortaya çıkarılan mezarlıktan elde edilen Yersinia pestis bakterisine ait DNA’yı, yakın zaman önce Madagaskar’da 60 kişinin ölümüne neden olan aynı bakterinin DNA’sı ile karşılaştırdı. Beklenmedik şekilde, antik ile modern DNA kodları neredeyse mükemmel bir uyum gösterdi. HAVADAN BULAŞTI Porton Down kentindeki Public Health England araştırmacısı Dr. Tim Brooks, “Kara Ölüm’ün farelerde yaşayan pirelerden bulaştığı düşüncesi, hastalığın yayılma hızıyla uyuşmuyor. Salgın esnasında bir evden diğerine geçen hastalığın havadan bulaşmış olma ihtimali daha yüksek” ifadesini kullandı. Kara Ölüm Avrupa’da 17’inci yüzyılda tekrar ortaya çıkmış ve İtalya’da 2 milyon insanın ölümüne neden olmuştu.  evrensel.net
Dünyanın En İlginç 7 Deneyi
Bilim dünyasının geçmişten günümüze gerçekleştirdiği bazı deneyler dudak uçuklatan cinsten. İşte o şaşırtıcı deneyler…
Elektron Mikroskobuyla Çekilmiş 14 Harika Fotoğraf
Elektron mikroskobu dünya üzerinde yaşayan bütün organizmaların yaşamlarına ışık tutma konusunda bilim adamlarının en önemli yardımcılarından birisidir. Organizma, elektron mikroskobuyla en küçük ölçü birimi olan nanometre boyutlarında fotoğraflanabiliyor. Bilim dünyasının en büyük yardımcısı olan bu mikroskop tarihe ışık tutan jeolojik araştırmalardan tutunda biyolojinin alanı olan canlı organizmaların incelenmesine kadar birçok alanda kullanılabiliyor. Bu yazımızda gözle ya da basit bir mikroskopla görülmesi imkansız canlılarının birbirinden güzel fotoğraflarını bulacaksınız. Elektron mikroskobu ile çekilmiş fotoğraflar, günlük hayatta göremediğiniz ama iç içe yaşadığınız canlı organizmaların varlığını sizlere gösterecek. İşte Elektron Mikroskobu İle Çekilmiş 14 Harika Fotoğraf;
3D Yazıcıdan Çıkan Kafatası Protezi
Hollandalı doktorlar, tıp tarihinde bir ilke imza atarak, tamamı 3D yazıcıda üretilen kafatası protezini bir hastaya başarıyla nakletti. Plastik kafatasının, belli bir süre içinde dokularla kaynaşması bekleniyor. 29 Mar 2014 Güncelleme 20:13 TSİ | Konular Bilim-Teknoloji Hollanda'nın Utrecht kentinde kafatası sürekli büyüyen ve beynine baskı yapan bir kadın, 3D teknolojisiyle sağlığına kavuştu. Medical Center Üniversitesi'nden Dr. Bon Verweij ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyatta, 22 yaşındaki hastanın kafatası tamamen çıkarılarak, plastik protezle değiştirildi. 3D yazıcıdan kafatası Tıpta bir ilk Ameliyat 23 saat sürdü Doktorlar, geçtiğimiz yıl bir hastanın kafatasının yüzde 75'ini protezle değiştirmeyi başarmıştı. Yapılan en son ameliyatta, beynin korunması için polietereterketon (PEEK) materyali kullanıldı. PEEK, sağlamlığı ve ısıya dayanıklılığıyla öne çıkan bir plastik türü olarak biliniyor. Avustralyalı bir firma tarafından hastaya özel olarak üretilen kafatası, şeffaf ve beynin damarları ile kıvrımlarının görülmesini sağlıyor. Bilim insanları, şeffaf kafatasının beyin faaliyetlerinin çok daha iyi takip edilmesini ve görüntülenmesini sağlayacağını belirtti. Adı açıklanmayan hastanın kafatası, rahatsızlığı nedeniyle olması gereken 1.5 santimetre yerine 5 santimetre kalınlığa erişmişti. Doktorlar, iki yarısı titanyum tokalarla tutturulan plastik kafatasını 23 saat süren operasyonda hastaya nakletti. Kafatasının beyni örten koruyucu tabakayla uyum sağlayıp sağlamayacağı zamanla belli olacak. Bilim insanları, plastik kafatasının ileride duymayı yeniden sağlayan protezlerin beyne aktarılması gibi cerrahi işlemlerde yeni kapılar açabileceğini belirtti. Kaynak: Extreme Tech.
Plüton'un Ötesinde Esrarengiz Keşif
Gökbilimciler, Plüton'un arkasında keşfedilen yeni bir cüce gezegen sayesinde hiç beklemedikleri bir keşfe imza attı. Dünya'dan en az 10 kat büyük yeni bir gezegen olabilir. Yüzyıllardır gökbilimcilerin kafasını kurcalayan Planet X'in NASA tarafından var olmadığının açıklanmasından sadece bir hafta sonra, astronomi dünyası yeni ve beklenmedik bir keşfe imza attı. Plüton'un gerisinde 2012 VP113 adlı yeni bir cüce gezegen keşfeden gökbilimciler, gök cisminin yörüngesini incelerken devasa bir gezegenin izine rastlamış olabilir. Washington D.C'deki Carnegide Bilim Enstitüsü'nden Scott Sheppard'ın başını çektiği araştırmada, 2012 VP113'ün yaklaşık 450 km genişliğinde ve Güneş'e en yakın olduğu mesafenin 80 AU (astronomik birim) olduğu açıklandı (1 AU Dünya ile Güneş arasındaki mesafeyi temsil ediyor). 2340 km genişliğindeki Plüton, Güneş'ten 40 AU uzaklıktayken, arkasında kalan 1000 km genişliğindeki cüce gezegen Sedna'nın uzaklığı 76 AU. Sheppard, Güneş Sistemi'nin oluştuğu dönemdeki kalıntıları içeren Kuiper Kuşağı ötesindeki bu bölgenin, antik gök cisimlerinin düzenini anlamak için büyük önem taşıdığını belirtti. Sheppard, Oort Bulutu'na uzanan bölgedeki keşiflerin sürekli arttığına dikkat çekerek, Plüton'un binlerce gök cismiyle aynı yörüngeyi paylaştığını, Sedna ve 2012 VP113'ün buzdağının görünen ucu olduğunu ifade etti. Gökbilimcileri en çok şaşırtan keşif ise 2012 VP113, Sedna ve diğer 10 gök cisminin yörüngeleri incelendiği zaman ortaya çıktı. Güneş Sistemi dev bir gezegen saklıyor olabilir 2012 VP113 ve Sedna'nın da dahil olduğu çok sayıda gök cisminin birbirlerine çok yakın ve aynı hizada hareket etmesinin, 250 AU uzaklıkta yer alan dev bir gezegenden kaynaklandığı öne sürüldü. Sheppard ve ekibi, esrarengiz gök cisminin çok soğuk ve kayalık bir gezegen olduğunu düşünüyor. NASA'nın WISE teleskobu, 2010 ve 2011 yılları arasında yaşanabilir bir süper Dünya olduğuna inanılan Planet X'i aramamış ancak sonuç alamamıştı. Gökbilimci Ned Wright, yeni gezegenin WISE'ın tespit edebilmesi için çok soğuk ve silik kaldığına dikkat çekerek, 'Az bir ısı kaynağı olsa ve güneş ışığı emse bile bu fark edilmesine yeterli olmazdı' ifadesini kullandı. Gaz devlerinin yörüngeleri mor, Plüton'un yer aldığı Kuiper Kuşağı ise noktalı çizgilerle belirtiliyor. Gökbilimciler, 'gezegen avcısı' Kepler Teleskobunun yardımıyla bugüne kadar Güneş Sistemi dışında 1000'den fazla gezegenin varlığını doğrulamayı başardı. San Diego State Üniversitesi'nden Wiliam Welsh ise böyle bir gezegenin Kepler'in tarama yöntemleriyle tespit edilmesinin mümkün olmadığını belirtti. Sedna'yı 2003 yılında keşfeden ekipte yer alan California Teknoloji Enstitüsü'nden (Caltech) Mike Brown, '2012 VP113 ve diğer gök cisimlerini etkileyen dev bir gezegen olabileceğini ancak birçoğu sıradan başka faktörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini' ifade etti. aljazeera.com.tr
Gökyüzünde Meydana Gelen Işık Parlaması Depremin Habercisi!
