'Büyükada'da Atlı Faytonlar Yerine Elektrikli Faytonlar Kullanılsın'
Her yıl 400’ün üzerinde atın öldüğü Büyükada’da elektrikli faytonların kullanılması için imza kampanyası başlatıldı. Sıcak hava koşulları ve ağır çalışma şartları nedeniyle her yıl 400’ün üzerinde atın öldüğü Büyükada’da elektrikli faytonların kullanılması için imza kampanyası başlatıldı.  Kampanyanın çağrı metninde Hiçbir gelenek hayvanlara yapılan eziyeti haklı çıkaramaz. Hayvanların işkenceye maruz kalarak çalışmaya zorlandığı faytonlar yerine elektrikli faytonların kullanılmasını talep ediyoruz… Atlı faytonların yerini alacak olan elektrikli faytonların işletilmesi bu faytonculara verilebilir. Böylece yapılan değişiklikler herhangi bir mağduriyete yol açmaz” ifadeleri yer aldı.  Kampanyanın çağrı metni şöyle:  Gün boyu, sıcakta, soğukta, sırtında kilolarca yükle yokuş çıkan, yokuş inen, koşturulan, sırtlarına kırbaçla vurulan, dayak yiyen, maruz bırakıldığı koşullar sebebiyle hastalanan, ciğerleri kanayan, kasları yırtılan, tedavi görmeyen, 'verimsizleşince' ormana kendi kaderine terk edilen çok sayıda atın çektiği acıları gün yüzüne çıkarmak ve onlara bu acıları yaşatan faytonlara bir son vermek istiyoruz. Yumruk ve sopalarla dövülen, dili kesilen, hastalandığı için ormana terk edilip birkaç insanın verdiği suyla hayata tutunmaya çalışan çok sayıda atın haberi medyaya yansımışken, onların çektiği acılara bir son vermekten bizi alıkoyan nedir? Bu hayvanlar insanların keyfine hizmet etmek zorunda bırakılırken ve bu kadar işkenceye maruz kalırken biz neden sadece seyirci kalıyoruz?  Adalar'da 1000'in üzerinde at ve 226 fayton var. Yüzlerce at yazın her gün hiç durmadan koşturuluyor. Koşarken yemek ve su verilmiyor. Sıcağın altında saatlerce bekletilen atlar yokuşlarda zorlanıp düştüklerinde yine dayak yiyerek ayağa kaldırılıyor.Fayton konusu ilk defa konuşulmuyor. Senelerdir hayvan hakları aktivistleri ve ada halkından insanlar; atlara eziyet olduğu gerekçesiyle faytonların kaldırılmasını istiyor, imza topluyor, eylemler yapıyor. Fakat hala atlara çektirilen bu eziyete bir son verilmiş değil. Öte yandan faytonların adaların tarihi bir sembolü olduğunu, faytonlar kaldırılırsa tarihi dokunun zedeleneceğini, faytonların ada geleneğinin bir parçası olduğunu savunarak faytonların kaldırılmasına karşı çıkanlar var. Hiçbir gelenek hayvanlara yapılan eziyeti haklı çıkaramaz. Atlar biz insanların keyfine hizmet etmek zorunda değildir. Hayvanları köleleştiren ve işkence eden bir gelenek varsa, o geleneğin yaşatılmasındaki ısrar, eziyetin sürdürülmesindeki ısrardır. Aynı düşünce tarzıyla bugün Avrupa Birliği boğaların eğlence için korkunç işkencelerden geçirildiği ve öldürüldüğü boğa güreşlerini yasaklamıyor. Yine aynı savunmayla bugün ABD'de yavru buzağılara eğlence ve gelenek adı altında işkence eden rodeolar yasaklanmıyor. Gelenek ve tarihi doku gerekçesiyle işkence-zulüm sürdürülemez! Hayvanların işkenceye maruz kalarak çalışmaya zorlandığı faytonlar yerine elektrikli faytonların kullanılmasını Adalar Belediyesi'nden ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden talep ediyoruz. Ayrıca faytoncuların işlerine son verilmemesini, onlara yeni iş imkanlarının belediye tarafından sağlanmasını talep ediyoruz. Atlı faytonların yerini alacak olan elektrikli faytonların işletilmesi bu faytonculara verilebilir. Böylece yapılan değişiklikler herhangi bir mağduriyete yol açmamış olur ve hayvanlara edilen zulmün son bulması konusunda dünyada örnek alınacak bir adım atılmış olur. Mevcut atların rehabilitasyon merkezlerinde gerekli tedavilerinin yapılmasının ardından onlara sömürüden uzak bir yaşam sağlanmasını, bir daha hiçbir atın faytonlarda kullanılmamasını talep ediyoruz. Kampanyaya destek vermek için buraya tıklayın.T24
