onedio
NASA'nın 'Kıyamet' Planı Hazır
Uzmanlar öldürücü bir gök cisminin Dünya’ya çarpmasının sadece bir an meselesi olduğunu söylüyor. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ise dünyayı bu cisimden kurtarma çalışmalarına başladı. Uzay dairesinin ‘’Asteroid Retrieval Mission’’ adı verdiği kurtarma çalışması 2020’li yılların ortalarında olması beklenen olayı önlemeyi planlamakla birlikte bilim insanlarının üzerinde deney yapabilecekleri bir sistem oluşturmayı da amaçlıyor. NASA’da Dünya yakınındaki gök cisimleriyle ilgili çalışmalar yapan Lindley Johnson NBC News’a konuşarak, planladıkları çalışmanın ayrıntıları hakkında bilgi verdi. ‘’Hollywood filmlerinde gördüklerimiz maalesef gerçeği pek yansıtmıyor’’ diyen Johnson ‘’Bir uzay aracıyla yıkıcı bir faciaya engel olmak için neler yapabileceğimize bakıyoruz ‘’ diye de ekledi. Dünya çevresinde milyonlarca gök cismi bulunmakta. Uzmanlar bunların 20.000’e yakınının bir şehir büyüklüğünde yıkım potansiyeli olduğunu savunuyor. NASA astronotları ve birçok ilgili kurum Dünya’nın çevresindeki bu cisimleri büyüklüklerine göre gruplandırıp oluşturabilecekleri tehditleri inceliyor. NASA’nın 1.25 milyar dolarlık ‘’Asteroid Retrieval Mission’’ı güneş enerjisiyle çalışan bir uzay gemisi aracılığıyla iri gök cisimlerini yakalayıp, bilim insanlarının araştırması için bu cisimleri ayın yörüngesinde tutacak bir yol arıyor. Planın A ve B seçenekleri var. A seçeneği 10 metreden küçük boyutlardaki cisimleri ayın yörüngesine yönlendirmeden önce yakalamayı planlarken, B seçeneği 10 metreden daha büyük cisimleri yakalayıp geri göndermeyi amaçlıyor. Johnson’a göreyse gezegensel koruma için plan B daha elverişli. Uzay aracının ‘’yerçekimi traktörü’’ görevi görme ihtimali var. Johnson bunu şu cümlesiyle açıklıyor: ‘’Uzay aracı yerçekimi kuvvetini kullanarak zamanla büyük cisimlerin yörüngesini kaydırabilecek, eğer işe yararsa cisimler Dünya’nın yolundan uzaklaşmış olacak.’’ Araç aynı zamanda güneşsel elektrik iyonları sayesinde cisimleri uzaklaştırmak için ne kadar güç ve zaman gerektiğini de ölçebilecek. Lindley Johnson ‘’ARM’’ planını gözlem programlarıyla desteklediklerini böylece ‘’ARM’’nin de gezegensel savunmaya destek sağlayabileceğini düşünüyor. NASA’nın planı yalnızca Dünya’yı büyük bir felaketten kurtarmak değil. Plan aynı zamanda Güneş sisteminde yer alan cisimler hakkında bilgi edinilmesi için de yararlı olmayı amaçlıyor. Edinilen bilgilerin ileride Mars ve Mars’ın uydularının araştırılmasında da önemli katkı sağlayacağı düşünülmekte. ARM program yöneticisi Michele Gates, NASA’nın bu yıl sonunda A ve B seçenekleri arasındaki tercihini kesinliştireceğini belirtti. Tercih edilen seçenek doğrultusundaysa 2019 yılında uzay aracının fırlatılması planlanıyor. Gök cisimlerinin Dünya’ya çarpmasının beklendiği aralık ise 2021-2024. NASA’nın şimdiden belirlediği 6 hedef cisim mevcut. Bunlardan 3 tanesi A seçeneğine 3 tanesiyse B seçeneğine ait cisimler. Listeye daha fazla cisim eklenmesi bekleniyor fakat belirtilene göre bu sayı 10 civarında kalacak. ‘’ARM’’ şimdiden ABD kongresi ve çeşitli yerlerden eleştiriler almakta. Mars’ın ve ayın keşif için daha uygun bir hedef olduğunu düşünenlereyse incelemenin 2030lu yıllarda olacağı belirtildi. Yapılan eleştirilere rağmen, NASA gök cisimlerinin keşfi için gereken parayı çeşitli projelerle sağlamaya devam ediyor.Kaynak: HaberKıta
