Kadınların Korkutan İdrar Kaçırma Rahatsızlıkları
Üroloji Uzmanı Op. Dr. Türker, idrar kaçıran kadınların büyük kısmının utanıp hekime başvurmadığını söyledi.Kadınlarda idrar kaçırma rahatsızlığının buz dağının görünen ucu olduğuna işaret eden Doruk Sağlık Grubu Özel Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Tuğrul Türker, “Kadınlarda idrar kaçırma sıklığının yüzde 17 ile 45 arasında değişmesi bu konunun önemli bir problem olduğunu göstermektedir” dedi.Çaresi Var…İnsanın gayri ihtiyari olarak uygunsuz yer ve zamanda idrar tutamama ve bunun sosyal, fiziki, psikolojik ve hijyenik problemlere yol açmasının idrar inkontinansı (kaçırma) olarak tanımlandığını belirten Op. Dr. Türker, “Çoğu kadın bunu yaşlanmanın ya da kadın olmanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu düşünmektedir. Bu problemin sanıldığının aksine çoğu zaman çaresi bulunabiliyor” diye konuştu.İdrar kaçırma problemi olan kadınların büyük kısmının utanma ya da sosyal etiketlenme korkusu ile uzman bir hekime başvuramadıklarını anlatan Türker, “İdrar kaçırmanın birçok boyutu ile kadınların hayat kalitelerini olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Bu problemin fiziki boyutu, hareket özgürlüğü, kendine bakabilme; duygusal boyutu, depresyon, anksiyete, yılgınlık, kendine güven ve öz saygı kaybına; sosyal boyutu, sosyal ilişkilere girememe, gezmeye ya da eğlenceye çıkamama, özel yakınlaşma yaşayamamaya yol açmaktadır. Halbuki bu uygun teşhis ve tedavilerle mümkündür ve yüzde 90’lara kadar sonuç alınmaktadır” dedi.Doruk Sağlık Grubu Özel Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Tuğrul Türker, “Bu, ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Öncelikle idrar kaçırma tipinin belirlenmesi hastaya hangi tedavinin faydalı olacağı konusunda atılması gereken ilk adımdır. Gülerken, öksürürken veya hapşırırken, yerden veya yataktan kalkarken, ağır yük kadırırken, yürürken veya egzersiz yaparken, tuvalete yetişmeye çalışırken idrar kaçıran veya sık sık sıkışma hissi ile tuvalete giden kadınlarımızın bir an evvel uzman bir hekime müracaat etmeleri gerekir” dedi.
2.4 Milyon Dolarlık Dünyanın En Pahalı Köpeği: Tibet Mastifi
Çin'de, Tibet Mastifi cinsi 80 kiloluk 'Hong Dong' adlı köpek, 2.4 milyon TL satılarak, dünyanın en pahalı köpeği oldu.Çin'de Lu Liang adlı yetiştiriciye ait olan 'Hong Dong' adlı Tibet Mastifi cinsi köpek 945 bin sterline (2.4 milyon TL) satıldı.ÖZEL BİR DİYETLE BESLENİYOR11 aylık kızıl renkteki köpeğin şimdiden 90 santimi aşan bir omuz yüksekliğine ve 80 kilo ağırlığa ulaştığını belirten Lu, köpeğinin tavuk ve biftekten oluşan özel bir diyetle beslendiğini, bu nedenle satış fiyatının makul olduğunu söyledi.Yüzlerce yıldır Tibet Platosu'nda yaşayan Tibet Mastifileri, dünyanın en eski köpek türleri arasında yer alıyor. Son yıllarda Çinli zenginler arasında, safkan bir Çin türü olduğu gerekçesiyle yoğun ilgi gören Tibet Mastifilerinin yavruları yüz binlerce sterline alıcı buluyor. Bundan önce dünyanın en pahalı köpeği unvanı da, 2009 yılında 378 bin sterline alıcı bulan başka bir Tibet Mastifi'nin olmuştu.Tibet Mastifi cinsi köpekler, iri yapılı, kemik yapısı güçlü, sakin yapılarına rağmen yeri geldiğinde saldırgan mizaçlı ve güçlü bir iradeye sahiptirler. Aslında Tibet Mastifi başarılı bir çoban