Beyne Harcanan Enerji Fiziksel Gelişimi Yavaşlatıyor
İnsanlarda, çocukluk çağındaki fiziki gelişimin diğer memelilere göre daha yavaş olmasının nedeninin enerjiye doyamayan insan beyni olduğu ortaya çıktı.ABD’de yapılan bir araştırma, insanlarda çocukluk çağındaki fiziki gelişimin niçin diğer memeli türlerine göre çok daha yavaş olduğunun sırrını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, hayatın başlangıç evresinde insan metabolizmasına giren enerjinin büyük bir kısmına 'el koyan' beyin, vücudun büyümesinin aynı evredeki diğer memelilere göre yavaş olmasının nedenini oluşturuyor. Northwestern Üniversitesi Prof. Christopher Kuzawa başkanlığındaki ekibin araştırması, Proceeding of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. Vücuda alınan glikoz miktarı ve beynin hacmini ölçen manyetik rezonans görüntüleme verileri ile mevcut pozitron emisyon taramalarını bir araya getiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyan çalışma, bu şekilde beyne enerjinin en fazla gittiği ve vücuttaki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın belirlenmesini sağladı. Araştırma, insanlarda beynin vücuttan çektiği enerjinin en yüksek seviyeye çıktığı ve fiziki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın 4 olduğunu gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan William Leonard, Northwestern Üniversitesi'nin internet sitesinde yer alan açıklamasında, çocukların en çok enerji harcadığı dönemde beynin tüm vücudun kullandığı kalorinin üçte ikisini yaktığına dikkati çekti. Bunun diğer bütün primat türlerinden çok daha fazla olduğuna işaret eden Leonard, beynin bu son derece büyük enerji talebini karşılamak için çocukların daha yavaş büyüdüklerini ve fiziki aktivitelerinin düştüğünü söyledi. Leonard, bulgularının, çocuklukta yoğun bir çalışma temposu içinde olan beyne yakıt sağlayabilmek için insanların bu yaş aralığında yavaş büyüyecek şekilde evrildiği görüşünü kuvvetle desteklediğini ifade etti. AA
Reklam
60 Saniyede İstanbul
İstanbul dediğimiz kısım tarihi yarım adadan oluşmaktadır. 13 saat aralıksız İstanbul'u dolaşarak 105 video klip çekildi. Bu 105 video klip'ten 64 tanesi kullanılarak bu video hazırlandı.  Video çekimi Canon 600D ile yapıldı ve Lens olarak 18-55mm ve 50mm'lik lensler kullanıldı. Çekimler Burak Bayram ve Furkan Çınar tarafından yapıldı. Video Düzenleme ise Burak Bayram tarafından gerçekleştirildi. Arkaplanda kullanılan müzik telif hakkı olmayan bir müziktir ve ismi, SirensCeol - Coming Home [NCS Release]'dır.
Ülkemizde Ölmeden Önce Gidilmesi Gereken 7 Yer
1-Olympos ÇıralıAntik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılanmeşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, M.Ö. 168-78 yıllarında basılan Likya Konfederasyon sikkelerinde adı geçmektedir. İktisadi bir birlik olan Likya Konfederasyonu konseyinde, Olympos?un üç oy hakklı olduğu bilinmektedir.