Türk Yapımı Keskin Nişancı Tüfeği Paris'te Çalındı
Paris'te gerçekleştirilen silah fuarına katılan MKE'nin geliştirdiği keskin nişancı tüfeği, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce çalındı. Paris'te 18-20 Haziran arasında gerçekleşen ve Türkiye'den 11 firmanın katıldığı 'Eurosatory' fuarında Makine Kimya Endüstrisi bir şok yaşadı. Bora 12 sniper tüfeği MKE'nin standından çalındı. MKE yetkilileri, kilitli güvenlikli bir kabinde sergilenen tüfeğin özel bir alyen anahtarı kullanılarak çalındığını belirtiyor. 7,62 mm çapında 1.200 metre etki mesafesine sahip bir keskin nişancı tüfeği olan Bora 12, yüzde 100 Türk yapımı bir keskin nişancı silahı. Bora 12'yi çalan kişi bu silahı kullanamayacak çünkü yetkililer tüfeğin ateşleme piminin üzerinde olmadığını kaydetti. 1.2M uzunlukta ve 6Kg ağırlıktaki tüfeğin nasıl çıkarıldığı da merak konusu. Polis araştırmalarını sürdürüyor. YARIŞMADA BİRİNCİ OLMUŞTU Bora12, Pakistan'da düzenlenen uluslararası atış yarışmasının galibi olmuştu. MKE üretim şefi Mehmet Demirel, 'Silahımız JMK BORA12 uzun menzilli keskin nişancı tüfeğidir 7,62 mm. Çapında, bin metre nokta hedefi, bin iki yüz metre tesirli hedefi olan bir silahtır. Kendi konseptinde dünya birincisi olmuş bir silahtır. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri Jandarma Özel Harekatı operasyonel bölgelerde bu silahı aktif olarak kullanmaktadır.' diyerek silahı tanıtmıştı.. YÜZDE YÜZ TÜRK MALI Yurt dışından da çok sayıda sipariş alan tüfekle ilgili Demirel, ayrıca: 'Bu silah MKE silah fabrikası açısından çok önemli bir silahtır. Sebebi 1935 yılında kurulan silah fabrikasında ilk yerli patentli üründür, yüzde yüz Türk malıdır, yüzde yüz kendi ürünümüzdür. Bu silahımız bir çok Avrupa ülkesinde ihraç edilmektedir. Özellikle Azerbaycan ordusunun milli silahı konumundadır.'teknolojioku
Siz Hangi Rengi Görüyorsunuz? Benham'ın Topacı
Benham'ın Topacı adı verilen bu daire dönme esnasında daire içinde kişiye göre farklılık gösteren renkler çıkarmakta. Gizemi 120 yıldır kendini koruyor ve bilim insanları buna bir açıklık getirememişler.Çok az insan Kırmızı, Kimi Yeşil, Kimi Sarı, Kimi ise hepsini aynı anda gördüğünü söylüyor...Peki siz Benham'ın Topacı'nda hangi rengi görüyorsunuz?
İkna yeteneğinizi geliştirmenin bilimsel olarak kanıtlanmış 50 yolu
Yes! 50 Scientifically Proven Ways to Be Persuasive, Noah Goldstein, Steve Martin ve Robert Cialdini tarafından yazılan, psikolojik araştırmaları ikna etme kabiliyetini geliştirmeye dayalı ipuçlarıyla ve örnekleriyle beraber veren bir popüler psikoloji kitabı. Yazarlara göre “ikna etmek” bir sanat değil, bir bilim. Hal böyleyken, doğru yaklaşımla herkes bu yeteneğini geliştirebilir. Peki bu 50 yol nedir?Bahsedilen 50 madde, kitabın pazarlama tekniklerinin algı üzerindeki etkilerini gösteren araştırma sonuçlarıyla desteklenen 50 bölümünden oluşuyor. Uplifers olarak bu hafta paylaşacağımız ilk 25 madde iş hayatıyla ilgili gibi görünse de; ikna kabiliyetinizi arttırmak için işe yarayacak bir çok öneri sunuyor.1. Talebin yüksek olduğunu gösterin.Yakın zamanda telefon hatlarında verilen “Operatörler bekliyor” mesajından “Hat meşgulse tekrar arayın”a geçiş, kullanıcı üzerinde herkesin aynı ürünü almaya çalıştığı algısını yaratarak, arama hacmini ve ürün/hizmete olan talebi arttırmış.2. Sürü psikolojisini kişiselleştirin.Bir otelin banyosunda havluların geri dönüşümünü teşvik etmek amacıyla, “Odada sizden önce kalanların bir çoğu havlularını geri dönüştürerek çevre dostu oldular” bilgisi verdi. Ancak yazı “Bu odada kalan kişilerin çoğunluğu, havlularını tekrar kullanarak çevre dostu olduklarını gösterdiler” olarak değiştirildiğinde, mesaj neredeyse aynı olmasına rağmen kişisellik arttığından, geri dönüşüm %33 oranında artmış.3. Olumsuz davranışı gösteren reklamlar, bu davranış biçimini tetikliyor.Petrified Forest National Park’ta yapılan bir araştırmada, parkta sergilenen parçaların çalınmaması için iki farklı uyarı üzerinde çalışılmış. Bir uyarıda yıl içerisinde çok miktarda parçanın çalındığı bilgisi verilirken, diğerinde ziyaretçilerden parçaların yerini değiştirmemeleri istenmiş. İlk uyarı, çalma eyleminin ne kadar yaygın olduğu hissi uyandırdığından, çalınma oranını üç kat arttırmış.Kadınları oy vermeye teşvik etmek için hazırlanan ve bir önceki yıl 22 milyon kadının oy vermediği bilgisini veren reklam da, oy vermemenin sosyal olarak kabul edildiği algısını yarattığından; amacına ulaşamamış..4. Ortalamaya göre konumlandırmaktan kaçının.Kaliforniya’da yapılan bir araştırmada, bir bölgedeki elektrik kullanımı haftalık olarak gözlenmiş. Araştırmanın sonuçlarına göre; elektrik kullanımında muhafazakar olan kişilere bir teşekkür notu gönderilirken, daha cömert kullanan kişilere de küçük bir uyarı notu gönderilmiş. Sonuç şaşırtıcı; elektriği ortalamanın üstünde kullanan kişiler kullanımlarını azaltmaya çalışırken, ortalamanın altında elektrik kullandığını öğrenenler elektrik tüketimlerini arttırmış. Bölgenin genel elektrik kullanımı istemeden arttıran bu çalışma; enerji kullanımında tutumlu olan kişilere “ortalamanın altındasınız” algısını yaratmaktansa, bir “gülen yüz”le birlikte, “yapmakta olduklarına devam etmeleri” istenilerek düzeltilmiş...
TSK, İlk Parti MPT-76 Milli Piyade Tüfeğine Kavuştu
Adını, 'Milli Piyade Tüfeği'nin kısaltması olan MPT ve 7.62 milimetrelik çap ölçüsünden alan 'MPT-76' tüfeklerin 200 adetlik ilk kafilesi, Kara Kuvvetleri birliklerine teslim edildi. Seri üretime geçilmesiyle birlikte, gelecek yıldan itibaren emektar G-3 tüfeklerinin yerini milli tüfek MPT-76 alacak. Tamamen Türk mühendis ve işçileri tarafından tasarlanıp üretilen MPT-76'nın tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları Savunma Sanayii Müsteşarlığına ait. MPT-76 için uluslararası patent başvuruları yapıldı. Seri Üretim Dönemi Sözleşmesi'nin 2014 yılı içinde imzalanması ve teslimatların yıl sonundan önce başlaması hedefleniyor.Japonya, Suudi Arabistan, Pakistan, Güney Kore ve Azerbaycan'ın da MPT-76 ile ilgilendiği belirtiliyor.teknokulis
Hangi Burç, Hangi Yemekle Tavlanır?
Koç'un aklına yemek denilince etgelir. Üstelik bol baharatlı, soslu, acılısından... Asya veyaGüney Amerika mutfağından bir yemek onun heyecanlı ve hareketlibünyesine yarayacaktır. Üzerine bol sulu meyvelerden ikramederseniz, afiyetle yiyecek, sizin de “her şeyi düşünmenize”hayret edecektir.