Amerikalı uzmanlar deprem öncesi gökyüzünde görünen şimşek benzeri ışıkların yer kabuğundaki hareketlerden kaynaklanıyor olabileceğini söylüyorlar. Yakın tarihte Japonya ve İtalya'da yaşanan depremler öncesinde gökyüzünde sebebi anlaşılamayan ışıklar tespit edilmişti. Uzmanlar buna yer hareketlerinin ortaya çıkardığı büyük elektrik yükünün yol açıyor olabileceğini düşünüyor. Bir kap dolusu un ile yaptıkları deneyde uzmanlar tamamen yeni bir fiziksel olguyu keşfettiler ve bulgularını Denver'deki American Fizik Birliği konferansına sundular. New Jersey Rutgers Üniversitesi'nden Profesör Troy Shinbrot, 'Önce burda bir yanlışlık var, çok aptalca bir hata yapıyoruz diye düşündük' diyor.'Un doldurulmuş bir tası aldık, içinde kırıklar oluşacak şekilde ileri geri salladık. Bu hareket 200 voltluk bir elektrik yükü yarattı. Niye böyle olduğunu açıklayabilecek bir fizik kanunu bilmiyorum. Bu yeni bir şey' diye açıklıyor. Bu deney daha sonra un yerine başka toz ya da granül maddelerle de tekrarlandı, sonuçta hep ortaya bir elektrik enerjisi çıktı. Eğer jeolojik fay hatlarında da aynı şey oluyorsa, toprakta meydana gelen kayma ve çatlamaların ortaya milyonlarca voltluk statik elektrik yükü çıkarması lazım. Bu da depremlerden önce gökyüzünde saptanan ışığın açıklaması olabilir. Buna yaklaşan depremi haber veren bir tür doğal erken uyarı sistemi de diyebiliriz.Deprem ışıklarına dair tanıklıklar aslında 300 yıldır kayıtlara geçiyor, fakat uzmanlar bunları yakın zamana kadar bilimsel bir gözlem olarak ciddiye almıyordu. Fakat doğa olaylarının artık çok yaygın olarak görüntülenebilmesi, bu görüntülerin internet ortamlarına konulabilmesi ile durum değişti. Kayda alınan, açık gökyüzündeki bu şimşek benzeri ışık çakmaları uzmanlar tarafından da incelendi ve bir olgu olarak kabul edildi. Fukuşima ve L'Aqila depremleri sırasında tespit edilen ışıklar internette yaygın olarak paylaşıldı. Ama her deprem öncesinde bu ışıklar görünmüyor ya da açık gökyüzünde her ışık göründüğünde bunu bir deprem izlemiyor. Profesör Shinbrot, 'Şimdi bu ışıkların neden bazen görünüp, bazı diğer deprem durumlarında görünmediğini anlamaya çalışıyoruz' diyor.teknolojioku.com
Reklam
CHP Yüzde 32 İle Gençler Arasında Birinci Parti
Umut Oran: Türkiye’nin umudu gençler, gençlerin umudu CHP CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, 30 büyükşehirde 18-25 yaş arasındaki 5600 gençle yaptırılan bir araştırma sonucunda CHP'nin yüzde 32 ile birinci parti olduğunu AKP'nin ise yüzde 22,7'de, MHP'nin de yüzde 16,9'da kaldığını bildirdi. Gençlerin yüzde 55’inin yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının AKP tarafından engellendiğini düşündüğünü, AKP’li gençlerde dahi bu oranın yüzde 26,4 olduğunu vurgulayan Umut Oran, 'Türkiye'nin umudu gençlerimiz, gençlerin umudu ise CHP'dir. İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak' dedi. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle: Türkiye çapında 30 büyükşehirde 18-25 yaş arası 5 bin 600 gencimizle yaptığımız geniş katılımla araştırmadaCHP yüzde 32 ile birinci parti çıktı. Gençlerin yüzde 22,7’si AKP’ye, yüzde 16,9’u MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa gençlerin yüzde 32,8’i CHP’ye, yüzde 23,4’ü AKP’ye, yüzde 18,6’sı MHP’ye oy verecek. Gençler ülkesine duyarlı ve yüzde 56’sı Türkiye’nin kötüye gittiğini görüyor, “iyiye gidiyor” diyenlerin oranı sadece yüzde 22… Gençlerin yüzde 55’i yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının AKP tarafından engellendiğini düşünüyor; AKP’li gençlerin bile yüzde 26,4’ü de bu görüşte... Gençlerimiz yerel yönetimlerden gençlere, kadınlara yönelik projeler bekliyor; çevreye duyarlı yönetim istiyor, gençler internet sansürüne tepkili... Gençler çağı kavrıyor, dünyayı tanıyor, olup biteni görüyor,  ülkesine sahip çıkıyor. Yarınlarımız olan gençler ülkemizin umudu; gençlerin umudu ise CHP... Gençlerimizin duyarlılığını, taleplerini paylaşıyoruz. Gençler bize ışık tutuyor. Bu baskıcı iktidarı alaşağı etmek, yolsuzluklara son vermek için hafta sonu yapılacak yerel seçimler tarihi bir fırsattır… İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak.  