Reklam
İklim Değişikliğinin İnsan Sağlığı İçin Oluşturduğu 6 Tehdit
İklim değişikliği, denizlerin su seviyesini arttırmaktan, felaketlere neden olan mevsim anormalliklerine kadar dünyayı ve canlı hayatını tehdit ediyor. Peki iklim krizinin insan sağlığına dolaysız etkileri nedir? Haftalık yayımlanan tıp dergisi ‘The Lancet’te, bu sorunun cevaplarının bir araya getirildiği bir makale yayımlandı. University College London’un işbirliğiyle hazırlanan araştırmada, iklim değişikliği ’21. yüzyılın sağlığa karşı en büyük tehdit’ olarak tanımlanıyor. Bu araştırmaya dayanarak RTCC sitesinin hazırladığı belli başlı altı sağlık riski ise şöyle: 1- Kan emicilerin artışı: İklim değişikliği, sivrisinek, kene ve sülük gibi kan emici türlerin hem ortaya çıkma mevsimini hem de ortaya çıktığı coğrafyayı genişletiyor. ‘Sivrisinekten ne olur?’ diye düşünmeyin, sivrisinek ısırığıyla yayılan sıtma hastalığı Afrika’da her sene 1 milyon insanın ölümüne neden oluyor. ‘London School of Hygiene and Tropical Medicine’ bölümünün aktardığına göre, gittikçe artan hava sıcaklıkları, artık sıtma gibi hastalıkların dağlık bölgelerde de görünmeye başlamasına neden olmuş durumda. Öte yandan kan emicilerle bulaşan ‘dang humması’ da yeni alanlarda görülmeye başlandı. IPCC’nin araştırması, son yüz yılda hastalığın görülme oranının 30 katına çıktığını ortaya koyuyor. Keneyle taşınan virüsler ve veba hastalığı da iklime hassasiyet gösteren virüsler arasında yer alıyor.2- Hava kirliliği ve alerjenler: WHO’nun raporuna göre dünyadaki sekiz ölümden birinin sorumlusu olan hava kirliliğini etkileyen koşullardan biri de, iklim değişikliğiyle artan yangınlar. Öte yandan astım, göz ve burun iltihabı gibi alerjen durumlar da hava sıcaklığının artışıyla doğrudan alakalı.3- Sıcak çarpması: Basit bir matematik: sıcak günlerde daha fazla insan ölür.  Vücut ısının artışı kalp, akciğer ve böbreklere zarar verir; bu da özellikle  yaşlı ve kronik hastaların hayatını kaybetmesine neden olur.4- Depresyon: İklim değişikliğinin daha dolaylı bir etkisi: mevsim anormallikleri nedeniyle gerçekleşen sel, hortum ve kuraklık gibi felaketlerden kurtulanların depresyon olma olasılığının normal durumlara göre beş katına kadar çıktığı belirtiliyor.5- Kötü beslenme: Artan sıcaklık ve değişen mevsimler dünyanın besin üretim sistemini değiştiriyor, daha da değiştirecek. Bazı Afrika ülkelerinde yetişen mahsüllerin 2020 itibariyle yüzde 50 oranında azalacağı tahmin ediliyor. Bu da, mevcut durumda 3.5 milyon insanın ölümüne neden olan beslenme krizinin derinleşmesine neden olacak. Gıda Politikaları Araştırmaları Enstitüsü’nün ( IFPRI) yaptığı bir araştırmaya göre, 2050 yılında iklim değişikliği nedeniyle yaklaşık 25 milyon çocuk sağlıklı büyümeleri için gerekli besine ulaşamayacak.6- Deri kanseri: Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, iklim değişikliğinin ozon tabakasının delinmesini hızlandırdığını ortaya koyuyor. UV radyasyonuna daha fazla maruz kalacak insanların deri kanserine yakalanma riskinin artacak olması çok da şaşırtıcı değil.Çiçek virüsü geri mi dönüyor? İklim değişikliğinin sorumlu olabileceği bir başka felaket ise henüz gerçekleşmedi: Sibirya tundralarının erimeye başlamasının, en son 1980′de görülen çiçek virüsünün yeniden ortaya çıkmasına neden olabileceği söyleniyor. Bu kabus senaryosuna göre virüs, eriyen bölgelerde ortaya çıkan çiçek virüslü donmuş cesetlerden insanlara bulaşacak. RTCC/ Yeşil Gazete