Reklam
Türk Bilimi Yanmayan ve Görünmeyen Elbiselerde Yüksek Teknolojiye Ulaştı
Hacettepe Teknokenti'nde çalışan Türk mühendisler, güvenlik güçlerinin kullanımına yönelik normal bir kumaş görünümünde ancak 2 bin dereceye kadar dakikalarca yanmayan, gece görüş dürbünleriyle görülemeyen nanoteknoloji temelli elbiseler üretti. Tamamen yerli teknolojiyle ilk örnekleri 14 yıl öncesine dayanan son teknoloji ürünü yeni elbiseler, dünyadaki örneklerinden çok ileri özellikler taşıdığı için ihraç edilmiyor, hatta fuarlara bile götürülmüyor. Bu kumaşların kullanıldığı çelik yeleklerin ağırlığı da nanoteknoloji kullanılarak 3-4 kilogramdan 1 kilogramın altına düşürüldü. Hacettepe Teknokenti'ndeki Türk Savunma Sanayi firmalarından 'ARGUS Savunma' Yöneticisi İbrahim Sezgin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, balistik koruyucu malzemeler ve taktik ekipmanlar konusunda Ar-Ge çalışmalarını uzun yıllardır yürüttüklerini anlattı. Geliştirdikleri son teknoloji ürünü yanmaz elbiselerin ilk örneğinin 14 yıl önce özel kuvvetler tarafından kullanıldığını anlatan Sezgin, yeni ürünün normal bir kumaş görünümünde olduğunu ve istenen her modelde yapılabildiğini söyledi. Elbiselerin aynı zamanda infrared, termal, su geçirmez ve antistatik özelliklerinin de bulunduğunu belirten Sezgin, ürünlerin tamamen yerli mühendislerle ve yerli tasarımla geliştirildiğini bildirdi. Yanmaz elbiseleri nanoteknolojinin avantajlarını kullanarak çok ileri bir seviyeye taşıdıklarını kaydeden Sezgin, şöyle konuştu: 'Kumaşların yanmazlık derecesini nanoteknolojiyi kullanarak bin 500 derece birden arttırarak 2 bin dereceye çıkardık. Kumaşlarımız dakikalar boyunca yanmazlık özellikleriyle dikkati çekiyor. Özellikle bu elbiselerin kullanım alanı toplumsal olaylarda öne çıkıyor. Örneğin molotofkokteylinin yol açacağı alev önemli bir risk oluşturuyor. Bu nedenle bütün üretim standartlarımızda ISO kalite belgesine sahibiz, ABD ve Avrupa'daki standartların çok daha üzerindeyiz. Yerli teknolojiyle geliştirdiğimiz yanmaz elbiseler, dünyadaki örneklerinden çok daha ileri özellikler taşıyor. Kumaşlarımızı, içlik, yanmaz elbise ve başlık olmak üzere nanoteknolojinin de katkısıyla çok ince şekilde geliştirdik. Elbiselerimiz aynı zamanda gece görüş dürbünleriyle görülemiyor ve su geçirmiyor.' Çelik yelekler 1 kilogramın altına düştü İbrahim Sezgin, balistik koruyucu çelik yeleklerini de son teknolojiyle yeniden geliştirdiklerini belirtti. Bir kilogram ağırlığın altına düşürülen yelekleri tüm dış etkenlere karşı dayanıklı hale getirdiklerini bildiren Sezgin, 'Sudan, terden, nemden etkilenmeyen yelekler, teknolojide gelinen son nokta. Daha önceki 13-14 kilogramlık yeleklerin ağırlığı, ek teçhizatların kullanılması halinde bir kilogramın altına düşüyor. Yelekler, farklı kullanım şekilleriyle cepler ya da farklı aparat ve aksesuarlarla daha ergonomik ve daha işe yarar şekilde kullanılabiliyor' dedi. Çelik yeleklere zırh deliciler hariç 9 mm, 10 mm, 9.65 mm, 38 kalibre, 45 kalibre, 3.57 Magnum, 41 Magnum, 44 Magnum, Pompalı Tüfek, Otomatik Tabanca ve MP-5 gibi silahların tümünü tutacak özellikler kazandırıldığının altını çizen Sezgin, şu bilgileri verdi: 'Yeleklere 1 kilogramlık plaka ilave edildiğinde AK-47, G3, Kaleşnikof, M16, M4 gibi yüksek hızdaki tüfek mermilerini da tutma özelliği verebiliyoruz. Bu plakaları 2 kilograma çıkarttığımız anda zırh delici keskin nişancı mermilerini bile tutacak nitelik kazandırabiliyoruz. Örneğin bir derimont ya da pilotmont kullanımı görünümünde günlük hayatta rahat kullanımlı şekilde de yapıyoruz. Yelek ilave plakayla bütün tüfek mermilerini tutan kurşun geçirmez bir