Demokratik, ileri, çağdaş, güçlü ve özgürlükçü yeni Türkiye’yi gençlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz. Tüm gençlerimizi hafta sonu sandığa gitmeye ve ülkenin geleceği için son derece önemli olan oylarını hiçbir etki altında kalmadan özgürce kullanmaya çağırıyoruz. On bir yılı aşkın süredir Türkiye’nin üzerine kâbus gibi çöken AKP iktidarının zulmünden en fazla nasibini alan kesimlerin başında gençlik geliyor. İktidar imkânlarını kullanarak kendi kişisel servetini büyüten Tayyip Erdoğan, bir yandan da 80 yıllık hukuk devleti ve demokrasi sürecini altüst etti. Tüm toplum kesimlerine eşi görülmemiş baskı, sansür, zulüm ve devlet şiddeti uygulandı. Bu kesimlerin de başında gençler geldi. AKP iktidarı, gençlerin eğitim ve istihdam başta olmak üzere birçok alandaki sorunlarını büyütürken,  düşünen, sorgulayan, eleştiren, talep eden ve iktidarın yanlış politikalarını protesto eden gençlere yönelik baskı ve sindirmenin dozunu her geçen gün artırdı. Başbakan gençleri “Ya dindar olacaksınız ya da tinerci” diye kutuplara ayırdı. Tüm dünyada siyasal ve sosyal ilerlemenin lokomotifi olan gençlikten korkan AKP,  yarattığı düzene ses çıkarmayacak, sorgulamayacak, sadece kendisinin istediği web sitelerine girecek tepkisiz, konuşmaz, düşünmez bir gençlik yaratmaya çalıştı. İktidarın dayatma ve baskılarına karşın gençlerimiz çağı kavrıyor, dünyayı tanıyor, ülkede olup biteni iyi analiz ediyor, sağlıklı çözümler üretiyor, ülkesine sahip çıkıyor. Gençler, siyasetten, yerel yönetimlerden ve merkezi yönetimden beklentileri, ülke meselelerine yönelik duyarlılığı ve bilinçli yaklaşımı ile ülkemizin kurtuluşu ve geleceği için umut veriyor, bize ışık tutuyor. ÜLKENİN UMUDU GENÇLER, GENÇLERİN UMUDU CHP… AKP iktidarında elinden ekmeği, geleceğinden aydınlığı çalınan gençlerimiz, umudu ve çıkışı ise CHP’de görüyor. 30 büyük şehirde 18-25 yaş arasındaki 5.600 gencimizle yaptırdığımız bir araştırmada CHP yüzde 32 oranı ile birinci parti çıktı. Yarınlarımız olan gençler ülkemizin umudu; gençlerin umudu ise CHP… Araştırmadan çıkan sonuçlar özetle şöyle: Gençlerin yüzde 56’sı Türkiye’nin kötüye gittiğini düşünüyor. İyiye gidiyor diyenleri oranı sadece yüzde 22... Gençlerin yüzde 32’si önümüzdeki yerel seçimlerde CHP’ye, yüzde 22,7’si AKP’ye, yüzde 16,9’u MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Kararsız ve cevap yok diyen gençlerin oranı yüzde 14,2. Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa gençlerin yüzde 32,8’i CHP’ye, yüzde 23,4’ü AKP’ye, yüzde 18,6’sı MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Gençlerin yüzde 50’si 17 Aralık Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu’nu bir “yolsuzluk ve rüşvet soruşturması” olarak kabul ediyor. AKP’li gençlerin yüzde 17,5’i 17 Aralık operasyonunu rüşvet ve yolsuzluk soruşturması olarak görürken, yüzde 18,7’si hem rüşvet ve yolsuzluk soruşturması hem de hükümete yönelik bir darbe girişimi olduğu kanaatinde. Gençlerin yüzde 54,8’i yolsuzluk soruşturmasının hükümet tarafından engellendiği görüşünde, AKP’li gençlerin bile yüzde 26,4’ü de bu kanaatte. Gençlerin yüzde 56’sı yolsuzluk operasyonu sonrası yaşanan gelişmeler nedeniyle hükümete güvenini kaybettiğini söylerken, AKP’li gençlerin yüzde 22’si de bu kanaate katılıyor. Gençlerin yüzde 46,8’i Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün azaldığı kanaatinde. Gençlerin yüzde 80,7’si Cumhurbaşkanı’nın internet ile ilgili yasayı onaylamasına karşı olduğunu ifade ederken,AKP’li gençlerin de yüzde 55’i bu konuda Cumhurbaşkanı’nı desteklemiyor. Gençlerin yüzde 85,4’ü internette ziyaret ettikleri sitelerin ve aradıkları tüm bilgilerin devlet tarafından arşivlenmesine karşı çıkıyor. Bu oran, AKP’li gençlerde de yüzde 66,7 ile oldukça yüksek. Gençlerin yüzde 21’i Büyükşehir Belediye yönetimlerinden iş imkanı, yüzde 13’ü meslek edindirme kursu ve yüzde 11,2’si kültür sanat faaliyetlerine yönelik projeler bekliyor. Gençlerin yüzde 56,2’si Büyükşehir Belediyesinin topluma dönük çalışmalarında iş bulma imkanı yaratacak yardımları bir öncelik olarak kabul etmesini istiyor. Yerel seçimlerde gençlerin yüzde 34’ü adayın daha önemli olduğunu söylüyor. Gençlerin yüzde 35’i hem aday hem parti önemlidir derken, yüzde 28,4’ü sadece parti önemlidir diyor. Gençlerin yüzde 94,3’ü oy verecekleri partinin kadın haklarına, kadın erkek eşitliğine bakışının oy verme davranışlarında etkili olacağını söylerken, yüzde 94,2’si özgürlüklere, yüzde 93,4’ü engelli haklarına, yüzde 83,3’ü etnik sorunlara bakış açısının oylarını etkileyeceğini ifade ediyor. Gençlerin yüzde 95’i yerel seçimlerde oy verecekleri adayın gençlere yönelik projelerinin oylarının yönünü etkileyeceğini ifade ederken, yüzde 93’ü kadınlara yönelik projelerin oy verme hareketlerini etkileyeceğini söylüyor, yüzde 92,7’si adayın çevre duyarlılığı sahibi olmasını önemsiyor. Gençlerin yüzde 82,4’ü 30 Mart’ta yapılacak olan seçimlerde desteklediği parti veya adaya oy verecek. ERDOĞAN GENÇLİĞİ PERİŞAN ETTİ… 76 milyonu aşan nüfusun 12 milyona yakınını 15-24 yaş grubundakiler oluşturuyor. Bu gençlerin 3.7 milyonu istihdamda gözüküyor, ama bunların 1 milyona yakını “ücretsiz aile işçisi”, yani okuma ya da çalışma imkanı olmadığı için ailesine yardım eden kişiler. Sosyal güvencesi bulunmayan bu kişiler açısından gerçek bir istihdam söz konusu değil. Zaten bir işte çalışan gençlerin toplamda yarıya yakınının sosyal güvencesi bulunmuyor. Gençler kayıt dışı, ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Aynı yaş aralığındaki gençlerin 1 milyona yakını ise iş arıyor. Gençlerin 4.6 milyonu öğrenci olmak üzere toplam 7 milyonu aşkın bölümü ise iş gücü dışında yer alıyor. 