Reklam
Yeni Volvo XC90 Ödün Vermeden Geliyor
Üç yıllık bir çalışmanın ve 11 milyar dolarlık bir yatırım programının sonunda yeni XC90, Volvo tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı iddiasıyla dünya prömiyeri yaparak yola çıktı. Geleceğin tasarımını yakalamak için kendi sınıfına özel yeni teknolojiler içeren ve yeni Ölçeklenebilir Ürün Mimarisi (SPA) teknolojisini kullanan XC90′nın dünya prömiyerinde konuşan Volvo Cars Başkanı ve CEO’su Hakan Samuelsson “Bu tarihimizdeki en önemli günlerden biri. Biz sadece bir otomobili lanse etmiyoruz, markamızı yeniden lanse ediyoruz. Bugün şirketimiz için yeni bir çağı simgeliyor. XC90, önümüzdeki senelerde gelecek olan heyecan verici yeni otomobillerin yolunu açıyor” dedi. 2015’in 2. çeyreğinde Türkiye’de satışına başlanacak Yeni XC90, ilk aşamada D5 AWD 2.0 lt dizel motor, 8 ileri şanzıman ile birlikte “Momentum” olarak adlandırılacak yüksek donanım seviyesi ile sunulacak. Segmentinin üzerinde bir içeriğe sahip olacak Momentum donanım seviyesi, tamamen LED farlar kısa ve uzun aktif farlar, 12,3 inch dijital gösterge paneli, 4 bölgeli elektronik klima, ısıtmalı, elektrikli ve hafızalı sürücü ve yolcu koltuğu, deri döşemeler, 3 koltuk sırası ile birlikte 7 adet koltuk, elektrikli bagaj kapağı, otomatik fren kapasiteli geliştirilmiş City Safety – Şehirde Güvenlik Sistemi, şerit değiştirme uyarısı, park pilot asistanı ile birlikte ön ve arka park sensörleri ve 19″ Momentum aluminyum jantlar gibi birçok özellik içerecek. Yüksek donanımıyla kullanıcılarını memnun edecek olan Yeni XC90 D5 AWD Momentum için tavsiye edilen anahtar teslim fiyatı ise 305.150 TL olacak. Yeni XC90, Volvo’nun 87 yıllık tarihinde yer alan bu tarihi günün bir sembolü olarak, firmanın göze daha çok çarpan yeni logosunu, yani ızgaranın üzerinde çapraz olarak duran eğik çizgiyle uygun bir şekilde hizalanmış olan ikonik oku, taşıyan ilk otomobili olacak. Yeni logo, T şeklindeki “Thor’un Çekici” DRL-gündüz farları ile birlikte, Volvo’nun yeni jenerasyon otomobillerinin yeni, seçkin ve kendine güvenen yüzünü temsil ediyor. XC90’ın yeni bir topografiye sahip geniş kaputu, dövme şeklindeki yeni yan farlara bağlanan bel çizgisi ve keskin omuzları bu seride gözlemlenebilen diğer önemli tasarım imzalarını oluşturuyor. Yanlardan bakınca daha kaslı bir görünüm elde etmek için XC90’ın lastikleri 22 inç’e kadar çıkıyor. Volvo Cars Tasarımdan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Thomas Ingenlath “Otomobilin hem iç, hem de dışarıdan genel izlenimi geniş alan, ışığın kutsanması ve iyi yaşama odaklanma gibi İsveç yaşam tarzını yansıtan önemli elementlerle güçlü bir bağa sahip” diyor. XC90 Volvo-by-Volvo stratejisinin en sağlam kanıtını oluşturuyor. XC90’ın sunduğu lüks, ferahlık, çok yönlülük, verimlilik ve güvenliğin muhteşem kombinasyonu SUV sınıfını yeni bir boyuta taşıyor. Tıpkı mevcut XC90’ın ilk günlerinde taşıdığı gibi. Volvo Cars Ar-Ge Kıdemli Başkan Yardımcısı Peter Mertens, “SPA bize dünyanın ilk ödün vermeyen SUV’unu yaratma fırsatı sağladı” diyor. “Çok daha küçük ve alçak bir otomobilin çevikliğine ve konforuna, her şeye hâkim olduğunuz hissine ve cömert bir iç kabine sahip olacaksınız. Güç ve düşük emisyon oranlarını bir araya getiren rakipsiz bir güç aktarım sistemi size gerçek sürüş keyfi sağlayan bir adrenalin akışı sunacak. Ve Volvo amblemi taşıdığı için XC90’da dünya standartlarında