köpeğidir, sürüye yaklaşan kurtlara karşı amansız davranır. Davranışı önceden kestirilemez ve çok zor eğitilir.Tibet Mastif’leri daha 2,5 aylıkken 15 kilo olmaktadırlar ve bu köpeklerin diğer köpek cinslerinin atası ve kralı olduğu belirtilmektedir. Büyüdükleri zaman kusursuz vücutları ve heybetli duruşları ile hep ön planda olmaktadırlar. Tibet Mastif cinsi köpeklerin diğer köpek cinsleri içinde en zeki cins oldukları da bilinir. Oldukça dayanıklı ve güçlü olan bu türün erkeklerinde boy uzunlukları 83 cm e kadar ulaşabilmektedir.Eğer bir Tibet Mastif cinsi köpeğiniz varsa diğer köpek sahiplerini göre çok çok ön planda olacağınızdan emin olabilirsiniz. Artık Avrupa ve ABD’de en çok bu tür köpekler yetiştirilmektedir ve çok pahalı fiyatlara satılmaktadırlar. Meraklısı bulunduğunda bir Tibet Mastif’i bir milyon dolara bile alıcı bulabilmektedir.Haberin tamamı, Dünyanın en pahalı köpeği Tibet Mastifi hakkında bilgi ve fotoğraflar için : Dünyanın en pahalı köpeği
Çanakkale'de Ebola Şüphelisi Hayatını Kaybetti
Çanakkale Boğazı'ndan geçen bir gemide rahatsızlanan ve Ebola şüphesi ile dün hastaneye kaldırılan hasta hayatını kaybetti.Kamerun'dan Tuzla Limanı'na giden “Karşıyaka” isimli Türk bandıralı kargo gemisinde rahatsızlanan ve Ebola şüphesiyle dün Çanakkale Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Yavuz Durmuş (28) gece hayatını kaybetti. Ölümüyle ilgili kesin tanı konamayan Durmuş için savcılık önce otopsi istedi. Bu arada Halk Sağlığı Müdürlüğü yetkilileri, alınan kan örneklerini Ebola şüphesi nedeniyle Ankara’ya gönderdi. Uzun bir süre kesin tanı konamayan Durmuş’un otopsisi için bugün savcı, adli tıp uzmanı ve diğer ilgili uzmanlar bir araya geldi. Kaldırıldığı hastanedeki kan tahlilleri ve diğer tetkikler en ince ayrıntısına kadar değerlendirildi ve sonunda Durmuş’a ‘sıtma’ tanısı kondu. Bununla birlikte otopsiden de vazgeçildi. Mehmet Güler
Yeryüzünün Aniden İnsan Yapılarını Yuttuğu Anlar! İnanılmaz Yerkabuğu Delikleri!
Geçtiğimiz yıllarda, 'yol ortasında açılan çukurlar' oldukça sık rastlanan ve herkesin korktuğu bir fenomen haline geldi. Bu çukurların bazıları küçük ve kısmen zararsız, fakat öyle büyük çukurlar var ki, devasa büyüklükte binalar ve onlarca araba yeryüzünden kaybolabiliyor.Bu büyük çukurlardan bir diğeri, geçtiğimiz günlerde Kırım'da oluştu ve içinde altı kişinin bulunduğu bir arabayı yutarak bu insanların ölümüne sebep oldu. Yol ortasında bu gibi çukurların oluşmasının başlıca sebebi, kireçtaşı veya diğer karbonatlı kayaçlar ile oluşmuş toprak altı kayalarının, asitli yeraltı suları tarafından, veya yoğun yağmur yağışı ile oluşan basınç nedeniyle aşınması ve hareket etmesinden kaynaklanıyor. Dünya üzerinde toprak altı kayaları tehlike arz eden ülkelerin başında Çin, Amerika, Meksika, ve Papua Yeni Gine geliyor. Toprak kayması facialarının en tehlikelileri, büyük şehirlerin orta yerinde meydana gelerek insan yaşamını felç eden ve onlarca kişinin ölümüne neden olan çukurlar. Dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelmiş ve oldukça büyük hasarlara yol açmış çukurların birbirinden ilginç, ve bir o kadar da korkunç fotoğraflarını bu galeride bulabilirsiniz.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı: 'Vahşi Yaşam Yok Oluyor'