2.4 milyon genç ise ne çalışıyor, ne de okuyor. Gençlerde işgücüne katılım oranı yüzde 39, işsizlik oranı ise yüzde 20 dolayında bulunuyor. Ancak bu sadece aktif olarak iş arayanların oranını gösteriyor. Üniversiteye girmek bir dert, bitirip iş bulmak ayrı dert… AKP döneminde YÖK aracılığıyla tüm yükseköğrenimde baskıcı zihniyet egemen kılındı, bilim zayıflatıldı, bilim dallarının, mesleklerin içi boşaltıldı, üniversite eğitiminin kalitesi iyice aşağılara indi. Gerekli akademik, fiziksel ve bilimsel alt yapıya sahip olmadığı halde daha çok ticari amaçla ya da belli bir dünya görüşü doğrultusunda, çoğu da vakıflar tarafından art arda açılanlarla üniversite sayısı üçe katlanarak 200’e yaklaştı, 1.5 milyon olan üniversite öğrencisi sayısı 5 milyonu aştı. Ancak bu gelişmeye rağmen; liseyi bitirip üniversite sınavına giren gençlerin küçük bir bölümü üniversitelere yerleşme imkanı buluyor, yüksek öğretimde okullaşma oranı yüzde 35.5’te kalıyor. Yani üniversite çağındaki (18-22 yaş) her 3 gençten sadece 1’i üniversiteli olabiliyor. Dört işsizden biri üniversite diplomalı…   Pıtrak gibi çoğalan “tabela üniversiteleri” ilk yıllarda genç işsizliğini gizlerken, mezun vermeye başladıkça tersine, diplomalı işsizlikte hızlı bir artış yaşandı. Umudunu yitirdiği için iş aramayanların dahil edilmediği resmi verilere göre bile üniversite mezunlarında işsizlik oranı yüzde 12’lerde. Ülke genelindeki tüm işsizlerin dörtte birini üniversite diplomalılar oluşturuyor. 2004 yılında her 10 işsizden biri üniversite diploması taşıyordu. Gelinen aşamada ise artık yaklaşık her 4 işsizden biri üniversite mezunu. AKP’nin dershane çelişkisi… Aileler, gelecekte iyi yaşam koşullarına sahip olacağı düşüncesiyle çocuklarını üniversite eğitimi aldırmak için yıllarca tüm imkanlarını seferber ettiler. Üniversite öncesi hazırlık kursları için ve üniversite eğitimi süresince aileler tarafından her yıl milyarlarca lira harcandı. Üniversiteye hazırlama hizmeti veren devasa bir dershanesektörü yaratıldı. AKP, kendi iktidarı döneminde aşırı büyüttüğü bu sektörü bir hamlede yok etme kararı aldı. Erdoğan’ın talimatıyla çıkarılan dershaneleri kapatan yasa yürürlüğe girdi, dershaneler tarih oldu. Üniversiteler bilimden uzaklaştı, gençlere bir şey vermiyor… AKP döneminde üniversite sayısı kağıt üzerinde katlandı. Ülkemizde adeta üniversite enflasyonu yaşanıyor. AKP’nin atadığı özel görevli rektörler eliyle giderek bilimden, özerklikten, araştırmacılık ve özgür düşünceden de uzaklaşan üniversiteler, artık ülkenin gelişimi ve kalkınmasına hizmet edemiyor, daha çok işsizler ordusunun eğitim düzeyini kağıt üzerinde yükseltmeye yarıyor.  Üniversiteler gençlerimizi, çalışma yaşamına ve genel olarak hayata hazırlamaktan yoksunlar. Çünkü üniversitelerimiz ne yazık ki yeterli donanımda akademik kadrolara sahip değiller. Çoğunlukla üniversiteler, gerçek birer araştırma kurumu ve bilim yuvası olmaktan uzakta bulunuyor. Bu yüzden de mezuniyet sonrası gençlerin kolayca iş bulup çalışma yaşamına katılabilmesi, ekonomik özgürlüğünü kazanması, üretime katkı sağlaması giderek zorlaşıyor. AKP’nin izlediği çarpık ekonomik model, istihdam yaratmadı. Sıcak para ve borca dayalı büyüme modelinde yerli sanayi sektörlerinin gelişimi yavaş kaldı, ithal girdi bağımlılığı ve montaj sanayi olgusu büyüdü, bunun sonucunda sanayi-üniversite işbirliği de verimli olamadı. Üniversite diplomalılar artarken, bunların ekonomideki üretim süreçlerinde yer alabilme oranı geriledi. GENÇLER, GELECEĞİMİZDİR…   AKP, gençlerin geleceğini çaldı, ülkenin geleceğini kararttı!...   AKP zihniyeti, gençleri anlama, onların beklenti ve tercihlerine saygı gösterme yerine, onlara yaşam tarzı dayattı…   21. Yüzyılın değerleri ile baskıcı AKP zihniyetinin çatışması, GEZİ ruhunu doğurdu… Düşünen, sorgulayan, araştıran, çağını yakalamış, dünyayı kavramış, özgür düşünceli, ülkesini, toplumunu, insanlığı düşünen, akılcı ve sorumlu bir gençlik var…   İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak. Gençler; kamu kaynaklarını kendi ailesine, eş, dost ve yakınlarına peşkeş çeken, yargı ve medyayı zapturapta alıp suçlarının üstünü örtmeye çalışan “BAŞÇALAN”ın yolsuzluklarına, adaletsizliklerine ve ülkeyi bataklığa sürüklemesine “DUR!” diyecek…   Hafta sonu yapılacak yerel seçimler; Erdoğan iktidarına ve onun “yolsuzluk ve talan” düzenine son vermek için tarihi bir fırsattır… Tüm gençlerimizi sandığa gitmeye ve ülkenin geleceği için son derece önemli olan oylarını etki altında kalmadan özgürce kullanmaya çağırıyoruz. Demokratik, çağdaş, güçlü ve özgürlükçü yeni Türkiye’yi gençlerimizle birlikte dizayn edeceğiz.   Haydi gençler; ülkenize ve geleceğinize sahip çıkın!..   Umut sizde, yarın sizsiniz...