bir güvenlik anlayışı standart olacak” diye ekliyor. Yeni XC90, her biri performans ve yakıt verimliliğinin olağanüstü bir kombinasyonuna sahip, bir dizi iki litrelik, dört silindirli Drive-E motor seçeneği sunuyor. XC90’ın türünün en iyi örneği olan “Twin Engine” motoru, 2 litrelik, 4 silindirli supercharged ve turbo benzinli bir motoru elektrikli bir motor ile bir araya getiriyor ve yaklaşık 400 HP ve yaklaşık 60 g/km (NEDC sürüş döngüsü) karbondioksit (CO2) emisyonuyla rakipsiz bir güç ve temizliğin kombinasyonu sunuyor. XC90, otomotiv endüstrisindeki en kapsamlı ve teknolojik olarak en üst seviyedeki standart güvenlik paketini sunuyor. Pakette her biri dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan iki güvenlik teknolojisi yer alıyor: Yoldan çıkma koruma paketi ve çarpışma anında otomatik fren özelliği. Yeni XC90, yoldan çıkma durumunda ne olup bittiğini saptıyor ve ön emniyet kemerleri yolcuların pozisyonlarını sabitlemek için sıkılaşıyor. Koltuk ve koltuk çerçevesi arasındaki enerji emilim özelliği otomobil sert bir zemine düşüş yapınca ortaya çıkabilecek dikey güçleri yastıklıyor ve böylece omurga yaralanmalarını engellemeye yardım ediyor. XC90, sürücü bir araçla aniden karşı karşıya gelince otomatik fren yapma teknolojisine sahip dünyadaki ilk otomobil. Bu, hız limitlerinin yüksek olduğu otobanlarda ve yoğun şehir kavşaklarında sıkça karşılaşılabilecek bir durum. Volvo Cars’ın tüm otomatik frenleme fonksiyonlarını kapsayan City Safety-Şehirde Güvenlik Sistemi, yeni XC90’da standart olarak yer alıyor. Sistem, şimdi hem gündüz, hem de gece, otomobilin önündeki araçları, bisikletlileri ve yayaları kapsıyor. Dr.Mertens, “Bu yeni teknolojiler bizi, 2020 yılında içerisinde hiç kimsenin ciddi bir şekilde yaralanmayacağı ya da hayatını kaybetmeyeceği bir Volvo otomobil oluşturma vizyonumuza bir adım daha yaklaştırıyor” diyor. “Güvenlik konusundaki başlangıç noktamız 90 yıl önce şirket kurulduğunda ne ise bugün de aynı: gerçek yaşam durumları. Verileri inceliyoruz. Sayıları bir araya getiriyoruz. Yeni buluşlar geliştiriyoruz. Sonuç, bugüne kadar yapılmış en sağlam otomobillerden biri.” diye ekliyor. Volvo Cars’ın 2020 vizyonuna ulaşmasına üç odak alanı yardım ediyor: güvenlik, bağlanabilirlik ve bağımsız sürüş. Volvo Cars Ürün Strateji ve Araç Hattı Yönetimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Lex Kerssemakers, “XC90 ile kendi kendini süren otomobillere doğru ilk adımı atıyoruz. Aracı dur-kalk trafikte otomatik olarak izleyen yeni bir fonksiyon büyük ölçüde basitleştirilmiş, yarı özerk bir sürüş deneyimi sağlayacak” diyor. XC90’ın içi Volvo için bugüne kadar tasarlanmış en lüks kabin. Bu kabinin en çarpıcı özelliği ise tamamen yeni olan bu araç içi kontrol sisteminin kalbini oluşturan tablet benzeri bir dokunmatik konsolu. Bu sistem hiçbir buton içermiyor ve sürücülere araç kontrolü ve bir dizi internet tabanlı ürün ve hizmete erişmek için tamamen yeni bir yol sunuyor. Ayrıca modern, geniş ve derli toplu bir kabin oluşturulmasına da yardım ediyor. Ingenlath, “Yeni kabin mimarimiz sade ve düzenli, bununla birlikte hâlâ lüks SUV müşterilerinin beklediği sofistike güven ve formaliteyi yansıtıyor. Yalınlık, İskandinav tasarım mirasımızla mükemmel uyum sağlıyor. Bize cömert bir alan açıyor ve modern ve lüks bir iç kabin mimarisi oluşturmamıza fırsat sağlıyor” diyor. Yeni XC90’ın kabini yumuşak deri ve ahşap gibi