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) 2014 Yaşayan Gezegen Raporu, vahşi yaşamda yok olan canlı türlerinin sayısının 'tahmin edilen verilerin çok üzerinde olduğuna' dikkat çekiyor.Rapora göre son 40 yılda, memeliler, kuşlar, sürüngenler, amfibiler (hem karada, hem suda yaşayabilen, 'iki yaşamlılar') ve balıkların nüfusu yaklaşık yüzde 52 oranında düştü.Tatlı su canlılarının sayısı ise yüzde 76 oranında azaldı. Araştırma sonuçları, farklı küresel verilerin birbirleriyle karşılaştırılması sonucu elde edildi.Londra Zooloji (Hayvanbilimi) Topluluğu, iki sene önceki araştırmalarına kıyasla metodolojilerini (araştırma yöntemi) geliştirdiklerini fakat sonuçların tahmin edilenden daha endişe verici olduğunu söyledi.Grup, doğanın canlı türlerinin, yüzde 30 civarında azaldığını tahmin ediyordu. Rakamın ne olduğu bir yana, uzmanlar doğal yaşamın insan faaliyetleri nedeniyle yok olduğuna dikkat çekiyor.Londra Zooloji Topluluğu ve WWF'nin raporunda, insanların ağaçları henüz gelişmeden erken kestikleri, balıkları okyanus döngüsü içinde yeniden üremeden avladıkları, nehirlerden su pompaladıkları ve yağmur daha doldurmadan suları taşıdıkları ve okyanusun, ormanların emebildiği oranlardan daha çok karbon saldıkları belirtiliyor.Yaşam alanları zarar görüyorRaporda bölgelere göre de oranlar veriliyor. Gana'daki aslan nüfusu, son 40 yıl içinde yüzde 90 azaldı.Batı Afrika'da ormanların kesilmesi, fillerin sayısını yüzde 6-7 oranında düşürdü.Nepal'de yaşam alanlarının zarar görmesi ve avlanma nedeniyle, yüzyıl önce 100.000 olan kaplanların da sayısı 3000'e düştü.Yaşayan Gezegen Raporu, 1970'den 2010 yılına kadar 10.000 omurgalı türünü inceledi.Rapor, biyolojik çeşitliliğe en büyük tehdidinin yaşam alanlarının zarar görmesinden kaynaklandığına dikkat çekiyor. WWF, bunun sebebinin de insanların tüketiminden kaynaklandığını söylüyor.Raporda, her ne kadar hayvanlar üzerindeki etkisi tartışmalı olsa da, iklim değişikliğinin de endişe kaynağı olduğu belirtiliyor.WWF'nin doğanın korunması için yürüttüğü kampanyalar arasında, Ruanda'da gorillaların korunması, Brezilya'nın Acre vilayetinde küçük ölçekli çiftçilerin tarım alanlarını yakıp zarar vermelerinin önlenmesi, İngiltere'de doğal yaşamın zengin olduğu Itchen Nehri'nden taşınan su miktarının azalması da yer alıyor.Yeni araştırma yöntemiYaşayan Gezegen Raporu daha önceki hesaplamalarında tüm canlı türlerinin nüfusundaki ortalama düşüşü ölçüyordu.Yeni ağırlıklı metodolojiyle, tüm canlı türlerinin ve bölgelerin toplu nüfus verileri analiz ediliyor.BBC'ye konuşan Londra Zooloji Topluluğu yeni yöntemi şöyle anlatıyor:'Örneğin, belirli bir bölgedeki tüm hesaplamalar kuş nüfusu üzerine yapılmışsa ama bölgedeki omurgalıların çoğunluğu balıksa, o bölgedeki canlı türlerinin nüfusundaki azalmayla ilgili daha kesin bilgi elde etmek istiyorsak, o zaman hesaplamalardaki ağırlığı balık nüfusuna vermek gerekir.''Bölgeler ve deniz, kara, tatlı su çevreleri arasında farklı ağırlıklar uygulanıyor. Yalnızca kullandığımız verilerle ilgili daha ayrıntılı inceleme yapıyoruz.''2008'deki verileri farklı bir metodolojiyle incelediğimizde durumun, o dönem sandığımızdan daha kötü olduğunu ortaya çıkardık. Canlı türlerinin azalmasında uzun vadeli bir akım olduğunu görüyoruz.'Roger HarrabinBBC Çevre uzmanı | BBC Türkçe
Patronun İsteyeceği En Kötü Şey Ne Olabilir?