Dünya’yı Değiştirecek Teknoloji: 3D Yazıcılar
Marshall Mcluhan’a göre biz ilk başta aletlerimize şekil veririz ve daha sonra aletlerimiz bize şekil verir. Mcluhan’ın teknolojik determinizme olan inancını anlatmak için sarf ettiği  sözler  geleceğin teknolojisi olan üç boyutlu printerların tam olarak yaptığı işi tanımlıyor.Sadece teknolojinin şu an içinde bulunduğumuz çevreye şekil verdiğini düşünmekten ziyade üç boyutlu printerlar bedenimizden, ulaşım araçlarına  hatta kullandığımız günlük eşyalara kadar hayatın bir çok alanına şekil verebilecekler.3D Yazıcı Neden Önemli?Öncelikle zaman ve mekan kavramını ortadan kaldırıyor. Örneğin herhangi bir markanın internet sitesinde gördüğünüz bir elbiseyi parasını ödeyip satın alıyorsunuz. Onun DNA’ sı, özellikleri bilgisayarınıza iniyor, düğmeye basıyorsunuz ve elbiseyi yazıcınızdan çıkartıp giyebiliyorsunuz. Akşam bir yere gideceksiniz ve uygun ayakkabınız yok. Ayakkabıyı beğeniyorsunuz, internetten satın alıyorsunuz  ve ardından basıyorsunuz. Ne renk istiyorsanız bilgisayarınızdan çıkıyor. İleride 3D yazıcılardan araba bile basılacağını iddia edenler var.Zaman Kavramı3D yazıcılarla birlikte istediğiniz zaman alışveriş yapabileceksiniz. İhtiyacımız olduğu an bir malı satın alıp kullanabileceğiz. Tüm bunlar bir yere gitmeden gerçekleşecek. Saatin kaç olduğu, mağazanın açık ya da kapalı olması artık önemli olmayacak. Tek yapmamız gereken ürünü beğenip parasını ödemek ve ardından basmak olacak.Mekan KavramıMekan kavramına getireceği yenilik ticareti dünya çapında canlandıracak. Örneğin bir Türk bir Çinli üreticinin ürettiği bisikleti beğendiyse onun parasını ödeyecek. Daha sonra yazıcıdan parçalarını basacak ve onu birleştirip bisikletine binebilecek. Üç boyutlu yazıcının bize getirdiği olağanüstü yenilikler var. Bunun önemli bir kısmı da askeri malzemeleri taşımakla ilgili olacak.  ABD Afganistan’da ki askerlerine her gün onlarca uçakla ikmal desteği veriyor. Silah ya da yiyecek götüremese de  gelecekte, askerlerin kullandıkları bir çok günlük  eşya  yazıcılardan basılabilecek.3D Yazıcılar Güvenliğimiz İçin Bir Tehdit  Oluşturabilir mi?Her yeni teknolojinin getirdiği yararlar kadar zararlar da vardır. Bu konuda 3D yazıcıların zayıf noktasını güvenlik sorunu oluşturuyor. Yazıcıdan basılan silahlar yakın zamanda ABD’de denetlendi. Amerika’da güvenlik dedektörlerine yakalanmayan silah yapmak yasak olduğundan içine metal parça eklendi ama daha sonra BBC İngiltere’de böyle bir yasa olmadığı için dedektörlere yakalanmayan bir silah bastırdı. Basılan silahla güvenlik kontrolünden geçildi ve güvenlik kameraları hiçbir şekilde bunu algılamadı. Artık çok yüksek güvenlikli yerlere girip orada bir işbirlikçiniz varsa işbirlikçiniz silahı sizin için basabilecek ve en sıkı korunan insanı bile vurabileceksiniz. Üç boyutlu yazıcılar getirdikleri olumlu ve olumsuz özellikleriyle insanlık tarihini değiştirebilecek nitelikte bir buluştur.Bugüne Kadar 3D Yazıcıyla YapılanlarPrinceton Üniversitesi  geçtiğimiz yaz 3D  yazıcıyı kullanarak bir ilk gerçekleştirdi ve insan kulağı bastı. Kulak, suyla etkileşimde çözülmeyen hidrojel,  insan kalçasından alınan hücreler ve gümüş nano parçacıklarla basıldı. Henüz insana uyumlu halde değil; çünkü sinir uçlarına ve damarlara bağlanamıyor. Bilim adamları yaptıkları açıklamalarda en geç 5 sene içerisinde printerdan basılan organların insana uyumlu hale geleceğini söylüyorlar.Hollanda’da 3D yazıcıdan bisiklet basıldı.NASA, Kasım 2012’de yeni nesil ağır yük roketi için ’’basılmış’’ parçalar test etmeye başladı. DIYROCKETS  basılacak roket motoru geliştirme yarışması başlattı.Boeing 787 Dream Liner üzerinde 30 tane  yazıcıda basılmış parça var. General Electiric şirketinin havacılık bölümü GE AVİATİON iki 3D baskı firmasını satın aldı. Şirketten yapılan açıklama: ”3D havacılığın geleceğini belirleyecek.”Boeing  15 yıl içinde uçakların % 85’ini yazıcıdan basmayı düşünüyor.3D Yazıcılarda titanyum seramik ve reçine gibi malzemeler kullanılmaya başlandı. Yeni materyaller geliştirmek için her yerde çalışmalar var.
Reklam
Dünyanın En Acayip 20 Yeri
etiket
Sanki bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen ama aslında Dünya'nın farklı yerlerinde gerçekten olan yerleri göreceksiniz. Kaynakta daha fazlası mevcut, hatta Pamukkale de var. Pamukkale bunların yanında pek acayip sayılmaz. Hangilerine gitmeye cesaret edilir?