materyalleri, ünlü İsveçli cam üreticisi Orrefors yapımı kristal vites kolu ve start/stop butonu ile ses kontrolü için elmas kesim kontroller gibi el yapımı detaylarla bir araya getiriyor. İnce işçilik, tüm çalışmaların en önemli odağını oluşturuyor. Gerçek yedi koltuklu, yenilikçi bir şekilde tasarlanmış koltuklar sunuyor, bu koltuklar aynı zamanda hem ikinci hem de üçüncü sıradaki yolcular için araç içi alan sağlıyor. Üçüncü sıradaki koltuklar ise, boyları 170 cm’ye kadar olan iki yolcu için sınıfında lider konfor vaat ediyor. Volvo Cars ses uzmanları ünlü İngiliz ses ekipmanları şirketi Bowers &Wilkins’daki meslektaşları ile güçlerini birleştirdikten sonra, XC90 otomotiv dünyasında yer alan en üst düzey ses sistemlerinden birine sahip oldu. XC90’da yer alan sınıfın en iyisi ses sistemi, 19 adet Bowers &Wilkins hoparlör ve 1400 watt’lık D sınıfı bir amfiden oluşuyor. Sistemde ayrıca bir otomobile entegre edilmiş ilk hava soğutmalı subwooferlardan biri de bulunuyor. Otomobilin gövdesine monte edilen bu sistem tüm iç kabini dev bir subwoofer’a çeviriyor. Hoparlörlerin koordinasyonunda ve zamanlamada son sistem bir ses işlem yazılımı kullanılıyor. Böylelikle otomobilin içerisinde dünya standartlarında bir canlı performans deneyimi hissiyatı sağlanıyor. Yeni XC90, sahibinin otomobili gerçek anlamda kişiselleştirmesine imkan sağlayan bir dizi aksesuara sahip. Dış görünüm için iki ayrı ana tema bulunuyor. • Urban Luxury-Şehir Konforu paketi bir renk koordinasyonlu gövdeyi, ön dekor çerçeveler, yan ve arka koruma plakaları, yan koruyucu plakalar gibi cilalı paslanmaz çelikten detaylarla birleştiriyor.21 inçlik seçkin cilalı jantlar elegant görünümü tamamlıyor. • Rugged Luxury Kit-Dayanıklı Konfor Kit ise tech mat siyah dış makyaj, paslanmaz çelik yan plakalar, aydınlatmalı marşpiyeller ve entegre egzoz boruları gibi ayrıntılarla XC90’ın dayanıklılığını ön plana çıkartıyor. Bu versiyon, eşsiz 22 inçlik jantlarla tamamlanıyor. 2015’in ikinci çeyreğinde Türkiye’de satışına başlanacak Yeni XC90, ilk aşamada D5 AWD 2.0 lt dizel motor, 8 ileri şanzıman ile birlikte “Momentum” olarak adlandırılacak yüksek donanım seviyesi ile sunulacak. Segmentinin üzerinde bir içeriğe sahip olacak Momentum donanım seviyesi, tamamen LED farlar kısa ve uzun aktif farlar, 12,3 inch dijital gösterge paneli, 4 bölgeli elektronik klima, ısıtmalı, elektrikli ve hafızalı sürücü ve yolcu koltuğu, deri döşemeler, 3 koltuk sırası ile birlikte 7 adet koltuk, elektrikli bagaj kapağı, otomatik fren kapasiteli geliştirilmiş City Safety – Şehirde Güvenlik Sistemi, şerit değiştirme uyarısı, park pilot asistanı ile birlikte ön ve arka park sensörleri ve 19″ Momentum aluminyum jantlar gibi birçok özellik içerecek. Yüksek donanımıyla kullanıcılarını memnun edecek olan Yeni XC90 D5 AWD Momentum için tavsiye edilen anahtar teslim fiyatı ise 305.150 TL olacak.
Öyle Hissetmeseniz Bile Aslında Hayatta Başarılı Olduğunuzun 20 Kanıtı
Bazen bu hayatta sadece 'başarısız' olduğunuz şeyleri görebilirsiniz. Sadece kara bulutlar dolanabilir etrafınızda. Bu normal bir histir, ama bambaşka açılardan bakmaya başlamanızın tam zamanıdır artık. 'Küçük şeyler'i sakın göz ardı etmeyin, bir malikanede yaşamıyor olabilirsiniz, milyoner olmayabilirsiniz, arabanız eski model olabilir, işsiz bile olabilirsiniz, bu demek değildir ki siz bir 'başarısız'sınız. Tam aksine, işte ne kadar başarılı olduğunuzun 20 kanıtı.