Verilmiş sadakanız varmış. İşyerinde hepimize sıkıcı ya da hoşumuza gitmeyen görevler verilmiştir mutlaka. Ama inanın çok daha kötüsü olabilirdi…İnanmıyor musunuz? Fikir edinmek için Quora adlı soru-cevap sitesinde “İşyerinde patronun yapmanızı istediği en kötü şey neydi?” sorusuna verilen yanıtlara baktık. İşte onlardan birkaçı…Pis işlerYapılması gereken pis bir iş olduğunda bazı patronlar buna nasıl yaklaşmaları gerektiğini bilir ve astlarına havale eder. Marti LaChance “bir bakkalda rafların altında birikmiş çürüyen fare ölülerini temizlemek” zorunda kalmış.Ancak ismini vermek istemeyen başka birinin başına gelenlerin yanında bu pis iş bile temiz kalıyor. Quora’nın sorusuna cevabında bu kişi şunları anlatıyor:“Büyük bir havayolu şirketinde uçuş görevlisi olarak çalışırken menajerim benden, tuvalette sifonun alıp götüremediği büyük bir dışkı parçasını temizlememi istedi. Üç sürahi kaynar suyla zor parçaladım. Korkunçtu… Kokusu… Görüntüsü… Milyonlarca mikroskobik dışkı parçasının üstüme üstüme geldiğini düşünmek çok fenaydı.'‘Banyo yap!’Matt Wertell ise kirli ve pis kokan bir iş arkadaşına banyo yapmasını söylemek zorunda kalmış. Patronu o halde ona yaklaşmak istemediğinden. Olayı şöyle anlatıyor Wertell:“Üniversiteye giderken bir teorik fizik grubunda çalışıyordum. Çok yer gezdim ama hiçbir yerde deha ile çılgınlık arasında bu grubunki kadar ince bir çizgi görmedim… Bu insanlar, işlerinin düzenli bir parçası olarak, bir denklemle ofise gidip yemeden, içmeden aylarca onu çözmeye uğraşıyor. Bazen banyo yapmayı da unutuyorlar.”Böyle bir ortamda patron ondan bu tuhaf istekte bulunmuş. “Bir genç vardı; en az bir aydır banyo yapmamıştı”. Wertell ona uygun bir şekilde söyleyebilmek için 20 dakika dönüp dolandığını anlatıyor.Ancak bu arkadaş bu ince banyo denklemini anlayamamış. Sonunda Wertell ona sert ültimatomu vermek zorunda kalmış: “Profesör X banyo yapıp temizlenmeden ofise giremeyeceğini söylüyor” demiş. Arkadaşı nihayet durumu anlamış ve yarım saat sonra sorun hallolmuş.Suç ortağı?Üstler bazen astlarını kendi menfur eylemlerinin üstünü örtmek için kullanır. Aaron Wallis de bir keresinde patronunun bir önceki gece kendi masasında kullandığı uyuşturucu artıklarını temizlemek zorunda kalmış.Bu olay basit gibi görünse de ciddi sonuçlar doğurmuş. “İşimi iyi yapmamış olmalıyım ki birkaç gün sonra uçağa binmek için havaalanına gittiğimde güvenlik için bekletilen köpekler kokladı beni ve arama yapmak için soyundurdular,” diyor Wallis.‘Mavi sıvı’Manlio Lo Conte 16 yaşındayken Massachusetts’te bir kuru temizlemecide çalışıyormuş. Görevlerinden biri de kuru temizleme sırasında biriken sıvı atıkların toplandığı depoyu temizlemekmiş. Atığı kovaya doldurduğunda tehlikeli kimyasal maddeleri ne yapması gerektiğini sormuş patrona. “Onun bir kısmı su, bir kısmı da tehlikeli kimyasallar… Kimyasallar mavi renkli. Suyu tuvalete dök, ama mavi maddeyi dökme… Yok yok, aslında onun bir kısmını da dökebilirsin,” olmuş patronun cevabı.“Yani her gün yasadışı bir şekilde ‘mavi sıvı’yı kentin kanalizasyon sistemine akıtıyordum,” diyor Conte.Kötü haber vermekStephen Newton’a ise çok fena bir görev verilmiş. Patronu ondan “10 yakın iş arkadaşından ikisini işten çıkarılmak üzere seçmesini istemiş”.BBC Türkçe