Tavuk Görünümlü Dinozor Keşfedildi
ABD'de yapılan kazılar, yeni bir dinozor türünün keşfedilmesiyle sonuçlandı. Boyu üç metreyi aşan dinozora, tavuğa benzeyen görünümü sebebiyle 'cehennemden gelen tavuk' lakabı kondu.T.rex ile aynı dönemde yaşayan yeni bir dinozor türü ortaya çıkarıldı. Fosilleri üzerindeki analizler tamamlanan ve görünümüyle dev bir tavuğu andıran Anzu wyliei, 'cehennemden gelen tavuk' lakabını aldı. Boyu 3.5 metreye kadar ulaşan ve çok sivri pençelere sahip olan Anzu wyliei, tavuk benzeri bir kafa yapısına ve muhtemelen tüylere sahipti. Antik dinozorun fosili üzerinde araştırma yapan Utah Üniversitesi'nden Emma Schachner, 'Çok büyük bir avcıydı. Yaklaşık 225 kilo ağırlığında ve 3 metrenin üzerinde boyu vardı. Böyle bir dinozorla karşılaşmak korkutucu olduğu kadar tuhaf da olurdu' ifadesini kullandı.Carneige Doğal Tarih Müzesi'nden Matt Lamanna, 'cehennemden gelen tavuk' lakabının Anzu Wyliei için oldukça uygun bulduklarını belirtti. Lamanna, fosilin Hell Creek (Cehennem Çayı) bölgesinde bulunmasının da adına katkıda bulunduğunu belirtti. Anzu adı Mezapotamya mitolojisinde kuş benzeri bir şeytanı temsil ederken, Wyliei, Carnegie Pittsburgh Müzesi yöneticilerinden birinin dinozor meraklısı torunundan esinlenerek seçildi. Kemiklerinde kırık tespit edildi Schachner, Anzu Wyliei'nin oviraptor türünün ilk üyelerinden biri olduğunu belirtti. Geçmişi 88 milyon yıl öncesine kadar uzanan Oviraptor'lar, 65 milyon yıl önce Dünya'ya düşen ve dinozorların sonunu getiren meteor çarpması sonucu yok oldu. Araştırmacılar, cehennem tavuğunun ağırlıklı olarak bitkilerle beslendiğini, ayrıca küçük hayvanlar ile bu hayvanların yumurtalarını yediğini düşünüyor. Schachner, fosillerin patolojik deliller sunduğuna dikkat çekerek, fosillerden iki tanesinin biri kaburga ve diğeri ayak kemiği olmak üzere iyileşmiş kırıklara sahip olduğu bilgisini verdi. Anzu Wyliei'nin Kuzey Amerika'da bulunan en büyük oviraptor olduğunu da belirten Schachner, dinozorun tepeli devekuşu gibi kafasında boynuza benzeyen bir ibik bulundurduğunu belirtti. Anzu Wyliei'nin, genel özellikleri bir araya getirildiğinde tavuk benzeri ve tepeli devekuşu gibi uçamayan bir dinozor olduğu ifade edildi. Kaynak: PLOS One
Üniversite Taban Puanları ve Bölümleri
2013-2014 yılında YGS ve sonrasına LYS'ye giren adayların en çok ihtiyacı olan bilgileri bu sayfamızda değerli üniversite adaylarına aktarıyoruz. İncelemek istediğiniz üniversitenin bağlantısına tıklayarak sitemizdeki bağlantılı sayfaya geçiş yapabilirsiniz. Kaynak: Üniversite Taban Puanları ve Bölümleri Avrasya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Atılım Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Atatürk Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Abdullah Gül Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Artvin Çoruh Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ardahan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ankara Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Anadolu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Amasya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Aksaray Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Akdeniz Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ahi Evran Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Afyon Kocatepe Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Adnan Menderes Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Adıyaman Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Acıbadem Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bülent Ecevit Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bursa Teknik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bursa Orhangazi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bozok Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Boğaziçi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bitlis Eren Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bingöl Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bilkent Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bayburt Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Batman Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Başkent Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bartın Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Balıkesir Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bahçeşehir Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Cumhuriyet Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Celal Bayar Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Canik Başarı Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çukurova Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çankırı Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çankaya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çağ Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Düzce Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Dumlupınar Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Dokuz Eylül Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Doğuş Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Dicle Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Erzincan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Erciyes Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ege Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Fırat Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Fatih Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gümüşhane Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Giresun Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gediz Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gedik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri GATA Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gazi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gaziantep Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Galatasaray Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Erzurum Teknik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hitit Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hasan Kalyoncu (Gazikent) Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Harran Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Haliç Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hakkari Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hacettepe Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Işık Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Iğdır Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İzmir Ekonomi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İzmir Üniversitesi 2014 Taban Puanları ve Bölümleri Yıldız Teknik Üniversitesi 2014 Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Ticaret Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Şehir Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Medipol Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Medeniyet Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Kültür Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Kavram MYO Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Gelişim Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Bilim Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Bilgi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Aydın Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Arel Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İnönü Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri KTO Karatay Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Koç Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kocaeli Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kilis 7 Aralık Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kırklareli Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kırıkkale Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kastamonu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri (KTÜ) Karadeniz Teknik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Karabük Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kafkas Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kadir Has Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Muş Alparslan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mustafa Kemal Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Sıtkı Koçman Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mimar Sinan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mevlana Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mersin Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Melikşah Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Marmara Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Artuklu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Maltepe Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Nişantaşı Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Niğde Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Nevşehir Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Necmettin Erbakan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Namık Kemal Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Özyeğin Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Piri Reis Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Pamukkale Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Süleyman Şah Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Süleyman Demirel Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Sinop Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Siirt Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Selçuk Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Sakarya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Sabancı Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Şırnak Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Şifa Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Türk Hava Kurumu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Turgut Özal Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Tunceli Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Trakya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Toros Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri TED Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uşak Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uluslararası Balkan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uluslararası Antalya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uludağ Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ufuk Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Üsküdar Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yüzüncü Yıl Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yeni Yüzyıl Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yeditepe Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yalova Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Manas Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yakın Doğu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Lefke Avrupa Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Girne Amerikan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Zirve Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri
Reklam
Kan Testi Dokunmatik Ekrana Taşındı
Hemofili ya da kan seyreltici ilaç kullananlar, pıhtılaşma testi yaptırmak için akıllı telefon ekranını kullanabilecek. Qloudlab adlı bir girişim, kan damlasını bir akıllı telefon ekranı üzerinde incelemeye yarayan bir teknoloji geliştirdi. Testi gerçekleştirmek için kan damlası özel bir plastik bant üzerine yerleştiriliyor. Kanı emen mikroakışkanbant, akıllı telefondaki algılayıcı ile kanın hareketini görebilecek ve uygulama üzerinden kanın koagülasyon (pıhtılaşma) değerleri okunabilecek. İsviçre’deki EPFL Teknoloji Enstitüsü’nün Mikromühendislik Labaratuvarı’nda geliştirilen teknolojinin, önümüzdeki yıl satışa sunulması bekleniyor.Stuff
Ortalama Bir İnsandan Daha İyi Bir Fen Bilgisine Sahip misin? Test Et, Öğren!
Amerikan Ulusal Bilim Derneği'nin yaptığı bir araştırma, insanların basit fen bilgisi kurallarını ne kadar bildiği hakkında kayda değer bir fikir veriyor. Buna göre, insanlara doğa bilimleriyle alakalı bazı sorular sorulmuş ve alınan cevaplara göre, bir ortalama çıkartılmış. Bakalım bu ortalamanın neresindesiniz?