yelek haline gelebiliyor. İhtiyaç olmadığında ise çok hızlı bir şekilde plakaları ve panelleri çıkartmak ve ortalama yarım kiloluk bir yelekle göreve devam etmek mümkün hale geliyor. Sezgin, balistik koruyucu kurşun geçirmez yeleğin yurt dışı muadillerine göre dörtte bir oranında hafif olması, fiyat avantajı ve yanma geciktirilmiş ve infrared kumaşlardan yapılabildiğini bildirdi. Kurşun, bomba ve patlayıcılara özel elbiseler Sezgin, güvenlik güçlerinin kullandığı elbiselerin sadece yanmazlık özelliğinin bulunduğunu, kurşun, bomba ve patlayıcılara karşı da özel koruma alanlarının bulunduğunu belirterek, 'Ürünlerimizin milli kaynaklarla ve yerli teknolojiyle üretilmesi ve geliştirilen bazı ürünlerin dünyada ilk ve tek olması sebebiyle, ülke içinde güvenlik güçleri tarafından kullanılmasını istiyoruz. Bu teknolojiye sahip olmada ülkemizin diğer ülkelere üstünlük sağlaması açısından ihracatını yapmıyoruz, hatta fuarlara bile götürmüyoruz' diye konuştu. Ürün isimlerinin tamamını Çanakkale şehitlerine atfettiklerini bildiren Sezgin, hücum yeleklerinin Anafarta, çelik yeleklerinin Gelibolu, nanoteknoloji elbiselerini de 57. Alay şehitleri anısına '57'ismiyle markalandırdıklarını sözlerine ekledi.teknolojioku
Beyin Kanaması Tanısı Koyan Başlık Üretildi
Yeni icat edilen bir başlıkla, hastanın beyin kanaması geçirip geçirmediği sorusuna hızla yanıt verebileceği belirtiliyor. Kafaya geçirilebilen bu başlık, elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla beyini tarıyor ve beyinde bir kanama ya da pıhtılaşma olup olmadığını belirliyor. Başlığı tasarlayan bilim insanları, artık beyin kanaması geçirdiğinden şüphelenilen hastalara daha hızlı tanı konabileceğini söylüyor. Böylece hastayı iyileştirme şansı artacak çünkü beyin kanamasında önemli olan hastaya en kısa sürede müdahale ederek, beynin daha fazla zarar görmesini engellemek. Aksi takdirde, örneğin kanamanın üzerinden dört saat geçtikten sonra müdahale edilirse, bu geç kalmış bir müdahale olarak kabul ediliyor. Bu dört saat içinde hastanın beyin hücrelerinin bir kısmı ölüyor. Buluşun sahibi İsveçli bilim insanları, başlığı 45 hastada denemişler ve başarılı olmuşlar. Şimdiki planları ise, başlığın ambulanslara dağıtılarak, acil durumlarda kullanılabilmesi. Halihazırdaki teknolojiyle de beyin kanaması tanısı konabiliyor. Bunun için bilgisayarlı tomografi (CT) ile beyin görüntüleniyor fakat tomografinin hazırlanması gibi işlemler, süreci uzatabiliyor. Bu 'altın saatler' sürecinde yaşanan her gecikme de, tedavinin sonuç verme olasılığını azaltıyor. Başlık, aynı zamanda beyinde kanama mı, pıhtı mı olduğunu da belirleyebiliyor. Böylece doktorlar tanıya göre müdahale ediyor. Chalmers Teknoloji Üniversitesi, Sahlgrenska Akademi ve Sahlgrenska Tıp Fakültesi Hastanesi'nden bazı bilim insanlarının biraraya gelerek tasarladığı bu başlık, mikro dalgalarla beyini tarıyor. Mikrodalga fırınlar ve cep telefonlarıyla aynı dalgaları yayan bu kask, beyinde ne olduğuna dair bir şema çıkartabiliyor. Daha önce yapılan testler, bu başlığın kanama ve pıhtı arasındaki farkı ortaya koyabildiğini gösteriyor. Ancak test sonuçlarının yüzde yüz doğru çıkmadığı da belirtiliyor. Farklı kafataslarında değişik ölçülerde ve şekillerde başlıkları deneyen bilim insanları, sonunda yastığın içine yerleştirilen bir başlık tasarlanmasına karar verdiklerini söylüyor.BBC
Reklam
Ekmeleddin İhsanoğlu Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile çatı aday önerisini görüştü. İki lider Ekmeleddin İhsanoğlu ismi üzerinde anlaşmış görünüyor. Bir anda Türkiye gündeminin zirvesine yerleşen İhsanoğlu hakkında bilmeniz gerekenleri derlemeye çalıştık.