Yanan Alana İkinci Otel
MUĞLA'nın Milas İlçesi'ndeki, 7 yıl önce çıkan yangınla 238 hektarlık ormanlık alanın kül olduğu Güvercinlik Koyu'nda 1000 yatak kapasiteli ikinci otel inşaatına başlandı. Denize yaklaşık 50 metre uzaklıka inşa edilecek ve 60 milyona mal olacak otelin 2017 yılında tamamlanması planlandı.Milas'ın Meşelik Mahallesi sınırları içerisinde yer alan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 'Güvercinlik Turizm Merkezi' olarak belirlenen ormanlık alan 2006 yılında turistik tesis yapılması amacıyla 3 ayrı şirkete 85, 80 ve 95 dönüm olarak tahsis edildi. Tahsis ardından bu bölgede, 15 Temmuz 2007 tarihinde, 3 ayrı noktada birden büyük yangın çıktı. Yangında koruma altındaki Halep çamlarının da yer aldığı 238 hektarlık ormanlık alan kül oldu. Yangından sonra ormanın turistik tesis kurmak için kasten yakıldığı iddialarını gündeme getiren Yurtsever Cephe Bodrum İnisiyatifi, tahsislerin kaldırılması için girişimlerde bulundu. Ancak, bu girişimler sonuçsuz kaldı. 2008 yılında MNG tarafından otel inşaatı çalışmalarına başlanıp, denize dolgu yapıldı.78 DÖNÜMDE İKİNCİ OTEL İNŞAATIİlk otel inşaatının büyük bölümünün tamamlanması ardından bölgede ikinci otel için çalışma başlatıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Meşelik Mahallesi Güvercinlik Koyu Mevkii'nde yer alan, Güvercinlik Turizm Merkezi olarak tahsis edilen 4 numaralı parsel üzerindeki 78 bin 791 metrekarelik arazi üzerinde Güvercinlik Turizm Ticaret Anonim Şirketi tarafından otel yapılması için çalışma başlatıldı. Milas- Bodrum bölgesine, gelen yerli ve yabancı gruplara konaklama, toplantı, spor, eğlence, dinlenme olanaklarını sağlamak amacıyla 1000 yatak ve 490 oda kapasiteli olarak inşa edilecek olan otelin, proje yatırım tutarının 60 milyon lira olduğu belirtildi.Denize yaklaşık 50 metre mesafede inşa edilen ve 2017 yılında tamamlanması planlanan, tesiste ayrıca 1000 kişilik restoran, açık yüzme havuzu, kapalı yüzme havuzu, jakuzi, fitness center, hamam, buhar odası, masaj odaları, sauna, gece kulübü, 200 kişilik konferans salonu, lobi bar, pastane, panoramik asansörler, servis asansörleri, misafir çalışma ofisi, doktor odası, bavul odası, kapalı otopark, erkek ve kadır kuaförü üniteleri yer alacağı açıklandı.Tesis tamamlandığında yaz aylarında 400 personel çalıştırılacağı, bu sayının kışın talebe göre azaltılacağı da öğrenildi. Proje kapsamında, ilerleyen süreçte tesise deniz kıyısı kesiminde iskele yapılması da planlandığı ifade edildi. Milas Belediyesi mücavir alanları içerisinde yer alan tesisin, proje alanına ait imar planı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanacak.Oktay ÇAYIRLI/MİLAS(Muğla), (DHA)