Reklam
Zamanında Kullanılmış Birbirinden Acayip 23 Dinleme Cihazı
Bakanlar ve milletvekilleri telaş yapmasın bunlar şimdiki gibi telefonlara yerleştirilen dinleme cihazlarından değil. Şimdiki devasa kulaklıkları andıran(!) bu acayip cihazlar elektronik radar bulunmadan önce radar niyetine kullanılıyordu ve mekanik kulak zarları gibi çalışıyorlardı. Saçma gözükseler de sesin hangi yönden geldiğini ve ses dalgalarını sayarak kaynağın uzaklığını bulabiliyorlardı. Bir ilginç bilgi daha: Ordular bu cihazları duyma yetileri daha keskin olur diye çoğu zaman görme engellilere kullandırıyorlardı.
"Yıldız Savaşları" Hayranlarına Müjde
Dünyanın dört bir yanında milyonlarca hayranı bulunan efsanevi 'Star Wars (Yıldız Savaşları)' serisinin yedinci filminin çekimi, mayıs ayında İngiltere'nin başkenti Londra'da başlayacak.Dünyanın dört bir yanında milyonlarca hayranı bulunan efsanevi 'Star Wars (Yıldız Savaşları)' serisinin yedinci filminin çekimi, mayıs ayında İngiltere'nin başkenti Londra'da başlayacak. Disney ve Lucasfilm'den yapılan açıklamada, Pinewood Stüdyoları'nda çekilecek filmde yeni yüzlerin yanı sıra tanıdık simaların da rol alacağı belirtildi. Açıklama, Harrison Ford, Carrie Fisher ve Mark Hamill gibi yıldızların tekrar Yıldız Savaşları setlerine döneceği iddialarını gündeme getirdi. Hollywood Reporter, filmde kötü adamı 'Girls' dizisinde rol alan Adam Driver'in oynayacağını yazdı. 'Bilim-kurgu filmlerinin babası' olarak bilinen Yıldız Savaşları, tüm zamanların en iyi seri filmleri arasında yer alıyor. İlk filmi 'IV: A New Hope (Yeni Bir Umut)' 1977'de yayınlanan seri, 1980'de 'V: The Empire Strikes Back (İmparator)', 1983'te 'VI: Return of the Jedi (Jedi'ın Dönüşü)', 1999'da 'I: The Phantom Menace (Gizli Tehlike)', 2002'de 'II: Attack of the Clones Klonların Saldırısı)' ve 2005'te 'III: Revenge of the Sith Sith'in İntikamı)' ile devam etmişti. Işın kılıçları ve karakterleri ile seyircisini büyüleyen seri, kitaplar, çizgi romanlar, bilgisayar ve video oyunları, giyecekler ve oyuncakları ile devasa bir pazar yaratmıştı. 4,5 milyar dolar gişe başarısına ulaşan seri, şimdiye kadar en çok kazandıran üçüncü film serisi olarak da tarihe geçmişti. Serinin en ünlü karakterleri arasında iyiliği temsil eden Jedi ile kötülüğü simgeleyen Sith'lerin yanı sıra Darth Vader, Yoda, Chewbacca, Han Solo, Greedo, Padme Amidala, Yüzbaşı Panaka da yer alıyor. 1977 ve 2005 yıllarında 25 kez Oscar'a aday gösterilen seri, 'En İyi Görsel Efekt', 'En İyi Ses Efekti', 'En İyi Müzik', 'En İyi Kostüm Tasarımı', 'En İyi Sanat Yönetmeni' ve 'En İyi Kurgu' dallarında 10 Oscar ödülü kazanmıştı. Lucas ise 1973 ve 1978'te iki kez 'En İyi Yönetmen' Oscar ödülüne aday gösterilmişti.
Reklam
Milli Parklar Elden Gidiyor mu?
Milli Parklar Yönetmeliği'ne yazılan 'ucu açık' bir cümle, HES'ten TIR garajına kadar geniş bir yapılaşmanın önünü açtı. Hukukçular duruma tepkili Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Milli Parklar Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Artık milli parklarda kamu yararı görülen, yapılmasının zorunluluk olduğu ileri sürülen her türlü yapıya izin verilecek. Radikal gazetesinden Sekan Ocak’ın haberine göre, yönetmelik dünkü Resmi Gazete ’de yayımlandı. ‘Milli Parklar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ adlı yeni hüküm, 1986 tarihli Milli Parklar Yönetmeliği’nin 5. maddesine yeni bir bölüm ekliyor. Eklenen bölüm aynen şöyle: “İçme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arz eden tesisler için uzun devreli gelişme planı şartı aranmaz. İlgili kurumların görüşleri alındıktan sonra yapılan bu tesisler uzun devreli gelişme planlarına işlenir.” Türkiye ’de 40 milli park var. Milli Parklar Kanunu’na göre, bir milli parkın uzun devreli gelişme planı olmadan o milli parkta yapılaşmaya, yatırıma izin verilmiyor. Yapılacak yeni yapılar da bir gelişme planı hazırlanarak inşa edilebiliyor. Kanunda açıkça belirtilen bu durum yeni yönetmelikle birlikte değişikliğe uğramış oldu. Artık kamu yararı görülen, yapılması zorunluluk olduğu belirtilen yeni yatırımlar için ‘gelişme planı’ şartı aranmayacak. ‘Tam bir felaket’ Hukukçular duruma tepkili. Tunceli’de özellikle Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içinde baraj ve HES’lere karşı mücadele veren avukat Barış Yıldırım , şunları söyledi: “Bu yönetmelik Milli Parklar Kanunu’nun 4 maddesini by-pass ediyor. Kanun milli parklarda uzun devreli gelişme planı olmadıkça milli parkta herhangi bir yatırıma izin verilmeyeceğini belirtiyor. Bir yönetmelik kanunun üstünde olamaz. Açıkça hukuka aykırı bir düzenleme. Yeni yönetmelikte içme suyu gibi masumane bir ifade kullanılmaya çalışılıyor. Ancak ortada kötü niyet var. İfade çok karışık yazılmış. Ve bu durum da bilerek yaratılıyor.” Ekolojik açıdan da yeni yönetmeliğin tam bir felaket olduğunu savunan Yıldırım, şöyle devam etti: “Uzun devreli gelişme planları milli parkların anayasası sayılır. Bu planlarla bir milli parkta yapılacak yapının tüm etkileri tek tek belirlenir. Bilim insanları tarafından hazırlanan planlar artık önemini yitiriyor. Kamu yararını kim saptayacak? Bu yönetmelik milli parklar statüsünü ortadan kaldırıyor. Munzur’da yapılmak istenenlere kılıf da bulunmuş oldu. Danıştay’da