Reklam
Ağız Kokusuna 3 Adımda Çözüm
“Ağız kokularının yüzde doksanı dildeki bakterilerden oluşur” diyen Dr. Mehmet Öz, ağız kokusunu engellemek için şu 3 öneriyi sunuyor Ağız kokusuna çözüm 1 Sabahları mutlaka bir şeyler yemelisiniz. Uyanır uyanmaz ağızda görülen koku çok normaldir. Geceleri ağız kurur. Bu durum bakterilerin ihtiyaç duyduğu kuru ortamı hazırlar. Kahvaltı, erken saatte ağız kuruluğunun geçmesini sağlayacaktır. Ağız kokusuna çözüm 2 Su için. Susamadığınız zamanlarda bile su içerseniz, ağzınızda yer eden bakterilerin azalmasını sağlarsınız. Ağız kokusuna çözüm 3 Diş ipi kullanın. Ağız kokusu ağız içinin durumunu yansıtan bir göstergedir. Dişlerinizin arasında bulunan bakterileri sadece ve sadece diş ipiyle uzak tutabilirsiniz. Eğer dişi ipi kullanmazsanız yemek parçacıkları, ağzınızdaki bakterileri besleyecek ve ağız kokusunun yayılmasına neden olacaktır. Kaynak: Digiturk.com.tr/droz
Reklam
Erkeklerle Daha İyi Anlaşan Kızların Yaşadığı 17 Dram
Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde, her an, hatta şu an bile binlercesinin yaşandığı bir dramdır. İnsanların gözün önünde gerçekleşen ama kimsenin görmediği sessiz bir çığlıktır. Bir övgü gibi sunulan ama bir dünyayı karartan, kapatan, söndüren bir ifadedir.  -S..erim öyle işi lan!! -Hoop beyler aramızda bayan var ayıp oluyor -Kim? Merve mi? o bizden lan bi'şey olmaz, dimi lan Merve! -Eheh tabi olm Ah be Merve, belli ki grup içindeki erkeklerin birinden hoşlanıyorsun, ona yakın olmak için lanlı lunlu konuşup gruba entegre olmak durumunda kalıyorsun, ama bilmiyor musun ki gün geçtikçe Merve'likten çıkıp bir Ahmet, bir Sacit oluyorsun? Sanıyor musun ki hoşlandığın adam bir Sacit ile birlikte olmak istesin? Neden grubun bir parçası olmak için kendine “o bizden lan” denmesine göz yumuyorsun? Erkek olmak çok mu matah bir şey?  Ah be Merve, senin içinde kopan fırtınaları biliyorum ben. Sırf sevdiğin adama yakın olmak için sana penis takılmasına ses çıkarmayışındaki sessiz çığlıkları duyabiliyorum. Ne zaman ki bir kıza “o bizden” dense bir yerlerde bir kelebeğin öldüğünü, bir çiçeğin solduğunu biliyorum ben. Yapma bunu, kendine testosteron zerk ettirme durduk yere, erkeklerden biri olma, yanında küfür edildiğinde “eheh tabi lan ben de sizdenim” deme Merve, gün geçtikçe salih'leşiyorsun, Necati'leşiyorsun... bunu yapma Merve.
Ayva Çekirdeği Kürü ile Çatlaklara Elveda
Ayva çekirdeği cildin deformasyonunu tamir edici özelliğe sahip bir yiyecektir. Bu özelliği nedeniyle yüzdeki lekelere ve özellikle hamilelikte oluşan çatlaklara uygulanabilir doğal bir tedavi yöntemidir. Cilt uzmanı Suna Dumankaya’nın önerdiği çatlaklar için ayva çekirdeği kürünü; bir adet ayva ve biraz su ile çatlak maskenizi hazırlayabilir ve çatlaklardan kurtulabilirsiniz. bir adet ayva, yeteri kadar su, yeteri kadar hindistan cevizi suyu.Hazırlanışı ve Uygulanışı: Ayvayı ikiye böldükten sonra çekirdeklerini temizleyin. Çekirdeklerini bir bardak içine alın ve üzerine yarıya kadar su doldurun. Bu karışımı sabaha kadar bekletin. Sabah bu karışımı süzün ve içine biraz hindiztan cevizi suyu ekleyin. Karıştırıp, kürü kavanoz içinde bekletin.Çatlaklar için ayva çekirdeği kürü kullanımı: Bilhassa doğumdan sonra görülen çatlaklar üzerinde etkili olan ayva çekirdeği kürü her gün ...devamı için:  724saglik.org/estetik-güzellik
Çocuklar Uyuşturucuyla Katlediliyor
Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü geçtiğimiz günlerde yaptığı uyuşturucu operasyonuyla 14 yaşında bir çocuğu gözaltına almış ve yapılan inceleme sonucu çocuğun çete lideri olduğu tespit edilmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) araştırması, Türkiye'de bonzai kullanımına ilişkin çarpıcı sonuçları ortaya çıkardı. TÜİK araştırmasından derlenen bilgilere göre, Türkiye'de bonzai kullanım yaşının 11'in altına kadar düştüğü ortaya çıktı. Yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde bonzai kullanan çocukların 165'inin yaşı 15-17 aralığında, 42'sinin yaşı 12-14 aralığında, 6'sının yaşı ise 11'in altında olduğu belirlendi. Genç yaşta kalp krizlerini tetikleyen bonzai kullanımı sonrası, kalp ritmi bozukluğu, kan basıncının artması ve böbrek yetmezliği gibi semptomlar görülüyor. Kalp atışlarını hızlandırması nedeniyle kullanıcılarına ölüm korkusu yaşatan bonzai nedeniyle, intihar vakaları da yaşanabiliyor.  Bütün bunlar bize, büyük bir afetle karşı karşıya olduğumuzu söylemektedir. Çocukların uyuşturucu çeteleri tarafından ceza almamak için maşa olarak kullanıldığını, bu sayede çetelerin ceza almamak için hukuku dolandığını belirten CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşegül İslam’a verdiği yazılı soru önergesi ile konuyu Meclis gündemine taşıdı. Tanal, Bakan Ayşegül İslam’a; 1- Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün geçtiğimiz günlerde yaptığı uyuşturucu operasyonuyla 14 yaşındaki A.K. gözaltına alınmış mıdır? Yapılan incelemeler sonucu 14 yaşındaki A.K.’nin şebekelerden birinin liderliğini yaptığı tespit edilmiş midir? 2- 14 yaşındaki bir çocuğun uyuşturucu çetesi lideri olması Bakanlığınızın basiretsiz politikaları sayesinde mi gerçekleşmiştir? Bakanlığınızın çocuklarımızın içinde bulunduğu bu tehlikeli gerçekle ilgili herhangi bir önlem veya kurtarma çalışması var mıdır? 3- Uyuşturucu çeteleri,  reşit olmamış çocukları,  hiç ceza almadan veya en az cezayla suçtan kurtulmak adına maşa olarak kullanmakta mıdır? 14 yaşındaki bir çocuğun, çete liderliğine itilmesindeki asıl sebep hukuku ve ceza kanunlarımızı dolanmak değil midir? 4- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan araştırma sonucu, çok sayıda gencin hayatını yitirmesine sebep olan bonzai kullanımının 11 yaşın altına düştüğü tespiti doğru mudur? 5- Türkiye’de uyuşturucu bulmak son yıllarda daha kolay hale mi gelmiştir? Bu konuyla ilgili bilhassa çocuklar açısından etkin bir denetim neden yapılamamaktadır? 6- Hükümet tekel ürünlerine üst üste zam yapmış, bir çok şeyi yasaklamış fakat bonzai denen maddenin ülkeye sokulmasına göz mü yummuştur? Bu bir politika mıdır? Gençlerimizi ve çocuklarımızı uyuşturucuya yönlendirerek suskun, uyuşmuş bir toplum yaratma amacı mı güdülmektedir? 7- Bakanlığınız uyuşturucuyla mücadele eden sivil toplum kuruluşlarına veya bireylere destek olmakta mıdır? Uyuşturucuyla mücadele kapsamında, Bakanlığınızca gerçekleştirilmiş projeler var mıdır, varsa nelerdir? 8- Bahse konu istatistiklerle Türkiye uyuşturucu batağındadır diyebilir miyiz?  Sorularını yöneltti.
Kabaran Saçlara Pratik Çözümler
Kabaran saçlar bir çok kadının ortak sorunu haline gelmiş durumda. Bunun kesin bir çözümü olmamasına rağmen saçlarınızın kabarmasını birkaç küçük önlemle azaltabilirsiniz. İşte kabarık saçlar için küçük ipuçları ; Duştan sonra saçları fön makinesiyle kurutmak elektriklenip kabarmasına yol açar. Saçlarınızı yazın kendi haline bırakıp kurumasını beklerseniz kabarmasını büyük oranda önlersiniz. Çok kabaran bir saç cinsine sahipseniz, çok kısa modellerden ve katlı kesimler den uzak durun. Kakül kabarık saçlar için diğer yanlış seçim olacaktır. Kabarık saçlı kadınların kakülden uzak durması gerekir. Doğru şampuanları kullanın! Çok kabaran saçlarınız var ise hacim veren şampuanlardan uzak durun. Bunun yerine elektriklenmeyi önleyici şampuanlar tercih edin.
Reklam