Microsoft'un 310 Patentini Çin Ortaya Çıkardı
Çin hükümeti, Microsoft'un Android üreticilerinden çok büyük miktarlarda para kazanmasını sağlayan gizli patentlerini ortaya çıkardı. Microsoft'un üye olduğu konsorsiyum aracılığıyla elde ettiği patentlerin, mahkemede inceleneceği belirtildi.Donanım alanına girdiği günden bu yana mobil işletim sistemi Windows Phone'u öne çıkarmaya çalışan Microsoft'un, gizli Android patentleri gün yüzüne çıkarıldı. Microsoft, en büyük rakibi Android ile ilgili 310 patenti sayesinde her yıl yaklaşık 2 milyar dolar kazanç elde ediyor. Çin Ticaret Bakanlığı'nın web sitesinde yapılan açıklamaya göre, Nokia'nın cep telefonu birimini satın alan Microsoft'un patentleri, inceleme için mahkemeye sunuldu. Microsoft, gizli tuttuğu patentlerini geçmişte sadece mahkeme talebi doğrultusunda ortaya çıkarmıştı. ZDNet'in verdiği bilgiye göre, Microsoft söz konusu 310 patent için tüm Android kullanıcısı firmalarla anlaşma yapmış durumda. Anlaşma kapsamında, Microsoft satılan her Android cihazı için belli bir ödeme alıyor. Android'in mobil cihaz piyasasındaki yeri ele alındığında, Microsoft'un her yıl rakibi sayesinde 2 milyar dolar civarında gelir elde ettiği tahmin ediliyor. Ars Technica sitesi, Çin hükümetinin yerel piyasada haksız rekabet ortamı oluşmasının önüne geçmek için Microsoft patentlerini incelemek istediğini belirtt. Site, Microsoft'un gizli tutmak için çaba gösterdiği Android patentlerinin sadece Çince olarak yayımlandığını ve İngilizce olarak bulunmadığını belirtti. Patentlerin, iflas eden Nortel firmasının patentlerini kendi aralarında bölüşen Rockstar konsorsiyumu tarafından elde edildiği belirtildi. Microsoft, Apple, BlackBerry, Ericsson ve Sony'nin yer aldığı konsorsiyum 2011'de kurulmuştu. Beş firma, paylaşılan patentler için 4.5 milyar dolar ödemişti. Mahkemeye sunulan patentlerin 73'ünün tüm akıllı telefonlar için geçerli endüstri standardı patentler olduğu ifade edilirken, 127'sinin ise Android işletim sistemiyle bağlantılı olduğu belirtildi. Mahkemeye sunulan raporun son kısmında yer alan 110 patent ise endüstri standardı olmayan patentler olarak belirtildi. Al Jazeera
Tarihe Geçmiş 36 Siyah-Beyaz Fotoğraf Renklendirilirse...
Değişen dünyanın dramatik yönünün temsili niteliğindeki siyah beyaz fotoğrafları, yeni sanat ve kayıt yöntemi dijital fotoğrafla buluşturan yeni bir trend. Fotoğrafların arasında bilim ve sanat dünyasından bir çok tanıdık olduğu gibi tarihe yön veren savaşlardan ve etkinliklerden de kareler var. Einstein, Chaplin ve Hepburn gibi ünlüleri görebileceğiniz bu arşiv amatör ve ustaca yapılmış renklendirmeleri barındırıyor. İyi seyirler :) (kaynak: indulgd.com)
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
14 Maddede İTÜ'lü Olmak
İTÜ'nün efsane rektörüdür. Rektör gibi rektördür. Her öğrencide cep telefonu numarası bulunan rektördür. İtü Webmail'den gönderilen e-postalara bir saat içinde yanıt verebilen rektördür. Öğrencilerin çoğundan atılan maillere cevap yazması hatta altına hiç bir ünvan soyisim filan yazmadan muhammed yazıp yollaması ile gönlümü çalmıştır yorumları alınan rektördür.
Reklam
Güneş Kremleri Gerçekten Koruyor mu?
Güneş kremleri sizi güneşin zararlı etkilerinden koruyup sağlık konusunda üstüne düşeni yaptığını iddia eder. Peki bu ne kadar doğru? Güneş kremleri söylendiği gibi cildinizi güneşin o zararlı kanser yapan etkilerinden yüzde yüz koruyabilir mi? Geniş spekturumlu güneş kremleri tanıtım broşürleri ya da tv reklamlarında bu konuda oldukça iddialı görünüyor. Fakat bilim adamları bu konuyu da ele alıp çeşitli araştırmalar yapmaktan geri durmuyor. 20 farklı güneş kremi ile detaylı bir araştırma yapıldı. Bu araştırma gereği deneklerin sırtlarına güneş kremi sürülüp suni bronzlaşmaya maruz bırakıldırlar ve güneş kremlerin işe yarayıp yaramadığı test edilmiş oldu.  Bu testi kaç güneş kremi başarı ile tamamladı dersiniz? 20 farklı üründen sadece 7 ürün testi başarıyla tamamladı. Fakat bu sizi hemen panikletmesin. Testin kesin bir sonuç verip vermediği henüz tam olarak bilinmiyor. Test sırasında bir denek cildindeki kremi istemeden silmiş olabilir ya da diğer deneklere oranla UV bronzlaştırıcı lambaya daha uzak bir konumda durmuş olabileceği gibi kriterler unutulmamalıdır.