dava açacağız. Küre Dağları, Kaçkar’lar, Beydağları’nda tartışmalı yatırım projeleri vardı. Uludağ Milli Parkı’na şimdi ‘Kamu yararı vardır’ dedikleri bir otel yapabilecekler.” “Daha fazla korunma bölgeleri ilan edilmesi gerekirken, mevcut korunan alanları ‘kamu yararı’ gibi son dönemde kötüye kullanılan bu tabirle yok ediyorlar. Çevre hukukçuları olarak bu konuyu en kısa zamanda tartışacağız.” Avukat Ocak, Enerji Piyasası Danışma Kurulu’nun lisans verdiği termik santral, enerji nakil hattı gibi tüm yatırımlarda kamu yararı kararı bulunduğuna da dikkat çekti: “Elektromanyetik alan oluşturan enerji nakil hakları artık milli parklardan geçebilecek. Ya da kömürle çalışan bir termik santral, milli park sınırları içine kurulabilecek. Nükleer santral, HES gibi kamu yararı görülen her şey yapılabilecek. Yani aklınıza ne geliyorsa yapılabilecek. Örneğin, Samsun’da bir köye ‘Kamu yararı’ var denilerek TIR garajı yapıldı. Devlet hiçbir zaman kendini mevzuatlarda sınırlandırmıyor. Geniş bir alan bırakıyor. Düzenleme yalnız içme suyuyla ilgili olsa ‘içme suyu ve içme suyu ile ilgili kamu yararı görülen...’ diye yazılırdı.”Serkan Ocak | RadikalKaynak: T24
Hawking: '50 Yıl İçinde Ay'da Yaşayacağız'
İngiliz fizikçi, evrenbilimci, astronom, teorisyen ve yazar Stephen Hawking'e göre, dünyadaki nüfus artışı nedeniyle insanlar 50 yıl içinde Ay'a göç edecek. Stephen Hawking, Live From Space televizyonunda yayınlanan açıklamasında, ''50 yıl içinde insanlık Ay'da koloniler kurmuş olacak ve Mars'a yönelmeye başlayacak'' ifadesini kullandı. ''Geleceğimizden korkuyorum. Gezegenimiz aşırı nüfus ve kaynak eksikliği tehdidiyle karşı karşıya. Bir B planına ihtiyacımız var'' diyen Hawking, Uluslararası Uzay İstasyonu'nun yolculuklar için gerekli bilgilerin toplanmasına yardımcı olduğunu söyledi.Dünya
Zamanın Başladığı Ana Ait İzlere Ulaşıldı
Gökbilimciler, Albert Eintein'ın Evren'in oluşumu hakkındaki teorisini doğrulayan çok önemli bir keşfe imza atarak, Büyük Patlama'nın ardından oluşan yerçekimsel dalgaları tespit etmeyi başardı.Bilim dünyası, Higgs Bozonu'nun keşfedilmesinin ardından en önemli gelişmeye tanık oldu. Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden Profesör John Kovac'ın başını çektiği araştırma ekibi, Antarktika'daki Bicep2 teleskobunu kullanarak 'Evren'in oluşumunda ortaya çıkan yankıları tespit etti. Büyük Patlama'nın ardından gelen 'Evren'in ilk genişleme sürecine ait olan dalgalara ait yankılanmalar, Einstein'ın teorilerini de doğruladı. Bilgisayar modelleri, 'Evren'in göz açıp kapayıncaya kadar 100 trilyon trilyon kat (.0000000000000000000000000000000001) genişlediğini ortaya koymuştu. Einstein'ın yaklaşık 100 yıl önce öne sürdüğü Genel Görelilik Kuramı'nda, yerçekimsel dalgaların Büyük Patlama'da ortaya çıktığı ve 'Evren'in genişlemesiyle güçlendikleri savunulmuştu. Bugüne kadar kesin delillerle doğrulanamayan görelilik kuramı, yıllar sonra Güney Kutbu'nda çözümlendi. 25 milyon dolarlık Bicep2 teleskobuyla ulaşılan 13.8 milyar yıllık yankılar, aynı zamanda 'Evren'in en eski 'radyasyon fosillerini' temsil ediyor. Araştırmada yer alan Minnesota Üniversitesi'nden Clem Pryke, 'Samanlıkta iğne bulmaya çalışırken bir levye bulduk' ifadesini kullandı. Pryke, 'Evren'in genişleyerek büyüdüğüne ait en büyük delili bulduk. Bulgular, Büyük Patlama'da bir araya gelen temel kuvvetlerin, CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda yapılan deneylerde ortaya çıkan enerjinin 10 trilyonlarca katını temsil ettiğini gösteriyor' bilgisini verdi. Işın parçacıklarını okudu Bilim insanları, Bicep2 ile elde edilen bulgunun öncesinde, ‘uzayın kumaşını’ ışıktan bile hızlı yırtarak 'Evren'i şiddetle sarsan patlamanın milyarlarca ışık yılı uzunluğunda yerçekimsel dalgalar oluşturduğunu düşünüyordu. 'Evren'in genişlemesiyle ortaya çıkan olağanüstü güç, tıpkı depremlerde okyanusların yüzeyinde suların titremesi gibi uzay-zamanı sarsmaya başladı. Bicep2, elde ettiği izlerle, görelilik kuramına ait en önemli delili buldu. Yerçekimsel dalgaları doğrudan göremeyen teleskop, Evren’in henüz 400 bin yaşında ve sadece sıcak bir plazma topu halinde olduğu dönemden Dünya’ya ulaşan ışınlardaki fotonları taradı. Uzay boşluğunda ilerledikleri süre içinde yerçekimsel dalgaların etkisiyle sıkışan ve belli yönlerde kutuplaşan ışınların ortaya koyduğu kozmik izler, 13.8 milyar yıl öncesinin fosillerine ulaşılmasını sağladı. Büyük Patlama'dan gelen telegraf Johns Hopkins Üniversitesi'nden fizikçi Marc Kamionkowski, araştırma ekibiyle basına yaptığı açıklamada, 'Kozmolojideki eksik halkayı bulduk... Varlığından çok emin değildik ama 20 yıl süren araştırmalar sonuç verdi' ifadesini kullandı. Yerçekimsel dalgalar, uzayda ilerledikçe sıkıştıkları için arkalarında mikrodalga boyutunda iz bırakıyor. Işın dalgaları gibi kutuplanmaları, bilim insanlarına kutuplanma sinyallerini tespit etmelerini de sağlıyor. Bulguları çok titiz bir şekilde değerlendireceklerini belirtem Kamionkowski, 'Eğer sonuçlar birbirlerini tutarsa, Büyük Patlama'nın bize yerçekimsel dalgalar olarak işlenmiş, gökte ise mikrodalga izi olarak yansıyan telegrafına ulaşacağız. Gelecek yıllarda bu mesajın bize neler anlattığını daha iyi anlayacağız' dedi. Kaynak: Nature
Reklam