Moda Haftasının Gizli Kahramanlarından 50 Yaratıcı Sokak Stili
Moda haftasında öne çıkan her ne kadar podyumda sergilenen koleksiyonlar olsa da, bizim 'gizli kahramanlar' olarak tabir ettiğimiz, sokak modasının yaratıcıları 'stil ikonları' da birbirinden yaratıcı kombinleriyle adeta ikinci bir podyum yaratıyorlar.İşte; Londra, Milano, New York ve Paris Moda haftalarından sizler için derlediğimiz 50 yaratıcı kombin;
Aral Gölü'nün Yalnızca Adı Kaldı
Bir zamanlar Dünya’nın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü’nda su kalmadı. NASA’dan yayımlanan son uydu görüntüleri göl havzasının tamamen kuruduğunu gözler önüne seriyor. Aral Gölü üzerine uzmanlaşan Philip Micklin bunun 600 yıldır ilk defa meydana geldiğini söyleyip durumun vahametini vurguladı.Aral’ın bu hale gelmesindeki en büyük etken ise SSCB döneminde tarım için gölü besleyen Ceyhun (Amu Derya) ve Seyhun (Siri Derya) nehirlerinin yataklarının değiştirilmesi ve yeterince yağmur yağmaması. Tarım alanlarında kullanılan kimyasalların da iyiden iyiye kirlettiği Aral’ın tuzlu ve kirli hale gelen suyu balıkçılık sektörünü de kötü etkiliyor. Taraf
Belki de Artık İlişkinizi Bitirmenin Zamanı Geldiğini Haykıran 14 İşaret
Gönül ister ki her ilişki, her iki taraf için de mutlu sonla bitsin. Ama maalesef gerçekte durum hiç de bu kadar umutlu değil. Hepimiz biten ilişkilerin içinden geçerek olgunlaşıyor, denize akan nehirler gibi toplana toplana birikiyor sonunda denize kavuşuyoruz. Size akıl verecek değiliz, ancak şu işaretler belirmeye başladığında daha fazla üzülmemek için radikal bir adım atmayı düşünebilirsiniz. Biraz cesaret...
Yaşlıların En Rahat Yaşadığı Ülke Norveç
Dünyada, yaşlı nüfusun yaşaması için en uygun ve rahat ülke sıralamasında Norveç birinci, Afganistan sonuncu, Türkiye ise 96 ülkenin bulunduğu listede 77'nci oldu.Listenin başını çeken Norveç'i, İsveç, İsviçre, Kanada ve Almanya izliyor.Global AgeWatch adlı kuruluş 2014 yılı endeksi için 60 yaş üstü nüfusun sosyal ve ekonomik refahını ölçtü.Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Yaşlılar Günü'nde yayımlananendekste, Avustralya, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika en iyiden, en kötüye giden listenin üst sıralarında yer aldı.Rapora göre, 2050 yılına kadar nüfusun yüzde 21'inin yaşı 60'ın üzerinde olacak.Endeks için, gelir güvencesi, sağlık, kişisel kapasite (kişisel beceriler ve kendi kendine yetebilme) ve 'etkin çevre koşulları' incelendi.Bu alanlar arasında, tek tek yapılan sıralamalarda, Türkiye'nin en iyi olduğu alan 33'üncü sırada olduğu 'gelir güvencesi'.Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun yüzde 88,1'i emekli maaşı alıyor.Türkiye'nin 40'ıncı sırada yer aldığı alan, 'etkin toplumlar ve çevre koşulları'.Yaşlı nüfusun zorda kaldıklarında güvenebilecekleri akrabaları veya arkadaşları olup olmadığının incelendiği 'sosyal bağlar' verilerine bakıldığında da Türkiye'de, 50 yaş üstü nüfusun yüzde 81'nin bu bağlara sahip olduğu görülüyor.Sağlık alanında da Türkiye, geçen sene 66'ıncı sıradayken, bu yıl 52'ye çıktı.Türkiye'nin sıralamada en düşük olduğu alan ise 'yaşlıların kişisel beceriler' ve eğitim.Yaşları 55 ila 64 arasından değişen kesimin yalnızca yüzde 31,9'u çalışıyor ve yaşı 60'ın üzerinde olanların yalnızca yüzde 13,7'sinin yüksek öğrenimi var.Rapora göre, 2050 yılına kadar endeksteki yaklaşık 40 ülkede nüfusun yüzde 30'u 60 yaş veya üzeri olacak.BM, yaşları 60 ve üzeri olanların sayısının 2030 yılında 1.4 milyara ulaşacağını söyledi.Latin Amerika ülkeleri, maşta Meksika ve Peru olmak üzere, yoksul yaşlı nüfusa sağladıkları temel geliri güvenceye alan prim katkısız emekli maaşı uygulamasıyla listenin üst sıralarına çıkabildi.Meksika'da her 10 kişiden yaklaşık 9'u, 65 yaşın üzerinde ve emekli maaşı alıyor.BBC Türkçe
Bir Erkeği Elde Etmenin Cazip Yolları
Erkekleri Tavlama Sanatı…Araştırmlara göre uzun zamandır hoşlandığınız kişiyle bir şekilde tanışma fırsatı yakaladınız ve masum bir tanışma olayını, uzun soluklu bir ilişkiye çevirmek istiyorsunuz. O zaman size vereceğimiz denenmiş, test edilip onaylanmış önerilere bir göz atın derim… Tabii şunuda belirtmeden geçmeyelim, hiç bir yöntem tek başına sihirli bir etki yaratmaz. Oldukça hoşlandığınız bu kişiyi, etkilemek ve kendinize aşık etmek için kontrollü ve soğuk kanlı olmalısınız.Evet gelelim erkekleri elde etmenin denenmiş yollarına… Hemen hemen herkeste işe yaramış olan bu yöntemlerle, onu kendinize aşık etmek sandığınızdan daha kolay olacak…Onunla Her İstediğinde GörüşmeyinSizinle her buluşmak istediğinde koşarak gitmeyin. Bu ilk ve en önemli kurallardan biri. Ailenizle zaman geçireceğinizi ya da kız kıza bir gün geçireceğiniz gibi bahanelerle ertesi gün görüşmeyi teklif edin.Buluşma Yerini Ona BırakmayınBuluşcağınız yeri ya da buluştuktan sonra gideceğiniz yeri ona bırakmayın. Sizin istediğiniz yerlere gidin. Erkekler her zaman yönlendirilmekten hoşlanırlar, tabii çaktırmadığınız sürece…Bakım HerşeydirErkekler sandığınız kadar dikkatsiz değildir. Kadının her zaman bakımlı olmasını isterler. Asla yarım yamalak ojelerle ya da fırçalanmamış dişlerle, onunla görüşmeyin.Egosunu YükseltmeyinErkekler iltifat almaktan hoşlanır, ancak bunu abarttığınızda egosu gereksiz yere tavan yapar ve kendini üstün görmeye başlar. Yani ona her fırsatta yakışıklı olduğunu, muhteşem bir gülüşü olduğunu ya da delici bakışlara sahip olduğunu söylemeyin. Bunun yerine tatlı tatlı onu eleştirin.İmzanızı BırakınOnunla her görüştüğünüzde aynı parfümü kullanın. Unutmayın bu parfüm sizin imzanız olacaktır ve siz olmasınız bile bu koku ona her zaman sizi hatırlatacaktır.Hayır Demekten ÇekinmeyinHayır demeyi beceremiyorum diyenlerdenseniz, bir an önce bunu öğrenmeye çalışın. Ona nazikçe hayır demeyi başarabilirseniz, onun gözünde ulaşılmaz olacaksınız ve size bağlanmaya başlayacaktır.Gizemli OlunKendinizle ilgili herşeyi, ilk buluşmada anlatmayın. O kendisini anlatsın, siz gözlemci ve dinleyici rolünde olun. Bırakın sizi yavaş yavaş kendisi keşfetsin…