Reklam
İlk Milli Uydu Fırlatma Rampası Geliyor
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı milli projeleri tek tek hayata geçiriyor. Rasat ve Göktürk-2 uydularını yerli imkânlarla geliştirerek Türkiye'nin gururu haline gelen TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü, bir ilki daha gerçekleştiriyor. Bu ayın sonunda ilk milli haberleşme uydusu olacak Türksat 6A için imzalar atılırken, diğer yandan uyduları fırlatmayı sağlayan ilk milli rampa için de geri sayım başladı. Göktürk-2 uydusunun fırlatılması için Türk yetkililer Çin'e gitmişti. Yeni projenin hayata geçmesiyle artık uydu fırlatmak için Çin'e veya başka bir ülkeye gidilmeyecek. Cumhuriyetin 100'üncü yılı olan 2023'te bitirilmesi planlanan uydu rampası için fizibilite çalışmaları tamamlandı. Rampanın denizi olan ve yerleşim yerine uzak bir yere yapılması karalaştırıldı. Öne çıkan şehir ise Muğla oldu. Rampanın yaklaşık 1 milyar dolara mal olması bekleniyor. Bakanlığın bir diğer projesi ise takım uydu olacak. Tarım, ulaşım, gıda gibi birçok alanda hizmet verecek olan takım uydu projelerinin yapılması için en kısa sürede çalışmalara başlanacak. Yaklaşık 250 milyon dolara mal olacak olan Türksat 6A uydusunun, 2018'de uzaya fırlatılması planlanıyor. Uydunun fırlatılmasının ardından Türksat 3A ve Türksat 4A uyduları devredışı kalacak.teknolojioku
50 Milyon İnsanı Öldüren İspanyol Gribi Yeniden Canlandı
ABD'li bilim insanları, 20'nci yüzyılın başında dünya nüfusunun üçte birine bulaşan ve 50 milyon insanı öldüren İspanyol gribini laboratuvar ortamında yeniden canlandırdı.Bilim insanları, dünyanın gördüğü en öldürücü virüslerden birini yeniden hayata döndürdü. Yaban ördeklerinde bulunan bir kuş gribi türünden yararlanarak ortaya çıkarılan İspanyol gribi, öldürücü virüsün günümüzde ne kadar kolay var olabileceğini de gözler önüne serdi. Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde yapılan deneylerde, 1918'de dünyayı kırıp geçiren salgının sorumlusu virüsün izlerini taşıyan kopyalar dağ gelinciklerine bulaştırıldı. Virüs hayvanlar arasında kolayca yayıldı. Bazı bilim çevreleri, günümüzde bulunan kuş gribiyle genetiği değiştirilmiş İspanyol gribinin laboratuvar ortamında oluşturulmasının büyük bir risk olduğunu ve kontrol edilememesi halinde tehlikeli bir salgına neden olabileceğini öne sürdü. Araştırmanın başında yer alan Profesör Yoshihiro Kawaoka ise yaptıkları araştırmanın gelecekte grip salgınlarının önlenmesi ve kuş gribine karşı aşı geliştirilmesi adına önem taşıdığını belirterek, eleştirileri savuşturdu. Kawaoka çalışmalarında yatan tüm risklerin bilincinde olarak önlem aldıklarını ve herhangi bir salgın riskini minimize edecek şartları oluşturduklarını söyledi. Yüzde 97 oranında benzerlik Kawaoka, en yüksek ikinci derecede güvenlik önlemi bulunan bir laboratuvarda gerçekleştirilen deneylerde, salgının gelişimi ve yaygınlaşmasını gözlem ve kontrol etmek amaçlı her adımı incelediklerini belirtti. Araştırmacı, kuş gribinin doğada mutasyon geçirerek kolayca insanları etkileyebilen bir hale gelebildiğini, bu yüzden çalışmalarının olası salgınların önlenmesi adına büyük önem taşıdığını ifade etti. Kawaoka, yaban ördeklerinden alınan sekiz kuş gribi türüyle oluşturulan virüsün, 1918'deki salgına neden olan virüsle yüzde 97 benzer olduğunu belirtti. Harvard Tıp Okulu'ndan mikrobiyoloji profesörü Robert Kolter, çalışmayı görmezden gelerek, 'Bilim insanlarının hastalıkları gözlemleyebilecekleri düşüncesi her zamankinden daha zayıf' yorumunda bulundu. Paris Pasteur Enstitüsü'nden Simon Wain-Hobson ise 'virüsün laboratuvardan kaçamayacağını ancak hiçbir önemli faydasının da olmayacağını' savundu. Kaynak: Independent
Dünya'da Süpernova Deneyi Yapıldı
Bilim insanları Evren'deki en güçlü patlama olarak bilinen süpernovayı, laboratuvar ortamında oluşturduklarını açıkladı. Yapay süpernovada, yüklü parçacık saçan şok dalgaları da ortaya çıktı.İngiltere'nin Oxford Üniversitesi'nde yapılan deneyde, süpernova patlaması yaşayan bir yıldızın maruz kaldığı değişimi anlamak için yapay süpernova patlaması gerçekleştirildi. Gianluca Gregori ve Jena Meinecke'nin başını çektiği araştırma ekibi, Cassiopeia A adlı yıldızın süpernova ardından manyetik alanlarında görülen bozulmayı anlamayı amaçladı. Deneyde, galaksilerarası uzayda bulunan manyetik alanların nasıl tahmin edilenden milyar milyon kat daha güçlü olduğu anlaşılmaya çalışıldı. Gregori, Dünya'dan bakıldığında kozmik arka planda görülen radyasyonun, Büyük Patlama'nın yansımasını taşıyan mikrodalga sinyallerinden oluştuğunu ve neredeyse her yerde aynı belirdiğini belirtti. Yıldızlararası elektrik yükünün çok fazla olmadığını ve zayıf manyetik alanlar oluşturduğunu belirten Gregori, yeni araştırmalarında kozmik arka plandaki manyetik alanların aslında çok daha güçlü olduğuna işaret eden bulgular elde edildiğini söyledi. Süpernova gizemi çözülüyor mu Yapılan deneyde, sadece 500 mikron kalınlığındaki bir karbon çubuğu, argon dolu bir hücreye yerleştirildi. Karbonun yanına da, yıldızlararası kozmik yapıları temsil edecek plastik şerit konuldu. Karbona ateşlenen güçlü lazer ışını çubuğa isabet ettiğinde, karbon buharlaştı ve aynı noktadan yüklü parçacık saçan şok dalgalarır yayıldı. Saniyenin dörtte biri kadar süren yapay süpernova, çıplak gözleri kör edebilecek çok güçlü bir ışık saçarak sona erdi. Deney sonucunda, patlamada ortaya çıkan plazmanın tıpkı Cassiopeia A'daki gibi dağınık yayıldığı ve düzensiz manyetik alanlar oluşturduğu görüldü. Plastik şerit olmadan deney yenilendiğinde, plazma daga dügün yayıldı ve güçsüz manyetik alan ortaya çıkardı. Laboratuvarda yapılan deneyler, süpernovada ortaya çıkan düzensiz dalgalarla ilerleyen girdapların, manyetik alanları güçlendirdiğine işaret etti. Ancak Gregori, minyatür süpernovaların istedikleri tüm cevapları veremeyeceğini düşünüyor. İlk sonuçlar, süpernova patlamalarının yaydığı şok dalgalarının, yıldızlarası maddelerle temasa geçtiği zaman düzensiz ve çok daha güçlü manyetik alanlar oluşturduğunu gösterdi. LiveScience | Al Jazeera
Yağmurda yürümek mi, yoksa koşmak mı daha az ıslatır?
Hava şartlarını kontrol etmemiz mümkün değil. Farz edin ki bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor ve siz evden çıkmadan önce saçlarınızı özenle taramıştınız. Otoparktan marketin girişine kadar da bozulmasını istemiyorsunuz. Acaba daha yavaş yürüyerek yağmur altında daha çok vakit geçirmek mi, yoksa koşarak yanlardan daha çok yağmur damlacığıyla temas etmek mi sizi daha çok ıslatır?Minute Physics’in yaratıcısı Henry Reich, fizikle ilgili konuları açıklamak için, yaptığı çizimleri time lapse tekniğiyle videolara dönüştürüyor. Birazdan izleyeceğiniz videoda ise yağmurda koşmanın mı yoksa yürümenin mi bizi daha kuru tutacağı sorusuna değinmiş.Reich, bu çok eski sorunun cevabını bulabilmek için paralelogramlardan ve toplam ıslanma miktarı gibi denklemlerden yola çıkarak analizler yapıyor. Minute Physics videosu, bu sorunun cevabını bilimsel olarak açıklayabilmek için yapılan ilk girişim değil...
Reklam